Loading...

Loading...
Kitap
62 Hadis
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Medine’ye geldiklerinde hiçbir kimse onları namaz için çağırmıyor namaz vakitlerini kendileri ayarlıyorlardı. Bir gün bu konuyu konuşmaya başladılar, bir kısmı: Hıristiyanların kullandıkları çanı kullanalım dedi. Bazıları ise: Yahudilerin kullandıkları borazanı kullanalım dediler. Bunun üzerine Ömer dedi ki: Bir adam görevlendirseniz de insanları namaza çağırsa olmaz mı? deyince; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Bilal’e: ve insanları namaza çağır) buyurdu. (İbn Mâce, Ezan: 1; Buhârî, Ezan:)
اخبرنا محمد بن اسماعيل، وابراهيم بن الحسن، قالا حدثنا حجاج، قال قال ابن جريج اخبرني نافع، عن عبد الله بن عمر، انه كان يقول كان المسلمون حين قدموا المدينة يجتمعون فيتحينون الصلاة وليس ينادي بها احد فتكلموا يوما في ذلك فقال بعضهم اتخذوا ناقوسا مثل ناقوس النصارى . وقال بعضهم بل قرنا مثل قرن اليهود . فقال عمر رضى الله عنه اولا تبعثون رجلا ينادي بالصلاة . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يا بلال قم فناد بالصلاة
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: sallallahü aleyhi ve sellem), Bilal’e, ezanın sözlerini ikişer defa söylemesini kamette ise tek söylemesini emretti.) (İbn Mâce, Ezan: 1; Tirmizî, Salat:)
اخبرنا قتيبة بن سعيد، قال حدثنا عبد الوهاب، عن ايوب، عن ابي قلابة، عن انس، قال ان رسول الله صلى الله عليه وسلم امر بلالا ان يشفع الاذان وان يوتر الاقامة
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında ezanın sözleri ikişer defa tekrar edilir kamette ise, tek tek söylenirdi, kametteki: kametissalatü)=Namaz başlamak üzeredir= sözü ise iki sefer söylenirdi.) (İbn Mâce, Ezan: 1; Tirmizî, Salat:)
اخبرنا عمرو بن علي، قال حدثنا يحيى، قال حدثنا شعبة، قال حدثني ابو جعفر، عن ابي المثنى، عن ابن عمر، قال كان الاذان على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم مثنى مثنى والاقامة مرة مرة الا انك تقول قد قامت الصلاة قد قامت الصلاة
Ebû Mahzüre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), beni yanına oturtup ezanı bir bir öğretti. İbrahim der ki: Bu bizim okuduğumuz ezan gibiydi. Ona bir de bana tekrar et dedim şöyle dedi: ekber Allahü ekber en lâ ilâhe illallâh (iki defa) enne Muhammeden Rasûlüllâh (iki defa) (iki defa ) (iki defa ) ekber Allahü ekber ilâhe illallâh (İbn Mâce, Ezan: 1; Ebû Dâvûd, Salat:)
اخبرنا بشر بن معاذ، قال حدثني ابراهيم، - وهو ابن عبد العزيز بن عبد الملك بن ابي محذورة - قال حدثني ابي عبد العزيز، وجدي عبد الملك، عن ابي محذورة، ان النبي صلى الله عليه وسلم اقعده فالقى عليه الاذان حرفا حرفا قال ابراهيم هو مثل اذاننا هذا . قلت له اعد على . قال الله اكبر الله اكبر اشهد ان لا اله الا الله مرتين اشهد ان محمدا رسول الله مرتين ثم قال - بصوت دون ذلك الصوت يسمع من حوله - اشهد ان لا اله الا الله مرتين اشهد ان محمدا رسول الله مرتين حى على الصلاة مرتين حى على الفلاح مرتين الله اكبر الله اكبر لا اله الا الله
Ebû Mahzüre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: On dokuz kelimeden, kamet ise: On yedi kelimeden ibarettir.) Ebû Mahzûre bunları saydı da ezan on dokuz kamette on yedi idi. (İbn Mâce, Ezan: 1; Tirmizî, Salat:)
اخبرنا سويد بن نصر، قال انبانا عبد الله، عن همام بن يحيى، عن عامر بن عبد الواحد، حدثنا مكحول، عن عبد الله بن محيريز، عن ابي محذورة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " الاذان تسع عشرة كلمة والاقامة سبع عشرة كلمة " . ثم عدها ابو محذورة تسع عشرة كلمة وسبع عشرة
Ebû Mahzüre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ezanı bana şöyle öğretti: ekber, Allahü ekber, Allahü ekber, Allahü ekber en lâ ilâhe illallah, Eşhedü enlâ ilâhe illallâh enne Muhammeden Rasûlüllâh, Eşhedü enne Muhammeden Rasûlüllâh ales Salâh, Hayye ales Salâh alel Felâh, Hayye alel Felâh ekber Allahü ekber ilâhe illallâh) (Ebû Dâvûd, Salat: 28; İbn Mâce, Ezan:)
اخبرنا اسحاق بن ابراهيم، قال انبانا معاذ بن هشام، قال حدثني ابي، عن عامر الاحول، عن مكحول، عن عبد الله بن محيريز، عن ابي محذورة، قال علمني رسول الله صلى الله عليه وسلم الاذان فقال " الله اكبر الله اكبر الله اكبر الله اكبر اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان محمدا رسول الله اشهد ان محمدا رسول الله ثم يعود فيقول اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان محمدا رسول الله اشهد ان محمدا رسول الله حى على الصلاة حى على الصلاة حى على الفلاح حى على الفلاح الله اكبر الله اكبر لا اله الا الله
Abdullah b. Muhayriz (radıyallahü anh) anlatıyor. Ebû Mahzüre’nin yanında büyümüş bir yetimdim. Beni Şam’a gönderirken kendisine: Ben Şam’a gidiyorum, oradaki insanların bana senin nasıl ezan okuduğunu sormalarından korkarım dedim. Bunun üzerine bana şunları anlattı: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Huneyn savaşından dönerken, biz de bir topluluk olarak Huneyn yolunda ilerliyorduk, yolda Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizimle karşılaşmıştı. Müezzini O’nun yanında namaz için ezan okumaya başlamıştı. Müezzinin sesini işitince, onun okumasıyla alay ederek kendi kendimize onun söylediklerini tekrar etmeye başladık. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bizim sesimizi işitince bizi yanına çağırtmıştı. Huzuruna varınca: duyduğum kimse hanginizdi?) diye sordu: Arkadaşlarım beni göstermişlerdi, bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları göndererek beni yanına alıkoymuştu. Sonra: ezan oku) buyurdu. Hemen ayağa kalktım ve Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana ezanı şöyle öğretti. O kendisi (ezan lafızlarını) söylüyor bana da aynen şöyle söyle diyordu: ekber, Allahü ekber, Allahü ekber, Allahü ekber en lâ ilâhe illallâh, Eşhedü enlâ ilâhe illallâh enne Muhammeden Rasûlüllâh, Eşhedü enne Muhammeden Rasûlüllâh gelince şöyle buyurdu: ve sesini alçaltarak tekrar et en lâ ilâhe illallâh, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh enne muhammaden Rasûlüllâh, Eşhedü enne Muhammeden Rasûlüllâh alessalâh, Hayye alessalâh alel felâh, Hayye alel felâh ekber Allahü ekber Lâ ilâhe illallâh) ezanı okuduktan sonra beni çağırdı ve içinde bir miktar gümüş olan bir kese verdi. Ben de: Allah’ın Rasûlü! Bana Mekke’de ezan okumamı emret) dedim. O da: bu işle görevlendirdim) buyurdu. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Mekke Valisi olan Attab b. Esid’e gelerek, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in emriyle onunla birlikte ezan okudum. (İbn Mâce, Ezan: 2; Dârimi, Salat:)
اخبرنا ابراهيم بن الحسن، ويوسف بن سعيد، - واللفظ له - قالا حدثنا حجاج، عن ابن جريج، قال حدثني عبد العزيز بن عبد الملك بن ابي محذورة، ان عبد الله بن محيريز، اخبره - وكان، يتيما في حجر ابي محذورة حتى جهزه الى الشام - قال قلت لابي محذورة اني خارج الى الشام واخشى ان اسال عن تاذينك فاخبرني ان ابا محذورة قال له خرجت في نفر فكنا ببعض طريق حنين مقفل رسول الله صلى الله عليه وسلم من حنين فلقينا رسول الله صلى الله عليه وسلم في بعض الطريق فاذن موذن رسول الله صلى الله عليه وسلم بالصلاة عند رسول الله صلى الله عليه وسلم فسمعنا صوت الموذن ونحن عنه متنكبون فظللنا نحكيه ونهزا به فسمع رسول الله صلى الله عليه وسلم الصوت فارسل الينا حتى وقفنا بين يديه فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ايكم الذي سمعت صوته قد ارتفع " . فاشار القوم الى وصدقوا فارسلهم كلهم وحبسني فقال " قم فاذن بالصلاة " . فقمت فالقى على رسول الله صلى الله عليه وسلم التاذين هو بنفسه قال " قل الله اكبر الله اكبر الله اكبر الله اكبر اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان محمدا رسول الله اشهد ان محمدا رسول الله " . ثم قال " ارجع فامدد صوتك " . ثم قال " قل اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان محمدا رسول الله اشهد ان محمدا رسول الله حى على الصلاة حى على الصلاة حى على الفلاح حى على الفلاح الله اكبر الله اكبر لا اله الا الله " . ثم دعاني حين قضيت التاذين فاعطاني صرة فيها شىء من فضة فقلت يا رسول الله مرني بالتاذين بمكة . فقال " قد امرتك به " . فقدمت على عتاب بن اسيد عامل رسول الله صلى الله عليه وسلم بمكة فاذنت معه بالصلاة عن امر رسول الله صلى الله عليه وسلم
Ebû Mahzüre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Huneyn’den yola çıkınca, biz de on kişilik bir ekiple onları karşılamaya çıkmıştık. Yolda onların namaz için ezan okuduklarını işitince; ezanlarını taklit ederek onlarla alay etmeye başladık. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizler için: aranızda güzel sesli birinin ezan okuduğunu işittim) diyerek bizleri yanına çağırttı. Bizler de sırayla birer birer ezan okuduk, en son okuyan ise ben idim. Ben ezan okuyunca Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni önüne oturtarak başımı okşayıp Allah mübarek etsin diye üç sefer dua etti sonra şöyle buyurdu: Mekke’de Kâbe’de ezan oku.) Ben de: nasıl okurum, bilmiyorum ki) dedim. Bunun üzerine bana ezan okumayı şimdi okuduğunuz şekilde okumamı öğretti: ekber, Allahü ekber, Allahü ekber, Allahü ekber en lâ ilâhe illallâh, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh enne Muhammeden Rasûlüllâh, Eşhedü enne Muhammeden Rasûlüllâh alessalâh, Hayye alessalâh alel felâh, Hayye alel felâh Hayrun Minennevm, essalât-ü Hayrun Minennevm sabah ezanına ilave etmemi söyledi) ekber Allahü ekber Lâ ilâhe illallâh) de şu şekilde yapmamı öğretti: ekber,Allahü ekber, Allahü ekber, Allahü ekber en lâ ilâhe illallâh, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh enne Muhammeden Rasûlüllâh, Eşhedü enne Muhammeden Rasûlüllâh alessalâh, Hayye alessalâh alel felâh, Hayye alel felâh kamet-is salâtü Kad kamet-is salâh ekber Allahü ekber ilâhe illallâh.) (Dârimi, Salat: 6; İbn Mâce, Ezan:)
اخبرنا ابراهيم بن الحسن، قال حدثنا حجاج، عن ابن جريج، عن عثمان بن السايب، قال اخبرني ابي وام عبد الملك بن ابي محذورة، عن ابي محذورة، قال لما خرج رسول الله صلى الله عليه وسلم من حنين خرجت عاشر عشرة من اهل مكة نطلبهم فسمعناهم يوذنون بالصلاة فقمنا نوذن نستهزي بهم فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " قد سمعت في هولاء تاذين انسان حسن الصوت " . فارسل الينا فاذنا رجل رجل وكنت اخرهم فقال حين اذنت " تعال " . فاجلسني بين يديه فمسح على ناصيتي وبرك على ثلاث مرات ثم قال " اذهب فاذن عند البيت الحرام " . قلت كيف يا رسول الله فعلمني كما توذنون الان بها " الله اكبر الله اكبر الله اكبر الله اكبر اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان محمدا رسول الله اشهد ان محمدا رسول الله اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان محمدا رسول الله اشهد ان محمدا رسول الله حى على الصلاة حى على الصلاة حى على الفلاح حى على الفلاح الصلاة خير من النوم الصلاة خير من النوم " . في الاولى من الصبح قال وعلمني الاقامة مرتين " الله اكبر الله اكبر الله اكبر الله اكبر اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان محمدا رسول الله اشهد ان محمدا رسول الله حى على الصلاة حى على الصلاة حى على الفلاح حى على الفلاح قد قامت الصلاة قد قامت الصلاة الله اكبر الله اكبر لا اله الا الله " . قال ابن جريج اخبرني عثمان هذا الخبر كله عن ابيه وعن ام عبد الملك بن ابي محذورة انهما سمعا ذلك من ابي محذورة
Mâlik b. Huveyris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: oğluyla birlikte Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelmiştim. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize: yolculuğa çıktığınızda ezan okuyun ve kamet getirin, en büyüğünüz de size imam olsun) buyurdu. (Tirmizî, Salat: 151; Buhârî, Ezan:)
اخبرنا حاجب بن سليمان، عن وكيع، عن سفيان، عن خالد الحذاء، عن ابي قلابة، عن مالك بن الحويرث، قال اتيت النبي صلى الله عليه وسلم انا وابن عم لي وقال مرة اخرى انا وصاحب لي فقال " اذا سافرتما فاذنا واقيما وليومكما اكبركما
Mâlik b. Huveyris (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına gelmiştik, hepimiz aşağı yukarı aynı yaşlar da delikanlıydık. Yirmi gün O’nun yanında kaldık. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) çok ince, duygulu, şefkatli ve anlayışlı idi. Bizim ailelerimizi özlediğimizi zannederek geride kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de ailelerimizi bıraktığımızı söyledik ve bize: yanına dönün, onlarla birlikte kalın, onlara dini öğretin. Namaz vakti gelince namaz kılmalarını emredin. Biriniz ezan okusun, yaşça en büyüğünüz de size imam olsun) buyurdu. (Tirmizî, Salat: 151; Buhârî, Ezan:)
اخبرني زياد بن ايوب، قال حدثنا اسماعيل، قال حدثنا ايوب، عن ابي قلابة، عن مالك بن الحويرث، قال اتينا رسول الله صلى الله عليه وسلم ونحن شببة متقاربون فاقمنا عنده عشرين ليلة وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم رحيما رفيقا فظن انا قد اشتقنا الى اهلنا فسالنا عمن تركناه من اهلنا فاخبرناه فقال " ارجعوا الى اهليكم فاقيموا عندهم وعلموهم ومروهم اذا حضرت الصلاة فليوذن لكم احدكم وليومكم اكبركم
Eyyûb (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Amr b. Seleme bana şöyle dedi: Ebû Kılabe hayattadır, onunla görüşmek istemez misiniz? Eyyûb dedi ki: Onunla karşılaştım ve ona sordum, o da şu cevabı verdi. Mekke fethedilince bütün kavimler Müslüman olmak için yarışa girdiler. Bu arada babam da köyümüz halkının Müslüman olduğunu haber vermek için Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gitmişti. O geldiğinde kendisini karşıladık, bize: Vallahi Allah Rasûlünün yanından geliyorum, O şöyle demişti: vakitte şu namazı, şu vakitte şu namazı kılın, namaz vakti gelince biriniz ezan okusun Kur’an’ı en çok bileniniz de size imam olsun.) (Tirmizî, Salat: 151; Buhârî, Ezan:)
اخبرني ابراهيم بن يعقوب، قال حدثنا سليمان بن حرب، قال حدثنا حماد بن زيد، عن ايوب، عن ابي قلابة، عن عمرو بن سلمة، فقال لي ابو قلابة هو حى افلا تلقاه . قال ايوب فلقيته فسالته فقال لما كان وقعة الفتح بادر كل قوم باسلامهم فذهب ابي باسلام اهل حواينا فلما قدم استقبلناه فقال جيتكم والله من عند رسول الله صلى الله عليه وسلم حقا فقال " صلوا صلاة كذا في حين كذا وصلاة كذا في حين كذا فاذا حضرت الصلاة فليوذن لكم احدكم وليومكم اكثركم قرانا
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ezan okuduktan sonra Ümmü Mektum ezan okuyuncaya kadar yiyin için, ikisinin ezanları arasındaki zaman farkı ise birinin inip diğerinin çıkması kadar geçen zamandan ibarettir.) (Buhârî, Ezan: 11; Dârimi, Salat:)
اخبرنا قتيبة، عن مالك، عن عبد الله بن دينار، عن ابن عمر، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان بلالا يوذن بليل فكلوا واشربوا حتى ينادي ابن ام مكتوم
اخبرنا قتيبة، قال حدثنا الليث، عن ابن شهاب، عن سالم، عن ابيه، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " ان بلالا يوذن بليل فكلوا واشربوا حتى تسمعوا تاذين ابن ام مكتوم
اخبرنا قتيبة، قال حدثنا الليث، عن ابن شهاب، عن سالم، عن ابيه، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " ان بلالا يوذن بليل فكلوا واشربوا حتى تسمعوا تاذين ابن ام مكتوم
اخبرنا يعقوب بن ابراهيم، قال حدثنا حفص، عن عبيد الله، عن القاسم، عن عايشة، قالت قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذا اذن بلال فكلوا واشربوا حتى يوذن ابن ام مكتوم " . قالت ولم يكن بينهما الا ان ينزل هذا ويصعد هذا
اخبرنا يعقوب بن ابراهيم، قال حدثنا حفص، عن عبيد الله، عن القاسم، عن عايشة، قالت قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذا اذن بلال فكلوا واشربوا حتى يوذن ابن ام مكتوم " . قالت ولم يكن بينهما الا ان ينزل هذا ويصعد هذا
Hubeyb b. Abdurrahman’ın halası Uneyse (radıyallahü anha)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Mektum ezan okuyunca yiyin için fakat Bilal ezan okuyunca yeme içmeyi bırakın.) (Buhârî, Ezan: 11; Dârimi, Salat:)
اخبرنا يعقوب بن ابراهيم، عن هشيم، قال انبانا منصور، عن خبيب بن عبد الرحمن، عن عمته، انيسة قالت قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذا اذن ابن ام مكتوم فكلوا واشربوا واذا اذن بلال فلا تاكلوا ولا تشربوا
Abdullah b. Mes’ud (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: geceleyin, uykuda olanlarınızı uyandırmak, teheccüt kılanları tekrar yatağa döndürmek için ezan okur yani onun ezanı sabah namazı için değildir.) (Buhârî, Ezan: 13; Dârimi, Salat:)
اخبرنا اسحاق بن ابراهيم، قال انبانا المعتمر بن سليمان، عن ابيه، عن ابي عثمان، عن ابن مسعود، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " ان بلالا يوذن بليل ليوقظ نايمكم وليرجع قايمكم وليس ان يقول هكذا " . يعني في الصبح
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir kimse Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e, sabah namazının vakti hakkında soru sormuştu. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Bilal’e ezan okumasını emretti. Bilal’de tan yeri ağarınca ezan okudu. Ertesi gün ise sabah namazını ortalık aydınlayıncaya kadar geciktirdi sonra emretti, kamet getirilip namaz kılındı ve şöyle buyurdu: bu iki vakit arasındaki zaman sabah namazının vaktidir.) (Buhârî, Ezan: 13; Dârimi, Salat:)
اخبرنا اسحاق بن ابراهيم، قال حدثنا يزيد، قال حدثنا حميد، عن انس، ان سايلا، سال رسول الله صلى الله عليه وسلم عن وقت الصبح فامر رسول الله صلى الله عليه وسلم بلالا فاذن حين طلع الفجر فلما كان من الغد اخر الفجر حتى اسفر ثم امره فاقام فصلى ثم قال " هذا وقت الصلاة
Avn b. Ebi Cuhayfe babasından aktararak şöyle diyor: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına gelmiştim. Bu arada Bilal kalkıp ezan okumaya başladı. Ezanı okurken sağa sola şöyle dönüyordu. (Dârimi, Salat: 8; Tirmizî, Salat:)
اخبرنا محمود بن غيلان، قال حدثنا وكيع، قال حدثنا سفيان، عن عون بن ابي جحيفة، عن ابيه، قال اتيت النبي صلى الله عليه وسلم فخرج بلال فاذن فجعل يقول في اذانه هكذا ينحرف يمينا وشمالا
Abdurrahman b. Abdullah b. Abdurrahman b. ebi Sa’saal (radıyallahü anh)’den, Sârîelmâzinî babasından aktararak şöyle diyor: Ebû Said el Hudrî ona şöyle söylemiş: ki çöl hayatını ve koyunlarını çok seviyorsun. Çölde ve koyunlarının yanında iken ve namaz için ezan okuyacağında sesini yükselt çünkü ezan okuyan kimsenin sesinin ulaştığı yere kadar o sesi işiten cin, insan ve her şey kıyamet günü müezzinin lehine şahitlik yaparlar.) Ebû Said diyor ki: ben, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den aynen bu şekilde işittim. ) (İbn Mâce, Ezan: 5; Ebû Dâvûd, Salat:)
اخبرنا محمد بن سلمة، قال انبانا ابن القاسم، عن مالك، قال قال حدثني عبد الرحمن بن عبد الله بن عبد الرحمن بن ابي صعصعة الانصاري المازني، عن ابيه، انه اخبره ان ابا سعيد الخدري قال له اني اراك تحب الغنم والبادية فاذا كنت في غنمك او باديتك فاذنت بالصلاة فارفع صوتك فانه لا يسمع مدى صوت الموذن جن ولا انس ولا شىء الا شهد له يوم القيامة . قال ابو سعيد سمعته من رسول الله صلى الله عليه وسلم
Ebû Yahya (radıyallahü anh), Ebû Hureyre‘den işitmiş, Ebû Hureyre,de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bizzat ağzından şöyle derken işitmiştir: sesinin ulaştığı yere kadar veya sesinin gürlüğü nisbetince günahları affedilir. Yaş kuru ne varsa sesinin ulaştığı yere kadar ona her şey şahitlik yapar.) (Ebû Dâvûd, Salat: 31; İbn Mâce, Ezan:)
اخبرنا اسماعيل بن مسعود، ومحمد بن عبد الاعلى، قالا حدثنا يزيد، - يعني ابن زريع - قال حدثنا شعبة، عن موسى بن ابي عثمان، عن ابي يحيى، عن ابي هريرة، سمعه من، فم رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " الموذن يغفر له بمد صوته ويشهد له كل رطب ويابس