Loading...

Loading...
Kitap
223 Hadis
Bize Kuteybe b. Saîd b. Cemil b. Tarifes-Sakafî ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Cerîr, Umara b. Ka'kaâ'dan, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : — Benim güzel sohbet etmeme insanların en lâyık olanı kimdir? diye sordu. «Annendir!» buyurdular. — Sonra kimdir? dedi. «Sonra annendir!» buyurdu. — Sonra kimdir? dedi. «Sonra annendir!» buyurdu. — Sonra kimdir? dedi. «Sonra babandır!» buyurdu, Kuteybe'nin hadîsinde: «Benim güzel sohbet etmeme en lâyık kimdir?» cümlesi vardır. İnsanları anmamıştır
حدثنا قتيبة بن سعيد بن جميل بن طريف الثقفي، وزهير بن حرب، قالا حدثنا جرير، عن عمارة بن القعقاع، عن ابي زرعة، عن ابي هريرة، قال جاء رجل الى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال من احق الناس بحسن صحابتي قال " امك " . قال ثم من قال " ثم امك " . قال ثم من قال " ثم امك " . قال ثم من قال " ثم ابوك " . وفي حديث قتيبة من احق بحسن صحابتي ولم يذكر الناس
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' El-Hemdânî rivayet etti, (Dediki): Biae İbni Fudayl babasından, o da Umara b. Ka'kaâ'dan, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Bir adam: — Yâ Resûlallah! Benim güzel sohbet etmeme en lâyık kimdir? diye sordu, «Annen, sonra annen, sonra annen, sonra babandırl Sonra sana en yakın, en yakın olanlardır!» buyurdular
حدثنا ابو كريب، محمد بن العلاء الهمداني حدثنا ابن فضيل، عن ابيه، عن عمارة، بن القعقاع عن ابي زرعة، عن ابي هريرة، قال قال رجل يا رسول الله من احق بحسن الصحبة قال " امك ثم امك ثم امك ثم ابوك ثم ادناك ادناك
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Umâra ile İbni Şübrüme'den, onlar da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi diyerek Cerîr'in hadîsi gibi rivayet etmiş. Şunu da ziyâde eylemiştir: «Bunun üzerine : «Evet! Baba hakkı için sana mutlaka haber verilecektir!» buyurdular.»
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا شريك، عن عمارة، وابن، شبرمة عن ابي، زرعة عن ابي هريرة، قال جاء رجل الى النبي صلى الله عليه وسلم . فذكر بمثل حديث جرير وزاد فقال " نعم وابيك لتنبان
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Talha rivayet etti. H. Bana Ahmed b. Hiraş da rivayet etti. (Dediki): Bize Habban rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. Her iki râvi İbni Şübrüme'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Vüheyb'in hadîsinde: «Kime iyilik edeyim.» Muhammed b. Talha'nın hadîsinde ise : «Tarafımdan güzel sohbet edilmeye insanların hangisi en lâyıktır.» cümleleri vardır. Sonra râvi Cerîr'in hadîsi gibi nakletmiştir
حدثني محمد بن حاتم، حدثنا شبابة، حدثنا محمد بن طلحة، ح وحدثني احمد، بن خراش حدثنا حبان، حدثنا وهيب، كلاهما عن ابن شبرمة، بهذا الاسناد في حديث وهيب من ابر وفي حديث محمد بن طلحة اى الناس احق مني بحسن الصحبة ثم ذكر بمثل حديث جرير
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerkî): Bize Vekî', Süfyân'dan, o da Habîb'den naklen rivayet etti, H. Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yâni İbnü Saîd El-Kattân) Süfyân ile Şu'be'den rivayet etti. (Demişlerki): Bize Habîb, Ebû'l-Abbâs'dan, o da Abdullah b. Amr'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e cihâd için izin istemeye geldi. Bunun üzerine (ona) : «Ebeveynin sağ mı?» diye sordu. Adam: — Evet! dedi. «O halde onlar hakkında cihâd et!» buyurdular
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وزهير بن حرب، قالا حدثنا وكيع، عن سفيان، عن حبيب، ح وحدثنا محمد بن المثنى، حدثنا يحيى، - يعني ابن سعيد القطان - عن سفيان، وشعبة قالا حدثنا حبيب، عن ابي العباس، عن عبد الله بن عمرو، قال جاء رجل الى النبي صلى الله عليه وسلم يستاذنه في الجهاد فقال " احى والداك " . قال نعم . قال " ففيهما فجاهد
{M-6} Bize Saîd b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Yezîd b. Ebî Habîb'den naklen haber verdi. Ona da Ümmü Seleme'nin âzâdlısı Nâim rivayet etmişki, Abdullah b. Amr b. Âs şunu söylemiş : Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir adam gelerek: — Sana hicret ve cihâd şartı ile bey'at ediyorum. Ecri Allah'dan dilerim; dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Annenle babandan sağ biri var mı?» diye sordu. Adam : — Evet! Hattâ ikisi de! cevâbını verdi. «Allah'dan ecir diler misîn?» dedi. Adam: — Evet! cevâbını verdi, «O halde hemen annenle babana dön! Ve onlara güzel sohbette bulun!» buyurdular
حدثنا سعيد بن منصور، حدثنا عبد الله بن وهب، اخبرني عمرو بن الحارث، عن يزيد بن ابي حبيب، ان ناعما، مولى ام سلمة حدثه ان عبد الله بن عمرو بن العاص قال اقبل رجل الى نبي الله صلى الله عليه وسلم فقال ابايعك على الهجرة والجهاد ابتغي الاجر من الله . قال " فهل من والديك احد حى " . قال نعم بل كلاهما . قال " فتبتغي الاجر من الله " . قال نعم . قال " فارجع الى والديك فاحسن صحبتهما
Bize Şeyban b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğîra rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd b. Hilâl, Ebû Râfi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, şöyle demiş: Cüreyc bir manastırda ibadet ediyordu. Derken annesi geldi. Humeyd demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in annesi onu çağırdığı vakit, elini nasıl kaşının üstüne koyduğunu, sonra başını ona kaldırarak çağırdığını tavsif buyurmasını Ebû Hureyre'nin nasıl gösterdiğini bize Ebû Râfi' tavsif etti. Annesi şöyle demiş : — Yâ Cüreyc! Ben senin annenim, benimle konuş! Annesi ona namaz kılarken tesadüf etmiş. Cüreyc : — Allahım! Biri annem, biri namazım! demiş ve namazını tercih etmiş. Bunun üzerine annesi dönmüş. Sonra ikinci defa tekrar gelerek: — Yâ Cüreyc! Ben senin annenim. Binâenaleyh benimle konuş! demiş. Cüreyc: — Allahım! Biri annem, biri namazım! demiş ve (yine) namazını tercih etmiş. Annesi de: — Allahım! Şüphesiz bu Cüreyc'dir. O benim oğlumdur. Kendisiyle konuştum, fakat o benimle konuşmayı kabul etmedi. Allahım! Ona fahişeleri göstermedikçe canını alma! demiş. Humeyd : Annesi onun fahişe fitnesine düşmesi için duâ etseydi, bu fitneye düşerdi, demiş. (Ve sözüne devamla...) Şunları söylemiş: Bir koyun çobanı onun manastırına sığınırmış. Derken köyden bir kadın çıkmış ve onunla çoban zina etmiş. Kadın hâmile kalmış. Ve bir oğlan doğurmuş. Kendisine : — Bu ne? demişler. — Şu manastırın sâhibindendir, demiş. Bunun üzerine köylüler baltalarıyla, bel kürekleriyle gelmişler ve Cüreyc'e seslenmişler. Fakat onu namaz kılarken bulmuşlar. Bu sebeple onlarla konuşmamış. Manastırını yıkmağa başlamışlar. Bunu görünce yanlarına inmiş. Kendisine : — Şu kadına sor! demişler. O da gülümsemiş. Sonra bebeğin başını sıvazlayarak : — Senin baban kim? demiş. Bebek : — Benim babam koyun çobanıdır!., demiş. Köylüler çocuktan bunu işitince (Cüreyc'e) : — Senin manastırından yıktığımız yeri altın ve gümüşle bina edelim, demişler. O: — Hayır! Lâkin siz onu eskisi gibi toprakla yapın! demiş. Sonra manastıra çıkmış
حدثنا شيبان بن فروخ، حدثنا سليمان بن المغيرة، حدثنا حميد بن هلال، عن ابي رافع، عن ابي هريرة، انه قال كان جريج يتعبد في صومعة فجاءت امه . قال حميد فوصف لنا ابو رافع صفة ابي هريرة لصفة رسول الله صلى الله عليه وسلم امه حين دعته كيف جعلت كفها فوق حاجبها ثم رفعت راسها اليه تدعوه فقالت يا جريج انا امك كلمني . فصادفته يصلي فقال اللهم امي وصلاتي . فاختار صلاته فرجعت ثم عادت في الثانية فقالت يا جريج انا امك فكلمني . قال اللهم امي وصلاتي . فاختار صلاته فقالت اللهم ان هذا جريج وهو ابني واني كلمته فابى ان يكلمني اللهم فلا تمته حتى تريه المومسات . قال ولو دعت عليه ان يفتن لفتن . قال وكان راعي ضان ياوي الى ديره - قال - فخرجت امراة من القرية فوقع عليها الراعي فحملت فولدت غلاما فقيل لها ما هذا قالت من صاحب هذا الدير . قال فجاءوا بفيوسهم ومساحيهم فنادوه فصادفوه يصلي فلم يكلمهم - قال - فاخذوا يهدمون ديره فلما راى ذلك نزل اليهم فقالوا له سل هذه - قال - فتبسم ثم مسح راس الصبي فقال من ابوك قال ابي راعي الضان . فلما سمعوا ذلك منه قالوا نبني ما هدمنا من ديرك بالذهب والفضة . قال لا ولكن اعيدوه ترابا كما كان ثم علاه
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki); Bize Cerîr b. Hâzİm haber verdi. (Dediki): Bize Muhammed b. Sirin, Ebû Hureyıe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuş: «Beşikte yalnsz üç kişi konuşmuştur: Biri Meryem'in oğlu İsâ, diğeri Cüreyc'in arkadaşı. Cüreyc âbid bir adamdı. Bîr manastır yaptırdı. Onun içinde yaşıyordu. Derken annesi geldi, Cüreyc namaz kılıyordu. Ve : — Yâ Cüreyc! dedi. Cüreyc : — Yâ Rabbi! Annem ve namazım! Dedi. Ve namazına yöneldi. Annesi gitti. Ertesi gün olunca ona tekrar geldi. Cüreyc namaz kılıyordu : — Yâ Cüreyc! diye seslendi. Cüreyc : — Yâ Rabbi! Annem ve namazım! dedi. Ve yine namazına yöneldi. Annesi gitti. Ertesi gün olunca tekrar geldi. Cüreyc namaz kihyordu. — Yâ Cüreyc! diye seslendi. Cüreyc : — Ey Rabbîm! Annem ve namazım! dedi. Ve yine namazına yöneldi. Annesi : — Allâhım! Fahişelerin yüzünü görmedikçe, bunun canını alma! diye dua etti. Derken Benî israil Cüreyc'i ve ibadetini müzâkere ettiler. Fahişe bir kadın vardı. Ki güzelliği dillere destan olmuştu. (Bu kadın) : __ İsterseniz sizin için onu fitneye düşürüvereyim, dedi. Ve ona sataştı. Fakat Cüreyc kendisine iltifat göstermedi. Müteakiben kadın Cüreyc'in manastırında mekân tutan bir çobana geldi. Ve ona kendisiyle zina imkânını verdi. O da onunla zina etti. Kadın hâmile kaldı. Doğurduğu vakit : — Bu çocuk Cüreyc'dendir! dedi. (Köylüler) Cüreyc'e gelerek onu aşağı indirdiler. Ve manastırını yıktılar. Kendisini de dövmeye başladılar. Bunun üzerine Cüreyc : — Size ne oluyor? dedi. __ Bu fahişe ile zina ettin ve senden çocuk doğurdu, dediler. Cüreyc : __ Çocuk nerede? diye sordu. Hemen onu getirdiler. Cüreyc : — Beni bırakın da namaz kılayım! dedi. Ve namaz kıldı. Namazdan çıktıktan sonra çocuğa gelerek onun karnına dokundu ve : — Ey çocuk! Senin baban kimdir? dedi. Çocuk : — Filân çobandır, cevâbını verdi. Bunun üzerine köylüler Cüreyc'e yöneldiler. Onu öpüyor ve sıvazlıyorlardı. — Sana manastırını altından yapalım, dediler. O : — Hayır! Onu eskisi gibi çamurdan yapın, dedi. Onlar da yaptilai. Üçüncüsü: Bir zamanlar bir çocuk annesini emiyordu. (Oradan) Şahlanmış bir ata binmiş, kılık kıyafeti güzel bir adam geçti. Çocuğun annesi : — Allah'ım! Oğlumu bunun gibi yap! diye duâ etti. Çocuk hemen memeyi bırakt. Ve adama doğru dönerek ona baktı da : — Allahım! Beni bunun gibi yapma! dedi. Sonra memesine dönerek emmeye başladı. Ebû Hureyre: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şehadet parmağı ağzında ve onu emmeye başlayarak çocuğun nasıl emdiğini anlatmasını hâlâ görür gibiyim, demiş. Buyurmuşlar ki: (Sonra) Oradan bir câriye geçirdiler. Sahipleri onu dövüyor ve: Sen zina ettin! Çaldın! diyorlardı. Câriye ise : — Bana Allah yeter! O ne güzel vekildir, diyordu. Çocuğun annesi: Allah'ım! Oğlumu bu câriye gibi yapma! diye duâ ettî. Çocuk hemen emmeyi bıraktı ve cariyeye bakarak : — Allah'ım! Beni bu câriye gibi yap! dedi. Artık burada konuşmaya başladılar. Anne dedi ki : — Boğazı tıkanası! Güzel kıyafeti bir adam geçti. Ben: Allah'ım! Oğlumu bunun gibi yap! dedim. Sen: Allahım! Beni bunun gibi yapma! dedin. Bu cariyeyi döverek ve: Sen zina ettin! Çaldın! diyerek yanımızdan geçirdiler. Ben: Allahım! Oğlumu bunun gibi yapma! diye duâ ettim. Sen: Allah'ım! Beni bunun gibi yap! dedin. Çocuk şu karşılığı verdi : — O adam bir zâlim idi. Bundan dolayı: Allah'ım! Beni onun gibi yapma! dedim. Bu cariyeye ise: Sen zina ettin! diyorlar. Halbuki zina etmemiştir. Çaldın! diyorlar. Halbuki çalmamtşiır. Bu sebeple: Allah'ım! Beni bunun gibi yap! dedim
Bize Şeybân b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün!» buyurmuşlar. — Kimin yâ Resûlallah? diye sorulmuş. «İhtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahut her ikisine yetişip de, onlar sebebiyle cennete giremeyenin!» buyurmuşlar
حدثنا شيبان بن فروخ، حدثنا ابو عوانة، عن سهيل، عن ابيه، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " رغم انف ثم رغم انف ثم رغم انف " . قيل من يا رسول الله قال " من ادرك ابويه عند الكبر احدهما او كليهما فلم يدخل الجنة
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün!» buyurdular. — Kimin yâ Resûlallalı? denildi. «ihtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahud her ikisine yetişip de, sonra cennete giremeyenin!» buyurdular
حدثنا زهير بن حرب، حدثنا جرير، عن سهيل، عن ابيه، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " رغم انفه ثم رغم انفه ثم رغم انفه " . قيل من يا رسول الله قال " من ادرك والديه عند الكبر احدهما او كليهما ثم لم يدخل الجنة
{m-10} Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Mahled, Süleyman b. Bilâl'den naklen rivayet elti. (Demişki): Bana Süheyl, babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç defa: «Burnu yere sürünsün!» buyurdular. Sonra râvi yukarki hadîsin mislini rivayet etmiştir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا خالد بن مخلد، عن سليمان بن بلال، حدثني سهيل، عن ابيه، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " رغم انفه " . ثلاثا ثم ذكر مثله
Bana Ebû't-Tahîr Ahmed b. Amr b. Şerh rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehh haber verdi. (Dediki): Bana Saîd b. Ebî Eyyûb, Velid b. Ebi'l-Velid'den, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdikî, Bedevilerden bir adam, kendisine Mekke yolunda rastlamış. Abdullah ona selam vermiş ve kendisini binmekte olduğu bir eşeğe bindirmiş. Başında bulunan bir sarığı da ona vermiş, İbnü Dinar demiş ki: Biz kendisine : — Allah hayrını versin! Bunlar bedevilerdir; bunlar aza da razı olurlar, dedik. Bunun üzerine Abdullah şunu söyledi: __ Bunun babası Ömer b. Hattab'ın dostu idi. Hakikaten ben Resûlullah (Sallalluhu Aleyhi ve Sellem)'i : «Şüphesiz ki, iyiliğin en iyisi, evlâdın baba dostlarını sılada bulunmasıdır.» buyururken işittim
حدثني ابو الطاهر، احمد بن عمرو بن سرح اخبرنا عبد الله بن وهب، اخبرني سعيد بن ابي ايوب، عن الوليد بن ابي الوليد، عن عبد الله بن دينار، عن عبد الله بن عمر، ان رجلا، من الاعراب لقيه بطريق مكة فسلم عليه عبد الله وحمله على حمار كان يركبه واعطاه عمامة كانت على راسه فقال ابن دينار فقلنا له اصلحك الله انهم الاعراب وانهم يرضون باليسير . فقال عبد الله ان ابا هذا كان ودا لعمر بن الخطاب واني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ان ابر البر صلة الولد اهل ود ابيه
Bana Ebû't-Tâhir rivayet etti. (Dodiki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Hayve b, Şureyh, İbni'l-Hâd'dan, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İyiliğin en iyisi, kişinin baba dostuna sılada bulunmasıdır.» buyurdular
حدثني ابو الطاهر، اخبرنا عبد الله بن وهب، اخبرني حيوة بن شريح، عن ابن، الهاد عن عبد الله بن دينار، عن عبد الله بن عمر، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " ابر البر ان يصل الرجل ود ابيه
Bize Hasen b. Ali El-Hulvânî rivâyet etti. (Dediki): Bize Ya'kub b ibrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize babamla Leys b Sa'd hep birden Yezid b. Abdillah b. Usame b. Hâd'dan, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiki, Kendisinin bir eşeği varmış. Mekke'ye çıktığında deveye binmekten bıktığı zaman onun üzerinde rahatlanırımış. Bir de başına sardığı sarığı varmış. Bir gün bu eşeğin üzerinde iken aniden yanından bir bedevi geçmiş. Abdullah (ona) : — Sen filân oğlu filânın oğlu değil misin? diye sormuş. Bedevi : — Evet! cevâbını vermiş. Abdullah hemen eşeği ona vermiş. Ve : — Buna bin! demiş. Sarığı dahi vererek : — Bunu başına sar! demiş. Bunun üzerine arkadaşlarından biri Abdullah'a : — Allah sana mağfiret buyursun. Bu bedeviye üzerinde rahatlandığın bir eşek verdin. Bir de sarık verdin ki, onu kendi başına sarıyordun, demiş. Abdullah ; — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kişinin babası öldükten sonra baba dosîlarına sılada bulunması, iyiliğin en iyisindendir.» buyururken işittim. Bunun babası da Ömer'in dostu idi, demiş
حدثنا حسن بن علي الحلواني، حدثنا يعقوب بن ابراهيم بن سعد، حدثنا ابي، والليث بن سعد جميعا عن يزيد بن عبد الله بن اسامة بن الهاد، عن عبد الله بن دينار، عن ابن عمر، انه كان اذا خرج الى مكة كان له حمار يتروح عليه اذا مل ركوب الراحلة وعمامة يشد بها راسه فبينا هو يوما على ذلك الحمار اذ مر به اعرابي فقال الست ابن فلان بن فلان قال بلى . فاعطاه الحمار وقال اركب هذا والعمامة - قال - اشدد بها راسك . فقال له بعض اصحابه غفر الله لك اعطيت هذا الاعرابي حمارا كنت تروح عليه وعمامة كنت تشد بها راسك . فقال اني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ان من ابر البر صلة الرجل اهل ود ابيه بعد ان يولي " . وان اباه كان صديقا لعمر
Bana Muhammed b. Hatim b. Meymûn rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Mehdî, Muaviye b. Salih'den, o da Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da babasından, o da Nevvas b. Sem'an El-Ensarî'den naklen rivayet etti. {Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e birr ve günah'ı sordum da şöyle buyurdular : «Birr, ahlakın güzelliğidir. Günah ise, kalbinde gıcık yapan ve başkalarının muttali olmasından hoşlanmadığın şeydir.»
حدثني محمد بن حاتم بن ميمون، حدثنا ابن مهدي، عن معاوية بن صالح، عن عبد الرحمن بن جبير بن نفير، عن ابيه، عن النواس بن سمعان الانصاري، قال سالت رسول الله صلى الله عليه وسلم عن البر والاثم فقال " البر حسن الخلق والاثم ما حاك في صدرك وكرهت ان يطلع عليه الناس
Bana Harun b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Muaviye (yani İbni Salih) Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da babasından, o da Nevvas b. Sem'an'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e birlikte Medine'de bir sene kaldım. Sual sormaktan başka beni hicretten men eden bir şey yoktu. Bizden bîrimiz hicret etti mi, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir şey sormazdı. Ben kendisine birr ve günah'ı sordum. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Birr, ahlak güzelliğidir. Günah ise, kalbinde gıcık yapan ve başkalarının muttali olmasını istemediğin şeydir.» buyurdular
حدثني هارون بن سعيد الايلي، حدثنا عبد الله بن وهب، حدثني معاوية، - يعني ابن صالح - عن عبد الرحمن بن جبير بن نفير، عن ابيه، عن نواس بن سمعان، قال اقمت مع رسول الله صلى الله عليه وسلم بالمدينة سنة ما يمنعني من الهجرة الا المسالة كان احدنا اذا هاجر لم يسال رسول الله صلى الله عليه وسلم عن شىء - قال - فسالته عن البر والاثم فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " البر حسن الخلق والاثم ما حاك في نفسك وكرهت ان يطلع عليه الناس
Bize Kuteybe b. Saîd b. Cemil b. Tarif b. Abdillah Es-Sekafî ile Muhammed b. Abbâd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hatim (bu zât İbni İsmail'dir), Muâviye'den rivayet etti. Bu zât Benî Hâşim'iıı azatlısı İbni Ebî Müzerrid'dir. (Demişki): Bana amcam Ebû'l-Hubab Saîd b. Yesâr, Ebû Hureyre'den rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Şüphesiz Allah mahlûkatı yaratmıştır. Onlardan fariğ olduğu vakit rahm ayağa kalkmış : Bu, kat' edilmekten sığınanın makamıdır, demiş. ALLAH Teâlâ : Evet! Sana sıla yapana, benim sıla yapmama; senden alâkayı kesene, benim de alâkayı kesmeme razı değil misîn? buyurmuş. Rahm: Evet, razıyım, demiş. ALLAH Teâiû da : Bu sana verilmiştir.» buyurmuştur. Bundan sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İsterseniz: (Demek siz iş başına gelecek olursanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaksınız ve akrabalık bağlarınızı koparacaksınız öyle mi? İşte onlar, Allah'ın lanetlediği, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir. Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var?} [Muhammed 22'den-24'e] âyet-i karîme'sini oküyuverin!» buyurdular
حدثنا قتيبة بن سعيد بن جميل بن طريف بن عبد الله الثقفي، ومحمد بن عباد، قالا حدثنا حاتم، - وهو ابن اسماعيل - عن معاوية، - وهو ابن ابي مزرد مولى بني هاشم - حدثني عمي ابو الحباب، سعيد بن يسار عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان الله خلق الخلق حتى اذا فرغ منهم قامت الرحم فقالت هذا مقام العايذ من القطيعة . قال نعم اما ترضين ان اصل من وصلك واقطع من قطعك قالت بلى . قال فذاك لك " . ثم قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اقرءوا ان شيتم { فهل عسيتم ان توليتم ان تفسدوا في الارض وتقطعوا ارحامكم * اوليك الذين لعنهم الله فاصمهم واعمى ابصارهم * افلا يتدبرون القران ام على قلوب اقفالها}
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekr'indir. (Dedilerki): Bize Vekî', Muâviye b. Ebî Müzerrid'den, o da Yezid b. Rûmân'dan, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Rahim Arş'a asılıdır. Beni sıla edeni, Allah sıla eylesin! Beni (mle alâkayı) keseni Allah da kat' etsin! der.» buyurdular. İZAH 2556 DA
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وزهير بن حرب، - واللفظ لابي بكر - قالا حدثنا وكيع، عن معاوية بن ابي مزرد، عن يزيد بن رومان، عن عروة، عن عايشة، قالت قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " الرحم معلقة بالعرش تقول من وصلني وصله الله ومن قطعني قطعه الله
Bana Züheyr b. Harb ile İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyân, Zührî'den, o da Muhammed b. Cübeyr b. Mut'im'den, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Sılayı terk eden cennete giremez!» buyurmuşlar. İbnü Ebî Ömer şunu söyledi: «Süfyân: Sıla-i rabimi terkedeni kasdediyor; dedi.»
حدثني زهير بن حرب، وابن ابي عمر، قالا حدثنا سفيان، عن الزهري، عن محمد، بن جبير بن مطعم عن ابيه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " لا يدخل الجنة قاطع " . قال ابن ابي عمر قال سفيان يعني قاطع رحم
Bana Abdullah b. Muhammed b. Esma' Ed-Dubaî rivayet etti. (Dediki): Bize Cüveyriye, Mâlik'den, o da Zührî'den naklen rivayet etti. Ona da Muhammed b. Cübeyr b. Mut'inı haber vermiş. Ona da babası haber vermişki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sila-i rahimi kesen cennete giremez!» buyurmuşlar
حدثني عبد الله بن محمد بن اسماء الضبعي، حدثنا جويرية، عن مالك، عن الزهري، ان محمد بن جبير بن مطعم، اخبره ان اباه اخبره ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " لا يدخل الجنة قاطع رحم
حدثنا زهير بن حرب، حدثنا يزيد بن هارون، اخبرنا جرير بن حازم، حدثنا محمد بن سيرين، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " لم يتكلم في المهد الا ثلاثة عيسى ابن مريم وصاحب جريج وكان جريج رجلا عابدا فاتخذ صومعة فكان فيها فاتته امه وهو يصلي فقالت يا جريج . فقال يا رب امي وصلاتي . فاقبل على صلاته فانصرفت فلما كان من الغد اتته وهو يصلي فقالت يا جريج فقال يا رب امي وصلاتي فاقبل على صلاته فانصرفت فلما كان من الغد اتته وهو يصلي فقالت يا جريج . فقال اى رب امي وصلاتي . فاقبل على صلاته فقالت اللهم لا تمته حتى ينظر الى وجوه المومسات . فتذاكر بنو اسراييل جريجا وعبادته وكانت امراة بغي يتمثل بحسنها فقالت ان شيتم لافتننه لكم - قال - فتعرضت له فلم يلتفت اليها فاتت راعيا كان ياوي الى صومعته فامكنته من نفسها فوقع عليها فحملت فلما ولدت قالت هو من جريج . فاتوه فاستنزلوه وهدموا صومعته وجعلوا يضربونه فقال ما شانكم قالوا زنيت بهذه البغي فولدت منك . فقال اين الصبي فجاءوا به فقال دعوني حتى اصلي فصلى فلما انصرف اتى الصبي فطعن في بطنه وقال يا غلام من ابوك قال فلان الراعي - قال - فاقبلوا على جريج يقبلونه ويتمسحون به وقالوا نبني لك صومعتك من ذهب . قال لا اعيدوها من طين كما كانت . ففعلوا . وبينا صبي يرضع من امه فمر رجل راكب على دابة فارهة وشارة حسنة فقالت امه اللهم اجعل ابني مثل هذا . فترك الثدى واقبل اليه فنظر اليه فقال اللهم لا تجعلني مثله . ثم اقبل على ثديه فجعل يرتضع . قال فكاني انظر الى رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو يحكي ارتضاعه باصبعه السبابة في فمه فجعل يمصها . قال ومروا بجارية وهم يضربونها ويقولون زنيت سرقت . وهي تقول حسبي الله ونعم الوكيل . فقالت امه اللهم لا تجعل ابني مثلها . فترك الرضاع ونظر اليها فقال اللهم اجعلني مثلها . فهناك تراجعا الحديث فقالت حلقى مر رجل حسن الهيية فقلت اللهم اجعل ابني مثله . فقلت اللهم لا تجعلني مثله . ومروا بهذه الامة وهم يضربونها ويقولون زنيت سرقت . فقلت اللهم لا تجعل ابني مثلها . فقلت اللهم اجعلني مثلها قال ان ذاك الرجل كان جبارا فقلت اللهم لا تجعلني مثله . وان هذه يقولون لها زنيت . ولم تزن وسرقت ولم تسرق فقلت اللهم اجعلني مثلها