Loading...

Loading...
Kitap
171 Hadis
lyas bin Abdillah bin Ebi Zübab (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah'ın cariyeleri dövmeyin.» Bu emirden sonra Ömer (r.a.), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in yanına gelip: Y& Resulallah! (bu emrinizden sonra) Kadınlar cesaretlenip kocalarına itaatsizlik etmeye başladılar, dedi. Bunun üzerine (te'dip için ve yara bere bırakmıyacak tarzda) kadınları dövme ruhsatı verildi. Kadınlar da dövüldü. Bundan sonra Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerine çok sayıda kadın gitti, (kendilerini şiddetle döven kocalarından şikayet ettiler.) Ertesi gün sabahleyin Efendimiz şöyle buyurdu. «Bu gece yetmiş kadın Muhammed (Sallallahu aleyhive Sellem)'in zevcelerine vardılar. Her birisi kendi kocasından (şiddetli dövmesinden) şikayet etti. Artık siz, karılarını (böylesine) döven adamları iyileriniz olarak bilmeyiniz.»" Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud, Darimi ve Beyhaki de müteaddit yollarla rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن الصباح، انبانا سفيان بن عيينة، عن الزهري، عن عبد الله بن عبد الله بن عمر، عن اياس بن عبد الله بن ابي ذباب، قال قال النبي صلى الله عليه وسلم " لا تضربوا اماء الله " . فجاء عمر الى النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا رسول الله قد ذير النساء على ازواجهن فامر بضربهن . فضربن فطاف بال محمد صلى الله عليه وسلم طايف نساء كثير فلما اصبح قال " لقد طاف الليلة بال محمد سبعون امراة كل امراة تشتكي زوجها فلا تجدون اوليك خياركم
el-Eş'as bin Kays (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben bir gece Ömer (r.a.)'a misafir oldum. Gece yarısı olunca Ömer kalkıp karısını dövmeye başladı. Ben onları ayırdım Ömer yatağına dönünce bana: Ey Eş'as! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim (şu) şeyi benden (öğrenip) belle: «Adama, karısını niçin dövdüğü sorulmaz. Vitir namazını kılmadan uyuma.» Ravi demiştir ki ben (Nebi'in) üçüncü cümlesini unuttum. Müellif, ravi Ebu Avane'den sonra ikinci bir sened ile de hadisin kendisine rivayet edildiğini söylemiştir. Diğer tahric: Beyhaki de bu hadisi aynı metinle rivayet etmiştir. Ebu Davud da Peygamber {s.a.v.)'e ait buyruğun ilk cümlesini yine Ebu Avane yolu ile rivayet etmiştir
حدثنا محمد بن يحيى، والحسن بن مدرك الطحان، قالا حدثنا يحيى بن حماد، حدثنا ابو عوانة، عن داود بن عبد الله الاودي، عن عبد الرحمن المسلي، عن الاشعث بن قيس، قال ضفت عمر ليلة فلما كان في جوف الليل قام الى امراته يضربها فحجزت بينهما فلما اوى الى فراشه قال لي يا اشعث احفظ عني شييا سمعته من رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يسال الرجل فيم يضرب امراته ولا تنم الا على وتر " . ونسيت الثالثة . حدثنا محمد بن خالد بن خداش، حدثنا عبد الرحمن بن مهدي، حدثنا ابو عوانة، باسناده نحوه
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadının saçını başka saçla çoğaltan, başka saç ilavesiyle saçını çoğalttıran, dövme yaptıran ve dövunlenen kadınları lanetlemiş (veya Allah'ın lanetlediğini haber vermiş) tir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبد الله بن نمير، وابو اسامة عن عبيد الله بن عمر، عن نافع، عن ابن عمر، عن النبي صلى الله عليه وسلم انه لعن الواصلة والمستوصلة والواشمة والمستوشمة
Esma' (bint-i Ebi Bekr) (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: (Ensar'dan) bir kadın Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: Benim kızım yeni evlenmiş bir gelinciktir. Bir salgın hastalığa tutulup saçları döküldü. Ben başka saçla onun saçını çoğaltabilir (miy)im? dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Kadın'ın saçını başka saçla çoğaltan kadın'a ve başka saçla saçını çoğaltan kadına Allah lanet eylemiştir (veya lanet eylesin.)»
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبدة بن سليمان، عن هشام بن عروة، عن فاطمة، عن اسماء، قالت جاءت امراة الى النبي صلى الله عليه وسلم فقالت ان ابنتي عريس وقد اصابتها الحصبة فتمرق شعرها . فاصل لها فيه فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لعن الله الواصلة والمستوصلة
Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), güzellik için dövme yaptıran, dövünlenen, yüzünün kıllarını yolduran ve ön dişlerini (eğe gibi aletlerle) aralayan ve bu suretle Allah'ın yarattığı tabii güzelliği değiştiren kadınları Ianetlemiştir. Beni Esed kabilesinden Ümmü Yakub isimli bir kadın (İbn-i Mes'ud'un) bu hadisini duyunca İbn-i Mes'ud'a gelerek: Senin böyle böyle söylediğini haber aldım, dedi. İbn-i Mes'ud (r.a.): Söylediğim şey Allah'ın kitabında bulunduğu halde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in lanetlediği kimseleri niçin ben de lanetlemiyeyim? dedi. Kadın: Ben şüphesiz Allah'ın kitabının tamamını okurum. (Onda) senin dediğin bu hususu bulamadım, dedi. İbn-İ Mes'ud: Eğer sen Kur'an'ı okudu isen şübhesiz dediğim hususu bulmuşsun. Sen: وما آتاكم الرسول فخذوه، وما نهاكم عنه فا نتهوا "Rasul size ne getirdi ise onu alın, sizi neden nehyetti ise de derhal vazgeçin"[Haşr 17] ayetini okumadın mı? diye cevap verince, kadın : Evet. (Ben bu ayeti okudum) dedi. Ibn-i Mes'ud: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dediğim şeyi şübhesiz yasakladı. (Bu kere) kadın: Sanırım senin aile ferdlerin (yasaklandığını haber verdiğin şeyi) yaparlar, dedi. İbn-i Mes'ud: Git de bak, dedi. Kadın gidip baktı da aradığını bulamadı. (Sonra döndü ve) bir şey göremedim, dedi. Abdullah (ibn-i Mes'ud) kadına: Eğer benim ailem senin dediğin gibi olmuş olsaydı bizimle yaşıyamazdı (yani onu boşardık), dedi. Diğer tahric: Buhari, Libas: Müslim, Libas: Nesaî, Ziyne: Tirmizî Edep: Ebu Davud, tetreccül
حدثنا ابو عمر، حفص بن عمرو وعبد الرحمن بن عمر قالا حدثنا عبد الرحمن بن مهدي، حدثنا سفيان، عن منصور، عن ابراهيم، عن علقمة، عن عبد الله، قال لعن رسول الله صلى الله عليه وسلم الواشمات والمستوشمات والمتنمصات والمتفلجات للحسن المغيرات لخلق الله . فبلغ ذلك امراة من بني اسد يقال لها ام يعقوب فجاءت اليه فقالت بلغني عنك انك قلت كيت وكيت . قال ومالي لا العن من لعن رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو في كتاب الله قالت اني لاقرا ما بين لوحيه فما وجدته . قال ان كنت قراته فقد وجدته اما قرات {وما اتاكم الرسول فخذوه وما نهاكم عنه فانتهوا} قالت بلى . قال فان رسول الله صلى الله عليه وسلم قد نهى عنه . قالت فاني لاظن اهلك يفعلون . قال اذهبي فانظري . فذهبت فنظرت فلم تر من حاجتها شييا . قالت ما رايت شييا . قال عبد الله لو كانت كما تقولين ما جامعتنا
Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Şevval ayında beni nikahladı ve (yine) Şevval ayında benimle gerdeğe girdi. (Nikah ve zifafım Şevval ayında olduğu halde) O'nun hangi zevcesi Onun yanında benden daha şanslıdır? Aişe de (Nebi'e uymak üzere) kendi yakını olan kadınları Şevval ayında gerdeğe ithal etmeyi tercih ederdi. Diğer tahric: Bunu; Ahmed. Müslim, Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1991’de
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا وكيع بن الجراح، ح وحدثنا ابو بشر، بكر بن خلف حدثنا يحيى بن سعيد، جميعا عن سفيان، عن اسماعيل بن امية، عن عبد الله بن عروة، عن عروة، عن عايشة، قالت تزوجني النبي صلى الله عليه وسلم في شوال وبنى بي في شوال . فاى نسايه كان احظى عنده مني . وكانت عايشة تستحب ان تدخل نساءها في شوال
el-Haris bin Hişam (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Seleme (r.anha)'yı Şevval ayında nikahladı ve Şevval ayında onunla gerdeğe girdi." Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında bulunan Muhammed bin ish&k tedlisçi olup bu hadisi an'ane ile rivayet etmiştir. Ayrıca müellifin yanında, el-Haris bin Hişam bin el-Muğİre'nin bundan başka hadisi yoktur. BuharI, Müslim, Tirmizl, Ebu Davud ve Nesai'de İse bu ravlnin hiç bir hadisi yoktur. El-MizzI: Muhammed bin Yezld el-Müstemli de bu hadisi Esved bin amir'den, Esved'ln senedi ile rivayet etmiştir. Buradaki senedden şu farkla ki bu se-neddeki Abdülmellk yerine Abdurrahman bulunur. O daha isabetlidir, demiştir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا اسود بن عامر، حدثنا زهير، عن محمد بن اسحاق، عن عبد الله بن ابي بكر، عن ابيه، عن عبد الملك بن الحارث بن هشام، عن ابيه رضي الله عنه ان النبي صلى الله عليه وسلم تزوج ام سلمة في شوال وجمعها اليه في شوال
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Bir adam karısına bir şey vermemiş iken kadını adamın gerdek odasına dahil etmesini Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aişe (r.anha)'ya emretmiştir/. Diğer tahric: Ebu Davud ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن يحيى، حدثنا الهيثم بن جميل، حدثنا شريك، عن منصور، - اظنه - عن طلحة، عن خيثمة، عن عايشة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم امرها ان تدخل على رجل امراته قبل ان يعطيها شييا
Mihmar bin Muaviye (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim: «Hiç bir uğursuzluk yoktur. Bazen (şu) üç şeyde uğur olur» Kadında, at'ta ve evde.» Not: Bunun senedinin sahih ve ravilerinin sika oldukları Zevaid'de söylenmiştir. AÇIKLAMA 1995’te
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا اسماعيل بن عياش، حدثني سليمان بن سليم الكلبي، عن يحيى بن جابر، عن حكيم بن معاوية، عن عمه، مخمر بن معاوية قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " لا شوم وقد يكون اليمن في ثلاثة في المراة والفرس والدار
Sehl bin Sa'd (es-Saidi) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur; «Eğer olursa, atta, kadında ve meskende olur.» Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uğursuzluğu kasdeder. AÇIKLAMA 1995’te
حدثنا عبد السلام بن عاصم، حدثنا عبد الله بن نافع، حدثنا مالك بن انس، عن ابي حازم، عن سهل بن سعد، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان كان ففي الفرس والمراة والمسكن " . يعني الشوم
Salim'İn babası (İin Ömer) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Uğursuzluk (şu) Üç şeyde olur : Atta, kadında ve evde.»
حدثنا يحيى بن خلف ابو سلمة، حدثنا بشر بن المفضل، عن عبد الرحمن بن اسحاق، عن الزهري، عن سالم، عن ابيه، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " الشوم في ثلاثة في الفرس والمراة والدار " . قال الزهري فحدثني ابو عبيدة بن عبد الله بن زمعة، ان جدته، زينب حدثته عن ام سلمة، انها كانت تعد هولاء الثلاثة وتزيد معهن السيف
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kıskançlığın bazısını Allah sever, bazısını da çirkin görür. Allah Teala'nın sevdiği kıskançlık, kötülük olduğu kuvvetle sanıldığında gösterilen tepkidir. Allah'ın çirkin gördüğü kıskançlığa gelince, kötülük belirtisi olmadığı yerde gösterilen tepkidir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. Çünkü ravı Ebu Selim meçhuldür. El-Mizzi. el-Etraf'ta: Ebu Sehm ismi bir vehimdir. Doğrusu Ebu Seleme'dir, demiştir. İbn-i Hibban. bu hadisi kendi sahihinde Ubeyd el-Ensari'den rivayet etmiştir. Ahmed de kendi Müsnedinde bu hadisi Ukbe bin Amir el-Cüheni'den rivayet etmiştir
حدثنا محمد بن اسماعيل، حدثنا وكيع، عن شيبان ابي معاوية، عن يحيى بن ابي كثير، عن ابي سهم، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من الغيرة ما يحب الله ومنها ما يكره الله فاما ما يحب فالغيرة في الريبة واما ما يكره فالغيرة في غير ريبة
Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Hadice (r.anha)'yı (yanımda çok) andığını gördüğüm için onu kıskandığım kadar (kumalarımdan) hiç bir kadını kıskanmadım. (Kıskanmanın diğer bir nedeni olarak) ve and olsun ki Rabb Teala Hadice'yi cennette kasab'tan (ibn-i Maceh dedi ki yani altından) bir köşk ile müjdelemeyi Nebi'e emretmiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih Olup ravileri sika zatlardır
حدثنا هارون بن اسحاق، حدثنا عبدة بن سليمان، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، قالت ما غرت على امراة قط ما غرت على خديجة مما رايت من ذكر رسول الله صلى الله عليه وسلم لها ولقد امره ربه ان يبشرها ببيت في الجنة من قصب . يعني من ذهب قاله ابن ماجه
el-Misver bin Mahreme (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde iken şöyle buyurduğunu (bizzat) İşittim: «Hişam bin el-Mugire'nin oğulları, kendilerinin kızını Ali bin Ebi Talib'e nikahlamaları için benden izin istediler. (Ama) ben onlara izin vermiyeceğim, sonra da izin vermiyeceğim, daha sonra da izin vermiyeceğim. Ancak Ali benim kızımı boşamak ve onların kızını nikahlanmak isterse (o takdirde izin vereceğim). Çünkü şüphesiz kızım, benden bir parçadır. Ona elem veren şey bana (da) elem verir ve ona eziyet veren şey bana (da) eziyet verir.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud ve Ahmed AÇIKLAMA 1999’da
حدثنا عيسى بن حماد المصري، انبانا الليث بن سعد، عن عبد الله بن ابي مليكة، عن المسور بن مخرمة، قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو على المنبر يقول " ان بني هشام بن المغيرة استاذنوني ان ينكحوا ابنتهم علي بن ابي طالب فلا اذن لهم ثم لا اذن لهم ثم لا اذن لهم الا ان يريد علي بن ابي طالب ان يطلق ابنتي وينكح ابنتهم فانما هي بضعة مني يريبني ما رابها ويوذيني ما اذاها
Ali bin el-Hüseyn (bin Ali bin Ebi Talib) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: el-Misver bin Mahreme (r.a.): kendisine şöyle demiştir: Ali bin Ebi Talib (r.a.), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Futima (r.anha) ile evli iken Ebu Cehil'in kızı ile evlenmek istedi. Fatima, bu durumu işitince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vararak ; (Babacığım kızlarına eziyet edildiğinde) onlar için senin kızmadığını herkes söylüyor. Bak İşte Ali, Ebu Cehil'in kızı ile evlenmek üzeredir, dedi. Misver demiştir ki•. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalktı (bir hutbe okudu. Hutbesinde) şehadet getirdikten sonra şöyle buyurduğunu işittim: «Besmele, hamd ve şehadetten sonra (bilmiş olun ki:) Ben. (kızım Zeyneb'i) Ebül-As bin er-Rabia nikah ettim. O bana (Zeyneb üzerine evlenmiyeceğine) söz verdi ve bana karşı (verdiği sözde) doğru davrandı. Ve şüphesiz Muhammed'in kızı Fatima benden bir parçadır. (Aranızda dolaşan söylentiler gibi şeyler yüzünden) onu bir hataya düşürmenizi çirkin görürüm. Allah'a yemin ederim ki, hiç bir zaman Resulullah'ın kızı, Allah'ın düşmanı (Ebü Cehil)'in kızı ile beraber bir erkeğin nikahı altında birleşemez.» Ravi demiştir ki: Bunun üzerine Ali (r.a.), Ebü Cehil'in kızını istemekten vazgeçti. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Ahmed de bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن يحيى، حدثنا ابو اليمان، انبانا شعيب، عن الزهري، اخبرني علي بن الحسين، ان المسور بن مخرمة، اخبره ان علي بن ابي طالب خطب بنت ابي جهل وعنده فاطمة بنت النبي صلى الله عليه وسلم فلما سمعت بذلك، فاطمة اتت النبي صلى الله عليه وسلم فقالت ان قومك يتحدثون انك لا تغضب لبناتك وهذا علي ناكحا ابنة ابي جهل . قال المسور فقام النبي صلى الله عليه وسلم فسمعته حين تشهد ثم قال " اما بعد فاني قد انكحت ابا العاص بن الربيع فحدثني فصدقني وان فاطمة بنت محمد بضعة مني وانا اكره ان تفتنوها وانها والله لا تجتمع بنت رسول الله وبنت عدو الله عند رجل واحد ابدا " . قال فنزل علي عن الخطبة
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Şöyİe söylerdi: Kadın, nefsini Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e (mehirsiz olarak) hibe etmekten haya etmez mi? (diye ayıplardım.) Nihayet Allah TeaIa: "Ey Nebi, kadınlarından dilediği (nin nöbeti) ni geriye bırakabilirsin, dilediğini de yanına alabilirsin (kadınların arasında nöbet usulünü uygulamaya mecbur değilsin)’’ [Ahzab suresi 51.] ayetini indirince Aişe ben şöyle söyledim, demiştir: (Ya Resulallah) Rabbin şüphesiz senin dilek ve arzunu geciktirmeden derhal gerçekleştirir. Diğer tahric: Hadisi Buhari (4788, 5113), Müslim 1464 (49, 50), Mesai, (5287, 8878 ile 11350.)Ahmed, Müsned (25026), Tahavi, Şerh Müşkili'l-Asar (6063, 6064, 6065) İbn Hibban (6367) rivayet etti. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبدة بن سليمان، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، انها كانت تقول اما تستحي المراة ان تهب نفسها للنبي صلى الله عليه وسلم حتى انزل الله {ترجي من تشاء منهن وتووي اليك من تشاء} . قالت فقلت ان ربك ليسارع في هواك
Sabit (el-Bennani) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Biz Enes bin Malik (r.a.)'ın yanında oturuyorduk. Onun bir kızı da onun yanında idi. Enes: Bir kadın. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek kendi nefsini O'na arzetti ve: Ya Resulallah! Bana ihtiyacın var mı diyerek (O'nunla evlenmek teklifinde bulundu)? (Yanımızda bulunan) Enes'in kızı -. O kadının hayasının azlığına şaşarım, dedi. Bunun üzerine Enes, (kızına): O kadın senden hayırlıdır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile evlenmek (şerefine) kavuşmak istediği için kendi nefsini O'na arz etti, dedi. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حدثنا ابو بشر، بكر بن خلف ومحمد بن بشار قالا حدثنا مرحوم بن عبد العزيز، حدثنا ثابت، قال كنا جلوسا مع انس بن مالك وعنده ابنة له فقال انس جاءت امراة الى النبي صلى الله عليه وسلم فعرضت نفسها عليه . فقالت يا رسول الله هل لك في حاجة فقالت ابنته ما اقل حياءها . فقال هي خير منك رغبت في رسول الله صلى الله عليه وسلم فعرضت نفسها عليه
Ebu Hureyre (r.a.)'dan; Şöyle «lemiştir: Beni Fezare (kabilesin)den bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: — Ya Resulallah! Benim ailem siyah bir erkek çocuk doğurdu. (Ben siyah olmadığım için ailemden şübheleniyorum, demek istedi.) Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (adama): — «Senin develerin var mı?» diye sordu. Adam : — Evet, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Peki, develerin renkleri nasıldır?» buyurdu. Adam : — Kırmızıdır, diye cevap verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Develerin içinde beyazı siyaha çalar boz deve var mı?» buyurdu. Adam : — Şüphesiz bunlar içinde beyazı siyaha çalar boz develer vardır, diye cevap verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Şu halde o boz renk nereden bunlara geldi?» diye sordu. Adam: — Soyundan bir damara çektiği umulur, diye cevap verdi. Efendimiz: — «Bu çocuğunun da eski bir soy damarı çektiği umulur,» buyurdu. (Bu hadisi müellife Ebu Bekir ile Muhammed bin Sabbah rivayet etmişlerdir. Bu ifade Muhammed bin Sabbah'a aittir.) Diğer tahric: Buhari ve Müslim AÇIKLAMA 2003’te BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSELERİ VE İZAH İÇİN: 2260 – 2261 –
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، ومحمد بن الصباح، قالا حدثنا سفيان بن عيينة، عن الزهري، عن سعيد بن المسيب، عن ابي هريرة، قال جاء رجل من بني فزارة الى رسول الله صلى الله عليه وسلم . فقال يا رسول الله ان امراتي ولدت غلاما اسود . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " هل لك من ابل " . قال نعم . قال " فما الوانها " . قال حمر . قال " هل فيها من اورق " . قال ان فيها لورقا . قال " فانى اتاها ذلك " . قال عسى عرق نزعها . قال " وهذا لعل عرقا نزعه " . واللفظ لابن الصباح
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demişlİr: Bedevilerden bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: — Ya Resulatlah! Benim karım benim yatağım üzerinde siyah bir oğlan çocuk doğurdu. Halbuki biz öyle bir aileyiz ki içimizde öteden beri hiç bir siyah kimse olmamıştır, dedi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona: — «Develerin var mı?» diye sordu. Adam: — Evet (var), dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Peki, bunların renkleri nasıldır?» buyurdu. Adam : — Kırmızıdır, diye cevap verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bunların içinde siyah deve var mı?» diye sordu. Adam : — Hayır, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bunların içinde beyazı siyaha çalar boz deve var mı?» buyurdu. Adam: — Evet (vardır.), dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); — «Peki, o boz renk nereden oldu?» diye sordu. Adam : — Soyundan bir damarın onu çektiği umulur, diye cevap verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Soyundan bir damarın senin bu oğlunu çektiği de umulur.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde ravl Abad bin Kuleyb bulunur. Müellifin rivayeti böyledir. Doğrusu ise Abade bin Kuleyb'dir. EI-Muzzi et-Tehzib'de böyle demiştir. Ebu Hatim, anılan Abade'nin, rivayetlerinde saduk (çok doğru) olduğunu söylemiştir. İbn-i Ebi Hatim de Buharinin onu zayıflar arasında zikrettiğini söylemiştir
حدثنا ابو كريب، حدثنا عباءة بن كليب الليثي ابو غسان، عن جويرية بن اسماء، عن نافع، عن ابن عمر، . ان رجلا، من اهل البادية اتى النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا رسول الله ان امراتي ولدت على فراشي غلاما اسود وانا اهل بيت لم يكن فينا اسود قط . قال " هل لك من ابل " . قال نعم . قال " فما الوانها " . قال حمر . قال " هل فيها اسود " . قال لا . قال " فهل فيها اورق " . قال نعم . قال " فانى كان ذلك " . قال عسى ان يكون نزعه عرق . قال " فلعل ابنك هذا نزعه عرق
Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Zem'a'nın cariyesinin oğlu (Abdurrahman'ın nesebinin tayini ve kimin oğlu sayılmasının gerekliliği) hakkında Zam'a'nın oğlu (Abd) ile Sa'd (bin Ebi Vakkas), aralarında bulunan ihtilafın halli için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e baş vurdular. Sa'd: — Ya Resulallah! (ölen) kardeşim (Utbe) bana vasiyet ederek, Mekke'ye vardığımda Zam'a'nın cariyesinin oğluna bakıp yakalamamı (almamı) istemiştir, (Çünkü çocuğun kendisinden olduğunu söylemiştir), diye iddiasını açıkladı. Abd bin Zam'a da: — Çocuk benim kardeşimdir, babamın cariyesinin oğludur, babamın firaşı (yatağı) üstünde doğmuştur, dedi. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çocuğun Utbe'ye benzediğini gördü ve: — «Ya Abd bin Zam'a! (Abdurrahman isimli) bu çocuk senin (kardeşin) dir. Çocuk firaş (sahibin) e aittir. (Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kendi zevcesi olan Zam'a kızı Sevde'y®': «Ya Şevde! Sen bundan sonra (Abdurrahman isimli) bu çocuğa gözükme» buyurdu. Diğer tahric: Hadisi Buhari (2053, 2218, 2421, 2533, 2745, 4303, 6749, 6765, 6817, 7182), Müslim (1457), Ebu Davud (2273), Nesai s-küb. (5648, 5651); Ahmed, Müsned (24086) ve İbn Hibban (4105) rivayet etmişlerdir. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAH: 2273 – 2274 –
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا سفيان بن عيينة، عن الزهري، عن عروة، عن عايشة، قالت ان عبد بن زمعة وسعدا اختصما الى النبي صلى الله عليه وسلم في ابن امة زمعة . فقال سعد يا رسول الله اوصاني اخي اذا قدمت مكة ان انظر الى ابن امة زمعة فاقبضه . وقال عبد بن زمعة اخي وابن امة ابي ولد على فراش ابي . فراى النبي صلى الله عليه وسلم شبهه بعتبة فقال " هو لك يا عبد بن زمعة . الولد للفراش واحتجبي عنه يا سودة