Loading...

Loading...
Kitap
171 Hadis
Alkane bin Kays (r.a.h)'den: Şöyle demiştir: Ben, Mina'da Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'ın beraberinde idim. Osman (bin Affan) (r.a.) (bir ara) onunla özel görüştü. Ben de Abdullah'ın yakınında oturdum. Osman, Ona: — Senin (gençlik döneminde) geçen (neşe ve kuvvetin)in bazısını sana hatırlatacak genç bir kızla seni evlendirmeme arzun var mı? dedi. Abdullah, Osman'ın bu (soru) dan başka bir işi olmadığını görünce, (yanlarına varmam için) bana eliyle işaret etti. Ben de vardım. (O sıra) Abdullah (O'na) şöyle diyordu: Eğer sen (evlenmeyi teşvik edici) bunu söylersen şüphesiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Ey gençler topluluğu, sizlerden kimin evlenme külfetine gücü yeterse evlensin! Çünkü evlenme, gözü (haram'dan) son derece men edicidir. İffeti de o oranda koruyucudur. (Evlenme masrafına) gücü yetmeyen kimsede (nafile) oruç tutsun. Çünkü şüphesiz oruç, şehvet için kuvvetli bir kırıcıdır.» Diğer tahric. Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا عبد الله بن عامر بن زرارة، حدثنا علي بن مسهر، عن الاعمش، عن ابراهيم، عن علقمة بن قيس، قال كنت مع عبد الله بن مسعود بمنى فخلا به عثمان فجلست قريبا منه فقال له عثمان هل لك ان ازوجك جارية بكرا تذكرك من نفسك بعض ما قد مضى فلما راى عبد الله انه ليس له حاجة سوى هذا اشار الى بيده فجيت وهو يقول لين قلت ذلك لقد قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يا معشر الشباب من استطاع منكم الباءة فليتزوج فانه اغض للبصر واحصن للفرج ومن لم يستطع فعليه بالصوم فانه له وجاء
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Evlenmek benim sünnetimdir. Kim benim bu yolum ile amel etmez ise, benden değildir. Ve evleniniz. Çünkü ben (kıyamet günü diğer) ümmetlere karşı çokluğunuzla iftihar ediciyim. Kimin evlenme harçlığı var ise evlensin. Kim (bu masrafı) bulamazsa (nafile) oruç tutmalıdır. Çünkü şüphesiz oruç, sahibi için şehvet kırıcıdır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. Çünkü alimler, ravi İsa bin Meymun el-Medini'nin zayıflığı hususunda ittifak halindedir. Lakin bu hadis için sahih şahid vardır
حدثنا احمد بن الازهر، حدثنا ادم، حدثنا عيسى بن ميمون، عن القاسم، عن عايشة، قالت قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " النكاح من سنتي فمن لم يعمل بسنتي فليس مني وتزوجوا فاني مكاثر بكم الامم ومن كان ذا طول فلينكح ومن لم يجد فعليه بالصيام فان الصوم له وجاء
(Abdullah) hin Ahhas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu. demiştir: «Sevişenler için nikah kadar sevgiyi artırıcı hiç bir şey görmedik veya görülmedi.» Not: Bunun senedinin sahih ve ravilerinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا محمد بن يحيى، حدثنا سعيد بن سليمان، حدثنا محمد بن مسلم، حدثنا ابراهيم بن ميسرة، عن طاوس، عن ابن عباس، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لم نر للمتحابين مثل النكاح
Sa'd (bin Ebi Vakks) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: (And olsun ki) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Osman bin Maz'un (r.a.)'in tebettül (= evlenmekten imtina etmesi )ni menetti. Eğer ona izin verseydi (biz daha ileri giderek) hadımlaşırdık. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi de bunu rivayet etmiştirr
حدثنا ابو مروان، محمد بن عثمان العثماني حدثنا ابراهيم بن سعد، عن الزهري، عن سعيد بن المسيب، عن سعد، قال لقد رد رسول الله صلى الله عليه وسلم على عثمان بن مظعون التبتل ولو اذن له لاختصينا
Semure (bin Cündüb) (r.a.)'dan: Şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tebettül (evlenmemek)'den nehiy buyurdu. Bavi Zeyd bin Ahzam şunu da ilave etti: Ve ravi Katade: ولقد أرسلنا رسلاً من قبلك وجعلنا لهم أزواجا وذرية. Nazm-ı celili okudu
حدثنا بشر بن ادم، وزيد بن اخزم، قالا حدثنا معاذ بن هشام، حدثنا ابي، عن قتادة، عن الحسن، عن سمرة، . ان رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى عن التبتل . زاد زيد بن اخزم وقرا قتادة {ولقد ارسلنا رسلا من قبلك وجعلنا لهم ازواجا وذرية}
Hakim'in babası Muaviye {bin Hayde) (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Kadının, kocası üzerindeki hakkı nedir? diye sordu. Efendimiz: «Kocasının yemek yediği zaman ona (da) yedirmesi ve elbise edindiği zaman onu (da) giydirmesidir. Sakın (karısının) yüzünü dövmesin, (onu) takbih etmesin ve ev içi (= ayni yatakta yatmak) müstesna (onu) terketmesin.» Mahir: Tekbih etmesin: -Çirkinsin demesin- demektir BU VE BENZERİ EBU DAVUD HADİSLERİ VE AÇIKLAMALAR: 2142 – 2143 – 2144 Diğer tahric: Ebu Davud (2142-4), Ahmed (18015) ve Nesai, es-Sünenu'l-kübra'da (9106, 9115, 9126, 9136) rivayet ettiler
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا يزيد بن هارون، عن شعبة، عن ابي قزعة، عن حكيم بن معاوية، عن ابيه، ان رجلا، سال النبي صلى الله عليه وسلم ما حق المراة على الزوج قال " ان يطعمها اذا طعم وان يكسوها اذا اكتسى ولا يضرب الوجه ولا يقبح ولا يهجر الا في البيت
Süleyman bin Amr bin el-Ahvas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Babam Amr bana anlattığına göre kendisi Veda haccında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bulunmuş ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (meşhur Veda hutbesinde) Allah'a hamd ve sena ettikten sonra vaaz ve nasihat ederek (ez cümle) şöyle buyurmuştur: «(Ey Ashabım!) Kadınlarınıza karşı iyi olmanızı tavsiye ederim. (Bu tavsiyeme riayet ediniz). Çünkü onlar sizin yanınızda (sizlere bağlılık bakımından) esirler (gibi)dir. Şu (malum cinsel ilişkilerden başka onların hiç bir şeyine malik değilsiniz. Ancak apaçık çirkin ve haddi aşan hataları olduğu zaman (onlar hakkında şu şeylere sahipsiniz:) Eğer (böyle çirkin ve haddi aşan hareketler) işlerler ise onların yataklarını terkediniz ve eziyet verici olmayan şekilde onları dövünüz. Eğer bundan sonra size itaat ederlerse onları takbih ve eziyet verme yoluna tevessül etmeyiniz. (Geçmiş kusurları bağışlayın) Şüphesiz karılarınızdan (istediğiniz birtakım) hakkınız vardır. Karılarınız için de üzerinizde (birtakım) hak (lar) vardır. Karılarınız üzerindeki hakkınıza gelince, karılarınız sizin hoşlanmadığınız hiç bir kimseyi evlerinize alıp onlarla konuşmasınlar ve hoşlanmadığınız hiç bir kimsenin evlerinize girmesine izin vermesinler. Bilmiş olunuz ki: Karılarınızın üzerindeki hakkı ise onları giydirmek ve yedirmek hususunda onlara İyi davranmanızdir.»
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا الحسين بن علي، عن زايدة، عن شبيب بن غرقدة البارقي، عن سليمان بن عمرو بن الاحوص، حدثني ابي انه، شهد حجة الوداع مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فحمد الله واثنى عليه وذكر ووعظ ثم قال " استوصوا بالنساء خيرا فانما هن عندكم عوان . ليس تملكون منهن شييا غير ذلك الا ان ياتين بفاحشة مبينة فان فعلن فاهجروهن في المضاجع واضربوهن ضربا غير مبرح فان اطعنكم فلا تبغوا عليهن سبيلا ان لكم من نسايكم حقا ولنسايكم عليكم حقا فاما حقكم على نسايكم فلا يوطين فرشكم من تكرهون ولا ياذن في بيوتكم لمن تكرهون الا وحقهن عليكم ان تحسنوا اليهن في كسوتهن وطعامهن
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle demiştir: «Eğer ben her hangi bir kimseye, her hangi bir kimsenin secde etmesini emretmiş olsaydım kadına, kocasına secde etmesini emredecektim. Ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımasını emretseydim kadının görevi ve uygun olan hareketi bu işi yapmak idi.» Not: Zevaid'de şöyle denmiştir: Bu hadisin senedindeki ravi Ali bin Zeyd zayıftır. Lakin bu hadisin başka senedIeri vardır. Ve Tirmizi ile Nesai'nin rivayet ettikleri Talk bin Ali (r.a.)'m hadisi ile Tirmizi ve İbn-i Mace'nin rivayet ettikleri Ümmü Seleme (r.anha)'nın hadisi bu hadis için iki şahit durumundadır
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عفان، حدثنا حماد بن سلمة، عن علي بن زيد بن جدعان، عن سعيد بن المسيب، عن عايشة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " لو امرت احدا ان يسجد لاحد لامرت المراة ان تسجد لزوجها ولو ان رجلا امر امراة ان تنقل من جبل احمر الى جبل اسود ومن جبل اسود الى جبل احمر - لكان نولها ان تفعل
Abdullah bin Ebi Evfa (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Muaz (bin Cebel) (r.a.) (Şam'dan Medine-i Münevvere'ye) geldiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e secde etti. Efendimiz (onun bu hareketini red etmek üzere): «Bu ne Ya Muaz?» buyurdu. Muaz: Ben Şam'a vardım, onların, reislerine ve emirlerine secde ettiklerine rastladım. Bu (secde) işini zatınıza yapmamızı içimden arzuladım, diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın (böyle bir şey) yapmayın. Çünkü eğer ben Allah'tan başkasına secde etmeyi her hangi bir kimseye emir etmeyi caiz görseydim, karının kendi kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammed'in nefsi (kudret) elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki kadın, kocasının hakkını ödeyinceye kadar, Rabbının hakkını ödemiş olmaz ve eğer kadın deve (sırtındaki) semer üzerinde (binmiş) iken kocası kendisini (cinsi münasebet için) istemiş olsa kadın kocasına mani olamaz.» Not: Zevaid'de şöyle denmiştir: İbn-i Hibban bu hadisi kendi sahihinde rivayet etmiştir. Sindi: Bana öyle geliyor ki Zevaid bu sözü ile hadisin sahih olduğunu kastediyor
حدثنا ازهر بن مروان، حدثنا حماد بن زيد، عن ايوب، عن القاسم الشيباني، عن عبد الله بن ابي اوفى، قال لما قدم معاذ من الشام سجد للنبي صلى الله عليه وسلم قال " ما هذا يا معاذ " . قال اتيت الشام فوافقتهم يسجدون لاساقفتهم وبطارقتهم فوددت في نفسي ان نفعل ذلك بك . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " فلا تفعلوا فاني لو كنت امرا احدا ان يسجد لغير الله لامرت المراة ان تسجد لزوجها والذي نفس محمد بيده لا تودي المراة حق ربها حتى تودي حق زوجها ولو سالها نفسها وهي على قتب لم تمنعه
“... Ümmü Seleme (radıyallahü anhâ)’dan; Şöyle demiştir: Ben, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i şöyle buyururken işittim: kendisinden râzi olduğu halde hangi (mü'mine) kadın ölürse Cennet'e girer
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا محمد بن فضيل، عن ابي نصر عبد الله بن عبد الرحمن، عن مساور الحميري، عن امه، قالت سمعت ام سلمة، تقول سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ايما امراة ماتت وزوجها عنها راض دخلت الجنة
Abdullah bin Amr (bin el-As) (r.a.)'daa rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Şüphesiz dünya, ancak geçici bir yararlanma (yeri) dır. Saliha kadından daha faziletli (üstün) hiç bir dünya metaı (= yararlı şey) yoktur. Diğer tahric. Ahmed. Müslim, Nesai ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir. MÜSLİM HADİSİ VE İZAHI İÇİN TIKLA AÇIKLAMA 1856’dA
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا عيسى بن يونس، حدثنا عبد الرحمن بن زياد بن انعم، عن عبد الله بن يزيد، عن عبد الله بن عمرو، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " انما الدنيا متاع وليس من متاع الدنيا شىء افضل من المراة الصالحة
Sevban (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Gümüş ve altın (biriktirme) hakkında inen (Çetin tehdite ait ilahi (emir [Tevbe 34] inince, sahabiler (r.a.), (bir yolculuk esnasında kendi aralarında konuşup): Şu halde biz malın hangi çeşidini edinebiliriz? dediler. Ömer (r.a.): Bunu ben (sorup) size haber veririm, dedi ve binek devesini hemen koşturdu. Ben de onu takip ettiğim halde (ileride giden) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yetişti ve: Ya Resulallah! Malın hangisini edinebiliriz? diye sordu. Bunun üzerine Efendimiz: «(Mal edinmek isteyen her hangi) biriniz, şükür edici bir kalb, zikir edici bir dil ve ahiretle ilgili işte ona yardım eden imanlı bir karı edinsin» buyurdu. Not; Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin ravilerinden Abdullah bin Amr bin Mürre'yi Nesai zayıf saymış. Hakim ile İbn-i Hibban da onu sİka saymışlar. İbn-i Main de: Onun rivayetinde bir beis yoktur, demiştir. Zevaid yazarı daha sonra şöyle demiştir: Tirmizi, Tefsir bölümünde bu hadisin yalnız Peygamber (s.a.v.)'e ait olan kısmını rivayet ederek, hadisin hasen olduğunu söylemiştir. Tirmizi'nin rivayetinde Ömer (r.a.)'e ait sözler yoktur
حدثنا محمد بن اسماعيل بن سمرة، حدثنا وكيع، عن عبد الله بن عمرو بن مرة، عن ابيه، عن سالم بن ابي الجعد، عن ثوبان، قال لما نزل في الفضة والذهب ما نزل قالوا فاى المال نتخذ قال عمر فانا اعلم لكم ذلك . فاوضع على بعيره فادرك النبي صلى الله عليه وسلم وانا في اثره فقال يا رسول الله اى المال نتخذ فقال " ليتخذ احدكم قلبا شاكرا ولسانا ذاكرا وزوجة مومنة تعين احدكم على امر الاخرة
Ebu Usame (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyordu, demiştir: «Mu'min, Allah'tan korkmak (meziyetin) dan sonra saliha bir kandan daha hayırlı hiç bir yararlı şey elde etmiş olamaz. (Çünkü) kendisi, ona (neyi) emrederse, emrine itaat eder. Ona bakarsa, o kendisini ferahlandırır. Karısı (nın bir şey yapması veya yapmaması) üzerine yemin ederse, karısı (ona uymakla) kendisinin yeminini yerine getirir. Karısının yanında olmazsa, karısı kendi namusu ve onun malı (nı korumak) hususunda dürüst ve samimi davranır.» Not Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki ravi Ali bin Yezid'in rivayetinin münker olduğunu Buhari söylemiştir. Osman bin Ebi'l-Atike ismindeki ravisinin de sikalığı ihtilaflıdır, Nesai de bu hadisi Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet etmiş ve senedi hakkında bir şey söylememiştir. Bu hadis için Abdullah bin Ömer (r.a.)'ın bir hadisi şahid durumundadır
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا صدقة بن خالد، حدثنا عثمان بن ابي العاتكة، عن علي بن يزيد، عن القاسم، عن ابي امامة، عن النبي صلى الله عليه وسلم انه كان يقول " ما استفاد المومن بعد تقوى الله خيرا له من زوجة صالحة ان امرها اطاعته وان نظر اليها سرته وان اقسم عليها ابرته وان غاب عنها نصحته في نفسها وماله
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kadınlar (ile şu) dört (hasletleri) için evlenilir: Malı için, soyu için, güzelliği için ve dindarlığı için. (Ey Mu'min sen bunlardan) dindar olanı ele geçirmeye bak. (Eğer dediğim gibi yapmazsan) fakirliğe düşersin,» Diğer tahric. Buhari, nikah (5090); Müslim, rada’; Ebu Davud, nikah (2047) BUHARİ HADİSİ İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSİ İÇİN TIKLA BİRAZ FARKLI HALİ TİRMİZİ HADİSİ İÇİN TIKLA
حدثنا يحيى بن حكيم، حدثنا يحيى بن سعيد، عن عبيد الله بن عمر، عن سعيد بن ابي سعيد، عن ابيه، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " تنكح النساء لاربع لمالها ولحسبها ولجمالها ولدينها . فاظفر بذات الدين تربت يداك
Abdullah bin Amr (bin el-As) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kadınları (sırf) güzellikleri için nikahlamayınız. Çünkü onların güzelliğinin (böbürlenmek ve kibirlenmek yüzünden) onları tehlikeye atmaları umulur. (Sırf) malları için de onları nikahlamayınız. Çünkü malların onları azdırması (ve günahlar ile şerlere sokması) umulur. Lakin dindarlıkları için onları nikahlayınız. Şüphesiz, burnunun bir kısmı kesik, kulağı delik ve teni siyah dindar bir cariye (dindar olmayan hür kadından nikahlamak bakımından) efdaldır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Abdullah bin Ziyad bin İn'am adlı el-Efriki zayıftır. Bu hadisi İbn-i Hibban kendi sahihinde başka bir senedIe rivayet etmiştir
حدثنا ابو كريب، حدثنا عبد الرحمن المحاربي، وجعفر بن عون، عن الافريقي، عن عبد الله بن يزيد، عن عبد الله بن عمرو، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا تزوجوا النساء لحسنهن فعسى حسنهن ان يرديهن ولا تزوجوهن لاموالهن فعسى اموالهن ان تطغيهن ولكن تزوجوهن على الدين ولامة خرماء سوداء ذات دين افضل
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir kadınla evlendim. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e rastladım. Buyurdular ki: — «Evlendin mi Ya Cabir?» Ben: Evet. (Evlendim) diye cevap verdim. Buyurdu ki: —«Bakire (kız) mı, yoksa dul mu? (aldın.)» Ben: — Dul (aldım), diye cevap verdim. Buyurdu ki: — «Niçin birbirinizle oynaşacağınız bir kızla evlenmedin?» Ben: — (Bakımları bana ait olan) kız kardeşlerim vardı. Benimle kız kardeşlerim arasına, (bir genç) kızın girmesinden korktum, dedim. Buyurdu ki: — «Gayen bu olunca, dul alman daha iyidir.» Diğer tahric: Buharî, cihad, buyu', istikrad, meğazi, nikah, nefekat, deavat; Müslim, müsakat, reda ; Ebu Davud, nikah (h2048) Tirmizî, nikah; Nesaî, nikah, buyu'; Darimî, nikah; Ahmed b. Hanbel, III, 294, 297, 306, 308, 314, 358, 362, 374, 376, 390; IV, 108-109. MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حدثنا هناد بن السري، حدثنا عبدة بن سليمان، عن عبد الملك، عن عطاء، عن جابر بن عبد الله، قال تزوجت امراة على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم فلقيت رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " اتزوجت يا جابر " . قلت نعم . قال " ابكرا او ثيبا " . قلت ثيبا . قال " فهلا بكرا تلاعبها " . قلت كن لي اخوات فخشيت ان تدخل بيني وبينهن . قال " فذاك اذا
Abdurrahman bin Salim bin Utbe bin Uveym bin Saide el-Ensari, babasından, O da dedesi (Uveym bin Saide) (r.a.)'den rivayet ettiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Bakire (kız)larla evlenmeye bakınız. Çünkü (dul kadınlara nazaran) onların ağızlan daha tatlı, rahimleri daha çok çocuk atıcı ve kendileri aza daha razıdırlar.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Muhammed bin Talha bulunur. Onun hakkında Ebu Hatim: O'nun rivayetlerine güvenilmez, demiştir. İbn-i Hibban da: O sikalardandır. Bazen hata eder, demiştir. Diğer ravi Abdurrahman bin Salim bin Utbe hakkında Buhari: Onun rivayet ettiği hadis, sahih değil, demiştir
حدثنا ابراهيم بن المنذر الحزامي، حدثنا محمد بن طلحة التيمي، حدثني عبد الرحمن بن سالم بن عتبة بن عويم بن ساعدة الانصاري، عن ابيه، عن جده، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " عليكم بالابكار فانهن اعذب افواها وانتق ارحاما وارضى باليسير
Enes bin Malik (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdu ki: «Pak ve temizletilmiş olarak Allah'a kavuşmak isteyen kimse, hür kadınlarla evlensin.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. Çünkü ravi Kesir bin Selim zayıftır. Seneddeki Sellam da İbn-i Süleyman bin Sevvar olan zattır ki, İbn-i Adiy: Onun yanında münker hadisler var, demiş, EI-Ukayli de: Onun (rivayet ettiği) hadislerde münkerler var, demiştir
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا سلام بن سوار، حدثنا كثير بن سليم، عن الضحاك بن مزاحم، قال سمعت انس بن مالك، يقول سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " من اراد ان يلقى الله طاهرا مطهرا فليتزوج الحراير
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «(Çok çocuk doğurucu kadınla) evleniniz. Çünkü ben (kıyamet günü) sizin çokluğunuzla iftihar ediciyim.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki Talha bin Amr el-Mekki el•Hadrami'nin zayıflığı hususunda ittifak vardır
حدثنا يعقوب بن حميد بن كاسب، حدثنا عبد الله بن الحارث المخزومي، عن طلحة، عن عطاء، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " انكحوا فاني مكاثر بكم
Muhammed bin Mesleme (bin Seleme) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben bir kadınla evlenmek istedim. Artık ona gizlice bakmak için çalışmaya başladım. Nihayet kendisine ait bir hurma ağaçları içinde ona baktım, demiş, sonra kendisine: — Sen, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sahabisi olduğun halde bunu yapar mısın, denilmiş. Kendisi de: — Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim, diye cevap vermiştir: «Allah Teala bir kadınla evlenme isteğini bir adamın kalbine attığı zaman, artık adamın o kadına bakmasında hiç bir beis yoktur.» Not: Zevald'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Haccac, İbn-i Ertad el-Kufi olan ravidir ki bu hem zayıftır, hem de tedlisçi olup bunu an'ane ile rivayet etmiştir. Lakin bu hadisi yalnız Haccac rivayet etmemiştir, Çünkü İbn-i Hibban kendi sahihinde başka bir senedIe rivayet etmiştir. AÇIKLAMA 1866’da
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا حفص بن غياث، عن حجاج، عن محمد بن سليمان، عن عمه، سهل بن ابي حثمة عن محمد بن مسلمة، قال خطبت امراة فجعلت اتخبا لها حتى نظرت اليها في نخل لها فقيل له اتفعل هذا وانت صاحب رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " اذا القى الله في قلب امري خطبة امراة فلا باس ان ينظر اليها