Loading...

Loading...
Kitap
62 Hadis
İbn-i Abbas (r.a.)'aan: Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muaz (r.a.)'ı Yemen'e (vali olarak) gönderdi. (Gönderirken) ona şöyle buyurdu : «Şüphesiz sen ehl-i kitap olan bir kavme gidiyorsun. Onları Allah'tan başka ilah olmadığı ve benim Allah'ın resulü olduğum şehadetine davet et. Eğer onlar bu davet için (sana) İtaat ederlerse Allah'ın her gün ve gecede beş (vakit) namazı onlar üzerine farz kıldığını onlara bildir. Eğer onlar bunun İçin (sana) itaat ederlerse Allah'ın onların malında sadaka (zekat) ı onlara farz kıldığını bildir. Bu sadaka onların zenginlerinden alınır ve fakirlerine verilir. Eğer onlar bunun için (sana) itaat ederlerse sen onların mallarının seçkinlerinden sakın (zekat için en üstün kalitesini seçme). Mazlumun bedduasından sakın. Çünkü o beddua ile Allah arasında hiç bir perde yoktur.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ahmed ve Darekutni de bu hadisi rivayet etmişlerdir
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع بن الجراح، حدثنا زكريا بن اسحاق المكي، عن يحيى بن عبد الله بن صيفي، عن ابي معبد، مولى ابن عباس عن ابن عباس، ان النبي صلى الله عليه وسلم بعث معاذا الى اليمن فقال " انك تاتي قوما اهل كتاب فادعهم الى شهادة ان لا اله الا الله واني رسول الله فان هم اطاعوا لذلك فاعلمهم ان الله افترض عليهم خمس صلوات في كل يوم وليلة فان هم اطاعوا لذلك فاعلمهم ان الله افترض عليهم صدقة في اموالهم توخذ من اغنيايهم فترد في فقرايهم فان هم اطاعوا لذلك فاياك وكرايم اموالهم واتق دعوة المظلوم فانها ليس بينها وبين الله حجاب
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Zekatını ödemeyen herkesin (zekata tabi) malı kıyamet günü kendisi (ni tazib etmek) için erkek bir kel yılan şekline konularak boynunun gerdanlığı olur.» buyurdu. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Allah Teala'nın kitabından bunu tasdik edici: (•= Allah'ın, kereminden verdiği servette cimrilik edenler, sakın bu cimriliğin kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bilakis bu, onlar için şerdir. Cimrilik ettikleri şey, kıyamet günü onların boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.)» [Al-i İnran 180] ayetini okudu. Diğer tahric: Nesai ve İbn-i Huzeyme de bunu rivayet etmişlerdir. Buhari, Müslim ve Nesai bunun mislini Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن ابي عمر العدني، حدثنا سفيان بن عيينة، عن عبد الملك بن اعين، وجامع بن ابي راشد، سمعا شقيق بن سلمة، يخبر عن عبد الله بن مسعود، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ما من احد لا يودي زكاة ماله الا مثل له يوم القيامة شجاعا اقرع حتى يطوق عنقه " . ثم قرا علينا رسول الله صلى الله عليه وسلم مصداقه من كتاب الله تعالى (ولا يحسبن الذين يبخلون بما اتاهم الله من فضله} الاية
Ebü Zer' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Develeri, koyunları ile keçileri ve sığırları bulunup zekatını vermeyen herkesin bu malları kıyamet günü en iri ve en semiz durumu ile gelerek sahibine boynuzları ile vurur ve ayakları ile çiğnerler. (Sahibini vura vura ve çiğneye çiğneye geçen) hayvanların sonu geldikçe başı sahibine dönüp ona böylece musallat olur. Bu ta'zib (mahşerde) Allah tarafından insanlar arasında hüküm verilinceye kadar devam eder.» Diğer tahric:Buhari, Müslim ve Tirmizi AÇIKLAMA 1786'da
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن الاعمش، عن المعرور بن سويد، عن ابي ذر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ما من صاحب ابل ولا غنم ولا بقر لا يودي زكاتها الا جاءت يوم القيامة اعظم ما كانت واسمنه تنطحه بقرونها وتطوه باخفافها كلما نفدت اخراها عادت عليه اولاها . حتى يقضى بين الناس
Ebu Hureyre (r.a.h)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «(Sahibi tarafından) zekat hakkı verilmeyen develer (kıyamet günü besili ve en kuvvetli hali ile) gelerek sahibini tabanları ile çiğner, (zekatı verilmeyen) sığırlar ve koyunlar ile keçiler de gelip sahibini tırnakları ile çiğner ve boynuzları ile süser. (Zekatı verilmeyen) kenz (ticaret eşyası, para, altın ve gümüş) de kel bir erkek yılan şekline sokulmuş olarak gelir ve kıyamet günü sahibine rastlar. Sahibi iki defa ondan kaçar. Sonra (tekrar) sahibinin önüne çıkar. Sahibi yine kaçarak: Senin ile aramızda (geçmiş) ne (olay) var (ki sen peşimi bırakmıyorsun) ? diye sorar. Yılan : Ben senin (zekatı ödenmeyen) kenzinim (= malınım). Ben senin kenzinim, der. Sahibi, eli ile kendini yılandan korumaya çalışır. Yılan onun elini kıtır kıtır yer.» Diğer tahric: Bu hadisi: Buhari de rivayet etmiştir. Müslim de bunun benzerini Cabir bin Abdillah el-Ensari (r.a.)'den rivayet etmiştir
حدثنا ابو مروان، محمد بن عثمان العثماني حدثنا عبد العزيز بن ابي حازم، عن العلاء بن عبد الرحمن، عن ابيه، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " تاتي الابل التي لم تعط الحق منها تطا صاحبها باخفافها وتاتي البقر والغنم تطا صاحبها باظلافها وتنطحه بقرونها وياتي الكنز شجاعا اقرع فيلقى صاحبه يوم القيامة فيفر منه صاحبه مرتين ثم يستقبله فيفر صاحبه فيقول مالي ولك . فيقول انا كنزك انا كنزك . فيتقيه بيده فيلقمها
Ömer bin el-Ilattab'ın mevlası Halid bin Eşlem (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben (bir gün) Abdullah bin Ömer (r.a.) ile beraber (Medine dışına) çıkmıştık. Bir A'rabi arkadan gelip Abdullah bin Ömer (r.a.)'a: Allah'ın; والذين يكنزون الذهب والفضة ولا ينفقونها في سبيل اللَّه «Ve altın ve gümüşü kenz edip (= biriktirip) Allah yolunda harcamayanlar...» buyruğu(ndaki kenz ve mal biriktirmenin) mahiyeti nedir? diye sordu. İbn-i Ömer (r.a.) Ona: — Altın ve gümüşü biriktirip de zekatını vermeyenler için helak ve azab vardır. Zekat farz kılınmazdan önce ihtiyaç fazlası olup biriktirilen mal, kenz (azabı mucip bir biriktirme) sayılırdı. Zekat farziyeti emri indirilince Allah Teala zekatı malların temizleyicisi kıldı, diye cevap verdikten sonra dönüp şöyle dedi: — Sayısını bilip zekatını verdiğim ve Allah (Azze ve Celle)'nin taatile işlettiğim Uhud dağı kadar altınım olsa (bu yüzden) endişe duymam. Not: Tirmizi bu hadisi rivayet ettikten sonra: Bu hadis hasen-garib'tir, demiştir. Diğer tahric: Bıı hadisi, Buhari, Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayetinde; "Sonra dönüp şöyle söyledi ... " cümlesi ve onu takip eden İbn-i Ömer (r.a.)'ın sözü yoktur
حدثنا عمرو بن سواد المصري، حدثنا عبد الله بن وهب، عن ابن لهيعة، عن عقيل، عن ابن شهاب، حدثني خالد بن اسلم، مولى عمر بن الخطاب قال خرجت مع عبد الله بن عمر فلحقه اعرابي فقال له قول الله {والذين يكنزون الذهب والفضة ولا ينفقونها في سبيل الله} قال له ابن عمر من كنزها فلم يود زكاتها فويل له انما كان هذا قبل ان تنزل الزكاة فلما انزلت جعلها الله طهورا للاموال . ثم التفت فقال ما ابالي لو كان لي احد ذهبا اعلم عدده وازكيه واعمل فيه بطاعة الله عز وجل
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine güre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sen malının zekatını verince, üzerindeki (malın hakkı) ın ödemiş olursun,» Diğer tahric: Tirmizi ve Hakim de bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا احمد بن عبد الملك، حدثنا موسى بن اعين، حدثنا عمرو بن الحارث، عن دراج ابي السمح، عن ابن حجيرة، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " اذا اديت زكاة مالك فقد قضيت ما عليك
Fatime bint-i Kays (r.anha)'dam rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Malda zekattan başka hiç bir hak yoktur.» Diğer tahric: Tirmizi ve Darimi bu hadisi tahric etti
حدثنا علي بن محمد، حدثنا يحيى بن ادم، عن شريك، عن ابي حمزة، عن الشعبي، عن فاطمة بنت قيس، انها سمعته - تعني النبي، صلى الله عليه وسلم - يقول " ليس في المال حق سوى الزكاة
Ali (bin Ebi Talib) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ben sizi at ve köle zekatından kesinlikle afv ettim. Lakin gümüşten öşürün dörtte birisini (zekat olarak) veriniz. Her kırk dirhemden bir dirhem (veriniz).» Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1791’de
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن سفيان، عن ابي اسحاق، عن الحارث، عن علي، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اني قد عفوت لكم عن صدقة الخيل والرقيق ولكن هاتوا ربع العشور من كل اربعين درهما درهما
(Abdullah) bin Ömer ve Aişe (r.anhuma)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her yirmi dinardan ve bundan fazla meblağdan yarım dinar ve kırk dinardan bir dinar (zekat) alırdı. Not: Ravi İbrahim bin İsmail zayıf olduğu için bunun isnadının zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا بكر بن خلف، ومحمد بن يحيى، قالا حدثنا عبيد الله بن موسى، انبانا ابراهيم بن اسماعيل، عن عبد الله بن واقد، عن ابن عمر، وعايشة، ان النبي صلى الله عليه وسلم كان ياخذ من كل عشرين دينارا فصاعدا نصف دينار ومن الاربعين دينارا دينارا
Aişe (r.anha)'den; Söyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Buyurdu ki: «Bir malın üzerinden bir yıl geçinceye kadar onda hiç zekat yok tur.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: İbn•i Ebi'r•Rical olan ravi Harise bin Muhammed zayıf olduğu için bu isnad zayıftır, Tirmizi bu hadisi İbn-i Ömer (r.a.)'den merfu' ve mevkuf olarak rivayet etmiştir
حدثنا نصر بن علي الجهضمي، حدثنا شجاع بن الوليد، حدثنا حارثة بن محمد، عن عمرة، عن عايشة، قالت سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " لا زكاة في مال حتى يحول عليه الحول
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den şunu buyururken isitmiştir: «Beş vesk miktarından az olan hurmada, beş okiyyeden az (gümüş) de ve beş deveden aşağısında zekat yoktur.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai AÇIKLAMA 1794’te
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا ابو اسامة، حدثني الوليد بن كثير، عن محمد بن عبد الرحمن بن ابي صعصعة، عن يحيى بن عمارة، وعباد بن تميم، عن ابي سعيد الخدري، انه سمع النبي صلى الله عليه وسلم يقول " لا صدقة فيما دون خمسة اوساق من التمر ولا فيما دون خمس اواق ولا فيما دون خمس من الابل
Cabir bin Abdillah (r.a.'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir: «Beş deveden aşağısında zekat yoktur. Beş okiyye'den az (gümüş) de zekat yoktur. Ve beş vesk miktarından az olan (hurma, üzüm ve hububat) da zekat yoktur.» Not: Bu hadisin senedinin hasen olduğu Zevaid'de belirtilmiştir
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن محمد بن مسلم، عن عمرو بن دينار، عن جابر بن عبد الله، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ليس فيما دون خمس ذود صدقة وليس فيما دون خمس اواق صدقة وليس فيما دون خمسة اوساق صدقة
Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Abbas (bin Abdulmuttalib) (r.a.), zekatını vaktinden önce yermekte acele etmesi hükmünü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sormuş. Efendimiz de ona bu hususta ruhsat vermiştir. Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud, Tirmizi, Hakim, Beyhaki ve Darekutni de bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن يحيى، حدثنا سعيد بن منصور، حدثنا اسماعيل بن زكريا، عن حجاج بن دينار، عن الحكم، عن حجية بن عدي، عن علي بن ابي طالب، ان العباس، سال النبي صلى الله عليه وسلم في تعجيل صدقته قبل ان تحل فرخص له في ذلك
Abdullah bin Ebi Evfa (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Her hangi bir adam malının zekatını Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına getirdiği zaman Efendimiz ona rahmet ve mağfiret için dua ederdi. Ben de malımın zekatını Onun huzuruna getirdim. Efendimiz: «Allah'ım! Ebu Evfa ailesine rahmet ve mağfiret eyle.» diye dua buyurdu. Diğer tahric: Buhari. Müslim. Ebu Davud ve Nesai de bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن شعبة، عن عمرو بن مرة، قال سمعت عبد الله بن ابي اوفى، يقول كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا اتاه الرجل بصدقة ماله صلى عليه فاتيته بصدقة مالي فقال " اللهم صل على ال ابي اوفى
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine güre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Zekat verdiğiniz zaman; اللهم اجعلها مغنماً ولا تجعلها مغرماً Allah'ım! Bu zekatı büyük bir sevaba vesile eyle ve bunu (sevaba sebep olmadan hak sahibine ödenen) bir borç eyleme' demekle zekatın sevabını istemeyi unutmayınız.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında el•Velid bin Müslim ed-Dimışki bulunuyor. Bu ravi tedIisci idi. Ravi el-Bahteri ise Onun zayıflığı hususunda alimter müttefiktir. İbn-i Ebi Evfa (r.a.)'ın (1796 nolu) hadisi bu hadis için şahid durumundadır
حدثنا سويد بن سعيد، حدثنا الوليد بن مسلم، عن البختري بن عبيد، عن ابيه، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذا اعطيتم الزكاة فلا تنسوا ثوابها ان تقولوا اللهم اجعلها مغنما ولا تجعلها مغرما
İbn-i Şihab (Zühri), Salim bin Abdillah (bin Ömer)'den O da babası (Abdullah.bin Ömer) (r.a.j'den. O da Nebi (Salla/lahui Aleyhi ve Sellem)'den rivayetle şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefat etmeden önce zekatlar hakkında yazdırmış olduğu bir mektubu Salim bana okudu (veya okutturdu.) Ben o mektupta şöyle buyuruldugunu buldum. «Beş (deve) de bir şat, on (deve) de iki şat, on beş (deve) de üç şat ve yirmi (deve)de dört şat (zekat) olur. Yirmi beş de(n) otuz beş (devey)e kadar bir bint-i mahad (zekat) olur. Eğer bint-i mahad bulunmazsa erkek olan bir İbn-i Lebun (verilir). Otuzbeşten bir (deve) fazlalaşırsa kırk beşe kadar (olan develer için) bir bint-i lebun zekat vardır. Develer kırk beşten bir fazla olunca altmış (devey)e (varıncaya) kadar bunlar için bir hıkka (zekat) bulunur. Altmıştan bir fazla olunca yetmiş beşe kadar bir Cezea (zekat) olur. Yetmişbeşten bir fazla olunca doksana kadar iki bint-i Lebun (zekat) olur. Doksandan bir fazla olunca yüz yirmiye kadar iki hıkka (zekat) olur. Develer daha da çoğalınca artık her elli (deve) için bir hıkka ve her kırk (deve) için bir bint-i Lebun (zekat) olur.» Diğer tahric: Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, Darekutni, Beyhaki ve Hakim de bu hadisi rivayet etmişlerdir
حدثنا ابو بشر، بكر بن خلف حدثنا عبد الرحمن بن مهدي، حدثنا سليمان بن كثير، حدثنا ابن شهاب، عن سالم بن عبد الله، عن ابيه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال اقراني سالم كتابا كتبه رسول الله صلى الله عليه وسلم في الصدقات قبل ان يتوفاه الله فوجدت فيه " في خمس من الابل شاة وفي عشر شاتان وفي خمس عشرة ثلاث شياه وفي عشرين اربع شياه وفي خمس وعشرين بنت مخاض الى خمس وثلاثين فان لم توجد بنت مخاض فابن لبون ذكر فان زادت على خمس وثلاثين واحدة ففيها بنت لبون الى خمسة واربعين فان زادت على خمس واربعين واحدة ففيها حقة الى ستين فان زادت على ستين واحدة ففيها جذعة الى خمس وسبعين فان زادت على خمس وسبعين واحدة ففيها ابنتا لبون الى تسعين فان زادت على تسعين واحدة ففيها حقتان الى عشرين وماية فاذا كثرت ففي كل خمسين حقة وفي كل اربعين بنت لبون
Ebu Said-i Hudri (r.a.)den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Beşten az develerde zekat yoktur. Dört devede de hiç bir şey yoktur. Develerin sayısı beşe ulaşınca onun zekatı bir şat olur. Dokuz deveye kadar (böyledir.) Deve sayısı 10a ulaşınca (bundan) on-dörde kadar onun zekatı iki şat olur, develer on beş olunca (bundan) 19'a kadar onun zekatı üç şattır. Develer 2O'ye ulaşınca zekatı dört şattır. Deve sayısı 24'e ulaşıncaya kadar (hüküm budur.) Deve sayısı 25'e ulaşınca (bundan) 35'e kadar, onun zekatı bir bint-i Mahad-dır. Bint-i mahad olmadığı zaman erkek olan bir ibn-i lebun verilir. Bir deve fazlalaşırsa, zekatı bir bint-i lebun olur. Deve sayısı 45e ulaşıncaya kadar (hüküm budur.) Bir deve fazlalaşırsa, zekatı bir hıkka olur. Deve sayısı 60'a ulaşıncaya kadar (hüküm budur.) Bir deve daha olursa zekatı bir cezea olur. Deve sayısı 75'e ulaşıncaya kadar (hüküm budur.) Deve sayısı bir artarsa zekatı iki bint-i lebun olur. Deve sayısı 90'a ulaşıncaya kadar (hüküm budur.) Buna bir deve daha ziyadeleşirse. zekatı iki hıkka olur. Develer 120 adede ulaşıncaya kadar (hüküm budur.) Bundan sonra her elli deve için bir hık.... ve kırk deve için bir bint i lebun (zekat) olur.» Not: Zevaid'de şöyle denmiştir: Bunun senedindeki ravi Muhammed bin Akil hakkında Ahmed ve Hakim: Muhammed bin Akil, Hafs bin Abdillah'tan muteber olmayan iki hadis rivayet etmiştir. demişlerdir. İbn-i Hibban ise: 0, sika'dır, bazen hata etmiştir. Irak'ta on kadar matlup hadis rivayet etmiş, demiştir. Nesai de O'nu sika saymış ve Ebü Abdillah el•Hakim'de: 0, alimlerin seçkinlerindendir, demiştir. İsnadın kalan ravileri Buhari'nin şartı üzerine sika zatlardır. Bu hadisin ilk cümlesini (yani «Beşten az develerde zekat yoktur.» cümlesini Buhari, Müslim ve başkaları (Müellifin Süneninde 1793 numarada geçmiştir.) da rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن عقيل بن خويلد النيسابوري، حدثنا حفص بن عبد الله السلمي، حدثنا ابراهيم بن طهمان، عن عمرو بن يحيى بن عمارة، عن ابيه، عن ابي سعيد الخدري، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ليس فيما دون خمس من الابل صدقة وليس في الاربع شىء فاذا بلغت خمسا ففيها شاة الى ان تبلغ تسعا فاذا بلغت عشرا ففيها شاتان الى ان تبلغ اربع عشرة فاذا بلغت خمس عشرة ففيها ثلاث شياه الى ان تبلغ تسع عشرة فاذا بلغت عشرين ففيها اربع شياه الى ان تبلغ اربعا وعشرين فاذا بلغت خمسا وعشرين ففيها بنت مخاض الى خمس وثلاثين فاذا لم تكن بنت مخاض فابن لبون ذكر فان زادت بعيرا ففيها بنت لبون الى ان تبلغ خمسا واربعين فان زادت بعيرا ففيها حقة الى ان تبلغ ستين فان زادت بعيرا ففيها جذعة الى ان تبلغ خمسا وسبعين فان زادت بعيرا ففيها بنتا لبون الى ان تبلغ تسعين فان زادت بعيرا ففيها حقتان الى ان تبلغ عشرين وماية ثم في كل خمسين حقة وفي كل اربعين بنت لبون
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Ebu Bekir-i Sıddik (r.a.) (kendisini Bahreyn'e zekat amiri olarak gönderdiğinde) O'na şu mektubu vermiştir: Sana verdiğim bu mektup, Allah'ın Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e emrettiği ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in müslümanlara farz ettiği (veya takdir ve tayin buyurduğu) zekat farizası (hükümlerini beyan eden bir talimat)dır. Şüphesiz, hayvan zekatları meyanındaki develerin gerekli yaşlarından bir kısmı şöyle olur: Kimin yanındaki develerin zekatı dört yaşım bitirip beş yaşa erişmiş bir dişi deveye ulaşır ve o'nun yanında böyle deve bulunmaz da bir yaş aşağı dişi deve bulunursa, mal sahibinden (zekat olarak bu deve kabul edilir.) Ve mal sahibi yaş farkının telafisi için, yanında varsa iki şat, yoksa yirmi dirhem (gümüş) verir. Kimin yanındaki (develerin) zekatı üç yaşını bitirip dört yaşına basmış bir dişi deveye ulaşır ve onun yanında yalnız iki yaşını bitirip üçüncü yaşa basmış deve varsa, bu deve ondan kabul edilir. Ve mal sahibi (yaş farkına karşılık olarak) bu deve ile beraber, yanında varsa iki şat, yok ise yirmi dirhem (gümüş) verir. Kimin zekatı iki yaşını tamamlayıp üçüncüsüne basmış dişi bir deveye ulaşırsa yanında bu evsafta bir deve bulunmayıp bir yaş büyüğü bulunursa bu deve mal sahibinden kabul edilir ve zekat memuru (yaş farkı telafisi için) ona yirmi dirhem (gümüş) veya iki şat verir. Kimin zekatı iki yaşını tamamlayıp üçüncüsüne basmış bir dişi deveye erişir ve yanında bu vasıflarda deve bulunmayıp, yanında bir yaş küçüğü dişi deve bulunursa mal sahibinden bu deve kabul edilir ve mal sahibi (yaş farkını kapatmak için) bu deve ile beraber 20 dirhem (gümüş) veya İki şat verir. Kimin zekatı bir yaşını tamamlayıp ikinci yaşa giren dişi bir deveye ulaşır da, yanında bu evsafta deve bulunmaz ve yanında bir yaş küçüğü dişi deve bulunursa, ondan o büyük deve kabul edilir. Ve zekat memuru (yaş farkının telafisi için) ona yirmi dirhem (gümüş) vcya iki şat verir. Kimin yanında zekat olarak vermesi gereken iki yaşındaki dişi deve bulunmayıp yanında, iki yaşından üçüncüsüne geçmiş erkek bir deve varsa ondan o deve kabul edilir ve bununla beraber başka bir şey (vermek) yoktur. Diğer tahric: Malik, Şafii, Ahmed, Buhari, Ebu Davud, Darekutni, Hakim ve Beyhaki de bu hadisi rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن بشار، ومحمد بن يحيى، ومحمد بن مرزوق، قالوا حدثنا محمد بن عبد الله بن المثنى، حدثني ابي، عن ثمامة، حدثني انس بن مالك، ان ابا بكر الصديق، كتب له بسم الله الرحمن الرحيم . هذه فريضة الصدقة التي فرض رسول الله صلى الله عليه وسلم على المسلمين التي امر الله بها رسول الله صلى الله عليه وسلم فان من اسنان الابل في فرايض الغنم من بلغت عنده من الابل صدقة الجذعة وليس عنده جذعة وعنده حقة فانها تقبل منه الحقة ويجعل مكانها شاتين ان استيسرتا او عشرين درهما ومن بلغت عنده صدقة الحقة وليست عنده الا بنت لبون فانها تقبل منه بنت لبون ويعطي معها شاتين او عشرين درهما ومن بلغت صدقته بنت لبون وليست عنده وعنده حقة فانها تقبل منه الحقة ويعطيه المصدق عشرين درهما او شاتين ومن بلغت صدقته بنت لبون وليست عنده وعنده بنت مخاض فانها تقبل منه ابنة مخاض ويعطي معها عشرين درهما او شاتين . ومن بلغت صدقته بنت مخاض وليست عنده وعنده ابنة لبون فانها تقبل منه بنت لبون ويعطيه المصدق عشرين درهما او شاتين فمن لم يكن عنده ابنة مخاض على وجهها وعنده ابن لبون ذكر فانه يقبل منه وليس معه شىء
Süveyd bin Ğafele (r.a.)'den; Şöyir demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zekat memuru bize geldi. Ben onun elini tuttum ve onun (zekat ahkamına ait) mektubunda bulunan şu hükümleri okudum. «Zekat (artar veya eksilir) korkusuyla müteferrik (dağınık mal) bir araya toplatılmaz. Toplu (mal) da dağıtılmaz.» Sonra btr adam ona iri ve çok semiz bir dişi deve getirdi. O (zekat memuru) bu deveyi (zekat olarak) almaktan imtina etti. Bunun üzerine adam, o deveden aşağı bir deveyi memura getirdi. Memur, bunu aldı ve dedi ki: Ben müslüman bir adam'ın develerinin en seçkinini almış olarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına varacağım zaman hangi yer beni taşır ve hangi gök beni gölgeler. Diğer tahric: Bu hadisi, Ebu Davud ve Darekutni de bu hadisi rivayet etmişlerdir
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، حدثنا شريك، عن عثمان الثقفي، عن ابي ليلى الكندي، عن سويد بن غفلة، قال جاءنا مصدق النبي صلى الله عليه وسلم فاخذت بيده وقرات في عهده لا يجمع بين متفرق ولا يفرق بين مجتمع خشية الصدقة . فاتاه رجل بناقة عظيمة ململمة فابى ان ياخذها فاتاه باخرى دونها فاخذها وقال اى ارض تقلني واى سماء تظلني اذا اتيت رسول الله صلى الله عليه وسلم وقد اخذت خيار ابل رجل مسلم
Cerir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Zekat memuru (mal sahiplerinden) ancak razı olarak döner (dönmelidir.)» Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de bunu benzer lafızIarla rivayet etmişlerdir
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن اسراييل، عن جابر، عن عامر، عن جرير بن عبد الله، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يرجع المصدق الا عن رضا