Loading...

Loading...
Kitap
205 Hadis
Ebu Said (r.a.)'den; şöyle demiştir: Siyah bir kadın. Mescidi Nebevi'yi süpürüyordu. Geceleyin vefat etti. Sabahleyin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kadının ölümü haber verildi. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Niçin (geceleyin) bana haber vermediniz?» buyurdu. Sonra ashabıyla beraber çıkıp, kadının kabri üzerinde durdu. Cemaat onun arkasında olduğu halde kadın üzerinde tekbir aldı (cenaze namazını kıldırdı). Ona dua etti, sonra dönüp geldi. Not: Bunun senedindeki ravi İbn-i Lahia'nın zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا ابو كريب، حدثنا سعيد بن شرحبيل، عن ابن لهيعة، عن عبيد الله بن المغيرة، عن ابي الهيثم، عن ابي سعيد، قال كانت سوداء تقم المسجد فتوفيت ليلا فلما اصبح رسول الله صلى الله عليه وسلم اخبر بموتها فقال " الا اذنتموني بها " . فخرج باصحابه فوقف على قبرها فكبر عليها والناس من خلفه ودعا لها ثم انصرف
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz Necaşi öldü» buyurdu. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve ashabı Baki'a çıktılar. Efendimiz bizi arkasında saf dizdi ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önümüze geçerek (namaza durdu) dört tekbir aldı. Diğer tahric: Ahmed ve Kütüb-i Sitte sahipleri bunu rivayet etmişlerdir. Ebu Davud'un rivayetinde: 'Necaşi (r.a.)'in öldüğü gün Nebi (s.a.v.) Onun ölümünü ashabına bildirdi.' ifadesi vardır
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبد الاعلى، عن معمر، عن الزهري، عن سعيد بن المسيب، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان النجاشي قد مات " . فخرج رسول الله صلى الله عليه وسلم واصحابه الى البقيع . فصفنا خلفه وتقدم رسول الله صلى الله عليه وسلم فكبر اربع تكبيرات
İmran bin el-Husayn (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Şüphesiz kardeşiniz Necaşi öldü. Üzerinde namaz kılınız.» İmran (r.a.) demiştir ki: Efendimiz namaza kalktı. Biz de Onun arkasında namaz kıldık. Ben ikinci safta idim. İki saf halinde Onun namazını kıldırdı. Diğer tahric: Tirmzi, Nesai, İbn-i Hibban ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. BİLGİ 1538’de
حدثنا يحيى بن خلف، ومحمد بن زياد، قالا حدثنا بشر بن المفضل، ح وحدثنا عمرو بن رافع، حدثنا هشيم، جميعا عن يونس، عن ابي قلابة، عن ابي المهلب، عن عمران بن الحصين، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان اخاكم النجاشي قد مات فصلوا عليه " . قال فقام فصلينا خلفه واني لفي الصف الثاني فصلى عليه صفين
Mücemmi' bin Cariye el-Ensari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Şüphesiz kardeşiniz Necaşi öldü. Kalkın üzerinde namaz kılınız.» Efendimiz arkasına bizi iki saf halinde dizdi. Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir. BİLGİ 1538’de
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا معاوية بن هشام، حدثنا سفيان، عن حمران بن اعين، عن ابي الطفيل، عن مجمع بن جارية الانصاري، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان اخاكم النجاشي قد مات فقوموا فصلوا عليه " . فصففنا خلفه صفين
Huzeyfe bin Esid (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabileri (dışarı) çıkararak : «Yerinizden başka bir yerde ölen bir kardeşinizin üzerinde namaz kılınız.» buyurdu. Sahabiler: Kim O? diye sordular. Efendimiz: «Necaşi!» buyurdu. BİLGİ 1538’de
حدثنا محمد بن المثنى، حدثنا عبد الرحمن بن مهدي، عن المثنى بن سعيد، عن قتادة، عن ابي الطفيل، عن حذيفة بن اسيد، ان النبي صلى الله عليه وسلم خرج بهم فقال " صلوا على اخ لكم مات بغير ارضكم " . قالوا: من هو؟ قال: " النجاشي
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Necaşi (r.a.) üzerinde (ğıyabi) cenaze namazı kıldı da (namazda) dört tekbir aldı. Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا سهل بن ابي سهل، حدثنا مكي بن ابراهيم ابو السكن، عن مالك، عن نافع، عن ابن عمر، ان النبي صلى الله عليه وسلم صلى على النجاشي فكبر اربعا
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Kim bir cenaze namazını kılarsa Ona bir kırat (sevap) vardır. Kim cenazenin defin işi bitinceye kadar beklerse Ona iki kırat (sevap) vardır.» Sahabiler: İki kırat nedir? diye sordular. Buyurdu ki: «İki dağ mislidir.» Diğer tahric: Bunu, Ahmed ve Kütüb-i Sitte sahipleri rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1541’de
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبد الاعلى، عن معمر، عن الزهري، عن سعيد بن المسيب، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " من صلى على جنازة فله قيراط ومن انتظر حتى يفرغ منها فله قيراطان " . قالوا وما القيراطان قال " مثل الجبلين
Sevban (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Bir cenaze üzerinde namaz kılana bir kırat (sevap) vardır ve cenazenin defninde (de) bulunana iki kırat (sevap) vardır.» Sevban (r.a.) demiştir ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kırat'ın ne olduğu soruldu. Buyurdu ki: «Uhud (dağı) mislidir.» Diğer tahric: Müslim AÇIKLAMA 1541’de
حدثنا حميد بن مسعدة، حدثنا خالد بن الحارث، حدثنا سعيد، عن قتادة، حدثني سالم بن ابي الجعد، عن معدان بن ابي طلحة، عن ثوبان، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من صلى على جنازة فله قيراط ومن شهد دفنها فله قيراطان " . قال: فسيل نبي الله صلى الله عليه وسلم عن القيراط؟ فقال " مثل احد
Ubey bin Ka'b (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Bir cenaze üzerinde namaz kılana bir kırat (sevap) vardır. Defin işi bitinceye kadar cenazede hazır bulunana iki kırat (sevap) vardır. Muhammed'in nefsi kudret elinde olan (Allah) a yemin ederim ki kırat, şu Uhud dağından büyüktür.» Not: Bunun senedindeki ratvi Haccac bin Ertat'ın tedlisçiliği nedeniyle senedin zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا عبد الله بن سعيد، حدثنا عبد الرحمن المحاربي، عن حجاج بن ارطاة، عن عدي بن ثابت، عن زر بن حبيش، عن ابى بن كعب، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من صلى على جنازة فله قيراط ومن شهدها حتى تدفن فله قيراطان والذي نفس محمد بيده القيراط اعظم من احد هذا
Amir bin Rabia (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Cenazeyi gördüğünüz zaman, cenaze geçip sizi arkasında birakıncaya kadar veya (yere) indirilinceye kadar ayağa kalkınız. (Ayakta durunuz.)» Diğer tahric: Kütüb-i Sitte sahipleri ve Beyhaki bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن رمح، انبانا الليث بن سعد، عن نافع، عن ابن عمر، عن عامر بن ربيعة، عن النبي صلى الله عليه وسلم ح: وحدثنا هشام بن عمار، حدثنا سفيان، عن الزهري، عن سالم، عن ابيه، عن عامر بن ربيعة، سمعه يحدث، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: " اذا رايتم الجنازة فقوموا لها حتى تخلفكم او توضع
Ebu Hureyre (r.a.)'detı; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından bir cenaze geçirildi. Kendisi ayağa kalktı ve (bize): «Ayağa kalkınız. Çünkü şüphesiz ölüm için korku ve dehşet vardır.» buyurdu. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وهناد بن السري، قالا حدثنا عبدة بن سليمان، عن محمد بن عمرو، عن ابي سلمة، عن ابي هريرة، قال مر على النبي صلى الله عليه وسلم بجنازة فقام وقال " قوموا فان للموت فزعا
Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenazenin geçmesi dolayısıyla ayağa kalktı, biz de kalktık. Nihayet ayağa kalkmayı terkedip oturdu. Artık biz de ayağa kalkmayı terkedip oturduk. Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesa, Ahmed, İbn-i Ebi Şeybe ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن شعبة، عن محمد بن المنكدر، عن مسعود بن الحكم، عن علي بن ابي طالب، قال قام رسول الله صلى الله عليه وسلم لجنازة فقمنا حتى جلس فجلسنا
Ubade bin es-Samit (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenaze ile gittiği zaman; cenaze kabre indirilinceye kadar oturmazdı. Sonra bir Yahudi alimi Ona uğrayıp: Ya Muhammed ! Biz böyle yaparız, dedi. Bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturdu ve (bize): «Yahudilere muhalefet ediniz. (Oturunuz.)» buyurdu. Not: Sindi: Bunun senedinin zayıf olduğu söylenmiş, demiştir. Diğer tahric: Ebu Davud, Tirmizi Tahavi, Bezzar ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerçlir
حدثنا محمد بن بشار، وعقبة بن مكرم، قالا حدثنا صفوان بن عيسى، حدثنا بشر بن رافع، عن عبد الله بن سليمان بن جنادة بن ابي امية، عن ابيه، عن جده، عن عبادة بن الصامت، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا اتبع جنازة لم يقعد حتى توضع في اللحد فعرض له حبر فقال هكذا نصنع يا محمد . فجلس رسول الله صلى الله عليه وسلم وقال " خالفوهم
Aişe (r.anha.)'dan; şöyle demiştir: Ben bir defa Onu —yani Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i evde— bulamadım da (aradım.) Baktım ki Baki' mezarlığındadır. Şöyle buyurdu: «Selam sizlere ey mu'min bir kavmin kabristan (halk)ı! Siz bizim için faratlar (önceden gidenlerimiz) siniz ve biz muhakkak size iltihak edicileriz. Allah'ım! Bizi onların sevabından mahrum etme. Ve bizi onlardan sonra hak yoldan saptırma.» Farat: Yola çıkacak bir kavmin varacağı yerde gerekli hazırlığı yapmak üzere oraya gidecek öncülere denilir. AÇIKLAMA 1547’de
حدثنا اسماعيل بن موسى، حدثنا شريك بن عبد الله، عن عاصم بن عبيد الله، عن عبد الله بن عامر بن ربيعة، عن عايشة، قالت فقدته - تعني النبي صلى الله عليه وسلم - فاذا هو بالبقيع فقال " السلام عليكم دار قوم مومنين انتم لنا فرط وانا بكم لاحقون اللهم لا تحرمنا اجرهم ولا تفتنا بعدهم
Büreyde (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabilerine, kabristana çıkacakları zaman (ne söyleyeceklerini) öğretirdi. (Onlardan mezarlığa gideni) şöyle derdi: السلام عليكم، أهل الديار من المؤمنين والمسلمين، وإنا إن شاء اللَّه بكم لاحقون. نسأل اللَّه لنا ولكم العافي Meali: «Selam sizlere ey bu diyarın mu'min ve müslüman halkı! Biz de inşaallah sizlere iltihak edicileriz. Allah'tan kendimize ve sizlere afiyet dileriz.» AÇIKLAMA (1546, 1547): Aişe (r.anha)'nın hadisinin benzerini, Müslim daha uzun metin halinde rivayet etmiştir. Fakat buradaki; اللهم! لا تحرمنا أجرهم ولا تفتنا بعدهم duasına. oradaki rivayette rastlıyamadım. Aşe (r.anha)'nın Müslim'deki rivayetinde Nebi (s.a.v.)'in Baki' kabristanına vardığında Baki' deki ölülere hitabı şöyledir: BURAYA ALINAN METNİ MÜSLİMDE BULAMADIM Yine Aişe (r.anha)'nın Müslim'deki bir rivayetine göre Nebi (s.a.v.) Ona kabristandakilere şöyle hitab etmesini öğretmiştir: السلام عليكم دار قوم مؤمنين. وأتاكم ما توعدون غدا. مؤجلون. وإنا، إن شاء الله، بكم لاحقون. 1546’daki Büreyde (r.a.)'in hadisini de Müslim rivayet etmiştir. Dar kelimesinin asıl manası evdir. "Diyar"da onun çoğuludur. Hattabi: Mezarlığa Dar denilebileceği, hadisten anlaşılıyor. Doğrusu da budur. Çünkü Dar, Arap dilinde meskene denildiği gibi; harabelere de Dar denilir, demiştir. EI-Menhel yazarı da: Kabirlere Dar denilmiş. Çünkü kabirler, dirilerin meskenlerine benzer. Diriler, meskenlerde toplandıkları gibi, ölüler de kabirlerde toplanır, demiştir Hadisler: Dirilere olduğu gibi ölülere de selam vermenin meşruluğuna delalet ederler. Hadislerde ''İnşaallah biz de sizlere iltihak edicileriz" buyurulmuştur. Ölülere iltihak etmek kesindir. Burada teberrüken veya sözü süslemek için inşaaIlah sözü kullanılmıştır. Şöyle bir ihtimal de var: Imanla ölmek kesin olmadığı için inşaaIlah denilmiştir. Veyahut Nebi (s.a.v.) kabristana gittiği zaman beraberinde ihlaslı mü'minler bulunduğu gibi muhtemelen münafıklar da vardı. Münafıkların durumuna işaret olmak üzere: «İnşaaIlah» buyurulmuştur. Hadisler; kabir ziyaretine gidildiğinde bu kelimeleri söylemenin meşruluğuna deMlet ediyorlar. Hadis kitaplarında söylenmesi meşru kılınan başka kelimeler de vardır. EI-Menhel yazarı, meşru kabir ziyaretinin adabını Nevevi'den naklen özetle şöyle ifade eder: "Kabir ziyaretçisi; alçak gönüllü, Allah'ın azametini düşünücü, kendisinden önce ölenlerden ibret alıcı olarak ve Allah rızası için mezarlığa gitmelidir. Kabrin yanına vardığı zaman sırtını kıbleye verip yüzünü kabre döndürerek selam verir, Ve dua eder. Hadislerde varid olan selam ve dua şeklini tercih etmelidir. Nebi (s.a.v.) Baki'yea gittiği zaman ayakta durduğu gibi ziyaretçi ayakta durmalıdır. Ancak bir özür varsa oturmakta beis yoktur. Kabrin çevresinde tavaf yapmak, kabir sahibinden dilekte bulunmak sakıncalıdır." (Yani ziyaretçi: Ey kabir sahibi!. Bana evlad ver, beni şu kazadan koru v.b. sözlerden sakınmalıdır. Çünkü veren koruyan sadece Allah'tır.) Mahir: Bu tür istekler kişi'yi küfre, hatta en büyük günah olan şirke götürür. Salih kişi'nin hatrına Allah'tan istemek farklıdır ki, 'Allahım falanın hürmetine bana.......' şeklinde istek te yine Allah'tan taleb edilir. Bu konu bu şekilde ele alunırsa güzel ve sağlam olur. Şefaat edici zümreler vardır; Nebiler, Şehidler ve Salihler gibi. Bununla beraber Şefaat iznini miktarını belirleyen sadece ve sadece Herşeye hakim olan, Kadir-i Mutlak ve Mütekebbir olan Allah Azimun Alim'dir. Ölü'den Allah'ın izniyle istemeye gelince: Ölünün işitmesi ihtilaflı olup işitse bile yine de ona işittiren Allahtır. Emin olunuz ki direkt olarak Allah'tan istemek kadar sağlam değildir. Yukarıda da bahsettiğim gibi Salih kişinin hürmetini dua'da zikrederken Allah'tan istenmelidir. En doğrusunu Allahu Alimun halim bilir. Kabrin başında Kur'an okumaya gelince: 1- Ebu Hanife, bu konuda sahih bir hadis bulunmadığı gerekçesiyle mekruh görmüşse de Hanefi mezhebinin tercih edilen kavline göre Kur'an okumak müstehabtır. Çünkü bu konuda eserler vardır. Ziyaretçi, bilhassa Yasin suresini okumalıdır. Hanefiler'in 'Durru'l-Nuhtar' adlı fıkıh kitabmda; kabir ziyaretinde Yasin suresi okunur, denilmiştir. İbn-i Abidin de bu sözle ilgili olarak: Çünkü "Kabristana girip Yasin suresini okuyan olursa Allah o gün için azabtaki ölülerin azabını hafifletir ve okuyucu için ölü sayısınca hasenat alır." mealinde hadis varid olmuştur, der. EI-Lubab şerhinde: Ziyaretçi Fatiha, Bakara'nın ilk sahitesini Ayetü'l-Kürsi'yi, Amene'r-Resulu, Yasin ,Mülk, Tekasur surelerini ve oniki, onbir, yedi veya üç defa ihlas suresini okur; Sonra: Allah'ım! Şu okuduğumun sevabını falana veya şunlara ulaştır diye dua eder, denilmiştir. 2- Şafiiler'e göre ziyaretçinin Kur'an okuması müstehabtır.Nevevi el-Mecmu'da: Ziyaretçinin kabristana selam vermesi, ziyaret ettiği ölüye ve bütün kabristandakilere dua etmesi, Kur'an okuması ve sonra ölülere dua etmesi müstehabtır. Şafii'nin bu hususta nassı vardır. Arkadaşları da müttefiken te'yid etmişlerdir. 3- Hanbeliler'e göre Kur'an okunmalıdır. El-Muğni de: Ahmed 'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Kabristana girdiğin zaman üç defa Ayete'l-Kül'si ve İhlas suresini oku. Sonra de ki: Allah'ım! Bunun sevabı şu kabristan ehlinedir. Ölülere dua, istiğfar, sadaka ve Hac gibi hayratın sevabının bağışlanmasında bir ihtilaf bilemiyoruz. Ahmed; Ölüye hayrın her çeşidi ulaşır. Çünkü bu hususta varid olan nasslar vardır, d9miştir. 4- Malikiler'e göre kabir üzerinde Kur'an okumak mekruhtur. Çünkü Selef'in böyle bir tatbikatı yoktur. Selefin yaptığı şey, sadaka ve duadır. Malikiler'in bazılarına göre Kur'an okuyup sevabını ölüye bağışlamakta beis yoktur. İnşaaIlah ölÜye sevab hası1 olur
Bera' bin A'zib (r.a.)'den; şöyle demiştir: Biz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde bir cenazeye çıktık. Efendimiz mezarlıkta kıbleye doğru oturdu
حدثنا محمد بن زياد، حدثنا حماد بن زيد، عن يونس بن خباب، عن المنهال بن عمرو، عن زاذان، عن البراء بن عازب، قال خرجنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم في جنازة فقعد حيال القبلة
Bera' bin A'zib (r.a.)'den; şöyle demiştir: Biz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde bir cenazeye çıktık da kabrin yanına vardık. Efendimiz oturdu. Biz de sanki başlarımızın üstünde kuşlar konmuş gibi oturduk. Diğer tahric: Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حدثنا ابو كريب، حدثنا ابو خالد الاحمر، عن عمرو بن قيس، عن المنهال بن عمرو، عن زاذان، عن البراء بن عازب، قال خرجنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم في جنازة فانتهينا الى القبر فجلس وجلسنا كان على رءوسنا الطير
Abdullah bin Ömer (r.a.)'den: şöyle demiştir: Ölü kabre dahil edildiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) بسم اللَّه. وعلى ملة رسول اللَّه buyururdu. Ravi Ebu Halid bir defa demiştir ki: İbn-i Ömer (r.a.) şöyle demiştir: Ölü kabrine indirildiği zaman Efendimiz: بسم اللَّه. وعلى سنة رسول اللَّه buyurdu. Ravi Hişam kendi hadisinde: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şu kelimeleri buyurduğunu söylemiştir: بسم اللَّه. وفي سبيل الله. وعلى ملة رسول اللَّه Diğer tahric: Bu hadisi Ahmed, Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا اسماعيل بن عياش، حدثنا ليث بن ابي سليم، عن نافع، عن ابن عمر، عن النبي صلى الله عليه وسلم ح وحدثنا عبد الله بن سعيد، حدثنا ابو خالد الاحمر، حدثنا الحجاج، عن نافع، عن ابن عمر، قال كان النبي صلى الله عليه وسلم اذا ادخل الميت القبر قال " بسم الله وعلى ملة رسول الله " . وقال ابو خالد مرة اذا وضع الميت في لحده قال " بسم الله وعلى سنة رسول الله " . وقال هشام في حديثه " بسم الله وفي سبيل الله وعلى ملة رسول الله
Ebu Rafi' (r.a.)'den şöyle demiştir: (Ölen Sa'd (r.a.)'in cesedi kabre indirildiği zaman) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sa'd (r.a.)'ın cesedini yavaşça ve tedricen na'şın üzerinden çekip çıkardı. (Ve kabre indirdi) kabrinin üstüne de su serpti. Not: Zcvaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki ravi Mendel bin Ali zayıftır. Muhammed bin Ubeydullah'ın zayıflığı hususunda ittifak vardır, AÇIKLAMA 1552’de
حدثنا عبد الملك بن محمد الرقاشي، حدثنا عبد العزيز بن الخطاب، حدثنا مندل بن علي، اخبرني محمد بن عبيد الله بن ابي رافع، عن داود بن الحصين، عن ابيه، عن ابي رافع، قال سل رسول الله صلى الله عليه وسلم سعدا ورش على قبره ماء
Ebu Said (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kabre indirileceği zaman kabrin) kıble tarafından alınarak karşılandı ve na'şın üzerinden yavaşça çekip çıkarıldı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında bulunan Atiyye el-Avri'yi imam Ahmed zayıf saymıştır
حدثنا هارون بن اسحاق، حدثنا المحاربي، عن عمرو بن قيس، عن عطية، عن ابي سعيد، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم اخذ من قبل القبلة واستقبل استقبالا واستل استلالا
حدثنا محمد بن عباد بن ادم، حدثنا ابو احمد، حدثنا سفيان، عن علقمة بن مرثد، عن سليمان بن بريدة، عن ابيه، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يعلمهم اذا خرجوا الى المقابر. كان قايلهم يقول: السلام عليكم اهل الديار من المومنين والمسلمين وانا ان شاء الله بكم لاحقون نسال الله لنا ولكم العافية