Loading...

Loading...
Kitap
205 Hadis
Semure bin Cündüb el-Fezari (r.a.)'den: şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) lohusalık halinde ölen (Ensar'dan Ümmü Ka'b adlı) bir kadın'ın cenaze namazını kıldırdı. (Namazda) Cenazenin tam ortası hizasına doğru durdu. Diğer tahric: Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahipleri ve Beyhaki rivayet etmişler; Tirmizi hadisin hasen - sahih olduğunu söylemiştir
حدثنا علي بن محمد، حدثنا ابو اسامة، قال الحسين بن ذكوان اخبرني عن عبد الله بن بريدة الاسلمي، عن سمرة بن جندب الفزاري، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم صلى على امراة ماتت في نفاسها فقام وسطها
Ebu Ğalip (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben, Enes bin Malik (r.a.)'i şöyle yaparken gördüm: (Abdullah bin Umeyr adlı) bir erkeğin cenaze namazını kıldırırken cenaze'nin başının hizasına doğru durdu, sonra (Ensar'dan) bir kadına ait başka bir cenaze getirildi. Cemaat Enes bin Malik (r.a.)'e: Ya Eba Hanıza! Bunun namazını kıldır, dediler. Enes (r.a.) na'şın (tam) ortasının hizasına doğru namaza durdu. Sonra el-Ala' bin Ziyad (r.a.) ona: Ya Eba Hamza! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in erkeğin cenaze namazım kıldırırken senin durduğun yerde durduğunu, kadının cenaze namazım kıldırırken senin durduğun yerde durduğunu ve senin yaptığın gibi yaptığını gördün (mü) dedi. Enes (r.a.): Evet, dedi. Bunun üzerine el-Ala' (r.a.) bize dönerek: (Bunu) Belleyiniz, dedi. Diğer tahric: hadisi Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, Tahavi ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir
حدثنا نصر بن علي الجهضمي، حدثنا سعيد بن عامر، عن همام، عن ابي غالب، قال رايت انس بن مالك صلى على جنازة رجل فقام حيال راسه فجيء بجنازة اخرى بامراة فقالوا يا ابا حمزة صل عليها . فقام حيال وسط السرير فقال له العلاء بن زياد يا ابا حمزة هكذا رايت رسول الله صلى الله عليه وسلم قام من الجنازة مقامك من الرجل وقام من المراة مقامك من المراة قال نعم . فاقبل علينا فقال احفظوا
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze üzerinde (namaz kıldırırken) Kur'an-ı Kerimin Fatiha (sure)sini okudu. Diğer tahric: Tirmizi AÇIKLAMA 1496’da
حدثنا احمد بن منيع، حدثنا زيد بن الحباب، حدثنا ابراهيم بن عثمان، عن الحكم، عن مقسم، عن ابن عباس، ان النبي صلى الله عليه وسلم قرا على الجنازة بفاتحة الكتاب
Ümmü Şerik el-Ensariye (r.a.)'dan: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze üzerinde (namaz kıldığımızda) Kur'an'ı Kerim'in Fatiha (sure) sini okumamızı emretti. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Senedindeki ravi Şehr bin Havşeb'i Ahmed, İbn-i Main ve başkaları sika saymışlar, İbn-i Avf onu bırakmış, Beyhaki onu zayıf saymış, Nesai, Hammad ve başkaları onu gevşek görmüşlerdir
حدثنا عمرو بن ابي عاصم النبيل، وابراهيم بن المستمر، قالا حدثنا ابو عاصم، حدثنا حماد بن جعفر العبدي، حدثني شهر بن حوشب، حدثتني ام شريك الانصارية، قالت امرنا رسول الله صلى الله عليه وسلم ان نقرا على الجنازة بفاتحة الكتاب
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim Buyurdular ki : «Ölü üzerinde namaz kıldığınız zaman ihlasla ona dua ediniz.» Diğer tahric: Ebu. Davud, Beyhaki ve İbn-i Hibban da bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا ابو عبيد، محمد بن عبيد بن ميمون المديني حدثنا محمد بن سلمة الحراني، عن محمد بن اسحاق، عن محمد بن ابراهيم بن الحارث التيمي، عن ابي سلمة بن عبد الرحمن، عن ابي هريرة، قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " اذا صليتم على الميت فاخلصوا له الدعاء
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle elemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenaze üzerinde namaz kıldığı zaman şu duayı okurdu : «Allah'ım! Dirimizi ve ölümüzü burada hazır olanlarımızı ve olmayanlarımızı, küçüğümüzü ve büyüğümüzü, erkeğimizi ve kadınımızı mağfiret eylei Allah'ım! Bizden yaşattığın kimseleri İslam dini üzere yaşat! Bizden öldüreceklerim de iman üzere öldür! Allah'ım! Bu cenazenin ecrinden bizi mahrum etme ve ondan sonra bizi dalalete götürme.» Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud, Nesai, Hakim ve İbn-i Hibban da bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا سويد بن سعيد، حدثنا علي بن مسهر، عن محمد بن اسحاق، عن محمد بن ابراهيم، عن ابي سلمة، عن ابي هريرة، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا صلى على جنازة يقول " اللهم اغفر لحينا وميتنا وشاهدنا وغايبنا وصغيرنا وكبيرنا وذكرنا وانثانا اللهم من احييته منا فاحيه على الاسلام ومن توفيته منا فتوفه على الايمان اللهم لا تحرمنا اجره ولا تضلنا بعده
Vasile bin el-Eska' (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müslümanlardan bir adam üzerinde cenaze namazı kıldırdı. Ben onun şöyle dua ettiğini kendisinden işitiyordum : «Allah'ım! Falan oğlu falan senin hıfz-u himayendedir. Senin selametine götürücü kitabına bağlıdır. Artık onu kabir fitnesinden ve ateş azabından koru. Sen (ahde) vefa edicisin ve hakkı gerçekleştiricisin. Ona mağfiret eyle, ona rahmet eyle. Şüphesiz Sensin Ğafur. Sensin Rahim.» Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud da rivayet etmiştir
حدثنا عبد الرحمن بن ابراهيم الدمشقي، حدثنا الوليد بن مسلم، حدثنا مروان بن جناح، حدثني يونس بن ميسرة بن حلبس، عن واثلة بن الاسقع، قال: صلى رسول الله صلى الله عليه وسلم على رجل من المسلمين فاسمعه يقول " اللهم ان فلان بن فلان في ذمتك وحبل جوارك فقه من فتنة القبر وعذاب النار وانت اهل الوفاء والحق فاغفر له وارحمه انك انت الغفور الرحيم
Avf hin Malik el-Eşcai (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ensardan (ölen) bir adam üzerinde cenaze namazını kıldığına şahit oldum. Ve (cenaze namazında) şu duayı okuduğunu (kulağımla) işittim: Allah'ım! Ona selat (=rahmet) eylet... Onu mağfiret eyle. Ona rahm eyle. Onu belalardan koru. Onu afv eyle. Su, kar ve dolu mesabesindeki rahmet çeşitleriyle onu (günahlardan) temizle. Beyaz elbisesinin kirden temizletildiği gibi onu günahlardan ve hatalardan teiniz eyle. (Dünyada bıraktığı) evine karşılık olmak üzere (ona) evinden daha hayırlı bir ev ver, (Ona) ailesinden daha hayırlı bir aile ver, onu kabir fitnesinden ve ateş azabından koru.» Avf (r.a.) demiştir ki: Andolsun ki ben orada dururken kendimi' (vefat eden) o adamın yerinde olmamı temenni eder, durumda gördüm." Diğer tahric: Bu Hadisi: Müslim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Duan'ın bazı kelimelerinde manayı etkilemiyen ,az bir fark vardır. AÇIKLAMA 1501’de
حدثنا يحيى بن حكيم، حدثنا ابو داود الطيالسي، حدثنا فرج بن الفضالة، حدثني عصمة بن راشد، عن حبيب بن عبيد، عن عوف بن مالك، قال شهدت رسول الله صلى الله عليه وسلم صلى على رجل من الانصار فسمعته يقول " اللهم صل عليه واغفر له وارحمه وعافه واعف عنه واغسله بماء وثلج وبرد ونقه من الذنوب والخطايا كما ينقى الثوب الابيض من الدنس وابدله بداره دارا خيرا من داره واهلا خيرا من اهله وقه فتنة القبر وعذاب النار " . قال عوف فلقد رايتني في مقامي ذلك اتمنى ان اكون مكان ذلك الرجل
Cabir (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ne Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ne Ebü Bekir ve ne de Ömer (r.a.) cenaze namazı hakkında cevaz verdikleri kadar hiç bir şey hakkında bize cevaz vermediler. Yani (cenaze namazını) bir vakte bağlamadılar. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ravi Haccac bin Ertat çok tedlisçi idi. Tedlisçilikle meşhurdu. Bu hadisi de an'ane ile rivayet etmiştir. AÇIKLAMA (1500 ve 1501): Bu hadis zevaid türündendir. Sindi bu hadisle ilgili olarak şöyle der: Yani cenaze namazının her vakitte kılınması hakkında verilen cevaz hiç bir şey hakkında verilmemiştir. Hadis, böyle yorumlanınca cenaze namazının mekruh vakitler dahil her vakitte kılınabileceğine ve cenaze namazı için hiç mekruh vakit olmadığına delalet eder. Halbuki bu mana hadislerin ifade ettikleri hükme muhalif olmakla beraber,müellif'in açtığı bu babla münasebeti de yoktur. Bunun içindir ki; bazıları: Hadisten maksad şu olabilir demişlerdir: Cenaze namazında belli bir dua'nın okunması tahdidi konulmamıştır. Herhangi bir dua okunabilir. Sindi'nin zikrettiği son yoruma göre hadisin son cümlesinin: لم يوقت değil لم يوقف olması gerekir. Bu iki cümlenin son harfinin yazılışı birbirine yakındır. Yani bir kalem hatası ihtimali üzerinde duruluyor. Birinci cümlenin manası: 'Tevkit etmemiş. Yani belli bir vakte bağlaımamıştır. ' İkinci cümlenin manası: 'Tevkif etmemiştir. Yani duayı belirli bir sınırda durdurmamıştır." Bence hadisteki ibaha'dan maksad; cevaz vermek değil, açıktan okumaktır. Ve hadisten maksad şudur: 'Resulullah (s.a.v.) olsun, Ebu Bekir (r.a.) ve Ömer (r.a.) olsun, bunlar cenaze namazında bize açıktan dua okudukları kadar, hiçbir şeyde bize açıktan dua okumamışlardır.' Zaten bu babtaki hadisler, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in cenaze namazındaki duaları açıktan okuduğuna delalet ediyorlar. Bu hadis, böyle yorumlanınca bu babla olan münasebeti açıktır. Hadisin sonundaki; لم يوقت cümlesinin manası da şu olabilir: Cenaze namazındaki duayı açıktan okumayı herhangi bir vakte bağlamamıştır. Yani cenaze namazı, gece kıldırılsın, gündüz kıldırılsın, dua açıktan okunmuştur. Bilindiği gibi sair namazlarda durum değişiktir. Akşam, yatsı ve sabah namazlarında açıktan kıraat edilir. Gece kılınan sair namazlarda da açıktan okumak meşrudur. Gündüz kılınan öğle, ikindi farzları ve sair nafilelerde kıraat gizli yapılır. Miftahu'l-Hace'de nakledildiğine göre Hafız İbn-i Hacer: Benim muttali' olduğum şey, buradaki ibahanın cehren yani açıktan okumak manasında olmasıdır. Zahir budur ki; Cenaze duası açıktan da okunabilir, gizli de okunabilir, demiştir. Yukarıda acizane açıkladığımız muhtemel yorum, Ahmed'in Cabir (r.a.)'den rivayet ettiği ve el-Menhel yazarın'ın Ölüye Dua Babı'nda zikrettiği şu hadise aykırıdır: «Cabir (r.a.)'den şöyle demiştir: Ne ResuIlulah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne Ebu Bekir ne de Ömer (r.anhuma) cenaze duasını bize açıktan okumadılar.» Yukarıdaki durum müvacehesinde hadisin asıl manasını Allah'a ve Resulüne havale etmek en ihtiyatlı olan'ıdır
Osman bin Affan (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Osman bin Ma'zun (r.a.)'ın (cenazesi) üzerinde namaz kıldı. Ve (namazda) cenaze üzerine dört defa tekbir aldı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin isnadında Halid bin İlyas vardır. Alimler onu zayıf görmekte ittifak etmişlerdir . AÇIKLAMA 1504’te
حدثنا يعقوب بن حميد بن كاسب، حدثنا المغيرة بن عبد الرحمن، حدثنا خالد بن الياس، عن اسماعيل بن عمرو بن سعيد بن العاص، عن عثمان بن عبد الله بن الحكم بن الحارث، عن عثمان بن عفان، . ان النبي صلى الله عليه وسلم صلى على عثمان بن مظعون وكبر عليه اربعا
EI-Heceri (r.a.)'den: şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından Abdullah bin Ebi Evfa el-Eslemi (r.a.) ile beraber kızının cenaze namazını kıldım. Abdullah (r.a.) onun cenazesi üzerinde (namazda) dört defa tekbir aldı. Dördüncü tekbirden sonra (hemen selam vermeyip) biraz durdu. Ben safların müteaddit yerlerinden cemaatin imamı uyarmak için 'Sübhanallah' seslerini işittim. Sonra selam verdi. Daha sonra: Siz benim beş defa tekbir alacağımı mı sanıyordunuz? dedi. Cemaat: Bundan endişelendik, dediler. Kendisi: Ben (beş defa tekbir) alacak değilim. Lakin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dört defa tekbir alırdı, sonra bir süre durup demesini Allah'ın dilediği (kelimeleri) söyledikten sonra selam verirdi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir. Senedindeki ravi el-Beceri 'nin adı İbrahim bin Müsilm el-Kufi'dir. Süfyan bin Uyeyne, Yahya bin Main. Nesai ve başkaları onu zayıf saymışlardır. AÇIKLAMA 1504’te
حدثنا علي بن محمد، حدثنا عبد الرحمن المحاربي، حدثنا الهجري، قال صليت مع عبد الله بن ابي اوفى الاسلمي صاحب رسول الله صلى الله عليه وسلم على جنازة ابنة له فكبر عليها اربعا فمكث بعد الرابعة شييا . قال فسمعت القوم يسبحون به من نواحي الصفوف فسلم ثم قال اكنتم ترون اني مكبر خمسا قالوا تخوفنا ذلك . قال لم اكن لافعل . ولكن سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يكبر اربعا ثم يمكث ساعة فيقول ما شاء الله ان يقول ثم يسلم
Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze namazında dört defa tekbir aldı. Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (1502, 1503, 1504): İlk iki hadis zevaid türündendir. İkinci hadisi Ahmed ele rivayet etmiştir. Bu yani İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Ebu.Davud'un rivayeti mealen şöyledir: "Ebu İshak'ın Şa'bi'den rivayet ettiğinegöre Şa'bi: 'Peygamber (s.a.v.) yeni bir kabrin yanından geçmiş ve cemaat kabir üzerinde saf olmuşlar. Peygamber (s.a.v.) kabir üzerinde (kıldırdığı namazda) dört defa tekbir almış,' dedi. Ben Şa'bi'ye: Kim sana tahdis etti? diye sordum. Dedi ki : Sıka bir zat. Orada bulunan Abdullah bin Abbas (r.a.) (bana tahdis etti.)" Bu babta rivayet edilen hadisler, cenaze namazındaki tekbir sayısının dört olduğuna delalet ediyorlar. Dört mezheb imamları ile Sevri, İbnü'l-Mübarek, İshak, İbn-i Ebi Evfa, Ata', Hanefiler'den Muhammed ve Evzai (r.a.) bununla hükmetınişlerdir. Sahabilerden de Ömer b. el-Hattab, Abdullah b. Ömer, Zeyd bin Sabit, Hasan bin Ali, Bera' bin Azib ve Ebu Hureyre (r.a.) böyle hükmetmişlerdir. Tirmizi: Sahabilerden ve başkalarından olan ilim ehlinin tatbikatı böyledir, demiştir. Kadı iyaz: Muhtelif memleketlerdeki fetva ehli ve Fıkıhçılar bunda ittifak etmişlerdir. Çünkü buna dair sahih hadisler vardır. Bu kavlin dışındaki görüşlere itimat edilmemelidir. Memleketlerin fıkıhçılarından İbn-i Ebi Leyla hariç, hiç birisinin tekbirleri beş yaptığını bilmiyoruz, demiştir. Sevri, Ebu Hanife, Şafii ve bir rivayete gore Ahmed: İmam, tekbir sayısını dörtten fazlalaştırırsa cemaat bu hususta imam'a uymaz. Bununla beraber imam selam vermeden önce cemaat selam vermez. Onun selam vermesini bekler
حدثنا ابو هشام الرفاعي، ومحمد بن الصباح، وابو بكر بن خلاد قالوا حدثنا يحيى بن اليمان، عن المنهال بن خليفة، عن حجاج، عن عطاء، عن ابن عباس، ان النبي صلى الله عليه وسلم كبر اربعا
Abdurrahman bin Ebi Leyla (r.a.}'dan; şöyle demiştir: Zeyd bin Erkam (r.a.) cenazelerimiz üzerinde dört defa tekbir alırdı. (Bir defa) bir cenaze üzerinde beş defa tekbir aldı. Bunu kendisine sordum. Dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beş defa tekbir alırdı. Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا محمد بن جعفر، حدثنا شعبة، ح وحدثنا يحيى بن حكيم، حدثنا ابن ابي عدي، وابو داود عن شعبة، عن عمرو بن مرة، عن عبد الرحمن بن ابي ليلى، قال كان زيد بن ارقم يكبر على جنايزنا اربعا وانه كبر على جنازة خمسا فسالته فقال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يكبرها
Kesir bin Abdillah'ın dedesi (Amr bin Avf el-Yeşkuri) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: , Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (cenaze namazında) beş defa tekbir almıştır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Kesir bin Abdillah hakkında Şafii: O, yalancılık temellerinden birisidir, demiştir. İbn-i Hibban da: O, babası aracılığıyla dedesinden, mevzu' hadislerden bir nusha rivayet etmiş, demiştir. İbn-i Abdi'l-Berr ve Nevevi: Onun zayıflığı hakkında ittifak var, demişlerdir. Ben derim ki: Bu, böyledir. Ancak Tirmizi Onun: Müslümanlar arasında sulh caizdir, mealindeki hadisi ile bayram namazındaki tekbirlere ait hadisini sahih saymıştır. Onun ravisi İbrahim bin Ali'yi de Buhari ve İbn-i Hibban zayıf saymışlar, bazıları da Ona yalancılık isnad etmişlerdir
حدثنا ابراهيم بن المنذر الحزامي، حدثنا ابراهيم بن علي الرافعي، عن كثير بن عبد الله، عن ابيه، عن جده، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كبر خمسا
Muğire bin Şu'be (r.a.)'den: şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Buyurdu ki : «Çocukl üzerinde cenaze namazı kılınır.» Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Hibban, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1508’de
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا روح بن عبادة، قال حدثنا سعيد بن عبيد الله بن جبير بن حية، حدثني عمي، زياد بن جبير حدثني ابي جبير بن حية، انه سمع المغيرة بن شعبة، يقول سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " الطفل يصلى عليه
Cabir bin Abdİllah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir' «Çocuk doğarken istihlal ettiği (= hayat belirtisi gösterdiği) zaman üzerinde cenaze namazı kılınır. Ve mirasçı olur » Diğer tahric: Tirmizi ve Nesai AÇIKLAMA (1507, 1508): Muğire (r.a.)'in 1507 nodaki hadisini Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Hibban, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Tirmizi ve Ebu Davud'un uzunca olan rivayetlerindeki hadis, mealen şöyledir: «Binekli, cenazenin arkasında gider, yaya cenazenin her hangi bir tarafında yürüyebilir. Tıfıl üzerinde namaz kılınır.» Ebu Davud'un rivayetinde, "Tıfıl" kelimesi yerine "Sıkt" kelimesi vardır. Kamus'ta: "Tıfıl", herşeyin küçüğüne ve doğan çocuğa denilir. "Sıkt", ana rahminde asgari bekleme süresi dolmadan önce doğan çocuğa denilir, diye tarif yapılmıştır. Bu hadis düşük çocuk doğarken ses çıkarsın, çıkarmasın, yani hayat belirtisi bulunsun, bulunmasın üzerinde namaz kılmanın meşnlluğuna delalet eder. El-Menhel yazarının beyanına göre Ahmed ve Davud böyle hükmetmişlerdir. İbn-i Ömer (r.a.), İbnü'l-Müseyyeb ve İbn-i Sirin'den rivayet olunan da budur. Bu, yani Cabir (r.a.)'in hadisini Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. İstihlal: çocuğun doğarken çıkardığı sestir. Tuhfe yazarının nakline göre Nihaye'de: çocuğun istihlalinden maksad, ses çıkarmak veya hareket etmek veyahut aksırmak yahut da nefes alıp vermek gibi hayat belirtisidir, denilmiştir. İbnü'l-Humam da istihlali böyle tarif etmiştir. EI-Menhel yazarı da aynı şeyi söylemiştir: Bu hadise göre doğarken hayat belirtisi bulunan çocuk üzerinde cenaze namazı kılınır, aksi takdirde kılınmaz. EI-Menhel'de bildirildiğine göre Ebu Hanife, arkadaşları, Malik, Şafii ve Evzai böyle hükmetmişlerdir. Hadisin mirasla ilglli son kısmı Tirmizi'de şöyledir: «...İstihlal etmedikçe sabi mirasçı olmaz ve kendisinden miras alınmaz,» Mirasla ilgili fıkıh yönü "Feraiz" bölümündeki 2750 - 2751 nolu hadisler de inşaaIlah anlatılacaktır
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا الربيع بن بدر، حدثنا ابو الزبير، عن جابر بن عبد الله، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذا استهل الصبي صلي عليه وورث
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Çocuklarınız üzerinde cenaze namazını kılınız. Çünkü şüphesiz onlar, sizin farat (= öncü)larınızdandırlar.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan el-Buhteri bin Ubeyd hakkında Ebu Naim el-İsbahani, Hakim ve Nakkaş: 0, babasından mevzu' hadisler rivayet etmiş, demişlerdir. Ebu Hatim, İbn-i Adiyy, İbn-i Hibban ve Darekutni onu zayıf görmüşler. EI-Ezdi de onu yalanlamıştır. Yakub bin Şeybe de meçhuldür, demiştir
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا البختري بن عبيد، عن ابيه، عن ابي هريرة، قال قال النبي صلى الله عليه وسلم " صلوا على اطفالكم فانهم من افراطكم
İsmail bin Ebi Halid (r.a.}'dan; şöyle demiştir: Ben, Abdullah bin Ebi Evfa (r.a.)'ya: Sen Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'n oğlu İbrahim'i gördün (mü?) dedim. Dedi ki : Küçük iken öldü. Eğer Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sonra bir Nebi'in olmasına ilahi hüküm olmuş olsaydı Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oğlu yaşıyacaktı. Lakin Efendimiz'den sonra hiç bir Nebi yoktur
حدثنا محمد بن عبد الله بن نمير، حدثنا محمد بن بشر، حدثنا اسماعيل بن ابي خالد، قال قلت لعبد الله بن ابي اوفى رايت ابراهيم ابن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال مات وهو صغير ولو قضي ان يكون بعد محمد صلى الله عليه وسلم نبي لعاش ابنه ولكن لا نبي بعده
Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan: şöyle rlevayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oğlu İbrahim vefat edince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze namazını kıldırdı. Ve şöyle buyurdu : «Şüphesiz Cennette onu emziren vardır. Eğer yaşamış olsaydı, sıddik bir nebi olacaktı. Eğer yaşamış olsaydı kıbti dayıları azat olacaktı. Ve hiç bir kıbti köle olarak kullanılmıyacaktı.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki İbrahim bin Osman Ebu Şeybe Vasıt kadısıdır. Buhari onun hakkında: Alimler onun sika veya zayıflığı konusunda susmuşlar, demiştir. İbnü'l-Mübarek: Onun hakkında susarım, demiştir. İbn-i Muin: Sika değil, demiştir. Ahmed: Hadisi münkerdir, demiş. Nesai de: Hadisi metruktur. demiştir AÇIKLAMA 1512’de
حدثنا عبد القدوس بن محمد، حدثنا داود بن شبيب الباهلي، حدثنا ابراهيم بن عثمان، حدثنا الحكم بن عتيبة، عن مقسم، عن ابن عباس، قال لما مات ابراهيم ابن رسول الله صلى الله عليه وسلم صلى عليه رسول الله صلى الله عليه وسلم وقال " ان له مرضعا في الجنة ولو عاش لكان صديقا نبيا . ولو عاش لعتقت اخواله القبط وما استرق قبطي
Hüseyin bin Ali bin Ebi Talib (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oğlu Kasım vefat edince (annesi) Hatice (r.anha) : Ya Resulallah! Kasım'ın az sütü taştı. Süt çağını bitirinceye kadar keşke Allah onu yaşatsaydı, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Onun, sütünü tamamlaması Cennettedir.» buyurdu. Hatice (r.anha) : Ya Resulallah: Eğer ben bunu bılebilsem bu bilgi, onun (vefat) işini bana kolaylaştıracak, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Dilersen ben Allah Teala'ya dua edeyim de onun sesini sana duyurayım» bayurdu. Hatice (r.anha): Hayır Ben Allah'ı ve Resulünü tasdik ederim, dedi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ravi Hişam bin Ebi'l-Velid'i sika sayanı veya cerh edeni görmedim. Sindi: Ben derim ki: Hayır. Takrib yazarının Onun terkediimiş olduğunu söylediği nakledilmiştir. Ravi Abdullah bin İmran'a gelince, Ebu Hatim: 0, Salihtir, demiş; İbn-i Hibban da Onu sikalar arasında zikretmiştir. Sanedin kalan rayileri sikadır, demiştir. AÇIKLAMA (1510, 1511, 1512): İlk hadis, Buhari'de rivayet edilmiştir. Sindi, bunun izahında şöyle der: "Eğer efendimizden sonra bir peygamberin olmasına ilahi hüküm olmuş olsaydı..." cümlesi, muhtemelen İbrahim'in ölüm sebebini açıklamak içindir. Cümlenin dönüm noktası şu olur: İbrahim'in nebi olması, yaşamasına bağlanmıştır. Bu yorum, mezkur yorumun efendimiz tarafından bilinmesi esasına bağlıdır. Bunun benzerleri. bazı zayıf' yollarla Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet edildiği gibi, sahabilerden de bunun misli gelmiştir. Buna göre hadisin manası şöyle olur: "Eğer efendimizden sonra Peygamberliğin herhangi bir kimseye verilmesi takdir edilmiş olsaydı İbrahim'in yaşaması mümkün olurdu." Lakin yaşadığı takdirde İbrahim'in nebi olması takdir edildiği halde bir peygamberin gelmesi hükmü olmayınca İbrahim'in yaşamaması gerekir. Hadisteki mezkur cümlenin, İbrahim'in faziletini beyan için olması muhtemeldir. Buna göre şöyle yorum yapılır: Eğer efendimizden sonra bir nebi'nin gelmesi mukadder olsaydı, buna en layık olanı İbrahim olacaktı. Ve nebi olmak üzere yaşıyacaktı. Lakin bir nebinin gelmesi mukadder değildir. Dolayısıyla yaşaması gereği yoktur. Her iki ihtimale göre Peygamber (s.a.v.)'in erkek çocuğunun nebi olması lüzumu, hadisten çıkarılamaz. Dolayısıyla şöyle bir soru yöneltilemez: Peygamberlerin çocuklarının peygamber olması gerekmez. Eğer gerekseydi tüm insanların peygamber olması gerekirdi. Çünkü bütün insanlar, Adem (s.a.v.) ve Nuh (a.s.)'ın çocuklarıdır. Zevaid türünden olan ikinci hı:ıdise göre Peygamber (s.a.v.), vefat eden oğlu İbrahim'in cenaze namazını kılmıştır. İbrahim'in 16 veya 18 aylık iken vefat ettiği rivayetleri vardır. Ebu Davüd'un Aişe (r.anha)'dan olan bir rivayetinde Peygamber (s.a.v.)'in, İbrahim'in cenaze namazını kılmadığı bildirilmiştir. EI-Menhel yazan: Bundan maksad'ın, cemaata kıldırmamış olması muhtemeldir, demiştir. Ebu Davud'un Ata' (r.a.)'dan olan mürsel bir rivayetinde Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, İbrahim'in cenaze namazını kıldırdığı belirtilmiştir. Bu hadisteki «Cennet'te onu emziren vardır.» cümlesi, İbrahim'in şeref ve değerini beyan etmek içindir. Sindi böyle demiştir. Çünkü Cennet, herhangi bir şeye ihtiyaç duyma yeri değildir. İbrahim'in annesi Mariye (r.anha) kıptilerden olduğu için, hadiste; kıptiler, İbrahim'in dayıları olarak gösterilmiştir. Tüm kıpti kölelerin azat edilmesi ve köle edinilmemesi ile ilgili cümle de İbrahim'in Allah katındaki kıymet ve yüceliğini açıklamak içindir. Son hadiste Zevaid türündendir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in oğlu Kasım, Hatice (r.anha)'dan doğmadır. Peygamber (s.a.v.)'in en büyük çocuğudur. Onun ismine izafeten Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e Ebu'l-Kasım künyesi verilmiştir. Kaç yaşında iken vefat ettiği hususunda kesin bilgi edinilemedi. Bir kavle göre iki yıl, başka bir kavle göre ayakta yürüyebilecek yaşa kadar yaşamıştır. Diğer bir kavle göre, bineğe binebilecek yaşa kadar yaşamıştır. Onun, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e risalet gelmeden önce vefat ettiğini söyliyenler olduğu gibi, daha sonra vefat ettiğini söyliyenler de vardır. Bu hadis, efendimize risalet görevi verildikten sonra Kasım'ın vefat ettiğine delalet eder. Kasım'ın Cennette sütünü tamamlaması ile ilgili cümle, bir önceki hadisteki cümleye benzer ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in çocuğunun yüceliğini beyan içindir. Hatice (r.anha)'nın ölen Kasım'ın sesini işitmesi için Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in teklifine verdiği karşılığın, Hatice (r.anha)'nın yüksek zeka ve üstün imanını yansıttığının es-Süheyli tarafından belirtildiği Sindi'de anlatılmıştır. Şöyle ki: Hatice (r.anha) berzahla ilgili bu olayı müşahade etmekle inanmaktan hoşlanmayıp gaybe iman sevabını almayı tercih etmiştir
حدثنا عبد الله بن سعيد، حدثنا حفص بن غياث، عن حجاج، عن ابي الزبير، عن جابر، قال ما اباح لنا رسول الله صلى الله عليه وسلم ولا ابو بكر ولا عمر في شىء ما اباحوا في الصلاة على الميت . يعني لم يوقت
حدثنا عبد الله بن عمران، حدثنا ابو داود، حدثنا هشام بن ابي الوليد، عن امه، عن فاطمة بنت الحسين، عن ابيها الحسين بن علي، قال لما توفي القاسم ابن رسول الله صلى الله عليه وسلم قالت خديجة يا رسول الله درت لبينة القاسم فلو كان الله ابقاه حتى يستكمل رضاعه . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان تمام رضاعه في الجنة " . قالت لو اعلم ذلك يا رسول الله لهون على امره . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان شيت دعوت الله تعالى فاسمعك صوته " . قالت يا رسول الله بل اصدق الله ورسوله