Loading...

Loading...
Kitap
630 Hadis
Ebu Humeyd es-Saidi (r.a.)'den şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz'a kalktığı zaman kıbleye doğru durup ellerini kaldırır ve: «Allahu ekber.» derdi. Diğer tahric: Tirmizi, Ahmed, Beyhaki, Ebu Davud. İbn-i Hibban ve Tahavi de uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir
حدثنا علي بن محمد الطنافسي، حدثنا ابو اسامة، حدثني عبد الحميد بن جعفر، حدثنا محمد بن عمرو بن عطاء، قال سمعت ابا حميد الساعدي، يقول كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا قام الى الصلاة استقبل القبلة ورفع يديه وقال " الله اكبر
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (iftitah tekbirinden sonra fatiha öncesi) namazındaki kıraata şu dua ile başlardı: «Sübhaneke Allahumme ve bi hamdike ve tebareke ismuke ve teala cedduke ve la ilahe ğayruke. » --------- Dua’nın Meali: Allahım! Senin hamdine bürünerek, Seni bütün eksikliklerden tenzih ederim. İsmin çok büyüktür. Azametin de çok yücedir. Senden başka ibadete layık hiç bir ma'bud yoktur. BU HADİS’İN EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN TİRMİZİ RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا زيد بن الحباب، حدثني جعفر بن سليمان الضبعي، حدثني علي بن علي الرفاعي، عن ابي المتوكل، عن ابي سعيد الخدري، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يستفتح صلاته يقول " سبحانك اللهم وبحمدك وتبارك اسمك وتعالى جدك ولا اله غيرك
Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namaza başlarken) tekbir aldığı zaman, tekbir ile (açıktan) okuyuşu arasında sükut ederdi. (Açıktan bir şey okumazdı). Ebu Hureyre (r.a.) demiştirki: Ben: Babam annem Sana feda olsun. Tekbir ile kıraat arasındaki sükutundan bana haber verir misin? Ne dediğini bana söyle, dedim. O da : 'Allah'ım! Doğu ile batıyı birbirinden uzaklaştırdığın gibi ben ile hatalarımı birbirinden uzaklaştır. Allahım! Beyaz elbise kirden temizlendiği gibi beni hatalarımdan temizle. Allah'ım! Su, kar ve dolu ile beni hatalarımdan yıka.' söylerim.» buyurdu." Diğer tahric: Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud ve Ahmed b. Hanbel
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وعلي بن محمد، قالا حدثنا محمد بن فضيل، عن عمارة بن القعقاع، عن ابي زرعة، عن ابي هريرة، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا كبر سكت بين التكبير والقراءة . قال فقلت بابي انت وامي ارايت سكوتك بين التكبير والقراءة فاخبرني ما تقول قال " اقول اللهم باعد بيني وبين خطاياى كما باعدت بين المشرق والمغرب اللهم نقني من خطاياى كالثوب الابيض من الدنس اللهم اغسلني من خطاياى بالماء والثلج والبرد
Aişe (r.anha)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza başladığı zaman (taharrüm tekbirinden sonra) şunu söylerdi; «Sübhaneke Allahumme ve bi hamdike ve tebareke'smuke ve teala cedduke ve la ilahe ğayruke.» Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Darekutni ve el-Hakim
حدثنا علي بن محمد، وعبد الله بن عمران، قالا حدثنا ابو معاوية، حدثنا حارثة بن ابي الرجال، عن عمرة، عن عايشة، ان النبي صلى الله عليه وسلم كان اذا افتتح الصلاة قال " سبحانك اللهم وبحمدك تبارك اسمك وتعالى جدك ولا اله غيرك
Cübeyr bin Mut'im (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namaza girdiği zaman gördüm. şunu okudu : Üç defa «Allahu ekber kebira. Allahu ekber kebir.» üç defa «El hamdu lillahi kesira. El handu lillahi kesira.- üç defa «Sübhanallahi bukreten ve esila.» «Allah'ım! Şüphesiz ben taşlanmış şeytandan, onun hemzinden, onun nefhinden ve onun nefsinden sana sığınırım.» Ravi Amr demiştir ki: Şeytan'ın hemzi, mute hastalığıdır. Şeytan'ın nefsi şiirdir. Şeytan'ın nefhi de kibirdir." Diğer tahric: Bu hadisi Ahmed ve Ebu Davud da rivayet etmişlerdir, İbn-i Hibban da şeytandan istiaze ile ilgili kısmı rivayet ederek, burada Amr'ın verdiği açıldamayı O da vermiştir
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا محمد بن جعفر، حدثنا شعبة، عن عمرو بن مرة، عن عاصم العنزي، عن ابن جبير بن مطعم، عن ابيه، قال رايت رسول الله صلى الله عليه وسلم حين دخل في الصلاة قال " الله اكبر كبيرا الله اكبر كبيرا - ثلاثا - الحمد لله كثيرا الحمد لله كثيرا - ثلاثا - سبحان الله بكرة واصيلا - ثلاث مرات - اللهم اني اعوذ بك من الشيطان الرجيم من همزه ونفخه ونفثه " . قال عمرو همزه الموتة ونفثه الشعر ونفخه الكبر
Abdullah İbn-i Mes'ud (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): (اللهم إني أعوذ بك من الشيطان الرجيم، وهمزه ونفخه ونفثه) «Allahumme inni Auzu bike mineşşeytanirrecim ve bi hemzihi ve bi nefhihi ve bi nefsihi» diye istiaze etti. Ravi demiştir ki: Şeytan'ın hemzi mutedir. Onun nefsi şiirdir. Onun nefhi de kibirdir." Not: Zevaid'de: Bu hadlsin isnadı hakkında söylenti vardır. Çünkü ravi Ata bin es•Saib, ömrünün sonlarında karıştırmıştır. Onun bu halinden sonra Muhammed bin Fudayl ondan hadıs işitmiştir. Ayrıca Ebu Abdirrahman es-Sülemi'nin İbn-i Mes'ud (r.a. )'den hadis işitmesi hakkında konuşulmuştur. Şu'be: Ebu Abdirrahman, İbn-i Mes'ud (r.a.)'dan işitmemiştir, demiştir. Ahmed ise: Ben Şu'be'nin sözünü bir vehim olarak görürüm, demiştir. Ebu Amr ed•Dani de: Ebu Abdirrahman, Osman, Ali ve İbn-i Mes'ud (r.a.)'den arz yoluyla kıraat almış, demiştir, diye bilgi verilmiştir. Bu hadisi Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai. Ebu Said•i Hudrl (r.a.)'den rivayet etmişlerdir. İbn-i Hibban da Cübeyr bin Mut'lm'den rivayet etmiştir
حدثنا علي بن المنذر، حدثنا ابن فضيل، حدثنا عطاء بن السايب، عن ابي عبد الرحمن السلمي، عن ابن مسعود، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " اللهم اني اعوذ بك من الشيطان الرجيم وهمزه ونفخه ونفثه " . قال همزه الموتة ونفثه الشعر ونفخه الكبر
Hulb (bin Adi) (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı. Sağ eliyle sol elini tutardı." AÇIKLAMA 811’de
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا ابو الاحوص، عن سماك بن حرب، عن قبيصة بن هلب، عن ابيه، قال كان النبي صلى الله عليه وسلم يومنا فياخذ شماله بيمينه
Vail bin Hiicr (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namaz kılarken gördüm. Sağ eliyle sol elini tutmuştu." AÇIKLAMA 811’de
حدثنا علي بن محمد، حدثنا عبد الله بن ادريس، ح وحدثنا بشر بن معاذ الضرير، حدثنا بشر بن المفضل، قالا حدثنا عاصم بن كليب، عن ابيه، عن وايل بن حجر، قال رايت النبي صلى الله عليه وسلم يصلي فاخذ شماله بيمينه
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben namazda sol elimi sağ elimin üzerine koymuş iken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımdan geçti ve sağ elimi tutup sol elimin üzerine koydu. AÇIKLAMA (809,810 ve 811): Bu babta geçen hadisler, namazda sağ elin sol elin üzerine konulacağına delalet ederler. Hüib (r.a.)'in hadisi Tirmizi'de de rivayet edilmiş ve hasen olduğu beyan edilmiştir. Vail bin Hucr (r.a.)'in hadisini Müslim , Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Huzeyme ve Beyhaki de uzun metinler halinde rivayet etmişlerdir. Hepsinde Nebi (s.a.v.}'in sag elini sol elinin üzerine koyduğu belirtilmiştir. İbn-i Mes'ud (r.a.)'in hadisini. ise Ebu Davud ve Nesai de rivayer etmişlerdir Hanefi, Şafii ve Hanbeli mezhebierine mensub alimler, bu babtaki hadisleri ve benzeri hadisleri delil göstererek, namazda ayakta durulurken sağ elin sol elin üzerine konulmasının meşruluğuna hükmetmişlerdir Ali, Ebu Hureyre, Aişe, Said bin Cübeyr, İbrahim en-Nahai, Süfyan-ı Sevri, İshak. Ebu Sevr, Davud (r.a.) ve bunlardan başka bir çok sahabi ve tabiinin kavli budur. EI bağlamanın; huşu, huzur, tavazu ve benzeri kulluğun gereklerine daha uygun olması ve namaza aykırı düşen hareketlerden kaçınmaya vesile olması hikmetine binaen meşru kılındığı kuvvetle muhtemeldir El-Leys bin Sa'd'a göre namazda sağ eli sol elin üzerine koymak meşru değildir. Delili de namazını hatalı kılan şahsa Nebi (s.a.v.)'in namazı tarif ederken el bağlamayı zikretmemiş olmasıdır. Lakin bu hadis delil olamaz. Çünkü Nebi (s.a.v.) adama namazın yalnız farzlarını ögretmekle yetinmiştir. Bu sebeple, sünnet olan el baglamanın anlatılmaması. bunun meşru olmadığına delalet etmez. Malik'ten edilen bir rivayete göre farz ve nafilede el bağlamakta beis yoktur. Diğer bir rivayete göre farzda mekruhtur. Nafilede beis yoktur. Maliki mezhebine ait fıkıh kitapıarında bu rivayetler naklediimiştir. Bununla beraber İbn-i Abdi'l-Berr: Malik vefat edinceye kadar namazlarda daima el baglardı, demiştir. EL BAĞLAMANIN ŞEKLİ : 1- Ebu Hanife, Sevri. İshak bin Rahuye ve Şafii'nin arkadaşlarından Ebu İshak el-Meruzi'ye göre eller, göbegin aşağısında bağlanmalıdır. İbnü'i Münzir'in anlattığına göre Ebu Hureyre. Nehai ve Ebu Miclez'in kavli budur. 2- Şafiiler, Davud ve Said bin Cübeyr'e göre elleri gögüsün altında ve göbeğin yukarısında bağlamak müstahabtır. 3- Ahmed bin Hanbel'den, göbeğin aşağısında ve yukarısında olmak üzere iki rivayet vardır. Üçüncü bir rivayette. kişi iki şekilde bağlamak hususunda muhayyerdir. Evzai ve İbnü'l-Münzir de Ahmed'in üçüncü kavli gibi söylemişlerdir. 4- Malik'e göre gögüsün aşağısında ve göbeğin yukarısında el bağlamak müstehabtır. Sağ el, sol elin üzerine konulurken sol elin bileklerinden mi? bilekle beraber sol el ve kol kemiğinden de birer parça tutulacak mı? sağ elin parmakları açık olarak bileğin üzerinden aşağıya doğru sarkıtılacak mı? Yoksa kol kemiği doğrultusunda sola doğru uzatılacak mı? diye alimler arasında değişik görüşler vardır. Geniş ma'lumat isteyenler muhtelif mezhebiere ait fikıh kitapıarına müracaat etsinler
Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namazda); Elhamdu lillahi Rabbi'l-Alemin ile kıraat’a başlardı. AÇIKLAMA 815’te
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا يزيد بن هارون، عن حسين المعلم، عن بديل بن ميسرة، عن ابي الجوزاء، عن عايشة، قالت كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يفتتح القراءة ب {الحمد لله رب العالمين}
Enes bin Malik (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir ve Ömer (r.a.) (namazda); elhamdu lillahi Rabbil Alemin ile kıraata başlarlardı." AÇIKLAMA 815’te
حدثنا محمد بن الصباح، انبانا سفيان، عن ايوب، عن قتادة، عن انس بن مالك، ح وحدثنا جبارة بن المغلس، حدثنا ابو عوانة، عن قتادة، عن انس بن مالك، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم وابو بكر وعمر يفتتحون القراءة ب {الحمد لله رب العالمين}
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (namazda); elhamdu lillahi Rabbil Alemin ile kıraata başlardı. Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadı zayıftır. Ravi Ebu Hureyre (r.a.)'in amcası oğlu olan Ebu Abdillah ed•Devsl'nin hali mechuldür. Dığer ra.v! B!şr bin Rafi' hakkında İbn-i Maln bir defa: Sikadır, demiştir. Bir defa da: Zayıftır, demiştir. Ahmed onu zayıf saymış, İbn-i Hibban da: O, mevdu' bir şeyler rivayet eder, demiştir. Hadisin metni Ebu Hureyre (r.a.)'den başka sahabilerin rivayeti ile Buharl, Müslim ve başka sahih hadis kitaplarında sabittir, denilmiştir. AÇIKLAMA 815’te
حدثنا نصر بن علي الجهضمي، وبكر بن خلف، وعقبة بن مكرم، قالوا حدثنا صفوان بن عيسى، حدثنا بشر بن رافع، عن ابي عبد الله ابن عم ابي هريرة، عن ابي هريرة، ان النبي صلى الله عليه وسلم كان يفتتح القراءة ب {الحمد لله رب العالمين}
Abdullah bin el-Muğaffel'in oğlu (Yezid) (r.a.)'den şöyle demiştir: İslam dinine yeni bir şey sokmak hususunda babamdan daha hassas ve sert bir adamı çok az gördüm. Bir defasında ben namazda; Bismillahirrahmanirrahim diye kıraata başlarken sesimi işitti. Bunun üzerine: Ey oğulcuğum! (Dinde) bir şey ihdas etmekten sakın. Çünkü ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber? Ebu Bekir (r.a.) ile beraber; Ömer (r.a.) ile beraber ve Osman (r.a.) ile beraber namaz kıldım. Bunlardan hiç birisinden, kıraata başlarken besmeleyi çektiğini işitmedim. Bunun için sen kıraata başlarken; [elhamdulillahi Rabbil Alemin] diyerek başla, dedi." Tahric: Aişe (r.anha)'nın hadisini Müslim ve Ebu Davud uzun metin halinde rivayet etmişlerdir. Enes bin Malik (r.a.)'in hadisini Ahmed. Müslim, Nesai, Darekutni, Ebu Davud, İbn-i Hibban, Taberani, Tahavi ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini müelliften başka, kimsenin rivayet edip etmediğini bilemedim, Hatta belirtildiği gibi Kütüb-i Sitte sahipIerinden yalnız müellifin rivayet ettiği Zevaid'de bildirilmiştir, İSNADI: Abdullah bin Muğaffel (r.a.)'ın hadisini Tirmizi ve Nesai rivayet etmişler; Tirmizi, bunun hasen olduğunu da söylemiştir. Fakat Nevevi, el-Hulasa'da; 'Hadis lafızları bu hadisi zayıf saymışlar ve İbn-i Huzeyme, İbn-i Abdi'l-Berr ve el-Hatib gibi alimler, Tirmizi'nin bunu hasen görmesine itiraz ederek; Senedin dönüm noktası, Abdullah bin Muğaffel (r.a.)'in oğlu üzerindedir. Oysa hali meçhuldür, demişlerdir, der. AÇIKLAMA (812, 813, 814 ve 815): Bu babta geçen hadislere göre Nebi (s.a.v.) ve hadiste anılan sahabiler, namazda Fatiha'ya başlarken besmele ile değil, 'Elhamdu.,,' ile başlamışlardır. Bu hususta alimler arasında görüş ayrlığı vardır.! Şöyle ki : 1- Hanefi alimlerine göre besmele, müstakil bir ayettir. Surelerin' arasını ayırmak ve lwreket. için indirilrniştiı-. Ne Fatiha'dan ne de başka bir sure'den bir parça degildir. Gizli ve açık namazlarda besmeleyi gizli olarak çekmek sünnettir. Sahabilerden Ali, İbn-i Mes'ud, Ammar bin Yasir, Evzai ve Hanbeli alimleri de bu görüştedirler. Bu alimlerin delilleri, bu babta geçen hadislerdir. Bunlara göre cehri namazda kıraata başlarken açıktan besmele çekmek hükmü mensuhtur. 2- Şafiiler'e göre besmele, Fatiha'dan ve Neml suresinden birer ayettir. Kur'an'ın diger surelerinden de birer ayet olup olmadıgı husüsunda Şafii mezhebinin üç kavli vardir: En meşhur ve en sahih kavle göre, besmele her sureden birer ayettir. Şafiiler'e göre namazda Fatiha'ya başlarken, ondan bir ayet olan besmeleyi çekmek farzdır. Fatiha gibi, gizli namazlarda gizli; açık namazlarda açıktan okunur. İbn-i Abbas, İbn-i Zübeyr, İbn-i Ömer, Tavus, Ata, Mekhul ve İbnü'i-Münzir (r.anhum)'un kavli de budur. Bunların delilleri ise İbn-i Huzeyme (r.a.)'in Ümmü Seleme (r.a.)'den rivayet ettigi şu mealdeki hadistir: 'Peygamber (Sallallahu Aelyhi ve Sellem), namazda besmeleyi okudu ve onu bir ayet saydı: İkinci deliııeri, İbn-i Huzeyme'nin İbn-i Abbas (Radiyallahu anh)'dan rivayet ettigi şu mealdeki hadistir: 'İbn-i Abbas (r.a.): وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعاً مِّنَ الْمَثَانِي [Hicr 87] ayetindeki 'Seb-i Mesani', Fatiha suresi'dir, demiştir.' 'Elhamd...'den itibaren Fatiha suresi altı ayettir. Yedinci ayet nerededir? diye kendisine soru sorulunca: Yedincisi besıneledir, diye cevab vermiştir.' Üçüncü delil. Müsliın'in Enes (r.a.)'den rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: 'Peygamber (s.a.v.) bir gün aramızda iken vahiy haletine geçti sonra tebessümle başını kaldırdı. Biz: Ya Resullah! Seni gülümseten nedir? diye sorduk. O: «Bana şimdi bir sure nazil oldu.- buyurdu. ve: .... Kevser suresini 'Bismillah ... 'tan başlayarak okudu.' Dördüncü delilleri, Darekutni'nin Ebu Hureyr e (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: ''Elhamd.. .' suresini. okurken 'Bismillah...'ı okuyunuz. 'Bismlllah...' Fatiha'dan bir ayettir.'' Şafii alimleri, bir de şöyle savunmuşlardır: Sahabiler, Beraet suresi hariç, bütün surelerin başında besmeleyi ayetlerin yazılış şekline uygun olarak yazmak üzerinde icma' etmişlerdir. Halbuki cüzi bölümlerini ve surelerin başlığındaki yazıları ayetlere uygun şekilde yazmamışlar, kırmızı ve benzeri renkıerle yazmayı itiyad haline getirmişlerdir. Yani bunların ayetlerden farklı oluşları besbellidir. Eğer besmele, Kur'an'dan olmasaydı, sahabiler, ayetlerin mushaf hattıyla ve farksız olarak yazılmasına müsaade etmiyeceklerdi. Çünkü bu uygunluk, besmelenin Kur'an'dan olduğuna itikad edilmesine halkı sevkedecek. Böylece müslümanların, Kur'an'dan olmayan bir şeyi Kur'an'dan saymakla hataya düşmelerine sebep olmuş olurlar. Sahabiler hakkında böyle bir şey düşünmek caiz değildir. Sahabilerden Ebu Bekir, Osman. İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Übeyy bin Ka'b, Enes, Ebu Said ve Ebu Katade (r.a.); Tabiilerden de Said bin el-Müseyyeb, MekhuI, Ata. İbn-i Sirin , İkrime. Muhammed bin el-Münkedir, Zühri, Ebü Kılabe, el-Leys bin Sa'd, İshak bin Rahuye (r.a.) ve bir çok alim cehri namazlarda besmeleyi açıktan çekmenin müstahablığına hükmetmişlerdir. Ömer (r.a.)'den üç rivayet vardır: Bir rivayete göre cehri namazlarda açıktan çekilir, diğer bir rivayete göre gizli çekilir, üçüncü bir rivayete göre besmeleyi çekmez. EI-Menhel yazarı, besmelenin açıktan çekilmesine dair bir kaç delili daha zikretmiştir. Fakat konu çok uzayacağı endişesiyle buraya almaktan feragat ettim. 3- Maliki alimlerine göre farz namazlarda besmeleyi çekmek mekruhtur. İmam olsun, cemaat olsun, münferid olsun fark etmez. Ne gizli namazda, ne de cehri namazda besmele çekilmez. Nafile namazda çekilebilir. Fakat besmelenin çekilmesini vaclb gören alimlerin görüşlerine aykırı hareket etmekten kaçınmak maksadıyla farz namazda besmeleyi çekmekte kerahet yoktur. Keza besmelesiz kıraatla namaz kılınabileceğine itikad etmek kaydıyla farz namazda besmeleyi çekmekte kerahet yoktur. Malikiler'in delilleri, bu babta geçen hadislerdir. EI-Menhel yazarı, yukarıda anlattığım, mezhebierin görüşlerini naklettikten sonra şöyle der : 'Namazda besmelenin açıktan çekilmesini müstahab gören alimlerin delil olarak gösterdikleri hadisler, kuvvetli değillerse de birbirlerini takviye etmek durumundadırlar. Bu hadislerle, Peygamber (s.a.v.)'in besmeleyi gizli çektiğine dair hadisler arasında bir çelişki söz konusu değildir. Çünkü Peygamber (s.a.v.) bazen açıktan besmele çekerdi, bazen de gizli okurdu. EI-Huda yazarı: Peygamber (s.a.v.) bazen besmeleyi açıktan çekerdi. Ekseriyetle gizli okurdu. Şüphe yok ki eğer Peygamber (s.a.v.)her gün beş defa hazerde ve seferde açıktan besmele çekmiş olsaydı, bu durumun Hulefa-i Raşidin tarafından ve sahabilerin Cumhurunca bilinmemesi mümkün değildir, demiştir. Yukarıdan beri verilen ma'lumat'tan bilmiş oldum ki namazda besmele çekmenin mekruhluğuna ve Kur'an'dan bir ayet olmadığına hükmedenlerin elinde bir mesned yoktur. Peygamber (s.a.v.)'in ve Hulefa-i Raşidin'in; ''Elhamdu lallahi Rabbil Alemin...''i ile kıraata başladıklarına dair bu babtaki hadisler ve benzeri hadislerden maksad, Fatiha suresiyle kıraata başlanmasıdır. Hadisler böyle yorumlanınca, namazda besmelenin çekilmediği manası çıkarılamaz. Bilakis bu yorum şekli, besmelenin çekildiğine delildir. Çünkü Fatiha suresi denilince besmele de sure içinde düşünülür. Darekutni'nin Enes (r.a.)'den rivayet edip sahih olduğunu belirttiği şu mealdeki hadis bu yorumu te'yid eder: 'Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in ve Ebu Bekir. Ömer ile Osman (r.anhum)'un arkalarında namaz kılardık. Bu zatların hepsi cehri namazlarda Fatiha ile kıraata başlarlardı
Kutbe bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre. kendisi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sabah namazının (ilk rekatinde) : -Ve tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş (semaye doğru) uzayan hurma ağaçları...» (Kaf 10) ayetitnin içinde, bulunduğu sureyi) okurken işittiğini söylemiştir.» AÇIKLAMA 820’de
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا شريك، وسفيان بن عيينة، عن زياد بن علاقة، عن قطبة بن مالك، سمع النبي صلى الله عليه وسلم يقرا في الصبح {والنخل باسقات لها طلع نضيد}
Amr bin Hüre vs (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında: «Şimdi yemin ederim (geceleyin görünüp gündüz} sönen yıldızlara, dolaşıp yuvasına giren gezegenlere.- (Tekvir 15 - 17 ) ayetleri (nin bulunduğu sureyi) okurken ben Onunla beraber namaz kılmışımdır. Şu anda Onun kıraatim işitiyor gibiyim.» AÇIKLAMA 820’de
حدثنا محمد بن عبد الله بن نمير، حدثنا ابي، حدثنا اسماعيل بن ابي خالد، عن اصبغ، مولى عمرو بن حريث عن عمرو بن حريث، قال صلينا مع النبي صلى الله عليه وسلم فكان يقرا في الفجر فكاني اسمع قراءته {فلا اقسم بالخنس الجوار الكنس}
Ebu Berze (r.a.)den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında altmış ile yüz ayet arası okurdu." AÇIKLAMA 820’de
حدثنا محمد بن الصباح، حدثنا عباد بن العوام، عن عوف، عن ابي المنهال، عن ابي برزة، ح وحدثنا سويد، حدثنا معتمر بن سليمان، عن ابيه، حدثه ابو المنهال، عن ابي برزة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يقرا في الفجر ما بين الستين الى الماية
Ebu Katade (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı. Öğle ve ikindi farzlarının birinci rek'atinde kıraati uzatırdı. İkinci rekatte kısaltırdı. Sabah namazı da öyleydi." AÇIKLAMA 820’de
حدثنا ابو بشر، بكر بن خلف حدثنا ابن ابي عدي، عن حجاج الصواف، عن يحيى بن ابي كثير، عن عبد الله بن ابي قتادة، وعن ابي سلمة، عن ابي قتادة، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يصلي بنا فيطيل في الركعة الاولى من الظهر ويقصر في الثانية وكذلك في الصبح
Abdullah bin es-Saib (r.a.)'dan: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında Mu'minun suresini okudu. İsa (A.S.)'ın zikredildiği yere gelince onu bir şarka tuttu. Bunun üzerine hemen rüku 'etti. Yani öksürük (tuttu.)" AÇIKLAMA (816, 817, 818, 819 ve 820): Kutbe (r.a.)'in hadisini Müslim ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Tirmizi'nin rivayetinde hadisteki ayetin bulunduğu sure'nin sabah namazının ilk rek'atınde okunduğu bildirilmiştir. Tirmizi, Kutbe (r.a.)'in hadisinin hasen - sahih olduğunu da söylemiştir. Müslim'in bir rivayeti Tirmizi'nin rivayeti gibidir. Diğer bir rivayetinde; Nebi (s.a.v.)'inKaf suresini okuduğu tasrih edilmiştir. Bu hadise göre Nebi (s.a.v.) sabah namazının ilk rek'atinde 'Kaf suresini okumuştur. Amr bin Hureys (r.a.)'in hadisini Müslim, Ebu Davud ve Nesai de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Bütün rivayetlerden çıkarılan netice, Peygamber (s.a.v.)'in sabah namazında Tekvir suresini okumuş olmasıdır. Ebu Berze (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Bu rivayetlere göre Peygamber (s.a.v.)'in sabah namazında okuduğu ayetlerin sayısı, altmış ile yüz arasında dolaşırdı. Ebu Katade (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetlerin metni daha uzuncadır. Bu hadise göre Peygamber (s.a.v.), öğle, ikindi ve sabah namazlarının ilk rek'atlerinde kıraatı uzatır. İkinci rek'atlerinde, birinci rek'ate nisbeten kıraatı kısaltırdı. Buhari'nin Ebu Katade (s.a.v.)'den olan rivayetinde Peygamber (s.a.v.)'in öğle ve ikindi farzının ilk iki rek'atinin her birinde Fatiha suresini ve başka bir sureyi okuduğu belirtilmiştir. Ebu Davud'un rivayeti de, Buhari'nin rivayetine benzer. El-Menhel yazarı 'Öğle namazındaki kıraat babı'nda rivayet olunan bu hadisi açıklarken ez cümle şöyle der: Fatiha'dan sonra kısa dahi olsa bir surenin tamamını okumanın, başka bir surenin bundan daha uzun bir parçasını okumaktan daha efdal olduğu, Buhari ve Ebu Davud'un rivayetinden anlaşılıyor. Yine bu rivayetlerden anlaşılıyor ki sure okumak, namazın ilk iki rek'atına mahsustur. Dört rek'atli farz'ın son iki rek'atında Fatiha'ya sure eklenmez. cumhurun kavli de budur. Şafii alimlerinin ekserisi böyle fetva vermişlerdir. Nebi (s.a.v.)'in, ilk rek'atı ikinci rek'at'ten fazla uzatmasının sebebi, gecikenlerin ilk rek'ata yetişmelerine yardım etmektir. Çünkü ibn-i Huzeyme ve Abdürrezzak'ın rivayetlerinde Ma'mer: Nebi (s.a.v.)'in ilk rek'atı uzatmasından maksadının, halk'ın ilk rek'ate yetişmeleri olduğunu zannediyoruz, demiştir. Ata' dan rivayet edildiğine göre, kendisi: Gerçekten ben imamı, her namazın ilk rek'atını uzatmasını istiyorum. Taki cemaat çoğalsın, demiştir. İlk rek'atı uzatmanın hikmeti, ondaki neş'enin çokluğu ve dolayısıyla huşu ve huzurun çokluğudur, diyenler de vardır. Birinci rek'atı uzatmak, ya çok ayetleri okumakla, yada okunan ayetleri yavaş yavaş ve tecvid kaidelerine fazlasıyla riayet etmekle olur. İLK REK'AT'I İKİNCİ REK'AT'TAN FAZLA UZATMAK HAKKINDA ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ : 1- Sevri, Malikiler, Muhammed bin el-Hasan ve Şafiilerin çoğu; Bütün namazlarda ilk rek'atı ikinci rek'at'tan daha fazla uzatmak müstahabtır, demişlerdir. Onların delili Ebu Katade (r.a.)'in mezkür hadisidİr. Bir de Müslim'in Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettiği (İbn-i Mace'nin 825 noda rivayet ettiği) hadistir. Nevevi: Birinci rek'atta kıraati uzatmakla hükmetmek, hadislerin zahirine uygun olan, muhtar ve yegane sahih olan kavİldİr. 2- Alimlerden bir cemaat; İlk iki rek'at'ın kıraat bakımından eşit olması müstahabtır, demişlerdir. Bunların delilleri. Müslim ve Ahmed'in Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettikleri: 'Nebi (s.a.v.) öğle farzının ilk rek'atının her birisinde otuz ayet kadar okurdu.' mealindeki hadistir. Diğer bir delilleri de buna benzeyen Sa'd bin Ebi Vakka s (r.a.)'in hadisidir. Ebu Hanife ve Ebu Yusuf, bu görüşte olan alimlerdendirler. Şu farkla ki : Bu iki imam, sabah vakti ğaflet ve uyku zamanı olduğu için, halk'ın cemaata yetişmesine yardımcı olmak üzere sabah namazında birinci rek'atin ikinciden daha fazla uzatılmasına hükmetmişlerdir. Bu görüşteki alimlere göre Nebi (s.a.v.)'in, birinci rek'atı ikinci rek'at'ten fazla uzatmasının sebebi, ilk rek'atta iftitah duası ve istiazenin bulunmasıdır. Beyhaki, ilk rek'atı uzatmaya ait hadisler ile, bu rek'atın ikinci rek'ata eşit olduğuna dair hadislerin arasını şöyle bulmuştur: İmam gelecek bir kimseyi bekliyorsa, ilk rek'atı uzatır, kimsenin geleceğini ummuyorsa birinci rek'ati ikinci rek'ate eşit kılar. İbn-i Hibban da arasını şöyle bulmuştur: ilk iki rek'atte okunan miktar eşit olmakla beraber ilk rek'atteki kıraatı, imam çok ağır okuduğu için o rek'at uzatılmış olur. Abdullah bin es-Saib (r.a.)'in hadisini Buhari ta'lik'en rivayet etmiş, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Müslim ve Ebu Davud'un rivayeti mealen şöyledir: 'Abdullah bin es-Saib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: ''Nebi (s.a.v.) Mekke'de bize sabah namazını kıldırdı ve (Fatiha'dan sonral Mu'miniin suresini okumaya başladı. Musa ile Harun'un yahut İsa'nın zikri geçen yere varınca (burada ravi tereddüt etmiştir. Nebi (s.a.v.)'i öksürük tuttu. Bunun üzerine hemen rükua gitti. Abdullah bin es-Sllib (r.a.) de bu namazda hazır bulunuyordu.' Hadiste anlatılan namaz kıldırılışı, Nesai'nin rivayetinde belirtildiği gibi Mekke'nin fethi yılında olmuştur. Nebi (s.a.v.), sabah namazında Fatiha'dan sonra Mu'minun suresini başından itibaren okumuştur. Musa (a.s.)'ın ve Harun (a.s.)'ın zikredildigi: ...... ayetine varınca veya İsa (a.s.)'ın zikredildiği; ........ ayetine varınca Onu öksürük tutmuş ve bunun üzerine kıraatı keserek rükuya varmıştır. Müslim'in ve Ebu Davud'un rivayetinde; ......... kelimesi yerine;....... kelimesi geçer. 'Sa'le' ve 'Su'le' diye okunabilen bu kelime, öksürük demektir. Müellifin rivayetinde, yukarıda da anlatıldıgı gibi 'Sa'le' kelimesi yerine 'Şarka' kelimesi geçer, Bu da bogaz tıkanıklığı demektir. EI-Menhel'in bildirdiğine göre Peygamber (s.a.v.), okuduğu ayetlerdeki kıssayı düşününce ağlayacak hale gelmiş ve bu nedenle boğazı tıkanmış ve Onu öksürük tutmuştur, Artık sureyi tamamlayamadan kıraati keserek rüku'ya varmıştır. BU HADiSLERİN FIKIH YÖNÜ : 1- Sabah namazında kıraatı uzatmak müstahabtır. 2- Fatiha'dan sonra sure okunurken doğacak bir ma'zeret dolayısıyla kıraatı kesip.rüku'a gitmek caizdir. 3- İhtiyaç olduğu zaman bir sure'nin bir kısımnı okumak, alimlerin ittifakıyla kerahatla birlikte caizdir. İhtiyaç olmadığı zaman sure'nin bir parçasını okumak, cumhura göre evlaya muhaliftir. 4- Sabah öğle ve ikindi namazlarının ilk rek'atlerındaki kıraatı, ikinci rek'atlerındaki kıraattan daha fazla uzatmak meşrudur
İbn-i Abbas (r.a.)'dan şöyle söyelemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın ('ın ilk rek'atin)de: Secde ve (ikinci rek'atinde); insan (Dehr) surelerini okurdu." Diğer tahric: Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud AÇIKLAMA 824’te
حدثنا ابو بكر بن خلاد الباهلي، حدثنا وكيع، وعبد الرحمن بن مهدي، قالا حدثنا سفيان، عن مخول، عن مسلم البطين، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يقرا في صلاة الصبح يوم الجمعة {الم * تنزيل } و {هل اتى على الانسان}
Mus'ab'ın babası Sa'd bin Ebi \'akkas (r.a.)dan şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazındn ilk rek'atin)de secde ve (ikinci rek'atinde) insan (dehr) surelerini okurdu." Not: Zevaid'de: Sa'd (r.a.)'ın hadisinin isnadı zayıftır. Çünkü alimler el-Haris bin Nebhan'ın zayıflığı üzerinde ittifak etmişlerdir. Müslim ve başkaları bu hadisin metnini, İbn-i Abbas (r.a.))'ın rivayetinden tahric etmişlerdir, denilmiştir. Bu Hadis’i: Kütüb-i Sitte sahiplerinden yalnız İbn-i Mace rivayet etmiştir AÇIKLAMA 824’te
حدثنا ازهر بن مروان، حدثنا الحارث بن نبهان، حدثنا عاصم بن بهدلة، عن مصعب بن سعد، عن ابيه، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يقرا في صلاة الفجر يوم الجمعة {الم * تنزيل} و {هل اتى على الانسان}
حدثنا ابو اسحاق الهروي، ابراهيم بن عبد الله بن حاتم انبانا هشيم، انبانا الحجاج بن ابي زينب السلمي، عن ابي عثمان النهدي، عن عبد الله بن مسعود، قال مر بي النبي صلى الله عليه وسلم وانا واضع يدي اليسرى على اليمنى فاخذ بيدي اليمنى فوضعها على اليسرى
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا اسماعيل ابن علية، عن الجريري، عن قيس بن عباية، حدثني ابن عبد الله بن المغفل، عن ابيه، قال وقلما رايت رجلا اشد عليه في الاسلام حدثا منه فسمعني وانا اقرا {بسم الله الرحمن الرحيم} فقال اى بنى اياك والحدث فاني صليت مع رسول الله صلى الله عليه وسلم ومع ابي بكر ومع عمر ومع عثمان فلم اسمع رجلا منهم يقوله فاذا قرات فقل {الحمد لله رب العالمين}
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا سفيان بن عيينة، عن ابن جريج، عن ابن ابي مليكة، عن عبد الله بن السايب، قال قرا رسول الله صلى الله عليه وسلم في صلاة الصبح ب {المومنون} فلما اتى على ذكر عيسى اصابته شرقة فركع . يعني سعلة