Loading...

Loading...
Kitap
400 Hadis
Ümmü Kürz (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : «(Henüz yemek yemeyen) Erkek çocuğun bevline su serpilir. Ku çocuğun bevli yıkanır.» Not: Ravilerden Amr bin Şuayb'ın Ümmü Kürz'den hadis işitmediği için senedde inkıta' olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. BU BABTA GEÇEN HADİSLERDEN ÇIKARILAN FIKIH HÜKÜMLERİ 1 - Henüz yemek yemeyen erkek çocuğun bevlinin dokunduğu elbise ve benzeri şeylere su serpmek kafidir. 2 - Çocuk kız olduğu takdirde bevlinin dokunduğu elbiseyi yıkamak gerekir. 3 - Çocukları fazilet ehlinin yanına götürüp onların bereketinden faydalandırmak meşrudur. 4 - Küçüklere karşı şefkatlı ve yumuşak davranmalı. 5 - Peygamber (s.a.v.)'in örnek ahlakı ve üstün tavazuu belirtilmekte olup, böyle davranılmalıdır. 6 - Büyük zatlara hizmet etmek meşrudur
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا ابو بكر الحنفي، حدثنا اسامة بن زيد، عن عمرو بن شعيب، عن ام كرز، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " بول الغلام ينضح وبول الجارية يغسل
Enes (bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Bir A'rabi mescid'de işedi. Cemaatin bir kısmı (O'na mani olmak üzere) hızla ona doğru sıçradılar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) : «Onu işemekten kestirmeyiniz» buyurdu. Sonra bir kova su istedi. O yere döktü. AÇIKLAMA 530’da
حدثنا احمد بن عبدة، انبانا حماد بن زيد، حدثنا ثابت، عن انس، ان اعرابيا، بال في المسجد فوثب اليه بعض القوم فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا تزرموه " . ثم دعا بدلو من ماء فصب عليه
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Bir A'rabi mescid'e girdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) oturuyordu. A'rabi: Allah'ım! Bana Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e mağfiret kıl ve ikimize mağfiret eylerken, hiç kimseye mağfiret etme, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) gülümseyerek: «Sen gerçekten pek geniş olan bir şeyi daralttın.» buyurdu. Sonra adam geri dönüp, mescidin bir kenarına varınca ayaklarını açıp işedi. Daha sonra A'rabi, suçluluğunu anlayınca kalkıp: Babam, annem sana feda olsun. Bana (merhamet et) dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) onu azarlamadı ve sebetmedi. Sonra (A'rabiye hitaben) : «Şüphesiz bu mescidde işenmez. Bu, ancak Allah'ı anmak ve namaz için yapılmıştır.» buyurdu. Daha sonra su dolu bir kova getirilmesini emretti. A'rabi'nin bevli üzerine döküldü. AÇIKLAMA 530’da
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا علي بن مسهر، عن محمد بن عمرو، عن ابي سلمة، عن ابي هريرة، قال دخل اعرابي المسجد ورسول الله صلى الله عليه وسلم جالس فقال اللهم اغفر لي ولمحمد ولا تغفر لاحد معنا . فضحك رسول الله صلى الله عليه وسلم وقال " لقد احتظرت واسعا " . ثم ولى حتى اذا كان في ناحية المسجد فشج يبول . فقال الاعرابي بعد ان فقه فقام الى بابي وامي . فلم يونب ولم يسب . فقال " ان هذا المسجد لا يبال فيه وانما بني لذكر الله وللصلاة " . ثم امر بسجل من ماء فافرغ على بوله
Vasile bin el-Eska' (r.a. )'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir A'rabi, Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e gelerek: Allah'ım! Bana ve Muhammed'e rahmet et ve bize olan rahmetinden hiç kimseyi ortak etme, dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem): «Sana yazıklar olsun. Veya veyl olsun. Sen, hakikaten çok geniş olan bir şeyi daralttın.» buyurdu. Ravi dedi ki, A'rabi, ayaklarını açıp işemeye başladı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in ashabı (A'rabi'ye) hey dediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem): «Onu bırakınız.» buyurdu. Sonra, su dolu bir kova isteyip, o bevlin üzerine döktü. Not: Ravi Ubeydullah EI-Huzeli'nin zayıf olduğunda alimler ittifak ettikleri için Vasile bin EI-Eska'nın hadisine ait isnadın zayıf olduğu Zevaid'de bildiril miştir. El-Hakim: Anılan Ubyedullah'ın Ebü'I•Melih'ten acaip şeyler rivayet ettiğini söylemiş, Buhari de: Ubeydullah EI-Huzeli'nin hadisleri münkerdir, demiştir
حدثنا محمد بن يحيى، حدثنا محمد بن عبد الله، عن عبيد الله الهذلي، - قال محمد بن يحيى وهو عندنا ابن ابي حميد - انبانا ابو المليح الهذلي، عن واثلة بن الاسقع، قال جاء اعرابي الى النبي صلى الله عليه وسلم فقال اللهم ارحمني ومحمدا ولا تشرك في رحمتك ايانا احدا . فقال " لقد حظرت واسعا ويحك - او ويلك - " . قال فشج يبول فقال اصحاب النبي صلى الله عليه وسلم مه . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " دعوه " . ثم دعا بسجل من ماء فصب عليه
Abdurrahman bin Avf'ın oğlu İbrahim'in Ümmü Veledi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Kendisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hanımı Ümmü Seleme (r.anha) 'ya şunu sormuştur: 'Ben eteğini uzatan bir kadınım. Necis yerde yürürüm.* Ümmü Seleme (r.anha) şöyle cevap vermiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Necis yerden sonra gelen temiz yer o eteği temizler.» Not: Ebu Davud da bu hadisi rivayet etmiş ve İbrahim'in Ümmü Veledi'nin mechul olduğundan zayıf olduğunu söylemiştir. Diğer tahric: Ebu Davud tahare; Tirmizi, tahare; Darimi, vudu; muvatta, tahare AÇIKLAMA : EI-Menhel yazarı bu hadisin açıklamasını yaparken şöyle der: Ümmü Seleme'ye müracaat eden Hamide adlı kadın Arapların adeti vechile yürürken ayakları örtülsün diye eteğini uzatırdı. Arapların hanımları mestler giymedikleri için eteklerini yere sürülecek şekilde uzun yaparlardı. Örtünrne amacıyla böyle yaptıkları için, Resul-i Ekrem (s.a.v.), buna ruhsat vermiştir. Ümmü Seleme, bu hadisle ona fetva vermiş ve yanındaki bilgiyi ona aktarmış ta ki soru sahibi, delili ile beraber hükmü bilsin. Ümmü Seleme, bu kadının hafıza gücünü ve işittiğini iyi ezberlediğini, ilmi mes'eleyi anlamaya ve başkasına aktarmaya elverişli gördüğü için böyle yapmıştır. Alim de böyle yapmalıdır. Yani zeki ve öğretime elverişli bir kimse, ona şer'i bir mes'ele scrduğu zaman mes'eleyi delilleriyle beraber etraflıca anlatmalıdır. Ilim ehlinden olmayıp, öğrendiğini nakletmeye müsait olmayan kişi soru sorduğu zaman alim, mes'elenin yalnız hükmünü anlatmalıdır. Alimlerden bir cemaat, bu hadisin zahiri ile hükmederek: Yaş necasetin bile dokunduğu bir elbise etegi temiz bir yerden yürüyerek geçmekle temizlenir, demişler ve kadının entari eteğini mest ve ayakkabı gibi telakki etmişlerdir. Alimlerin cumhuruna göre: Hadiste geçen necasetten maksat, elbseye yapışmayan kuru necasettir. Pis bir yerden geçerken eteğe takılan kuru necaset, biraz sonra geçilen temiz yerde düşer. Sanıldıgı gibi yaş necasetin temiz yerden geçmekle giderilecegi kasdedilmemiştir. Şafii: Hadis, elbiseye bulaşmayan kuru necaset hakkındadır. Kadının eteği, yaş necasete sürülerek geçilirse yıkamaktan başka bir şey onu temizleyemez, demiştir. Ahmed bin Hanbel de: Hadisin manası, kadının eteğine sidik dokunup da sonra yere sürtüldüğü zaman yer onu temizler, demek degildir. Fakat. kadın pis bir yerden geçerken entari o yere dokunur, sonra iyi bir yerden geçilirken, etek oraya da dokunursa necasetten bir şey entariye yapışmamak üzere temiz yerden geçiş, pis yerden geçişin eserini giderir, demiştir. Zerkani şöyle der: İm m Malik kendisinden rivayet edilen: ''Yeryüzünün bir kısmı diğer bir kısmını temizler." mealindeki hadis (bu hadisin aynısı 532 numarada geçer.) hakkında demiştir ki : Hadisten maksad şudur: Pislenmiş olan yere basan kişi, daha sonra kuru ve temiz yere basar. İşte böylece yeryüzünün bir kısmı. diğer kısmını temizlemiş olur. Ama sidik ve benzeri bir necaset, elbiseye veya vücuda dokunursa şüphesiz pislenen şey ancak yıkamakla temizlenir. Bu hüküm, ümmetin icmaı ile sabittir." Tirmizi'nin şerhi Tuhfe'de de, yukarıda yazılı alimlerin görüşü nakledildikten sonra, Hanefi alimlerinden İmam Muhammed'in rivayeti olan Muvatta'ındaki sözü şöyle nakledilir : Muhammed dedi ki: 'Pis bir yerden geçerken kadının eteğine dokunan necaset, bir. miskalden fazla olmadığı takdirde beis yoktur. Daha çok olunca, pislenen yeri yıkamadıkça o elbiseyle namaz kılınmaz. Ebu Hanife'nin kavli de budur. HADİSTEN ÇIKAN FIKIH HÜKÜMLERİ . 1. Kadınlar, örtünmek maksadı ile elbiselerini uzatabilirler. 2. Pis yerden geçerken pislenen kadının eteği daha sonra temiz yerden geçmekle temizlenmiş sayılır. Bu husustaki tafsilatı yukarıda verdik. 3. Sokak ve caddelerde yağışlı havalarda gezilirken necasetin karıştığı pis çamurların elbiseye sıçraması, kaçınılması güç bir sorun olduğundan fıkıh alimleri, bunun bağışlandığını hükme bağlamışlardır. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e Ya Resulallah! Biz mescide gitmek isteriz de (yürürken) pis yola basarız, diye (bunun hükmü) soruldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ; •Yer yüzünün bir kısmı, diğer bir kısmı temizler.» Not: Ravilerden Yeşkuri meçhul olduğundan ve şeyh olan İbn-i Ebi Habibe'nin zayıf Olduğuna alimlerin ittifak ettiğini Zehebi söylediğinden dolayı isnadının zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Sindi: 'Hadisin: "Pis yol'' tabirinden maksat kuru necasetin bulundUğu yoldur. Böyle bir yoldan geçerken toprağa karışmış olan necaset toprakla birlikte elbiseye dokunabilir.' demiştir. Bu hadisin Malik tarafından da rivayet edildiğini ve İmam Malik'in bu hadisi ne şekilde yorumladığını, 531. hadisin açıklamasında var. Mana itibariyle hadis, 531. hadis'e benzer
حدثنا ابو كريب، حدثنا ابراهيم بن اسماعيل اليشكري، عن ابن ابي حبيبة، عن داود بن الحصين، عن ابي سفيان، عن ابي هريرة، قال قيل يا رسول الله انا نريد المسجد فنطا الطريق النجسة . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " الارض يطهر بعضها بعضا
Beni Abdi'l-Eşhel (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Ben, Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e: Hakikatan benim (evim) ile mescid arasında necis bir yol vardır, diyerek (bunun hükmünü) sordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) : «O yoldan sonra temiz bir yol vardır (değil mi?)» diye sordu. Ben de: *Evet (vardır) dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) : «İşte bu temiz yol o pis yola tekabül eder.»*' AÇIKLAMA : Hadis, Ebu Davud tarafından da rivayet edilmiştir. Oradaki rivayette kadının sorusu şöyledir: Ya Resulallah (s.a.v.)! Mescide pis kokulu bir yolumuz vardır. Bize yağmur yağdığı zaman, nasıl yapalim?" El-Menhel yazarı der ki: Soru sahibi kadının adı ve nesebi bilinmemekle beraber, Ensar'dan bir sahabi'dir. Sahabi'nin tanınmaması mahzur teşkil etmez. Hattabi: Bu kadın meçhul olup. meçhul ravi ile istidlal edilmez. Dolayısıyla hadis, söz götürür demiş ise de, El-Münziri. Muhtasar'ında Hattabi'nin sözünü redederek: Sahabi'nin adının meçhul oluşu hadisin sıhhatine te'sir etmez, demiştir. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'e ait hadis metnini EI-Menhel yazarı şöyle açıklar: ,''Necasetlerin toprağa karışması nedeniyle pis kokulu yol'dan eteğe dokunan şeyler, eteğin temiz yola sürülmesi ile giderilir.'' Sindi şöyle der: Hadisin zahiri Ümmü Seleme'nin yukarıda geçen hadisine muvafıktır. Ümmü Seleme'nin hadisi gibi yorumlanması mümkündür. Ancak, bu hadis kısadır. Fakat, Ebu Davud'un rivayet ettiği metin, bu yoruma müsait değildir. Çünkü orada yağışlı havadaki geçişe ait durumun sorulduğu açıktır. Bu takdirde şöyle yorum yapmak mümkündür: Kadın, pis kokulu yolda yağışlı havada yürümek insanı tiksindirdiği için biz mescide gelmemekte özürlü sayılır mıyız, sayılmaz mıyız? demek istemiş; Resulullah (s.a.v.)'de: Bunun mazeret sayılamıyacağını ve pis bir yoldan geçerken duyduğunuz tiksintiye mukabil, biraz sonra temiz yolda yürürken rahatlık duyarsınız, demek istemiştir. İkinci bir yorum şöyle olabilir: Kadın: 'Yağışlı havada pis yerden mescide giderken, o pis yerin çamuru elbisemize veya vücudumuza isabet ederse buna ne yapalım?' demek istemiş; Resul-i Ekrem (s.a.v.) de: 'Taharet asıldır. Şüpheye itibar edilmez' demek istemiştir. Hadisin zahiri pis sokaktaki kesin necasetin yıkanmadan giderilebileceğine delalet ediyor ise de Alimler: Elbise ve benzeri şeylere dokunan necasetin ancak yıkamakla giderilebileceği görüşündedirler.'' HADİS'TEN ÇIKARILAN FIKIH HÜKÜMLERİ : 1. Dini hükümleri öğrenmeye çalışılmalıdır. 2. Kadınların şer'i hükümleri alim'e sormaları meşrudur. 3. Müracaat edilecek zatın büyüklüğü, kendisinden noksan olan kişilerin soru sormalarına engel değildir. 4. Kadınların mescidlere gitmeleri caizdir Ancak bir fitne teh!ikesinin olmayışı şartı esastır
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi cünüp iken Medine (-i Münevvere) yollarından birisinde Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) ona rastlamış, Ebu Hureyre (r.a.) gizlice oradan sıvışıp gitmiş. Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem) onu araştırmış. Ebu Hureyre (guslünü yapıp) gelince Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem) ona : «Neredeydin ya Eba Hureyre?» diye sormuş, kendisi de i Ya Resulallah! Ben cünüp iken bana rastladınız. Boy abdestimi almadıkça huzurunuzda oturmayı doğru görmedim, diye cevap vermiş. Bunun üzerine Resulullah tSallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Mu'min necis olmaz.» AÇIKLAMA 535’te
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا اسماعيل ابن علية، عن حميد، عن بكر بن عبد الله، عن ابي رافع، عن ابي هريرة، انه لقيه النبي صلى الله عليه وسلم في طريق من طرق المدينة وهو جنب فانسل ففقده النبي صلى الله عليه وسلم فلما جاء قال " اين كنت يا ابا هريرة " . قال يا رسول الله لقيتني وانا جنب فكرهت ان اجالسك حتى اغتسل . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " المومن لا ينجس
Huzeyfe (bin el-Yeman) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) (dışarı) çıktı. Ben cünüp iken bana rastladı. Bunun üzerine yolumu hemen değiştirerek guslümü yaptıktan sonra gelince O bana: «Sana ne oldu?» diye sordu. Ben ı Cünüptüm, diye cevap verdim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) : «Şüphesiz müslüman necis olmaz.» AÇIKLAMA (534 ve 535) : Ebu Hureyre (r.a.)'in bu hadisini Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi rivayet etmişlerdir. Ebu Hureyr e (r.a.)'in cünüp iken Resul-i Ekrem (s.a.v.)'i görünce gizlice oradan ayrılmasının sebebi Resul-i Ekrem (s.a.v.), ashabından birisiyle karşılaştığı zaman musafaha eder (tokalaşır) ve ona dua ederdi. Bu adeti bilen Ebu Hureyre cünüp kimsenin cünüplüğü dolayısıyla necis sayıldığını sandığı için bu haliyle Peygamber (s.a.v.) ile tokalaşmaktan korkmuş ve hemen ğuslünü yapmak için süratle oradan ayrılmıştır. Peygamber (s.a.v.)'in bilahare o'na: "Sen neredeydin?'' diye soru yöneltmesinin sebebi hakkında EI-Menhel yazarı şöyle der: 'Peygamber (s.a.v.)'in vahiy yoluyla Ebu Hureyre'nin halini bilmiş olması ve cünüp kimsenin necis olmadığına dair hükmü açıklamak için o'na bu soruyu sorması kuvvetle muhtemeldir.' Huzeyfe (r.a.)'ın hadisini ise Müslim. Nesai. Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Aynı manayı ifade eden bu iki hadisin açıklaması bahsinde El-Menhel yazarı şöyle der: «Müslüman necis olmaz.» hadisinden maksad şu olabilir: 'Cünüp olmakla pislenmiş olmaz, dolayısıyla temas ettiği şeyi de pislemez.' Ama cünüp kişi necasetlere dokununca pislenmiş olur. Hadisten kasdedilen mana şu da olabilir: ''Müslünian, cünüp olmakla sidik ve gaita gibi pis bir madde haline dönüşmez.' ''Müslüman pis olmaz.'' hadisinden kafirin cünüp olmakla pis olduğu manası çıkarılmamalıdır. Konuşma yeri müslümana ait olduğu için böyle buyurulmuştur. Yahut apaçık necasetlerden kaçınıldığı gibi kafirlerden kaçınmanın gereğine işaret edilmiştir. Şöyle de denilebilir: Kafirlerin necasetlerden kaçınmadıklarına ve temiz durmadıklarına işaret edilmiştir. Nevevi: «Bu hadis, müslümanın dirisi ve ölüsünün taharetine ait büyük bir temeldir. Müslümanın diri iken temiz oluşu alimlerin icmaı ile sabittir. Hatta cenin, annesinden doğarken üzerinde anasının avret mahalline ait rutubet bulunduğu zaman bile temiz sayılmıştır. Halbuki tavuk ve benzeri yumurtlayan hayvanların yumurtalarının dış kısmının necasetine bazı alimler hükmetmişlerdir. Müslüman ölüsünün hükmüne gelince: Bu konuda alimler arasında ihtilaf vardır: Şafii'den rivayet edilen iki kavilden sahih olana göre müslüman ölüsü tahirdir. Delili de bu babta geçen hadistir. Buhari Sahihinde ta'lik olarak İbn-i Abbas'tan şu eseri nakletmiştir: 'Müslüman ne diri iken, ne de ölü iken necis olmaz.' Müslümanın hükmü budur. Selef ve Haleften cumhur'un mezhebine ve bizim mezhebimize göre kafir, taharet ve necaset hususunda müslüman hükmündedir. ......... = «Müşrikler ancak necistirler.» ayetine gelince, bundan maksat onların itikat bakımından sapık ve kirli olmalarıdır. Sidik ve gaita necaseti gibi kafirlerin uzuvlarının necaseti kasdedilmemiştir. Müslüman olsun kafir olsun adem oğlunun tahareti sabit olunca onun teri, tükrüğü ve göz yaşı da tahirdir. Bu hususta abdestsizin, cünübün, hayız veya lahusalık halindeki kadının diğer insanlardan farkı yoktur. Bu hüküm, müslümanlarİn icmaı ile sabittir. Keza, küçük çocukların bedenleri, elbiseleri ve ağızlarından akan su tahir olarak kabul edilir. Kesin bir necaset . olursa durum değişir. Bu sebeple çocuklarla beraber yemek yemek, ellerini batırdıkları sıvı yemeklerden almak ve onların elbiseleri ile namaz kılmak caizdir. Bu hükmün sünnet ve icma'dan olan delilleri meşhurdur. HADİSLERİN FIKIH YÖNÜ : 1. Alim zat, kendisine bağlı olanlarda yanlış bir şey gördüğü zaman doğrusunu anlatmalıdır. 2. Bir namaz vaktinin çıkma endişesi olmadıkça cünüp kişi guslünü biraz tehir edebilir. 3. Cünüp adamın vücudunun dokunduğu şey necis olmaz
Amr bin Meymun (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Meni'nin isabet ettiği elbisenin hepsini mi, yoksa meninin dokunduğu yerleri mi yıkayacağımızı Süleyman bin Yesar (r.a.)'e sordum. Süleyman (r.a.) şöyle cevap verdi: Aişe (r.a.a) şöyle söyledi: «Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in elbisesine meni isabet ederdi. Elbisesinden meniyi yıkardı. Sonra o elbise ile namaza çıkardı. Ben de elbisede yıkama eserini o esnada gördüm.» AÇIKLAMA : Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi bu hadisi rivayet etmişlerdir. Buhari'nin bir rivayetinde ve Müslim'de Süleyman bin Yesar: ''Ben Aişe'ye sordum'' tabiri bulunur. Ebu Davud'un rivayetinde ise Süleyman bin Yesar diyor ki: 'Ben, Aişe'den işittiğini ispatlar ve Bezzar ile Ahmed'i : 'Süleyman bin Yesar; Aişe'den işitmedi, sözünü reddeder. Şafii de EI-Ümm'de başkasından Bezzar ve Ahmed'in sözüne benzer bir şey rivayet etmiştir.' Hadiisn manasına gelince: Buradaki rivayetin zahirine göre Aişe (r.anha) Resul-i Ekrem s.a.v.'in meniyi yıkadığını söylemiştir. Müslim'deki ifade de böyledir, Fakat Buhari ve Ebu Davud'un rivayetinde Hz, Aişe'nin, Peygamber s.a.v.'in elbisedeki meniyi yıkadıgı tashih edilmiştir. Sindi diyor ki : 'Peygamber s.a.v.'in meniyi yıkadıgına dair ifadeden murad, yıkanmasını emretmesi olabilir.' Meninin necasetine hükmeden alimler, bu hadisi delil göstermişlerdir, Çünkü burada ''Meniyi yıkardı.'' tabiri bu işin bir defa degil devamlı sürette yapıldığını gösterir, El-Menhel yazarı bu malumatı verir: ''Ebu Davud'un şerhinde Hattabi'nin şöyle dediği anlatılır: 'Meninin yıkanmasına dair bu hadis elbisedeki meninin ovalanmasıyla yetinildigine dair hadis'e muhalif değildir. Çünkü meniyi yıkamak, temizlik bakımından müstahabtır. Nasıl ki; Balğam ve sümkürüğün dokunduğu elbise de yıkanır. İki hadisin kullanılması mümkün olduğu zaman çelişki arzedecek şekilde yorumlanması caiz değildir,'' Şarih bu naklinden sonra şöyle der: 'Ben derim ki; yıkama ve ovalamaya ait iki hadis arasında bir muhalefet veya çelişkinin bulunduğunu hiç kimse iddia etmemiştir. Bu hadis, meninin necis olduğuna delalet eder. Çünkü yıkanmıştır. Kurumuş meninin de ıslak meniye kıyaslanması gerekirdi. fakat ovalama hadisi ile kuru meni ayrı hüküm almış olur. Biz meniyi yıkamayı sümkürük ve balğamı yıkamaya benzetemeyiz. Çünkü Darekutni, Sünen'inde şöyle bir hadis rivayet etmiştir: "Ya Ammar! Senin balğamın ve göz yaşların ancak senin kovandaki su durumundadır. Elbise, ancak beş şeyden yıkanır: Bevl. gaita (büyük idrar), meni, kan ve kusmuktur.'' Görüldüğü gibi hadiste meni, gaita ve dem (kan) arasında zikredilir. Eger dense ki: Darekutni: 'Bu hadisi Sabit bin Hammad'dan başkası rivayet etmemiş o da cidden zayıftır' demiştir. Ben derim ki Bezzar, Sabit bin Hammad'ın sika oldugunu söylemiştir. Eğer dense ki; Beyhaki: Ammar'ın hadisi bitıldır. Aslı yoktur. Çünkü onu Sabit bin Hammad, Ali bin Zeyd'den. o da İbn-i Müseyyeb'den o da Ammar'dan rivayet etmiştir. Ali bin Zeyd ile ihticac edilemez, demiştir. Ben derim ki: Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai, Ali bin Zeyd'in hadisini rivayet etmişlerdir. İbn-i Main de Ali bin Zeyd'i savunmuştur. El-İcli de: 'Onun rivayetlerinde beis yoktur' demiştir. Hakim eI-Müstedrek'inde O'nun rivayetini almıştır. Tirmizi de: Ali bin Zeyd sadıktır' demiştir.'' HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1. Hadis, meninin necis olduğuna delalet eder. Bu konuda alimler arasındaki ihtilafı, bundan sonraki babta inşaaIlah anlatacağım. 2. Kadının, kocasının elbisesini yıkamak gibi hizmetler yapması caizdir
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : «Ben, çok defa kendi elimle Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in elbisesinden meniyi ovaladım.»
حدثنا علي بن محمد، حدثنا ابو معاوية، ح وحدثنا محمد بن طريف، حدثنا عبدة بن سليمان، جميعا عن الاعمش، عن ابراهيم، عن همام بن الحارث، عن عايشة، قالت ربما فركته من ثوب رسول الله صلى الله عليه وسلم بيدي
Hemmam bin El-Haris (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Aişe (r.a.a)'ya birisi misafir olmuş. Hz. Aişe. (r.a.) kendisine sarı renkli bir çarşafın misafire verilmesini emretmişti. Misafir, bu çarşaf içinde uyurken, ihtilam olmuş ve ihtilam eseri bulunduğu halde çarşafı göndermekten haya ederek çarşafın tamamını suya batırıp yıkadıktan sonra göndermiş, bunun üzerine Hz. Aişe (r.a.) : «Çarşafımızı niye bozdu (soldurdu)? kendi parmağıyla onu ovalaması kafi idi. Ben çok defa parmağımla Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in elbisesinden meniyi ovaladım.» buyurmuştur
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وعلي بن محمد، حدثنا ابو معاوية، عن الاعمش، عن ابراهيم، عن همام بن الحارث، قال نزل بعايشة ضيف فامرت له بملحفة لها صفراء فاحتلم فيها فاستحيى ان يرسل بها وفيها اثر الاحتلام فغمسها في الماء ثم ارسل بها فقالت عايشة لم افسدت علينا ثوبنا انما كان يكفيك ان تفركه باصبعك ربما فركته من ثوب رسول الله صلى الله عليه وسلم باصبعي
Aişe (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : «Şüphesiz, Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in elbisesinden meniyi bulup, onu elbiseden kazıdığımı bilirim.» AÇIKLAMA : Elbiseye dokunan meninin ovalanması ile yetinildigine dair olup muhtelif senedlerle Hz. Aişe r.anha'dan rivayet edilen hadisi Müslim, Nesai, Tirmizi ve Ebu Davud da rivayet etmiştir. 538 nolu rivayette Hz, Aişe (r.anha)'ya gittiği bildirilen misafirin ismi burada anılmamıştır, Ebu Davud'un süneninde; Misafirin ravi Hemman bin El-Haris olduğu belirtilmiş, Müslim'in bir rivayetinde, misafirin Abdullah bin Şihab El-Halani olduğu bildirilmiştir. EI-Menhel yazarı; 'Bu duruma göre misafirlik olayı iki defa vuku' bulmuş' demiştir . Kurumuş olan meninin ovalamakla temizlendiğine hükmeden alimler, bu hadisi delil göstermişlerdir. MENİ HAKKINDAKİ İHTİLAF: A- Meninin necis olduğunu söyleyen alimler: 1. Sevri, Evzai, Ebu Hanife ve Malik (r.a.), meninin necis olduğuna hükmetmişlerdir. Bunlardan Ebu Hanife, meninin kuruduğu zaman ovalamakla temizlenebileceğini söylemiştir. Ahmed bin Hanbel'den yapılan bir rivayette böyledir. Bunlardan Malik ve Evzai ise: Yaş olsun kuru olsun meniyi yıkamak gerekir, demişlerdir. 2. El-Leys bin Sa'd: Meni necistir. Fakat dokunduğu yer yıkanmadan kılınan namazın iadesi gerekmez, demiştir. 3. El-Hasan bin Salib: Meni elbisede olduğu zaman çok bile olsa, bununla kılınan namazın iadesi gerekmez.. Şayet bedende ise, az bile olsa, namazın iadesi gerekir, demiştir. Meni'nin necasetine hükmeden alimler, Buhari, Müslim, Ebu Davud, ve İbn-i Maceh'in Hz. Aişe'den rivayet ettikleri ve Peygamber'in elbisesine dokunan meninin yıkatıldığına dair hadisi delil göstermişler, bir de meniyi bevl ve hayız kanına kıyaslamışlardır. B- Meninin Temiz Olduğunu Söyleyen Alimler: Şafii, Davud, İbnü'l-Münzir, Said bin El-Müseyyeb, Ata', İshak ve Ebu Sevr, meninin temiz olduğuna hükmetmişlerdir. Ahmed bin HanbeI'den yapılan iki rivayetin en sahihi de budur. Sahabilerden Ali, Sa'd bin Ebi Vakkas, ibn-i Ömer ve Aişe (r.anhum)'un meninin tahir (temiz) olduğunu söyledikleri ıivayet olunmuştur: Bu alimlerin delili meninin ovalanmasıyla yetinildiğine dair rivayetlerdir. Bunlar: Eğer meni necis olmuş olsaydı. kan ve diğer necisler gibi ovalanması yetmezdi, demişlerdir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا هشيم، عن مغيرة، عن ابراهيم، عن الاسود، عن عايشة، قالت لقد رايتني اجده في ثوب رسول الله صلى الله عليه وسلم فاحته عنه
Muaviye bin Süfyan (r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Kendisi Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in hanımı olan kızkardeşi Ümmü Habibe (r.a.)'ya: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) içinde cinsi münasebet yaptığı elbiseyle namaz kılar mıydı? diye sordu. Ümmü Habibe de: «Evet Elbisede eza olmadığı zaman (o elbiseyle namaz kılardı.)» Diğer tahric: Nesai ve Ebu Davud AÇIKLAMA : EI-Menhel yazarı; hadiste أذى 'Eza' olarak geçen kelimeyi meni veya mezi eseri olarak açıklamış ve bu hadisin meninin. necasetine delil olarak gösterildiğini söylemiştir. Daha sonra şöyle der: Meninin necasetini ifade eden bu hadis, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in mübarek vücudundan çıkan bütün maddelerin temizliğine ters düşmez. Çünkü şer'i hükümlerde ümmetin durumu dikkate alınır. Hadis zan ile amel edilmesinin gerekli olmadığına da delalet eder. Çünkü içinde cinsi münasebet yapılan elbisenin pislenmesi kuvvetle muhtemeldir. Resul-i Ekrem (s.a.v.), bu fiili hadisiyle yakin (kesin bilgi) ile amel edilmesinin gerekliliğine ve zanlara itibar edilmemesine müslümanları irşad etmiştir. demiştir
حدثنا محمد بن رمح، انبانا الليث بن سعد، عن يزيد بن ابي حبيب، عن سويد بن قيس، عن معاوية بن حديج، عن معاوية بن ابي سفيان، انه سال اخته ام حبيبة زوج النبي صلى الله عليه وسلم هل كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يصلي في الثوب الذي يجامع فيه قالت نعم اذا لم يكن فيه اذى
Ebü'd-Derda' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), mübarek başından su damladığı halde çıkıp yanımıza geldi ve tek bir elbiseyle bize namaz kıldırdı. Sarılmış olduğu elbisenin bir kenarını sağ omuzuna atarak sol kolunun altından ve diğer kenarını sol omuzuna atarak, sağ kolunun altından geçirerek göğsü üzerine uçlarını bağlamıştı. (Namaz kıldıktan sonra) geri dönünce Ömer bin El-Hattab: Ya Resulallah! Bir elbisede bize namaz kıldırıyorsun? diyerek (hükmünü öğrenmek istedi.) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) : «Evet. Tek elbisede namaz kılarım ve o elbisede.» Yani cinsi münasebette bulunmuştum.» buyurdu." Not: Bu senedin ravilerinden Hasan bin Yahya'nın zayıflığı üzerine cumhur ittifak ettiğinden dolayı isnadının zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا هشام بن خالد الازرق، حدثنا الحسن بن يحيى الخشني، حدثنا زيد بن واقد، عن بسر بن عبيد الله، عن ابي ادريس الخولاني، عن ابي الدرداء، قال خرج علينا رسول الله صلى الله عليه وسلم وراسه يقطر ماء فصلى بنا في ثوب واحد متوشحا به قد خالف بين طرفيه فلما انصرف قال عمر بن الخطاب يا رسول الله تصلي بنا في ثوب واحد قال " نعم اصلي فيه وفيه " . اى قد جامعت فيه
Cabir bin Semure (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Hanımı ile, içinde cinsi temas yaptığı elbiseyle kişinin namaz kılmasının hükmünü bir adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) de: «Evet, her zaman (kılabilir.) Ancak elbisede bir şey gördüğü zaman onu yıkayıncaya kadar kılamaz.»'* ' Diğer tahric: Müsned-i Hanbel: h.no: 4123 AÇIKLAMA : Bu iki hadis, ilk hadisin hükmünü teyid eder. Zevaid yazarı: Cabir'in hadisindeki isnad sahih olup, ricali sikadır, demiştir. Sindi: Cabir r.a.'in hadisinin zahiri, meninin necasetine delalet eder. Ancak şöyle denebilir: İçinde meni bulunan elbiseyle namaz kılmanın mekruhluğu kasdedilmiş olabilir. Meninin taharetine hükmedersek hadiste öngörülen yıkama, kerahatten sakınmak için olur, demiştir. Sindi'nin bu ifadesi, hadiste geçen 'şey' kelimesini meni ile yorumladığını gösterir
حدثنا محمد بن يحيى، حدثنا يحيى بن يوسف الزمي، ح وحدثنا احمد بن عثمان بن حكيم، حدثنا سليمان بن عبيد الله الرقي، قالا حدثنا عبيد الله بن عمرو، عن عبد الملك بن عمير، عن جابر بن سمرة، قال سال رجل النبي صلى الله عليه وسلم يصلي في الثوب الذي ياتي فيه اهله قال " نعم الا ان يرى فيه شييا فيغسله
Hemmam bin el-Haris (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Cerir bin Abdillah (El-Beceli (r.a.), küçük abdestini bozduktan sonra abdest aldı ve mestleri üzerine mesnetti. Bunun üzerine kendisine: Sen böyle mi yaparsın? diye soruldu. Kendisi: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in bunu yaptığını gördüğüm halde beni bunu yapmaktan alıkoyan nedir? dedi. Ravi ibrahim En-Nehai (dediki): Onlar (= Abdullah İbn-i Mes'ud'un arkadaşları) Cerir'in hadisinden çok hoşlanırlardı. Çünkü Cerir'in İslam'a girişi Maide suresinin (abdeste ait 6. ayetinin) inişinden sonra idi." Diğer tahric edenler: Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud Tahare AÇIKLAMA : Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi bu hadisi az bir lafız farkıyla ve aynı manayı ifade eder mahiyette rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayetinde Cerir (r.a.), abdest alıp, mestler üzerine meshettikten sonra kalkıp namaz kılıyor, namazdan sonra kendisine soru yöneltiliyor. Ebu Davud'un rivayetinde Cerir (r.a.) soruyu cevaplandırdıktan sonra oradakiler: Peygamber s.a.v.'in mest üzerine meshetme işi Maide suresinin (abdest'e ait 6. ayetinde) inişinden önce idi, dediler. Cerir (r.a.): Ben, Maide suresinin (mezkur ayetinin) inişinden sonra müslüman oldum, diye cevap verdi. Beyhaki'nin süneninde İbrahim bin Ethem'in: Mestler üzerinde meshetme hakkında Cerir r.a.'in hadisinden daha güzel bir hadis işitmedim, dediği rivayet edilmiştir. '. Hadisin Manası: Hadis, Resul-i Ekrem s.a.v.'in mest üzerine meshettiğini ve bunu bizzat müşahede eden meşhur sahabi Cerir (r.a.)'in de aynı şeyi yaptığını ifade ediyor. Hadis'in ravilerinden İbrahim En-Nehai (r.a.)'in belirtiğl gibi AbduIlah İbn-i Mes'ud'un ashabı, Cerir'in hadisini çok güzel bularak beğenmişlerdir. Sebebi ise; mest üzerine meshetmeyi caiz görmeyenler şöyle iddia ederler: Resulullah s.a.v. ilk zamanlarda abdest alırken mest üzerine mesh yapardı. Abdeste ait Maide suresinin, 6. ayeti inince ayette ayakların yıkanması emredilmekle mest üzerine yapılagelen meshetme hükmü neshedilmiş oldu. Cerir (r.a.)'in hadisi bu iddiayı kökünden çürütür. Çünkü Cerir (r.a.)'in müslüman oluşu bu ayetin inişinden sonraki zamana rastlar. Çünkü abdest ayetl Beni Mustalik savaşmda inmiştir. Bu savaş hicretin 4'üncü veya 5. yılı vuku' bulmuş, Cerir (r.a.) ise hicretin 10. yılı ra.mazan ayında müslümanlığı kabul etmiştir. Eğer bu ayetin nüzulünden önce Cerir (r.a.) müslüman olmuş olsaydı söz konusu hadisinin bu ayetle mensuh olmasma ihtimal verilirdi. Bu zatın müslümanlığı ayetin nüzulumdan sonraki zamana rastlayınca anılan hadisinin mezkur ayetle mensuh olmayıp yürürlüğünün devamını bilmiş oluruz. Bu durumda hadis, ayeti hususileştirir. Yani ayakları yıkamaya ait ayetin emri ayağında mest bulunmayanlara mahsustur. Ayetle bu mananm kasdedilğini mezkur hadisler açıklar. Ebu Davud'un rivayetinde Cerir r.a.'m: Ben, Maide suresinin nüzulundan sonra müslüman oldum, mealindeki haberinden ve musannifimizin rivayetinde İbrahim (r.a.)'in: Çünkü Cerir r.a.'in müslümanlığı kabulü Maide suresinin nüzulundan sonra idi. şeklindeki sözünden maksat Maide suresinin tamamı olmayıp, suredeki abdest ayetidir. Biz de tercemede parentez içi ifadeyle buna işaret ettik. Çünkü sure'nin bazı ayetleri Cerir (r.a.)'in İslamiyeti kabulünden sonra nazil olmuştur. Nitekim hicretin 10. yılı Ramazan ayında Cerir müslüman olmuş, o yıl yapılan meşhur Veda haccında arefe günü; .... eBu gün şizin için dininizi kemale erdirdim ... » ayeti inmiştir. (Maide: 3) Mestler üzerine meshetmeyi kabul etmeyenler, mesh hadisinin ravisi Cerir r.a. 'in, Hz. Ali r.a. ile Hz. Muaviye ve taraftarları arasında cereyan eden olaylarda Hz. Ali r.a.'den ayrıldığını iddia ederek, onu zayıflatmak istemişler ise de bu tutarsızdır. Çünkü Cerir (r.a.} , Hz. Ali r.a.'den ayrılmamış olup, bazı mazeretler sebebiyle bu olaylara katılmamıştır. Kaldı ki İmam ve Hafız olan Muhammed bin İbrahim El-Vezir, Ehl-i Beyt'in büyük imamları ve etbalannın rivayetleriyle sabit olduğu vechile, sahabiler arasında cereyan eden müessir olaylar:'dan önce olsun sonra olsun sahabilerin rivayetinin makbul oldugu hususunda icma' vardır. Mest hadislerinden kurtulmak için bu yüce sahabiye kusur isnad etmek yersiz olup islam alimleri kat'iyyen böyle bir şeye iltifat etmemişlerdir .. İbnü'l-Münzir, . İbnü'l-Mübarek'in şöyle soylediğini nakletmiştir: 'Mestler üzerine meshetmenin caizliği hususunda sahabiler arasında ihtilaf yoktur. Çünkü caizliği inkar ettiği rivayet olunanlardan başka caizliği sabit gördüğü rivayeti de vardır.' EI-Hafız da EI-Fetih'te şöyle der: Hadis hafızlarından bir cemaat; mestler üzerine meshetmek mütevatirdir demişlerdir: 'Hadisçilerden bir cemaat meshe ait ravileri toplamışlar, sayılan sekseni bulmuştur. İmam Ahmed: 'Mesh 'hakkında sahabilerden kırk tane merfu' hadis vardır, demiştir. Ebul'l-Kasım İbn-i Müneddeh, Tezkiresinde mesh hadisinin ravilerini ismen zikrederek seksen sahabi'yi bulduğunu zikretmiştir. Tirmizi ve Beyhaki de sünenlerinde bu sahabilerden, bir cemaati zikretmişlerdir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Mestler üzerine meshetmek meşrudur. 2- Zamanına göre şer'i şerif'e muhalif bir şeyi gören kimse susmamalı. Güzel yolla itiraz etmelidir. 3- Yaptığının doğruluğuna inanan kimse, bir itiraza maruz kaldığı zaman dayandığı delili açıklamalıdır. 4- İtiraz eden kişi, gösterilen delile vaki tenkitleri söyleyebilir. 5 - İtiraza maruz kalan kişi, o tenkitleri cevaplamak suretiyle delilinin sıhhatını göstermelidir. 6 - İhtiyaç zamanında, tarihi delil göstermek caizdir. Nitekim Cerir r.a., müslümanlığı kabul ettiği tarihi; mestler üzerine meshetme hükmünün devam ettiğine ve mensuh olmadığına delil göstermiştir
Huzeyfe (bin Ee-Yeman (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem). abdest aldı ve mesüerinin üzerine meshetti. AÇIKLAMA : Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahipleri rivayet etmişlerdir. Rivayetlerin bir kısmı daha. uzun olup, meshetme konusu dışında kalan bazı hususları da beyan eder. Yeri olmadığı için burada anlatılmasına gerek yoktur
حدثنا محمد بن عبد الله بن نمير، وعلي بن محمد، قالا حدثنا وكيع، ح وحدثنا ابو همام الوليد بن شجاع بن الوليد، حدثنا ابي وابن، عيينة وابن ابي زايدة جميعا عن الاعمش، عن ابي وايل، عن حذيفة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم توضا ومسح على خفيه
Muğtre bin Şu'be (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) abdestini bozmaya çıktı. Muğire de içinde su bulunan bir matara ile Onu izledi. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) ihtiyacını giderdikten sonra (gelip) abdest aldı ve mestler üzerine meshetti." AÇIKLAMA : Bu hadisi Buhari, Müslim ve, Sünen sahipleri' uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir. Bazı lafızlarda değişiklik varsa da hepsi Peygamber (s.a.v.)'in abdest aldığında mestler üzerine meshettiğini bildirmektedirler. Bu hadisde mestler üzerine meshetmenin meşruluğuna delalet eder. İmamiye mezhebine mensub olanlar ile hariciler ve Ebu Bekir bin Davud Ez-Zahiri. mestler üzerine meshetmenin caiz olmadığını söylemişlerdir. Bunlarabdest almaya dair Maide suresinin 6. ayetini delil göstererek; bu ayette ayakların yıkanması emredilmiştir, derler. Ayrıca Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in abdest almayı öğrettiği şahsa: ''... Ve ayağını yıka .'' buyurması ve mestler üzerine meshetmekten bahsetmemesine dayanırlar. Bir de: 'Abdestte yıkanmayan topuklara azab olsun.' ile ayakları yikadıktan sonra: 'Ayakların yıkanması olmaksızın, Allah namazı kabul etmez.' mealIerindeki hadisleri mesned gösterirler ve meshe aİt hadislerin abdestayetiyle mensuh olduğunu söylerler. Alimlerin cumhüru mestler üzerine meshetmenin caizliğine hükmetmişlerdir. Hanefi alimlerinden İbnü'l-Himan Fethu'l-Kadir'de: 'Meshe ait hadisler çoktur. Ebu Hanife: Gün ışığı gibi apaçık delilleri bulduktan sonra mestler üzerine meshetmeyi caiz gördüm. Bunu caiz görmiyenin küfre gitmesinden endişelenirim. Çünkü bu hususta gelen eserler, tevatür haddini bulmuştur, demiştir. Ebu Yusuf da; Meshe ait haber meşhur olduğu için bununla ayetin neshi caizdir, demiştir' diye nakleder. El-Ayni de : Meshetmenin caizliğini hiç kimse inkar edemez. Ancak sapık bid'atçı inkar edebilir, demiştir. Hasan-i Basri de: 'Ben, yetmiş sahabiyle görüştüm. Hepsi mestler üzerine meshetmeyi meşru sayıyorlardı.' demiştir. Şafiiler'den Nevevi: İcma'ın oluşmasında sözü muteber olan bütün alimler hazarda ve seferde, ihtiyaç olsun olmasın mestler üzerine meshetmenin caizliği husüsunda, icma' etmişlerdir. Hatta. evinden çıkmayan kadın ve yürüyemeyen sakat kimse bile meshedebilir. Yalnız, Şiiler ve Hariciler, meshin caizliğini inkar etmişler ki, bunların muhalefeti muteber değildir. Malik'in mezhebi de meşhur rivayete göre cumhurun mezhebi gibidir. Sayılamıyacak kadar çok tabii bu hususu sahabilerden rivayet etmişlerdir. Ali, Aişe, İbn-i Abbas ve Ebu Hureyre (r.anhum)'un mestler üzerine meshetmeyi kabul etmediklerine dair yapılan isnad sabit değildir. Hz. Ali (r.a.)'e «Kitab. mestleri geçti.» şeklinde izafe edilen eser muttasıl bir isnad ile rivayet edilmemiştir. Hz. Aişe (r.anha)'nın: Mestler üzerine meshetme hükmü Ali bilir, diyerek mes'eleyi Hz. Ali'ye havale ettiği sabittir. İbn-i Abbas ise, abdest ayetinin inişinden sonra Peygamber (s.a.v.)'in meshetmesi sabit olmadığı zaman bundan kerahat ettiği, bilahare Peygamber (s.a.v.)'in meshettiği sabit olunca buna rücu' ettiği sabittir. Ahmed bin Hanbel; Meshin inkarı hakkındaki Ebu Hureyre'nin hadisi sahih olmayıp batıldır, demiştir. Menhel yazarı yukarıda verilen bilgiyi naklettikten sonra şöyle der: «Yukarıda işaret edilen abdest ayetine ve hadislere dayanarak meshin caiz olmadığını söyliyenlerin sözü reddedilmiştir. Şöyle ki; Ayetin hadisleri nesh ettiğine dair sözleri tutarsızdır. Çünkü Ayet Müreysi savaşında nazil olmuş, halbuki Muğire'nin bu hadiste anlattığı olay, Müreysi' savaşından sonra vuku bulan Tebuk savaşında meydana gelmiştir. Cerir (r.a.)'in (543 nolu) hadisi, Peygamber (s.a.v.)'in bu ayetin inişinden sonra meshettiğini ispata kafidir
İbn-i Ömıer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Sa'd bin Malik (r.a.)'in mestleri üzerine meshettiğini görmüş ve: Hakikaten siz bunu (nasıl) yapıyorsunuz? (diyerek bu hareketi yadırgamış) sonra ikisi beraber Hz. Ömer (r.a.)'in yanında toplanmışlar ve Sa'd (r.a.) Ömer (r.a.)'e mestler üzerine meshetme hakkında kardeşimin oğluna (İbn-i Ömer'e) fetva ver, demiş, bunun üzerine Ömer (r.a.) : «Biz Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber bulunurken mestlerimiz üzerine meshederdik. Böyle yapmakta bir beis görmeyiz.» demiş ve bunun üzerine İbn-i Ömer (r.a.) : Kişi, büyük abdesti bozmaktan gelse bile (meshedebilir mi?) diye sormuş, Ömer (r.a.) de: Evet, diye cevap vermiştir.»" Not: . Hadlsin İsnadının sahlh ve ricalinin sika olduğu;. yalmz ravllerden Said bin Ebi Arube'nin tedlis yaptığı, bu hadisi an'ane ile rivAyet ettiği, son zamanlarında ihtilat ettiği ve hadisin Sahih-i Buhari'de başka bir uslub ile rivayet. edildiği,. Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Bu hadis de mestler üzerine meshetmenin cevazına. delildir. Buhari'deki hadis, mealen şöyledir: Sa'd bin Ebi Vakkas r.a.'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: ''Resulullah (s.a.v.) mestler üzerinde meshederdi. Abdullah bin Ömer r.a., bu durumu (babası) Ömer r.a.'e sormuş, O da şöyle cevap vermiştir: Evet (Nebi meshetti.) Sa'd r.a. Nebi (s.a.v.)'den sana bir şey rivayet ettiği zaman, artık onu başkasına sorma.'' Rivayete göre Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a.) Irak'ta hazer halinde iken meshetmiş, bunu gören AbduIIah İbn-i Ömer r.a. itiraz etmiş, O da Resulullah (s.a.v.)'den bunu gördüğünü söylemiş, daha sonra, ikisi Ömer r.a.'in yanında buluşunca Sa'd, İbn-i Ömer r.a.'e: 'Babana meshin hükmünü sorsana, demiş, o da sormuş ve babası böyle cevap vermiştir
حدثنا عمران بن موسى الليثي، حدثنا محمد بن سواء، حدثنا سعيد بن ابي عروبة، عن ايوب، عن نافع، عن ابن عمر، انه راى سعد بن مالك وهو يمسح على الخفين فقال انكم لتفعلون ذلك فاجتمعنا عند عمر فقال سعد لعمر افت ابن اخي في المسح على الخفين . فقال عمر كنا ونحن مع رسول الله صلى الله عليه وسلم نمسح على خفافنا لم نر بذلك باسا . فقال ابن عمر وان جاء من الغايط قال نعم
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا مالك بن انس، حدثنا محمد بن عمارة بن عمرو بن حزم، عن محمد بن ابراهيم بن الحارث التيمي، عن ام ولد، لابراهيم بن عبد الرحمن بن عوف انها سالت ام سلمة زوج النبي صلى الله عليه وسلم قالت اني امراة اطيل ذيلي فامشي في المكان القذر فقالت قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يطهره ما بعده
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا شريك، عن عبد الله بن عيسى، عن موسى بن عبد الله بن يزيد، عن امراة، من بني عبد الاشهل قالت سالت النبي صلى الله عليه وسلم فقلت ان بيني وبين المسجد طريقا قذرة . قال " فبعدها طريق انظف منها " . قلت نعم . قال " فهذه بهذه
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، ح وحدثنا اسحاق بن منصور، انبانا يحيى بن سعيد، جميعا عن مسعر، عن واصل الاحدب، عن ابي وايل، عن حذيفة، قال خرج النبي صلى الله عليه وسلم فلقيني وانا جنب فحدت عنه فاغتسلت ثم جيت فقال " ما لك " . قلت كنت جنبا . قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان المسلم لا ينجس
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبدة بن سليمان، عن عمرو بن ميمون، قال سالت سليمان بن يسار عن الثوب، يصيبه المني انغسله او نغسل الثوب كله قال سليمان قالت عايشة كان النبي صلى الله عليه وسلم يصيب ثوبه فيغسله من ثوبه ثم يخرج في ثوبه الى الصلاة وانا ارى اثر الغسل فيه
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن الاعمش، عن ابراهيم، عن همام بن الحارث، قال بال جرير بن عبد الله ثم توضا ومسح على خفيه فقيل له اتفعل هذا قال وما يمنعني وقد رايت رسول الله صلى الله عليه وسلم يفعله . قال ابراهيم كان يعجبهم حديث جرير لان اسلامه كان بعد نزول المايدة
حدثنا محمد بن رمح، انبانا الليث بن سعد، عن يحيى بن سعيد، عن سعد بن ابراهيم، عن نافع بن جبير، عن عروة بن المغيرة بن شعبة، عن ابيه المغيرة بن شعبة، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه خرج لحاجته فاتبعه المغيرة باداوة فيها ماء حتى فرغ من حاجته فتوضا ومسح على الخفين