Loading...

Loading...
Kitap
139 Hadis
Ömer bin el-Hattâib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kendisine): «(Vermiş olduğun) sadakana dönüş yapma.» AÇIKLAMA 2391’de
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا وكيع، حدثنا هشام بن سعد، عن زيد بن اسلم، عن ابيه، عن عمر بن الخطاب، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " لا تعد في صدقتك
Abdullah bin el-Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sadaka verip sonra sadakasına dönüş yapan kimsenin durumu, kusan sonra dönüp kusmuğunu yiyen köpeğin durumu gibidir.»
حدثنا عبد الرحمن بن ابراهيم الدمشقي، حدثنا الوليد بن مسلم، حدثنا الاوزاعي، حدثني ابو جعفر، محمد بن علي حدثني سعيد بن المسيب، حدثني عبد الله بن العباس، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " مثل الذي يتصدق ثم يرجع في صدقته مثل الكلب يقيء ثم يرجع فياكل قييه
Ömer (bin el-Hattâb) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken kendisi (yaya bir mücâhide) bir at'ı sadaka olarak vermiş, bir süre sonra at sahibinin at'ı noksan fiyatla satmak istediğini görmüş ve bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek at'a müşteri olmasının hükmünü sormuştur. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de (Ömer'e): «Sadakanı satın alma,» buyurmuştur
حدثنا تميم بن المنتصر الواسطي، حدثنا اسحاق بن يوسف، عن شريك، عن هشام بن عروة، عن عمر بن عبد الله بن عمر يعني، عن ابيه، عن جده، عمر انه تصدق بفرس على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم فابصر صاحبها يبيعها بكسر فاتى النبي صلى الله عليه وسلم فساله عن ذلك فقال " لا تبتع صدقتك
Zübeyîr bin el-Avvâm (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi gamr veya gamre denilen bir at'ı sadaka olarak (birisine) vermiş sonra o at'tan olduğu söylenen erkek veya dişi kir tay'ın satışa arz edildiğini görmüş ve (onun atından olduğu için) tay'ı satın almayı bırakmıştır. Not: Bunun senedinin sahih olduğu, Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا يحيى بن حكيم، حدثنا يزيد بن هارون، حدثنا سليمان التيمي، عن ابي عثمان النهدي، عن عبد الله بن عامر، عن الزبير بن العوام، انه حمل على فرس يقال له غمر او غمرة فراى مهرا او مهرة من افلايها يباع ينسب الى فرسه فنهى عنها
Büreyde (bin el-Husayb) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bir kadın, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Yâ Resulallan! Ben anneme (genç) bir cariyeyi sadaka olarak verdim. Annem de öldü (ve o cariyeyi bıraktı), dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kadına) şöyle buyurdu: «Allah seni sevablandırdı ve (cariyeyi) mirasla sana geri verdi..» EBU DAVUD HADİSİ İÇİN TIKLA
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن سفيان، عن عبد الله بن عطاء، عن عبد الله بن بريدة، عن ابيه، قال جاءت امراة الى النبي صلى الله عليه وسلم فقالت يا رسول الله اني تصدقت على امي بجارية وانها ماتت . فقال " اجرك الله ورد عليك الميراث
Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Yâ Resûlallah! Ben anneme bir bahçemi verdim. (Sonra) annem de öldü ve benden başka mirasçı bırakmadı, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de (adama) şöyle buyurdu: «Senin sadakan tam oldu. Bahçen de sana döndü.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Amr bin Şuayb'ın hadisini delil gösterenlerin yanında bu sened sahihtir
حدثنا محمد بن يحيى، حدثنا عبد الله بن جعفر الرقي، حدثنا عبيد الله، عن عبد الكريم، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، قال جاء رجل الى النبي صلى الله عليه وسلم فقال اني اعطيت امي حديقة لي وانها ماتت ولم تترك وارثا غيري فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " وجبت صدقتك ورجعت اليك حديقتك
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: (Babası) Ömer bin el-Hattab (ın ganimet payı) Hayber'de (Semg denilen hurmalık) bir araziye isabet etti. Sonm Ömer (r.a.), Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına giderek: Yâ Resülaliah! Hayber'de(ki ganimetten) öyle bir mal bana isabet etti ki benim nazarımda bundan daha azizi ve güzel bir malı şimdiye kadar hiç elde etmedim. Bana ne emir buyurursun? diyerek (araziyi hayır için değerlendirme şekli hakkında) O'ndan emir istedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kendisine): «Dilersen arazinin aslını vakfedersin ve onun mahsullerini sadaka edersin,» buyurdu. İbn-i Ömer demiştir ki: Sonra Ömer bu arazi hakkında şu (şartlı vakıf) işlemi yaptı: Malın aslı satılamaz, hibe edilemez ve ona mirasçı olunamaz. Ömer onun gelirini fakirlere, vâkıfın yakın akrabasına, esaretten kurtulmak isteyen kölelere, Allah yolunda savaşan mücâhidlere, yolculara ve konuklara sadaka kıldı. Bu malın mütevellisi olan kimsenin bundan mal biriktirmeksizin ve mülkiyetine tecâvüz etmeksizin gelirinden örfe göre yemesinde veya bir dostuna yedirmesinde bir günah yoktur. EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAH: 2878 –
حدثنا نصر بن علي الجهضمي، حدثنا معتمر بن سليمان، عن ابن عون، عن نافع، عن ابن عمر، قال اصاب عمر بن الخطاب ارضا بخيبر فاتى النبي صلى الله عليه وسلم فاستامره فقال يا رسول الله اني اصبت مالا بخيبر لم اصب مالا قط هو انفس عندي منه فما تامرني به فقال " ان شيت حبست اصلها وتصدقت بها " . قال فعمل بها عمر على ان لا يباع اصلها ولا يوهب ولا يورث تصدق بها للفقراء وفي القربى وفي الرقاب وفي سبيل الله وابن السبيل والضيف لا جناح على من وليها ان ياكل منها بالمعروف او يطعم صديقا غير متمول
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre (babası) Ömer bin el-Hattâb: Yâ Resûlullah! Şüphesiz ben, Hayber'deki yüz sehim(lik malım) -dan bana daha sevimli bir malı hiç bir zaman elde etmedim. Ben bunu sadaka etmek istedim, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ona): «Onun aslını vakfet ve meyvasını Allah yoluna tahsis eti» buyurdu. . EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAH: 2878 –
حدثنا محمد بن ابي عمر العدني، حدثنا سفيان، عن عبيد الله بن عمر، عن نافع، عن ابن عمر، قال قال عمر بن الخطاب يا رسول الله ان الماية سهم التي بخيبر لم اصب مالا قط هو احب الى منها وقد اردت ان اتصدق بها فقال النبي صلى الله عليه وسلم " احبس اصلها وسبل ثمرتها " . قال ابن ابي عمر فوجدت هذا الحديث في موضع اخر في كتابي عن سفيان عن عبد الله عن نافع عن ابن عمر قال قال عمر فذكر نحوه
Ebû Umâme (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim şöyle buyurdu, demiştir: «Âriye (sahibine) ödenir. Minha da (sahibine) iade edilir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedi zayıftır. Çünkü ravi İsmail bin Ayyaş tedlisçidir. Lakin bu hadisi yalnız İbn-i Ayyaş rivayet etmemiştir. Zira İbn-i Hibban de kendi sahih'inde bu hadisi başka bir senedIe rivayet etmiştir
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا اسماعيل بن عياش، حدثنا شرحبيل بن مسلم، قال سمعت ابا امامة، يقول سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " العارية موداة والمنحة مردودة
“... Enes bin Mâlik (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre kendisi : Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle buyururken işittim, demiştir: (sahibine) ödenir ve minha (sahibine) iade edilir
حدثنا هشام بن عمار، وعبد الرحمن بن ابراهيم الدمشقيان، قالا حدثنا محمد بن شعيب، عن عبد الرحمن بن يزيد، عن سعيد بن ابي سعيد، عن انس بن مالك، قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " العارية موداة والمنحة مردودة
Semûre (bin Cündüb) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur; «El, (başkasına âit) aldığı malı, (mâlikine) ödeyinceye kadar o maldan sorumludur.» Diğer tahric: Bu hadisi Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حدثنا ابراهيم بن المستمر، حدثنا محمد بن عبد الله، ح وحدثنا يحيى بن حكيم، حدثنا ابن ابي عدي، جميعا عن سعيد، عن قتادة، عن الحسن، عن سمرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " على اليد ما اخذت حتى توديه
Amr bin Şuayb'm dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir: «Bir mal hıfz edilmek üzere kimin yanına emaneten bırakılırsa o kimse üzerine tazminat yükleme yoktur.» Not: Ravi el-Müsenna ve onun ravisi zayıf oldukları için bu sened zayıftır
حدثنا عبيد الله بن الجهم الانماطي، حدثنا ايوب بن سويد، عن المثنى، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من اودع وديعة فلا ضمان عليه
Urve el-Bârıkî (bin ebi'l-Ca'd) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi için bir koyun satın almak üzere ona bir dinar verdi. O da (gidip) Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için (o dinarla) iki koyun satın aidi. Sonra bir koyunu bir dinara sattı ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir koyun ile bir dinar getirdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (alış verişinin) bereketli olması için ona dua etti. Râvî demiştir ki: Artık Urve ve toprak alsaydı onda kâr ederdi." ... "Urve bin Ebi'l-Ca'd el-Bârıkî (r.a.)'den; Şöyle demiştir : Satılmak üzere bir koyun sürüsü geldi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bana bir dinar verdi ve râvi bunun mislini anlattı
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا سفيان بن عيينة، عن شبيب بن غرقدة، عن عروة البارقي، ان النبي صلى الله عليه وسلم اعطاه دينارا يشتري له شاة فاشترى له شاتين فباع احداهما بدينار فاتى النبي صلى الله عليه وسلم بدينار وشاة فدعا له رسول الله صلى الله عليه وسلم بالبركة . قال فكان لو اشترى التراب لربح فيه . حدثنا احمد بن سعيد الدارمي، حدثنا حبان بن هلال، حدثنا سعيد بن زيد، عن الزبير بن الخريت، عن ابي لبيد، لمازة بن زبار عن عروة بن ابي الجعد البارقي، قال قدم جلب فاعطاني النبي صلى الله عليه وسلم دينارا فذكر نحوه
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Zulüm, borcunu ödemeye muktedir olanın özürsüz olarak borcunu ödemeyi geciktirmesidir. Ve (alacaklı durumda olan) biriniz varlıklı ve güvenilir bir kimseye havale edildiği zaman, havale işini kabullensin.»
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا سفيان بن عيينة، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " الظلم مطل الغني واذا اتبع احدكم على مليء فليتبع
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Borcunu ödemeye muktedir olanın özürsüz olarak borcunu ödemeyi geciktirmesi bir zulümdür. Ve sen (alacaklı durumda iken) varlıklı ve güvenilir bir kimseye havale edildiğin zaman ona havale edilmeni kabullen.»
حدثنا اسماعيل بن توبة، حدثنا هشيم، عن يونس بن عبيد، عن نافع، عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " مطل الغني ظلم واذا احلت على مليء فاتبعه
Ebû Ümâme el-Bâhilî (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken İşittim, demiştir: «Kefil, taahhüd ettiği borcu yüklenmiştir ve borcun ödenmesi vâcibtir.»
حدثنا هشام بن عمار، والحسن بن عرفة، قالا حدثنا اسماعيل بن عياش، حدثني شرحبيل بن مسلم الخولاني، قال سمعت ابا امامة الباهلي، يقول سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " الزعيم غارم والدين مقضي
(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam 10 dinar alacaklı olduğu borçlusunun yakasına sarıldı. Borçlu şahıs (alacaklısına): Benim yanımda (mülkiyetimde) sana vereceğim hiç bîr şey yoktur, dedi. Alacaklı adam da (borçlusuna): Hayır! Vallahi sen alacağımı ödeyinceye veya bir kefil bana getirinceye kadar senden ayrılmıyacağım, dedi. Sonra onu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna çekip götürdü. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) borçluya: «Sen alacaklından ne kadar mehil istersin?» buyurdu. Borçlu: Bir ay, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O halde ona ben kefil olurum.» buyurdu. Sonra borçlu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dediği vakitte huzura geldi (veya borcunu getirdi). Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Bu (altını) nereden elde ettin?» buyurdu. Adam: Bir madenden, diye cevab verdi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunda hayır yoktur,» buyurdu ve onun yerine borcunu ödedi
حدثنا محمد بن الصباح، حدثنا عبد العزيز بن محمد الدراوردي، عن عمرو بن ابي عمرو، عن عكرمة، عن ابن عباس، ان رجلا، لزم غريما له بعشرة دنانير على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال ما عندي شىء اعطيكه فقال لا والله لا افارقك حتى تقضيني او تاتيني بحميل فجره الى النبي صلى الله عليه وسلم فقال له النبي صلى الله عليه وسلم " كم تستنظره " . فقال شهرا فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " فانا احمل له " . فجاءه في الوقت الذي قال النبي صلى الله عليه وسلم فقال له النبي صلى الله عليه وسلم " من اين اصبت هذا " . قال من معدن قال " لا خير فيها " . وقضاها عنه
Ebû Katâde (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Bir cenaze. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirilerek üzerine namaz kılması arzulandı. Fakat Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (sahabilere): «Arkadaşınız üzerine (siz) namaz kılınız. Çünkü onun üzerinde bir borç vardır.» buyurdu. Bunun üzerine Ebû Katâde: O borcu ben tekeffül ederim, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ödemeyi (mi?)» buyurdu. Ebû Katâde: (Evet) ödemeyi (tekeffül ederim), dedi. Cenazenin zimmetindeki borç on sekiz veya on dokuz dirhem idi. (Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun üzerine namaz kıldı
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا ابو عامر، حدثنا شعبة، عن عثمان بن عبد الله بن موهب، قال سمعت عبد الله بن ابي قتادة، عن ابيه، ان النبي صلى الله عليه وسلم اتي بجنازة ليصلي عليها فقال " صلوا على صاحبكم فان عليه دينا " . فقال ابو قتادة انا اتكفل به . قال النبي صلى الله عليه وسلم " بالوفاء " . قال بالوفاء . وكان الذي عليه ثمانية عشر او تسعة عشر درهما
İmran b. Huzeyfe (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Meymune çok borçlanırdı. Ailesi borçlanmasını hoş görmeyip ona kızınca Meymune: “Borçlanmadan vazgeçmeyeceğim sevgili eşim ve dostum.” Rasûlullah (s.a.v) şöyle derken işittim: “Her kim ödeme niyeti ile borç ederse Allah onu dünyada ödettirir.” Bu Hadisi Nesai Buyu’ da tahric etti
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبيدة بن حميد، عن منصور، عن زياد بن عمرو بن هند، عن ابن حذيفة، - هو عمران - عن ام المومنين، ميمونة قال كانت تدان دينا فقال لها بعض اهلها لا تفعلي وانكر ذلك عليها قالت بلى اني سمعت نبيي وخليلي صلى الله عليه وسلم يقول " ما من مسلم يدان دينا يعلم الله منه انه يريد اداءه الا اداه الله عنه في الدنيا
Abdullah bin Ca'fer (bin Ebl Tâlib) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Borçlu Allah'ın rızâsına aykırı bir şeye Aid olmadıkça borcunu ödeyinceye kadar Allah onunla beraberdir.» Zevaid de: Bu hadis’in isnadı sahihtir
حدثنا ابراهيم بن المنذر، حدثنا ابن ابي فديك، حدثنا سعيد بن سفيان، - مولى الاسلميين - عن جعفر بن محمد، عن ابيه، عن عبد الله بن جعفر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان الله مع الداين حتى يقضي دينه ما لم يكن فيما يكره الله " . قال فكان عبد الله بن جعفر يقول لخازنه اذهب فخذ لي بدين فاني اكره ان ابيت ليلة الا والله معي بعد الذي سمعت من رسول الله صلى الله عليه وسلم