Loading...

Loading...
Kitap
47 Hadis
Rıfaa el-Cühenî (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yemin etmek istediği zaman: «Muhammed'in nefsi (kudret) elinde olan (Allah)'a yemin ederim.» derdi. AÇIKLAMA 2092’de
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا محمد بن مصعب، عن الاوزاعي، عن يحيى بن ابي كثير، عن هلال بن ابي ميمونة، عن عطاء بن يسار، عن رفاعة الجهني، قال كان النبي صلى الله عليه وسلم اذا حلف قال " والذي نفس محمد بيده
Rıfaa bin Araba el-Cühenî (r.a.)'den; şöyle demiştir: Allah huzurunda şehâdet ederim ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (genellikle) ettiği yemin: «Benim nefsim elinde olan'a yemin ederim.» (şeklinde) idi. (Yahut Rıfaa şöyle demiştir:) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (genellikle) ettiği yemin: «Allah huzurunda şehâdet ederim, nefsim elinde olan'a yemin ederim.» (şeklinde) idi. Not: Bu iki hadisle ilgili olarak Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu iki sened de zayıftır. Çünkü birinci senedde bulunan Muhammed bin Mus'ab zayıftır, ikinci senedde bulunan Abdülmelik bin Muhammed es-San'ani de zayıftır. Lakin Nesai bu hadisi Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle'de iki sened ile rivayet etmiştir. Bu senedlerin birisi Buhari ile Müslim'in' şartı üzerine, diğeri de Buhari'nin şartı üzerine sahihtir, Bu hadisin ravisi Rıfa'a'nın bundan başka hadisi müellif'in süneninde yoktur. Buhari, Müslim. Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai'nin yanında ise hiç bir hadisi yoktur. AÇIKLAMA 2092’de
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا عبد الملك بن محمد الصنعاني، حدثنا الاوزاعي، عن يحيى بن ابي كثير، عن هلال بن ابي ميمونة، عن عطاء بن يسار، عن رفاعة بن عرابة الجهني، قال كانت يمين رسول الله صلى الله عليه وسلم التى يحلف بها اشهد عند الله " والذي نفسي بيده
Sâlim'in babası (İbn-i Ömer) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yeminlerinin ekserisi şu idi: «Kalbleri (n hallerini) değiştiren (Allah)'a andolsun ki, hayır.»
حدثنا ابو اسحاق الشافعي، ابراهيم بن محمد بن العباس حدثنا عبد الله بن رجاء المكي، عن عباد بن اسحاق، عن ابن شهاب، عن سالم، عن ابيه، قال كانت اكثر ايمان رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا ومصرف القلوب
Ebu Hureyre (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yemini (bazen) şöyle idi: «Hayır ve (eğer durum böyle değilse) ben Allah'tan mağfiret dilerim.» Diğer tahric: Ebu Davud
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا حماد بن خالد، ح وحدثنا يعقوب بن حميد بن كاسب، حدثنا معن بن عيسى، جميعا عن محمد بن هلال، عن ابيه، عن ابي هريرة، قال كانت يمين رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا واستغفر الله
Ömer (bin el-Haltab) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir defa) Ömer'in kendi babasına yemin ettiğini kendisinden işitti ve: «Şüphesiz Allah sizleri babalarınız üzerine yemin etmekten meneder.» buyurdu. Ömer demiştir ki: Ben (bu yasağı Resûl-i Kkrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim andan itibaren) artık ne kendim babalar üzerine yemin ettim ne de başkalarından naklen bu tür yemini ağzıma aldım. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Malik te bu hadisi rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن ابي عمر العدني، حدثنا سفيان بن عيينة، عن الزهري، عن سالم بن عبد الله بن عمر، عن ابيه، عن عمر بن الخطاب، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم سمعه يحلف بابيه فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان الله ينهاكم ان تحلفوا بابايكم " . قال عمر فما حلفت بها ذاكرا ولا اثرا
Abdurrahman bin Semûre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu., demiştir: «Ne putlar üzerine ne de babalarınız üzerine yemin ediniz.» MÜSLİM HADİSİ VE İZAHI İÇİN TIKLA
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبد الاعلى، عن هشام، عن الحسن، عن عبد الرحمن بن سمرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا تحلفوا بالطواغي ولا بابايكم
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim yemin eder de yemininde Lat ve Uzzâ üzerine and olsun derse, hemen Lâ ilahe illallah, desin.» MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حدثنا عبد الرحمن بن ابراهيم الدمشقي، حدثنا عمر بن عبد الواحد، عن الاوزاعي، عن الزهري، عن حميد، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " من حلف فقال في يمينه باللات والعزى فليقل لا اله الا الله
Sa'd (bin Ebî Vakkas) (r.a.)'dtm; Şöyle demiştir: Ben (henüz yeni müslüman olmuşken bir defa) Lât ve Uzzâ üzerine yemin ettim. (Arkadaşlarım bununla) kâfir olduğumu ve bu nedenle Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e baş vurmamı söylediler. Ben de durumumu O'na arzettim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Üç defa; AUah'tan başka ibâdete lâyık hiç bir mâbud yoktur. O. birdir, ortağı yoktur, söyle sonra sol tarafına üç defa tükür ve Euzu çek (Şeytan'dan Allah'a sığınırım de.) ve bir daha böyle yemin etme.» Diğer tahric: Nesai AÇIKLAMA İÇİN 2095 ve 2096’ya bakın
حدثنا علي بن محمد، والحسن بن علي الخلال، قالا حدثنا يحيى بن ادم، عن اسراييل، عن ابي اسحاق، عن مصعب بن سعد، عن سعد، قال حلفت باللات والعزى فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " قل لا اله الا الله وحده لا شريك له ثم انفث عن يسارك ثلاثا وتعوذ ولا تعد
Sabit bin Dahhâk (bin Halife el-Eşhelî) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim İslâmiyet'ten başka bir dine yalancı ve kasıdlı olarak yemin ederse o kimse dediği gibidir.» BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حدثنا محمد بن المثنى، حدثنا ابن ابي عدي، عن خالد الحذاء، عن ابي قلابة، عن ثابت بن الضحاك، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من حلف بملة سوى الاسلام كاذبا متعمدا فهو كما قال
Enes (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bir adam: Ben o zaman şüphesiz yahûdi olayım, derken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun sözünü işitti. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yahudilik tahakkuk etmiş oldu,» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Bakiyye bin el-Velid tedlisçidir ve bunu an'ane ile rivayet etmiştir
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا بقية، عن عبد الله بن محرر، عن قتادة، عن انس، قال سمع النبي صلى الله عليه وسلم رجلا يقول انا اذا ليهودي . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " وجبت
Büreyde (bin el-Husayb) (r.a.)'den rivayet edildiğine güre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: « (Falan işi işlemiş isem - falan sözü söylememiş isem gibi bir şarta bağlı olarak) İslâm dîninden uzak bulunayım diyen bir kimse (bu yemininde) yalancı ise, o kimse dediği gibi (İslâmiyet'ten uzak bulunmuş veya İslâmiyet'ten uzak bulunanlar gibi azaba müstahak olmuş) dır. Eğer (bu yemininde) doğru sözlü ise İslamiyet salimen ona dönmez.» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حدثنا عمرو بن رافع البجلي، حدثنا الفضل بن موسى، عن الحسين بن واقد، عن عبد الله بن بريدة، عن ابيه، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من قال اني بريء من الاسلام فان كان كاذبا فهو كما قال وان كان صادقا لم يعد اليه الاسلام سالما
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir adamın, kendi babasının üzerine yemin ettiğini işitti ve bunun üzerine: «Babalarınız üzerine (sakın) yemin etmeyiniz. Allah'a yemin eden bir kimse doğru söylesin. Kendisi(nin ikna edilmesi) için Allah'a yemin edilen bir kimse, razı olsun! (Yeminin gereğini kabul etsin). Allah (adına edilen and) a rıza göstermeyen kimse Allah'a yakın değildir.» Not: Bunun senedindeki ravilerin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA 2102’de
حدثنا محمد بن اسماعيل بن سمرة، حدثنا اسباط بن محمد، عن محمد بن عجلان، عن نافع، عن ابن عمر، قال سمع النبي صلى الله عليه وسلم رجلا يحلف بابيه فقال " لا تحلفوا بابايكم من حلف بالله فليصدق ومن حلف له بالله فليرض ومن لم يرض بالله فليس من الله
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Meryem oğlu İsâ bir adamın hırsızlık ettiğini görmüş ve ona: Sen çaldın mı? diye sormuştur. Adam da: Kendisinden başka ibâdete liyakatli hiç bir ilâh olmayan (Allah)'a yemin ederim ki hayır, (çalmadım), demiş. Bunun üzerine İsâ (Aleyhisselâm): Allah'a İman ettim (O'nun adına yemin edeni doğruladım) ve gözümü yalanladım, demiştir.» Diğer tahric. Buhari, Müslim ve Nesai
حدثنا يعقوب بن حميد بن كاسب، حدثنا حاتم بن اسماعيل، عن ابي بكر بن يحيى بن النضر، عن ابيه، عن ابي هريرة، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " راى عيسى ابن مريم رجلا يسرق فقال اسرقت قال لا والذي لا اله الا هو . فقال عيسى امنت بالله وكذبت بصري
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Yemin (sonuç itibariyle) ancak ya günaha girmektir veya pişmanlık duymaktır.» Not: Zevaid'de: Bu hadisi İbn-i Mace kendi sahih'inde rivayet etmiştir. Şu halde hadis sahihtir, denilmiştir. Halbuki, İbn-i Mace'nin kitabına Sahih ismi verilmez. (Ona sünen, denilir.) Zevaid yazarı bu hadisi İbn-i Hibban veya İbn-i Huzeyme'nin kendi sahihinde rivayet ettiğini söylemek istemiş de sehven İbni. Mace, demiş olabilir
حدثنا علي بن محمد، حدثنا ابو معاوية، عن بشار بن كدام، عن محمد بن زيد، عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " انما الحلف حنث او ندم
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim yemin edip de (yemininde) inaşallah (Yâni Allah dilerse) derse bu istisnası onun İçin (yararlı)dır.» Tahric bilgisi ve AÇIKLAMA 2106’da
حدثنا العباس بن عبد العظيم العنبري، حدثنا عبد الرزاق، انبانا معمر، عن ابن طاوس، عن ابيه، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من حلف فقال ان شاء الله فله ثنياه
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Yemin edip de (yemininde) inşâallah diyen adam, dilerse (yemininden) dönüş yapar (yeminini bozar) dilerse (yeminini olduğu gibi) bırakır. (O kimse) günaha girmiş olmaz. (Yâni yeminini bozsa kefaret ödemesi gerekmez.)» Tahric bilgisi ve AÇIKLAMA 2106’da
حدثنا محمد بن زياد، حدثنا عبد الوارث بن سعيد، عن ايوب، عن نافع، عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من حلف واستثنى ان شاء رجع وان شاء ترك غير حانث
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Yemin edip de (yemininde) inşâallah diyen bir kimse (yeminini bozduğunda) günah işlemiş olmayacaktır. (Yâni kefaret ödemesi gerekmez) AÇIKLAMA ve Tahric: Ebu Hureyre (r.a.)'ın hadisini Tirmizi de rivayet etmiştir. Oradaki rivayette; ...... cümlesi yerine: "(yeminini bozmakla) günaha girmiş olmaz» cümlesi kullanılmıştır. Her iki ifadeden çıkan sonuç aynıdır: Yani bir adam yemin ederken inşaaIlah. sözünü kullanırsa onun yemini oluşmuş bir yemin sayılmaz. Çünkü yeminini Allah'ın dilemesine bağlamıştır. Allah'ın dilemesi şartının tahakkuk etmesi ise bizce meçhuldür. Yemin oluşmayınca, onu bozmak da söz konusu edilemez. Yani yeminine muhalefet etmesi günah sayılmaz ve muhalefet ettiği takdirde kefaret ödemesi gerekmez. İbn-i Ömer (r.a.)'ın hadisini Tirmizi. Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Müslim ise bunu mevkuf olarak yani İbn-i Ömer'in sözü olarak rivayet etmiştir. Dikkat edildi ise müellifimiz bu hadisi iki sened ile rivayet etmiştir. İlk sened merfudur. Yani Peygamber (s.a.v.)'e ulaştırılmıştır. İkinci sened (2106 nolu) ise İbn-i Ömer'e ulaşmıştır. Onun eseri ve sözüdür. İbn-i Ömer (r.a.)'ın hadisi de aynı hükmü ifade eder. Yeminde istisna edilince, yani inşaaIlah denilince o yemin oluşmuş sayılmaz ve dolayısıyla, ona muhalefet etmek sakıncalı değildir, kefaret gerektirmez. Sahih-i Müslim'de "Yeminde ve başka şeyde istisna" başlığı ile bir bab açılmış ve burada İbn-i Ömer'in eseri ile merfu başka hadisler rivayet edilmiştir. Nevevi bu hadislerin şerhinde özetle şöyle der: "Mezkur hadisten anlaşılıyor ki; bir adam yemin ederken, yemini ile beraber ve fasılasız olarak «inşaaIlah» derse, yeminini bozmakla günaha girmiş olmaz (ve kefaret ödemesi de gerekmez). Keza yemini de oluşmuş sayılmaz. Yemindeki istisnanın müteber oIması için iki şart vardır: Birinci şart; İnşaallah sözünün yemin cümlesine aralıksız olarak eklenmesidir. İkinci şart da, yemin cümlesi henüz bitmemiş iken, inşaaIlah demeye niyet etmektir. Kadı iyaz: inşaaIlah sözü yemin cümlesine fasılasız olarak eklendiği zaman, edilen yeminin oluşmuş sayılmayacağı hususunda tüm müslümanlar icma etmişlerdir. Yemin cümlesi bitip, ara verildikten sonra söylenen inşaallah sözü de bazı selef alimlerinin dediği gibi istisna sayılmış olsaydı, hiç kimse, hiç bir yeminde günaha girmiş olmazdı, kefaret ödemesi de gerekmezdi. (Çünkü yemin eden herkes yemininden bir süre sonra, yeminini bozmak istediğinde, günaha girmemek ve kefaret. ödemeye gerek bırakmamak için, bir süre önce ettiği yemine atfen "inşaaIlah" diyebilir'' demiştir. Kadı iyaz sözüne devamla: Yemin edilirken buna eklenecek inşaallah sözü ile yemin cümlesi arasında fasıla bulunmaması keyfiyeti hakkında alimler ihtila! etnıişlerdir. Yani yemin cümlesi ile inşaallah cümlesi arasında ne kadar ara ve fasıla olmaması gerekir? 1. Malik, Evzai, Şafii ve Cumhura göre yemin cümlesi ile inşaallah cümlesinin birlikte söylenmesi gerekir. İki cümle arasında susmamak icabeder. Ancak nefesin kesilmesi nedeni ile verilen ara zararsızdır. 2. Tavus, el-Hasan ve Tabiilerden bir cemaata göre, yemin eden adam oturduğu meclisten kalkmadıkça, yeminine eklemek üzere söyleyeceği inşaallah sözü istisna sayılır. 3. Katade'ye göre yemin eden adam oturduğu yerden kalkmadıkça veya konuşmadıkça istisna edebilir. 4. Said bin Cübeyr'e göre adam dört aya kadar istisna edebilir. 5. ibn-i Abbas'a göre kişi ne zaman hatırlarsa o zaman istisna edebilir. Bazı alimler: Yukardaki ilk görüşten sonraki görüşlerden maksad; inşaallah sözü mübarek bir sözdür. her konuşmada anılmalıdır, unutulduğu takdirde hatıra gelir gelmez yine denilmelidir. Bu hususta; yani inşaallah sözünün unutulması halinde, bilahare hatırlanınca söylenmesi Kehf suresinin 23. ayeti ile emredilmiştir. Bu görüş sahibIerinin maksadı yemin eden adam yemin ettikten bir süre sonra istisna ederse yani inşaallalı derse yemini çözülür ve yeminine muhalefet etmesi bir günah sayılmaz, demek değildir, demişlerdir. Şu halde yemin ettikten bir süre sonra istisna etmekle yemin çözülmez ve yemin bozdurulduğu takdirde günaha girilmiş olur, dolayısıyla kefaret ödenir." Allah Teala'ya yemin edildiğinde istisna etmenin, yani inşaallah demenin hükmü yukarda anlatılmış oldu. Nevevi bundan sonra boşama, köle veya cariyeyi azadetme ve diğer konularda istisna etmenin hükmünü şöyle anlatır; "Boşama, azadetme ve Allah'a yemin etmekten başka her hangi bir konuda istisna yapılırsa bunun hükmü hususunda alimler değişik görüşler beyan etmişlerdir. Önce bu konulara ait misaller getirelim, sonra alimlerin görüşlerini anlatalım. Mesela: Bir adam: inşaallah ..karım benden boştur, inşaallah kölem hürdür, inşaallah karım bana annemin sırtı gibidir, inşaallah Ali'nin bende bin lira alacağı vardır, Allah hastama şifa verirse inşaallah, bir ay oruç tutmak Allah için benim adağımdır, gibi bir söz söylerse, bu sözde kullandığı inşaallah cümlesi istisna sayılır mı, sayılmaz mı? Bilindiği gibi istisna sayılırsa o yemin oluşmuş sayılmaz. İstisna sayılmaz ise yemin oluşmuş olur. 1. Şafii, Kufe alimleri, Ebu Sevr ve başkalarının mezhebine göre Allah adına yapılan yeminde istisna müteber ve geçerli olduğu gibi diğer şeylerde de istisna muteber ve geçerlidir. Bu itibarla boşama, köle - cariye azad etme, zihar, adak, ikrar vesair işlerde inşaallah cümlesi kullanıldığı zaman bu akidlerin hiç birisi oluşmuş olmaz. Bu görüşü bir örnekle aydınlatalım: Bir adam karısına: Sen inşaallah benden boşsun, derse bu sözle karısı boşanmış olmaz. Azadetme. zihar. adak ve diğer meseleler de böyledir. 2. Malik ve Evzai'ye göre inşaallah sözü ile yapılan istisna ancak Allah'a yapılan yeminlerde geçerlidir. Bunun dışındaki işlerde geçerli değildir. Bu görüşe göre bir adam karısına: Sen inşaallah benden boşsun, derse karısı boşanmış olur. Diğer mes'eleler de bunun gibidir. Peygamber (s.a.v.) anılan hadiste «Eğer kişi inşaallah derse» buyurmuştur. Şu halde sözü edilen istisnanın dille söylenmesi gereklidir. Sadece kalb ile istisnaya niyet etmek kafi değildir. Ebu Hanife. Şafii, Malik, Ahmed ve bütün alimler böyle demişlerdir. Ancak bazı Maliki alimler istisnaya kalben niyet etmenin kafi olduğunu söylemişlerdir
Ebu Musa (el-Eş'arî) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: (Tebuk seferi için hazırlık yapılırken) ben Eş'arîlerden küçük bir cemaat içinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vararak kendimiz için binek hayvanı istedik, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize: «Vallahi sizi bindiremem ve sizi bindireceğim hayvan yanımda yoktur» buyurdu. Ebu Musa demiştir ki, bunun üzerine biz Allah'ın dilediği kadar bekledik. Sonra (Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ganimete ait) develer getirildi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bunlardan semizlikten) hörgüçleri beyazlaşmış üç dişi devenin bize verilmesini emretti. Biz (develeri teslim alıp) gidince, bazılarımız diğer arkadaşlarımıza: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müracaatla kendimiz için binek hayvanlarını istedik. Kendisi bize binek hayvanı veremeyeceğine yemin etti. Sonra da bize binek hayvanları verdi. (Herhalde biz O'na yeminini unutturduk, bundan sonra iflah olamayız) Geri dönelim, dediler. Bunun üzerine biz (geri dönüp) huzura çıktık ve: Ya Resulallah! Biz sana gelip binek hayvanları bize vermeni istedik. Sen bize binek hayvanları veremeyeceğine yemin ettin. Sonra da bizi bindirdin, dedik. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize: «Vallahi sizi ben bindirmedim. Sizi Allah bindirdi. Vallahi ben bir şey için yemin edip sonra o şeyden başka bir şeyin deha hayırlı olduğunu bildiğimde inşaallah şüphesiz yeminimin kefaretini öderim ve daha hayırlı olan şeyi işlerim.» buyurdu veya «Daha hayırlı olanı işlerim ve yeminimin kefaretini öderim» buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 2109’de
حدثنا احمد بن عبدة، انبانا حماد بن زيد، حدثنا غيلان بن جرير، عن ابي بردة، عن ابيه ابي موسى، قال اتيت رسول الله صلى الله عليه وسلم في رهط من الاشعريين نستحمله فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " والله ما احملكم وما عندي ما احملكم عليه " . قال فلبثنا ما شاء الله ثم اتي بابل فامر لنا بثلاثة ابل ذود غر الذرى فلما انطلقنا قال بعضنا لبعض اتينا رسول الله صلى الله عليه وسلم نستحمله فحلف الا يحملنا ثم حملنا ارجعوا بنا . فاتيناه فقلنا يا رسول الله انا اتيناك نستحملك فحلفت ان لا تحملنا . ثم حملتنا فقال " والله ما انا حملتكم فان الله حملكم والله ما انا حملتكم بل الله حملكم اني والله ان شاء الله لا احلف على يمين فارى غيرها خيرا منها الا كفرت عن يميني واتيت الذي هو خير " . او قال " اتيت الذي هو خير وكفرت عن يميني
Ad!y bin Hatim (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demıçtir: «Kim bir şey için yemin edip sonra ondan başka bir şeyi daha hayırlı bilirse, daha hayırlı olanı yapsın ve yemininin kefaretini ödesin.» Diğer tahric: Müslim, Nesai AÇIKLAMA 2109’da
حدثنا علي بن محمد، وعبد الله بن عامر بن زرارة، قالا حدثنا ابو بكر بن عياش، عن عبد العزيز بن رفيع، عن تميم بن طرفة، عن عدي بن حاتم، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من حلف على يمين فراى غيرها خيرا منها فليات الذي هو خير وليكفر عن يمينه
Mâlik el-Cüşemî (r.a.)'den; Şöyle demiştir: (Bir defa ben): —Yâ Resûlallah amucam oğlu yanıma gelir (= bana ihtiyacı olur), ben de ona (bir şey) vermemeye ve ona sila-ı rahm etmemeye yemin ederim, dedim. O, buyurdu ki: «Yemininin kefaretini öde.» Diğer tahric: Nesai
حدثنا محمد بن ابي عمر العدني، حدثنا سفيان بن عيينة، حدثنا ابو الزعراء، عمرو بن عمرو عن عمه ابي الاحوص، عوف بن مالك الجشمي عن ابيه، قال قلت يا رسول الله ياتيني ابن عمي فاحلف ان لا، اعطيه ولا اصله . قال " كفر عن يمينك
حدثنا عبد الله بن محمد الزهري، حدثنا سفيان بن عيينة، عن ايوب، عن نافع، عن ابن عمر، رواية قال " من حلف واستثنى فلم يحنث