Loading...

Loading...
Kitap
352 Hadis
Aişe radiyallahu anha’dan rivayete göre, Nebi Sallallahu aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Ey Osman! Belki Allah sana bir gömlek giydirecektir. Senden o gömleği çıkarmanı isterlerse onlar için o gömleği çıkarma.” Diğer tahric: İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu hadis biraz uzuncadır. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
حدثنا محمود بن غيلان، قال حدثنا حجين بن المثنى، قال حدثنا الليث بن سعد، عن معاوية بن صالح، عن ربيعة بن يزيد، عن عبد الله بن عامر، عن النعمان بن بشير، عن عايشة، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " يا عثمان انه لعل الله يقمصك قميصا فان ارادوك على خلعه فلا تخلعه لهم " . وفي الحديث قصة طويلة . هذا حديث حسن غريب
Osman b. Abdullah b. Mevheb (r.a.)’den rivâyete göre, Mısır halkından bir adam Ka’be’yi haccetti ve orada oturmakta olan bir cemaat gördü bunlar kimlerdir diye sordu Kureyş’tir, dediler. Şu ihtiyar kimdir? diye sordu. İbn Ömer’dir, dediler. Yanına geldi ve: “Sana bir şeyler soracağım; Ka’be’nin hakkı için bana doğruyu söylemeni isterim! Uhud savaşında Osman’ın kaçtığını bilir misin?” İhtiyar: “Evet” diye cevap verdi. Adam: “Rıdvan biatına katılmayıp geri kaldığını biliyor musun?” dedi. İhtiyar kimse: “Evet” dedi. Adam: “Bedir savaşından geri kalıp savaşa katılmadığını biliyor musun?” İhtiyar: “Evet” diye cevap verdi. Bunun üzerine Adam, hayret etmiş olacak ki: “Allahu ekber” dedi. İbn Ömer de ona dedi ki: “Gel sorduğun soruları sana açıklayayım; Uhud günü Osman’ın kaçması Allah tarafından bağışlanmış suçlardandır. (Âl-i Imrân: 155) Bedir savaşından geri kalmasına gelince; Nebi (s.a.v)’in kızı O’nun nikahı altında ve hasta durumdaydı. O’nun yanında kalması ve savaşa katılmamasını bizzat Nebi (s.a.v), emir buyurmuştu ve savaşa katılan kimsenin sevâbına ve ganimet payına da sahib olacağını söylemişti. Rıdvan biatından geri kalmasına gelince; Mekkeliler yanında Osman’dan daha değerli ve saygıdeğer biri olsaydı o zaman onu elçi olarak göndermezdi de Osman’nın yerine onu gönderirdi. Rıdvan biatı Osman Mekkeye elçi olarak gönderildikten sonra gerçekleşmişti. O zaman Rasûlullah (s.a.v.) sağ eli için bu Osman’ın elidir, buyurarak sağ elini sol elinin üzerine koyarak abu biat Osman içindir, buyurdu.” İbn Ömer: “Bu bilgileri al ve git” dedi. Diğer tahric: Buhârî Menakîb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
حدثنا صالح بن عبد الله، قال حدثنا ابو عوانة، عن عثمان بن عبد الله بن موهب، ان رجلا، من اهل مصر حج البيت فراى قوما جلوسا فقال من هولاء قالوا قريش . قال فمن هذا الشيخ قالوا ابن عمر . فاتاه فقال اني سايلك عن شيء فحدثني انشدك الله بحرمة هذا البيت اتعلم ان عثمان فر يوم احد قال نعم . قال اتعلم انه تغيب عن بيعة الرضوان فلم يشهدها قال نعم . قال اتعلم انه تغيب يوم بدر فلم يشهد قال نعم . قال الله اكبر . فقال له ابن عمر تعال ابين لك ما سالت عنه اما فراره يوم احد فاشهد ان الله قد عفا عنه وغفر له واما تغيبه يوم بدر فانه كانت عنده - او تحته - ابنة رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم " لك اجر رجل شهد بدرا وسهمه " . وامره ان يخلف عليها وكانت عليلة واما تغيبه عن بيعة الرضوان فلو كان احد اعز ببطن مكة من عثمان لبعثه رسول الله صلى الله عليه وسلم مكان عثمان بعث رسول الله صلى الله عليه وسلم عثمان الى مكة وكانت بيعة الرضوان بعد ما ذهب عثمان الى مكة قال فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم بيده اليمنى " هذه يد عثمان " . وضرب بها على يده فقال " هذه لعثمان "رضى الله عنه . قال له اذهب بهذا الان معك . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), hayatta iken biz Ebû Bekir, Ömer ve Osman diyerek, sahabe arasındaki sıralamayı ve tercihimizi ortaya koyardık.” Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Ebû Dâvûd, Sünnet Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Ubeydullah b. Ömer rivâyeti olarak garib kabul ediliyor. Bu hadis yine değişik bir şekilde İbn Ömer’den rivâyet edilmektedir
حدثنا احمد بن ابراهيم الدورقي، قال حدثنا العلاء بن عبد الجبار، قال حدثنا الحارث بن عمير، عن عبيد الله بن عمر، عن نافع، عن ابن عمر، قال كنا نقول ورسول الله صلى الله عليه وسلم حى ابو بكر وعمر وعثمان . هذا حديث حسن صحيح غريب من هذا الوجه يستغرب من حديث عبيد الله بن عمر . وقد روي هذا الحديث من غير وجه عن ابن عمر
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), Bir fitneden bahsetti ve şöyle buyurdu: “Osman b. Afvân, o fitnede mazlum olarak öldürülecektir.” Diğer tahric: Müsned: 5682 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle İbn Ömer rivâyeti olarak hasen garibtir
حدثنا ابراهيم بن سعيد الجوهري، قال حدثنا شاذان الاسود بن عامر، عن سنان بن هارون البرجمي، عن كليب بن وايل، عن ابن عمر، قال ذكر رسول الله صلى الله عليه وسلم فتنة فقال " يقتل فيها هذا مظلوما " . لعثمان . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب من هذا الوجه من حديث ابن عمر
Câbir (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebi (s.a.v)’e cenaze namazını kılması için bir adam getirildi. Fakat Rasûlullah (s.a.v.), onun cenaze namazını kılmadı. Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bundan önce hiçbir kimseye cenaze namazını kılmadığını görmedik.” Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bu kimse Osman’a buğzederdi. Allah’ta ona buğzetti.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Muhammed b. Ziyâd, Meymûn b. Mihran’ın adamıdır, hadis konusunda zayıf sayılır. Muhammed b. Ziyâd ise Ebû Hureyre’nin yakını olup Basralıdır, güvenilir biridir. Ebû’l Hâris diye künyelenir. Bir de Muhammed b. Ziyâd el Hânî vardır ki Ebû Umâme’nin yakını olup Ebû Sûfyân diye künyelenir, Şamlıdır
حدثنا الفضل بن ابي طالب البغدادي، وغير، واحد، قالوا حدثنا عثمان بن زفر، قال حدثنا محمد بن زياد، عن محمد بن عجلان، عن ابي الزبير، عن جابر، قال اتي رسول الله صلى الله عليه وسلم بجنازة رجل يصلي عليه فلم يصل عليه فقيل يا رسول الله ما رايناك تركت الصلاة على احد قبل هذا قال " انه كان يبغض عثمان فابغضه الله " . قال ابو عيسى هذا حديث غريب لا نعرفه الا من هذا الوجه . ومحمد بن زياد صاحب ميمون بن مهران ضعيف في الحديث جدا ومحمد بن زياد صاحب ابي هريرة هو بصري ثقة ويكنى ابا الحارث ومحمد بن زياد الالهاني صاحب ابي امامة ثقة يكنى ابا سفيان شامي
Ebû Musa el Eş’arî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebi (s.a.v) ile birlikte yürüdüm. Rasûlullah (s.a.v.), Ensâr’dan bir kimsenin bahçesine girerek ihtiyacını giderdi. Bana da: “Ey Ebû Musa kapıya iyi bak hiç kimse yanıma izinsiz girmesin.” Sonra bir adam geldi kapıyı çaldı kim o dedim. “Ebû Bekir” dedi. “Ey Allah’ın Rasûlü bu gelen Ebû Bekir’dir, girmek için izin istiyor” dedim. Rasûlullah (s.a.v.): “O’na kapıyı aç ve Cennetle müjdele dedi.” Kapıyı açtım O da içeri girdi: “Bende onu Cennetle müjdeledim.” Başka biri geldi ve kapıyı çaldı ben kim o, dedim. “Ömer” diye cevap verdi. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ömer’dir girmek için izin istiyor” dedim. Rasûlullah (s.a.v.): “O’na kapıyı aç ve Cennetle müjdele dedi.” Kapıyı açtım O da içeri girdi: “Bende onu Cennetle müjdeledim.” Sonra biri daha gelerek kapıyı çaldı; “Kim o diye sordum.” “Osman” dedi. “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu gelen Osman’dır, girmek için izin istiyor” dedim. Rasûlullah (s.a.v.): “Ona da kapıyı aç ve kendisini başına gelecek bir musibet karşısında Cennetle müjdele” buyurdu. Diğer tahric: Buhârî, Menakîb; Müslim, Fedail-üs Sahabe Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Değişik bir şekilde Ebû Osman en Nehdî tarafından da rivâyet edilmiştir. Bu konuda Câbir ve İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir
حدثنا احمد بن عبدة الضبي، قال حدثنا حماد بن زيد، عن ايوب، عن ابي عثمان النهدي، عن ابي موسى الاشعري، قال انطلقت مع النبي صلى الله عليه وسلم فدخل حايطا للانصار فقضى حاجته فقال لي " يا ابا موسى املك على الباب فلا يدخلن على احد الا باذن " . فجاء رجل يضرب الباب فقلت من هذا فقال ابو بكر . فقلت يا رسول الله هذا ابو بكر يستاذن . قال " ايذن له وبشره بالجنة " . فدخل وبشرته بالجنة وجاء رجل اخر فضرب الباب فقلت من هذا فقال عمر . فقلت يا رسول الله هذا عمر يستاذن . قال " افتح له وبشره بالجنة " . ففتحت الباب ودخل وبشرته بالجنة فجاء رجل اخر فضرب الباب فقلت من هذا قال عثمان . فقلت يا رسول الله هذا عثمان يستاذن . قال " افتح له وبشره بالجنة على بلوى تصيبه " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح . وقد روي من غير وجه عن ابي عثمان النهدي . وفي الباب عن جابر وابن عمر
Ebû Sehle (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Osman evinin muhasara edildiği gün bana şöyle demişti: Rasûlullah (s.a.v.) bana bir tavsiyede bulunmuştur ve ben buna dirençli davranıp katlanacağım. Diğer tahric: İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Bu hadisi sadece İsmail b. ebî Hâlid’in rivâyetiyle bilmekteyiz. İBN-İ MACE RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN 3705 nolu hadis’i okumadıysanız BURAYA TIKLAYIN
حدثنا سفيان بن وكيع، قال حدثنا ابي ويحيى بن سعيد، عن اسماعيل بن ابي خالد، عن قيس بن ابي حازم، قال حدثني ابو سهلة، قال قال لي عثمان يوم الدار ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قد عهد الى عهدا فانا صابر عليه . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح لا نعرفه الا من حديث اسماعيل بن ابي خالد
İmrân b. Husayn (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bir askeri kuvvet göndermiş Ali b. ebî Tâlib’i de bunun başına komutan tayin etmişti. Ali bu müfreze ile yoluna devam etti. Sonra savaştan elde ettiği bir cariye ile cinsel ilişkide bulundu. Beraberinde bulunan askerler Ali’nin yaptığı bu hareketi doğru bulmadılar ve dört kişi kendi aralarında anlaşarak, eğer Rasûlullah (s.a.v.) ile karşılaşırsak Ali’nin bu yaptığını haber vereceğiz dediler. Müslümanlar bir savaştan döndükleri zaman önce Nebi (s.a.v)’in yanına gelip selam verirler sonra evlerine dağılırlardı. Bu müfreze de geri dönünce Nebi (s.a.v)’e geldiler ve selam verdiler. O dört kişiden biri kalkıp: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ali b. ebî Talîb’e bakmaz mısın? O şöyle şöyle yaptı.” Nebi (s.a.v), bu kimseden yüz çevirdi. Sonra ikinci kişi kalktı birinci kimsenin konuştuğu gibi konuştu. Rasûlullah (s.a.v.), ondan da yüz çevirdi. Üçüncü kişi kalktı ve onların söylediklerini aynen söyledi. Rasûlullah (s.a.v.) ondan da yüz çevirdi. Nihayet dördüncü kişi kalkıp onların söylediklerini aynen söyledi. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) yüzünde öfke belirtisi olduğu halde bu kişiye dönerek: “Ali’den Ne istiyorsunuz? Ali’den ne istiyorsunuz? Ali’den ne istiyorsunuz? Ali’den ne istiyorsunuz? Ali, bendendir. Ben de ondanım. Benden sonra her mü’minin velisi O’dur” buyurdu. Diğer tahric: Müsned: 19081 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Cafer b. Süleyman’ın rivâyetiyle bilmekteyiz
حدثنا قتيبة، قال حدثنا جعفر بن سليمان الضبعي، عن يزيد الرشك، عن مطرف بن عبد الله، عن عمران بن حصين، قال بعث رسول الله صلى الله عليه وسلم جيشا واستعمل عليهم علي بن ابي طالب فمضى في السرية فاصاب جارية فانكروا عليه وتعاقد اربعة من اصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالوا اذا لقينا رسول الله صلى الله عليه وسلم اخبرناه بما صنع علي وكان المسلمون اذا رجعوا من السفر بدءوا برسول الله صلى الله عليه وسلم فسلموا عليه ثم انصرفوا الى رحالهم فلما قدمت السرية سلموا على النبي صلى الله عليه وسلم فقام احد الاربعة فقال يا رسول الله الم تر الى علي بن ابي طالب صنع كذا وكذا . فاعرض عنه رسول الله صلى الله عليه وسلم ثم قام الثاني فقال مثل مقالته فاعرض عنه ثم قام اليه الثالث فقال مثل مقالته فاعرض عنه ثم قام الرابع فقال مثل ما قالوا فاقبل اليه رسول الله صلى الله عليه وسلم والغضب يعرف في وجهه فقال " ما تريدون من علي ما تريدون من علي ما تريدون من علي ان عليا مني وانا منه وهو ولي كل مومن من بعدي " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب لا نعرفه الا من هذا الوجه من حديث جعفر بن سليمان
Ebû Serîha veya Zeyd b. Erkâm (r.a.)’den (tereddüt Şu’be’dendir) rivâyete göre, Nebi (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Ben kimin velisi isem Ali de onun velisidir.” Diğer tahric: Müsned: 906 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Şu’be bu hadisi Meymûn’dan Ebû Abdullah’tan, Zeyd b. Erkâm’dan, rivâyet etmiştir. Ebû Süreyha, Huzeyfe b. Esîd el Gıfârî olup Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabındandır
حدثنا محمد بن بشار، قال حدثنا محمد بن جعفر، قال حدثنا شعبة، عن سلمة بن كهيل، قال سمعت ابا الطفيل، يحدث عن ابي سريحة، او زيد بن ارقم شك شعبة - عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " من كنت مولاه فعلي مولاه " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب . وقد روى شعبة هذا الحديث عن ميمون ابي عبد الله عن زيد بن ارقم عن النبي صلى الله عليه وسلم . وابو سريحة هو حذيفة بن اسيد صاحب النبي صلى الله عليه وسلم
Ali (r.a.)’den rivâyet edilmiştir, dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah, Ebû Bekire merhamet etsin kızını benimle evlendirdi. Beni hicret ettiğim Medîne’ye taşıdı. Kendi malından Bilâl’i hürriyetine kavuşturdu. Allah, Ömer’e de merhamet etsin acı da olsa hakkı söyler hakkı söylemesi sebebiyle arkadaşsız kalmıştır. Allah Osman’a da merhamet etsin. Melekler bile ondan haya ederler. Allah Ali’ye de merhamet etsin. Allah’ım, Ali nereye dönerse hakkı onunla beraber eyle.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Muhtar b. Nafi’, Basralı bir ihtiyar olup garib rivâyetleri çoktur. Ebû Hayan et Teymî’nin ismi Yahya b. Saîd b. Hayan et Teymî’dir. Kufeli olup güvenilen bir kimsedir
حدثنا ابو الخطاب، زياد بن يحيى البصري قال حدثنا ابو عتاب، سهل بن حماد قال حدثنا المختار بن نافع، قال حدثنا ابو حيان التيمي، عن ابيه، عن علي، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " رحم الله ابا بكر زوجني ابنته وحملني الى دار الهجرة واعتق بلالا من ماله رحم الله عمر يقول الحق وان كان مرا تركه الحق وماله صديق رحم الله عثمان تستحييه الملايكة رحم الله عليا اللهم ادر الحق معه حيث دار " . قال ابو عيسى هذا حديث غريب لا نعرفه الا من هذا الوجه . والمختار بن نافع شيخ بصري كثير الغرايب وابو حيان التيمي اسمه يحيى بن سعيد بن حيان التيمي كوفي وهو ثقة
Rıb’î b. Hıraş (r.a.)’tan rivâyete göre, Ali b. ebî Tâlib, Kûfedeki geniş bir meydanlık olan Rahbe’de bize anlattı ve şöyle dedi: Hudeybiye günü müşriklerden bazı kimseler yanımıza çıkıp gelmişlerdi. Aralarında Sühehl b. Amr ve Müşriklerin ileri gelenlerinden birkaç kişi vardı. Rasûlullah (s.a.v.)’e şöyle dediler: Ey Allah’ın Rasûlü! oğullarımız, kardeşlerimiz ve kölelerimizden bazı anlayışsız kimseler sana kaçıp gelmişlerdir. Onların din konusunda bilgileri yoktur. Mallarımız ve topraklarımızda çalışan işçiler olup işten kaçıp gelmişlerdir. Onları bize geri teslim et, onlar din konusunda bilgili değillerse biz onlara bilgi verir bilgilendiririz. Bu teklifleri karşısında Nebi (s.a.v): “Ey Kureyş topluluğu, mutlaka kötü hallerinizden vazgeçmeli İslam’a geri dönmelisiniz. Aksi halde Allah din uğrunda boyunlarınızı vuracak bir kişi gönderecektir. O din konusunda bilgileri yoktur dediğiniz kimselerin kalblerini Allah iman üzere imtihan etmiştir” buyurdu. Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! o kimse kimdir?” diye sordular. Ebû Bekir: “Ey Allah’ın Rasûlü o kimse kimdir?” diye sordu. Ömer: “O kimse kimdir?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.): “O ayakkabı tamircisidir” buyurdu. Rasûlullah (s.a.v.), ayakkabısını tamir için Ali’ye vermişti. Sonra Ali bize döndü ve şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her kim bilerek benim adıma yalan söylerse Cehennem’deki yerine hazırlansın.” Diğer tahric: Buhârî, İlim; Müslim,i Mukaddime Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Rib’î’nin, Ali’den rivâyeti olarak bilmekteyiz. Carûd’tan işittim şöyle diyordu: Vekî’den işittim şöyle diyordu: Rıb’î b. Hıraş, İslam’da hiçbir konuda yalan söylememiştir. Muhammed b. İsmail’in bana haber verdiğine göre Abdullah b. eb’îl Esved şöyle demiştir: Abdurrahman b. Mehdî’den işittim şöyle demişti: Mansur b. Mu’temir, Kûfeliler yanında sağlam bir kimsedir
حدثنا سفيان بن وكيع، قال حدثنا ابي، عن شريك، عن منصور، عن ربعي بن حراش، قال حدثنا علي بن ابي طالب، بالرحبة قال لما كان يوم الحديبية خرج الينا ناس من المشركين فيهم سهيل بن عمرو واناس من روساء المشركين فقالوا يا رسول الله خرج اليك ناس من ابناينا واخواننا وارقاينا وليس لهم فقه في الدين وانما خرجوا فرارا من اموالنا وضياعنا فارددهم الينا . " فان لم يكن لهم فقه في الدين سنفقههم " . فقال النبي صلى الله عليه وسلم " يا معشر قريش لتنتهن او ليبعثن الله عليكم من يضرب رقابكم بالسيف على الدين قد امتحن الله قلبه على الايمان " . قالوا من هو يا رسول الله فقال له ابو بكر من هو يا رسول الله وقال عمر من هو يا رسول الله قال " هو خاصف النعل " . وكان اعطى عليا نعله يخصفها ثم التفت الينا علي فقال ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " من كذب على متعمدا فليتبوا مقعده من النار " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح غريب لا نعرفه الا من هذا الوجه من حديث ربعي عن علي . وسمعت الجارود يقول سمعت وكيعا يقول لم يكذب ربعي بن حراش في الاسلام كذبة . واخبرني محمد بن اسماعيل عن عبد الله بن ابي الاسود قال سمعت عبد الرحمن بن مهدي يقول منصور بن المعتمر اثبت اهل الكوفة
Berâ b. Âzib (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Ali b. ebî Tâlib için şöyle buyurmuştur: “Sen bendensin ben de sendenim” bu hadis biraz uzuncadır. Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
حدثنا سفيان بن وكيع، حدثنا ابي، عن اسراييل، وحدثنا محمد بن اسماعيل، حدثنا عبيد الله بن موسى، عن اسراييل، عن ابي اسحاق، عن البراء بن عازب، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال لعلي بن ابي طالب " انت مني وانا منك " . وفي الحديث قصة . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح
Ebû Saîd el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Biz Ensâr topluluğu münafıkları, Ali b. Ebî Tâlib’den nefret etmeleriyle tanırdık.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.) Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Ebû Harun’un rivâyetiyle bilmekteyiz. Şu’be, Ebû Harun hakkında ileri geri konuşmuştur. Bu hadis aynı zamanda A’meş’ten, Ebû Salih’ten, Ebû Said’ten rivâyet edilmiştir. Vasıl b. Abdül Â’la, Muhammed b. Fudeyl vasıtasıyla, Abdullah b. Abdurrahman b. Ebû’n Nadr’den, Musâvir el Hımyeri’nin annesinden rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Ümmü Seleme’nin yanına girmiştim onun şöyle dediğini işittim: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Münafıklar Ali’yi sevmez. Mü’min olan da Ali’den nefret etmez.” Bu konuda Ali’den de hadis rivâyet edilmiştir. hadis bu şekliyle hasen garibtir. Abdullah b. Abdurrahman, Ebû Nasr el Verrak’tır, kendisinden Sûfyân es Sevrî hadis rivâyet etmiştir
Büreyde (r.a.)’rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Allah bana dört kişiyi sevmeyi emretti. Kendisinin de onları sevdiğini banma bildirdi. Bunun üzerine Ey Allah’ın Rasûlü denildi, bize onların isimlerini bildir. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Onlardan biri Ali’dir. bunu üç kere tekrarladı. Diğerleri ise Ebû Zerr, Mıkdad ve Selman.” Diğer tahric: İbn Mâce, Mukaddime Tirmizî: Bu hadis hasendir. Bu hadisi sadece Şüreyk’in rivâyetiyle bilmekteyiz
حدثنا اسماعيل بن موسى الفزاري ابن بنت السدي، قال حدثنا شريك، عن ابي ربيعة، عن ابن بريدة، عن ابيه، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان الله امرني بحب اربعة واخبرني انه يحبهم " . قيل يا رسول الله سمهم لنا . قال " علي منهم يقول ذلك ثلاثا وابو ذر والمقداد وسلمان امرني بحبهم واخبرني انه يحبهم " .هذا حديث حسن غريب لا نعرفه الا من حديث شريك
Habeşî b. Cünade (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ali bendendir. Ben de Alidenim. Benim adıma verilen sözleri ben ve Ali yerine getiririz.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
حدثنا اسماعيل بن موسى، قال حدثنا شريك، عن ابي اسحاق، عن حبشي بن جنادة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " علي مني وانا من علي ولا يودي عني الا انا او علي " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب صحيح
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), ashabı arasında kardeşlik kurmuştu. Ali gözleri yaşlı olarak geldi ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! ashabın arasında kardeşlik kurdun fakat beni hiç kimse ile kardeş etmedin” dedi. Bunun üzerine Nebi (s.a.v), ona şöyle dedi: “Sen benim dünya ve ahirette kardeşimsin.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu konuda Zeyd b. ebî Evfâ’dan da hadis rivâyet edilmiştir
حدثنا يوسف بن موسى القطان البغدادي، قال حدثنا علي بن قادم، قال حدثنا علي بن صالح بن حى، عن حكيم بن جبير، عن جميع بن عمير التيمي، عن ابن عمر، قال اخى رسول الله صلى الله عليه وسلم بين اصحابه فجاء علي تدمع عيناه فقال يا رسول الله اخيت بين اصحابك ولم تواخ بيني وبين احد . فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم " انت اخي في الدنيا والاخرة " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب . وفي الباب عن زيد بن ابي اوفى
Enes (r.a.)’den rivâyet edilmiştir, dedi ki: Nebi (s.a.v)’in yanında kuş eti vardı. Rasûlullah (s.a.v.): “Allah’ım! Kullarından bana en sevimli olanı gönder ki benimle beraber kuşun etinden yesin sonra Ali geldi ve beraberce yediler.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu şekliyle sadece Süddî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Enes’den daha değişik şekilde de rivâyet edilmiştir. İsa b. Ömer, Kûfelidir. Süddî, İsmail b. Abdurrahman’dır. Enes b. Mâlik’den hadis işitmiştir ve Hüseyin b. Ali’yi görmüştür. Bu kişiyi Şu’be, Sûfyân es Sevrî ve Zaide sağlam kabul etmişlerdir. Yahya b. Saîd el Kattan da sağlam sayanlardandır
حدثنا سفيان بن وكيع، قال حدثنا عبيد الله بن موسى، عن عيسى بن عمر، عن السدي، عن انس بن مالك، قال كان عند النبي صلى الله عليه وسلم طير فقال " اللهم ايتني باحب خلقك اليك ياكل معي هذا الطير " . فجاء علي فاكل معه . قال ابو عيسى هذا حديث غريب لا نعرفه من حديث السدي الا من هذا الوجه وقد روي هذا الحديث من غير وجه عن انس . وعيسى بن عمر هو كوفي والسدي اسمه اسماعيل بن عبد الرحمن قد ادرك انس بن مالك وراى الحسين بن علي وثقه شعبة وسفيان الثوري وزايدة ووثقه يحيى بن سعيد القطان
Abdurrahman b. Abdullah b. Amr b. Hind el Hubelî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ali şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e sorduğum zaman bana cevap verirdi. Sustuğum zaman da benimle söze başlardı.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir
حدثنا خلاد بن اسلم البغدادي، قال حدثنا النضر بن شميل، قال اخبرنا عوف، عن عبد الله بن عمرو بن هند الجملي، قال قال علي كنت اذا سالت رسول الله صلى الله عليه وسلم اعطاني واذا سكت ابتداني .هذا حديث حسن غريب من هذا الوجه
Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ben hikmet eviyim. Ali de bu evin kapısıdır.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garib münkerdir. Bazıları bu hadisi Şüreyk’den rivâyet ederek Sunabihî’yi senedde zikretmemektedir. Bazıları bu hadisi Şerik’den başka güvenilir bir kişiden rivâyet edildiğini bilmiyoruz. Bu konuda İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir
حدثنا اسماعيل بن موسى، قال حدثنا محمد بن عمر بن الرومي، قال حدثنا شريك، عن سلمة بن كهيل، عن سويد بن غفلة، عن الصنابحي، عن علي، رضى الله عنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " انا دار الحكمة وعلي بابها " . هذا حديث غريب منكر . وروى بعضهم هذا الحديث عن شريك ولم يذكروا فيه عن الصنابحي ولا نعرف هذا الحديث عن احد من الثقات غير شريك . وفي الباب عن ابن عباس
Sa’d b. ebî Vakkâs (r.a.), babasından rivâyet ederek dedi ki: “Muaviye b. ebî Sûfyân Sa’d’a emretmiş ve Ebû Tûrab (Ali)’yi kötülemekten seni engelleyen şey nedir?” diye sormuştu. Sa’d şöyle karşılık verdi: “Rasûlullah (s.a.v.)’in şu üç sözünü hatırladığım sürece ona dil uzatamam o özelliklerden birinin bende olması kızıl develerden daha hayırlıdır. Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim, Ali’ye şöyle diyordu: Tebûk savaşında Ali’yi Medîne’de kendi yerine bırakmıştı da Ali: “Ey Allah’ın Rasûlü! Beni çoçuk ve kadınlarla birlikte mi bırakıyorsun?” Rasûlullah (s.a.v.), ona şöyle demişti: “Bana karşı sen, Musa’ya karşı Harun’un yerinde olmaktan dolayı memnun olmaz mısın? Şu farkla ki benden sonra Nebi yoktur. Hayber Vak’asında da ben şu sancağı Allah ve Nebiini seven Allah ve Nebi (s.a.v)’in de kendisini sevdiği bir kimseye vereceğim” buyurduğunu hepimiz sancak için istekli durumdayken bana Ali’yi çağırınız dediğini ve Ali’nin gözünden rahatsız olarak geldiğini ve Rasûlullah (s.a.v.)’in onun gözüne üfürdüğünü ve böylece iyileştiğini ve sancağı da ona verdiğini ve Hayber’in fethinin onun eliyle olduğunu… Birde Âl-i Imrân 61. ayeti nazil olduğunda Rasûlullah (s.a.v.)’in, Ali Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i yanına çağırarak Allah’ım bunlar benim ehli beytimdir, dediğini… Diğer tahric: Buharî, Menakîb; Müslim, Fedail-üs Sahabe Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir
حدثنا قتيبة، قال حدثنا حاتم بن اسماعيل، عن بكير بن مسمار، عن عامر بن سعد بن ابي وقاص، عن ابيه، قال امر معاوية بن ابي سفيان سعدا فقال ما يمنعك ان تسب ابا تراب قال اما ما ذكرت ثلاثا قالهن رسول الله صلى الله عليه وسلم فلن اسبه لان تكون لي واحدة منهن احب الى من حمر النعم سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول لعلي وخلفه في بعض مغازيه فقال له علي يا رسول الله تخلفني مع النساء والصبيان فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اما ترضى ان تكون مني بمنزلة هارون من موسى الا انه لا نبوة بعدي " . وسمعته يقول يوم خيبر " لاعطين الراية رجلا يحب الله ورسوله ويحبه الله ورسوله " . قال فتطاولنا لها فقال " ادع لي عليا " . فاتاه وبه رمد فبصق في عينه فدفع الراية اليه ففتح الله عليه . وانزلت هذه الاية : ( فقل تعالوا ندع ابناءنا وابناءكم ) الاية دعا رسول الله صلى الله عليه وسلم عليا وفاطمة وحسنا وحسينا فقال " اللهم هولاء اهلي " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح غريب من هذا الوجه