Loading...

Loading...
Kitap
40 Hadis
Cabir (r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v), "Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin”[Bakara 125] (şeklinde, emir siğasıyla) okumuştur
حدثنا عبد الله بن محمد النفيلي، حدثنا حاتم بن اسماعيل، ح وحدثنا نصر بن عاصم، حدثنا يحيى بن سعيد، عن جعفر بن محمد، عن ابيه، عن جابر، رضى الله عنه ان النبي صلى الله عليه وسلم قرا { واتخذوا من مقام ابراهيم مصلى}
Aişe (r.anha) dan rivayet olunduğuna göre; Bir adam geceleyin kalkıp (Kur'an) okumuş, Kur'an okurken de sesini yükseltmiş. Sabah olunca Resulullah (s.a.v) (onun hakkında): "Allah falancadan razı olsun. O bu gece benim (unutarak) atlamış olduğum bazı ayetleri bana hatırlatmış oldu." demiş
حدثنا موسى، - يعني ابن اسماعيل - حدثنا حماد، عن هشام بن عروة، عن عروة، عن عايشة، رضى الله عنها ان رجلا، قام من الليل فقرا فرفع صوته بالقران فلما اصبح قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يرحم الله فلانا كاين من اية اذكرنيها الليلة كنت قد اسقطتها
İbn Abbas (r.a)'ın azatlı kölesi Mıksem; İbn Abbas'ın şöyle dediğini söylemiştir: Şu, "Bir Nebi'in ganimet malını gizlemesi (emanete hiyanet etmesi) asla olamaz"[Âl-i İmrân 161] (mealindeki) ayet-i kerimesi Bedir (savaşı) günü, (ganimetler arasında kaybolan kırmızı kadife (den bir kese) hakkında inmiştir. (Bu kese) Bedir (savaşı) günü kayboldu. (Münafıklardan bazı kimseler, (Bunu) belki de Resulullah almıştır, diye dedikodu etmeye başladılar. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah "Bir Nebi için ihanet etmek asla olamaz" ayetini -sonuna kadar- indirdi. Ebû Davûd dedi ki; ... kelimesinin ya'sı üstünlüdür
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا عبد الواحد بن زياد، حدثنا خصيف، حدثنا مقسم، مولى ابن عباس قال قال ابن عباس رضى الله عنهما نزلت هذه الاية { وما كان لنبي ان يغل } في قطيفة حمراء فقدت يوم بدر فقال بعض الناس لعل رسول الله صلى الله عليه وسلم اخذها فانزل الله عز وجل { وما كان لنبي ان يغل } الى اخر الاية . قال ابو داود يغل مفتوحة الياء
Enes b. Malik, Nebi (s.a.v)'in; "Ey Allah'ın, cimrilikten ve aşırı yaşlılıktan sana sığırım" diye duâ ettiğini söylemiştir
حدثنا محمد بن عيسى، حدثنا معتمر، قال سمعت ابي قال، سمعت انس بن مالك، يقول قال النبي صلى الله عليه وسلم " اللهم اني اعوذ بك من البخل والهرم
Lakıt b. Sabire'den (şöyle) dedi(ği) rivayet olunmuştur: Ben Elmüntefik oğullarının Resulullah (s.a.v.)'e giden elçileri, yahutta müntefik oğullarının heyeti içerisinde idim. (Ravi Lakıt sözlerine devam ederek 142 numaralı) hadisi (olduğu gibi) nakletti. Sonra da (şöyle) dedi: Nebi (s.a.v) (konuşurken) ... kelimesini (si'nin esresiyle) "lâ tahsibenne" diye telafuz etti, "vela tahsebenne" diye telaffuz etmedi
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا يحيى بن سليم، عن اسماعيل بن كثير، عن عاصم بن لقيط بن صبرة، عن ابيه، لقيط بن صبرة قال كنت وافد بني المنتفق - او في وفد بني المنتفق - الى رسول الله صلى الله عليه وسلم فذكر الحديث فقال - يعني النبي صلى الله عليه وسلم - " لا تحسبن " . ولم يقل لا تحسبن
İbn Abbas'dan rivayet edilmiştir; Müslümanlar kendisine ait küçük bir koyun sürüsü içerisinde bulunan bir adama rastladılar. (Adam onlara) "Es-selamu aleyküm" diyerek selam verdi. (Onlar da) onu öldürdüler bu sürüyü ele geçirdiler. Bunun üzerine, "Size selam verene dünya hayatının geçici menfatini gözeterek; Sen mü'min değilsin, demeyin..."[Nisa 24] (Yani) şu küçük davar sürüsü gibi (geçici menfaatlere göz) dikerek böyle işler yapmayın) ayet-i kerimesi indi
حدثنا محمد بن عيسى، حدثنا سفيان، حدثنا عمرو بن دينار، عن عطاء، عن ابن عباس، قال لحق المسلمون رجلا في غنيمة له فقال السلام عليكم فقتلوه واخذوا تلك الغنيمة فنزلت { ولا تقولوا لمن القى اليكم السلام لست مومنا تبتغون عرض الحياة الدنيا } تلك الغنيمة
Zeyd b. Sabit (r.a)'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.), (özürlü anlamına gelen) [Nisa 95] kelimesini ranın fetfasıyla gayre şekilde) okurmuş. (Ebu Davud dedi ki: Ancak bu hadisin ravilerinden) Saîd b. Mansûr (Muhammed b. Süleyman'ın rivayetinde geçen) "okurdu" kelimesini rivayet etmedi
حدثنا سعيد بن منصور، حدثنا ابن ابي الزناد، ح وحدثنا محمد بن سليمان الانباري، حدثنا حجاج بن محمد، عن ابن ابي الزناد، - وهو اشبع - عن ابيه، عن خارجة بن زيد بن ثابت، عن ابيه، ان النبي صلى الله عليه وسلم كان يقرا { غير اولي الضرر } ولم يقل سعيد كان يقرا
Enes b. Malik'den rivayet olunduğuna göre; Resulullah (s.a.v) şu ayet-i kerimeyi okudu ve (içerisinde bulunan) ...kelimelerini "elaynü bilayni" şeklinde okudu
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، ومحمد بن العلاء، قالا حدثنا عبد الله بن المبارك، حدثنا يونس بن يزيد، عن ابي علي بن يزيد، عن الزهري، عن انس بن مالك، قال قراها رسول الله صلى الله عليه وسلم { والعين بالعين}
Enes b. Malik"den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v), "Onda (Tevratta) onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas yazdık"[Ma'ide 45] mealindeki ayet-i kerimeyi); .... şeklinde okumuştur
حدثنا نصر بن علي، حدثنا ابي، حدثنا عبد الله بن المبارك، حدثنا يونس بن يزيد، عن ابي علي بن يزيد، عن الزهري، عن انس بن مالك، رضي الله عنه ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قرا { وكتبنا عليهم فيها ان النفس بالنفس والعين بالعين}
Atiyye b. Sa'd El-Avfî'den rivayet olunmuştur; dedi ki: "o Allah'dır ki, sizin za'f dan yarattı"[Rûm 54] ayetini Abdullah b. Ömer"in yanında ... (kelimesinin ilk harfini üstün olarak) okudum? da bana; "min du'fin" oku, dedi (ve sözüne şöyle devam etti): "Ben bu ayeti Resulullah (s.a.v)'e senin bana okuduğun şekilde okudum da benim sana itiraz ettiğim gibi bana itiraz etti
حدثنا النفيلي، حدثنا زهير، حدثنا فضيل بن مرزوق، عن عطية بن سعد العوفي، قال قرات على عبد الله بن عمر { الله الذي خلقكم من ضعف } فقال { من ضعف } قراتها على رسول الله صلى الله عليه وسلم كما قراتها على فاخذ على كما اخذت عليك
Ebu Saîd'den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v) (Rûm sûresinin 54. ayet-i kerimesinde geçen) .. (kelimesini dat'ın ötresiyle du'fin şeklinde okumuştur)
حدثنا محمد بن يحيى القطعي، حدثنا عبيد، - يعني ابن عقيل - عن هارون، عن عبد الله بن جابر، عن عطية، عن ابي سعيد، عن النبي صلى الله عليه وسلم { من ضعف}
Abdurrahnıan b. ebza'dan rivayet olunduğuna göre; Übeyy b. Ka'b, "deki: Allah'ın lütfuyla, rahmetiyle (evet) ancak onunla ferahlansınlar "[Yunus 58] ayet-i kerimesini ... (şeklinde okumuştur. Ebû Davûd dedi ki: ... kelimesi k'(tâ) ile okunur
حدثنا محمد بن كثير، اخبرنا سفيان، عن اسلم المنقري، عن عبد الله، عن ابيه عبد الرحمن بن ابزى، قال قال ابى بن كعب { بفضل الله وبرحمته فبذلك فلتفرحوا } . قال ابو داود بالتاء
Übeyy b. Kab'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v) "Deki: Allah'ın lütfuyla, rahmetiyle ancak onunla ferahlansınlar" (anlamındaki, Yunus suresinin 58. ayet-i kerimesini); "Bifadlillahi ve birahmetihi febizalike feltefrahu huve hayrun mimma tecmeûn" şeklinde okumuştur
حدثنا محمد بن عبد الله، حدثنا المغيرة بن سلمة، حدثنا ابن المبارك، عن الاجلح، حدثني عبد الله بن عبد الرحمن بن ابزى، عن ابيه، عن ابى، ان النبي صلى الله عليه وسلم قرا { بفضل الله وبرحمته فبذلك فليفرحوا هو خير مما تجمعون}
Esma binti Yezid'den rivayet olunduğuna göre; Kendisi Nebi (s.a.v)'i ("Onun yaptığı uygunsuz bir iştir"[Hûd 96] mealindeki ayet-i kerimeyi) .... (şeklinde) okurken işitmiş
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا حماد، اخبرنا ثابت، عن شهر بن حوشب، عن اسماء بنت يزيد، انها سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقرا { انه عمل غير صالح}
Şehr b. Hûşeb'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Ben, Ümmü seleme'ye; Resulullah (s.a.v), şu ti(ni) nasıl okurdu? diye sordum. Onu, "innehu amile gayra salihina [Hûd. 46] şeklinde okudu" cevabını verdi. Ebû Davûd dedi ki: Bu hadisi Harun en-Nahvî ile Musa da Sabit'ten Abdulaziz'in rivayet ettiği gibi rivayet ettiler. Bu hadis Tirmizi kıraat ta da var
حدثنا ابو كامل، حدثنا عبد العزيز، - يعني ابن المختار - حدثنا ثابت، عن شهر بن حوشب، قال سالت ام سلمة كيف كان رسول الله صلى الله عليه وسلم صلى الله عليه وسلم يقرا هذه الاية { انه عمل غير صالح } فقالت قراها { انه عمل غير صالح } قال ابو داود ورواه هارون النحوي وموسى بن خلف عن ثابت كما قال عبد العزيز
Ubeyy b. Ka'b şöyle demiştir: Resulullah (s.a.v) dua ettiği zaman (duaya) önce kendinden başlardı. (Birgün şöyle) buyurdu: Allah'ın rahmeti bizim ve (kardeşim) Musa'nın üzerine olsun. Eğer (o) arkadaşından gördüğü şeylere sabretse (de bu gördükleri hakkında ona soru sormasa idi (daha pek çok acaiblik(ler) görecekti. Fakat o (gördüklerine sabredememesi neticesinde şöyle) dedi: "Eğer bundan sonra (bir daha) sana bir şey sorarsam artık bana arkadaş olma. (O zaman) benim tarafımdan (yapılacak) son özüre ulaştın."[Kehf 76] Hamza (bu cümlede geçen Ledünnî kelimesini) dal harfinin ötresi ve nun harfinin şeddesi ile "ledünni şeklinde okudu
حدثنا ابراهيم بن موسى، اخبرنا عيسى، عن حمزة الزيات، عن ابي اسحاق، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس، عن ابى بن كعب، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا دعا بدا بنفسه وقال " رحمة الله علينا وعلى موسى لو صبر لراى من صاحبه العجب ولكنه قال { ان سالتك عن شىء بعدها فلا تصاحبني قد بلغت من لدني } " . طولها حمزة
Ubeyy b. Ka'b'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v), şu "Benim tarafımdan sana özür ulaşmıştır," mealindeki, Kehf suresinin 76. ayeti(ni), ... şeklinde, nun harfinin ötresi ve şeddesi ile okumuştur
حدثنا محمد بن عبد الرحمن ابو عبد الله العنبري، حدثنا امية بن خالد، حدثنا ابو الجارية العبدي، عن شعبة، عن ابي اسحاق، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس، عن ابى بن كعب، عن النبي صلى الله عليه وسلم انه قراها { قد بلغت من لدني } وثقلها
Mısda' Ebu Yahya'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Ben İbn Abbas'ı, "Ubeyy b. Ka'b bana (Kehf süresindeki; kara balçıklı göze' anlamına gelen kelimeleri) Resulullah (s.a.v)'in kendisine okuttuğu gibi ... (şeklinde) okudu, (yani) mimden sonraki harfi elif değil de hemze olarak okudu" derken işittim
حدثنا محمد بن مسعود المصيصي، حدثنا عبد الصمد بن عبد الوارث، حدثنا محمد بن دينار، حدثنا سعد بن اوس، عن مصدع ابي يحيى، قال سمعت ابن عباس، يقول اقراني ابى بن كعب كما اقراه رسول الله صلى الله عليه وسلم { في عين حمية } مخففة
Ebu Said el-Hudri'den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "(Cennette) cennetin en yüksek yerlerinin halkından olan bir kimse (kendi makamının aşağısında bulunan) cennet (ehlin)e bakar da (aşağıda bulunan) cennet (ehlinin yüzü onun) yüzünün parlaklığı ile aydınlanır. (Çünkü o makamda bulunan cennet ehlinin) yüzleri inci parlaklığında bir yıldız gibidir." (Musannif Ebu Davud rivayetine devam ederek şöyle) dedi: Bu hadis (bana) böyle (dürriyyûn" (şeklinde ki kiraatla, yani) hemzesiz ve ötreli dal harfiyle geldi. (Ebû Davud rivayetine şöyle devam etti): "Ebû Bekir ile Ömer de onlardandır. (Şu farkla ki Ebu Bekir ile Ömer), fazilet ve (büyük nimetlere erişme cihetiyle onlardan) daha da üstündürler
حدثنا يحيى بن الفضل، حدثنا وهيب، - يعني ابن عمرو النمري - اخبرنا هارون، اخبرني ابان بن تغلب، عن عطية العوفي، عن ابي سعيد الخدري، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " ان الرجل من اهل عليين ليشرف على اهل الجنة فتضيء الجنة لوجهه كانها كوكب دري " . قال وهكذا جاء الحديث " دري " . مرفوعة الدال لا تهمز " وان ابا بكر وعمر لمنهم وانعما
Ferve b. Müseyk'el Gutayf'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Nebi (s.a.v.)'e vardım (Ferve sözlerine devamla önceki) hadisi rivayet etti. Hadis şöyle devam ediyor): Cemaatten birisi:. Ey Allah'ın Resulü, bize Sebe'i anlat, o nedir? Bir yer midir yoksa bir kadın mıdır? dedi. (Hz. Nebi de) şöyle buyurdu: "O kadın değildir, bir yer de değildir. Fakat o araplardan on (kavim) meydana getiren bir adamdır. (Bunlardan) altı (Kavim) Yemen dolaylarına, dört kavim de Şam havalisine yerleşti." (Bu hadisin ravilerinden) Osman, "el-Gutayfî" ... kelimesinin yerine "el-Gatâfâni" kelimesini rivayet etti ve, "Bize el-Hasan b. El-Hakem en-Nehâî, haber verdi" (şeklinde) konuştu
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، وهارون بن عبد الله، قالا حدثنا ابو اسامة، حدثني الحسن بن الحكم النخعي، حدثنا ابو سبرة النخعي، عن فروة بن مسيك الغطيفي، قال اتيت النبي صلى الله عليه وسلم فذكر الحديث فقال رجل من القوم يا رسول الله اخبرنا عن سبا ما هو ارض ام امراة فقال " ليس بارض ولا امراة ولكنه رجل ولد عشرة من العرب فتيامن ستة وتشاءم اربعة " . قال عثمان الغطفاني مكان الغطيفي وقال حدثنا الحسن بن الحكم النخعي