Loading...

Loading...
Kitap
43 Hadis
Amr b. Şuayb'ın dedesinden rivayet olunduğuna göre, Nebi (s.a.v.) "Hürriyetine kavuşmak için efendisine belli bir para ya da mal vermek üzere) kitabet anlaşması yapan bir köle, vermeyi vaad ettiği şeyden üzerinde (ödenmedik) bir dirhem kaldığı sürece (yine) köledir." buyurmuştur. Diğer tahric: Tirmizî buyu' muvatta, mükateb
حدثنا هارون بن عبد الله، حدثنا ابو بدر، حدثني ابو عتبة، اسماعيل بن عياش حدثني سليمان بن سليم، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " المكاتب عبد ما بقي عليه من مكاتبته درهم
Amr b. Şuayb'ın dedesinden rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Hürriyetini geri almak için efendisiyle yüz ukiyye (vermek) üzere kitabet akdi yapan bir köle bunu öder de (üzerinde ödenmedik) sadece on ukkıye kalırsa o (yine) köledir. Yüz dinar üzerine anlaşıp da on dinarı ödemeyen köle de yine köledir." Ebu Davud dedi ki: (Bu hadisin senedinde bulunan Abbas el-Cüreyri o, (gerçekten) Abbas el-Cüreyri olamaz. (Hadis alimleri) bunun bir yanlışlık olduğunu ve başka bir ravi olabileceğini söylediler
حدثنا محمد بن المثنى، حدثني عبد الصمد، حدثنا همام، حدثنا عباس الجريري، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " ايما عبد كاتب على ماية اوقية فاداها الا عشرة اواق فهو عبد وايما عبد كاتب على ماية دينار فاداها الا عشرة دنانير فهو عبد " . قال ابو داود ليس هو عباس الجريري قالوا هو وهم ولكنه هو شيخ اخر
Ümmü Seleme'nin mukateb kölesi Nebhân'dan rivayet olunduğuna göre; kendisi, Ümmü Seleme'ye şöyle derken işitmiş: Resulullah (s.a.v.) bize dedi ki: "(Ey kadınlar topluluğu), birinizin bir mukateb kölesi varsa ve bu kölenin yanında (size olan borcunu) ödeyecek kadar da mal varsa artık o bu köleye karşı (çarşafıyla) örtülü bulunsun
حدثنا مسدد بن مسرهد، حدثنا سفيان، عن الزهري، عن نبهان، مكاتب ام سلمة قال سمعت ام سلمة، تقول قال لنا رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان كان لاحداكن مكاتب فكان عنده ما يودي فلتحتجب منه
Aişe (ranha)'nın Urve'ye verdiği haber'e göre: (Bir gün) Berire (efendisiyle imzalamış olduğu) ve (henüz) borcundan bir şey ödemediği kitabet anlaşmasında kendisine yardımcı olmasını rica etmek üzere Aişe'ye gelmiş. Aişe de ona, "Efendilerine dön, eğer senin velâ (y-ı ıtak)'ın bana ait olmak üzere (senin bu) borcunu senin yerine ödememe razı olurlarsa (bunu) yaparım" demiş. (Bunun üzerine) Berire (gidip) efendilerine bunu anlatmış, (fakat onlar bunu) kabul etmemişler ve, "Sana (yapacağı bu işin sevabını Allah'dan) umarak vela (hakkı) da bizim olmak üzere (yaparsa) yapsın" demişler. Bunun üzerine (Hz. Aişe) durumu Resulullah (s.a.v.)'e arzetmiş. Resulullah (s.a.v.) da ona: "Sen (bu cariyeyi) satın al ve hürriyetine kavuştur. Onların ileri sürdüğü şartların hiçbir önemi ve geçerliliği yoktur. (Çünkü) vela ancak hürriyete kavuşturan kimseye aittir." buyurmuş. Sonra (ayağa) kalkarak şöyle demiş: "Bu insanlara ne oluyor da Allah'ın Kitabında olmayan birtakım şartlar ileri sürüyorlar. Allah'ın Kitab'ında bulunmayan bir şartı ileri sürmek suretiyle bir akit yap)miş olan kimse için (Bu şart'a uyulmasını isteme hakkı) yoktur. İsterse bu şartı yüz defa kabul ettirmiş olsun. (Çünkü Kur'an-ı Kerim'de bulunan) Allah'ın şartları hakkın ve sağlamlığın ta kendisidir." Ayrıca bu hadis; Buharî, salat, şurût, et'ime, ferâiz, talâk, keffaret, nikah. zekât, mükâteb, buyu': Müslim, ıtk: Ebû Dâvûd, ferâiz; Tirmizi, fersiz. vesaya. velâ; Nesâî, zekât , talâk, buyu'; îbn Mace, talâk. ilk; Ahmed b. Hanbel, I, 281,321. 11,28. 100, 113, 144, 153, 156, VI. 33, 42, 46, 82,103. 121, 135. 161, 172, 175, 178, 180. 186. 190. 213. 272. de de var. İzah, 3930 da
حدثنا عبد الله بن مسلمة، وقتيبة بن سعيد، قالا حدثنا الليث، عن ابن شهاب، عن عروة، ان عايشة، رضى الله عنها اخبرته ان بريرة جاءت عايشة تستعينها في كتابتها ولم تكن قضت من كتابتها شييا فقالت لها عايشة ارجعي الى اهلك فان احبوا ان اقضي عنك كتابتك ويكون ولاوك لي فعلت . فذكرت ذلك بريرة لاهلها فابوا وقالوا ان شاءت ان تحتسب عليك فلتفعل ويكون لنا ولاوك . فذكرت ذلك لرسول الله صلى الله عليه وسلم فقال لها رسول الله صلى الله عليه وسلم " ابتاعي فاعتقي فانما الولاء لمن اعتق " . ثم قام رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " ما بال اناس يشترطون شروطا ليست في كتاب الله من اشترط شرطا ليس في كتاب الله فليس له وان شرطه ماية مرة شرط الله احق واوثق
Urve (r.a.)'dan rivayet olduğuna göre; Aişe (r.anha) şöyle demiştir: Berire kitabet anlaşmasında (kendisine) yardım istemek üzere (yanıma) geldi ve, "Ben (kendilerine) her sene bir okka (kırk dirhem gümüş, ödemek şartıyla) dokuz okkaya kitabet anlaşması yaptım, bana yardım et" dedi. (Hz. Âişe sözlerine devam ederek) dedi ki: (Ben de kendisine) : "Eğer efendilerin (senin taksitlerini) bir defada ödememe ve (Senin) velân bana ait olmak üzere seni hürriyetine kavuşturmama razı olurlarsa (ben bu işi yaparım" (cevabını verdim). Bunun üzerine efendilerine gitti. (Ebu Davud der ki: Hadisin bundan sonraki kısmında ravi Hişam bir Önceki İbn Şihab ez-Zühri hadisinin aynısını rivayet etti. (Ancak bir önceki hadiste geçen) Nebi (s.a.v.)'in sözünün sonuna ilâveten şunları rivayet etti: "(Bu insanlara ne oluyor da birisi (kalkıp kendi kafasından)'^ falanca (bu köleyi azad etmekten doğan) velâ (hakkı) bana aittir, diyebiliyorlar.Velâ (hakkı köleyi bizzat) hürriyete kavuşturan kimseye aittir
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا وهيب، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، - رضى الله عنها - قالت جاءت بريرة لتستعين في كتابتها فقالت اني كاتبت اهلي على تسع اواق في كل عام اوقية فاعينيني . فقالت ان احب اهلك ان اعدها عدة واحدة واعتقك ويكون ولاوك لي فعلت . فذهبت الى اهلها وساق الحديث نحو الزهري زاد في كلام النبي صلى الله عليه وسلم في اخره " ما بال رجال يقول احدهم اعتق يا فلان والولاء لي انما الولاء لمن اعتق
Urve d. ez-Zübeyrden rivayet olunduğuna göre;; Aışe (r, anha) şöyle demiştir: Cüveyriye bin el-Haris b. el-Mustalik, (Beni Mustalik gazvesi sonunda) Sabit b. Kays. b. Şemmas'ın yahutta (Sabit'in) amcası oğlunun hissesine düşmüş ve (onunla) kendi üzerine bir kitabet anlaşması yapmıştır. (Cüveyriye) gözlerin kendisine takılıp kaldığı çok güzel bir kadındı. Aişe (r, anha) (sözlerine devam ederek) dedi ki: (Cüveyriye, yaptığı) kitabet anlaşmasında (yardım) istemek üzere Resulullah (s.a.v.)'e geldi. Kapı (ya kadar gelip de ora) da durunca kendisini gördüm. Fevkalade güzelliği ile Hz. Nebiin dikkatini çekeceğini düşünerek) durumundan hoşlandım. (Benim onda) gördüğümü Resulullah (s.a.v.)'inde göreceğini anladım. Cüveyriye, Hz. Nebie hitaben: Ey Allah'ın Resulü, ben (esir aldığın Mustalik oğullarının başkanı) Haris'in kızı Cüveyriye'yim. Benim (şu andaki) durumum sana gizli değildir. Ben Sabit b. Kays b. Şemmas'ın hissesine düştüm. Kendi hakkımda bir kitabet anlaşması yaptım. Sana (bu) anlaşmada (bana yardımcı olmanı) istemek için geldim, dedi. Resulullah (s..a.v.) de: "Senin için bundan daha hayırlısına (bir istek) var mıdır?" karşılığını verdi. (Cüveyriye): "O nedir ey Allah'ın Resulü? diye sordu. (Hz. Nebi de): "Senin kitabetini (n bedelini) öderim, (sonra azad edip) seninle evlenirim." cevabını verdi. (Cüveyriye de), "Kabul ettim" dedi. (Hz. Aişe sözlerine devamla şöyle) dedi: Halk Resulullah (s.a.v.)'in Cüveyriye ile evlendiğini işittiler. Bunun üzerine, ellerinde bulunan esirleri serbest bırakmaya başladılar, onları azad ettiler, ve; "(Bunlar) Resulullah (s.a.v.)'in hanımı tarafından yakınıdırlar, demeye başladılar. "Biz kavmi için Cüveyriye'den daha yararlı bir kadın görmedik. Onun sayesinde Mustalik oğullarından yüz (kadar) halkı hürriyetine kavuşturuldu. Ebû Davud dedi ki; Bu hadis velinin (velisi olduğu kızı) kendisi ile evlendirebileceğine dair kuvvetli bir delildir. Diğer tahric: Ahmed (hno:13599) İbnu'l-Carud (705), İbn Hibban (4054) vve Hakim (4/26) rivayet ettiler
حدثنا عبد العزيز بن يحيى ابو الاصبغ الحراني، حدثني محمد، - يعني ابن سلمة - عن ابن اسحاق، عن محمد بن جعفر بن الزبير، عن عروة بن الزبير، عن عايشة، - رضى الله عنها - قالت وقعت جويرية بنت الحارث بن المصطلق في سهم ثابت بن قيس بن شماس او ابن عم له فكاتبت على نفسها وكانت امراة ملاحة تاخذها العين - قالت عايشة رضى الله عنها - فجاءت تسال رسول الله صلى الله عليه وسلم في كتابتها فلما قامت على الباب فرايتها كرهت مكانها وعرفت ان رسول الله صلى الله عليه وسلم سيرى منها مثل الذي رايت فقالت يا رسول الله انا جويرية بنت الحارث وانما كان من امري ما لا يخفى عليك واني وقعت في سهم ثابت بن قيس بن شماس واني كاتبت على نفسي فجيتك اسالك في كتابتي فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " فهل لك الى ما هو خير منه " . قالت وما هو يا رسول الله قال " اودي عنك كتابتك واتزوجك " . قالت قد فعلت قالت فتسامع - تعني الناس - ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قد تزوج جويرية فارسلوا ما في ايديهم من السبى فاعتقوهم وقالوا اصهار رسول الله صلى الله عليه وسلم فما راينا امراة كانت اعظم بركة على قومها منها اعتق في سببها ماية اهل بيت من بني المصطلق . قال ابو داود هذا حجة في ان الولي هو يزوج نفسه
Sefine (r.a)'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Ben Ümmü Seleme'nin kölesi idim. (Bir gün bana); Seni azad etmek isterim. (Fakat) yaşadığın sürece Resulullah (s.a.v.)'e hizmet edeceksin; dedi. Ben de: Sen bana (bunu) şart koşmasan bile ben (yine de) yaşadığım sürece Resulullah (s.a.v.)'e (hizmet) den ayrılmam; cevabını verdim. Bunun üzerine beni azad etti. Ve (Hz. Nebi'e, yaşadığım sürece hizmet etmemi de) bana şart koştu
حدثنا مسدد بن مسرهد، حدثنا عبد الوارث، عن سعيد بن جمهان، عن سفينة، قال كنت مملوكا لام سلمة فقالت اعتقك واشترط عليك ان تخدم رسول الله صلى الله عليه وسلم ما عشت . فقلت ان لم تشترطي على ما فارقت رسول الله صلى الله عليه وسلم ما عشت فاعتقتني واشترطت على
(Ebu'l- Velîd'in) babası Üsâme b. Umeyr'den rivayet olunduğuna göre Bir adam bir köle üzerindeki payını azad etmiş ve bu durum Peygamber (s.a.v.)'e haber verilmiş. (Bu haberi işiten Nebi); "Allah'ın ortağı yoktur." buyurarak kölenin tüm vücudunun hürriyete kavuştuğunu bildirmiş. (Bu hadisin diğer ravisi Muhammed) İbn Kesir, rivayetine (şu cümleyi de) ilave etti: "Nebi (s.a.v.) de (o'nun) hürriyetine kavuşturulmasını geçerli saydı
حدثنا ابو الوليد الطيالسي، حدثنا همام، ح وحدثنا محمد بن كثير، - المعنى - اخبرنا همام، عن قتادة، عن ابي المليح، - قال ابو الوليد - عن ابيه، ان رجلا، اعتق شقصا له من غلام فذكر ذلك للنبي صلى الله عليه وسلم فقال " ليس لله شريك " . زاد ابن كثير في حديثه فاجاز النبي صلى الله عليه وسلم عتقه
Ebû Hureyre (r.a) 'den rivayet olunduğuna göre;; Bir adam bir köle üzerindeki hissesini azad etmiş. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.), (Onun bu) azad işlemini geçerli kılmış ve onu (kölenin) kıymetinin geri kalan kısmınıda ödemekle mükellef kılmıştır. Ayrıca bu hadis Ahmed b. Hanbel 11,347. dede var. İzah, 3936 da
حدثنا محمد بن كثير، اخبرنا همام، عن قتادة، عن النضر بن انس، عن بشير بن نهيك، عن ابي هريرة، ان رجلا، اعتق شقصا له من غلام فاجاز النبي صلى الله عليه وسلم عتقه وغرمه بقية ثمنه
(Yine Ebu Hureyre'den) rivayet olunduğuna göre;; Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim kendisiyle başkası arasında ortak bir köleyi (hissesi nisbetinde) azad ederse (onun vücudunun tamamını kölelikten) kurtarmak ta ona düşer." (Hadisteki) cümle (lerin rivayeti) İbn Süveyd'e aittir. İzah, 3936 da
حدثنا محمد بن المثنى، حدثنا محمد بن جعفر، ح وحدثنا احمد بن علي بن سويد، حدثنا روح، قالا حدثنا شعبة، عن قتادة، باسناده عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " من اعتق مملوكا بينه وبين اخر فعليه خلاصه " . وهذا لفظ ابن سويد
(Yine Ehu Hureyre'den) rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir köle üzerindeki hissesini azad ederse, eğer malı varsa (kalan kısmın bedelini de) kendi malından (ödemek suretiyle kölenin vücudunun tümünü) hürriyetine kavuşturur." (Bu hadisin senedinde bulunan) ravi İbnül-Müsenna, en-Nadr b. Enes'den söz etmemiştir. (Hadisteki) cümle(lerin rivayeti) İbn Süveyd'e aittir
حدثنا ابن المثنى، حدثنا معاذ بن هشام، حدثني ابي ح، وحدثنا احمد بن علي بن سويد، حدثنا روح، حدثنا هشام بن ابي عبد الله، عن قتادة، باسناده ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " من اعتق نصيبا له في مملوك عتق من ماله ان كان له مال " . ولم يذكر ابن المثنى النضر بن انس وهذا لفظ ابن سويد
Ebu Hureyre (r.a)'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bir kimse kölesinin bir kısmını azad ederse eğer (yeterli) malı varsa (kölenin) bütün (vücud) unu azad etmek onu üzerine borç olur. Eğer (yeterli malı) yoksa, meşakkat vermemek şartıyla (köle) çalıştırılır." Ayrıca bu hadis; Buhârî, ıtk; Müslim, ıtk, Eymân; İbn Mace, ıtk: Dârimi, Feraiz: Ahmet b. Hanbel, 255,426. 472. dede var. İzah 3939 da
حدثنا مسلم بن ابراهيم، حدثنا ابان، - يعني العطار - حدثنا قتادة، عن النضر بن انس، عن بشير بن نهيك، عن ابي هريرة، قال قال النبي صلى الله عليه وسلم " من اعتق شقيصا في مملوكه فعليه ان يعتقه كله ان كان له مال والا استسعي العبد غير مشقوق عليه
Ebu Hureyre (r.a)'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Bir kimse bir köle üzerinde bulunan hissesini yahut kendisine düşen payını azad ederse, eğer malı varsa (bu) malıyla köleyi (tamamen) azad etmek onun üzerine borç olur. Eğer malı yoksa köle(nin kıymeti) doğru bir şekilde takdir edilir. (Bu kıymeti kazanıp da öbür ) sahibine (ödemesi için) Fazla meşakkat vermemek şartıyla köle çalıştırılır. "Ebu Dâvûd dedi ki: (Yezid b. Zurey ile Nasr b. Ali'nin) ikisinin hadisinde de "meşakkat vermemek üzere çalıştırılır" (sözü) vardır, (fakat) "bu kölenin kıymeti doğru olarak takdir edilir" sözü yoktur. İzah 3939 da
حدثنا نصر بن علي، اخبرنا يزيد، - يعني ابن زريع - ح وحدثنا علي بن عبد الله، حدثنا محمد بن بشر، - وهذا لفظه - عن سعيد بن ابي عروبة، عن قتادة، عن النضر بن انس، عن بشير بن نهيك، عن ابي هريرة، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " من اعتق شقصا له - او شقيصا له - في مملوك فخلاصه عليه في ماله ان كان له مال فان لم يكن له مال قوم العبد قيمة عدل ثم استسعي لصاحبه في قيمته غير مشقوق عليه " . قال ابو داود في حديثهما جميعا " فاستسعي غير مشقوق عليه " . وهذا لفظ علي
(bir önceki 3938. hadis yine Katâde) senediyle ve mana olarak Said b. Ebî Arube)'den (rivayet olunmuştur. Said'den İbn Ebî Ediyy ile Yahya b. Saîd rivayet etmişlerdir.) Yahya ile İbn Ebî Adiyy'den de Muhammed b. Beşşar rivayet etmiştir. Ebu Davud dedi ki: Bu hadisi Ravh b. Ubâde de Said b. Ebî Arûbe'den rivayet etti, (fakat kölenin) çalıştırılabileceğinden bahsetmedi. Cerir b. Hâzim ile Musa b. Halef de beraberce Yezid b. Zurey' yoluyla Katâde' den (hadisin) manası rivayet etti ve bu rivayette "kölenin çalıştırılması" (kelimesi)ni de zikrettiler
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا يحيى، وابن ابي عدي، عن سعيد، باسناده ومعناه . قال ابو داود ورواه روح بن عبادة عن سعيد بن ابي عروبة، لم يذكر السعاية ورواه جرير بن حازم وموسى بن خلف جميعا عن قتادة، باسناد يزيد بن زريع ومعناه وذكرا فيه السعاية
Abdullah b. Ömer'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Her kim kölesi üzerinde bulunan hissesini azad ederse bu kimse için (kölenin kalan kısmına) adaletli bir kıymet takdiri yapılır. (Yapılan bu takdire göre) ortaklarına (köle üzerindeki) paylarını verir ve (tümüyle onun adına azad edilmiş olur. Eğer (onun, kölenin kalan kısmını azad etmeye yetecek kadar malı) yoksa o zaman (köleden sadece) azatlanan kısmı azad edilmiş olur. (Ortaklarının hissesi yine köle olarak kalır)." Ayrıca bu hadis; Buharî, ıtk. Şirket; Müslim, ilk, eymân; Tirmizî, ahkâm; îbn Mace, ilk: Ahmet! b. Hanbel, II. 15,77. 116, 142, 156. dada var. İzah 3948 de
حدثنا القعنبي، عن مالك، عن نافع، عن عبد الله بن عمر، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " من اعتق شركا له في مملوك اقيم عليه قيمة العدل فاعطى شركاءه حصصهم واعتق عليه العبد والا فقد عتق منه ما عتق
İbn Ömer (r.a)'dan (bir de bir önceki 3940. hadisin) manayı (rivayet olundu. Ancak bu rivayetin ravilerinden olan Eyyub) dedi ki: Nafı' (bu hadisi rivayet ederken, Yoksa köleden) azadlanan kısım azad edilmiş olur" sözünü bazan söyledi, bazan da söylemedi. İzah 3948 de
حدثنا مومل، حدثنا اسماعيل، عن ايوب، عن نافع، عن ابن عمر، عن النبي صلى الله عليه وسلم بمعناه قال وكان نافع ربما قال " فقد عتق منه ما عتق " . وربما لم يقله
Şu (bir önceki) hadis İbn Ömer (r.a)'dan (rivayet olunmuştur. Şu farkla ki, bu rivayette) Eyyub (şöyle) demiştir: (Ancak bir önceki hadiste geçen) "Yoksa köleden sadece azadlanan kısım azad edilmiş olur" sözünün (gerçekten) hadisten mi yahutta Nafi'nin söylediği (kendine ait) bir söz mü olduğunu bilmiyorum. Ayrıca bu hadis; Buharî, ilk; Müslim. ıtk, eymân; Tirmizî, ahkâm; ibn Mâce. ilk; Ahmed- b, Hanbel, II. 15, 77, 116.143, 156. dada var. İzah 3948 de
حدثنا سليمان بن داود، حدثنا حماد، عن ايوب، عن نافع، عن ابن عمر، عن النبي صلى الله عليه وسلم بهذا الحديث قال ايوب فلا ادري هو في الحديث عن النبي صلى الله عليه وسلم او شىء قاله نافع والا عتق منه ما عتق
İbn Ömer'den rivayet olunduğuna göre;; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Her kim kölesi üzerinde bulunan hissesini azad ederse, eğer (kölenin kalan kısmının) bedeline yetecek kadar malı varsa (bu malıda ortaklarına vermek suretiyle kölenin) tümünü azad etmek de ona düşer. (Eğer kendisinde buna yetecek kadar) mal yoksa (köleden sadece onun) hissesi (kadarı) azad olur. (Ortaklarının hissesi yine köle olarak kalır.)" Ayrıca bu hadis; Buharî, ilk: Müslim. eyman; Ahmed b. Hanbel, II. 53, 142. dede var. İzah 3948 de
حدثنا ابراهيم بن موسى الرازي، اخبرنا عيسى بن يونس، حدثنا عبيد الله، عن نافع، عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من اعتق شركا من مملوك له فعليه عتقه كله ان كان له ما يبلغ ثمنه وان لم يكن له مال عتق نصيبه
İbn Ömer (r.a)'dan (bir de bir önceki 3943.) İbrahim b. Musa (hadisi)'nin manası (rivayet olunmuştur). İzah 3948 de
حدثنا مخلد بن خالد، حدثنا يزيد بن هارون، اخبرنا يحيى بن سعيد، عن نافع، عن ابن عمر، عن النبي صلى الله عليه وسلم بمعنى ابراهيم بن موسى
İbn Ömer (r.a)'dan (bir de 3940 numaralı) Malik (hadisin)'in manası (rivayet olunmuştur. Ancak bu hadisin senedinde bulunan Cüveyriye, Malik hadisinde bulunan), "Eğer (malı) yoksa (köleden sadece) azadlanan kısım azad edilmiş olur." cümlesini rivayet etmemiştir, (ibn Ömer'in) bu rivayeti (Malik hadisinin) manasına uygun olarak (devam etmekte) ve "köle onun adına azad edilmiş olur." cümlesiyle sona ermektedir. İzah 3948 de
حدثنا عبد الله بن محمد بن اسماء، حدثنا جويرية، عن نافع، عن ابن عمر، عن النبي صلى الله عليه وسلم بمعنى مالك ولم يذكر " والا فقد عتق منه ما عتق " . انتهى حديثه الى " واعتق عليه العبد " . على معناه