Loading...

Loading...
Kitap
84 Hadis
İbn Ömer (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yemin edip de istisna eden kimse, isterse döner, isterse hıns (yemini bozma) olmadan terkeder
حدثنا محمد بن عيسى، ومسدد، - وهذا حديثه - قالا حدثنا عبد الوارث، عن ايوب، عن نافع، عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " من حلف فاستثنى فان شاء رجع، وان شاء ترك غير حنث
İbn Ömer (r.a)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), en çok; "Kalbleri değiştirene yemin ederim ki, Hayır...” şeklinde yemin ederdi
حدثنا عبد الله بن محمد النفيلي، حدثنا ابن المبارك، عن موسى بن عقبة، عن نافع، عن ابن عمر، قال : اكثر ما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يحلف بهذه اليمين : " لا، ومقلب القلوب
Ebû Saîd el-Hudrî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.); yeminde mübalağa ettiği zaman;"Ebu'l-Kasım'ın canına sahib olan (Allah)'a yemin ederim ki..." derdi
حدثنا احمد بن حنبل، حدثنا وكيع، حدثنا عكرمة بن عمار، عن عاصم بن شميخ، عن ابي سعيد الخدري، قال : كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا اجتهد في اليمين قال : " والذي نفس ابي القاسم بيده
Ebû Hureyre (r.a)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) yemin ettiği zaman; "Hayır, estağfirullah" derdi
حدثنا محمد بن عبد العزيز بن ابي رزمة، اخبرني زيد بن حباب، اخبرني محمد بن هلال، حدثني ابي انه، سمع ابا هريرة، يقول : كانت يمين رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا حلف يقول : " لا، واستغفر الله
Âsim b. Lakît'den rivayet edildiğine göre, Lakît b. Âmir bir hey'etle Rasûlullah (s.a.v.)'e gelmişti.Lakît şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'in yanına vardık... Lakît; içerisinde Rasûlullah (s.a.v.); "İlâhının Ömrüne (bekasına) yemin ederim ki..." buyurdu (sözleri de bulunan) bir hadis söyledi
حدثنا الحسن بن علي، حدثنا ابراهيم بن حمزة، حدثنا عبد الملك بن عياش السمعي الانصاري، عن دلهم بن الاسود بن عبد الله بن حاجب بن عامر بن المنتفق العقيلي، عن ابيه، عن عمه، لقيط بن عامر قال دلهم وحدثنيه ايضا الاسود بن عبد الله، عن عاصم بن لقيط، : ان لقيط بن عامر، خرج وافدا الى النبي صلى الله عليه وسلم قال لقيط : فقدمنا على رسول الله صلى الله عليه وسلم فذكر حديثا فيه : فقال النبي صلى الله عليه وسلم : " لعمر الهك
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Ebû Bekir (r.a), Rasûlullah (s.a.v.)'e "Allah aşkına" diye yemin etti, o da: "Yemin ederek ısrar etme” buyurdu
حدثنا احمد بن حنبل، حدثنا سفيان، عن الزهري، عن عبيد الله بن عبد الله، عن ابن عباس، : ان ابا بكر، اقسم على النبي صلى الله عليه وسلم فقال له النبي صلى الله عليه وسلم : " لا تقسم
îbn Abbas (r.a.) şöyle haber vermiştir: Ebu Hureyre (r.a)'in bildirdiğine göre; bir adam Rasûlullah (s.a.v.)'e geldi ve: Ben bu gece bir rü'ya gördüm, deyip rüyasını anlattı. Ebû Bekir (r.a) rüyayı tabir etti. Bunun üzerine Hz. Nebi (s.a.v.): "Bazısında isabet ettin, bazısında hata ettin" buyurdu. Hz. Ebû Bekir; Babam sana feda olsun ya Rasûlallah! Allah aşkına, sana yemin ediyorum, hata ettiğim şeyin ne olduğunu bana haber versen, dedi. Rasûlullah: “(Allah adına) yemin ederek ısrar etme." buyurdu
حدثنا محمد بن يحيى بن فارس، حدثنا عبد الرزاق، - قال ابن يحيى كتبته من كتابه - اخبرنا معمر، عن الزهري، عن عبيد الله، عن ابن عباس، قال : كان ابو هريرة يحدث ان رجلا، اتى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال : اني ارى الليلة فذكر رويا فعبرها ابو بكر، فقال النبي صلى الله عليه وسلم : " اصبت بعضا واخطات بعضا " . فقال : اقسمت عليك يا رسول الله بابي انت لتحدثني ما الذي اخطات . فقال النبي صلى الله عليه وسلم : " لا تقسم
Bize Muhammed b. Yahya (b. Fâris), Muhammed b. Kesîr'den; o, Süleyman b. Kesîr'den, Süleyman; Zührî'den, o Ubeydullah'tan; Ubeydullah da İbn Abbas vasıtasıyla Rasûlullah'tan bu (önceki 3268.) hadisi haber verdi. Kasem (yemin)i zikretmedi. Ancak hadisinde, "Hz. Nebi (s.a.v.) Ebû Bekir'e (hatasını ve doğrusunu) haber vermedi." sözünü ilâve etti
حدثنا محمد بن يحيى بن فارس، اخبرنا محمد بن كثير، اخبرنا سليمان بن كثير، عن الزهري، عن عبيد الله، عن ابن عباس، عن النبي صلى الله عليه وسلم بهذا الحديث لم يذكر القسم، زاد فيه ولم يخبره
Abdurrahman b. Ebî Bekir (r.a.) şöyle demiştir: Bize misafirlerimiz geldi. Ebû Bekir (babam) geceleyin Rasûlullah (s.a.v.)'in yanında konuşuyordu. Bana "Sen bunların ziyafetini tamamlayıncaya kadar yanına dönmeyeceğim" dedi. Misafirlerin yemeklerini getirdim. Onlar; Ebû Bekir gelinceye kadar yemeyiz, dediler. Nihayet Ebû Bekir: geldi ve; Misafirleriniz ne yaptı? Yemeklerini yedirdiniz mi? dedi. Misafirler; Hayır, dediler. Ben; Onlara yemeklerini getirdim, yemediler, "Vallahi Ebû Bekir gelinceye kadar yemeyiz" dediler, dedim.Onlar da: Doğru söyledi, bize yemeği getirdi ama biz sen gelinceye kadar yemek istemedik. Ebû Bekir: Sizi yemekten men eden ne? (Niçin yemediniz?). Senin mevkiin, (Nebi'in katındaki derecen). Vallahi, bu gece ben o yemeği yemeyeceğim. Vallahi, sen yemedikçe biz de yemeyeceğiz. Bunun üzerine Ebû Bekir: Vallahi bu geceki kadar kötü bir gece görmedim. Yemeğinizi yaklaştırın, dedi. Yemekleri yaklaştırıldı, Ebû Bekir "Bismillah" deyip yedi, onlar da yediler. Öğrendim ki; Ebû Bekir, sabahleyin Hz. Nebi (s.a.v.)'e gidip, kendisinin ve misafirlerin yaptıklarını haber vermiş. Efendimiz de; "İyi etmişsin, sen yeminine onlardan daha itaatli ve daha sadıksın" buyurmuş
حدثنا مومل بن هشام، حدثنا اسماعيل، عن الجريري، عن ابي عثمان، او عن ابي السليل، عنه عن عبد الرحمن بن ابي بكر، قال : نزل بنا اضياف لنا قال : وكان ابو بكر يتحدث عند رسول الله صلى الله عليه وسلم بالليل فقال : لا ارجعن اليك حتى تفرغ من ضيافة هولاء ومن قراهم فاتاهم بقراهم فقالوا : لا نطعمه حتى ياتي ابو بكر . فجاء فقال : ما فعل اضيافكم افرغتم من قراهم قالوا : لا . قلت : قد اتيتهم بقراهم فابوا وقالوا : والله لا نطعمه حتى يجيء، فقالوا : صدق قد اتانا به فابينا حتى تجيء، قال : فما منعكم قالوا : مكانك . قال : والله لا اطعمه الليلة، قال فقالوا : ونحن والله لا نطعمه حتى تطعمه . قال : ما رايت في الشر كالليلة قط - قال - قربوا طعامكم . قال : فقرب طعامهم فقال : بسم الله فطعم وطعموا فاخبرت انه اصبح فغدا على النبي صلى الله عليه وسلم فاخبره بالذي صنع وصنعوا، قال : " بل انت ابرهم واصدقهم
İbnü'l-Müsennâ; Salim b. Nuh ve Abdül-A'lâ'dan, onlar Cerîrî'den; Cerirî, Ebî Osman'dan, o da Abdurrahman b. Ebî Bekir'den bu (önceki 3270.) hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. İbnü'l-Müsennâ hadisinde, Salim'den; "Bana keffaret ulaşmadı" dediğini ilâve etmiştir
حدثنا ابن المثنى، حدثنا سالم بن نوح، وعبد الاعلى، عن الجريري، عن ابي عثمان، عن عبد الرحمن بن ابي بكر، بهذا الحديث نحوه زاد عن سالم، في حديثه قال : ولم يبلغني كفارة
Saîd b. Müseyyeb'den rivayet edildiğine göre; Ensar'dan iki kardeş arasında (ortak) bir miras vardı. Birisi, diğerinden (mirası) taksim etmeyi istedi. Bunun üzerine kardeşi; Eğer bir daha taksimi istersen bütün malım Kabe'ye olsun, dedi. O zaman Ömer (r.a.) şöyle dedi: Kabe'nin senin malına ihtiyacı yok. Yemininin keffaretini ver ve kardeşinle konuş. Ben Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: "Rabbine isyanda, sıla-i rahmi kesmekte ve sahibi olmadığın şeyde; sana yemin (yeminin gereğine sadakat) de yoktur, nezir de" buyururken duydum
حدثنا محمد بن المنهال، حدثنا يزيد بن زريع، حدثنا حبيب المعلم، عن عمرو بن شعيب، عن سعيد بن المسيب، : ان اخوين، من الانصار كان بينهما ميراث فسال احدهما صاحبه القسمة فقال : ان عدت تسالني عن القسمة فكل مال لي في رتاج الكعبة . فقال له عمر : ان الكعبة غنية عن مالك، كفر عن يمينك وكلم اخاك سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول : " لا يمين عليك، ولا نذر في معصية الرب وفي قطيعة الرحم وفيما لا تملك
Amr b. Şu'ayb; babası vasıtasıyla dedesinden, Rasûlullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Nezir ancak kendisi ile Allah'ın rızası istenilen şeyde olur. Sıla-i rahmi kesmek konusunda da yemin yoktur
حدثنا احمد بن عبدة الضبي، حدثنا المغيرة بن عبد الرحمن، حدثني ابي عبد الرحمن، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : " لا نذر الا فيما يبتغى به وجه الله، ولا يمين في قطيعة رحم
Amr b. Şu’ayb, babası kanalıyla dedesi (Abdullah bin Amr) den, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kişi’nin mâlik olmadığı şeyde, Allah'a isyan konusunda ve sıla-i rahmi kesmekte; yemin de nezir de yoktur. Bir kimse, bir şey üzerine yemin eder de, başkasını ondan daha hayırlı görürse, yeminini (yemin ettiği şeyi) bırakıp o hayırlı olanı yapsın. Şüphesiz onu terketmesi, yeminine keffarettir." Ebû Dâvûd dedi ki: Pek azı müstesna, Nebi (s.a.v.)'den gelen tüm (sahih) hadislerde, "Yemininden dolayı keffaret ödesin" şeklindedir. Yine Ebû Dâvûd der ki: Ahmed'e, "Yahya b. Saîd, Yahya b. Ubeydullah'tan hadis rivayet ettimi?" dedim. "Buna ehil olduğu halde, rivayeti terketti. Yahya b. Ubeydullah'ın hadisleri münkerdir, babası da tanınmaz. " dedi
حدثنا المنذر بن الوليد، حدثنا عبد الله بن بكر، حدثنا عبيد الله بن الاخنس، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " لا نذر ولا يمين فيما لا يملك ابن ادم ولا في معصية الله ولا في قطيعة رحم، ومن حلف على يمين فراى غيرها خيرا منها فليدعها وليات الذي هو خير، فان تركها كفارتها " . قال ابو داود : الاحاديث كلها عن النبي صلى الله عليه وسلم : " وليكفر عن يمينه " . الا فيما لا يعبا به . قال ابو داود قلت لاحمد : روى يحيى بن سعيد عن يحيى بن عبيد الله فقال : تركه بعد ذلك وكان اهلا لذلك، قال احمد : احاديثه مناكير وابوه لا يعرف
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; İki adam Rasûlullah (s.a.v.)'in huzurunda birbirleri ile davalaştılar. Hz. Nebi (s.a.v.) davacı'dan (iddiasını isbat edecek) delil istedi, ancak onun delili yoktu. Bunun üzerine davalıya yemin teklif etti. Davalı; "Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim" diye yemin etti. Bunun üzerine Hz. Nebi (s.a.v.): "Evet, (yalan yere) yemin ettin. Fakat "Lâ ilahe illallah" sözünün ihlâsı sebebiyle bağışlandın" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisten, Hz. Nebi (s.a.v.) keffareti emretmediği murat edilir
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا حماد، اخبرنا عطاء بن السايب، عن ابي يحيى، عن ابن عباس، : ان رجلين، اختصما الى النبي صلى الله عليه وسلم فسال النبي صلى الله عليه وسلم الطالب البينة، فلم تكن له بينة فاستحلف المطلوب فحلف بالله الذي لا اله الا هو، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " بلى قد فعلت، ولكن قد غفر لك باخلاص قول لا اله الا الله " . قال ابو داود : يراد من هذا الحديث انه لم يامره بالكفارة
Ebû Büreyde, babasından (Ebu Musa el-Eş'arî); Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Vallahi şüphesiz ben, inşaallah bir şey üzerine yemin edip de, o şey'den başkasını daha hayırlı zannedersem; mutlaka yeminimden dolayı keffaret öder ve o hayırlı olanı yaparım." Yahut da Hz. Nebi (s.a.v.),: "Mutlaka daha hayırlı olan'ı yapar, yeminime de keffaret öderim" buyurdu
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا حماد، حدثنا غيلان بن جرير، عن ابي بردة، عن ابيه، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال : " اني والله ان شاء الله لا احلف على يمين فارى غيرها خيرا منها الا كفرت عن يميني، واتيت الذي هو خير " . او قال : " الا اتيت الذي هو خير وكفرت يميني
Abdurrahman b. Semure'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah(s.a.v.) bana: "Ya Abdurrahman b. Semure! Bir şey üzerine yemin edip de başkasını o şeyden daha hayırlı gördüğünde o hayırlı olanı yap ve yeminine keffaret öde" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed'in, yemini bozmadan önce keffaret ödemeye ruhsat verdiğini duydum
حدثنا محمد بن الصباح البزاز، حدثنا هشيم، اخبرنا يونس، ومنصور، - يعني ابن زاذان - عن الحسن، عن عبد الرحمن بن سمرة، قال قال لي النبي صلى الله عليه وسلم : " يا عبد الرحمن بن سمرة اذا حلفت على يمين فرايت غيرها خيرا منها، فات الذي هو خير وكفر يمينك " . قال ابو داود : سمعت احمد يرخص فيها الكفارة قبل الحنث
Katâde, Hasen'den o da Abdurrahman b. Semüre'den (önceki 3277.) hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. Katâde,-(bu rivayette, öncekinden farklı olarak Rasûlullah (s.a.v.'in); "Yemininden dolayı keffaret öde, sonra o hayırlı olanı yap" (buyurduğunu) söyledi. Ebü Dâvûd dedi ki: Ebû Muse'l-Eş'arî, Adiyy b. Hâtem ve Ebû Hureyre'nin hadisleri bu hadisin manasındadır. Bunlardan her birinden (yapılan) bazı rivayet (ler)de; yemini bozmak keffaretten önce, bazılarında ise keffaret yemini bozmaktan öncedir
حدثنا يحيى بن خلف، حدثنا عبد الاعلى، حدثنا سعيد، عن قتادة، عن الحسن، عن عبد الرحمن بن سمرة، نحوه قال : " فكفر عن يمينك، ثم ايت الذي هو خير " . قال ابو داود : احاديث ابي موسى الاشعري وعدي بن حاتم وابي هريرة في هذا الحديث روي عن كل واحد منهم في بعض الرواية الحنث قبل الكفارة وفي بعض الرواية الكفارة قبل الحنث
İbn Harmele dedi ki: Ümmü Habib bize bir sa' hibe etti ve Safiyye (r.anha)'nın kardeşinin oğlu vasıtasıyla Safiyye (r.anha)'dan, o'nun Rasûluîlah (s.a.v.)'in sa'ı olduğunu haber verdi. Enes (r.a) der ki: "O sa'ı ölçtüm , Hişâm'ın müddü ile iki buçuk müd buldum
حدثنا احمد بن صالح، قال قرات على انس بن عياض حدثني عبد الرحمن بن حرملة، عن ام حبيب بنت ذويب بن قيس المزنية، - وكانت تحت رجل منهم من اسلم ثم كانت تحت ابن اخ لصفية زوج النبي صلى الله عليه وسلم قال ابن حرملة : فوهبت لنا ام حبيب صاعا - حدثتنا عن ابن اخي صفية عن صفية انه صاع النبي صلى الله عليه وسلم . قال انس : فجربته، او قال فحزرته فوجدته مدين ونصفا بمد هشام
Muhammed b. Muhammed b. Hallâd Ebû Ömer şöyle der: Bizde Halid'in mekkûku denilen bir mekkûk vardı. O Harun'un ölçeği ile iki ölçekti. Halid'in sa'ı da, Hişâm'ın yani Hişâm b. Abdilmelik'in sa'ı idi
حدثنا محمد بن محمد بن خلاد ابو عمر، قال : كان عندنا مكوك يقال له مكوك خالد وكان كيلجتين بكيلجة هارون، قال محمد : صاع خالد صاع هشام يعني ابن عبد الملك
Müsedded, Ümeyye b. Halid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Halid el-Kasrî vali olunca sa'ı büyüttü ve bir sa' on altı rıtıl oldu. Ebû Dâvûd dedi ki: Muhammed b. Muhammed b. Hallâd'ı zenciler (harpte ve hataen değil) kasden öldürdüler. Ebû Dâvûd elini şöyle uzattı, avuçlarının içini yere doğru tuttu ve şöyle dedi: Halid'i rüyamda gördüm "Allah sana nasıl muamele etti? diye sordum. "Cennete koydu"dedi. "Senin (Zencilerin önünde) durman demek sana zarar vermedi" dedim
حدثنا محمد بن محمد بن خلاد ابو عمر، حدثنا مسدد، عن امية بن خالد، قال : لما ولي خالد القسري اضعف الصاع فصار الصاع ستة عشر رطلا . قال ابو داود : محمد بن محمد بن خلاد قتله الزنج صبرا، فقال بيده هكذا ومد ابو داود يده وجعل بطون كفيه الى الارض، قال : ورايته في النوم فقلت : ما فعل الله بك قال : ادخلني الجنة . فقلت : فلم يضرك الوقف