Loading...

Loading...
Kitap
164 Hadis
îbn Abbâs (r.a.)'dan rivayet edilmiştir: "Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı"[Bakara 183] (İslam'ın başlangıcında) Hz. Peygamber (s.a.v.) devrinde insanlar yatsı namazını kıldıkları zaman, kendilerine yemek, içmek ve kadınlar(a temas) haram edilmişti, Ertesi akşama kadar oruç tutarlardı. Bir adam kendisine hıyanet edip yatsı namazını kıldığı halde, karısıyla temasta bulundu ve orucu kesmedi. Allah Azze ve Celle bu olayı diğer insanlar için bir kolaylık ruhsat ve menfaat kılmayı dileyip, "Allah sizin nefislerinize güvenemeyeceğinizi biliyordu"[Bakara 187] buyurdu. Bu, Allah (c.c.)'nun insanları faydalandırdığı onlara ruhsat verdiği ve kolaylaştırdığı şeylerdendir
حدثنا احمد بن محمد بن شبوية، حدثني علي بن حسين بن واقد، عن ابيه، عن يزيد النحوي، عن عكرمة، عن ابن عباس، { يا ايها الذين امنوا كتب عليكم الصيام كما كتب على الذين من قبلكم } فكان الناس على عهد النبي صلى الله عليه وسلم اذا صلوا العتمة حرم عليهم الطعام والشراب والنساء وصاموا الى القابلة فاختان رجل نفسه فجامع امراته وقد صلى العشاء ولم يفطر فاراد الله عز وجل ان يجعل ذلك يسرا لمن بقي ورخصة ومنفعة فقال سبحانه { علم الله انكم كنتم تختانون انفسكم } . وكان هذا مما نفع الله به الناس ورخص لهم ويسر
el-Bera (b. Azib r.a.)'dan; demiştir ki: (Rasûlullah (s.a.v.)'in ashabından) bir kimse oruç tutup da (iftar zamanı iftar etmeden) uyuduğu zaman, ertesi gün akşam'a kadar bir şey yemezdi. Ensar'dan Sırma b. Kays (r.a.) oruçlu olarak hanımına gelip: Hazır yemeğin var mı? diye sordu. Hanımı: Yok ama, şimdi gider getiririm, deyip gitti, Sırma (r.a.) (o esnada) uyuya kaldı. Hanımı geldi ve: Tüh! Sana yazık oldu, dedi (ertesi) gün yarı olunca Sırma (açlıktan) bayıldı, (üstelik) O gün tarlasında çalışıyordu. Bu hal Rasûlullah (s.a.v.)'e haber verildi. Bunun üzerine, "Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı"[Bakara 187] mealindeki âyet indi. Râvi el-Berâ b. Azîb âyeti (son kelimesi olan); "fecirden"e kadar okudu
حدثنا نصر بن علي بن نصر الجهضمي، اخبرنا ابو احمد، اخبرنا اسراييل، عن اسحاق، عن البراء، قال كان الرجل اذا صام فنام لم ياكل الى مثلها وان صرمة بن قيس الانصاري اتى امراته وكان صايما فقال عندك شىء قالت لا لعلي اذهب فاطلب لك شييا . فذهبت وغلبته عينه فجاءت فقالت خيبة لك . فلم ينتصف النهار حتى غشي عليه وكان يعمل يومه في ارضه فذكر ذلك للنبي صلى الله عليه وسلم فنزلت { احل لكم ليلة الصيام الرفث الى نسايكم } قرا الى قوله { من الفجر}
Seleme b. el-Ekva (r.a.)'dan; demiştir ki: Şu "Oruca dayanamayanlara, bir yoksul doyurma fidyesi (vermeleri) lâzımdır."[Bakara 184] âyet-i kerimesi inince, bizden dileyen oruç tutar, dileyen de fidye verirdi. (Bu hal) bundan sonraki âyet inip de bu âyeti neshedinceye kadar devam etti
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا بكر، - يعني ابن مضر - عن عمرو بن الحارث، عن بكير، عن يزيد، مولى سلمة عن سلمة بن الاكوع، قال لما نزلت هذه الاية { وعلى الذين يطيقونه فدية طعام مسكين } كان من اراد منا ان يفطر ويفتدي فعل حتى نزلت الاية التي بعدها فنسختها
İbn Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; "...Oruca dayanamayanlara bir yoksul doyumu fidye vardır." (âyet-i kerimesi inince) ashabtan yoksul doyurmak suretiyle fidye vermek isteyen fidye verir ve orucu tamam olurdu. Bunun üzerine cenab-ı Allah (c.c); "...Bununla beraber kim gönül isteğiyle bir hayır yaparsa işte bu onun için daha hayırlıdır. Oruç tutmanız, sizin hakkınızda (yemenizden ve fidye vermenizden) hayırlıdır."[Bakara 184] buyurdu. Yine Allah (c.c); "Öyleyse içinizden kim o aya yetişirse, onu (orucunu) tutsun. Kim de hasta olur, yahut bir sefer üzerinde bulunursa o halde başka günlerde, oruç tutamadığı günler sayısınca (orucunu kaza etsin)" buyurdu.[Bakara]
حدثنا احمد بن محمد، حدثني علي بن حسين، عن ابيه، عن يزيد النحوي، عن عكرمة، عن ابن عباس، { وعلى الذين يطيقونه فدية طعام مسكين } فكان من شاء منهم ان يفتدي بطعام مسكين افتدى وتم له صومه فقال { فمن تطوع خيرا فهو خير له وان تصوموا خير لكم } وقال { فمن شهد منكم الشهر فليصمه ومن كان مريضا او على سفر فعدة من ايام اخر}
İbn Abbas (r.)'dan; demiştir ki: (Bu âyet Bakara 184) hâmile ve emzikli için sabittir, (neshedilmemiştir)
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا ابان، حدثنا قتادة، ان عكرمة، حدثه ان ابن عباس قال اثبتت للحبلى والمرضع
(Bakara 184).....âyet-i kerimesi (hakkında) İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: (Bu âyet), oruc'a dayanabilen yaşlı erkek ye yaşlı kadın için, oruç tutmayıp her günün yerine bir yoksul doyurmalarına ruhsat teşkil etmektedir. Yine bu âyet, korkmaları halinde hâmile ve emzikliler için (de bir ruhsat) idi. Ebû Dâvud, "Korkmalarından" maksadın çocukları hakkında olduğunu (bu durumda) oruç tutmayıp yoksul doyuracaklarını söyledi
حدثنا ابن المثنى، حدثنا ابن ابي عدي، عن سعيد، عن قتادة، عن عزرة، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس، { وعلى الذين يطيقونه فدية طعام مسكين } قال كانت رخصة للشيخ الكبير والمراة الكبيرة وهما يطيقان الصيام ان يفطرا ويطعما مكان كل يوم مسكينا والحبلى والمرضع اذا خافتا - قال ابو داود يعني على اولادهما - افطرتا واطعمتا
İbn Ömer (r.a)'dan demiştir ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu; "Biz ümmî bir milletiz, yazmayı ve hesabı bilmeyiz. Ay (parmakları ile işaret ederek) şöyle, şöyle, şöyledir." (Ebü Dâvûd dedi ki, Râvi) Süleyman üçüncü işarette bir parmağını yumdu, yani (ay) yirmi dokuz veya otuzdur
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا شعبة، عن الاسود بن قيس، عن سعيد بن عمرو، - يعني ابن سعيد بن العاص - عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " انا امة امية لا نكتب ولا نحسب الشهر هكذا و هكذا وهكذا " . وخنس سليمان اصبعه في الثالثة يعني تسعا وعشرين وثلاثين
İbn Ömer (r.a.)'dan; "Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu” demiştir: "Ay yirmi dokuz (gün)dür. (Ramazan) hilali(ni) görünceye kadar oruca başlamayınız, (Şevval) hilâli(ni) görünceye kadar da oruc'a son vermeyiniz. Eğer hava kapalı olursa ay'ı otuz gün olarak takdir ediniz. (Şa'ban'ı otuz'a tamamlayınız)." Nâfi' dedi ki; Şa'ban'ın yirmi dokuzu olduğu zaman, îbn Ömer için hilâl gözetlenirdi. Eğer hilâl görülürse ne alâ (oruca başlardı), hilâl görülmez ve gözetleyenin önünde bir bulut ve toz olmazsa İbn Ömer oruç tutmazdı. Ama eğer gözetleyenin önünde bir bulut ve toz olursa oruç tutardı. îbn Ömer (Ramazan'ın sonunda) herkesle beraber oruc'a son verir, bu hesabı tutmazdı
حدثنا سليمان بن داود العتكي، حدثنا حماد، حدثنا ايوب، عن نافع، عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " الشهر تسع وعشرون فلا تصوموا حتى تروه ولا تفطروا حتى تروه فان غم عليكم فاقدروا له ثلاثين " . قال فكان ابن عمر اذا كان شعبان تسعا وعشرين نظر له فان روي فذاك وان لم ير ولم يحل دون منظره سحاب ولا قترة اصبح مفطرا فان حال دون منظره سحاب او قترة اصبح صايما . قال فكان ابن عمر يفطر مع الناس ولا ياخذ بهذا الحساب
Eyyüb es-Sahtiyanî şöyle demiştir.Ömer b. Abdilaziz Basralılara: "Rasûlullah (s.a.v.)'dan bize ulaştığına göre..." diyerek (yukarıdaki 2320.) İbn Ömer hadisinin bir benzerini yazdı ve şunları ilave etti; "En güzel şekliyle oruc'un (vaktini) tayin, Şaban hilâlini şöyle şöyle gördüğümüz zamandır inşallah. Eğer Hilali şöyle şöyle değilde bundan önce görürseniz durum başka
حدثنا حميد بن مسعدة، حدثنا عبد الوهاب، حدثني ايوب، قال كتب عمر بن عبد العزيز الى اهل البصرة بلغنا عن رسول الله صلى الله عليه وسلم . نحو حديث ابن عمر عن النبي صلى الله عليه وسلم زاد وان احسن ما يقدر له اذا راينا هلال شعبان لكذا وكذا فالصوم ان شاء الله لكذا وكذا الا ان تروا الهلال قبل ذلك
İbn Mes'ud (r.a.)'dan demiştir ki: "(Vallahi) Rasûlullah (s.a.v.)'le birlikte (Ramazan'ı) yirmi dokuz gün tuttuğumuz, onunla birlikte otuz gün tuttuğumuzdan daha çoktur
حدثنا احمد بن منيع، عن ابن ابي زايدة، عن عيسى بن دينار، عن ابيه، عن عمرو بن الحارث بن ابي ضرار، عن ابن مسعود، قال لما صمنا مع النبي صلى الله عليه وسلم تسعا وعشرين اكثر مما صمنا معه ثلاثين
Ebu Bekre (r.a.)'den; Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir; "İki bayram ayı eksik olmazlar, onlar Ramazan ve Zülhiccedir
حدثنا مسدد، ان يزيد بن زريع، حدثهم حدثنا خالد الحذاء، عن عبد الرحمن بن ابي بكرة، عن ابيه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال شهرا عيد لا ينقصان رمضان وذو الحجة
Hammâd b. Zeyd, Ebû Hureyre (r.a)'den rivayetinde, Nebi (s.a.v.)'ide zikrederek (Hadisin merfu olduğuna işaret etti, ona göre RasûluIIah -s.a.-) şöyle buyurdu; "...ve Ramazan bayramınız; orucu açtığınız gün, kurban bayramınız kurban kestiğiniz gündür, arafat'ın tamamı vakfe yeridir. Mina'nın tamamı kurban kesme yeridir. Mekke'nin tüm geniş yolları da kurban kesme yeridir. Müzdelife'nin her tarafı da vakfe yeridir
حدثنا محمد بن عبيد، حدثنا حماد، - في حديث ايوب - عن محمد بن المنكدر، عن ابي هريرة، ذكر النبي صلى الله عليه وسلم فيه قال " وفطركم يوم تفطرون واضحاكم يوم تضحون وكل عرفة موقف وكل منى منحر وكل فجاج مكة منحر وكل جمع موقف
Abdullah b. Ebî Kays Aişe (r.anha)'nın şöyle dediğini işitmiştir; "Rasûluüah (s.a.v.) başka hilallerde yapmadığı araştırmayı, Şa'ban (hilalin) da yapardı. Ramazan hilalinin (Şa'ban'ın yirmi dokuzuncu akşamı) görürse, oruca başlar, hava kapalı olursa (Şa'ban) otuz gün sayar, sonra oruç tutardı
حدثنا احمد بن حنبل، حدثني عبد الرحمن بن مهدي، حدثني معاوية بن صالح، عن عبد الله بن ابي قيس، قال سمعت عايشة، - رضى الله عنها - تقول كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يتحفظ من شعبان ما لا يتحفظ من غيره ثم يصوم لروية رمضان فان غم عليه عد ثلاثين يوما ثم صام
Huzeyfe (r.a.)'dan; demiştir ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu; "Hilali görünceye veya (Şaban'ın) sayısını (otuz'a) tamamlayıncaya kadar (Ramazan ayını) öne almayınız, sonra (Şevval) hilali(ni) görünceye veya (Ramazan'ın) sayısını (otuza) tamamlayıncaya kadar oruç tutunuz.” Nesaî, sıyâm; Dârekutnî, Sünen, II, 161. Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadisi, Süfyân ve başkaları Mansur'dan, Mansur RibVden o da Huzeyfe'nin adım vermeden, Rasûlullah (s.a.v.)'ın ashabından bir adamdan diye rivayet etmişlerdir
حدثنا محمد بن الصباح البزاز، حدثنا جرير بن عبد الحميد الضبي، عن منصور بن المعتمر، عن ربعي بن حراش، عن حذيفة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا تقدموا الشهر حتى تروا الهلال او تكملوا العدة ثم صوموا حتى تروا الهلال او تكملوا العدة " . قال ابو داود ورواه سفيان وغيره عن منصور عن ربعي عن رجل من اصحاب النبي صلى الله عليه وسلم لم يسم حذيفة
İbn Abbas (r.anhuma)'dan; "Rasûluüah (s.a.v.) şöyle buyurdu" demiştir. "Bir iki gün oruç tutmakla Ramazan'ın önüne geçmeyin. Ama birinizin (eskiden beri) tutmakta olduğu bir orucu varsa, o müstesna! O (Ramazan hilali)ni görünceye kadar oruca başlamayınız ve (Şevval hilalini) görünceye kadar da oruca devam ediniz. Eğer hilalin önüne bir bulut girerse, (Ramazanın) sayısını otuza tamamlayınız, sonra bayram yapınız. Halbuki (bazan) ay yirmi dokuzdur." Müslim, siyam; Buhari, savm; Nesaî, siyam; İbn Mâce, siyam Ebû Dâvud dedi ki: "Bu hadisi Hatim b. Ebî Sağire, Şube ve Hasen b. Salih, Simak'ten aynı mânâ'da rivayet etmişler ancak; "sonra bayram yapınız” sözünü söylememişlerdir.” Ebû Dâvud dedi ki: O, Hatim b. Müslim b. Ebi Sağira'dır. Ebu Sağıra, Sağîra'nın annesinin kocasıdır
حدثنا الحسن بن علي، حدثنا حسين، عن زايدة، عن سماك، عن عكرمة، عن ابن عباس، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا تقدموا الشهر بصيام يوم ولا يومين الا ان يكون شىء يصومه احدكم ولا تصوموا حتى تروه ثم صوموا حتى تروه فان حال دونه غمامة فاتموا العدة ثلاثين ثم افطروا و الشهر تسع وعشرون " . قال ابو داود رواه حاتم بن ابي صغيرة وشعبة والحسن بن صالح عن سماك بمعناه لم يقولوا " ثم افطروا " . قال ابو داود وهو حاتم بن مسلم بن ابي صغيرة وابو صغيرة زوج امه
İmrân b. Husayn (r.a.)'ın rivayetine göre, Rasûlullah (s.a.v.) bir adama: "Şa'ban ayının sonunda (herhangi) bir (oruç) tuttun mu?" diye sordu. Adam; Hayır, dedi. Efendimiz; "Ramazan bitince bir gün -Râvîlerden birisi "iki gün" dedi- oruç tut," buyurdu
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا حماد، عن ثابت، عن مطرف، عن عمران بن حصين، وسعيد الجريري، عن ابي العلاء، عن مطرف، عن عمران بن حصين، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لرجل " هل صمت من سرر شعبان شييا " . قال لا . قال " فاذا افطرت فصم يوما " . وقال احدهما " يومين
Ebu'l-Ezher, Muğîra b. Ferve'den; demiştir ki: Muaviye (r.a.) Hıms kapısı yanındaki Mishal manastırında ayağa kalkıp cemaate hitaben: Ey cemaat, biz (Şaban) hilali(ni) falan gün görmüştük. Ben oruca (ramazan'dan) önce başlayacağım, böyle yapmak isteyen yapsın dedi. Bunun üzerine Malik b. Hubeyra es-Şebeî ayağa kalkıp; Ey Muaviye! Bu, Rasûlullah (s.a.v.)'ten duyduğun bir şey mi, yoksa kendi görüşün mü? dedi. Muaviye; Rasûlullah (s.a.v.)'ı "ayın başında ve sonunda oruç tutunuz" buyururken işittim, dedi
حدثنا ابراهيم بن العلاء الزبيدي، من كتابه حدثنا الوليد بن مسلم، حدثنا عبد الله بن العلاء، عن ابي الازهر المغيرة بن فروة، قال قام معاوية في الناس بدير مسحل الذي على باب حمص فقال يا ايها الناس انا قد راينا الهلال يوم كذا وكذا وانا متقدم بالصيام فمن احب ان يفعله فليفعله . قال فقام اليه مالك بن هبيرة السبيي فقال يا معاوية اشىء سمعته من رسول الله صلى الله عليه وسلم ام شىء من رايك قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " صوموا الشهر وسره
Süleyman b. Abdirrahman ed-Dimaşkî, bu (Önceki 2329.) hadis hakkında demiştir ki: "Velid. şöyle dedi" Ebu Amr -yani Evzâî'-i "(Sirrihu'dan kasıt) ayın başıdır" derken işittim. Ayrıca, Beyhaki, es-Sünenü'l-kübrâ, IV, 211. da da rivayet etti
حدثنا سليمان بن عبد الرحمن الدمشقي، - في هذا الحديث - قال قال الوليد سمعت ابا عمرو - يعني الاوزاعي - يقول سره اوله
Ebû Mushir şöyle demiştir: Sâid- yani İbnİ Abdilazîz- "Sirruhu ayın başıdır" derdi
حدثنا احمد بن عبد الواحد، حدثنا ابو مسهر، قال كان سعيد - يعني ابن عبد العزيز - يقول سره اوله . قال ابو داود وقال بعضهم سره وسطه وقالوا اخره
Kureyb (r.a.) [ibn Abbas'ın kölesin] 'den rivayet edildiğine göre, Haris'in kızı Ümmü'l-Fadl [İbn Abbas'ın Annesi] Kureyb'i (o sırada) Şam'da olan Muaviye (r.a.)'e göndermiş. Küreyb dedi ki: Şam'a varıp Ümmü'l-Fadl'ın istediğini yerine getirdim. Ben daha Şam'da iken ramazan hilali görüldü. Biz hilali cum'a gecesi gördük. Sonra ayın sonunda Medine'ye geldim. İbn Abbas (r.a.) benden (bazı şeyler) sordu. Sonra sözü hilal'e getirip; Hilali ne zaman gördünüz? dedi. Cum'a gecesi gördüm, dedim. Onu, sen de gördün mü?, dedi. Evet, (ben de gördüm) herkes de gördü ve Muaviye de Şamlılar da oruç tuttu, dedim. Ama biz hilali Cumartesi gecesi gördük ve otuz'a tamamlayıncaya veya (Şevval) hilali(ni) görünceye kadar oruç tutmaya devam edeceğiz, dedi. Muaviye'nin hilal'i görmesi ve oruç tutması yetmez mi? diye sordum. Hayır, Rasulullah (s.a.v.) böyle emretti, cevabını verdi. Diğer tahric: Müslim, siyam; Tirmizi, savm; Nesai, savm; Ahmed b. Hanbel, I
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا اسماعيل، - يعني ابن جعفر - اخبرني محمد بن ابي حرملة، اخبرني كريب، ان ام الفضل ابنة الحارث، بعثته الى معاوية بالشام قال فقدمت الشام فقضيت حاجتها فاستهل رمضان وانا بالشام فراينا الهلال ليلة الجمعة ثم قدمت المدينة في اخر الشهر فسالني ابن عباس ثم ذكر الهلال فقال متى رايتم الهلال قلت رايته ليلة الجمعة . قال انت رايته قلت نعم وراه الناس وصاموا وصام معاوية . قال لكنا رايناه ليلة السبت فلا نزال نصومه حتى نكمل الثلاثين او نراه . فقلت افلا تكتفي بروية معاوية وصيامه قال لا هكذا امرنا رسول الله صلى الله عليه وسلم