Loading...

Loading...
Kitap
105 Hadis
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sabit ile Humeyd'den, onlar da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennet hoş'a gitmeyen şeylerle sarılmış; cehennem de şehvetlerle sarılmıştır.»; buyurdular. İZAH 2823 TE O HADİS’İN METNİ YOK AMA BU HADİS’İN METNİNİN AYNIDIR
حدثنا عبد الله بن مسلمة بن قعنب، حدثنا حماد بن سلمة، عن ثابت، وحميد، عن انس بن مالك، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " حفت الجنة بالمكاره وحفت النار بالشهوات
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dediki): Bana Verkâa' Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. --Kİ O HADİS 2822 İDİ
وحدثني زهير بن حرب، حدثنا شبابة، حدثني ورقاء، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم بمثله
Bİze Saîd b. Amr EI-Eş'asî ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Züheyr : Haddesena; Said İse: Ahberana tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Süfyân, Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ehû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. (Şöyle buyurmuşlar) : «Allah (Azze ve Celle): Ben sâlih kullarıma hiç bir gözün görmediği, kulağın işitmediği ve insan kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyurdu.» Allah'ın kitabında bunun şahidi : «Hiç bîr nefis onların yaptıklarına karşılık, kendilerine saklanan ferahfeza şeyleri bilemez.» [Secde 17] âyet-i kerîmesidir
حدثنا سعيد بن عمرو الاشعثي، وزهير بن حرب، قال زهير حدثنا وقال، سعيد اخبرنا سفيان، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " قال الله عز وجل اعددت لعبادي الصالحين ما لا عين رات ولا اذن سمعت ولا خطر على قلب بشر " . مصداق ذلك في كتاب الله { فلا تعلم نفس ما اخفي لهم من قرة اعين جزاء بما كانوا يعملون}
Bana Harun b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Mâlik Ebû'z-Zinad'dan, o da Arac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Allah (Azze ve Celle): Ben sâlih kullarıma —size Allah'ın bildirdikleri bir tarafa— zuhru ahiret olmak üzere hiç bir gözün görmediği, kulağın işitmediği ve insan kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyurdu.»
حدثني هارون بن سعيد الايلي، حدثنا ابن وهب، حدثنا مالك، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " قال الله عز وجل اعددت لعبادي الصالحين ما لا عين رات ولا اذن سمعت ولا خطر على قلب بشر ذخرا بله ما اطلعكم الله عليه
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler (Dedilerki): Bize Ebû Muâvİye rivayet etti, H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular : «Allah (Azze ve Celle): Ben sâlih kullarıma zahru âhiret olmak üzere — Allah'ın size bildirdikleri bir tarafa— hiç bir gözün görmediği, kulağı işitmediği ve insan kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyuruyor.» Sonra: «Hiç bir nefis onlar için saklanan ferah feza şeyleri bilmez.» âyetini okudu. İZAH 2825 DE
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وابو كريب قالا حدثنا ابو معاوية، ح وحدثنا ابن، نمير - واللفظ له - حدثنا ابي، حدثنا الاعمش، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يقول الله عز وجل اعددت لعبادي الصالحين ما لا عين رات ولا اذن سمعت ولا خطر على قلب بشر . ذخرا بله ما اطلعكم الله عليه " . ثم قرا { فلا تعلم نفس ما اخفي لهم من قرة اعين}
Bize Harun b. Ma'ruf ile Harun b. Saîd El-Eyli rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Sahr rivayet etti. Ona da Ebû Hazim rivayet etmiş. (Demişki): Ben Sehl b. Sa'd Essâidî'yi şöyle derken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bir meclisinde bulundum ki, orada cenneti sonuna kadar vasfeyledi. Sonra hadîsinin nihayetinde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Orada hiç bîr gözün görmediği, kulağın işitmediği ve insan kalbinden geçmeyen şeyler vardır.» buyurdu. Sonra şu âyeti okudu : «Onların yanları yataklardan uzak kalır. (Azabından) Korkarak, (sevabına) tama* ederek Rablerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rıziklardan da başkalarına infâk ederler. Hiç bir nefis onların yaptıklarına karşılık olarak kendilerine saklanan ferahfeza şeyleri bilemez.» [Secde]
حدثنا هارون بن معروف، وهارون بن سعيد الايلي، قالا حدثنا ابن وهب، حدثني ابو صخر، ان ابا حازم، حدثه قال سمعت سهل بن سعد الساعدي، يقول شهدت من رسول الله صلى الله عليه وسلم مجلسا وصف فيه الجنة حتى انتهى ثم قال صلى الله عليه وسلم في اخر حديثه " فيها ما لا عين رات ولا اذن سمعت ولا خطر على قلب بشر " . ثم اقترا هذه الاية { تتجافى جنوبهم عن المضاجع يدعون ربهم خوفا وطمعا ومما رزقناهم ينفقون * فلا تعلم نفس ما اخفي لهم من قرة اعين جزاء بما كانوا يعملون}
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Saîd b. Ebi Saîd El-Makburî'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki, şöyle buyurmuşlar: «Gerçekten cennet'te bîr ağaç vardır. Binek giden onun gölgesinde yüz sene yürür bitiremez.»
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا ليث، عن سعيد بن ابي سعيد المقبري، عن ابيه، عن ابي هريرة، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال " ان في الجنة لشجرة يسير الراكب في ظلها ماية سنة
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Muğira (yâni; İbni Abdirrahman El-Hizami) Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti ve: «Onu bitiremez...» cümlesini ziyâde etti. İZAH 2828 DE
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا المغيرة، - يعني ابن عبد الرحمن الحزامي - عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم بمثله وزاد " لا يقطعها
(Bize İshak b. İbrahim El-HanzaH rivâyet etti. ki): Bize Mahzûmî haber verdi. ki): Bize Vüheyb Ebû Hâzim'den, o da SeM b. Sa'd'dan, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti. (Şöyle buyurmuşlar): cennette bir ağaç vardır. Binek giden onun gölgesinde yüz sene yürür bitiremez.»
حدثنا اسحاق بن ابراهيم الحنظلي، اخبرنا المخزومي، حدثنا وهيب، عن ابي، حازم عن سهل بن سعد، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان في الجنة لشجرة يسير الراكب في ظلها ماية عام لا يقطعها " . قال ابو حازم فحدثت به النعمان بن ابي عياش الزرقي، فقال حدثني ابو سعيد الخدري عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " ان في الجنة شجرة يسير الراكب الجواد المضمر السريع ماية عام ما يقطعها
Bize Muhammed b. Abdirrahman b. Selim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Mübarek rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlîk b. Enes haber verdi. H. Bana Harun b. Saîd El-Eylî de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Mâlîk b. Enes, Zeyd b. Eslem'den, o da Ata' b. Yesar'dan, o da Ebû Saîd-î Hudrî'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Şüphesiz ki, Allah cennetliklere: Ey cennetlikler! diyecek. Onlar da: Sana iki defa icabet ederiz ey Rabbimiz! Seni iki defa tes'îd eyleriz. Hayır senin yed-i kudretindedir, cevabını verecekler. Bunun üzerine : — Razı oldunuz mu? diye soracak. Onlar : — Neden razı olmayacakmışız yâ Rab! Bize mahlukatından hiç birine vermediğini verdin, diyecekler. Teâla Hazretleri : — Size bundan daha kıymetlisini vereyim mi? diyecek. Onlar : — Yâ Rabbi! Bundan daha kıymetli ne olabilir, mukabelesinde bulunacaklar. O da : — Size rıdvanımı helâl kılıyorum, ondan sonra sîze ebediyyon gazab etmem, buyuracaktır.»
حدثنا محمد بن عبد الرحمن بن سهم، حدثنا عبد الله بن المبارك، اخبرنا مالك، بن انس ح وحدثني هارون بن سعيد الايلي، - واللفظ له - حدثنا عبد الله بن وهب، حدثني مالك بن انس، عن زيد بن اسلم، عن عطاء بن يسار، عن ابي سعيد الخدري، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " ان الله يقول لاهل الجنة يا اهل الجنة . فيقولون لبيك ربنا وسعديك والخير في يديك . فيقول هل رضيتم فيقولون وما لنا لا نرضى يا رب وقد اعطيتنا ما لم تعط احدا من خلقك فيقول الا اعطيكم افضل من ذلك فيقولون يا رب واى شىء افضل من ذلك فيقول احل عليكم رضواني فلا اسخط عليكم بعده ابدا
(Bize Kuteybe b. Saîd rivâyet etti. ki): Bize Ya’kub (yani; İbn Abdirrahman El-Kaârî) Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivâyet etti ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): şüphe yok ki, cennetlikler cennette köşkleri sizin semâda yıldızı gördüğünüz gîbi göreceklerdir.» buyurmuşlar
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا يعقوب، - يعني ابن عبد الرحمن القاري - عن ابي حازم، عن سهل بن سعد، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان اهل الجنة ليتراءون الغرفة في الجنة كما تراءون الكوكب في السماء " . قال فحدثت بذلك النعمان بن ابي عياش، فقال سمعت ابا سعيد الخدري، يقول كما تراءون الكوكب الدري في الافق الشرقي او الغربي
حدثني عبد الله بن جعفر بن يحيى بن خالد، حدثنا معن، حدثنا مالك، ح وحدثني هارون بن سعيد الايلي، - واللفظ له - حدثنا عبد الله بن وهب، اخبرني مالك بن انس، عن صفوان بن سليم، عن عطاء بن يسار، عن ابي سعيد الخدري، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان اهل الجنة ليتراءون اهل الغرف من فوقهم كما تتراءون الكوكب الدري الغابر من الافق من المشرق او المغرب لتفاضل ما بينهم " . قالوا يا رسول الله تلك منازل الانبياء لا يبلغها غيرهم . قال " بلى والذي نفسي بيده رجال امنوا بالله وصدقوا المرسلين
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kub (yâni; İbni Abdirrahman) Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Ümmetimin beni en çok sevenlerinden bazıları, benden sonra gelecek bîr takım İnsanlardır. Bunlardan her biri ailesini ve malını feda ederek beni görmüş olmayı arzu edecektir.»
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا يعقوب، - يعني ابن عبد الرحمن - عن سهيل، عن ابيه، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " من اشد امتي لي حبا ناس يكونون بعدي يود احدهم لو راني باهله وماله
Bize Ebû Osman Saîd b. Abdil-Cebbar El-Basri rivâyet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sâbîl El-Bünânî'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar : «Hakikaten cennette bir çarşı vardır ki, ona her hafta gelirler. Derken şimal rüzgârı eserek yüzlerine ve elbiselerine vurur. Bu suretle güzellik ve cemalleri artar da, ailelerinin yanına güzellik ve cemalleri artmış olarak dönerler. Aileleri kendilerine : — Vallahi bizden ayrılalı güzellik ve cemâliniz artmış, derler. Onlar da: — Vallahi sizin dahi bizim arkamızdan güzellik ve cemâliniz artmiş, derler.»
حدثنا ابو عثمان، سعيد بن عبد الجبار البصري حدثنا حماد بن سلمة، عن ثابت، البناني عن انس بن مالك، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان في الجنة لسوقا ياتونها كل جمعة فتهب ريح الشمال فتحثو في وجوههم وثيابهم فيزدادون حسنا وجمالا فيرجعون الى اهليهم وقد ازدادوا حسنا وجمالا فيقول لهم اهلوهم والله لقد ازددتم بعدنا حسنا وجمالا . فيقولون وانتم والله لقد ازددتم بعدنا حسنا وجمالا
Bana Amru'n-Nâkid ile Ya'kub b. İbrahim Ed-Devrakî hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Lâfız Ya'kub'undur. (Dedilerki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyub, Muhammed'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ashab ya iftihar ettiler yahut müzâkere (de): Cennette erkekler mi daha çok yoksa kadınlar mı (meselesini konuştular) Bunun üzerine Ebû Hureyre: Ebû'l-Kaâsım (Sallallahu AIeyhi ve Sellem) : «Gerçekten cennete ilk girecek zümre Bedir gecesindeki ay suretinde, ondan sonra girecek olanlar gökyüzündeki parlak yıldızların ziyası suretinde olacak. Her bîrine iki zevce verilecek ki, bacaklarının ilikleri etin arkasından görünecek. Cennette bekâr olmayacak.» buyurmadı mı? dedi
حدثني عمرو الناقد، ويعقوب بن ابراهيم الدورقي، جميعا عن ابن علية، - واللفظ ليعقوب - قالا حدثنا اسماعيل ابن علية، اخبرنا ايوب، عن محمد، قال اما تفاخروا واما تذاكروا الرجال في الجنة اكثر ام النساء فقال ابو هريرة اولم يقل ابو القاسم صلى الله عليه وسلم " ان اول زمرة تدخل الجنة على صورة القمر ليلة البدر والتي تليها على اضوا كوكب دري في السماء لكل امري منهم زوجتان اثنتان يرى مخ سوقهما من وراء اللحم وما في الجنة اعزب
{M-14} Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti, (Dediki): Bize Süfyan, Eyyûb'dan, o da İbni Sîrîn'den naklen rivayet ettir (Şöyle demiş): Erkeklerle kaduılar cennette hangileri daha fazla olacakları hususunda münâkaşa ettiler de Ebû Hureyre'ye sordular. O da şunu söyledi: Ebû'I-Kaâsim buyurdular ki... Râvi İbni Uleyye'nin hadîsi gibi rivayet etmiştir
حدثنا ابن ابي عمر، حدثنا سفيان، عن ايوب، عن ابن سيرين، قال اختصم الرجال والنساء ايهم في الجنة اكثر فسالوا ابا هريرة فقال قال ابو القاسم صلى الله عليه وسلم بمثل حديث ابن علية
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdû'l-Vâhid (yâni; İbni Ziyad) Umara b. Ka'kâ'dan rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Zür'a rivayet etti. (Dediki): Ben Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennete ilk girecekler...» buyurdu. H. Bize Kuteybe b. Said ile Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindir. (Dedilerki): Bize Cerîr, Umâra'dan, o da Ebû Zûr'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet elti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Şüphesiz cennete ilk girecek zümre Bedir gecesindeki ay suretinde, onlardan sonra girecekler gökyüzünde en parlak yıldızın ziyası suretinde olacaklar. Büyük, küçük abdest bozmayacaklar, burun atmayacaklar ve tükürmeyeceklerdİr. Tarakları altın, terleri misk, buhurdanlıkları öd ağacı, zevceleri büyük gözlü hurilerdir. Ahlâkları, babaları Âdem suretinde altmış arşm semâya yükselmiş bir adamın ahlâkı olacaktır.» buyurdular
وحدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا عبد الواحد، - يعني ابن زياد - عن عمارة بن، القعقاع حدثنا ابو زرعة، قال سمعت ابا هريرة، يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اول من يدخل الجنة " . ح وحدثنا قتيبة بن سعيد، وزهير بن حرب، - واللفظ لقتيبة - قالا حدثنا جرير، عن عمارة، عن ابي زرعة، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان اول زمرة يدخلون الجنة على صورة القمر ليلة البدر والذين يلونهم على اشد كوكب دري في السماء اضاءة لا يبولون ولا يتغوطون ولا يمتخطون ولا يتفلون امشاطهم الذهب ورشحهم المسك ومجامرهم الالوة وازواجهم الحور العين اخلاقهم على خلق رجل واحد على صورة ابيهم ادم ستون ذراعا في السماء
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki) : Bize Ebû Muaviye, A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ümmetimden cennete ilk girecek zümre, Bedir gecesindeki ay suretinde, sonra onların ardından girecekler, gökteki en ziyadar yıldız suretinde olacak, bundan sonra onlar menzil sahibi olacaklardır. Büyük ve küçük abdest yapmayacaklar, burun atmayacaklar ve tükürmeyeceklerdir. Onların tarakları altın, buhurdanlıkları öd ağacı, terleri misk, ahlâkları babaları Âdem boyunda altmış arşın uzun bir adamın ahlâkı olacaktır.» buyurdular. İbni Ebî Şeybe: «Bir adamın ahlâkı üzere...» dedi. Ebû Kureyb ise: «Bir adamın hilkati üzere...» dedi. İbni Ebî Şeybe: «Babalarının suretinde...» dedi
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وابو كريب قالا حدثنا ابو معاوية، عن الاعمش، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اول زمرة تدخل الجنة من امتي على صورة القمر ليلة البدر ثم الذين يلونهم على اشد نجم في السماء اضاءة ثم هم بعد ذلك منازل لا يتغوطون ولا يبولون ولا يمتخطون ولا يبزقون امشاطهم الذهب ومجامرهم الالوة ورشحهم المسك اخلاقهم على خلق رجل واحد على طول ابيهم ادم ستون ذراعا " . قال ابن ابي شيبة على خلق رجل . وقال ابو كريب على خلق رجل . وقال ابن ابي شيبة على صورة ابيهم
Bize Muhammed b. Rafi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmâm: Bize Ebû Hureyre'nin, Resûlullah (Sallaltâhu Aleyhi ve Sellem) 'den rivayet ettikleri şunlardır, diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir. Onlardan biri de şudur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennet'e girecek ilk zümrenin suretleri Bedir gecesindeki ay gibi olacaktır. Orada tükürmeyecekler, burun atmayacaklar ve büyük abdest bozmayacaklardır. Kapları ve tarakları altınla gümüşten, buhurdanlıkları öd ağacından olacaktır. Terleri miskdir. Her birine iki zevce verilecektir ki, gözellikten baldırlarının iliği etin arkasından görülecektir. Aralarında anlaşamamazlik ve küsüşme olmayacaktır. Kalbleri bir kalb olacak, sabah-akşam Allah'a tesbihde bulunacaklardır.» buyurdular
حدثنا محمد بن رافع، حدثنا عبد الرزاق، حدثنا معمر، عن همام بن منبه، قال هذا ما حدثنا ابو هريرة، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم فذكر احاديث منها وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اول زمرة تلج الجنة صورهم على صورة القمر ليلة البدر لا يبصقون فيها ولا يمتخطون ولا يتغوطون فيها انيتهم وامشاطهم من الذهب والفضة ومجامرهم من الالوة ورشحهم المسك ولكل واحد منهم زوجتان يرى مخ ساقهما من وراء اللحم من الحسن لا اختلاف بينهم ولا تباغض قلوبهم قلب واحد يسبحون الله بكرة وعشيا
Bize Osman b. Ebi Şeybe ile İshak b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Osman'ındır. (Osman: Haddesena; İshak ise: Ahberana tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Ebu Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Şüphesiz ki, cennetlikler orada yiyip-içerler, fakat tükürmezler; büyük-küçük abdest bozmazlar ve burun atmazlar.» buyururken işittim. Ashab : — O halde yenilen şey ne olacak? diye sordular. «Geğirmek ve misk sızıntısı gibi ter! Kendilerine nefes ilham olunur gibi tesbih ve tahmid ilham olunur.» buyurdu
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، واسحاق بن ابراهيم، - واللفظ لعثمان - قال عثمان حدثنا وقال، اسحاق اخبرنا جرير، عن الاعمش، عن ابي سفيان، عن جابر، قال سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول " ان اهل الجنة ياكلون فيها ويشربون ولا يتفلون ولا يبولون ولا يتغوطون ولا يمتخطون " . قالوا فما بال الطعام قال " جشاء ورشح كرشح المسك يلهمون التسبيح والتحميد كما يلهمون النفس