Loading...

Loading...
Kitap
72 Hadis
Bana Süveyd b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b. Meysera rivayet etti. (Dediki): Bana Zeyd b. Eslem, Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: Şöyle buyurmuşlar: «Allah (Azze ve Celle): Ben kulumun bana olan zannının yanındayım. Beni zikrettiği yerde, ben onunla beraberim, buyurdu. Vallahi! Allah kulunun tevbesine sizden birinizin sahrada kaybolan hayvanını bulmasından daha çok sevinir. Her kim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım ve tıer kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim.» buyurmuştur
حدثني سويد بن سعيد، حدثنا حفص بن ميسرة، حدثني زيد بن اسلم، عن ابي، صالح عن ابي هريرة، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال " قال الله عز وجل انا عند ظن عبدي بي وانا معه حيث يذكرني والله لله افرح بتوبة عبده من احدكم يجد ضالته بالفلاة ومن تقرب الى شبرا تقربت اليه ذراعا ومن تقرب الى ذراعا تقربت اليه باعا واذا اقبل الى يمشي اقبلت اليه اهرول
Bana Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb El-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki): Bize Muğıra (yâni; İbni Abdirrahman El-Hizâmî) Ebû'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah birinizin tevbesine birinizin kayıp hayvanını bulduğu vakit sevinmesinden daha çok sevinir.» buyurdular
حدثني عبد الله بن مسلمة بن قعنب القعنبي، حدثنا المغيرة، - يعني ابن عبد الرحمن الحزامي - عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لله اشد فرحا بتوبة احدكم من احدكم بضالته اذا وجدها
{M-2} Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîs mânâsında rivayette bulundu
وحدثنا محمد بن رافع، حدثنا عبد الرزاق، حدثنا معمر، عن همام بن منبه، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم بمعناه
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Osman'ındır. (İshâk: Ahberana; Osman ise: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Umara b. Umeyr'den, o da Haris b. Süveyd'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah hasta iken onu dolaşmak üzere yanına girdim de, bize biri kendinden, biri de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den olmak üzere iki hadîs rivayet etti. (Dediki): Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim : «Allah mü'min kulunun tevbesine, çorak helak korkusu olan bir yerde devesi yanında yiyeceği ve içeceği onun üzerinde olduğu halde uyuyan, uyandığında deveyi gitmiş bulan ve onu aramaya giden, nihayet kendisine susuzluk anz olan, sonra (kendi kendine) bulunduğum yerime döneyim de ölünceye kadar yatayım diyen ve başını ölmek için dirseğinin üzerine koyan, sonra uyanarak devesini üzerindeki azığı yiyeceği ve içeceği ile yanında bulan bir adamdan, evet Allah mü'min kulunun tevbesine bu adamın devesi ile azığına sevinmesinden daha çok sevinir.»
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، واسحاق بن ابراهيم، - واللفظ لعثمان - قال اسحاق اخبرنا وقال، عثمان حدثنا جرير، عن الاعمش، عن عمارة بن عمير، عن الحارث بن، سويد قال دخلت على عبد الله اعوده وهو مريض فحدثنا بحديثين حديثا عن نفسه وحديثا عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " لله اشد فرحا بتوبة عبده المومن من رجل في ارض دوية مهلكة معه راحلته عليها طعامه وشرابه فنام فاستيقظ وقد ذهبت فطلبها حتى ادركه العطش ثم قال ارجع الى مكاني الذي كنت فيه فانام حتى اموت . فوضع راسه على ساعده ليموت فاستيقظ وعنده راحلته وعليها زاده وطعامه وشرابه فالله اشد فرحا بتوبة العبد المومن من هذا براحلته وزاده
{M-3} Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem, Kutbe b. Abdi'l-Azîz'den, o da A'meş'den naklen bu isnadla rivayet etti. Ve: «Yerden bir çoraklıkta bir adanı...» dedi
وحدثناه ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا يحيى بن ادم، عن قطبة بن عبد العزيز، عن الاعمش، بهذا الاسناد وقال " من رجل بداوية من الارض
Bana İshak b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti, (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. (Dediki): Bize Umara b. Umeyr rivayet etti. (Dediki): Haris b. Süveyd'den dinledim. Şunu söyledi: Bana Abdullah biri Resûlullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den, diğeri kendinden olmak üzere iki hadîs söyledi. (Dediki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah mü'min kulunun tevbesine... daha çok sevinir.» Râvi Cerir'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur. İZAH 2747 DE
وحدثني اسحاق بن منصور، حدثنا ابو اسامة، حدثنا الاعمش، حدثنا عمارة، بن عمير قال سمعت الحارث بن سويد، قال حدثني عبد الله، حديثين احدهما عن رسول الله صلى الله عليه وسلم والاخر عن نفسه فقال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لله اشد فرحا بتوبة عبده المومن " . بمثل حديث جرير
Bize UbeyduUah b. Muaz El-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Yûnus, Simâk'dan rivâyat etti. (Demişki): Nu'man b. Beşîr hutbe okudu da şunu söyledi: «Allah'ın kulunun tevbesine sevinmesi, azığını, su tulumunu bir deveye yükleyen, sonra yürüyen. Nihayet bir çorak yere vardığı vakit kaylûle (uykusu) gelen ve inerek bir ağaç altında istirahat eden, derken uyuya kalan ve devesi sıvışıp giden, az sonra uyanarak bir tepeye koşan, fakat hiç bir şey göremeyen, sonra ikinci tepeye koşan, fakat yine bir şey görmeyen, sonra üçüncü tepeye koşan, yine bir şey görmeyen, bunun üzerine dönen ve istirahat ettiği yere gelen. Orada otururken ansızın devesi yürüyerek geliveren hatta yedeğini eline koyan bir adamın sevincinden... Evet! Allah'ın kulun tevbesine sevinci bu adamın devesini bulduğu vakit hâline sevinmesinden daha çoktur.» Simâk demiş ki: Şâ'bi, Nu'man'ın bu hadîsi Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ref ettiğini söyledi. Bana gelince: Ben onu işitmedim. İZAH 2747 DE
حدثنا عبيد الله بن معاذ العنبري، حدثنا ابي، حدثنا ابو يونس، عن سماك، قال خطب النعمان بن بشير فقال " لله اشد فرحا بتوبة عبده من رجل حمل زاده ومزاده على بعير ثم سار حتى كان بفلاة من الارض فادركته القايلة فنزل فقال تحت شجرة فغلبته عينه وانسل بعيره فاستيقظ فسعى شرفا فلم ير شييا ثم سعى شرفا ثانيا فلم ير شييا ثم سعى شرفا ثالثا فلم ير شييا فاقبل حتى اتى مكانه الذي قال فيه فبينما هو قاعد اذ جاءه بعيره يمشي حتى وضع خطامه في يده فلله اشد فرحا بتوبة العبد من هذا حين وجد بعيره على حاله " . قال سماك فزعم الشعبي ان النعمان رفع هذا الحديث الى النبي صلى الله عليه وسلم واما انا فلم اسمعه
Bize Yahya b. Yahya ile Ca'fer b. Humeyd rivayet ettiler. (Ca'fer: Haddesena, Yahya ise: Ahberana tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Ubeydullah b. Iyâd b. Lakıt, Iyâd'dan, o da Bera' b. Âzib'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yiyecek ve içecek olmayan çorak bir yerde devesi yedeğini sürükleyerek kaçan ve üzerinde kendisinin yiyeceği-içeceği bulunan bu hayvanı yoruluncaya kadar arayan, sonra bir ağacın dibinden geçerken yedeği (ağaca) dolaşan, bu suretle onu ağaca dolaşmış bulan bir adamın sevincine ne dersiniz?» buyurdu. Biz : — Çok olur yâ Resûlallah! dedik. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Beri bakın! Vallahi! Kulunun tevbesine Allah'ın sevinmesi bu adamın devesine sevinmesinden daha çoktur.» buyurdular. Ca'fer: Bize Ubeydullah b. İyad babasından rivayet etti, dedi. İZAH 2747 DE
حدثنا يحيى بن يحيى، وجعفر بن حميد، قال جعفر حدثنا وقال، يحيى اخبرنا عبيد الله بن اياد بن لقيط، عن اياد، عن البراء بن عازب، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " كيف تقولون بفرح رجل انفلتت منه راحلته تجر زمامها بارض قفر ليس بها طعام ولا شراب وعليها له طعام وشراب فطلبها حتى شق عليه ثم مرت بجذل شجرة فتعلق زمامها فوجدها متعلقة به " . قلنا شديدا يا رسول الله . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اما والله لله اشد فرحا بتوبة عبده من الرجل براحلته " . قال جعفر حدثنا عبيد الله بن اياد عن ابيه
Bize Muhammed b. Sabbâh ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ömer b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize İkrime b. Ammar rivayet etti. (Dediki): Bize İshâk b. Abdillah b. Ebi Talha rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. —Enes bu zâtın amcasıdır.— (Dediki): Resûlulllah (Sallallahu Aleyhi ve Selleın) şöyle buyurdular: «Allah'ın, tevbe ettiği vakit kulunun tevbesine sevinmesi, birinizin devesi üzerinde çorak bir yerde bulunup, devesi kaçtığı, üzerinde de yiyeceği içeceği bulunduğu ve ondan ümidini kestiği, nihayet bir ağaca gelerek gölgesinde yattığı, devesinden ümidini kestiği, o bu halde iken aniden deve karşısına dikiliverdiği ve yedeğinden tuttuğu, sonra sevincinin şiddetinden: — Allahım! Sen benim kulum, ben de senin Rabbinim, dediği; sevincinin şiddetinden yanıldığı zamanki sevincinden daha çoktur.»
حدثنا محمد بن الصباح، وزهير بن حرب، قالا حدثنا عمر بن يونس، حدثنا عكرمة بن عمار، حدثنا اسحاق بن عبد الله بن ابي طلحة، حدثنا انس بن مالك، - وهو عمه - قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لله اشد فرحا بتوبة عبده حين يتوب اليه من احدكم كان على راحلته بارض فلاة فانفلتت منه وعليها طعامه وشرابه فايس منها فاتى شجرة فاضطجع في ظلها قد ايس من راحلته فبينا هو كذلك اذا هو بها قايمة عنده فاخذ بخطامها ثم قال من شدة الفرح اللهم انت عبدي وانا ربك . اخطا من شدة الفرح
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ömer b. Abdil-Aziz'den rivayet eden Muhammed b. Kays'dan, Ömer de Ebû Sırme'den, o da Ebû Eyyûb'dan naklen rivayet etti. Ebû Eyyûb vefatı ânında şunu söylemiş: Size Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den dinlediğim bir şeyi söylemeyi gizlemiştim. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Siz günah işlemeseniz, Allah günah işleyecek bir halk yaratır; onları affederdi.» buyururken işittim
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا ليث، عن محمد بن قيس، - قاص عمر بن عبد العزيز - عن ابي صرمة، عن ابي ايوب، انه قال حين حضرته الوفاة كنت كتمت عنكم شييا سمعته من رسول الله صلى الله عليه وسلم سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " لولا انكم تذنبون لخلق الله خلقا يذنبون يغفر لهم
Bize Harun b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Iyâz (bu zat İbnû Abdillah El-Fıhrî'dir) rivayet etti. (Dediki): Bana İbrahim b. Ubeyd b. Rıfaâ, Muhammed b. Ka'b El-Kurazî'den, o da Ebû Sırme'den, o da Ebû Eyyub El-Ensârî'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki : Şöyle buyurmuşlar : «Sizin Allah'ın size affedeceği hiç günahlarınız olmasa; Allah günahları olan bir kavim getirir; günahlarını kendilerine affederdi.» İZAH 2749 DA
حدثنا هارون بن سعيد الايلي، حدثنا ابن وهب، حدثني عياض، - وهو ابن عبد الله الفهري - حدثني ابراهيم بن عبيد بن رفاعة، عن محمد بن كعب القرظي، عن ابي صرمة، عن ابي ايوب الانصاري، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال " لو انكم لم تكن لكم ذنوب يغفرها الله لكم لجاء الله بقوم لهم ذنوب يغفرها لهم
Bana Muhammed b. Rafi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdûrrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Cafer El-Cezeli'den, o da Yezîd b. Esam'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen haher verdi. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyh: ve Sellem): «Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki: Siz günah işlememiş olsanız, Allah sizi giderir de, günah işleyen bir kavim getirir. Onlar Allah'a istiğfar ederler, o da kendilerini affederdi.» buyurdular
حدثني محمد بن رافع، حدثنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن جعفر الجزري، عن يزيد بن الاصم، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " والذي نفسي بيده لو لم تذنبوا لذهب الله بكم ولجاء بقوم يذنبون فيستغفرون الله فيغفر لهم
Bize Yahya b. Yahya Et-Teymî ile Katan b. Nuseyr rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. (Dedilerki): Bize Ca'fer b. Süleyman, Saîd b. İyâd El-Cüreyrî'den, o da Ebû Osman En-Nehdî'den, o da Hanzalate'l-Useyyidî'den naklen haber verdi. —Bu zât Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kâtipleriııdendi.— Demiş ki: Bana Ebû Bekr tesâdüf etti de : — Nasılsın yâ Hanzale! dedi. Ben : — Hanzale münafık oldu! dedim. — Sübhânellah! Sen ne söylüyorsun? dedi. — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selleın)'in yanında bulunuyoruz. Bize cenneti, cehennemi hatırlatıyor, hattâ onu gözle görmüş gibi oluyoruz. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'m yanından çıktıktan sonra ise zevcelerle, çocuklarla, geçim dalgalarıyla meşgul oluyoruz. Bu sebeple çok şey unuttuk, dedim. Ebû Bekr : -- Vallahi biz böyle şeylere raslıyoruz, dedi. Ebû Bekr ve ben yürüdük ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdik. Ben: — Hanzale münafık oldu yâ Resûlallah! dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ne o?» diye sordu. -- Yâ Resûlallah! Senin yanında bulunuyoruz. Bize cenneti ve cehennemi hatırlatıyorsun. O derecede ki, gözümüzle görmüş gibi oluyoruz. Senin yanından çıktığımız vakit zevcelerle, çocuklarla ve geçim dalgalarıyla meşgul oluyoruz. Çok şey unuttuk, dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin ederim ki, siz benim yanımda bulunduğunuz hal üzere ve zikretmeye devam ederseniz, sizinle melekler döşeklerinizin üzerinde ve yollarınızda musafaha ederler. Ve lakin ya Hanzale! Bazı zaman şöyle, bazı zaman böyle.» buyurdu. Bunu üç defa tekrarladı
حدثنا يحيى بن يحيى التميمي، وقطن بن نسير، - واللفظ ليحيى - اخبرنا جعفر، بن سليمان عن سعيد بن اياس الجريري، عن ابي عثمان النهدي، عن حنظلة الاسيدي، قال - وكان من كتاب رسول الله صلى الله عليه وسلم قال - لقيني ابو بكر فقال كيف انت يا حنظلة قال قلت نافق حنظلة قال سبحان الله ما تقول قال قلت نكون عند رسول الله صلى الله عليه وسلم يذكرنا بالنار والجنة حتى كانا راى عين فاذا خرجنا من عند رسول الله صلى الله عليه وسلم عافسنا الازواج والاولاد والضيعات فنسينا كثيرا قال ابو بكر فوالله انا لنلقى مثل هذا . فانطلقت انا وابو بكر حتى دخلنا على رسول الله صلى الله عليه وسلم قلت نافق حنظلة يا رسول الله . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " وما ذاك " . قلت يا رسول الله نكون عندك تذكرنا بالنار والجنة حتى كانا راى عين فاذا خرجنا من عندك عافسنا الازواج والاولاد والضيعات نسينا كثيرا . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " والذي نفسي بيده ان لو تدومون على ما تكونون عندي وفي الذكر لصافحتكم الملايكة على فرشكم وفي طرقكم ولكن يا حنظلة ساعة وساعة " . ثلاث مرات
Bize İshâk b. Mansur rivayet etti. (Dediki): Bize Abdûssamed haber verdi. (Dediki): Babamı rivayet ederken dinledim. (Dediki): Bize Saîd El-Cüreyrî, Ebû Osman En-Nehdî'den, o da Hanzale'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idik. Bize nasihat etti. Ve cehennemi hatırlattı. Sonra ev’e geldim. Çocuklarla gülüp söyleştim ve kadınla oynaştım. Müteakiben (evden) çıktım ve Ebû Bekr'e rasladım, bunu kendisine anlattım. Ebû Bekr: Senin anlattığının mislini ben de yaptım, dedi. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e rastladık. Ben: — Yâ Resûlallah! Hanzale münafık oldu, dedim «Ne söylüyorsun?» dedi. Ve kendisine hikâyeyi anlattım. Ebû Bekr — Onun yaptığının mislini ben de yaptım! dedi. Bunun üzerine: «Yâ Hanzale! Bazı zaman öyle, bazı zaman böyle! Sizin kalbleriniz zikir anındaki hal üzere devam etse, melekler sizinle musâfaha ederler, hatta yollarda size selâm verirlerdi.» buyurdular
حدثني اسحاق بن منصور، اخبرنا عبد الصمد، سمعت ابي يحدث، حدثنا سعيد، الجريري عن ابي عثمان النهدي، عن حنظلة، قال كنا عند رسول الله صلى الله عليه وسلم فوعظنا فذكر النار - قال - ثم جيت الى البيت فضاحكت الصبيان ولاعبت المراة - قال - فخرجت فلقيت ابا بكر فذكرت ذلك له فقال وانا قد فعلت مثل ما تذكر . فلقينا رسول الله صلى الله عليه وسلم فقلت يا رسول الله نافق حنظلة فقال " مه " . فحدثته بالحديث فقال ابو بكر وانا قد فعلت مثل ما فعل فقال " يا حنظلة ساعة وساعة ولو كانت تكون قلوبكم كما تكون عند الذكر لصافحتكم الملايكة حتى تسلم عليكم في الطرق
{m-13} Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Fadl b. Dükeyn rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, Said El-Cüreyrî'den, o da Ebû Osman En-Nehdî'den, o da Kâtib Hanzaletü't-Teymî El-Useyyidî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idik. Bize cennet ve cehennemi hatırlattı... Ve Ravi yukarkilerin hadîslerini rivayette bulunmuştur
حدثني زهير بن حرب، حدثنا الفضل بن دكين، حدثنا سفيان، عن سعيد الجريري، عن ابي عثمان النهدي، عن حنظلة التميمي الاسيدي الكاتب، قال كنا عند النبي صلى الله عليه وسلم فذكرنا الجنة والنار . فذكر نحو حديثهما
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Muğîra (yâni; El-Hızâmî) Ebû'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah mahlûkatı yarattığı vakit; kendi nezdinde arşın üstünde bulunan kitabına muhakkak benim rahmetim, gadabıma galebe çalar (diye) yazmıştır.» buyurdular
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا المغيرة، - يعني الحزامي - عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " لما خلق الله الخلق كتب في كتابه فهو عنده فوق العرش ان رحمتي تغلب غضبي
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Allah (Azze ve Celle): Benim rahmetim, gadabımı geçmiştir, buyurdu.» demiş
حدثني زهير بن حرب، حدثنا سفيان بن عيينة، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم " قال الله عز وجل سبقت رحمتي غضبي
Bize Ali b. Haşrem rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Damra, Hâris b. Abdirrahman'dan, o da Atâ' b. Mînâ'dan, o da Ata’ b. Mina’dan, o da Ebu Hureyre‘den naklen haber verdi. Şüyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah mahlûkatı yaratdığı vakit: Kitabına —kitap kendi. nezdine konmuş olduğu halde— kendisi için: Benim rahmetim, gadabıma galabe çalar (diye) yazmıştır.» buyurdular
حدثنا علي بن خشرم، اخبرنا ابو ضمرة، عن الحارث بن عبد الرحمن، عن عطاء، بن ميناء عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لما قضى الله الخلق كتب في كتابه على نفسه فهو موضوع عنده ان رحمتي تغلب غضبي
Bize Harmele b. Yahya Et-Tûcîbî rivayet etti (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. O'na da Saîd b. Müseyyeb haber vermiş ki: Ebu Hureyre şunu söylemiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Allah rahmeti yüz parça yaratmış, doksan dokuzunu kendi nezdinde tutmuş; yeryüzüne bir cüz indirmiştir. İşte mahlukat bu cüz'den dolayı birbirlerine acırlar. Hatta hayvan, üzerine basarım endişesiyle tırnağını yavrusundan kaldırır.» buyururken işittim
حدثنا حرملة بن يحيى التجيبي، اخبرنا ابن وهب، اخبرني يونس، عن ابن شهاب، ان سعيد بن المسيب، اخبره ان ابا هريرة قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " جعل الله الرحمة ماية جزء فامسك عنده تسعة وتسعين وانزل في الارض جزءا واحدا فمن ذلك الجزء تتراحم الخلايق حتى ترفع الدابة حافرها عن ولدها خشية ان تصيبه
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail (yâni; İbni Ca'fer) Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah yüz rahmet yaratmış; bir tanesini mahlûkatı arasına indirmiştir. Kendi nezdinde biri müstesna olmak üzere yüz tanesini gizlemiştir.» buyurmuşlar
حدثنا يحيى بن ايوب، وقتيبة، وابن، حجر قالوا حدثنا اسماعيل، - يعنون ابن جعفر - عن العلاء، عن ابيه، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " خلق الله ماية رحمة فوضع واحدة بين خلقه وخبا عنده ماية الا واحدة