Loading...

Loading...
Kitap
216 Hadis
{m-61} Bana Saîd b. Yahya El-Ümevî de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etii. (Dediki): Bize İbni Cüreyc bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız o şöyle dedi: «Bunun üzerine cemaattan bir adam : — Ona rukye yapayım yâ Resûlallah! dedi.» (Sadece) Rukye yapayım, demedi
وحدثني سعيد بن يحيى الاموي، حدثنا ابي، حدثنا ابن جريج، بهذا الاسناد . مثله غير انه قال فقال رجل من القوم ارقيه يا رسول الله ولم يقل ارقي
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Saîd EI-Eşecc rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki' Â'meş'den, o da Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Benim bir dayım vardı. Akreb'e karşı rukye yapardı. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rukye'yi yasak etti. Müteakiben ona gelerek : — Yâ Resûlallah! Gerçekten Sen rukyeyi yasak ettin, ama ben akreb'e karşı rukye yapıyorum, dedi. Bunun üzerine : «Sizden her kim din kardeşine fayda verebiirse bunu yapsın!» buyurdular
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وابو سعيد الاشج قالا حدثنا وكيع، عن الاعمش، عن ابي سفيان، عن جابر، قال كان لي خال يرقي من العقرب فنهى رسول الله صلى الله عليه وسلم عن الرقى - قال - فاتاه فقال يا رسول الله انك نهيت عن الرقى وانا ارقي من العقرب . فقال " من استطاع منكم ان ينفع اخاه فليفعل
{m-62} Bize bu hadîsi Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti, (Dediki): Bize Cerir, A'meş'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti
وحدثناه عثمان بن ابي شيبة، قال حدثنا جرير، عن الاعمش، بهذا الاسناد مثله
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rukyeyi yasak etti. Derken Amr b. Hazm oğulları Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : — Yâ Resûlallah! Gerçekten elimizde bir rukye vardı. Akreb'e karşı onu yapıyorduk. Sen de rukyeyi yasak ettin, dediler. Ve bu rukye'yi ona gösterdiler. Bunun üzerine : «Bir beis görmüyorum. Sizden her kim din kardeşine fayda verebilirse hemen fayda versin!» buyurdular
حدثنا ابو كريب، حدثنا ابو معاوية، حدثنا الاعمش، عن ابي سفيان، عن جابر، قال نهى رسول الله صلى الله عليه وسلم عن الرقى فجاء ال عمرو بن حزم الى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالوا يا رسول الله انه كانت عندنا رقية نرقي بها من العقرب وانك نهيت عن الرقى . قال فعرضوها عليه . فقال " ما ارى باسا من استطاع منكم ان ينفع اخاه فلينفعه
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize lbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Muâviye b. Salih Abdurrahman b. Cübeyr'den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik El-Eşcaî'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Biz cahiliyyet devrinde rukye yapardık. Bilâhare : — Yâ Resûlallah! Bu hususta ne buyururdun? dedik. «Bana rukyenizi gösterin! İçerisinde şirk olmadıkça rukyede bir beis yoktur.» buyurdular
حدثني ابو الطاهر، اخبرنا ابن وهب، اخبرني معاوية بن صالح، عن عبد الرحمن، بن جبير عن ابيه، عن عوف بن مالك الاشجعي، قال كنا نرقي في الجاهلية فقلنا يا رسول الله كيف ترى في ذلك فقال " اعرضوا على رقاكم لا باس بالرقى ما لم يكن فيه شرك
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin, Ebû Bişr'den, o da Ebü'l-Mütevekkil'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından bazı kimseler bir seferde imişler ve Arab mahallelerinden bir mahalleye uğrayarak onlardan kendilerini misafir etmelerini istemişler. Fakat onlar misafir etmemişler. Ve bunlara : — İçinizde rukyeci var mı? Çünkü mahallenin ağasını zehirli hayvan sokmuştur. Yahut isabet almıştır, demişler. İçlerinden bir adam : — Evet! cevâbını vermiş ve ağa'ya vararak ona Fâtihâ ile rukye yapmış. Arkacığından adam iyileşmiş. Bu zâta bir sürü koyun vermişler. Fakat o koyunları kabul etmek istememiş ve: — Bu meseleyi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlatayım da, ondan sonra bakarız, demiş. Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu ona anlatmış ve: — Yâ Resûlallah! Vallahi Fatiha'dan başka bir şeyle rukye yapmadım, demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülümsemiş ve: «Onun rukye olduğunu nereden bildin?» demiş. Sonra: «Onlardan (koyunları) alın, bana da sizinle beraber bir hisse ayırın I», buyurmuşlar
حدثنا يحيى بن يحيى التميمي، اخبرنا هشيم، عن ابي بشر، عن ابي المتوكل، عن ابي سعيد الخدري، ان ناسا، من اصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم كانوا فى سفر فمروا بحى من احياء العرب فاستضافوهم فلم يضيفوهم . فقالوا لهم هل فيكم راق فان سيد الحى لديغ او مصاب . فقال رجل منهم نعم فاتاه فرقاه بفاتحة الكتاب فبرا الرجل فاعطي قطيعا من غنم فابى ان يقبلها . وقال حتى اذكر ذلك للنبي صلى الله عليه وسلم . فاتى النبي صلى الله عليه وسلم فذكر ذلك له . فقال يا رسول الله والله ما رقيت الا بفاتحة الكتاب . فتبسم وقال " وما ادراك انها رقية " . ثم قال " خذوا منهم واضربوا لي بسهم معكم
{m-65} Bize Muhammed b. Beşşâr ile Ebû Bekr b. Nâfi ikisi birden Gunder Muhammed b. Cafer'den, o da Şu'be'den, o da Ebû Bişr'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Bu hadîste o: «Fâtlhâ'yı okumaya başladı. Tükürüğünü topluyor ve tükürüyordu. Derken adam iyileşti.» demiştir
حدثنا محمد بن بشار، وابو بكر بن نافع كلاهما عن غندر، محمد بن جعفر عن شعبة، عن ابي بشر، بهذا الاسناد وقال في الحديث فجعل يقرا ام القران ويجمع بزاقه ويتفل فبرا الرجل
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Hişam b. Hassan, Muhammed b. Sîrin'den, o da kardeşi Ma'bed b. Sîrin'den, o da Ebû Sa'id-i Hudrî'den naklen haber verdi. Ebû Saîd şöyle demiş: Bir menzile indik. Derken bize bir kadın gelerek: Mahallenin ağası zehirli hayvan taralından sokulmuştur. İçinizde rukye yapan var mı? diye sordu. Kadınla beraber bizden bir adam ayağa kalktı. Biz onun rukye'yi becerebileceğini sanmıyorduk. Adam'a Fâtihâ ile rukye yaptı, o da iyileşti. Kendisine (bir sürü) koyun verdiler. Bize de süt sundular. Bunun üzerine (biz ona) : — Sen rukyeyi becerebiliyor muydun? dedik. — Ben ona Fâtihâ'dan başka bir şeyle rukye yapmadım ki... dedi. Şunu da ilâve etti: Koyunları kıpırdatmayın, tâ ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e varalım, dedim ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu ona anlattık da : «Bunun rukye olduğunu nereden bildin ? (Koyunları) taksim edin! Bana da sizinle beraber bir hisse ayırın !» buyurdular
وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا يزيد بن هارون، اخبرنا هشام بن حسان، عن محمد بن سيرين، عن اخيه، معبد بن سيرين عن ابي سعيد الخدري، قال نزلنا منزلا فاتتنا امراة فقالت ان سيد الحى سليم لدغ فهل فيكم من راق فقام معها رجل منا ما كنا نظنه يحسن رقية فرقاه بفاتحة الكتاب فبرا فاعطوه غنما وسقونا لبنا فقلنا اكنت تحسن رقية فقال ما رقيته الا بفاتحة الكتاب . قال فقلت لا تحركوها حتى ناتي النبي صلى الله عليه وسلم . فاتينا النبي صلى الله عليه وسلم فذكرنا ذلك له . فقال " ما كان يدريه انها رقية اقسموا واضربوا لي بسهم معكم
{m-66} Bana Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerîr rivayet etti, (Dediki): Bize Hisam bu isnadla bu hadîsin benzerini rivayet etti. Yalnız o şöyle demiştir: «Bunun üzerine kadınla beraber bizden bir adam kalktı, biz onun rukyeci olduğunu sanmıyorduk.»
وحدثني محمد بن المثنى، حدثنا وهب بن جرير، حدثنا هشام، بهذا الاسناد . نحوه غير انه قال فقام معها رجل منا ما كنا نابنه برقية
Bana Ebu't-Tâhir ile Harmele b. Yahya rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize îbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, ibni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im, Osman b. Ebî'l-Âs, Es-Sekafi'den naklen haber verdi ki: Osman müslüman olalıdan beri vücudunda hissettiği bir ağrıdan Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyette bulunmuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine : «Elini vücudunun ağıran yerine koy ve üç defa Bismillah de! Yedi defa da hissettiğim ve sakındığım ağrının şerrinden Allah'a ve kudretine sığınırım de!» buyurmuşlar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in :
حدثني ابو الطاهر، وحرملة بن يحيى، قالا اخبرنا ابن وهب، اخبرني يونس، عن ابن شهاب، اخبرني نافع بن جبير بن مطعم، عن عثمان بن ابي العاص الثقفي، انه شكا الى رسول الله صلى الله عليه وسلم وجعا يجده في جسده منذ اسلم . فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم " ضع يدك على الذي تالم من جسدك وقل باسم الله . ثلاثا . وقل سبع مرات اعوذ بالله وقدرته من شر ما اجد واحاذر
Bize Yahya b. Halef El-Bâhilî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-A'lâ, Saîd El-Cüreyrî'den, o da Ebû'l-A'lâ'dan naklen rivayet etti ki, Osman b, Ebi'l-Âs Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Yâ Resûlallah! Muhakkak şeytan benimle namazımın ve kıraatimin arasına girdi. Onu bana karıştırıyor, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Bu Hinzeb denilen bir şeytandır. Onu hissettiğin vakit ondan Allah'a sığın ve sol tarafına üç defa tükür.» buyurdu. Osman: Ben bunu yaptım; Allah da onu benden giderdi, demiş
حدثنا يحيى بن خلف الباهلي، حدثنا عبد الاعلى، عن سعيد الجريري، عن ابي، العلاء ان عثمان بن ابي العاص، اتى النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا رسول الله ان الشيطان قد حال بيني وبين صلاتي وقراءتي يلبسها على . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ذاك شيطان يقال له خنزب فاذا احسسته فتعوذ بالله منه واتفل على يسارك ثلاثا " . قال ففعلت ذلك فاذهبه الله عني
{m-68} Bize bu hadîsi Muhammed b. Müsenna rivayet etti, (Dediki): Bize Salim b. Nuh rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Eb! Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Her iki râvi Cüreyrî'den, o da Ebu'l-A'lâ'dan, o da Osman b. Ebî'l-Âs'dan naklen rivayet etmişlerdir ki: Osman, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş... Râvi yukarki hadîsin mislini nakletmiştir. Salim b. Nuh'un hadîsinde «üç defa» kaydını zikretmemiştir
حدثناه محمد بن المثنى، حدثنا سالم بن نوح، ح وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا ابو اسامة، كلاهما عن الجريري، عن ابي العلاء، عن عثمان بن ابي العاص، انه اتى النبي صلى الله عليه وسلم . فذكر بمثله ولم يذكر في حديث سالم بن نوح ثلاثا
{m-2-68} Bana Muhammed b. Rafi'de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Saîd El-Cüreyrî'den naklen haber verdi. (Demişki): Bize Yezid b. Abdillah b. Şihhîr, Osman b. Ebi'l-As Es-Sakafi'den rivayet etti. (Demişki): Ben: — Yâ Resûlallah! dedim... Bundan sonra râvi yukarkilerin hadîsi gibi zikretmiştir
وحدثني محمد بن رافع، حدثنا عبد الرزاق، اخبرنا سفيان، عن سعيد الجريري، حدثنا يزيد بن عبد الله بن الشخير، عن عثمان بن ابي العاص الثقفي، قال قلت يا رسول الله . ثم ذكر بمثل حديثهم
Bize Harun b. Ma'ruf ile Ebu't-Tâhir ve Ahmed b. İsa rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbnl Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr (bu zat İbni Hâris'dir.) Abdü Rabbib b. Saîd'den, o da Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki: «Her derdin bir devası vardır. Derdin devasına rastlanırsa Allah (Azze ve Celle)'nin izniyle düzelir.» buyurmuşlar
حدثنا هارون بن معروف، وابو الطاهر، واحمد بن عيسى، قالوا حدثنا ابن وهب، اخبرني عمرو، - وهو ابن الحارث - عن عبد ربه بن سعيد، عن ابي الزبير، عن جابر، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال " لكل داء دواء فاذا اصيب دواء الداء برا باذن الله عز وجل
Bize Harun b. Ma'ruf ile Ebu't-Tâhir rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr haber verdi. Ona da Bükeyr, ona da Âsim b. Ömer b. Katâde rivayet etmişki, Câbir b, Abdillah Mukannai dolaşmış, sonra: — Sen kan aldırmadıkça buradan ayrılmam. Çünkü ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Bunda şifâ vardır.» buyururken işittim, demiş
حدثنا هارون بن معروف، وابو الطاهر، قالا حدثنا ابن وهب، اخبرني عمرو، ان بكيرا، حدثه ان عاصم بن عمر بن قتادة حدثه ان جابر بن عبد الله عاد المقنع ثم قال لا ابرح حتى تحتجم فاني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ان فيه شفاء
Bana Nasr b. Alî El-Cehdemî rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki); Bana Abdurrahman b. Süleyman, Asım b. Ömer b. Katâde'den rivayet etti. Şöyle demiş: Câbir b. AbdiIIah bize, ailemiz İçine geldi. Bir adam elindeki çıbanlardan yahut yaralardan şikâyet ediyordu. Câbir: — Şikâyetin nedir? dedi. Adam: — Bendeki çıbanlar... Beni çok zorluyor, dedi. Bunun üzerine Câbir: — Ey çocuk. Bana bir haccam getir, dedi. Adam ona: — Haccâmı ne yapacaksın? Yâ Ebâ AbdiIIah! diye sordu. Câbir: — Oraya bir hacemat şişesi takmak istiyorum, cevâbını verdi. Adam: — Vallahi bana sinekler konuyor. Yahut elbise ilişiyor da eziyet veriyor. Ve bana güç geliyor, dedi. Câbir onun bundan tiksindiğini görünce şunu söyledi: — Ben ResûIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Eğer sizin ilâçlarınızdan bir şeyde hayır varsa, bu ya neşter vuruşunda, ya bal şerbetinde, yahut ateşle dağlamaktadır.» buyururken işittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ama ben dağlanmayı sevmem!» buyurdular. Bunun üzerine hizmetçi bir haccâm getirerek ona neşter vurdu. Çektiği elem de ondan gitti. İzah 2212 de
حدثني نصر بن علي الجهضمي، حدثني ابي، حدثنا عبد الرحمن بن سليمان، عن عاصم بن عمر بن قتادة، قال جاءنا جابر بن عبد الله في اهلنا ورجل يشتكي خراجا به او جراحا فقال ما تشتكي قال خراج بي قد شق على . فقال يا غلام ايتني بحجام . فقال له ما تصنع بالحجام يا ابا عبد الله قال اريد ان اعلق فيه محجما . قال والله ان الذباب ليصيبني او يصيبني الثوب فيوذيني ويشق على . فلما راى تبرمه من ذلك قال اني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ان كان في شىء من ادويتكم خير ففي شرطة محجم او شربة من عسل او لذعة بنار " . قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " وما احب ان اكتوي " . قال فجاء بحجام فشرطه فذهب عنه ما يجد
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdiki: Ümmü Seleme kan aldırmak için Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den izin istemiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Taybe'ye ondan kan almasını emir buyurmuş. Râvi diyor ki: «Zannederim Ebû Taybe Ümmü Seleme'nin süt kardeşi idi. Yahut bulûğa ermemiş bir çocuktu, dedi.» İzah 2212 de
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا ليث، ح وحدثنا محمد بن رمح، اخبرنا الليث، عن ابي الزبير، عن جابر، ان ام سلمة، استاذنت رسول الله صلى الله عليه وسلم في الحجامة فامر النبي صلى الله عليه وسلم ابا طيبة ان يحجمها . قال حسبت انه قال كان اخاها من الرضاعة او غلاما لم يحتلم
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. Yahya: Ahberanâ; ötekiler ise haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye A'meş'den, o da Ebû Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ubey b. Kâ'b'e bir tabib gönderdi. O da ondan bir damar kesti. Sonra üzerini dağladı
حدثنا يحيى بن يحيى، و ابو بكر بن ابي شيبة وابو كريب قال يحيى - واللفظ له - اخبرنا وقال الاخران، حدثنا ابو معاوية، عن الاعمش، عن ابي سفيان، عن جابر، قال بعث رسول الله صلى الله عليه وسلم الى ابى بن كعب طبيبا فقطع منه عرقا ثم كواه عليه
{M-73} Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr rivayet etti. H. Bana İshâk b. Mnnsûr dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman haber verdi. (Dediki); Bize Süfyân haber verdi. Her iki râvi A'meş'-den bu İsnadla rivayette bulunmuşlar, fakat «Ondan bir damar kesti» cümlesini anmamışlardır
وحدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا جرير، ح وحدثني اسحاق بن منصور، اخبرنا عبد الرحمن، اخبرنا سفيان، كلاهما عن الاعمش، بهذا الاسناد ولم يذكرا فقطع منه عرقا
Bana Bişr b. Hâlid de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed (yâni İbnî Ca'fer) Şu'be'den rivayet etti. (Demişki): Ben Süleyman'dan dinledim. (Dediki): Ben Ebû Süfyân'dan dinledim. (Dediki): Ben Câbir b. Abdillah'dan dinledim. Şunu söyledi: Ahzab (harbi) günü Ubey kolundaki can damarından vuruldu da, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu dağladı. İzah 2212 de
وحدثني بشر بن خالد، حدثنا محمد، - يعني ابن جعفر - عن شعبة، قال سمعت سليمان، قال سمعت ابا سفيان، قال سمعت جابر بن عبد الله، قال رمي ابى يوم الاحزاب على اكحله فكواه رسول الله صلى الله عليه وسلم