Loading...

Loading...
Kitap
178 Hadis
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti, (Dediki): Mâlik'e, Abdülmecîd b. Süheyl b. Abdirrahman b. Avf'dan dinlediğim, onun da Saîd b. El-Müseyyeb'den, onun da Ebû Saîd El-Hudrî ile Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir zât'ı Hayber'e vâlî göndermiş; o da kendilerine a'Iâ cinsten hurma getirmiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayber'in bütün hurmaları böyle midir?» diye sormuşlar. O zât: Hayır, vallahi yâ Resûlâllah! Biz bunun bir ölçeğini iki ölçeğe; iki ölçeği'ni üç ölçeğe alıyoruz, cevâbını vermiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Öyle yapma! Bayağı hurmayı para ile sat; sonra bu para ile a'Iâ hurma satın al!» buyurmuşlar
حدثنا يحيى بن يحيى، قال قرات على مالك عن عبد المجيد بن سهيل بن عبد، الرحمن بن عوف عن سعيد بن المسيب، عن ابي سعيد الخدري، وعن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم استعمل رجلا على خيبر فجاءه بتمر جنيب فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم " اكل تمر خيبر هكذا " . فقال لا والله يا رسول الله انا لناخذ الصاع من هذا بالصاعين والصاعين بالثلاثة . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " فلا تفعل بع الجمع بالدراهم ثم ابتع بالدراهم جنيبا
Bize İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahyâ b. Salih El-Vuhâzî haber verdi. (Dediki): Bize Muâviye riyâyet etti. H. Bana Muhammed b. Sehl Et-Temîmî ile Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî de rivayet ettiler. Lâfız onlarındır. Bu râviler toptan Yahya b. Hassân'dan rivayette bulundular. (Demişki): Bize Muâviye —ki İbni Abdisselâm'dir— rivayet etti. (Dediki): Bana Yahya yâni İbni Kesir haber verdi. (Dediki): Ukbe b. Abdilgâfir'i: Ben Ebû Saîd'i şunu söylerken dinledim derken işittim: Bilal Bern hurması getirdi de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Bu nereden?» diye sordular. Bilâl: Hurmadır, evimizde idi; bayağıdır. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yiyecek olsun diye ben onun iki ölçeğini bir ölçeğe sattım, dedi. O zaman Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)) «Eyvah!.. Ribanın ta kendisi!.. Bunu yapma!.. Lâkın hurma satın alacak oldun mu, onu ayrıca sat, sonra onun kıymetiyle satın al!» buyurdu. İbni Sehl kendi rivayetinde kaydını zikretmedi
حدثنا اسحاق بن منصور، اخبرنا يحيى بن صالح الوحاظي، حدثنا معاوية، ح وحدثني محمد بن سهل التميمي، وعبد الله بن عبد الرحمن الدارمي، - واللفظ لهما - جميعا عن يحيى بن حسان، حدثنا معاوية، - وهو ابن سلام - اخبرني يحيى، - وهو ابن ابي كثير - قال سمعت عقبة بن عبد الغافر، يقول سمعت ابا سعيد، يقول جاء بلال بتمر برني فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم " من اين هذا " . فقال بلال تمر كان عندنا رديء فبعت منه صاعين بصاع لمطعم النبي صلى الله عليه وسلم . فقال رسول الله عند ذلك " اوه عين الربا لا تفعل ولكن اذا اردت ان تشتري التمر فبعه ببيع اخر ثم اشتر به " . لم يذكر ابن سهل في حديثه عند ذلك
Bize Seleme b. Şebîb rivayet etti. (Dediki): Bize El-Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'kıl, Ebû Kazeat'el-Bâhilî'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayette bulundu. Ebû Saîd şöyle demiş: ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hurma getirdiler: «Bu hurma bizim hurmamızdan değil!» dedi. Bunun üzerine (getiren) adam: Yâ Resûlâllah! Biz kendi hurmamızın iki ölçeğini bunun bir ölçeği mukabilinde sattık; dedi. ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «İşte ribâ budur; onu hemen iade edin! Sonra bizim hurmayı satıp onun parasından bize (hurma) satın alın!» buyurdular
وحدثنا سلمة بن شبيب، حدثنا الحسن بن اعين، حدثنا معقل، عن ابي قزعة، الباهلي عن ابي نضرة، عن ابي سعيد، قال اتي رسول الله صلى الله عليه وسلم بتمر فقال " ما هذا التمر من تمرنا " . فقال الرجل يا رسول الله بعنا تمرنا صاعين بصاع من هذا . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " هذا الربا فردوه ثم بيعوا تمرنا واشتروا لنا من هذا
Bana İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Musa, Seyban'dan, o da Yahya'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Biz ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde bayağı hurmayı —ki muhtelif kuru hurmanın karışığıdır— bir ölçek mukabilinde iki ölçek vererek satardık. ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu duydu ve : «İki ölçek hurmaya bir ölçek hurma; iki ölçek buğday'a bir ölçek buğday ve iki dirheme bir dirhem olmaz!» buyurdular
حدثني اسحاق بن منصور، حدثنا عبيد الله بن موسى، عن شيبان، عن يحيى، عن ابي سلمة، عن ابي سعيد، قال كنا نرزق تمر الجمع على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو الخلط من التمر فكنا نبيع صاعين بصاع فبلغ ذلك رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " لا صاعى تمر بصاع ولا صاعى حنطة بصاع ولا درهم بدرهمين
Bana Amr En-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. İbrahim, Saîd El-Cüreyrî'den, o da Ebû Nadra'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: İbni Abbas'a sarfı sordum. Peşin mi? dedi. Evet, dedim. O halde onda bir beis yoktur; cevâbını verdi. Müteakiben Ebû Saîd'e haber verdim; dedim ki: Ben İbni Abbâs'a sarfı (n hükmünü) sordum da: Peşin mi? dedi. Evet, dedim. O halde onda bir beis yoktur; cevabını verdi. (Ebû Saîd) : O bunu söyledi mi? Biz ona mektup yazacağız; size bu fetvayı vermesin. Vallahi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hizmetkârlarından biri kuru hurma getirdi de onu kabul etmedi ve: «Gâlibâ bu bizim toprağın hurmasından değil I» buyurdular. Hizmetçi: Bu sene bizim toprağın hurmasına (yahut bizim hurmamıza) bir şeyler oldu. Ben de bunu aldım ve biraz ziyade verdim; dedi. (Efendimiz) : «Katladın; ribâ yaptın; sakın buna yanaşma! Hurmandan sana bir şey artarsa onu sat; sonra istediğin hurmayı satın al!» buyurdular
حدثني عمرو الناقد، حدثنا اسماعيل بن ابراهيم، عن سعيد الجريري، عن ابي، نضرة قال سالت ابن عباس عن الصرف، فقال ايدا بيد قلت نعم . قال فلا باس به . فاخبرت ابا سعيد فقلت اني سالت ابن عباس عن الصرف فقال ايدا بيد قلت نعم . قال فلا باس به . قال اوقال ذلك انا سنكتب اليه فلا يفتيكموه قال فوالله لقد جاء بعض فتيان رسول الله صلى الله عليه وسلم بتمر فانكره فقال " كان هذا ليس من تمر ارضنا " . قال كان في تمر ارضنا - او في تمرنا - العام بعض الشىء فاخذت هذا وزدت بعض الزيادة . فقال " اضعفت اربيت لا تقربن هذا اذا رابك من تمرك شىء فبعه ثم اشتر الذي تريد من التمر
Bize ishâk b. ibrâhîm rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâla haber verdi. (Dediki): Bize Dâvûd, Ebû Nadra'dan rivayet etti. Şöyle demiş: ibni ömer le ibni Abbâs'a sarfı sordum, onda bir beis görmediler. Bir defa Ebû Saîd El-Hudrî'nin yanında otururken sarfı ona da sordum: Fazlası ribâdır; dedi. ibni Ömerle İbni Abbâs'ın sözlerinden dolayı ben bunu kabul etmedim. Bunun üzerine Ebû Saîd: Ben sana ancak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğimi söylüyorum; kendilerine hurmalığı bahçıvanı iyi hurmadan bir ölçek getirdi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hurması bu cinstendi. Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Bunu nereden aldın?» dîye sordu. Bahçıvan: İki ölçek (hurma) götürdüm; onunla bu bir ölçeği satın aldım; çünkü bunun fiyatı pazarda şu kadara; onun fiyatı bu kadara; dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yazık sana! Rîbâ yaptın! Böyle bir iş yapmak istediğin zaman kendi hurmanı bir mal mukabilinde sat; sonra o malınla hangi hurmayı istersen satın al!» buyurdular. Ebû Saîd dedi ki: Hurmaya mukabil hurma satmak mı ribâ olmaya daha lâyık yoksa gümüşe mukabil gümüş mü? Bundan sonra ibni Ömer'e geldim; artık beni nehyetti. ibni AbbâVa gitmedim. Bana Ehu's-Sahbâ'nın anlattığına göre kendisi bu meseleyi Mekke'de ibni Abbas'a sormuş; o da bunu kerih görmüş
حدثنا اسحاق بن ابراهيم، اخبرنا عبد الاعلى، اخبرنا داود، عن ابي نضرة، قال سالت ابن عمر وابن عباس عن الصرف، فلم يريا به باسا فاني لقاعد عند ابي سعيد الخدري فسالته عن الصرف فقال ما زاد فهو ربا . فانكرت ذلك لقولهما فقال لا احدثك الا ما سمعت من رسول الله صلى الله عليه وسلم جاءه صاحب نخله بصاع من تمر طيب وكان تمر النبي صلى الله عليه وسلم هذا اللون فقال له النبي صلى الله عليه وسلم " انى لك هذا " . قال انطلقت بصاعين فاشتريت به هذا الصاع فان سعر هذا في السوق كذا وسعر هذا كذا . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ويلك اربيت اذا اردت ذلك فبع تمرك بسلعة ثم اشتر بسلعتك اى تمر شيت " . قال ابو سعيد فالتمر بالتمر احق ان يكون ربا ام الف��ة بالفضة قال فاتيت ابن عمر بعد فنهاني ولم ات ابن عباس - قال - فحدثني ابو الصهباء انه سال ابن عباس عنه بمكة فكرهه
Bana Muhammed b. Abbâd ile Muhammed b. Hatim ve İbni Ebî Ömer hep birden Süfyân b. Uyeyne'den rivayet ettiler. Lâfız İbni Abbâd'ındır. (Dediki): Bize Süfyân, Amr'dan, o da EbÛ Salih'den naklen rivayet etti. Ebû Salih şunları söylemiş : Ben Ebû Saîd El-Hudrî'yi: Dinar mukabilinde dînâr; dirhem mukabilinde dirhem misli misline satılır. Kim fazla verir veya alırsa muhakkak ribâ yapmıştır; derken işittim de kendisine: Ama İbni Abbas böyle söylemiyor; dedim. Bunun üzerine: Ben İbni Abbas'la görüştüm; ve: Söylediğin lâfı gördün mü? Bu senin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir şey midir, yoksa bunu Allah (Azze ve Celle)'nin kitabında mı buldun? diye sordum. Bunu ne Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim; ne de Allah'ın kitabında buldum. Lâkin bana Usâme.b, Zeyd rivayet etti, ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ribâ nesîededir.» buyurmuşlar, cevabını verdi
حدثني محمد بن عباد، ومحمد بن حاتم، وابن ابي عمر، جميعا عن سفيان بن، عيينة - واللفظ لابن عباد - قال حدثنا سفيان، عن عمرو، عن ابي صالح، قال سمعت ابا سعيد الخدري، يقول الدينار بالدينار والدرهم بالدرهم مثلا بمثل من زاد او ازداد فقد اربى . فقلت له ان ابن عباس يقول غير هذا . فقال لقد لقيت ابن عباس فقلت ارايت هذا الذي تقول اشىء سمعته من رسول الله صلى الله عليه وسلم او وجدته في كتاب الله عز وجل فقال لم اسمعه من رسول الله صلى الله عليه وسلم ولم اجده في كتاب الله ولكن حدثني اسامة بن زيد ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " الربا في النسيية
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Amr en-Nâkıd, ishak b. İbrahim ve ibni Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız Amr'ındır. İshâk: Bize haber verdi, tâbirini kullandı. Ötekiler şöyle dediler: Bize Süfyân b. Uyeyne, Ubeydullah b. Ebî Yezîd'den naklen rivayet etti ki, İbni Abbâs'ı şunları söylerken işitmiş. Bana Usâme b. Zeyd haber verdiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ribâ ancak nesîededir.» buyurmuşlar
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وعمرو الناقد، واسحاق بن ابراهيم، وابن ابي عمر، - واللفظ لعمرو - قال اسحاق اخبرنا وقال الاخرون، حدثنا سفيان بن عيينة، عن عبيد، الله بن ابي يزيد انه سمع ابن عباس، يقول اخبرني اسامة بن زيد، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " انما الربا في النسيية
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Affan rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. Her iki râvi demişler ki: Bize İbni Tâvûs, babasından, o da İbni Abbas'dan, o da Usâme b. Zeyd'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Peşin olan şeyde ribâ yoktur.» buyurmuşlar
حدثنا زهير بن حرب، حدثنا عفان، ح وحدثني محمد بن حاتم، حدثنا بهز، قالا حدثنا وهيب، حدثنا ابن طاوس، عن ابيه، عن ابن عباس، عن اسامة بن زيد، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " لا ربا فيما كان يدا بيد
Bize El-Hakem b. Mûsâ rivayet etti. (Dediki): Bize Hikl, Evzâî'den rivayet etti. (Demişki): Bana Ata' b. Ebî Rabâh rivayet etti ki, Ebû Saîd El-Hudrî İbni Abbas'a rast gelerek kendisine: Sarf hakkındaki sözünü gördün mü! Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir şey olarak mı, yoksa Allah (Azze ve Celle'nin kitabında bulduğun bir şey olarak mı söyledin? diye sormuş. İbni Abbas: Asla söylemem! Bir kere Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i siz benden daha iyi bilirsiniz; Kitâbullaha gelince: Onu da bilmiyorum. Yalnız bana Usâme b. Zeyd rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Dikkat!.. Ribâ ancak nesîededir.» buyurmuşlar; cevabını vermiş
حدثنا الحكم بن موسى، حدثنا هقل، عن الاوزاعي، قال حدثني عطاء بن ابي، رباح ان ابا سعيد الخدري، لقي ابن عباس فقال له ارايت قولك في الصرف اشييا سمعته من رسول الله صلى الله عليه وسلم ام شييا وجدته في كتاب الله عز وجل فقال ابن عباس كلا لا اقول اما رسول الله صلى الله عليه وسلم فانتم اعلم به واما كتاب الله فلا اعلمه ولكن حدثني اسامة بن زيد ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " الا انما الربا في النسيية
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Osman'ındır. İshâk (Bize haber verdi)) tâbirini kullandı. Osman: Bize Cerîr, Muğîre'den naklen rivayet etti; dedi. Muğîre şunu söylemiş: Şibâk, İbrahim'e sordu da İbrahim, Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayette bulundu. (Demişki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ribâyı yiyene de, yedirene de lanet buyurdu. Râvi diyor ki: Ben, kâtibine de, şahidlerine de (lanet etmedi) mi? dedim. (Abdullah) : Biz ancak İşittiğimizi söyleriz; cevabını verdi. İzah 1598 de
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، واسحاق بن ابراهيم، - واللفظ لعثمان - قال اسحاق اخبرنا وقال، عثمان حدثنا جرير، عن مغيرة، قال سال شباك ابراهيم فحدثنا عن علقمة، عن عبد الله، قال لعن رسول الله صلى الله عليه وسلم اكل الربا وموكله . قال قلت وكاتبه وشاهديه قال انما نحدث بما سمعنا
Bize Muhammed b. Es-Sabbâh ile Züheyr b. Harb ve Osman b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hüşeym rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'z-Züheyr, Câbir'den naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Ribâyi yiyene, yedirene, kâtibine ve şahidlerine lanet etti ve: «Onlar müsavidirler.» buyurdu
حدثنا محمد بن الصباح، وزهير بن حرب، وعثمان بن ابي شيبة، قالوا حدثنا هشيم، اخبرنا ابو الزبير، عن جابر، قال لعن رسول الله صلى الله عليه وسلم اكل الربا وموكله وكاتبه وشاهديه وقال هم سواء
Bize Muhammed b. Abdİllâh b. Numeyr El-Hemdânî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ, Şa'bî'den, o da Nu'man b. Beşîr'den naklen rivayette bulundu. Şa'bî: Nu'man'ı şunları söylerken dinledim, demiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim (ve Nu'man iki parmağı ile kulaklarına uzanmış) : «Şüphesiz halâl aşikâr, haram da aşikârdır; ama aralarında bir takım şüpheli şeyler vardır ki, onları insanlardan birçoğu bilmez. İmdi bu şüphelerden kim korunursa dîni ve ırzı için berâet almıştır. Her kim bu şüphelere düşerse harama konar. Korunan bir yerin etrafında hayvan otlatan çobanın hayvanlarını oraya kaçırması yakıncactk olduğu gibi. Dikkat!.. Her hükümdarın bîr mahrûresi vardır. Dikkat!.. Allah'ın mahrûresi de haram kıldığı şeylerdir. Dikkat!.. Bedende bîr et parçası vardır ki, bu parça işe yarayışlı olursa bütün beden yarayışlı olur; bozuk olursa bütün beden bozulur. Dikkat!.. O da kalptir.»
حدثنا محمد بن عبد الله بن نمير الهمداني، حدثنا ابي، حدثنا زكرياء، عن الشعبي، عن النعمان بن بشير، قال سمعته يقول سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول واهوى النعمان باصبعيه الى اذنيه " ان الحلال بين وان الحرام بين وبينهما مشتبهات لا يعلمهن كثير من الناس فمن اتقى الشبهات استبرا لدينه وعرضه ومن وقع في الشبهات وقع في الحرام كالراعي يرعى حول الحمى يوشك ان يرتع فيه الا وان لكل ملك حمى الا وان حمى الله محارمه الا وان في الجسد مضغة اذا صلحت صلح الجسد كله واذا فسدت فسد الجسد كله الا وهي القلب
{…} Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet eyledi. H. Bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ b. Yûnus haber verdi. Her iki râvi: Bize. bu isnâdla bu hadîsin mislini Zekerîyyâ rivayet etti, demişlerdir
وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا وكيع، ح وحدثنا اسحاق بن ابراهيم، اخبرنا عيسى بن يونس، قالا حدثنا زكرياء، بهذا الاسناد مثله
{…} Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Mutarrif'le Ebû Ferva El-Hemdânî'den naklen haber verdi. H. Bize Kuteybe b. Said dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kûb yâni İbni Abdirrahmân El-Kaarî, İbni Aclân'dan, o da Abdurrahman b. Said'den naklen rivayette bulundu. Bu râvilerin hepsi Şa'bî'den, o da Nu'mân b. Beşîr'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadisi rivayet etmişlerdir. Şu kadar var ki, Zekeriyya'nın hadîsi onların rivayetinden daha tamam ve daha uzundur
وحدثنا اسحاق بن ابراهيم، اخبرنا جرير، عن مطرف، وابي، فروة الهمداني ح وحدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا يعقوب، - يعني ابن عبد الرحمن القاري - عن ابن عجلان، عن عبد الرحمن بن سعيد، كلهم عن الشعبي، عن النعمان بن بشير، عن النبي صلى الله عليه وسلم بهذا الحديث غير ان حديث زكرياء اتم من حديثهم واكثر
Bize Abdülmelik b. Şüayb b. Leys b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bana babam, dedemden rivayet etti. (Demişki): Bana Hâlid b. Yezîd rivayet etti. (Demişki): Bana Saîd b. Ebî Hilâl, Avn b. Abdillah'dan, o da Âmir Eş-Şa'bî'den naklen rivayette bulundu, ki Şa'bî' Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sahabisi Nu'mân b. Beşîr b, Sa'd'ı Hıms'da halka hutbe îrâd ettiği sırada şunları söylerken işitmiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Helâl aşikâr, haram da aşikârdır. .» buyururken işittim... Müteakiben Zekeriyya'nın Şa'bî'den rivayet ettiği hadîs gibi tâ «İçine düşmesi yakıncacıktır...» cümlesine kadar rivayette bulunmuştur. İzah için buraya tıklayın
حدثنا عبد الملك بن شعيب بن الليث بن سعد، حدثني ابي، عن جدي، حدثني خالد، بن يزيد حدثني سعيد بن ابي هلال، عن عون بن عبد الله، عن عامر الشعبي، انه سمع نعمان بن بشير بن سعد، صاحب رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو يخطب الناس بحمص وهو يقول سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " الحلال بين والحرام بين " . فذكر بمثل حديث زكرياء عن الشعبي الى قوله " يوشك ان يقع فيه
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti, (Dediki): Bize Zekeriyyâ, Âmir'den rivayet etti. (Demişki): Bana Câbir b. Abdillâh rivayet etti ki: Kendisi hastalanmış bir devesinin üzerinde gidiyormuş; derken deveyi başı boş bırakmak istemiş. Câbir diyor ki: Müteakiben bana Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yetişti; ve benim için dua ederek hayvana vurdu. Bunu müteâkıb deve öyle yürüdü ki (o ana kadar) böyle yürüdüğü olmamıştı. «Bunu bana bir okıyyeye sat!» buyurdular. Olmaz, dedim. Sonra: «Sat onu bana!» buyurdu. Ben de bir okıyyeye sattım; ama üzerindeki yükü evime götürmeyi istisna ettim. Yükü götürdüğümde deveyi kendilerine getirdim. Bana parasını saydılar. Sonra döndüm. Hemen arkamdan birini göndererek: «Acaba deveni alayım diye sana fiyat kırdım mı dersin? Dirhemlerinle birlikte deveni de al! O senindir.» buyurdular
حدثنا محمد بن عبد الله بن نمير، حدثنا ابي، حدثنا زكرياء، عن عامر، حدثني جابر بن عبد الله، انه كان يسير على جمل له قد اعيا فاراد ان يسيبه قال فلحقني النبي صلى الله عليه وسلم فدعا لي وضربه فسار سيرا لم يسر مثله قال " بعنيه بوقية " . قلت لا . ثم قال " بعنيه " . فبعته بوقية واستثنيت عليه حملانه الى اهلي فلما بلغت اتيته بالجمل فنقدني ثمنه ثم رجعت فارسل في اثري فقال " اتراني ماكستك لاخذ جملك خذ جملك ودراهمك فهو لك
{…} Bize bu hadîsi Aliy b. Haşrem de rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ yâni İbni Yûnus, Zekeriyyâ'dan, o da Âmir'den naklen haber verdi. Âmir; Bana Câbir b. Abdillâh İbni Numeyr hadîsi gibi rivayet etti, demiş
وحدثناه علي بن خشرم، اخبرنا عيسى، - يعني ابن يونس - عن زكرياء، عن عامر، حدثني جابر بن عبد الله، بمثل حديث ابن نمير
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile ishâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Osman'ındır, (ishâk: Bize haber verdi; tâbirini kullandı.) Osman: Bize Cerîr, Mugîre'den, o da Şa'bî'den, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayette bulundu, dedi. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte gazada bulundum. Altımda nerdeyse yürüyemez hâle gelmiş hasta bir sucu devem olduğu halde bana yetiştiler; ve bana: «Devene ne oldu?» diye sordular. Hastadır; dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilerleyerek hayvanı sürdü ve ona dua etti. Bundan sonra hayvan bütün develerin önünde gitmeye başladı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana : «Deveni nasıl görüyorsun?» diye sordu. Afiyette (görüyorum), ona senin bereketin isabet etti; dedim. «Onu bana satar mısın?» buyurdu. Ben utandım. Ondan başka su taşıyan devemiz yoktu. Ama : Evet, dedim; ve Medine'ye varıncaya kadar sırtı benim olmak şartiyle deveyi kendilerine sattım. Ona: Yâ Resûlâllah, ben damadım; diyerek kendilerinden izin istedim. Bana izin verdiler. Bunun Üzerine Medine'ye müteveccihen oradan ilerledim. Nihayet Medine'ye vardım. Beni dayım (Cedd b. Kays) karşıladı ve deveyi sordu. Onun hakkında ne yaptığımı kendisine haber verince beni ayıpladı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kendisinden izin istediğim vakit: «Ne aldın, bakire mi, dul mu?» diye sormuştu. Ben kendilerine dul aldım; cevâbını verdim. «Birbirinizle oynaşacağınız bir bakire ile evlense idin ya!» buyurdu. — Yâ Resûlâllahî Babam vefat etti (yahut şehîd oldu). Küçük küçük kız kardeşlerim var. Onların emsaliyle evlenip de (karımın) onları terbiye edemiyeceğinden, onlara bakamayacağından korktum da onlara baksın ve terbiye etsin diye dul ile evlendim, dedim. ; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye gelince deveyi kendilerine götürdüm. Bana parasını verdiler, deveyi de iade buyurdular
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، واسحاق بن ابراهيم، - واللفظ لعثمان - قال اسحاق اخبرنا وقال، عثمان حدثنا جرير، عن مغيرة، عن الشعبي، عن جابر بن عبد الله، قال غزوت مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فتلاحق بي وتحتي ناضح لي قد اعيا ولا يكاد يسير قال فقال لي " ما لبعيرك " . قال قلت عليل - قال - فتخلف رسول الله صلى الله عليه وسلم فزجره ودعا له فمازال بين يدى الابل قدامها يسير . قال فقال لي " كيف ترى بعيرك " . قال قلت بخير قد اصابته بركتك . قال " افتبيعنيه " . فاستحييت ولم يكن لنا ناضح غيره قال فقلت نعم . فبعته اياه على ان لي فقار ظهره حتى ابلغ المدينة - قال - فقلت له يا رسول الله اني عروس فاستاذنته فاذن لي فتقدمت الناس الى المدينة حتى انتهيت فلقيني خالي فسالني عن البعير فاخبرته بما صنعت فيه فلامني فيه - قال - وقد كان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لي حين استاذنته " ما تزوجت ابكرا ام ثيبا " . فقلت له تزوجت ثيبا . قال " افلا تزوجت بكرا تلاعبك وتلاعبها " . فقلت له يا رسول الله توفي والدي - او استشهد - ولي اخوات صغار فكرهت ان اتزوج اليهن مثلهن فلا تودبهن ولا تقوم عليهن فتزوجت ثيبا لتقوم عليهن وتودبهن - قال - فلما قدم رسول الله صلى الله عليه وسلم المدينة غدوت اليه بالبعير فاعطاني ثمنه ورده على
Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, A'meş'den, o da Salim b. Ebi'I-Ca'd'dan, o da Câbir'den naklen rivayette bulundu. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Mekke'den Medine'ye yollandık. Derken benim devem hastalandı... Câbir hadîsi kıssasiyle rivayet etmiştir. Bu hadîste şu da vardır: Sonra bana: «Şu deveni bana sat!» buyurdular. Ben: — Hayır; o senindir; dedim. «Yok! Sen onu bana sat!» dediler. Ben (yine) ; — Hayır; o senindir yâ Resûlâllah! dedim. «Yok! Sen onu bana sat!» buyurdular. Ben : — Bir adamın bende bir okıyye altın alacağı var. Bu para mukabilinde deve senin olsun! dedim. «Onu aldım. Ama sen yükünü onunla Medine'ye götür!» buyurdular. Medine'ye geldiğimde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bilâl'e : «Ona bir okıyye altın ver; biraz da ziyade et!» buyurdu. Bilâl bana bir okıyye altın verdi; bir kırât da ziyade etti. Bunun üzerine ben: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ziyâdesi benden ayrılmasın dedim. Bu para bir kesemin içinde duruyordu. Nihayet Harra harbinde onu Şamlılar aldı
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا جرير، عن الاعمش، عن سالم بن ابي الجعد، عن جابر، قال اقبلنا من مكة الى المدينة مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فاعتل جملي . وساق الحديث بقصته وفيه ثم قال لي " بعني جملك هذا " . قال قلت لا بل هو لك . قال " لا بل بعنيه " . قال قلت لا بل هو لك يا رسول الله . قال " لا بل بعنيه " . قال قلت فان لرجل على اوقية ذهب فهو لك بها . قال " قد اخذته فتبلغ عليه الى المدينة " . قال فلما قدمت المدينة قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لبلال " اعطه اوقية من ذهب وزده " . قال فاعطاني اوقية من ذهب وزادني قيراطا - قال - فقلت لا تفارقني زيادة رسول الله صلى الله عليه وسلم - قال - فكان في كيس لي فاخذه اهل الشام يوم الحرة