Loading...

Loading...
Kitap
285 Hadis
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temimi ile Ebû Bekir b. İshâk rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize İbni Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Gassâıı haber verdi. (Dediki) Bana Ebû Hâzim, Sehl b. Sa'd (Radiyallahu anh )'dam naklen rivayet etti. Sehl şöyle dedi, Şu ayet (yani): (Size ak iplik kara iplikten seçilinceye kadar yiyin, için) kavl-i ilâhisi nazil olunca bazı kimseler oruç tutmak istedimi her biri ayaklarına bîr siyah bir de beyaz iplik bağlarlar da, bu iplikleri birbirinden seçinceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bundan sonra Allah (Fecirin) kavlini indirdi. Bu suretle Allah'ın bu âyetten gece ile gündüzü ımırâd ettiğini anladılar
حدثني محمد بن سهل التميمي، وابو بكر بن اسحاق قالا حدثنا ابن ابي مريم، اخبرنا ابو غسان، حدثني ابو حازم، عن سهل بن سعد، - رضى الله عنه - قال لما نزلت هذه الاية { وكلوا واشربوا حتى يتبين لكم الخيط الابيض من الخيط الاسود} قال فكان الرجل اذا اراد الصوم ربط احدهم في رجليه الخيط الاسود والخيط الابيض فلا يزال ياكل ويشرب حتى يتبين له رييهما فانزل الله بعد ذلك { من الفجر} فعلموا انما يعني بذلك الليل والنهار
Bize Yahya b. Yahya ile Muhammed b. Rumh rivayet » ettiler. (Dediler ki): Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteyhetü'bnü Said de rivayet etti. (Dediki) Bize Leys, ibni Şihâh'dan o da Salim b. Abdîllah'dan, o da Abdullah (Radiyallahu anh)'dan o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet eyledi, şöyle buyurmuşlar : (Bilâl geceleyin ezan okur, İmdi siz ibru Ummü Mektum'ün ezanını İşitinceye kadar yiyip için.»)
حدثنا يحيى بن يحيى، ومحمد بن رمح، قالا اخبرنا الليث، ح وحدثنا قتيبة بن، سعيد حدثنا ليث، عن ابن شهاب، عن سالم بن عبد الله، عن عبد الله، - رضى الله عنه - عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال " ان بلالا يوذن بليل فكلوا واشربوا حتى تسمعوا تاذين ابن ام مكتوم
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki) Bana Yûnus ibni Şihâb'dan, o da Salim b. Abdillah'dan o da Abdullah b. Ömer (Radiyallahû anhuma)'dan naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Gerçekten Bilâl geceleyin ezan okuyor. Binâenaleyh siz ibni Ummü Mektâm'un ezanını işitinceye kadar yiyip için.» buyururken işittim
حدثني حرملة بن يحيى، اخبرنا ابن وهب، اخبرني يونس، عن ابن شهاب، عن سالم بن عبد الله، عن عبد الله بن عمر، - رضى الله عنهما - قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ان بلالا يوذن بليل فكلوا واشربوا حتى تسمعوا اذان ابن ام مكتوم
Bize ibni Numeyr rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. (Dediki) Bize Ubeydullah, Nâfi'den o da ibni Ömer (Radiyallahu anhûma)'dan naklen rivayet eyledi, şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'în, biri Bilâl, diğeri â'mâ ibni Ümınü Mektûm olmak üzere iki müezzini vardı. Bir defa ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki Bilâl geceleyin ezan okur, Binâenaleyh siz ibnî Ummü Mektûm ezan okuyuncaya kadar yiyip için.» buyurdular. Halbuki ikisinin ezanı arasında, ancak birinin inip diğerinin (minareye) çıkacağı kadar fasıla bulunurdu
حدثنا ابن نمير، حدثنا ابي، حدثنا عبيد الله، عن نافع، عن ابن عمر، - رضى الله عنهما - قال كان لرسول الله صلى الله عليه وسلم موذنان بلال وابن ام مكتوم الاعمى فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان بلالا يوذن بليل فكلوا واشربوا حتى يوذن ابن ام مكتوم " . قال ولم يكن بينهما الا ان ينزل هذا ويرقى هذا
{…} Bize yine ibni Numeyr rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. (Dediki) Bize UbeyduIIah rivayet etti. (Dediki) Bize Kaasim, Aişe (Radiyallahû anha)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etti
وحدثنا ابن نمير، حدثنا ابي، حدثنا عبيد الله، حدثنا القاسم، عن عايشة، - رضى الله عنها - عن النبي صلى الله عليه وسلم بمثله
{…} Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Üsâme rivayet etti. (Dediki) Bize Abde haber verdi. H. Bize İbnu'l-Müsennâ dahi rivayet etti. (Dediki) Bize Hanımad b. Mes'ade rivayet eyledi. Bu râvilerin hepsi Ubeydullah'dan her iki isnâdla İbni Numeyr hadisi gibi rivayette bulundular. İzah Bu hadisi Buhari «Kitâbu's-Savm»'de tahric etmiştir. El-Mühelleb diyor ki: «Bu hadisin muhtelif lafızlarından anlaşıldığına göre Hz. Bilal'in vazifesi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in emrettiği vakitte geceleyin ezan okumakmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu, namaz kılan namazı kessin, uyuyan uyansın da sahur yemeğini yememişse yesin, diye yapmıştır. Bütün bunları Hz. İbni Mes'ud, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den rivayet etmiştir. Ashâb-ı kiram, Hz. Bilâl'in ezanından sonra sahur yerlerdi. Hadis-i şerif, Abdullah İbni Ümmu Mektûm ezanının Bilâl (Radiyallahü anh)'ın ezanına yakın olduğuna delildir. Hadisin bâzi rivayetlerinde «İbni Ümmü Mektûm'a: — Sabahladın, sabahladın, denilirdi.» cümlesi vardır. Bu gösteriyor ki: Ibni Ümmü Mektûm Hazretleri fecrin doğmasına yakın yahut fecir doğarken ezan okumağa dikkat eder, vakti bildirmek için Hz. BilâI'in ezanı ile iktifa etmezmiş. Zira Hz. Bilâl ezanını muhtelif vakitlerde okurmuş. Bu hadisde «Birinin inip diğerinin (minareye) çıkacağı kadar fasıla bulunurdu.» denilmesi bazı zamanlardaki müşâhadeye mebnîdir. Çünkü ezanı her gece aynı vakitte okusa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun ezanı ile iktifa eder: «îbni Ümmü Mektum ezan okuyuncaya kadar yiyip için.» buyurmaz, «Bilâl ezanı bitirdimi, yiyip içmeyi kesin.» emrini verirdi. îbni Ümmü Mektûm a'ma bir zât idi. Bu sebeple vaktin geldiğini kendisine haber veren bir adamı bulunması muhtemeldir. Çünkü böyle biri bulunmasa vaktin geldiğini ekseriya bilemezdi. îbni Vehb'in, Yûnus tarikiyle İbni Şihâb'dan, onun da Salim 'den naklettiği bir rivayet de bu ihtimali teyid eder. Mezkur hadisde: ‘’Îbni Ümmü Mektûm gözü görmez bir zât idi. Cemâat kendisine fecir doğdukta (ezanı oku.) demedikçe ezan okumazdı.’’ denilmektedir
وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا ابو اسامة، ح وحدثنا اسحاق، اخبرنا عبدة، ح وحدثنا ابن المثنى، حدثنا حماد بن مسعدة، كلهم عن عبيد الله، بالاسنادين كليهما . نحو حديث ابن نمير
Bize Züheyr b. harb rivayet etti. (Dediki) Bize İsmail b. İbrahim, Süleymân-i Teymi'dcn, o da Ebû Osman'dan, o da İbni Mes'ûd (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. İbııî Mes'ûd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sizden hiç birinizi Bilâl'ın ezanı -yahut Bilâl'in nidası- sahurundan menetmesin. Çünkü o namaz kılanınıza namazı kestirmek ve uyuyanınızı uyandırmak için geceleyin ezan okur -yahut nida eder.» buyurdu. Ve elini doğrultarak kaldırdı da : «Fecir şöyle ve şöyle olmakla değil, şöyle oluncaya kadardır.» buyurdu ve iki parmağını araladı
حدثنا زهير بن حرب، حدثنا اسماعيل بن ابراهيم، عن سليمان التيمي، عن ابي، عثمان عن ابن مسعود، - رضى الله عنه - قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يمنعن احدا منكم اذان بلال - او قال نداء بلال - من سحوره فانه يوذن - او قال ينادي - بليل ليرجع قايمكم ويوقظ نايمكم " . وقال " ليس ان يقول هكذا وهكذا - وصوب يده ورفعها - حتى يقول هكذا " . وفرج بين اصبعيه
{…} Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Hâlid yâni Ahmar, Süleymân-i Teymi'den bu isnâdla rivayette bulundu. Yalnız o şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) parmaklarını topladı, sonra onları yere doğru çevirerek: — Şu şekilde oldu aydınlık fecir değildir. Fecir şöyle olandır, buyurdu ve iki şahadet parmağını birbiri üzerine koyarak ellerini uzattı.»
حدثنا ابن نمير، حدثنا ابو خالد، - يعني الاحمر - عن سليمان التيمي، بهذا الاسناد غير انه قال " ان الفجر ليس الذي يقول هكذا " . وجمع اصابعه ثم نكسها الى الارض " ولكن الذي يقول هكذا " . ووضع المسبحة على المسبحة ومد يديه
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki) Bize Cerîr ile Mu'temir b. Süleyman ikisi birden Süleymân-ı Teymî'den bu isnadla haber verdiler. Mu'temir'in hadîsi: «Uyuyanınızı uyandırır, namaz kılanınızı da namazını kestirir.» cümlesinde sona erer. İshâk dedi ki: «Cerir kendi rivayetinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fecri kastederek: Şöyle olmak değil, böyle olmaktır. Yani fecir genişliğine görünen aydınlıktır, uzunluğuna z'hur eden aydlınlıkdeğildir.» buyurdu.) dedi.» İzah 1094 de
وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا معتمر بن سليمان، ح وحدثنا اسحاق بن، ابراهيم اخبرنا جرير، والمعتمر بن سليمان، كلاهما عن سليمان التيمي، بهذا الاسناد . وانتهى حديث المعتمر عند قوله " ينبه نايمكم ويرجع قايمكم " . وقال اسحاق قال جرير في حديثه " وليس ان يقول هكذا ولكن يقول هكذا " . يعني الفجر هو المعترض وليس بالمستطيل
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülvâris, Abdullah b. Süvâdete'l-Kuşeyri'den naklen rivayet eyledi. (Demişki): Bana babam rivayet etti, o da Semûratü'bnü Cündeb'i şunu söylerken işitmiş: Ben, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Sakın sizden birinizi ne Bilâl'ın nidası ne de yayılmadıkça şu aydınlık sahurdan menetmesin.» buyururken dinledim
حدثنا شيبان بن فروخ، حدثنا عبد الوارث، عن عبد الله بن سوادة القشيري، حدثني والدي، انه سمع سمرة بن جندب، يقول سمعت محمدا، صلى الله عليه وسلم يقول
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) Bize İsmail b. Uleyye rivayet eyledi. (Dediki): Bana Abdullah b. Sevâde, babasından, o da Semûratü'bnü Cündeb (Radiyallahu anh) 'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sakın bizi ne Bilâl'in ezanı ve sahabın direk gibi görünen aydınlığına işaretle- ne de şu beyazlık şu şekilde dağılmadikça aldatmasın.» buyurdular
وحدثنا زهير بن حرب، حدثنا اسماعيل ابن علية، حدثني عبد الله بن سوادة، عن ابيه، عن سمرة بن جندب، - رضى الله عنه - قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يغرنكم اذان بلال ولا هذا البياض - لعمود الصبح - حتى يستطير هكذا
Bana Ebu'r-Rabi' Ez-Zehrâni rivayet etti. (Dediki) Bize Abdullah b. Sevadete'I-Kuşeyri, babasından, o da Semuratü'bnü Cündeb (Radiyalîahu anh)'dan naklen rivayet eyledi, şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Sakın ne Bilâl'ın ezanı ne de ufukda şöyle görünen uzun aydınlık Şu şekilde yayılıncaya kadar sahurunuzdan sizi aldatmasın.» buyurdular. Hammâd bunu iki eliyle göstererek genişliğine zuhur eden aydınlığını anlatmak istediğini hikâye etmiştir
وحدثني ابو الربيع الزهراني، حدثنا حماد، - يعني ابن زيد - حدثنا عبد الله، بن سوادة القشيري عن ابيه، عن سمرة بن جندب، - رضى الله عنه - قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يغرنكم من سحوركم اذان بلال ولا بياض الافق المستطيل هكذا حتى يستطير هكذا " . وحكاه حماد بيديه قال يعني معترضا
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti (Dediki) Bize Şu'be, Sevâde'den naklen rivayet eyledi. (Demişki): Ben, Seınuratu'bnü Cündeb {Radiyalluhu anh)'ı hutbe okuyarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet ederken dinledim: «Sizi ne Bilâl'ın nidası ne de fecir görününceye kadar -Yahut fecir yarılıneaya kadar görülen şu aydınlık aldatmasın»
حدثنا عبيد الله بن معاذ، حدثنا ابي، حدثنا شعبة، عن سوادة، قال سمعت سمرة، بن جندب - رضى الله عنه - وهو يخطب يحدث عن النبي صلى الله عليه وسلم انه قال " لا يغرنكم نداء بلال ولا هذا البياض حتى يبدو الفجر - او قال - حتى ينفجر الفجر
{…} Bize bu hadisi İbnü'l-Müsennâ dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Davud rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be haber verdi. (Dediki): Bana Sevadetü'bnü Hanzalete'l-Kuşeyri haber verdi, Senuıratü'hnü Cündeb (Radiyallahu anh)'ı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururdu... derken dinledim, diyerek bu hadisi anlattı. İzah İbni Mesûd (Radiyallahu anh) hadîsini Buhâri «Ezan» ve «Talâk» bahislerinde, Ebû Dâvud , Nesâi ile İbni Mâce «Kitâbu's-Savm» da tahrîc etmişlerdir. Hz. Bilal'in geceleyin ezan okuması sabahın yaklaştığım bildirmek içindir. Tâki teheccüd namazı kılanlar namazı keserek biraz uyusunlar da, sabah namazına neşatla kalksınlar, uyuyanlar da uyanarak azcık teheccüd namazı kılsınlar yahut sahur yemeği yesinler, sonra yıkanarak veya abdest alarak sabah naanazına hazır olsunlar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mübarek eliyle işaret ederek gösterdiği birinci fecirden murâd Fccr-i Kâzib yâni alaca karanlıktır. Bunun hakikati ufukta yukarıdan aşağı doğru sarkan bir aydınlıktır. Sonra tekrar kaybolur. Fecr-i Kâzib geceden sayılır. Onunla sabah namazının vakti girmiş sayılmaz. O anda sahur yemeği yenilebilir. RcsûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikinci işareti ile Fecr-i Sadık'ı yâni hakiki tanyeri ağarmasını göstermiştir. Bunun mâhiyeti aydınlığın ufukta genişliğine yayılmasıdır. Bu aydınlık sabahı bildirir. Onunla sabah namazının vakti girer
وحدثناه ابن المثنى، حدثنا ابو داود، اخبرنا شعبة، اخبرني سوادة بن حنظلة، القشيري قال سمعت سمرة بن جندب، - رضى الله عنه - يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم . فذكر هذا
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Hüseyin, Abdullaziz b. Süheyl'den, o da Enes'den naklen haber verdi. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb, İbni Uleyye'den, o da Abdülazîz'den, o da Enes (Rcdiyallahu anh)'dan naklen rivayet ettiler. H. Bize Kuteyebtü'bnü Said dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Katâde ile Abdülazîz b. Süheyb'den, onlar da Enes (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti, Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sahur yeyin. Çünkü sahurda bereket vardır.» buyurdular. İzah için buraya tıklayın
حدثنا يحيى بن يحيى، قال اخبرنا هشيم، عن عبد العزيز بن صهيب، عن انس، ح . وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وزهير بن حرب، عن ابن علية، عن عبد العزيز، عن انس، رضى الله عنه ح . وحدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا ابو عوانة، عن قتادة، وعبد العزيز بن صهيب، عن انس، - رضى الله عنه - قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " تسحروا فان في السحور بركة
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Leys, Musa b. Uley'den, o da babasından, o da Amrü'bnü'l-As'dan naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bizim orucumuzla ehl-i kitabın orucu orasında hudut, sahur yemeğidir.» buyurmuşlar
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا ليث، عن موسى بن على، عن ابيه، عن ابي قيس، مولى عمرو بن العاص عن عمرو بن العاص، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " فصل ما بين صيامنا وصيام اهل الكتاب اكلة السحر
{…} Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe hep birden Veki'den rivayet ettiler. H. Bana, bu hadîsi Ebu't-Tahir dahi rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb haber verdi. Her iki râvi Musa b. Uley'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. İzah 1097 de Eğer 1095’i okumadı iseniz okuyun
وحدثنا يحيى بن يحيى، وابو بكر بن ابي شيبة جميعا عن وكيع، ح وحدثنيه ابو الطاهر، اخبرنا ابن وهب، كلاهما عن موسى بن على، بهذا الاسناد
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Veki', Hişam'dan, o da Katade'den, o da Enes'den,: o da Zeydü'bnü Sabit (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti, şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte sahur yedik. Sonra namaza kalktık.» Râvi diyor ki: «Ben, sahur ile namazın arasında ne kadar müddet vardı? diye sordum. Zeyd: — Elli âyet, cevabını verdi.»
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا وكيع، عن هشام، عن قتادة، عن انس، عن زيد بن ثابت، - رضى الله عنه - قال تسحرنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم ثم قمنا الى الصلاة . قلت كم كان قدر ما بينهما قال خمسين اية
{…} Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki) Bize Yezîdü'bnü Harun rivayet eyledi. (Dediki) Bize Hemmam haber vefdi. H. Bize İbnu'l-Müsenna da rivayet etti. (Dediki) Bize Ömerü'bnü Âmir rivayet etti. Her iki râvi Katade'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır
وحدثنا عمرو الناقد، حدثنا يزيد بن هارون، اخبرنا همام، ح وحدثنا ابن المثنى، حدثنا سالم بن نوح، حدثنا عمر بن عامر، كلاهما عن قتادة، بهذا الاسناد
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülaziz b. Ebi Hâzim, babasından, o da Sehlü'bnü Sa'd (Radiyallahu anh) dan naklen haber verdi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İnsanlar iftarı acele yapmaya devam ettikleri müddetçe hayırla yaşamakta dâimdirler.» buyurmuşlar
حدثنا يحيى بن يحيى، اخبرنا عبد العزيز بن ابي حازم، عن ابيه، عن سهل، بن سعد - رضى الله عنه - ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " لا يزال الناس بخير ما عجلوا الفطر