Loading...

Loading...
Kitap
193 Hadis
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Allah'ın eli dopdoludur, harcamak onu eksiltmez, o gece ve gündüz daima cömerttir. " Yine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah 'ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri infak ve in'am ettiği nimetlerin mahiyetini bana bildirebilir misiniz? Şüphesiz bunca harcama onun elindeki nimetlerden hiçbir şeyi eksiItmemiştir" demiştir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir de 'Çünkü onun tahtı su üzerinde kurulmuştur'(Hud 7) onun diğer elinde adalet terazisi vardır ki onun kefesini alçaltır, yükseltir" demiştir
حدثنا ابو اليمان، اخبرنا شعيب، حدثنا ابو الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " يد الله ملاى لا يغيضها نفقة، سحاء الليل والنهار وقال ارايتم ما انفق منذ خلق السموات والارض، فانه لم يغض ما في يده وقال عرشه على الماء وبيده الاخرى الميزان يخفض ويرفع
İbn Ömer r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Şüphesiz Allah kıyamet gününde bütün arzı avucunun içine alır, gökler de onun sağ elinde olur. Sonra 'Melik ancak benim!' der
حدثنا مقدم بن محمد، قال حدثني عمي القاسم بن يحيى، عن عبيد الله، عن نافع، عن ابن عمر رضى الله عنهما عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال " ان الله يقبض يوم القيامة الارض وتكون السموات بيمينه ثم يقول انا الملك ". رواه سعيد عن مالك. وقال عمر بن حمزة سمعت سالما سمعت ابن عمر عن النبي صلى الله عليه وسلم بهذا. وقال ابو اليمان اخبرنا شعيب، عن الزهري، اخبرني ابو سلمة، ان ابا هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يقبض الله الارض
İbn Ömer r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Şüphesiz Allah kıyamet gününde bütün arzı avucunun içine alır, gökler de onun sağ elinde olur. Sonra 'Melik ancak benim!' der
حدثنا مقدم بن محمد، قال حدثني عمي القاسم بن يحيى، عن عبيد الله، عن نافع، عن ابن عمر رضى الله عنهما عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال " ان الله يقبض يوم القيامة الارض وتكون السموات بيمينه ثم يقول انا الملك ". رواه سعيد عن مالك. وقال عمر بن حمزة سمعت سالما سمعت ابن عمر عن النبي صلى الله عليه وسلم بهذا. وقال ابو اليمان اخبرنا شعيب، عن الزهري، اخبرني ابو سلمة، ان ابا هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يقبض الله الارض
Abdullah b. Mes'ud şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir Yahudi geldi ve "Ya Muhammed! Allah gökleri bir parmağında, yer tabakalarını bir parmağında, dağları bir parmağında, bütün ağaçları bir parmağında, öbür yaratıkları da bir parmağında tutar, sonra me lik ancak benim der" dedi. Bu haber üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem azı dişleri görününceye kadar güldü, sonra "Allah'ın kadrini hakkıyla bilemediler"(En'am 91) ayetini okudu
حدثنا مسدد، سمع يحيى بن سعيد، عن سفيان، حدثني منصور، وسليمان، عن ابراهيم، عن عبيدة، عن عبد الله، ان يهوديا، جاء الى النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا محمد ان الله يمسك السموات على اصبع والارضين على اصبع، والجبال على اصبع، والشجر على اصبع، والخلايق على اصبع، ثم يقول انا الملك. فضحك رسول الله صلى الله عليه وسلم حتى بدت نواجذه ثم قرا {وما قدروا الله حق قدره}. قال يحيى بن سعيد وزاد فيه فضيل بن عياض عن منصور عن ابراهيم عن عبيدة عن عبد الله فضحك رسول الله صلى الله عليه وسلم تعجبا وتصديقا له
Abdullah b. Mesud şöyle demiştir: Kitap ehlinden bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve "Ey Ebü'l-Kasım' Şüphesiz Allah gökleri bir parmağında, yer tabakalarını bir parmağında, bütün ağaçları bir parmağında, toprakları bir parmağında, diğer mahlukları da (beşinci) parmağında tutar. Sonra 'Melik ancak benim, me lik ancak benim!' buyurur" dedi. İbn Mesud dedi ki: Bu söz üzerine ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in azı dişleri görününceye kadar güldüğünü gördüm. Sonra "Allah'ın kadrini hakkıyla bilemediler" ayetini okudu. Fethu'l-Bari Açıklaması: Yüce Allah'ın "Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? sözü." İbn Battal şöyle demiştir: Bu ayette Allah'ın "iki el"i olduğu ifade edilmektedir. Bu onun zatı sıfat1arındandır. Yoksa Allah'ın organı olduğunu iddia eden Müşebbihe ve olmadığını ileri süren Cehmiyyenin aksine bunlar birer organ değildir. Allah'ın iki elinin kudret manasına olduğunu iddia edenlere bilginlerin şu ittifakları yeterli bir cevaptır: Allah'ın elinin var olduğunu söyleyenlerin görüşüne göre, onun bir kudreti vardır, yok olduğunu söyleyenlerin görüşüne göre ise kudreti yoktur. Çün'Ü onlar şöyle diyorlar: Allah kendi zatıyla kadirdir. Allah'ın iki elinin kudret manasında olmadığını onun İblise hitaben "ma menaake en tescüde li md halaktu bi yedeyye==iki elimle yarattığı ma secde etmekten seni men eden nedir?"(Sad 75) ifadesi göstermektedir. Bu ifade İblisin secde etmesini gerekli kılan şeyin ne olduğuna işaret etmektedir. Eğer el "kudret" manasında olsaydı, Adem ile İblis Allah'ın kudretiyle yaratılma noktasında aynı olduklarından aralarında hiçbir fark olmazdı. İmam Buhari bu başlık altında dört hadise yer vermiştir. Üçüncü hadisin dört rivayet yolu, dördüncüsünün iki rivayet yolu vardır. Birinci hadis Enes'in şefaatle ilgili naklettiği hadistir. Bu hadisin geniş bir açıklaması, Rikak Bölümünün sonlarında geçmişti. Hadisin buraya alınmasından maksat, mahşer halkının Adem'e hitaben "Allah seni kendi eliyle yarattı" şeklindeki ifadeleridir. "Allah'ın eli dopdoludur (mel'a)." "Mel'a" veya "mel'an" kelimesinden maksat doluluğun ayrılmaz parçasıdır ki bu Allah'ın son derece zengin olması demektir. Allah katında yaratıkların bilgisi açısından nihayetsiz bir rızık vardır. "La yağıduha=harcamak onu eksiltmez." Arapçada "ğade'l-mau yağidu" su eksildi demektir. "Sehhau" devamlı döken, sürekli akan demektir. "el-Leyl ve'n-nehar" bu iki kelime zarf olarak gece ve gündüz daima akıtan, döken demektir. Bu iki kelimeyi merfu olarak "el-Ieylu ve'n-neharu" şeklinde okumak da mümkündür. "Eraeytum ma enfeka=Onun infak ettiği nimetlerin mahiyetini bana bildirebilir misiniz?" Bu cümle basiret sahibi olan kimseye bunun gayet açık ve net olduğu yolunda bir uyarıdır. "Onun arşı (tahtı) su üzerine kurulmuştur." Burada "el-arş=taht" kelimesinin zikredilmesi, "O gökleri ve yeri yarattı" ifadesinden sonra bunu duyan kimsenin kafasında "Acaba bundan önce durum nasıldı?" şeklinde bir düşünce uyanmasıdır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Allah'ın arşının gökleri ve yeri yaratmadan önce su üzerine kurulu olduğunu gösteren bir ifade kullanmıştır. Nitekim Bed'ü'l-halk Bölümünde geçen İmran b. Husayn hadisinde de buna benzer bir cümle yer almıştı: "Ezelde Allah vardı ve ondan önce hiçbir şey yoktu. Onun tahtı (arşı) suyun üzerine kuruluydu. Sonra gökleri ve yeri yarattı." "Onun diğer elinde adalet terazisi vardır ki onun kefesini alçaltır, yükseltir." Yani terazi yi alçaltır ve yükseltir. Beyhaki şöyle demiştir: Bazı nazar ehli alimler "el-yedd=el" kelimesinin "organ" değil, "sıfat" olduğu kanaatine varmışlardır. Onlara göre kitap veya sahih sünnette bu kelime her geçtiğinde maksat, "yed=el" kelimesinin onlarla birlikte yapılan şeye taallukudur. Şu kelimeler buna örnektir: "et-Tayy=Oürüp, bükmek", "el-ahz=almak", "el-kabz=yakalamak", "el-bast=yaymak", "el-kabOI=kabul etmek", "eş-şuhh = cimrilik" , "el-infak=harcamak" ve bunun dışında herhangi bir benzerlik sözkonusu olmaksızın sıfatın muktezasına taalluk eden başka şeyler. Böyle bir anlayışta asla benzetme sözkonusu değildir. Başka bilginler ise bunların kendilerine uygun bir şekilde tevil edileceği kanaatine varmışlardır
Muğire'nin nakline göre Sa'd b. Ubade "Eğer ben karımın yanında (yabancı) bir erkek görsem onu kılıcımın geniş yüzü ile değil, keskin tarafıyla vurur öldürürdüm" dedi. Onun bu sözü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaşınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Sa'd b. Ubade'nin bu kıskançlığına hayret mi ediyorsunuz? Valiahi ben Sa'd'den daha kıskancım. Allah da benden daha kıskançtır. İşte Allah'ın bu kıskançlığından dolayıdır ki açık, kapalı bütün çirkin işleri haram kılmıştır. Allah'tan daha çok özür seven hiçbir kimse yoktur. İşte bundan dolayıdır ki Allah birçok müjdeciler ve uyarıcılar göndermiştir. Bir de Allah'tan daha çok övülme ve senayı seven kimse de yoktur. İşte bundan dolayıdır ki kendisine itaat edenlere cenneti vaat etmiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal şöyle demiştir: Bu yaklaşım Yüce Allah'ın "o, kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarını bilendir"(Şura 25) ayet-i kerimesinden alınmadır. Bu hadisteki "özür" Allah'a yönelme ve dönme anlamındadır. Kadi İyad ise şöyle demiştir: Hadisin manası şudur: Allah, Nebileri, yaratıklarını cezalandırmadan önce uyarmak ve bahanelerini ellerinden almak için göndermiştir. Hadisin manası "İnsanların Nebilerden sonra Allah'a karşı bahaneleri olmasın"(Nisa 165) ayet-i kerimesi gibidir. Kurtub!, el-Müfhim adlı eserinde maan! alimlerinden birinin şu yaklaşımına yer verir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Allah'tan daha çok özür seven hiçbir kimse yoktur" ifadesini Sa'd b. Ubade'ye hitaben "Allah 'tan daha kıskanç hiçbir şahıs yoktur" ifadesinin ardından söylemiştir. Böylece Sa'd b. Ubadeyi doğru olanın onun düşündüğü gibi olmadığı noktasında uyarmak ve onun karısı ile birlikte yakaladığı kişiyi derhal öldürmeye kalkışmasına engelolmaktır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem adeta şöyle demiş olmaktadır: Allah senden daha kıskanç olduğu halde mazereti sevdiğine ve ancak delil ikame ettikten sonra hesaba çektiğine göre sen bu durumda nasıl olur da hemen o kişiyi öldürmeye yeltenirsin! İbn Battal şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu ifade ile Yüce Allah'ın kullarına mükafatlarını vermek için kendisine itaat etmeleri, layık olmadığı şeylerden kendisini tenzih etmeleri ve nimetleri dolayısıyla onu övmeleri sebebiyle onları methetmek istemiştir. Kurtub! şöyle der: Övgünün kıskançlık ve özürle birlikte zikredilmesi, Sa'd'a doğruyu bulabilmesi için kıskançlığına kapılarak hareket etmemesi, acele davranmaması tam aksine ağır başlılıkla, yumuşaklıkla hareket edip, olayı araştırması yolunda bir uyarıdır. Uyarıdan amaç Sa'd'ın hakkı tercih ettiği, nefsini heyecana kapıldığı bir sırada baskı altına alıp, ona hakim olduğu için tam bir methu senaya ermesidir
Sehl b. Sa'd'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem birisine "Kur'an'dan ezberinde bir şey var mı?" diye sordu. O zat da "Evet,ezberimde şu sure, şu sure vardır" diye birtakım surelerin isimlerini saydı. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi s.a.v. de Kur'an'a 'şey' ismini vermiştir." İmam Buhari burada Sehl b. Sa'd hadisine yer vermiştir. Bu hadiste "Kur'an'dan ezberinde bir şey var mı?" diye bir cümle vardır. Bu, Nebi s.a.v.'e mehir istemeksizin evlenme teklif eden kadınla ilgili uzunca hadisten kısaltılarak alınmış bir cümledir. Hadis uzun haliyle açıklamasıyla birlikte Nikah bölümünde geçmişti. Kur'an'a neden "şey" denmesine gelince, Kur'an'ın bir kısmı Kur'an'dan sayılır ve Yüce Allah o parçaya "şey" adını vermiştir. "Yüce Allah 'Onun zatından başka her şey yok olacaktır' diye haber vermiştiL" İbn Battal, İmam Buhari'nin yukarıdaki başlığı Abdulaziz b. Yahya el-Mekkl'nin ifadesinden çekip aldığını işaret etmiştir. Çünkü o Kitabu'l-Hiyede isimli eserinde şöyle demektedir: Yüce Allah varlığını ispat ve yokluğu kendisinden uzak kılmak için kendi nefsine "şey" ismini vermiştir. Aynı şekilde kendi nefsine icra ettiği şeyi kelamına da etmiştir ve "şey" sözcüğünü kendi isimlerinden kılmamış, aksine kendisinin "bir şey" olduğunu ifade etmiştir. Böylece çeşitli milletlerin içinde varolan dehrileri ve ilah inkarcılarını yalanlamayı hedeflemiştir. Allah'ın ezeli ilminde ileride isimlerini inkar edecek, insanların kafasını karıştıracak ve kelamını yaratılmış şeylerin arasına katacak kimseler geleceği mevcuttu. Bundan dolayı "Onun benzeri hiçbir şey yoktur"(Şura 11 buyurmuştur. Böylece o kendi nefsini ve kelamını yaratılmış olan şeylerin dışında tutmuş, sonra kelamını nefsini vasfettiği şeylerle niteleyerek şöyle buyurmuştur: "Allah'ı layık olduğu şekilde tanımadılar. Çünkü 'Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi' dediler. "(En'am 91) Ve ''Allah'a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken 'bana da vahyolundu' diyenden ... daha zalim kim vardırf"(En'am 93) Böylece Yüce Allah nefsine delalet eden şeyle kelamına da delalet etmiştir ve kelamının zat! sıfatlarından birisi olduğunun bilinmesini istemiştir. "Şey" diye isimlendirilen her sıfat "mevcuttur" manasındadır. •
حدثنا عبد الله بن يوسف، اخبرنا مالك، عن ابي حازم، عن سهل بن سعد، قال النبي صلى الله عليه وسلم لرجل " امعك من القران شىء ". قال نعم سورة كذا وسورة كذا. لسور سماها
İmran b. Husayn şöyle anlatmıştır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında bulunduğum bir sırada birden Temim oğullarından bir topluluk çıkageldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara "Müjdeyi kabul edin ey Temim oğulları!" buyurdu. Onlar "Sen bize müjdeledin. (Beytü'l-mal'den dünyalık da) ver!" dediler. Bu sırada Yemen halkından birtakım insanlar içeriye girdiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sefer onlara "Ey Yemenliler! Temim oğulları müjdeyi kabul etmek istemediler" buyurdu. Yemenliler "Biz kabul ettik (Ya Resulallah!) Esasen bizler senin yanına din hususunda derin anlayışlar kazanalım ve senden bu işin (yani yaratılışın) ewelinde neler olduğunu soralım diye geldik!" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem " (Ezelde) Allah vardı ve ondan önce hiçbir şey yoktu. Allah'ın arşı su üzerinde bulunuyordu. Sonra Allah gökleri ve yeri yarattı. Sonra (levhde) kainatın tamamını takdir ve tespit edip yazdı" dedi. Sonra tam bu sırada bana bir adam geldi ve "Ya İmran! Yetiş deven kaçıp gittil" dedi. Ben hemen deveyi aramak üzere gittim. Bir de ne göreyim, benimle devem arasını serap kesmişti. Allah'a yemin ederim ki keşke devem gitmiş olsaydı da ben yerimden kalkmasaydım (ve Nebiin sözlerini dinleseydim) diye arzu ettim
حدثنا عبدان، عن ابي حمزة، عن الاعمش، عن جامع بن شداد، عن صفوان بن محرز، عن عمران بن حصين، قال اني عند النبي صلى الله عليه وسلم اذ جاءه قوم من بني تميم فقال " اقبلوا البشرى يا بني تميم ". قالوا بشرتنا فاعطنا. فدخل ناس من اهل اليمن فقال " اقبلوا البشرى يا اهل اليمن اذ لم يقبلها بنو تميم ". قالوا قبلنا. جيناك لنتفقه في الدين ولنسالك عن اول هذا الامر ما كان. قال " كان الله ولم يكن شىء قبله، وكان عرشه على الماء، ثم خلق السموات والارض، وكتب في الذكر كل شىء ". ثم اتاني رجل فقال يا عمران ادرك ناقتك فقد ذهبت فانطلقت اطلبها، فاذا السراب ينقطع دونها، وايم الله لوددت انها قد ذهبت ولم اقم
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah'ın sağ eli dopdoludur. Harcamak onu eksiltmez. O, gece gündüz daima çok cömert olup devamlı verir durur. Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri verdiği nimetlerinin mahiyetini bana bildirebilir misiniz? Şu muhakkak ki onun sağ elindeki nimetler hiç eksilmez. Onun arşı su üzerindedir. Onun diğer elinde de feyiz veya kabz (yani tutma) vardır ki (bir kısım kavimleri) yükseltir, (diğer bazılarını da) alçaltır
حدثنا علي بن عبد الله، حدثنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن همام، حدثنا ابو هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " ان يمين الله ملاى لا يغيضها نفقة سحاء الليل والنهار، ارايتم ما انفق منذ خلق السموات والارض فانه لم ينقص ما في يمينه، وعرشه على الماء وبيده الاخرى الفيض او القبض يرفع ويخفض
Enes şöyle demiştir: Zeyd b. Harise geldi. Eşi Zeyneb binti Cahş'tan şikayet ediyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de (Zeyd zevcesini boşamak istedikçe) ona "Ya Zeyd! Allah'tan kork, eşini yanında tut" diyordu. Aişe r.anha eğer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın kitabından bir şey gizleseydi, şu "Eşini yanında tut. Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa uuracağı şeyi insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah'tır"(Ahzab 37) ayetini gizlerdi demiştir. Enes şöyle dedi: Zeyneb bnt. Cahş, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in diğer kadınlarına karşı övünür ve "Sizleri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile kendi aileleriniz evlendirdi. Halbuki beni onunla yedi kat göklerin üstünden Yüce Allah evlendirdil" derdi. Ravi Sabit el-Bünanı 'fillah'ın açığa u uracağı şeyi insanlardan çekinerek içinde gizliyordun" ayeti Zeyneb ile Zeyd b. Harise hakkında indi demiştir
حدثنا احمد، حدثنا محمد بن ابي بكر المقدمي، حدثنا حماد بن زيد، عن ثابت، عن انس، قال جاء زيد بن حارثة يشكو فجعل النبي صلى الله عليه وسلم يقول " اتق الله، وامسك عليك زوجك ". قالت عايشة لو كان رسول الله صلى الله عليه وسلم كاتما شييا لكتم هذه. قال فكانت زينب تفخر على ازواج النبي صلى الله عليه وسلم تقول زوجكن اهاليكن، وزوجني الله تعالى من فوق سبع سموات. وعن ثابت {وتخفي في نفسك ما الله مبديه وتخشى الناس} نزلت في شان زينب وزيد بن حارثة
Enes b. Malik şöyle dedi: Hicab ayeti (Ahzab 37) Zeyd ve Zeyneb bnt. Cahş'ın hakkında indi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O gün Zeyneb'in düğün yemeği olarak insanlara et ve ekmek yedirdi. Zeyneb de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in diğer eşlerine karşı övünüp, iftihar ederdi ve "Şüphesiz Allah beni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile gökte nikah etti" derdi
حدثنا خلاد بن يحيى، حدثنا عيسى بن طهمان، قال سمعت انس بن مالك رضى الله عنه يقول نزلت اية الحجاب في زينب بنت جحش واطعم عليها يوميذ خبزا ولحما وكانت تفخر على نساء النبي صلى الله عليه وسلم وكانت تقول ان الله انكحني في السماء
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yüce Allah bütün yaratıkları yaratmayı hükmettiği zaman arşının üstünde yanında bulunan bir kitapta şunu yazdı: 'Şüphesiz benim rahmetim gazabımı geçmiştir'" dedi
حدثنا ابو اليمان، اخبرنا شعيب، حدثنا ابو الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " ان الله لما قضى الخلق كتب عنده فوق عرشه ان رحمتي سبقت غضبي
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'a ve onun Resulüne iman eder de namaz kılar ve ramazan orucu tutarsa onu cennete koymak Allah üzerine bir hak olur. O kimse ister Allah yolunda hicret etsin, isterse üzerinde doğduğu toprağında otursun." Bunun üzerine sahabiler "Ya Resulallah! Bu müjdeyi insanlara haber vermeyelim mi?" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şüphesiz cennette yüz derece vardır. Allah onları kendi yolunda cihad eden mücahitler için hazırladı. Her iki derecenin arasındaki mesafe gökle yer arasındaki mesafe gibidir. Sizler Allah'tan istediğiniz zaman firdevsi isteyin. Çünkü o cennetin en üstünü ve en yüksek olanıdır. Firdevsin üstünde Rahmanın arşı vardır. Cennetin ırmakları firdevsten fışkırıp akarlar" buyurdu
حدثنا ابراهيم بن المنذر، حدثني محمد بن فليح، قال حدثني ابي، حدثني هلال، عن عطاء بن يسار، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " من امن بالله ورسوله، واقام الصلاة، وصام رمضان، كان حقا على الله ان يدخله الجنة هاجر، في سبيل الله، او جلس في ارضه التي ولد فيها ". قالوا يا رسول الله افلا ننبي الناس بذلك. قال " ان في الجنة ماية درجة اعدها الله للمجاهدين في سبيله، كل درجتين ما بينهما كما بين السماء والارض، فاذا سالتم الله فسلوه الفردوس، فانه اوسط الجنة واعلى الجنة، وفوقه عرش الرحمن، ومنه تفجر انهار الجنة
Ebu Zerr şöyle demiştir: Ben mescide girdim, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oturmakta idi. Güneş batınca bana "Ya Eba Zerr! Bu güneş nereye gider bilir misin?" diye sordu. Ebu Zerr dedi ki: Ben "Allah ve Resulü en iyi bilendir" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Güneş gider, secde halinde izin ister de kendisine izin verilir. Sanki ona 'Nereden geldin ise oraya dön!' denilir. O da battığı taraftan doğar" buyurdu. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Zalike mustekarrun leM=Bu onun için belirlenen yerdir" ayetini okudu. Bu okuyuş, Abdullah b. Mesud'un okuyuşuna göredir
حدثنا يحيى بن جعفر، حدثنا ابو معاوية، عن الاعمش، عن ابراهيم هو التيمي عن ابيه، عن ابي ذر، قال دخلت المسجد ورسول الله صلى الله عليه وسلم جالس، فلما غربت الشمس قال " يا ابا ذر هل تدري اين تذهب هذه ". قال قلت الله ورسوله اعلم. قال " فانها تذهب تستاذن في السجود فيوذن لها، وكانها قد قيل لها ارجعي من حيث جيت. فتطلع من مغربها ". ثم قرا {ذلك مستقر لها} في قراءة عبد الله
Zeyd b. Sabit şöyle demiştir: Ebu Bekir bana haber gönderip çağırttı ve Kur'an'ın toplanması için ardına düşüp gereği gibi araştırmamı emretti. Araştırmamın sonunda et-Tevbe suresinin sonunu Ebu Huzeyme el-Ensari'nin beraberinde (yazılı) olarak buldum, bu ayetten ondan başka kimsenin yanında yazılı olarak bulmadım. Ayet 'Andolsun size kendinizden öyle bir Nebi gelmiştir ki"(Tevbe 128) şeklinde başlayıp, surenin sonuna kadar devam ediyordu
حدثنا موسى، عن ابراهيم، حدثنا ابن شهاب، عن عبيد بن السباق، ان زيد بن ثابت،. وقال الليث حدثني عبد الرحمن بن خالد، عن ابن شهاب، عن ابن السباق، ان زيد بن ثابت، حدثه قال ارسل الى ابو بكر فتتبعت القران حتى وجدت اخر سورة التوبة مع ابي خزيمة الانصاري لم اجدها مع احد غيره {لقد جاءكم رسول من انفسكم} حتى خاتمة براءة. حدثنا يحيى بن بكير، حدثنا الليث، عن يونس، بهذا وقال مع ابي خزيمة الانصاري
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem keder ve sıkıntı zamanında şu duayı okurdu: "La ilahe illaIlahu'l-alimu'l-Halim. La ilahe illallahu Rabbu'l-arşi'l-azim. La ilahe illallahu Rabbu's-semavati ve'l-ardi ve Rabbu'l-arşi'l-kerim = Allah'tan başka ilah yoktu, ancak azamet hilm sahibi Allah vardır. Allah'tan başka ilah yoktur, ancak büyük arşın sahibi Allah vardır. Allah'tan başka ilah yoktur, ancak göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve kerim arş'ın Rabbi olan Allah vardır
حدثنا معلى بن اسد، حدثنا وهيب، عن سعيد، عن قتادة، عن ابي العالية، عن ابن عباس رضى الله عنهما قال كان النبي صلى الله عليه وسلم يقول عند الكرب " لا اله الا الله العليم الحليم لا اله الا الله رب العرش العظيم لا اله الا الله رب السموات ورب الارض رب العرش الكريم
Ebu Said el-Hudri r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kıyamet gününde insanlar (o günün şiddetinden) bayılıp düşeceklerdir. O anda ben kendimi Musa'ya yakın bulacağım. Musa arşın direklerinden birisine tutunmuş bulunacak
حدثنا محمد بن يوسف، حدثنا سفيان، عن عمرو بن يحيى، عن ابيه، عن ابي سعيد الخدري، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال النبي صلى الله عليه وسلم " الناس يصعقون يوم القيامة فاذا انا بموسى اخذ بقايمة من قوايم العرش ". وقال الماجشون عن عبد الله بن الفضل، عن ابي سلمة، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " فاكون اول من بعث فاذا موسى اخذ بالعرش
Ebu Said el-Hudri r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kıyamet gününde insanlar (o günün şiddetinden) bayılıp düşeceklerdir. O anda ben kendimi Musa'ya yakın bulacağım. Musa arşın direklerinden birisine tutunmuş bulunacak
حدثنا محمد بن يوسف، حدثنا سفيان، عن عمرو بن يحيى، عن ابيه، عن ابي سعيد الخدري، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال النبي صلى الله عليه وسلم " الناس يصعقون يوم القيامة فاذا انا بموسى اخذ بقايمة من قوايم العرش ". وقال الماجشون عن عبد الله بن الفضل، عن ابي سلمة، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " فاكون اول من بعث فاذا موسى اخذ بالعرش
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "(Her gün) bir grup melek geceleyin, diğer bir grup melek de gündüzün birbirlerini izleyerek size gelirler. Bunlar sabah ile ikindi namazıarında buluştuktan sonra aranızda kalmış olanlar semaya yükselirler. Rableri onların hallerini en iyi bilir iken yine meleklere 'Kullarımı ne halde bıraktınızP' diye sorar. Onlar da 'Onları namaz kılarlarken bıraktık, nitekim namaz kılarlarken bulmuştuk" cevabını verirler
حدثنا اسماعيل، حدثني مالك، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة رضى الله عنه ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " يتعاقبون فيكم ملايكة بالليل وملايكة بالنهار، ويجتمعون في صلاة العصر وصلاة الفجر، ثم يعرج الذين باتوا فيكم فيسالهم وهو اعلم بكم فيقول كيف تركتم عبادي فيقولون تركناهم وهم يصلون واتيناهم وهم يصلون
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Her kim helal kazancından bir tek hurma değerinde bir şey sadaka verirse -ki Allah Teala'ya helal olandan başkası yükselmez- şüphesiz Allah onu sağ eliyle kabul eder. Sonra o tek hurma kadar sadakayı dağ gibi oluncaya kadar sizden birbirinizin tayını dikkatle büyüttüğü gibi sadaka sahibi için büyütür
وقال خالد بن مخلد حدثنا سليمان، حدثني عبد الله بن دينار، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من تصدق بعدل تمرة من كسب طيب، ولا يصعد الى الله الا الطيب، فان الله يتقبلها بيمينه، ثم يربيها لصاحبه كما يربي احدكم فلوه، حتى تكون مثل الجبل ". ورواه ورقاء عن عبد الله بن دينار عن سعيد بن يسار عن ابي هريرة عن النبي صلى الله عليه وسلم " ولا يصعد الى الله الا الطيب
حدثنا عمر بن حفص بن غياث، حدثنا ابي، حدثنا الاعمش، سمعت ابراهيم، قال سمعت علقمة، يقول قال عبد الله جاء رجل الى النبي صلى الله عليه وسلم من اهل الكتاب فقال يا ابا القاسم ان الله يمسك السموات على اصبع، والارضين على اصبع، والشجر والثرى على اصبع، والخلايق على اصبع، ثم يقول انا الملك انا الملك. فرايت النبي صلى الله عليه وسلم ضحك حتى بدت نواجذه ثم قرا {وما قدروا الله حق قدره}
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا ابو عوانة، حدثنا عبد الملك، عن وراد، كاتب المغيرة عن المغيرة، قال قال سعد بن عبادة لو رايت رجلا مع امراتي لضربته بالسيف غير مصفح. فبلغ ذلك رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " تعجبون من غيرة سعد، والله لانا اغير منه، والله اغير مني، ومن اجل غيرة الله حرم الفواحش ما ظهر منها وما بطن، ولا احد احب اليه العذر من الله، ومن اجل ذلك بعث المبشرين والمنذرين ولا احد احب اليه المدحة من الله ومن اجل ذلك وعد الله الجنة ". وقال عبيد الله بن عمرو عن عبد الملك " لا شخص اغير من الله