Loading...

Loading...
Kitap
27 Hadis
Abdullah b. Ömer r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Doğru sözlü olan ve söyledikleri tasdik edilen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Her biriniz annesinin karnında kırk günde bir araya getirilir. Daha sonra bunun gibi (kırk gün içinde) bir alaka olur. Daha sonra bunun gibi (kırk günde) bir çiğnemlik et olur. Daha sonra Allah bir melek gönderir ve ona dört şey emredilir: O kişinin rızkı, eceli, bedbaht mı mutlu mu olacağı. Daha sonra ona ruh üfler. Allah'a yemin ederim ki sizden biri -ya da bir adam- cehennem ehlinin amelini işler, cehennem ile arasında sadece bir arşın ya da bir kulaç mesafe kalır. Bu arada yazgı galip gelir, o da cennet ehlinin amelini işler ve cennete girer. Bir adam da cennet ehlinin am elini işler, cennet ile arasında sadece bir arşın ya da bir kulaç mesafe kalır. Bu arada yazgı galip gelir, o da cehennem ehlinin amelini işler ve cehenneme girer
حدثنا ابو الوليد، هشام بن عبد الملك حدثنا شعبة، انباني سليمان الاعمش، قال سمعت زيد بن وهب، عن عبد الله، قال حدثنا رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو الصادق المصدوق قال " ان احدكم يجمع في بطن امه اربعين يوما، ثم علقة مثل ذلك، ثم يكون مضغة مثل ذلك، ثم يبعث الله ملكا فيومر باربع برزقه، واجله، وشقي، او سعيد، فوالله ان احدكم او الرجل يعمل بعمل اهل النار، حتى ما يكون بينه وبينها غير باع او ذراع، فيسبق عليه الكتاب، فيعمل بعمل اهل الجنة، فيدخلها، وان الرجل ليعمل بعمل اهل الجنة، حتى ما يكون بينه وبينها غير ذراع او ذراعين، فيسبق عليه الكتاب، فيعمل بعمل اهل النار، فيدخلها ". قال ادم الا ذراع
Enes İbn. Malik r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini nakletmiştir: Allah rahme bir melek gönderir, melek şöyle der: "Ey bu ceninin Rabbi, ey bu rahme tutunan embriyonun Rabbi, ey bu bir çiğnemlik etin Rabbi." Allah bu cenini yaratmak istediyse o zaman melek şöyle der: "Ey erkeğin veya dişinin Rabbi, bu varlık bedbaht mı, mutlu mu? Rızkı nedir? Eceli ne zamandır?" Bunun üzerine o kişi henüz anne karnında iken bunlar yazılır. Fethu'l-Bari Açıklaması: Ebu''I-Muzaffer es-Sem'anı şöyle demiştir: Bu konuyu anlamanın yolu, kitap ve sünnetle yetinmek, salt akıl ve kıyasa dayanmamaktır. Bu konuda kitap ve sünnetle yetinmeyen dalalete düşer, hayret ve şaşkınlık içinde kalır. Kalbi mutmain olmaz. Çünkü kader Allah'ın sırlarından biri olup her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah'a ait bir bilgidir. Allah kendisi dışında herkesle bu bilgi arasına perde koymuş, kendi bildiği bir hikmetten dolayı da bu bilgiyi yarattığı varlıkların akıl ve marifetlerinden uzak tutmuştur. Bu hikmeti hiçbir Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve melek bilememiştir. Kader sırrının insanlara ancak cennete girdikleri zaman açıklanacağı cennete girmeden bu sırrın ortaya çıkmayacağı söylenmiştir. İmam Müslim, Tavus'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından bazı kimselerin her şey bir kaderledir, dediklerini duydum. Abdullah İbn. Ömer de Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den naklen acizlik ve akıl dahil her şey bir kaderledir, demiştir. Akıl, acizliğin zıddıdır. Hem dünya hem ahiret işlerinde maharettir. Bu sözün anlamı, Allah'ın ilmi ve iradesi olmadan hiçbir şeyin vücuda gelemeyeceğidir. Fiillerimizi bilip isteyerek yapmış olsak da Allah'ın dilemesi olmaksızın biz bunları gerçekleştiremeyiz. Hadiste de buna işaret edilmektedir. Tavus da bu durumu merfu ve mevkuf rivayetlerle anlatmıştır. Bu rivayetler "Çünkü Biz her şeyi bir takdir ile yarattık. "(Kamer, 49) ayetine mutabıktır. Bu ayet Allah'ın her şeyi yaratıp takdir ettiğine delalet etmektedir. "O her şeyi yaratandır" ve "Allah sizi ve yaptıklarınızı yaratandır" ayetlerinden çok daha açık bir şekilde delalet etmektedir. Selef ve halef alimleri arasında bu ayetin kaderi inkar edenlere karşı nazil olduğu kanaati yaygındır. Selef alimleri"Hazineleri elimizin altında olmayan hiç bir şey yoktur Biz, onlan ancak belli bir miktar ile indiririz"(Hier,21) ayetinde buyrulduğu gibi, tüm işlerin Allah'ın takdiri ile gerçekleştiğini kesin olarak ifade ederler. Daha sonra bunun gibi bir çiğnemlik et olur: Bunun gibi ifadesinden kasıt bir halden bir hale geçmenin, daha önceki halin süresi kadar olmasıdır. Alaka, donmuş, koyu kandır. İçindeki rutubetten ve yanındakine tutunmasından ötürü alaka diye adlandırılmıştır. Sonraki halin bir çiğnemlik et olarak adlandırılması ise çiğnenebilecek bir et parçası büyüklüğünde olmasından dolayıdır. Ona dört şeyemredilir: Küşmiheni rivayetinde dört sayısı müzekker olarak zikredilmiştir. Sayılan müphemse sayının müzekker ya da müennes olması caizdir. Ceninin durumu ile ilgili dört hususu yazması emredilmiştir. Adem rivayetinde ise "Dört kelime yazması emredilir" denilmiştir. Çoğunluğun rivayeti de böyledir. Kelimelerden kasıt takdir edilenlerdir. Her bir takdir bir kelime olarak adlandırılmıştır. Her bir şahıs için ya bedbahtlık ya da mutluluk yazılır, bir arada bulunmaları mümkün olsa da bir kişi için ikisi birlikte yazılmaz. Çünkü iki şey bir araya gelince hüküm ağır basan istikametindedir. Ardı ardına gelirlerse o zaman da hüküm sondakine göre verilir. Bu nedenle dört hususla yetinilmiş, beşincisi sayılmamıştır. Rızkın yazılmasından kasıt az veya çok olması, haram veya helal olmasıdır. Ecelden kasıt ise ömrün uzun ya da kısa olmasıdır. Amelden kasıt ise salih veya fas it olmasıdır. Bedbaht ya da mutlu olmanın anlamı meleğin, cemnın ömrünü, rızkını, amelini yazması gibi bu iki kelimeden birini yazmasıdır. Bedbaht olmak da mutlu olmak da, rivayetin kalan kısmından anlaşılacağı üzere, kişinin ömrünün sonunda nasılolacağı bakımındandır. Cehennem ehlinin amelini işler: Buradaki '-:"' harf-i cerri, zaittir. Asıl ifade, harf-i cersizdir. Kişinin amellerinin cehennem ehlinin amellerine benzemesi anlamındadır. Hadisin zahirinden anlaşılan bu kişinin bu amelleri işlemesi ancak ölümüne yakın zamanda tam tersi bir hal üzere olmasıdır. Bu hadis Sehl rivayetinde şöyle nakledilmiştir: İnsanlara cennet ehlinin amellerini işliyormuş gibi görünür.» Dolayısıyla bu rivayet, son anların kötü olmasından bahseden bu başlığın hadisinden farklı olarak, münafık ya da riyakar kimseler hakkında olduğuna hükmedilir. Cennet ehlinİn amelini işler: Sözlü ve fiili inanç ve ibadetler bakımından cennet ehlinin amelini işler. Hafaza melekleri bunları yazarlar, bunların bir kısmı kabul edilir, bir kısmı reddedilir. Yazgı galip gelir: Yazgının galip gelmesi, muhtevasının galip gelmesidir. Burada muzaf (tamlanan) hazfedilmiştir. Yazılı olanların galip gelmesi anlamındadır. Amelleri onun mutlu bir son ile bu dünyadan ayrılacağını gösterirken, yazgı onun bedbaht olarak ayrılacağı yönündedir ve yazılı olan gerçekleşir. Bu durum galip gelmek olarak anlatılmıştır. Çünkü mağlup olanın değil, galip gelenin muradı gerçekleşir. Amel ve yazgı, kazanmak için koşan iki şahıs gibi düşünülecek olursa yazgı kazanır, am el kaybeder. Ebu Hureyre'den rivayet edilen hadiste ise şöyle buyrulmuştur: "Kişi uzun zaman boyunca cehennemliklerin amelini işler, ancak cennetliklerin ameli ile ölür." ' EI-Hattabi şöyle demiştir: Bu hadis mutlu kimsenin bedbaht, bedbaht kimsenin mutlu olabileceğini gösterir. Ancak bu amellerin zahiri itibariyledir. Allah'ın ilminde olan değişmez. Bu hadis insanın son nefesine itibar edileceğini gösterir. İbn Ebi Cemre şöyle demiştir: İyi bir hal üzere olsalar da ölüme yakın nasılolacaklarını bilmemeleri insanların boynunu büken bir durumdur. "Erkek olsun kadın olsun, kim mü'min olduğu halde salih amel işlerse Biz şüphesiz ona çok güzel bir hayat yaşatırız. Ve bunları elbette işlediklerinin en güzeliyle mükafatlandıracağız." (Nahl, 97) ayeti ise bu güzel hal üzere ölenlere mahsustur. Mutlu insanların hayatını yaşayıp bedbaht olarak ölen kimse hakikatte tüm hayatı boyunca Allah katında bedbahttır. Bunun tersi de aynı şekildedir. Buna muhalif olarak varit olan haberler ise bu doğrultuda tevil edilir. Bu hadiste öldükten sonra dirilmenin doğruluğuna dikkat çekilmiştir. Zira bir damla sudan, daha sonra bir alakadan, ardından bir çiğnemlik etten insanı yaratmaya güç yetiren varlık toprak olduktan sonra da bu insana yeniden ruh üfleyip parçalanan azalarını birleştirerek onu diriltmeye kadirdir. O bu adıları bir defada yaratmaya da kadirdi. Ancak hikmeti gereği anneye şefkat göstererek insanı aşamalarla yarattı. Aksi takdirde anne buna alışamayacak, meşakkati artacaktı. O da annenin karnında aşama aşama tamamlanacak şekilde insanı yarattı. Nihayet insan güzel suretli, akıl, anlama ve konuşma becerileri ile donatılıp üstün kılınmış bir varlık oldu. Kendisini yaratana şükretmesi, hakkıyla ibadet ve itaat etmesi, isyan etmemesi gerekliydi. Hadiste amellerin takdirinden önce ve sonra olanlar bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Önce olan Allah'ın ilminde var olandır. Sonra olan ise, hadiste belirtildiği üzere, cenin anne karnında iken onun için takdir edilendir. Bu hadisten hareketle dört aydan sonra düşen ceninin cenaze namazı kılınır. Zira artık ona ruh üflenmiştir. Şafii'nin eski görüşü ile Ahmed b. Hanbel ve İshak b. Rahuye'nin meşhur görüşleri bu doğrultudadır. Ahmed b. Hanbel, cenin dört ay on günlük olunca ona ruh üflendiğini bu nedenle bu süre sonunda düşmesi halinde cenaze namazının kılınacağını söylemiştir. Şafiı'nin yeni görüşü ise ceninin her aşamasında ruh bulunduğudur. Doğduktan sonra ağlar, nefes alır ve kıpırdar sonra da bu hayat belirtileri yok olursa ancak o zaman cenaze namazı kılınır, aksi takdirde kılınmaz. Bu hadiste kanaatkar olmak teşvik edilmiş, hırslı olmak yerilmiştir. Rızık takdir edilmişse onu istemek için temennide bulunmanın bir faydası yoktur. Kazanmak meşrudur, çünkü dünya hayatında ilahi hikmetin gerekli kıldığı sebeplerden biridir. Hadisten, amellerin cennete veya cehenneme girme sebebi olduğu sonucu da elde edilir. Bu sonuç "Hiçbirinizi amdi cennete sokmaz" hadisiyle çelişmez. Hadiste ölüm anının kötü olmasından Allah'a sığınmak teşvik edilmiştir. Selef ve halef alimlerin hepsi bununla amel etmişlerdir. Abdülhak Kitabu'j-akibet adlı eserinde, iç dünyası dosdoğru olan, dışarıdan bakılınca salih bir insan olduğu görünen kimsenin ölüm anının kötü olmayacağını belirtmiştir. İçinde fesat, şüphe bulunan, büyük günahları ısrarla işleyen, cüretkar kimseye aniden ölüm gelince o zaman şeytanın kendisini teslim alacağını söylemiştir. Bu da kötü son ile ölmenin sadece bir sebebi olur. Bu duruma düşmemek için Allah'a sığınırız. Ölüm anının nasılolacağı insanın çoğunluk ve ağırlıkla nasılolduğuna bağlıdır. Hadisten çıkarılacak sonuçlardan biri de Allah'ın kudretini hiçbir sebebin bağlamayacağıdır. Her şeyancak Allah'ın•dilemesiyle gerçekleşir. Cinsel birleşme çocuğun dünyaya gelişi için yegane sebep değildir. Zira her cinsel birleşme ile çocuk meydana gelmez. Ancak Allah dileyince çocuk olur. Hadisten çıkan bir netice de kesif varlıkların meydana gelmesi için latif varlıkların aksine uzun bir zamana ihtiyaç olduğudur. Ceninin aşama aşama meydana gelmesi ruhun üflenmesinin aksine uzun bir zaman gerektirir. Allah yeri yaratacağı zaman önce göğe yöneldi, kesif olmasından ötürü yeri bırakıp tek parça halinde göğü yarattı, daha sonra parçalara ayırıp yeri var etti. Adem'i yaratacağı zaman ona su ve çamurdan şekil verdi. Bir müddet bekletti, daha sonra ruh üfledi. Hadiste Allah'ın külliyatı bildiği gibi cüz'iyyatı da bildiği açıkça belirtilmiştir. Allah, kişinin halinin ayrıntılı olarak yazılmasını emretmiştir. Hadisten çıkan bir diğer sonuç da Allah'ın kainatı sevip hoşlanması nedeniyle değil, yaratıcısı ve takdir edicisi olarak istediğidir. Hayır ve şerlerin hepsinin, Allah'ın takdiri ve yaratması ile meydana geleceği de bu hadisten elde edilen hükümler arasındadır. Ahmed b. Hanbel ve Ebu Ya'la, Eyyub b. Ziyad tarikiyle Ubade b. el-Velid b. Ubade b. es-Samit'in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: Ubade hasta iken yanına gittim ve bana tavsiyelerde bulunmasını istedim. Şöyle dedi: Kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine iman etmedikçe imanın tadını alamazsın, Allah'ı bilmenin hakikatini idrak edemezsin. Bu da seni günaha düşürecek şeyin doğru yola götürmeyeceğini, doğruya götüren şeyin günaha düşürmeyeceğini bilmendir. Bu hususta "Bu hal üzere ölmezsen cehenneme girersin" denilmiştir. Hadiste açıklanan bir diğer husus da kaderin galip, akıbeti n gaip olduğudur. Bu nedenle hiç kimsenin zahire aldanmaması gereklidir. Dolayısıyla dualarda, dinde sebat ve hüsn-i hatime (mümin olarak ölmek) vurgulanır
İmran b. Husayn şöyle rivayet etmiştir: Bir adam "Ey Allah'ın Resulü, cennet ehlinin ve cehennem ehlinin kimler oldukları bilinebilir mi?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet" diye cevap verdi. Bunun üzerine adam: "O halde neden amel ediliyor?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Herkes ne için yaratıldıysa onun için amel ediyor" yada "herkes kendisi için kolaylaştırılan şekilde amel ediyor" diye cevap verdi. Hadisin geçtiği diğer yerler: 7551 Fethu'l-Bari Açıklaması: Kalem kurudu: Artık yazılacak her şey tamamlandı anlamındadır. Burada levh-i mahfuzda yazılanlara işaret vardır. Burada yazılanların hükmü değişmez. Yazının tamamlanması anlamında kinayedir. Çünkü sahife de kalem de, yazı yazıldığında tamamen ya da kısmen nemli olur. Yazı yazma işlemi tamamlanınca hem yazı hem de kalem kurur. Iyad; kalemin kuruması artık bir şey yazılmayacağı anlamındadır, demiştir. Allah'ın yazısı, levhi ve kalemi gayb bilgisidir ve Allah'ın ilminde gizlidir. Biz buna iman etmekle yükümlüyüz. Ancak sıfatlarını bilmemiz gerekmez. Biz söz verdiğimiz konularla muhatap tutuluruz. Yazı işi bitince kaleme ihtiyaç duyu lmadığından kalem kurur. Allah 'ın bilgisi altında: Onun verdiği hükümler doğrultusunda anlamındadır. Çünkü onun bildiği şey mutlaka gerçekleşir. Onun bir şeyi bilmesi o şeyin gerçekleşmesini gerektirir. Rivayete göre, Halife Me'mun'un Horasan emiri Abdullah b. Tahir, elHüseyn b. el-Fadl'a "O, her gün (her an) bir iştedir"(Rahman,29) ayetinin manasını ve bu hadisi sormuştu. El-Hüseyn: "Bunlar Allah'ın yarattığı işlerdir. İlk defa yapmaya başladığı işler değildir" diye cevap vermiştir. Bu cevap karşısında Abdullah yerinden kalkıp el-Hüseyn'in başını öpmüştür. Cennet ehlinin ve cehennem ehlinin kimler oldukları bilinebilir mi: Bu soruda melekler veya Allah'ın bu bilgiye muttali kılacağı kimseler kastedilmiştiL Aıimin ya da bu kimseyi görenin bilmesi ise amelle olur. Herkes ne için yaratıldıysa onun için amel ediyor ya da herkes kendisi için kolaylciştınlan şekilde amel ediyor: Hadiste varılacak yerin mükelleften saklandığına, mükellefe düşenin amel etmek ve emredileni yerine getirmek için çalışmak olduğuna işaret edilmiştir. İbn Mesud'dan ve başka sahabilerden nakledilen bir hadise göre bazı kimselerin son anları daha farklı olabilse de kişinin ameli ve genel hali varacağı yerin bir göstergesidir. Ancak insan varacağı yeri bilemez. Ona düşen gayret göstermek, itaatkar olmak için ndsiyle mücadele etmek, varacağı yerin belirli olmasına dayanmamaktıL Emredileni yapmayı terk ederse kınanır ve cezayı hak eder
İbn Abbas r.a. şöyle rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e müşriklerin çocuklarının durumu soruldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah onların amellerini daha iyi bilir" buyurdu
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا غندر، حدثنا شعبة، عن ابي بشر، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس رضى الله عنهما قال سيل النبي صلى الله عليه وسلم عن اولاد المشركين فقال " الله اعلم بما كانوا عاملين
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e müşriklerin çocuklarının durumu soruldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah onların amellerini daha iyi bilir" buyurdu
حدثنا يحيى بن بكير، حدثنا الليث، عن يونس، عن ابن شهاب، قال واخبرني عطاء بن يزيد، انه سمع ابا هريرة، يقول سيل رسول الله صلى الله عليه وسلم عن ذراري المشركين فقال {الله اعلم بما كانوا عاملين}
Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Herkes fıtrat üzere doğar. Ana babası onu Yahudi veya Hıristiyan yapar. Siz hiç yeni doğan bir hayvanın azalarının kesik olduğunu gördünüz mü? Onun azalarını siz kesiyorsunuz
حدثني اسحاق، اخبرنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن همام، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ما من مولود الا يولد على الفطرة، فابواه يهودانه وينصرانه، كما تنتجون البهيمة، هل تجدون فيها من جدعاء حتى تكونوا انتم تجدعونها ". قالوا يا رسول الله افرايت من يموت وهو صغير قال {الله اعلم بما كانوا عاملين}
Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Herkes fıtrat üzere doğar. Ana babası onu Yahudi veya Hıristiyan yapar. Siz hiç yeni doğan bir hayvanın azalarının kesik olduğunu gördünüz mü? Onun azalarını siz kesiyorsunuz
حدثني اسحاق، اخبرنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن همام، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ما من مولود الا يولد على الفطرة، فابواه يهودانه وينصرانه، كما تنتجون البهيمة، هل تجدون فيها من جدعاء حتى تكونوا انتم تجدعونها ". قالوا يا رسول الله افرايت من يموت وهو صغير قال {الله اعلم بما كانوا عاملين}
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Hiçbir kadın Müslüman hanım kardeşinin eşiyle evlenmek için boşanmasını istemesin. Çünkü onun için de takdir edilmiş birisi vardır
حدثنا عبد الله بن يوسف، اخبرنا مالك، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا تسال المراة طلاق اختها لتستفرغ صحفتها، ولتنكح، فان لها ما قدر لها
Usame' den şöyle rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanındaydım. Kızlarından biri ona bir elçi göndererek oğlunun can çekiştiğini haber verdi. O esnada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında Sa'd, Ubey b. Ka'b ve Muaz vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kızına şöyle haber gönderdi: "Alan da veren de Allah'tır. Herkesin bir eceli vardır. Sabretsin ve sevabını Allah'tan beklesin
حدثنا مالك بن اسماعيل، حدثنا اسراييل، عن عاصم، عن ابي عثمان، عن اسامة، قال كنت عند النبي صلى الله عليه وسلم اذ جاءه رسول احدى بناته وعنده سعد وابى بن كعب ومعاذ ان ابنها يجود بنفسه. فبعث اليها " لله ما اخذ، ولله ما اعطى، كل باجل، فلتصبر ولتحتسب
Abdullah b. Muhayriz el-Cumahi şöyle rivayet etmiştir: Ebu Said el-Hıidri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında otururken Ensardan bir adam gelip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Bizim esirlerimiz var. Malı mülkü de severiz. Azil (doğum kontrolü) yapabilir miyiz?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle cevap verdi: "Siz bunu yapıyor musunuz? Yapmanızda bir sakınca yoktur. Ancak Allah'ın dünyaya gelmesini takdir ettiği her canlı mutlaka dünyaya gelir
حدثنا حبان بن موسى، اخبرنا عبد الله، اخبرنا يونس، عن الزهري، قال اخبرني عبد الله بن محيريز الجمحي، ان ابا سعيد الخدري، اخبره انه، بينما هو جالس عند النبي صلى الله عليه وسلم جاء رجل من الانصار فقال يا رسول الله انا نصيب سبيا ونحب المال، كيف ترى في العزل فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اوانكم تفعلون ذلك، لا عليكم ان لا تفعلوا، فانه ليست نسمة كتب الله ان تخرج الا هي كاينة
Huzeyfe r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize bir hutbe okudu. Kıyamete kadar anlatmadık hiçbir şey bırakmadı. Anlayan anladı, anlamayan anlamadı. Nasıl insan uzun süre görmediği birini daha sonra görür görmez tanıyabiliyorsa ben de o anlatılanlardan unuttuğum bazı şeyleri görüp hatırlıyorum
حدثنا موسى بن مسعود، حدثنا سفيان، عن الاعمش، عن ابي وايل، عن حذيفة رضى الله عنه قال لقد خطبنا النبي صلى الله عليه وسلم خطبة، ما ترك فيها شييا الى قيام الساعة الا ذكره، علمه من علمه، وجهله من جهله، ان كنت لارى الشىء قد نسيت، فاعرف ما يعرف الرجل اذا غاب عنه فراه فعرفه
Ali r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyorduk. Elinde bir sopa vardı, sopayı yere vurup iz çıkarıyordu. Sonra: "Aranızdan hiç kimse yoktur ki cennetlik ya da cehennemlik olacağı yazılmış olmasın" dedi. Bunun üzerine bir adam: "Ey Allah'ın elçisi, biz bu yazgıya dayanıp güvenmeyelim mi?" diye sordu. O da: "Hayır, siz amel edin. Zira bunların her biri kolaylaştırılır" dedi ardından da "Artık kim (infak edip) verir ve sakınırsa, o el-Hüsna'yı da doğrularsa; Biz de ona kolayolanı kolaylaştırınz. Amma kim cimrilik eder ve kendisini müstağni görür, o el-Hüsna'yı da yalanlarsa; Biz de ona en zor olanı (isyanı) kolaylaştırınz"(Leyl, 5-10) ayetlerini okudu. Fethu'l-Bari Açıklaması: Allah'ın emri elbette yerini bulur: Yani gerçekleşmesi kesin olan bir hükümdür. Emir kelimesi ..... ya da ........ kelimelerinden birinin tekilidir. Bu kelimelerin her biri u5 ile kullanılabilir. İbnu'l-Arabi şöyle demiştir: Bu hadiste kader konusunda dinin temel meselelerinden biri yer almaktadır. Bu durum itaat ve amel etmeye engelolmadığı gibi isyankarlığa de engel değildir. Ulaşacağı kesin olmasa da yarının rızkı için beklemeye man i oluşturmaz. İbn Abdilberr şöyle demiştir: Bu hadis delaleti bakımından ilim ehli nezdinde kaderle ilgili hadislerin en güzelidir. Erkek, geçimini sağlayamadığını düşünen kadının isteğine uyarak onu boşasa da boşanmış olmak kadın için bir şeyi değiştirmez. Kocası onun isteğine uysa da uymasa da kadın yine Allah'ın kendisi için takdir ettiğinden fazlasını elde edemez. Bu durum şu ayetle aynıdır: "De ki: "Allah'ın bizim için yazdığından başkası asla bize isabet etmez."(Tevbe, 51) () Yere vurmak anlamındadır. Ey Allah'ın elçisi, biz bu yazgıya dayanıp güvenmeyelim mi?: Mansur'un 'rivayetinde ve aynı şekilde Şube'nin rivayetinde bu ifade "Biz bu yazgıya güvenip ameli terk edelim mi?" şeklinde ziyade ile yer alır. Bu da kadere güvenmek anlamındadır. Siz amel edin. Zira bunların her biri kolaylaştırılır: Soru, amel işlemEmin zorluğundan ötürü terk edilmesi, zira her halükarda Allahın takdirinin gerçekleşeceği yönündedir. Bu soruya şöyle cevap verilmiştir: Herkes ne içinyaratıldıysa o kendisi için kolaylaştırılır, bu nedenle hiçbir zorluk yoktur. Allah'ınkolaylık dilediği kimseye amel işlemek kolay gelir. Et-Tibi şöyle demiştir: Bu hikmetli bir üslupla verilmiş bir cevaptır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara amel işlememeyi yasaklamış, kulun yapması gereken ibadetle.ri yerine getirmelerini emretmiş, gayp konularında tasarrufta bulunmalarına kızmıştır. İbadet etmeyi ya da terk etmeyi cennet veya cehenneme girmenin tek sebebi olarak görmemelerini, ibadetlerin sadece birer alamet olduğunu belirtmiştir
Ebu Hureyre r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'de bulunduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslüman olduğunu iddia eden bir adam'ın cehennem ehlinden olduğunu söyledi. Savaş başladığında bu adam büyük bir cesaret ve azimle savaştı, çokça yara aldı, bu yaralar onu mecalsiz bıraktı. Bu durum karşısında bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle dedi: "Ey Allah'ın elçisi, cehennemlik olduğunu söylediğin şu adamı gördün mü? Allah yolunda büyük bir azim ve cesaretle savaştı ve çokça yara aldı" dedi. Ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu adamın cehennem ehlinden olduğunu tekrarladı. Neredeyse bazı Müslümanlar şüpheye kapılacaklardı. Bu esnada adam yaraların verdiği acıyı hissetmeye başladı, elini oklarının arasına daldırdı, oradan bir ok çıkardı ve o akla intihar etti. Bazı Müslümanlar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına koştular ve: "Ey Allah'ın elçisi, Allah senin sözünü doğruladı. Falanca adam intihar ederek kendini öldürdü dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Ey Bilal, kalk ve şunu ilan et: Allah bu dini facir bir adamla da destekleyip kuvvetlendirir. Ancak cennete yalnızca mu'minler girebilir
حدثنا حبان بن موسى، اخبرنا عبد الله، اخبرنا معمر، عن الزهري، عن سعيد بن المسيب، عن ابي هريرة رضى الله عنه قال شهدنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم خيبر فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم لرجل ممن معه يدعي الاسلام " هذا من اهل النار ". فلما حضر القتال قاتل الرجل من اشد القتال، وكثرت به الجراح فاثبتته، فجاء رجل من اصحاب النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا رسول الله ارايت الذي تحدثت انه من اهل النار قد قاتل في سبيل الله من اشد القتال، فكثرت به الجراح. فقال النبي صلى الله عليه وسلم " اما انه من اهل النار ". فكاد بعض المسلمين يرتاب فبينما هو على ذلك اذ وجد الرجل الم الجراح فاهوى بيده الى كنانته، فانتزع منها سهما فانتحر بها، فاشتد رجال من المسلمين الى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالوا يا رسول الله صدق الله حديثك، قد انتحر فلان فقتل نفسه. فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يا بلال قم فاذن، لا يدخل الجنة الا مومن، وان الله ليويد هذا الدين بالرجل الفاجر
Sehl b. Sa'd'dan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile katıldığı gazvelerden birinde diğer Müslümanlardan çok daha fazla azimle savaşan bir adam için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Cehennemlik bir adam görmek isteyen bu adama baksın" buyurmuştu. Bunun üzerine Müslümanlardan biri bu adamı izlemeye başladı. Adam müşriklere karşı büyük bir cesaretle savaşıyordu. Sonunda yaralandı ve hemen ölmek istedi. Kılıcının ucunu göğsüne dayadı, kılıç kürek kemiklerinin arasından çıktı. Onu izleyen kişi koşa koşa Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi ve: "Senin Allah'ın elçisi olduğuna şehadet ederim" dedi. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ne oluyor?" diye sordu. Adam şöyle dedi: "Sen falanca hakkında "Cehennemlik bir adam görmek isteyen bu adama baksın" buyurmuştun. Oysa o kimse hepimizden çok daha azimliydi. Ben onun bu haliyle ölmeyeceğini anlamıştım. Yaralanınca ölmek için acele etti ve kendisini öldürdü." Bu durum karşısında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kul, cehennem ehlinin amelini işler ancak cennet ehlinden olur. Cennet ehlinin amelini işler, cehennemlik olur. Ameller son nefese göre değerlendirilir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Ameller son nefese göre değerlendirilir: Ali hadisinin zahirinden çıkan mana, amellerin dış görünüşüne itibar edileceği yönünde idi. Ancak söz konusu hadisin akabinde bu başlığa yer verilerek aslında insanın son nefesindeki amellere itibar edileceği belirtilmiştir. Bu başlık altında musannif savaşta intihar eden bir adam ile ilgili Ebu Hureyre ve Sehl b. Sa'd'dan nakledilen bazı hadislere yer vermiştir. Bu hadislerin şerhine Megazi Bölümünde Hayber Gazvesi başlığı altında yer verilmiştir
حدثنا سعيد بن ابي مريم، حدثنا ابو غسان، حدثني ابو حازم، عن سهل، ان رجلا، من اعظم المسلمين غناء عن المسلمين في غزوة غزاها مع النبي صلى الله عليه وسلم فنظر النبي صلى الله عليه وسلم فقال " من احب ان ينظر الى الرجل من اهل النار فلينظر الى هذا ". فاتبعه رجل من القوم، وهو على تلك الحال من اشد الناس على المشركين، حتى جرح فاستعجل الموت، فجعل ذبابة سيفه بين ثدييه حتى خرج من بين كتفيه فاقبل الرجل الى النبي صلى الله عليه وسلم مسرعا فقال اشهد انك رسول الله. فقال " وما ذاك ". قال قلت لفلان " من احب ان ينظر الى رجل من اهل النار فلينظر اليه ". وكان من اعظمنا غناء عن المسلمين، فعرفت انه لا يموت على ذلك فلما جرح استعجل الموت فقتل نفسه. فقال النبي صلى الله عليه وسلم عند ذلك " ان العبد ليعمل عمل اهل النار، وانه من اهل الجنة، ويعمل عمل اهل الجنة، وانه من اهل النار، وانما الاعمال بالخواتيم
İbn Ömer r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Adakta bulunmayı yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: "Adak hiçbir şeyi değiştirmez. Adak cimri insandan bir şeyler koparır
حدثنا ابو نعيم، حدثنا سفيان، عن منصور، عن عبد الله بن مرة، عن ابن عمر رضى الله عنهما قال نهى النبي صلى الله عليه وسلم عن النذر قال " انه لا يرد شييا، وانما يستخرج به من البخيل
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kutsi bir hadiste şöyle buyurmuştur: ''Adak insana hakkında takdir etmediğim bir şeyi getirmez. Ancak kader onun hakkında takdir ettiğimi getirir. İnsanın adakta bulunmasıyla ben cimriden bir şeyler koparmış olurum. İZAH VE SAYFA’NIN DEVAMI İÇİN TIKLA
حدثنا بشر بن محمد، اخبرنا عبد الله، اخبرنا معمر، عن همام بن منبه، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " لا ياتي ابن ادم النذر بشىء لم يكن قد قدرته، ولكن يلقيه القدر وقد قدرته له، استخرج به من البخيل
(Ebu Musa r.a.'dan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber bir gazvede bulunmuştuk. Her tepeye çıkıptırmanışımızda ve her vadiye inişimizde yüksek sesle tekbir getiriyordu k. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza yaklaştı ve: "Ey insanlar, yavaş olun. Siz sağır ya da kayıp birine dua etmiyorsunuz. Siz her şeyi işiten ve görene dua ediyorsunuz." buyurdu. Daha sonra Abdullah b. Kays'a dönerek şöyle dedi: "Sana cennetin hazinelerinden biri olan kelime öğretmeyeyim mi? Bu kelime "La havle ve la kuvvete illa billah" Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur, kelimesidir" Fethu'l-Bari Açıklaması: Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur: Bu ifade, Dualar Kitabının sonlarında söz kelimesi tamlanarak ve ifadenin tamamının Kader kitabında yer alması bulunmasından ötürü özetle yer almıştır. Jy '1 sözü, Allah'ın korumuş olması haricinde kulun isyankarlıktan uzak durması imkansızdır, anlamındadır. o} '1) sözü ise, Allah'ın muvaffak kılması olmadan kulun itaate yönelmesi imkansızdır, anlamındadır. ....... sözünün değiştirme gücü olduğu da söylenmiştir. Nevevi, bu kelimenin teslimiyet ve tevekkül anlamına geldiğini söylemiştir. Kul kendi başına hiçbir şeye sahip değildir, Allah'ın iradesi olmadan hiçbir şerri giderme, hiçbir hayrı elde etme gücü yoktur. ...... Yavaş olun anlamındadır. İbn Battal şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ümmeti için bir öğretmen di. Onların iyi bir şey yaptığını görünce bunu daha fazla yapmalarını isterdi. Bu ihlas ve tekbir kelimelerini yüksek sesle söyleyenler kendilerinde bir şeyi değiştirme gücü ve elde etme kuvveti olmadığını belirtmek istemiş, böylece tevhit ile kadere imanı birleştirmişlerdi. Nitekim bir hadisi şerifte "Kul Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur dediği zaman Allah 'kulum teslim oldu' der" buyrulmuştur. Bu hadisi el•Hakim Ebu Hureyre'den naklen sağlam bir senetle tahriç etmiştir. Cennetin hazinelerinden biri olmak: Bu konuda daha önce değerlendirme yapılmıştı. Bu sözün cennet azıklarından biri olduğu kastedilmiştir. Nevevi'ye göre, bu sözün cennet hazinelerinden olması, bu sözü söylemenin kişiye cennette \?erilmek üzere mükemmel bir sevap kazandıracağı anlamındadır. Ahmed b. Hanbel ve Tirmizi'nin naklettiği ve İbn Hibban'ın sahih kabul ettiği bir rivayete göre Ebu Eyyub'ten şöyle nakledilmiştir: Miraç gecesi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbrahim' e aleyhisselilm uğramıştı. Hz. İbrahim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Ey Muhammed, ümmetine emret cennet için çok sayıda fidan diksinler" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem cennet için fidan dikmenin anlamını sorunca da İbrahim aleyhisselilm bunun "Allah'tan başka güç ve kuwet yoktur" sözü olduğunu belirtti
Ebu Said el-Hudri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle nakletmiştir: Her halifenin iki sırdaşı olur: Biri ona iyiliği emreder ve buna teşvik eder. Diğeri ise kötülüğü emreder ve buna teşvik eder. Ancak Allah'ın koruduğu kimse korunur. Bu hadis’in geçtiği diğer yer: 7198 Fethu'l-Bari Açıklaması: ''Ancak Allah'ın koruduğu kimse korunur'': Helake düşmemesi için himaye edip kendisine çektiği kimse, Allah'ın koruduğu kimsedir. Allah'ın kötülükten koruması, kollayıp muhafaza etmesidir. AlIah'a sarılmak da (i'tisam) O'na sığınmaktır.Nebilerin ve Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (s.a.s) ismet sıfatları ise noksanlardan korunmuş olmaları, ruhi üstünlüklerle donatılmaları, kendilerine yardım edilmesi, işlerinde sebat göstermeleri ve huzur ve sükunet içinde olmalarıdır. Nebilerin korunmuş olmaları ile diğer insanların korunmuş olmaları arasındaki fark İsmetin (günahtan korunmuş olmanın) Nebiler için vacip (gerekli) iken başkaları için (caiz) mümkün olmasıdır
حدثنا عبدان، اخبرنا عبد الله، اخبرنا يونس، عن الزهري، قال حدثني ابو سلمة، عن ابي سعيد الخدري، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " ما استخلف خليفة الا له بطانتان بطانة تامره بالخير وتحضه عليه، وبطانة تامره بالشر وتحضه عليه، والمعصوم من عصم الله
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Ebu Hureyre'nin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den naklettiği şu sözde anlatılan kadar küçük günaha benzeyen bir şey görmedim: Allah her insana zinadan payını yazmıştır. Herkes kaçınılmaz olarak bu paydan alır: Gözün zinası bakmaktır. Dilin zinası konuşmaktır. Nefis arzular ve ister, cinsel organ bu isteği doğrular veya yalanlar. Fethu'l-Bari Açıklaması: Helak ettiğimiz bir ülke halkının dönmemeleri imkansızdır: Ebu Zer ve diğer rivayetlerde ayet i .... kelimesi ile nakledilmiştir. ....... şeklinde de okunur, iki kıraat de meşhurdur. (Mansur b. en-Numan, İkrime tarikiyle İbn Abbas'tan naklen el-Enbiya, 21195 ayetinde yer alan f ...... kelimesinin Habeş dilinde .... anlamında olduğunu söylemiştir.) Bu bilgiye mevsul olarak ulaşamadım. Taberi şöyle demiştir: Onlar kalplerine mühür vurulduğundan ötürü helak olmuşlardır. Küfürden dönmezler. Ayetin, helak olan kafirlerin Allah'ın azabına dönmeyecekleri anlamında olduğu da söylenmiştir. ...... Nefsanı arzular gibi, kişinin kınanmasına sebep olan davranışlardır. Küçük günahlara yaklaşmak anlamına geldiği de söylenmiştir. Er-Ragıb şöyle ?emiştir: 1 günaha yaklaşmaktır. Bu nedenle küçük günah olarak adlandırılır. ıbn Abbas bu kelimeyi tahsis etmiştir. Hadiste bahsedilenIerin küçük günah kabilinden olduğunu söylemiş olması mümkün olduğu gibi bunların küçük günah hükmünde olduklarını kastetmiş olması da mümkündür. Allah her insana zinadan payını yazmıştır: Yani her insana takdir etmiş ya da meleklere bunu yazmalarını emretmiştir. Herkes kaçınılmaz olarak bu paydan alır: Her insan kendisi için takdir edilen ameli işlemekten kaçamaz. Bu ifade hadisin bab başlığına uygunluğunu gösterir. İbn Battal şöyle demektedir: Allah'ın insan için yazdığı her şey Allah'ın ilminde önceden mevcuttur. Aksi takdirde yazgı insanın başına gelmez. İnsan bu yazgıyı kendinden uzaklaştıramaz. Ama yine de kendisine yasaklanan bir şeyi işlerse kınanır. Çünkü bu günahı işleyeceği gerçeği ondan saklanmış, itaat edebilecek bir güçle donatılmıştır. Zinadan payı olmak: Dokunma ve bakma davranışları zina olarak adlandırılmıştır. Çünkü bunların her biri zina öncesidavranışlardır. Gözün zinası bakmaktır: Bakılması helal olmayana bakmaktır. Dilin zinası konuşmaktır: Küşmihenı rivayetinde konuşmak kelimesi Jk.:....ll yerine Jkll kelimesi ile aktarılmıştır. El-Hattabi şöyle demektedir: Hadiste geçen ı-U' kelimesi ile şu ayette zikredilen husus kastediimiştir: "O kimseler ki küçük kusurlardan başka, günahların büyüklerinden ve hayasızlıklardan uzak dururlar"(Necm, 32) Bunlar bağışlanan günahlardır. Bir başka ayette şöyle buyrulmuştur: "Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin (küçük) günahlarınızı örteriz. Ve sizi şerefli bir mekana sokarız. "(Nisa; 31) Bu iki ayetten şu sonuç çıkmaktadır: ı-U' küçük günahlardandır, büyük günahlardan kaçınılırsa bunlar örtülüp affedilir. İbn Battal şöyle demektedir: Allah, küçük günahları bağışlamak suretiyle kullarına lütufta bulunmuştur. İnsan yukarıda zikredilen küçük günahları işlese de cinselorganı bunları tasdik etmese bu günahlar affedilir. Ancak tasdik ederse işte o zaman büyük günah işlenmiş olur
İbn Abbas "Sana gösterdiğimiz o rüyayı ve Kur'an'da lanet edilen ağacı Biz ancak insanlara bir fitne (imtihan) kıldık" ayeti için şöyle demiştir: Bu, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Beyt-i Makdis'e götürüldüğü gece gösterilen rüyaydl. Kur'an'da lanetIenen ağaç ise zakkum ağacıdır. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sana gösterdiğimiz o rüyayı Biz ancak insanlara bir fitne (imtihan) kıldık. Musannif bu ayetle ilgili İbn Abbas rivayetini zikretmiştir. Bu hadis el-İsra Süresinin tefsirinde yeterince ele alınmıştır. Ayrıca kader bölümünde tekrarlanması imtihandan bahsetmesinden dolayıdır. Bu imtihanı var eden Allah TeaIadır. Musa A.S. da Allah'ın imtihanı ile ilgili fitne kelimesini kullanarak şöyle demiştir: "Zaten o ancak senin fitnendir. Sen onunla kimi dilersen saptırır, kimi dilersen hidayete erdirirsin." (A'raf, 155) Fitne kelimesinin asıl anlamı imtihandır. Ancak daha sonra imtihanın ortaya çıkardığı zorluk anlamında, daha sonra da hoşa gitmeyen şey anlamında kullanılmıştır. Bazen küfür anlamında da kullanılır: "Fitne katilden beterdir." (Bakara, 191, 217) Bazen günah anlamında kullanılır: "Bilin ki onlar zaten fitnenin ortasına düşmüşlerdir." (Tevbe, 49) Bazen yakmak anlamında kullanılmıştır: "Şüphe yok ki mü 'min erkeklerle mü'min kadınlara (iman ettiler diye) işkence edip (onları yakıp) sonra da Tevbe etmeyenler için, (evet) onlar için cehennem azabı ve onlar için bir de yanma azabı vardır." (Buruc, 10) Bazen bir şeyi gidermek, yok etmek anlamında kullanılmıştır: "Neredeyse seni bile, sana vahy ettiğimizden başkasını Bize karşı uydurasın diye, fitneye düşüreceklerdi" (İsra, 73) Fitne kelimesi zaman zaman başka anlamlarda da kullanılmaktadır. Burada fitne kelimesi ile kastedilen, asıl anlamı olan imtihandır. Allah en doğrusunu bilir. İbnu't-Tın şöyle demektedir: Bu hadisin Kader bölümünde yer alması, müşriklerin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu rüyasını yalanlayacaklarının Allah' ın takdiri olduğuna işaret etmektir. Bu yalanlama ile onların isyankş.rlığı artmaktadır. Onlar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nasılolup da bir gecede Beyt-i Makdis' e gidip döndüğünü söylemişlerdi. Lanetli ağacın varlığı da müşriklerin isyanını arttırmıştır. Onlar ateşte nasıl ağaç olabileceğini sorgulamış, ateşin ağacı yakacağını söylemişlerdi. Allah bu minvalde küfrü ve küfre götürücü etkenleri yaratmıştır. Bu konu Tevhid Kitabında 'Kulların fiillerinin yaratılması' bölümünde değerlendirilecektir. Müşriklerin bu şüpheleri şöyle cevaplandırılabilir: Allah bu ağacı ateşin yakmayacağı bir cevherden yaratmıştır. Cehennem halkının zincirleri, bağları, cehennem bekçileri olan melekler, cehennemdeki yılan ve akrepler de böylebir maddeden yaratılmıştır. Bunların hiçbirinin dünyada bir karşılığı yoktur. Dünya ve ahireti kıyaslayanlar çokça hataya düşerler. Başarıya eriştiren Allah'tır
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا حماد، عن عبيد الله بن ابي بكر بن انس، عن انس بن مالك رضى الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " وكل الله بالرحم ملكا فيقول اى رب نطفة، اى رب علقة، اى رب مضغة. فاذا اراد الله ان يقضي خلقها قال اى رب ذكر ام انثى اشقي ام سعيد فما الرزق فما الاجل فيكتب كذلك في بطن امه
حدثنا ادم، حدثنا شعبة، حدثنا يزيد الرشك، قال سمعت مطرف بن عبد الله بن الشخير، يحدث عن عمران بن حصين، قال قال رجل يا رسول الله ايعرف اهل الجنة من اهل النار قال " نعم ". قال فلم يعمل العاملون قال "كل يعمل لما خلق له او لما يسر له
حدثنا عبدان، عن ابي حمزة، عن الاعمش، عن سعد بن عبيدة، عن ابي عبد الرحمن السلمي، عن علي رضى الله عنه قال كنا جلوسا مع النبي صلى الله عليه وسلم ومعه عود ينكت في الارض وقال " ما منكم من احد الا قد كتب مقعده من النار او من الجنة ". فقال رجل من القوم الا نتكل يا رسول الله قال " لا اعملوا فكل ميسر " ثم قرا {فاما من اعطى واتقى} الاية
حدثني محمد بن مقاتل ابو الحسن، اخبرنا عبد الله، اخبرنا خالد الحذاء، عن ابي عثمان النهدي، عن ابي موسى، قال كنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم في غزاة فجعلنا لا نصعد شرفا، ولا نعلو شرفا، ولا نهبط في واد، الا رفعنا اصواتنا بالتكبير قال فدنا منا رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " يا ايها الناس اربعوا على انفسكم فانكم لا تدعون اصم ولا غايبا انما تدعون سميعا بصيرا ". ثم قال " يا عبد الله بن قيس، الا اعلمك كلمة هي من كنوز الجنة، لا حول ولا قوة الا بالله
حدثني محمود بن غيلان، حدثنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن ابن طاوس، عن ابيه، عن ابن عباس، قال ما رايت شييا اشبه باللمم مما قال ابو هريرة عن النبي صلى الله عليه وسلم " ان الله كتب على ابن ادم حظه من الزنا، ادرك ذلك لا محالة، فزنا العين النظر، وزنا اللسان المنطق، والنفس تمنى وتشتهي، والفرج يصدق ذلك، ويكذبه ". وقال شبابة حدثنا ورقاء، عن ابن طاوس، عن ابيه، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم
حدثنا الحميدي، حدثنا سفيان، حدثنا عمرو، عن عكرمة، عن ابن عباس رضى الله عنهما {وما جعلنا الرويا التي اريناك الا فتنة للناس} قال هي رويا عين اريها رسول الله صلى الله عليه وسلم ليلة اسري به الى بيت المقدس. قال {والشجرة الملعونة في القران} قال هي شجرة الزقوم