Loading...

Loading...
Kitap
71 Hadis
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ey müslüman kadınlar! Komşunuza bir koyun paçası bile olsa (hediye vermeyi) önemsiz sanmayın
حدثنا عاصم بن علي، حدثنا ابن ابي ذيب، عن المقبري، {عن ابيه،} عن ابي هريرة رضى الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " يا نساء المسلمات لا تحقرن جارة لجارتها، ولو فرسن شاة
Aişe r.anha'dan rivayet edilmiştir: Urve'ye "Yeğenim! Biz hilal'i gözlerdik, ikinci hilali gözlerdik. İki ayda üç hilal görürdük de Allah Resulü'nün evlerinde (yemek pişirilmek için) ateş yanmadığı olurdu" dedi. Urve: "Teyze! Durum bu iken siz nasıl yaşıyordunuz!" diye sordu. Aişe "Hurma ve suyumuz vardı. Tabi bir de ensardan bazı komşulardan ikramlar gelirdi. Allah Resulü’ne süt ikram ederlerdi. O da bize onu içirirdi" dedi. Tekrar:
حدثنا عبد العزيز بن عبد الله الاويسي، حدثنا ابن ابي حازم، عن ابيه، عن يزيد بن رومان، عن عروة، عن عايشة رضى الله عنها انها قالت لعروة ابن اختي، ان كنا لننظر الى الهلال ثم الهلال، ثلاثة اهلة في شهرين، وما اوقدت في ابيات رسول الله صلى الله عليه وسلم نار. فقلت يا خالة ما كان يعيشكم قالت الاسودان التمر والماء، الا انه قد كان لرسول الله صلى الله عليه وسلم جيران من الانصار كانت لهم منايح، وكانوا يمنحون رسول الله صلى الله عليه وسلم من البانهم، فيسقينا
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Paça yemeye bile davet edilsem giderim; paça da hediye edilse kabul ederim." Tekrar:
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا ابن ابي عدي، عن شعبة، عن سليمان، عن ابي حازم، عن ابي هريرة رضى الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " لو دعيت الى ذراع او كراع لاجبت، ولو اهدي الى ذراع او كراع لقبلت
Sehl r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem muhacirlerden marangoz kölesi olan bir kadına haber göndererek "Kölene söyle de bize minberin basamak ve direklerini yapsın" buyurdu. Kadının emri üzerine kölesi gitti ve ılgın ağacından minber yaptı. Bitirince kadın Hz. Nebi'e birini göndererek kölesinin işini bitirdiğini haber verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem minberi göndermesi için ona haber yolladı. Minberi getirdiler. Hz. Nebi onu kendi eliyle yerine koydu
حدثنا ابن ابي مريم، حدثنا ابو غسان، قال حدثني ابو حازم، عن سهل رضى الله عنه ان النبي صلى الله عليه وسلم ارسل الى امراة من المهاجرين، وكان لها غلام نجار قال لها " مري عبدك فليعمل لنا اعواد المنبر ". فامرت عبدها، فذهب فقطع من الطرفاء، فصنع له منبرا، فلما قضاه ارسلت الى النبي صلى الله عليه وسلم انه قد قضاه، قال صلى الله عليه وسلم " ارسلي به الى ". فجاءوا به فاحتمله النبي صلى الله عليه وسلم فوضعه حيث ترون
Abdullah b. Ebu Katade es-Sülemi'den nakledilmiştir: Babası Ebu Katade şöyle anlatmıştır: Bir gün Mekke'ye giderken bir konaklama yerinde Hz. Nebi'in ashabından bir grup ile birlikte oturduk. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizim biraz ilerimizde konaklamıştı. Orada bulunan herkes ihramlı idi, ben ise değildim. Bu sırada yabani bir eşek (zebra) gördüler. Ben ayakkabımı onarmakla meşguldüm. Bana yabani eşek gördüklerini sezdirmediler ama görmemi arzulamışlardı. O tarafa doğru yöneldim ve zebrayı gördüm. Hemen atıma koşup onu eyerleyip sırtına atladım, kırbacımı ve mızrağımı yerde unutmuştum. "Bana kırbacımı ve mızrağımı uzatsanız" dedim. "Hayır, sana kesinlikle yardım edemeyiz" dediler. (Zira ihramlıydılar) Öfkelendim, inip kendim aldım ve tekrar bindim. Sonra zebranın üzerine yürüdüm ve onu avladım. Alıp getirdiğimde ölmüştü. Hemen yemeye üşüştüler. Sonra ihramlı iken bunu yiyip yiyemeyecekleri konusunda kuşkulandılar. Hz. Nebi'e yöneldik. Ben avımm bir budunu yanıma alıp saklamıştım. Hz. Nebi'e yolda yetiştik ve bunun hükmünü sorduk. Hz. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yanınızda ondan hiçbir şey kaldı mı?" diye sordu. Ben de elimdeki budu kendisine uzattım. İhramlı iken onu yiyip bitirdi
حدثنا عبد العزيز بن عبد الله، قال حدثني محمد بن جعفر، عن ابي حازم، عن عبد الله بن ابي قتادة السلمي، عن ابيه رضى الله عنه قال كنت يوما جالسا مع رجال من اصحاب النبي صلى الله عليه وسلم في منزل في طريق مكة ورسول الله صلى الله عليه وسلم نازل امامنا والقوم محرمون، وانا غير محرم، فابصروا حمارا وحشيا، وانا مشغول اخصف نعلي، فلم يوذنوني به، واحبوا لو اني ابصرته، والتفت فابصرته، فقمت الى الفرس فاسرجته ثم ركبت ونسيت السوط والرمح فقلت لهم ناولوني السوط والرمح. فقالوا لا والله، لا نعينك عليه بشىء. فغضبت فنزلت فاخذتهما، ثم ركبت، فشددت على الحمار فعقرته، ثم جيت به وقد مات، فوقعوا فيه ياكلونه، ثم انهم شكوا في اكلهم اياه، وهم حرم، فرحنا وخبات العضد معي، فادركنا رسول الله صلى الله عليه وسلم فسالناه عن ذلك فقال " معكم منه شىء ". فقلت نعم. فناولته العضد فاكلها، حتى نفدها وهو محرم. فحدثني به زيد بن اسلم عن عطاء بن يسار عن ابي قتادة عن النبي صلى الله عليه وسلم
Ebu Tuvale'den -ki asıl adı Abdullah b. Abdurrahman'dır- rivayet edilmiştir: Enes'i şu olayı anlatırken dinlemiştim: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem evimize geldi ve su istedi. Bunun üzerine koyunumuzu sağdık. Sonra süt'ü şu kuyunun suyuyla karıştırdım ve kendisine verdim. Solunda Ebu Bekir, karşısında Ömer ve sağında da bir bedevi vardı. Hz. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) içmeyi bitirince Hz. Omer Ebu Bekir'i gösterdi. Fakat Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalan süt'ü bedeviye verdi. Sonra: "Sağdaki, sonra onun sağındaki ... Sağdan başlayınız" buyurdu. Enes bu olayı anlattıktan sonra üç defa "Bu sünnettir" demişti
حدثنا خالد بن مخلد، حدثنا سليمان بن بلال، قال حدثني ابو طوالة اسمه عبد الله بن عبد الرحمن قال سمعت انسا رضى الله عنه يقول اتانا رسول الله صلى الله عليه وسلم في دارنا هذه، فاستسقى، فحلبنا له شاة لنا، ثم شبته من ماء بيرنا هذه، فاعطيته وابو بكر عن يساره، وعمر تجاهه واعرابي عن يمينه فلما فرغ قال عمر هذا ابو بكر. فاعطى الاعرابي، ثم قال " الايمنون، الايمنون، الا فيمنوا ". قال انس فهى سنة فهى سنة. ثلاث مرات
Enes r.a.'den rivayet edilmiştir: Marru'z-Zahran'da bir tavşam ürkütüp kaçırmıştık. Arkadaşlar peşinden koştular ama yoruldular. Ben yetişip yakaladım. Getirip Ebu Talha'ya verdim. O da tavşanın budunu Allah Resulü'ne götürdü ve Hz. Nebi onu kabul etti. Hadisin ravisi Enes'e "Onu yedi mi?" diye sormuş ve Enes "evet, yedi" diye cevap vermiştir. Not: Bu hadis Av ve Kesilen Hayvanlar bölümünde açıklanacaktır. (1825. hadiste) Diğer tahric: Tirmizî, et’ime; Ebû Dâvûd, Et’ıme; Müslim, Sayd باب: قبول الهدية. 6. HEDİYE'Yİ KABUL ETMEK
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا شعبة، عن هشام بن زيد بن انس بن مالك، عن انس رضى الله عنه قال انفجنا ارنبا بمر الظهران، فسعى القوم فلغبوا، فادركتها فاخذتها، فاتيت بها ابا طلحة فذبحها، وبعث بها الى رسول الله صلى الله عليه وسلم بوركها او فخذيها قال فخذيها لا شك فيه فقبله. قلت واكل منه قال واكل منه. ثم قال بعد قبله
Abdullah b. Abbas r.a., Sa'b b. Cessame r.a.'den rivayet etmiştir: Sa'b, Allah Resulüne Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebva'da veya Veddan'da bulunduğu sırada bir yabani eşek (zebra) hediye etmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun hediyesini geri çevirdi. Sonra bozulduğunu fark edince: "Hediyeni ihram/ı olduğumuz için geri çevirdik" buyurdu
حدثنا اسماعيل، قال حدثني مالك، عن ابن شهاب، عن عبيد الله بن عبد الله بن عتبة بن مسعود، عن عبد الله بن عباس، عن الصعب بن جثامة رضى الله عنهم انه اهدى لرسول الله صلى الله عليه وسلم حمارا وحشيا وهو بالابواء او بودان فرد عليه، فلما راى ما في وجهه قال " اما انا لم نرده عليك الا انا حرم
Aişe (r.anha)'den rivayet edilmiştir: İnsanlar, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hediye vererek O'nun hoşnutluğunu kazanmak için Aişe'nin evinde bulunacağı günü gözlerlerdi. Tekrar
حدثنا ابراهيم بن موسى، حدثنا عبدة، حدثنا هشام، عن ابيه، عن عايشة رضى الله عنها ان الناس، كانوا يتحرون بهداياهم يوم عايشة، يبتغون بها او يبتغون بذلك مرضاة رسول الله صلى الله عليه وسلم
İbn Abbas r.a.'dan rivayet edilmiştir: İbn Abbas'ın teyzesi Ümmü Hufeyd, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e keş, tereyağı ve birkaç keler hediye etmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem keş'i ve tereyağını yedi; kelerleri ise tiksindiğinden dolayı yemedi. İbn Abbas r.a. dedi ki: "Kelerler Hz. Nebi'in sofrasında yeniidi. Haram olsaydı Allah Resulü'nün sofrasında yenilmezdi." Tekrar:
حدثنا ادم، حدثنا شعبة، حدثنا جعفر بن اياس، قال سمعت سعيد بن جبير، عن ابن عباس رضى الله عنهما قال اهدت ام حفيد خالة ابن عباس الى النبي صلى الله عليه وسلم اقطا وسمنا واضبا، فاكل النبي صلى الله عليه وسلم من الاقط والسمن، وترك الضب تقذرا. قال ابن عباس فاكل على مايدة رسول الله صلى الله عليه وسلم، ولو كان حراما ما اكل على مايدة رسول الله صلى الله عليه وسلم
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir yiyecek getirildiğinde bunun hediye mi, yoksa sadaka mı olduğunu sorardı. Sadaka olduğu söylenirse ashabına "yiyin" derdi, ama kendisi yemezdi. Hediye olduğu söylenirse eliyle yemeğe buyur eder ve kendisi de onlarla birlikte yerdi
حدثنا ابراهيم بن المنذر، حدثنا معن، قال حدثني ابراهيم بن طهمان، عن محمد بن زياد، عن ابي هريرة رضى الله عنه قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم "اذا اتي بطعام سال عنه اهدية ام صدقة فان قيل صدقة. قال لاصحابه كلوا. ولم ياكل، وان قيل هدية. ضرب بيده صلى الله عليه وسلم فاكل معهم
Enes r.a.'den rivayet edilmiştir: Hz. Nebi'e et getirilmiş ve "Bu Berire'ye sadaka olarak verildi" denilmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu, ona sadaka; bize ise hediyedir" buyurdu
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا غندر، حدثنا شعبة، عن قتادة، عن انس بن مالك رضى الله عنه قال اتي النبي صلى الله عليه وسلم بلحم فقيل تصدق على بريرة قال " هو لها صدقة، ولنا هدية
Aişe r.anha'dan rivayet edilmiştir: Aişe, Berire'yi satın almak istemişti. Ama sahipleri vela hakkının kendilerinde kalmasını şart koştular. Durum Hz. Nebi'e iletiidi. Bunun üzerine: "Sen satın a/ ve azat et. Vefa hakkı azat edene aittir" buyurdu. Sonra Hz. Nebi'e et getirildi ve: "Bu, Berire'ye sadaka olarak verildi" denildi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu, Berire'ye sadaka; bize ise hediyedir" buyurdu. Sonra Berire evliliğe devam etmek ve sona erdirmek konusunda muhayyer bırakıldı. Abdurrahman "Kocası hür müydü, yoksa köle mi?" dedi. Şu'be diyor ki: Abdurrahman'a kocasının medeni durumunu sormuştum. "Hür müydü, kölemi, bilmiyorum" dedi
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا غندر، حدثنا شعبة، عن عبد الرحمن بن القاسم، قال سمعته منه، عن القاسم، عن عايشة رضى الله عنها انها ارادت ان تشتري بريرة، وانهم اشترطوا ولاءها، فذكر للنبي صلى الله عليه وسلم فقال النبي صلى الله عليه وسلم " اشتريها فاعتقيها، فانما الولاء لمن اعتق ". واهدي لها لحم، فقيل للنبي صلى الله عليه وسلم هذا تصدق على بريرة. فقال النبي صلى الله عليه وسلم " هو لها صدقة ولنا هدية ". وخيرت. قال عبد الرحمن زوجها حر او عبد قال شعبة سالت عبد الرحمن عن زوجها. قال لا ادري احر ام عبد
Ümmü Atiyye r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Aişe'nin odasına girerek: "Yanınızda (yiyecek) bir şey var mı?" diye sordu. Aişe r.anha: "Hayır, Ümmü Atiyye'ye sadakadan gönderdiğin ve onun da bize getirdiği koyundan başka bir şey yok" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "O sadaka yerini buldu" buyurdu
حدثنا محمد بن مقاتل ابو الحسن، اخبرنا خالد بن عبد الله، عن خالد الحذاء، عن حفصة بنت سيرين، عن ام عطية، قالت دخل النبي صلى الله عليه وسلم على عايشة رضى الله عنها فقال " عندكم شىء ". قالت لا، الا شىء بعثت به ام عطية من الشاة التي بعث اليها من الصدقة. قال " انها قد بلغت محلها
Aişe (r.anha)'dan rivayet edilmiştir: İnsanlar Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hediye vermek için benim günümü kollarlardı. Ümmü Seleme r.anha şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu aleyhi ve Sellem'in diğer hanımları ile bir araya geldik. (Bana "Hz. Nebi'e haber versen de insanlara söylese: Hediye vermek için özel bir zaman seçmeseler" dedileL) Ben de onların bu isteklerini Nebi Sallallahu aleyhi ve Sellem'e ilettim. Ama hiç aldırış etmedi
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا حماد بن زيد، عن هشام، عن ابيه، عن عايشة رضى الله عنها قالت كان الناس يتحرون بهداياهم يومي. وقالت ام سلمة ان صواحبي اجتمعن. فذكرت له، فاعرض عنها
Aişe r.anha'dan rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımları iki grup idi. Aişe, Hafsa, Safiye ve Sevde birinci grupta yer alıyordu. Ümmü Seleme ve diğer hanımları ise ikinci grupta yer alıyordu. Müslümanlar, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Aişe'yi sevdiğini bilirlerdi. Allah Resulü'ne bir şeyarmağan etmek istediklerinde Hz. Aişe'nin odasında geceleyeceği gün gelinceye kadar geciktirirlerdi. O gün gelince armağanlarını Aişe'nin odasına gönderirlerdi. Ümmü Seleme grubu, Ümmü Seleme'ye "Allah Resulü ile konuşsan da insanlara 'Bana hediye vermek isteyenler ben hangi eşimin odasında bulunuyorsam orada versin' dese" dediler. Ümmü Seleme Hz. Nebi'e onların bu isteğini iletti ama Hz. Nebi hiçbir şey söylemedi. Sonra hanımları Ümmü Seleme'ye sordular. O da "Bana hiçbir şey söylemedi" dedi. Tekrar sordular, yine "Bana hiçbir şey söylemedi" dedi. Bunun üzerine "Onunla konuş da sana bir cevap versin" dediler. Ümmü Seleme gitti ve konuştu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Aişe konusunda beni üzme. Çünkü Aişe dışında hiçbir kadınla aynı yatakta yatarken bana vahiy gelmedi" buyurdu. Bunun üzerine Ümmü Seleme, "Ey Allah'ın Resulü' Seni üzdüğüm için Allah'a tövbe ediyorum" dedi. Sonra hanımları, Allah Resulü'nün kızı Fatıma'yı çağırdılar ve Allah Resulü'ne giderek "Hanımların Ebu Bekir'in kızı konusunda senden adalet istiyorlar" demesini istediler. O da onların bu isteklerini yerine getirdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kızım' Benim sevdiğimi sen de sevmez misin?" buyurdu. Fatima r.anha. "Ne demek! Elbette severim" dedi. Sonra geri dönüp konuşmayı onlara aktardı. Tekrar gitmesini istediler. Ama Fatıma r.a. gitmedi. Bunun üzerine Zeyneb binti Cahş'ı gönderdiler. O da Hz. Nebi'in yanına geldi ve ölçüsüzce ve bağırarak: "Hanımların Ebu Kuhafe'nin oğlunun kızı konusunda adaletli olmanı istiyorlar" dedi. Sonra oturmakta olan Aişe'ye yönelerek ağır sözler söyledi. Allah Resulü "bir karşılık verecek mi acaba'" diye Aişe'ye baktı. Aişe, Zeyneb'e karşılık vererek onu susturdu. Dedi ki: "Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Aişe'ye bakarak: "Bu, EbU Bekir'in kızı!" buyurdu
حدثنا اسماعيل، قال حدثني اخي، عن سليمان، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة رضى الله عنها ان نساء، رسول الله صلى الله عليه وسلم كن حزبين فحزب فيه عايشة وحفصة وصفية وسودة، والحزب الاخر ام سلمة وساير نساء رسول الله صلى الله عليه وسلم، وكان المسلمون قد علموا حب رسول الله صلى الله عليه وسلم عايشة، فاذا كانت عند احدهم هدية يريد ان يهديها الى رسول الله صلى الله عليه وسلم اخرها، حتى اذا كان رسول الله صلى الله عليه وسلم في بيت عايشة بعث صاحب الهدية الى رسول الله صلى الله عليه وسلم في بيت عايشة، فكلم حزب ام سلمة، فقلن لها كلمي رسول الله صلى الله عليه وسلم يكلم الناس، فيقول من اراد ان يهدي الى رسول الله صلى الله عليه وسلم هدية فليهده اليه حيث كان من بيوت نسايه، فكلمته ام سلمة بما قلن، فلم يقل لها شييا، فسالنها. فقالت ما قال لي شييا. فقلن لها فكلميه. قالت فكلمته حين دار اليها ايضا، فلم يقل لها شييا، فسالنها. فقالت ما قال لي شييا. فقلن لها كلميه حتى يكلمك. فدار اليها فكلمته. فقال لها " لا توذيني في عايشة، فان الوحى لم ياتني، وانا في ثوب امراة الا عايشة ". قالت فقالت اتوب الى الله من اذاك يا رسول الله. ثم انهن دعون فاطمة بنت رسول الله صلى الله عليه وسلم فارسلن الى رسول الله صلى الله عليه وسلم تقول ان نساءك ينشدنك الله العدل في بنت ابي بكر. فكلمته. فقال " يا بنية، الا تحبين ما احب ". قالت بلى. فرجعت اليهن، فاخبرتهن. فقلن ارجعي اليه. فابت ان ترجع، فارسلن زينب بنت جحش، فاتته فاغلظت، وقالت ان نساءك ينشدنك الله العدل في بنت ابن ابي قحافة. فرفعت صوتها، حتى تناولت عايشة. وهى قاعدة، فسبتها حتى ان رسول الله صلى الله عليه وسلم لينظر الى عايشة هل تكلم قال فتكلمت عايشة ترد على زينب، حتى اسكتتها. قالت فنظر النبي صلى الله عليه وسلم الى عايشة، وقال " انها بنت ابي بكر ". قال البخاري الكلام الاخير قصة فاطمة يذكر عن هشام بن عروة عن رجل عن الزهري عن محمد بن عبد الرحمن. وقال ابو مروان عن هشام عن عروة كان الناس يتحرون بهداياهم يوم عايشة. وعن هشام عن رجل من قريش، ورجل من الموالي، عن الزهري عن محمد بن عبد الرحمن بن الحارث بن هشام قالت عايشة كنت عند النبي صلى الله عليه وسلم فاستاذنت فاطمة
Sümame b. Abdullah'ın yanına girdim. Bana güzel koku uzattı. Ben "daha yeni koku sürünmüştüm" dedim. Bunun üzerine "Enes r.a. güzel kokuyu hiç reddetmezdi" dedi ve Hz. Enes'in "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem güzel kokuyu hiç reddetmezdi" buyurduğunu nakletti
حدثنا ابو معمر، حدثنا عبد الوارث، حدثنا عزرة بن ثابت الانصاري، قال حدثني ثمامة بن عبد الله، قال دخلت عليه فناولني طيبا، قال كان انس رضى الله عنه لا يرد الطيب. قال وزعم انس ان النبي صلى الله عليه وسلم كان لا يرد الطيب
Urve, Misver b. Mahrame ile Mervan'ın kendisine şöyle haber verdiklerini nakletmiştir: Hevazin heyeti Hz. Nebi'in huzuruna gelmişlerdi. Hz. Nebi insanlar içinde ayağa kalktı, Allah'a layık olduğu biçimde hamdetti. Sonra: "Konuya gelelim. Kardeşleriniz tövbe etmiş ve bize gelmişler; ben esirlerini kendilerine geri vermeyi uygun görüyorum. Hakkından vazgeçecek kimler varsa bunu yapsın. Hakkını almak isteyenlerin hakkını ise ilk ganimetlerden verelim" buyurdu. Bunun üzerine insanlar: "Biz hakkımızdan vazgeçiyoruz" dediler
حدثنا سعيد بن ابي مريم، حدثنا الليث، قال حدثني عقيل، عن ابن شهاب، قال ذكر عروة ان المسور بن مخرمة، رضى الله عنهما ومروان اخبراه ان النبي صلى الله عليه وسلم حين جاءه وفد هوازن قام في الناس، فاثنى على الله بما هو اهله، ثم قال " اما بعد، فان اخوانكم جاءونا تايبين، واني رايت ان ارد اليهم سبيهم، فمن احب منكم ان يطيب ذلك فليفعل، ومن احب ان يكون على حظه حتى نعطيه اياه من اول ما يفيء الله علينا ". فقال الناس طيبنا لك
Urve, Misver b. Mahrame ile Mervan'ın kendisine şöyle haber verdiklerini nakletmiştir: Hevazin heyeti Hz. Nebi'in huzuruna gelmişlerdi. Hz. Nebi insanlar içinde ayağa kalktı, Allah'a layık olduğu biçimde hamdetti. Sonra: "Konuya gelelim. Kardeşleriniz tövbe etmiş ve bize gelmişler; ben esirlerini kendilerine geri vermeyi uygun görüyorum. Hakkından vazgeçecek kimler varsa bunu yapsın. Hakkını almak isteyenlerin hakkını ise ilk ganimetlerden verelim" buyurdu. Bunun üzerine insanlar: "Biz hakkımızdan vazgeçiyoruz" dediler
حدثنا سعيد بن ابي مريم، حدثنا الليث، قال حدثني عقيل، عن ابن شهاب، قال ذكر عروة ان المسور بن مخرمة، رضى الله عنهما ومروان اخبراه ان النبي صلى الله عليه وسلم حين جاءه وفد هوازن قام في الناس، فاثنى على الله بما هو اهله، ثم قال " اما بعد، فان اخوانكم جاءونا تايبين، واني رايت ان ارد اليهم سبيهم، فمن احب منكم ان يطيب ذلك فليفعل، ومن احب ان يكون على حظه حتى نعطيه اياه من اول ما يفيء الله علينا ". فقال الناس طيبنا لك
Aişe r.anha'dan rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hediyeyi kabul eder ve ona karşılık bir şey verirdi. Diğer tahric: Tirmizi Birr; Ebu Dâvûd, Buyu’
حدثنا مسدد، حدثنا عيسى بن يونس، عن هشام، عن ابيه، عن عايشة رضى الله عنها قالت كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يقبل الهدية ويثيب عليها. لم يذكر وكيع ومحاضر عن هشام عن ابيه عن عايشة