Loading...

Loading...
Kitap
102 Hadis
Rebia b. Ebî Abdurrahman'dan: Abdullah b. Ömer mescide geldiği zaman cemaat namazı kılmış idi. Bunun üzerine o hiç sünnet kılmadan hemen farz'dan başladı
وحدثني عن مالك، عن ربيعة بن ابي عبد الرحمن، ان عبد الله بن عمر، كان اذا جاء المسجد - وقد صلى الناس - بدا بصلاة المكتوبة ولم يصل قبلها شييا
Nafi'den: Abdullah b. Ömer namaz kılan bir adama uğrayarak ona selam verdi. Adam (ve aleyküm selam, diyerek) selamı aldı. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer adam'a dönerek şöyle dedi: «Namaz kılarken sizden birine selam verildiği zaman (ve aleyküm selam diyerek) selam almasın, el işaretiyle alsın
وحدثني عن مالك، عن نافع، ان عبد الله بن عمر، مر على رجل وهو يصلي فسلم عليه فرد الرجل كلاما فرجع اليه عبد الله بن عمر فقال له اذا سلم على احدكم وهو يصلي فلا يتكلم وليشر بيده
Abdullah b. Ömer'den: Kim sünnet namazı kılmayı unutur da cemaatle namaz kılarken hatırlarsa, imam selam verdikten sonra unuttuğu namazı kılsın, daha sonra son sünneti kılsın
وحدثني عن مالك، عن نافع، ان عبد الله بن عمر، كان يقول من نسي صلاة فلم يذكرها الا وهو مع الامام فاذا سلم الامام فليصل الصلاة التي نسي ثم ليصل بعدها الاخرى
Vasi b. Habban anlatıyor: Namaz kılıyordum, Abdullah b. Ömer de arkasını kıble duvarına dayamış duruyordu. Namazını bitirince solumdan dönerek yanına gittim. «Sağından niçin dönmedin?» diye sordu. «Seni gördüm, onun için döndüm.» dedim. «— İyi yaptın. Bazıları namazı bitirince sağından dön der. Sen namaz kıldığında istediğin taraftan dön; ister sağından dön, isterse solundan dön.» dedi. Mahir: Sadece sağ'dan kalkılmasını güzel gösteren bid'at'tan korunmayı Abdullah b. Mes'ud r.a. de öğütlemiştir. Nebi s.a.v.'in yapmadığı bir şeyi din'e sokmak Sahabe'nin ölesiye korktuğu bir şey idi
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، عن محمد بن يحيى بن حبان، عن عمه، واسع بن حبان، انه قال كنت اصلي وعبد الله بن عمر مسند ظهره الى جدار القبلة فلما قضيت صلاتي انصرفت اليه من قبل شقي الايسر فقال عبد الله بن عمر ما منعك ان تنصرف عن يمينك قال فقلت رايتك فانصرفت اليك . قال عبد الله فانك قد اصبت ان قايلا يقول انصرف عن يمينك فاذا كنت تصلي فانصرف حيث شيت ان شيت عن يمينك وان شيت عن يسارك
Hişam b. Urve'nin babası muhacirlerden bir zattan naklediyor: Abdullah b. Amr b. As'a: «— Deve ağılında namaz kılabilir miyim?» diye sordum. Abdullah: «—Kılamazsın! Fakat koyun ağıllarında kılabilirsin.» cevabını verdi. İbn Abdilber der ki; "Böyle bir farklılık, akılla (rey ile) anlaşılmaz." el-Bera'dan merfu olarak rivayet edilmiştir. (Ebu Davud, Salat)
وحدثني عن مالك، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن رجل، من المهاجرين لم ير به باسا انه سال عبد الله بن عمرو بن العاص ااصلي في عطن الابل فقال عبد الله لا ولكن صل في مراح الغنم
Saîd b. el-Müseyyeb'den: Bütün rekatlarında oturulan hiç bir namaz ve namazın (iki rekatlık) sünneti yoktur. Ancak, bir rekatına yetişilemeyen akşam namazının farzı müstesnadır
وحدثني عن مالك، عن ابن شهاب، عن سعيد بن المسيب، انه قال ما صلاة يجلس في كل ركعة منها ثم قال سعيد هي المغرب اذا فاتتك منها ركعة وكذلك سنة الصلاة كلها
Ebu Katade el-Ensari'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kızı Zeyneb'in, Rebia b. Abdişems'in oğlu Ebü'l-As'dan olan kızı Ümame'yi namaz kılarken omuzuna alır, secde yaparken onu yere bırakır, kıyama kalkarken tekrar alırdı. Diğer tahric: Buhari, Saîat; Müslim, Mesacid
حدثني يحيى، عن مالك، عن عامر بن عبد الله بن الزبير، عن عمرو بن سليم الزرقي، عن ابي قتادة الانصاري، . ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يصلي وهو حامل امامة بنت زينب بنت رسول الله صلى الله عليه وسلم ولابي العاص بن ربيعة بن عبد شمس فاذا سجد وضعها واذا قام حملها
Ebu Hureyre r.a.'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Meleklerden bir grup gece, bir grup da gündüz sizin aranızda bulunurlar. Her iki grup ikindi ve sabah namazlarında birbirlerine görev teslimi yaparlar. Sonra gece görev yapanlar döndüklerinde Allahu Teala —kendisi çok iyi bildiği halde— onlara: «—Kullarım, siz gelirken ne yapıyorlardı?» diye sorar. Onlar da: «— Biz gelirken namaz kılıyorlardı. Vardığımızda yine namaz kılıyorlardı.» cevabını verirler. Diğer tahric: Buhari, Mevakîtu's-Salat; Müslim, Mesacid
وحدثني عن مالك، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " يتعاقبون فيكم ملايكة بالليل وملايكة بالنهار ويجتمعون في صلاة العصر وصلاة الفجر ثم يعرج الذين باتوا فيكم فيسالهم وهو اعلم بهم كيف تركتم عبادي فيقولون تركناهم وهم يصلون واتيناهم وهم يصلون
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (hastalığı ağırlaşınca): «—Ebu Bekir'e haber verin, cemaate namazı kıldırsın,» buyurdu. Bunun üzerine ben: «— Ya Resulallah! Ebu Bekir sizin yerinize geçtiği zaman ağlamaktan sesini cemaate duyuramıyor. Onun için bu görevi Ömer'e verin, o kıldırsın.» dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, tekrar: «—Ebu Bekir'e söyleyin, cemaate namazı kıldırsın.» buyurdu. Bu sefer ben Hafsa'dan: Resulullah'a Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Ebu Bekir sizin makamınıza geçince ağlamaktan sesini duyuramıyor. Söyleyin cemaate, namazı Ömer kıldırsın» diye söylemesini istedim, dedim. Hafsa bunu söyleyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «—Siz kadınlar Yusufa bile neler yaptınız.! Ebu Bekir'e söyleyin cemaate namazı kıldırsın!» buyurdu. Hafsa işittiği bu azar üzerine bana: «— Hep senin yüzünden oldu!» diye çıkıştı. Diğer tahric: Buhari, Ezan
وحدثني عن مالك، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، زوج النبي صلى الله عليه وسلم ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " مروا ابا بكر فليصل للناس " . فقالت عايشة ان ابا بكر يا رسول الله اذا قام في مقامك لم يسمع الناس من البكاء فمر عمر فليصلي للناس . قال " مروا ابا بكر فليصل للناس " . قالت عايشة فقلت لحفصة قولي له ان ابا بكر اذا قام في مقامك لم يسمع الناس من البكاء فمر عمر فليصل للناس ففعلت حفصة فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " انكن لانتن صواحب يوسف مروا ابا بكر فليصل للناس " . فقالت حفصة لعايشة ما كنت لاصيب منك خيرا
Adiy b. Hiyar'ın oğlu Ubeydullah'dan: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir grup cemaatin arasında oturuyordu. Bir adam gelerek kendisine gizlice bir şeyler söyledi, fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu söylenenleri bize söyleyinceye kadar adamın ne dediğini işitmemiştik. Bir de öğrendik ki adam münafıklardan birinin öldürülmesine müsaade istiyormuş. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, açıktan açığa adama: «— O, öldürmek istediğin adam Allah'tan başka ilah olmadığına, ve Muhammed'in onun kulu ve Resulü olduğuna şehadet ediyor mu?» diye sordu. Adam: «— Evet ediyor, fakat o bunu samimiyetle söylemiyor.» dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tekrar: «— Namaz kılıyor mu?» diye sordu. Adam: «— Evet, fakat samimi değil...» cevabını verdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Böyle kimselerin öldürülmesini Allah Teala yasakladı.» buyurdu
وحدثني عن مالك، عن ابن شهاب، عن عطاء بن يزيد الليثي، عن عبيد الله بن عدي بن الخيار، انه قال بينما رسول الله صلى الله عليه وسلم جالس بين ظهرانى الناس اذ جاءه رجل فساره فلم يدر ما ساره به حتى جهر رسول الله صلى الله عليه وسلم فاذا هو يستاذنه في قتل رجل من المنافقين فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم حين جهر " اليس يشهد ان لا اله الا الله وان محمدا رسول الله " . فقال الرجل بلى ولا شهادة له . فقال " اليس يصلي " . قال بلى ولا صلاة له . فقال صلى الله عليه وسلم " اوليك الذين نهاني الله عنهم
Ata b. Yesar'dan: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua etti: «Allah'ım, kabrimi ibadetgah yaptırma! Nebilerinin kabrini mescid haline getiren ümmete Allah'ın gazabı şiddetli olur.» Diğer tahric: İbn Abdilber der ki: "Bu hadisin mürsel oluşunda, Malik'ten bir ihtilaf naklediîmemiştir
وحدثني عن مالك، عن زيد بن اسلم، عن عطاء بن يسار، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " اللهم لا تجعل قبري وثنا يعبد اشتد غضب الله على قوم اتخذوا قبور انبيايهم مساجد
Mahmud b. er-Rebî' el-Ensari'den: İtban b. Malik a'ma idi ve kendi kavmine namaz kıldırıyordu. Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek. «— Zaman oluyor gece zifiri karanlık oluyor, zaman oluyor yağmur yağıyor, seller akıyor. Ben a'ma bir kimseyim. Ya Resulullah! Evime gel teberrüken bir yerde namaz kıl da ben orayı namazgah yapayım!» diye ricada bulundu. Bunun üzerine Nebi s.a.v. bu zatın evine gelerek: «— Nerede namaz kılmamı istersin?» diye sordu. İtban evin bir köşesini gösterdi, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da orada namaz kıldı. Diğer tahric: Buhari, Salat; Müslim, Mesacid
وحدثني عن مالك، عن ابن شهاب، عن محمود بن الربيع الانصاري، ان عتبان بن مالك، كان يوم قومه وهو اعمى وانه قال لرسول الله صلى الله عليه وسلم انها تكون الظلمة والمطر والسيل وانا رجل ضرير البصر فصل يا رسول الله في بيتي مكانا اتخذه مصلى . فجاءه رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " اين تحب ان اصلي " . فاشار له الى مكان من البيت فصلى فيه رسول الله صلى الله عليه وسلم
Abbad b. Temim amcasından naklediyor: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İ mescidde sırtüstü yatmış, ayaklarını da ayak ayak üzerine atmış bir vaziyette gördüm. Diğer tahric: Buharî, Salat; Müslim, el-Libas ve'z-Zinet
وحدثني عن مالك، عن ابن شهاب، عن عباد بن تميم، عن عمه، انه راى رسول الله صلى الله عليه وسلم مستلقيا في المسجد واضعا احدى رجليه على الاخرى
Saîd b. Müseyyeb de bu konuda: «Ömer b. Hattab ve Osman b. Affan da aynı şekilde yaparlardı.» demektedir
وحدثني عن مالك، عن ابن شهاب، عن سعيد بن المسيب، ان عمر بن الخطاب، وعثمان بن عفان، - رضى الله عنهما - كانا يفعلان ذلك
Yahya b. Saîd anlatıyor: Abdullah b. Mes'ud adamın birine: *— Sen fakihi çok, kurrası az, Kur'an'ın ahkamına uyulan, fakat hurufatına hakkı verilerek okunmayan, isteyeni az, vereni çok, —Nebimizin emrettiği gibi— namazın uzatılıp, hutbenin kısa tutulduğu ve amellerin arzulara tercih edildiği bir zamanda yaşıyorsun. Öyle bir zaman gelecek ki fakihi az fakat kurrası çok olacak, Kur'an düzgün okunacak fakat ahkamına riayet edilmeyecek, dilenci çoğalacak fakat veren azalacak, hutbeler uzatılacak fakat namaz çabucak kılınacak, arzular amellere tercih edilecek.»
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، ان عبد الله بن مسعود، قال لانسان انك في زمان كثير فقهاوه قليل قراوه تحفظ فيه حدود القران وتضيع حروفه قليل من يسال كثير من يعطي يطيلون فيه الصلاة ويقصرون الخطبة يبدون اعمالهم قبل اهوايهم وسياتي على الناس زمان قليل فقهاوه كثير قراوه يحفظ فيه حروف القران وتضيع حدوده كثير من يسال قليل من يعطي يطيلون فيه الخطبة ويقصرون الصلاة يبدون فيه اهواءهم قبل اعمالهم
Yahya b. Saîd'den: Duyduğuma göre kulun amellerinden ilk Önce namaza bakılacak, eğer ondan kabul edilenler varsa diğer amellerine de bakılacak, yoksa başka hiç bir ameline bakılmayacak. Diğer tahric: Ebu Davud, Salat; Tirmizî, Salat; Nesaî, Salat; îbn Mace, İkametu's-Salat
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، انه قال بلغني ان اول، ما ينظر فيه من عمل العبد الصلاة فان قبلت منه نظر فيما بقي من عمله وان لم تقبل منه لم ينظر في شىء من عمله
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en çok hoşuna giden amel, devamlı yapılan ameldi. Diğer tahric: Buharî, Rıkak BUHARİ HADİS’İ VE GENİŞ AÇIKLAMA İÇİN BURAYA TIKLAYIN
وحدثني عن مالك، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، زوج النبي صلى الله عليه وسلم انها قالت كان احب العمل الى رسول الله صلى الله عليه وسلم الذي يدوم عليه صاحبه
Amir, babası Sa'd b. Ebî Vakkas'dan naklediyor: İki kardeş vardı, bunlardan biri diğerinden kırk gün önce vefat etti. Bir defasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bu kardeşlerden ilk ölenin meziyetleri anlatılıyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Sonraki ölen müslüman değil iniydi?» diye sordu. Kendisine: «— Müslümandı, ya Resulallah! Fena adam da değildi.» diye cevap verildi. Bunun üzerine: «—- Namazının ona ne dereceler kazandırdığını biliyor musunuz? Namaz kapınızın önünden akan büyük ve suyu tatlı bir nehir gibidir. Kişi günde beş defa bu nehre girip yıkansa onda kir kalır mı, dersiniz? Şüphesiz ki namazının ona ne dereceler kazandırdığını sizler bilemezsiniz.» buyurdu. Son kısım, Ebu Hureyre r.a.'den merfu olarak rivayet edilmiştir. Buharî, Mevakitu's-Salat; Müslim, Mesacid BUHARİ HADİS’İ VE AÇIKLAMASI İÇİN BURAYA TIKLAYIN
وحدثني عن مالك، انه بلغه عن عامر بن سعد بن ابي وقاص، عن ابيه، انه قال كان رجلان اخوان فهلك احدهما قبل صاحبه باربعين ليلة فذكرت فضيلة الاول عند رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " الم يكن الاخر مسلما " . قالوا بلى يا رسول الله وكان لا باس به . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " وما يدريكم ما بلغت به صلاته انما مثل الصلاة كمثل نهر غمر عذب بباب احدكم يقتحم فيه كل يوم خمس مرات فما ترون ذلك يبقي من درنه فانكم لا تدرون ما بلغت به صلاته
İmam Malik anlatıyor: Duyduğuma göre Ata b. Yesar mescidde bulunurken seyyar satıcılar kendisine uğradıkları zaman onlara: «— Neyiniz var, ne istiyorsunuz?» diye sorar, onlar da satıcı olduklarını söyleyince: «—Siz dünya pazarına gidiniz, burası ahiret pazarıdır!» diye mukabelede bulunurmuş
وحدثني عن مالك، انه بلغه ان عطاء بن يسار، كان اذا مر عليه بعض من يبيع في المسجد دعاه فساله ما معك وما تريد فان اخبره انه يريد ان يبيعه قال عليك بسوق الدنيا وانما هذا سوق الاخرة
Malik'den: Duyduğuma göre, Ömer b. Hattab mescidin bir kenarında Butayha denen özel yeri yaptıktan sonra: «Kim yüksek sesle veya gizlice bir şey konuşmak veya şiir söylemek isterse buraya çıksın.» demiş
وحدثني عن مالك، انه بلغه ان عمر بن الخطاب، بنى رحبة في ناحية المسجد تسمى البطيحاء وقال من كان يريد ان يلغط او ينشد شعرا او يرفع صوته فليخرج الى هذه الرحبة