Loading...

Loading...
Kitap
122 Hadis
Malik, şunları rivayet etti: Bir kişi Abdullah b. Abbas'a: «Ben karımı yüz talak ile boşadım. Hakkımdaki görüşün nedir?» deyince îbn Abbas ona: «— Kadın senden üç talak ile boş oldu. (Geri kalan) doksanyedi talakla da Allah'ın ayetlerini alaya almış oldun» dedi
حدثني يحيى، عن مالك، انه بلغه ان رجلا، قال لعبد الله بن عباس اني طلقت امراتي ماية تطليقة فماذا ترى على فقال له ابن عباس طلقت منك لثلاث وسبع وتسعون اتخذت بها ايات الله هزوا
İmam Malik'ten rivayet olundu: Bir adam Abdullah b. Mes'ud'a gelerek: «— Karımı sekiz talak boşadım» deyince îbn Mes'ud: «— Sana nasıl fetva verildi?» diye sordu. O da: «— Karın üç talakla boş olmuş denildi» diye cevap verdi. îbn Mes'ud devamla şöyle dedi: «— Doğru söylemişler, kim Allah'ın emrine uygun olarak boşarsa Allah açıklamıştır. Bir kimse de kendi aleyhine gevezelik yaparsa, bu hatası kendine aittir. Kendi aleyhinize mugalata yapıp da bizi uğraştırmayın. Hüküm, onların dediği gibidir.»
وحدثني عن مالك، انه بلغه ان رجلا، جاء الى عبد الله بن مسعود فقال اني طلقت امراتي ثماني تطليقات . فقال ابن مسعود فماذا قيل لك قال قيل لي انها قد بانت مني . فقال ابن مسعود صدقوا من طلق كما امره الله فقد بين الله له ومن لبس على نفسه لبسا جعلنا لبسه ملصقا به لا تلبسوا على انفسكم ونتحمله عنكم هو كما يقولون
Ebu Bekir b. Hazm şöyle demiştin Ömer b. Abdülaziz bana: «Elbette sözü (Talak-ı bain) hakkında alimler ne hüküm veriyor?» diye sorunca, ben ona şöyle cevap verdim: «Eban b. Osman elbetteyi bir talak sayıyor.» Bunun üzerine Ömer b. Abdülaziz: «Şayet talak bin tane olsa, elbette kelimesi hepsini içine alır. Elbette sözünü kullanan, son sözü söylemiş olur.» dedi
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، عن ابي بكر بن حزم، ان عمر بن عبد العزيز، قال له البتة ما يقول الناس فيها قال ابو بكر فقلت له كان ابان بن عثمان يجعلها واحدة . فقال عمر بن عبد العزيز لو كان الطلاق الفا ما ابقت البتة منها شييا من قال البتة فقد رمى الغاية القصوى
ibn Şihab'dan rivayet edildi: Mervan b. Hakem, Elbette kaydıyla karısını boşayanın karısının üç talak boş olduğuna hükmederdi. Malik der ki: Üç talak hakkında duyduklarımın en uygunu budur
وحدثني عن مالك، عن ابن شهاب، ان مروان بن الحكم، كان يقضي في الذي يطلق امراته البتة انها ثلاث تطليقات . قال مالك وهذا احب ما سمعت الى في ذلك
imam Malik'e şöyle rivayet olundu: Irak'tan, Ömer b. Hattab'a bir adamın karısına (boşama kasdiyle) «ipin boynunda» dediğini yazdılar. Bunun üzerine Ömer b. Hattab da (Irak'taki) valisine: Ona hac mevsiminde benimle Mekke'de görüşmesini söyle diye yazdı. Hz. Ömer, Beytullahı tavaf ederken adı geçen adam, Hz. Ömer ile karşılaşıp, selam verince, Hz. Ömer: «— Kimsin?» diye sordu. O da cevaben: «—Yanına gelmesini emrettiğin kişiyim», deyince Hz. Ömer: «— Şu Kabe'nin Rabbi hakkı için sana soruyorum, karına «ipin boynunda» derken niyetin neydi?» «— Buradan başka bir yerde bana yemin verseydin gerçeği söylemezdim. Bu sözümle karımı boşamayı kasdettim» deyince Hz. Ömer: «— Hüküm, istediğin gibi olmuştur,» dedi
حدثني يحيى، عن مالك، انه بلغه انه كتب الى عمر بن الخطاب من العراق ان رجلا قال لامراته حبلك على غاربك فكتب عمر بن الخطاب الى عامله ان مره يوافيني بمكة في الموسم فبينما عمر يطوف بالبيت اذ لقيه الرجل فسلم عليه فقال عمر من انت فقال انا الذي امرت ان اجلب عليك . فقال له عمر اسالك برب هذه البنية ما اردت بقولك حبلك على غاربك فقال له الرجل لو استحلفتني في غير هذا المكان ما صدقتك اردت بذلك الفراق . فقال عمر بن الخطاب هو ما اردت
imam Malik'e şöyle rivayet olundu: Ali b. Ebî Talib, karısına «sen bana haramsın» diyen bir kişi hakkında: «— Karısı üç talakla boştur» diye fetva verirdi. İmam Malik der ki: Üç talak konusunda işittiğimin en uygunu budur
وحدثني عن مالك، انه بلغه ان علي بن ابي طالب، كان يقول في الرجل يقول لامراته انت على حرام انها ثلاث تطليقات . قال مالك وذلك احسن ما سمعت في ذلك
Nafî'den rivayet edildi, Abdullah b. Ömer der ki: (Bir kimsenin karısını: «Sen serbestsin veya ben senden kurtuldum» demesi üç talak sayılır)
وحدثني عن مالك، عن نافع، ان عبد الله بن عمر، كان يقول في الخلية والبرية انها ثلاث تطليقات كل واحدة منهما
Kasım b. Muhammed'den rivayet edildi: Bir ailenin kızıyla adamın biri evliydi. Adam, karısının ailesine «alın kızınızı ne yaparsanız yapın» dedi. Bunun üzerine fakihler, o kadının bir talak ile boş olduğuna hükmettiler
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، عن القاسم بن محمد، . ان رجلا، كانت تحته وليدة لقوم فقال لاهلها شانكم بها . فراى الناس انها تطليقة واحدة
وحدثني عن مالك، انه سمع ابن شهاب، يقول في الرجل يقول لامراته بريت مني وبريت منك انها ثلاث تطليقات بمنزلة البتة . قال مالك في الرجل يقول لامراته انت خلية او برية او باينة انها ثلاث تطليقات للمراة التي قد دخل بها ويدين في التي لم يدخل بها اواحدة اراد ام ثلاثا فان قال واحدة احلف على ذلك وكان خاطبا من الخطاب لانه لا يخلي المراة التي قد دخل بها زوجها ولا يبينها ولا يبريها الا ثلاث تطليقات والتي لم يدخل بها تخليها وتبريها وتبينها الواحدة . قال مالك وهذا احسن ما سمعت في ذلك
وحدثني عن مالك، انه سمع ابن شهاب، يقول في الرجل يقول لامراته بريت مني وبريت منك انها ثلاث تطليقات بمنزلة البتة . قال مالك في الرجل يقول لامراته انت خلية او برية او باينة انها ثلاث تطليقات للمراة التي قد دخل بها ويدين في التي لم يدخل بها اواحدة اراد ام ثلاثا فان قال واحدة احلف على ذلك وكان خاطبا من الخطاب لانه لا يخلي المراة التي قد دخل بها زوجها ولا يبينها ولا يبريها الا ثلاث تطليقات والتي لم يدخل بها تخليها وتبريها وتبينها الواحدة . قال مالك وهذا احسن ما سمعت في ذلك
İmam Malik'e şöyle rivayet edildi: Bir adam, Abdullah b. Ömer'e gelerek: «— Ya Eba Abdurrahman, boşama yetkisini karıma verdim. O da kendisini boşadı. Bu konuda görüşün nedir?» dedi. Abdullah b. Ömer: «— Görüşüm karının dediği gibi» deyince, Adam: «— Yapma, ya Eba Abdurrahman» dedi. İbn Ömer: «— Ben mi yapıyorum? Onu sen yaptın», karşılığım verdi. Bir sonraki (1150 nolu) hadis’e bakın
حدثني يحيى، عن مالك، انه بلغه ان رجلا، جاء الى عبد الله بن عمر فقال يا ابا عبد الرحمن اني جعلت امر امراتي في يدها فطلقت نفسها فماذا ترى فقال عبد الله بن عمر اراه كما قالت . فقال الرجل لا تفعل يا ابا عبد الرحمن . فقال ابن عمر انا افعل انت فعلته
Nafî'den: Abdullah b. Ömer şöyle derdi: «Koca, karısına boşama yetkisini verirse hüküm, karının verdiği hükümdür» Yalnız mani olur. «Ben yalnız bir talakla boşama yetkisini vermeyi kasdettim.» derse, yemin eder, (ric'î talak vaki olur), iddeti içerisinde karısına döner
وحدثني عن مالك، عن نافع، ان عبد الله بن عمر، كان يقول اذا ملك الرجل امراته امرها فالقضاء ما قضت به الا ان ينكر عليها ويقول لم ارد الا واحدة فيحلف على ذلك ويكون املك بها ما كانت في عدتها
Zeyd b:Sabit'in oğlu Harıce şöyle rivayet etti: O, babası Zeyd b. Sabit in yanında otururken, Zeyd'e, Ebu Atîk'in oğlu Muhammed iki gözü yaşlı olarak geldi. Zeyd ona: «—Nedir bu halin? deyince o: «—Boşama yetkisini karıma verdim, o da benden ayrıldı» dedi. Zeyd ona: «— Seni böyle davranmaya ne zorladı?» diye sordu. Adam: «— Kader» cevabını verdi. Zeyd: «— istersen karına dön. O, yalnız bir talak ile boş olmuştur. Senin ona dönmek hakkındır» dedi
حدثني يحيى، عن مالك، عن سعيد بن سليمان بن زيد بن ثابت، عن خارجة بن زيد بن ثابت، انه اخبره انه، كان جالسا عند زيد بن ثابت فاتاه محمد بن ابي عتيق وعيناه تدمعان فقال له زيد ما شانك فقال ملكت امراتي امرها ففارقتني . فقال له زيد ما حملك على ذلك قال القدر . فقال زيد ارتجعها ان شيت فانما هي واحدة وانت املك بها
Abdurrahman b. Kasım babasından rivayet etti: Sakîf kabilesinden bir adamın boşama yetkisini karısına vermesi üzerine karısı, ona: «.— Sen talaksın» dedi ve adam sustu. Sonra tekrar: «— Sen talaksın» dedi. Kocası: «— Ağzında taş (söyleyeceğin bir olay) mı var?», dedi. Kadın tekrar: «— Sen talaksın» deyince, kocası (tekrar): «— Ağzında taş mı var?» dedi. Bunun üzerine davalarını görmesi için Mervan b. Hakem'e gittiler. Mervan adama, karısına yalmz bir talakla boşama yetkisi verdiği hakkında, yemin ettirdi ve karısını ona verdi. Abdurrahman der ki: «Bu hüküm (babam) Kasım'ın hoşuna giderdi» ve bu konuda işittiklerinin en uygunu olduğu görüşündeydi. Malik der ki: «Bu konuda işittiklerimin en uygunu ve en hoşuma gideni budur
وحدثني عن مالك، عن عبد الرحمن بن القاسم، عن ابيه، ان رجلا، من ثقيف ملك امراته امرها فقالت انت الطلاق فسكت ثم قالت انت الطلاق فقال بفيك الحجر . ثم قالت انت الطلاق فقال بفيك الحجر . فاختصما الى مروان بن الحكم فاستحلفه ما ملكها الا واحدة وردها اليه . قال مالك قال عبد الرحمن فكان القاسم يعجبه هذا القضاء ويراه احسن ما سمع في ذلك . قال مالك وهذا احسن ما سمعت في ذلك واحبه الى
Hz. Aişe der ki: «Ebu Bekir'in oğlu Abdurrahman'a Ebu Ümeyye kızı Kureybe'yi (ailesinden) istedim. Onlar da verdiler. Sonra Abdurrahman'a sitem ederek: «— Biz, Onun değil, Hz. Aişe'nin hatırı için verdik» dediler. Bunun üzerine Hz. Aişe Abdurrahman'a (haber) göndererek durumu bildirince Abdurrahman da boşama yetkisini (hanımı) Kureybe'ye verdi. Kureybe, kocasını tercih etti. Bu olay talak sayılmadı
حدثني يحيى، عن مالك، عن عبد الرحمن بن القاسم، عن ابيه، عن عايشة ام المومنين، انها خطبت على عبد الرحمن بن ابي بكر قريبة بنت ابي امية فزوجوه ثم انهم عتبوا على عبد الرحمن وقالوا ما زوجنا الا عايشة فارسلت عايشة الى عبد الرحمن فذكرت ذلك له فجعل امر قريبة بيدها فاختارت زوجها فلم يكن ذلك طلاقا
Kasım'dan şöyle rivayet edildi: Nebi s.a.v.'in hanımı Hz. Aişe, Abdurrahman —Şam'da iken— kızı Hafsa'yı Zubeyr'in oğlu Münzir'le evlendirdi. Abdurrahman (Şam'dan) gelince: «— Ben olmadan bu yapılır mı?» dedi. Hz. Aişe (olayı) Münzir'e anlatınca, Münzir: «— Bu iş, Abdurrahman'm elindedir. (Yani boşama yetkisini ona verdim. Ne derse o olur.)»» demesi üzerine: Abdurrahman (Aişe'ye hitaben): «— Senin kararlaştırdığın işi bozma gücünü kendimde görmüyorum» dedi. Böylece Hafsa, Münzir'in yanında kaldı ve bu olay talak sayılmadı
وحدثني عن مالك، عن عبد الرحمن بن القاسم، عن ابيه، ان عايشة، زوج النبي صلى الله عليه وسلم زوجت حفصة بنت عبد الرحمن المنذر بن الزبير - وعبد الرحمن غايب بالشام - فلما قدم عبد الرحمن قال ومثلي يصنع هذا به ومثلي يفتات عليه فكلمت عايشة المنذر بن الزبير فقال المنذر فان ذلك بيد عبد الرحمن . فقال عبد الرحمن ما كنت لارد امرا قضيتيه فقرت حفصة عند المنذر ولم يكن ذلك طلاقا
Abdullah b. Ömer ile Ebu Hureyre'ye, boşama yetkisini karısına veren, bu yetkiyi kullanmadan kocasına iade eden kadının kocası hakkında fetva soruldu. Her ıkısı de: «—Bu boşama sayılmaz», dediler
وحدثني عن مالك، انه بلغه ان عبد الله بن عمر، وابا، هريرة سيلا عن الرجل، يملك امراته امرها فترد ذلك اليه ولا تقضي فيه شييا فقالا ليس ذلك بطلاق
Urve b. Zübeyr der ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın hanımı Aişe (radıyallahü anh)'in şöyle dediğini işittim: (sallallahü aleyhi ve sellem): «Bir diken batması bile olsa mü'min uğradığı bütün musibetlerin mükafaatını görür,» yahut da «karşılaştığı sıkıntılar hatalarına keffaret olur.» buyurdu. Müslim, Bir, 45/14, no:50. Yezid, Urve'nin mükafat veya keffaretten hangisini dediğini kesin olarak bilemediği için ikisini de söylemiştir
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، عن سعيد بن المسيب، انه قال اذا ملك الرجل امراته امرها فلم تفارقه وقرت عنده فليس ذلك بطلاق . قال مالك في المملكة اذا ملكها زوجها امرها ثم افترقا ولم تقبل من ذلك شييا فليس بيدها من ذلك شىء وهو لها ما داما في مجلسهما
Cafer, babası Muhammed'den rivayet eder: Ali b. Ebî Talib derdi ki: «Bir kişi karısına yaklaşmamaya yemin ettiğinde talak meydana gelmez. Dört ay geçince bakılır, ya karısını boşar ya da cinsî münasebet yapmakla yeminini bozar, karısına yaklaşır, imam Malik der ki: Fetva bizce de böyledir
حدثني يحيى، عن مالك، عن جعفر بن محمد، عن ابيه، عن علي بن ابي طالب، انه كان يقول اذا الى الرجل من امراته لم يقع عليه طلاق وان مضت الاربعة الاشهر حتى يوقف فاما ان يطلق واما ان يفيء . قال مالك وذلك الامر عندنا
وحدثني عن مالك، عن نافع، عن عبد الله بن عمر، انه كان يقول ايما رجل الى من امراته فانه اذا مضت الاربعة الاشهر وقف حتى يطلق او يفيء ولا يقع عليه طلاق اذا مضت الاربعة الاشهر حتى يوقف
وحدثني عن مالك، عن نافع، عن عبد الله بن عمر، انه كان يقول ايما رجل الى من امراته فانه اذا مضت الاربعة الاشهر وقف حتى يطلق او يفيء ولا يقع عليه طلاق اذا مضت الاربعة الاشهر حتى يوقف
İbn Şihab'dan rivayet edildi: Saîd b. Müseyyeb ile Ebu Bekir b. Abdurrahman, karısına yaklaşmamaya yemin eden bir adam hakkında şöyle dediler: «Dört ay geçince kadın, ric'î talak ile boş olur. Kadın iddet beklerken kocasının dönme hakkı vardır.»
وحدثني عن مالك، عن ابن شهاب، ان سعيد بن المسيب، وابا، بكر بن عبد الرحمن كانا يقولان في الرجل يولي من امراته انها اذا مضت الاربعة الاشهر فهي تطليقة ولزوجها عليها الرجعة ما كانت في العدة