Loading...

Loading...
Kitap
68 Hadis
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Ensardan bir adam gözlerini kaybettikten son Resulullah Sallallahu Aleyhi ve sellem'e: Teşrif et de evimde benim için bir mescid tayin et, Orada namaz kılatrım, diye evine da'vet etti. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de gelerek (dediğini) yaptı
حدثنا يحيى بن الفضل المقري، حدثنا ابو عامر، حدثنا حماد بن سلمة، عن عاصم، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، ان رجلا، من الانصار ارسل الى رسول الله صلى الله عليه وسلم ان تعال فخط لي مسجدا في داري اصلي فيه وذلك بعد ما عمي فجاء ففعل
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Benim amcalarımdan birisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için yemek yaptı ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Evimde yemek yemeni ve namaz kılmanı arzuluyorum, dedi. Enes (r.a.) demiştir ki: Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Onun evine geldi ve evde şu hasırlardan bir tane bulunuyordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), evin bir kenarını (hazırlamayı) emretti. Hemen orası süpürüldü ve hafifçe sulandı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza durdu. Biz de Onunla beraber namaz kıldık." Ebu Abdillah bin Mace demiştir ki: Fahl: Siyahlaşmış hasirdir. Not: Zevaid'de: İsnadı hasendir. Hadisin aslı Buhari'de vardır, denilmiştir. AÇIKLAMA : Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai de Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edilen hadisin meali bunun mealine benzer. Ancak Kütüb-i Hamse'de (Yani Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai'de) rivayet olunan Enes (r.a.)'in hadisinde Nebi (s.a.v.)'i davet eden zat Enes (r.a.)'in amcası değil, onun anne annesi Müleyke'dir. Bazı rivayetlerde davet eden hatun, Enes (r.a.)'in annesi Ümmü Süleym'dir. [Kastalani'nin açıklamasına göre Enes (r.a.)'in annesi Ümmü Süleym'dir. Anne annesi Müleyke'dir. ] Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri hadisin metni mealen şöyledir: ''Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre büyükannesi Müleyke, Nebi (s.a.v.)'i, Onun için hazırlamış olduğu yemeğe davet etti. Nebi (s.a.v.), yemekten biraz yedikten sonra: ''Kalkınız. Size namaz kıldırayım,'' buyurdu. Enes (r.a.) demiştir ki: Uzun süre kullamlmasından dolayı kararmış olan bir hasırımıza doğru kalkıp gittim. (Yumuşatmak veya temizlemek için) hasırı hafifçe suladım. ResuluIlah (s.a.v.) hasır üzerinde ayakta durdu. Ben ve yetim (= Nebi (s.a.v.)'in mevlası (azadlısı, Dumeyre bin Ebi Dumeyre) Onun arkasında saf olduk. İhtiyar hatun (Müleyke) bizim arkamıza durdu. Nebi (s.a.v.), bize iki rekat namaz kıldırdı. Sonra (namazdan) çıktı. (Ve evine gitti" Buhari ve Müslim bu hadisi 'Hasır üzerinde namaz babı'nda rivayet etmişlerdir. Nevevi, bu hadisin açıklaması bahsinde şöyle der; HADİSİN İHTİVA ETTİĞİ HÜKÜMLER ŞUNLARDIR : 1- Düğün dolayısıyla verilen ve velime adı verilen ziyafetteu başka ziyafetler için de yapılan davete icabet edilmelidir. Bu icabetin meşruluğunda ihtilaf yoktur. Ancak icabet vacib midir? Farz-ı kifaye midir? Sünnet midir? diye Şafii alimleri ve diğer mezheb alimleri arasında meşhur ihtilaf konusu olmuştur. Hadislerin zahirine göre bu davet vacibtir. Yeri gelince inşaaIlah izah edeceğiz. 2- Nafile namazı cemaatle kılmak eaizdir. 3- Salih ve alim zatların bir evde namaz kılmalan ev halkına bereket vesilesi olur. Nebi (s.a.v.), teşrifleriyle onları bereketlendirdiği gibi, namaz kılınış şeklini uygulamalı olarak.oıılara öğretmek istediği umulur. Çünkü kadın Nebi (s.a.v.)'in namaz kılışını mescidde ender görebilir. Nebi (s.a.v.), kılınış şeklini o kadına göstermek, öğretmek ve kadının da başkelarına öğretmesini istemiş olabilir. 4- Hasır v.s.. bitkiler üzerinde namaz kılmak caizdir. Bu hususta icma vardır. Ömer bin Abdilaziz (r.a.)'in muhalif kalışı, toprak üzerinde namaz kılmakla tevazu göstermenin müstahablığına yorumlanmıştır. 5- Elbiselerde, sergilerde, hasırlarda ve benzeri eşyalarda asıl olan hüküm, bunların temiz oluşudur. NecasetIeri gerçekleşmedikçe temizlik hükmü devam eder 6- Gece nafilelerinde olduğu gibi, gündüz kılınan nafile namazlarında iki rekat'ten selam vermek daha efdaldır. 7- Mümeyyizlik çağına ermiş çocuğun namazı sahihtir. 8- Çocuk, erkeklerle beraber safı tamamlar. Mezhebimizin sahih ve meşhur kavli budur. Alimlerin cumhuru da bununla hükmetmişlerdir. Yalnız İbn-i Mes'ud ve arkadaşları, muhalefet ederek: İmama uyanlar iki kişi oldukları takdirde imamla beraber bir saf olurlar,. İmam ortalarında durur, demişlerdir. 9- Erkeklerin cemaatında bir kadın bulunduğu takdirde, kadın tek başına ve erkeklerin arkasında durup, imama uyar. Enes (r.a.j, yumuşatmak için hasir sulamıştır. Çünkü başka rivayette açıklandığı gibi hasır, hurma dallarından yapılma imiş. Bir de üzerindeki toz ve benzerinii1 giderilmesi istenmiştir. Kadi İsmail el-Maliki ve başka alimler, sulamayı böyle yorumlamışlardır. Kadi iyad ise: 'Kuvvetli ihtimal şudur ki: Enes (r.a.), hasirın necaseti hususunda şüphe duyduğu için sulamıştır,' demiştir. Kadi iyad'ın bu sözü mezhebine göredir. Çünkü onun mezhebine göre şüpheli necaset, hafifçe sulamakla giderilebilir. Halbuki bizim mezhebimize ve cumhuruin mezhebine göre, necis olan bir şey iyice yıkanmakla temiz olabilir. Bu nedenle seçkin yorum, ilkidir
حدثنا يحيى بن حكيم، حدثنا ابن ابي عدي، عن ابن عون، عن انس بن سيرين، عن عبد الحميد بن المنذر بن الجارود، عن انس بن مالك، قال صنع بعض عمومتي للنبي صلى الله عليه وسلم طعاما فقال للنبي صلى الله عليه وسلم اني احب ان تاكل في بيتي وتصلي فيه . قال فاتاه وفي البيت فحل من هذه الفحول فامر بناحية منه فكنس ورش فصلى وصلينا معه . قال ابو عبد الله بن ماجه الفحل هو الحصير الذي قد اسود
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir : «Her kim mescidde bulunması uygun olmayan bir şeyi oradan çıkarırsa, Allah onun için Cennette bir ev yapar.» Not: Zevaid'de:' İsnadında inkıta' ve gevşeklik vardır. Çünkü ravilerinden İbn-i Ebi Meryem olan Selman bin Yesar, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den hadis işitmemiştir. diğer ravi Muhammed bin Salih'te de gevşeklik vardır, denilmiştir. AÇIKLAMA 759’da
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا عبد الرحمن بن سليمان بن ابي الجون، حدثنا محمد بن صالح المدني، حدثنا مسلم بن ابي مريم، عن ابي سعيد الخدري، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من اخرج اذى من المسجد بنى الله له بيتا في الجنة
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mahallelerde mescidlerin (veya) evlerde namaz yerlerinin yapılmasını ve temiz tutulup güzel koku sürülmesini emretmiştir.» AÇIKLAMA 759’da
حدثنا عبد الرحمن بن بشر بن الحكم، واحمد بن الازهر، قالا حدثنا مالك بن سعير، انبانا هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم امر بالمساجد ان تبنى في الدور وان تطهر وتطيب
Aişe (r.anha)'den rivayet edildiğine,göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mahallelerde mescidlerin (veya) evlerde namaz yerlerinin ittihaz edilmesini ve temiz tutulup güzel koku sürülmesini emretmiştir.» AÇIKLAMA (757, 758 ve 759): Müellifin ikİ senedIe rivayet ettiği aynı ma'nadaki Aişe (r.anha)'nın hadisini Ebu Davud, İbn-i Hibban, Ahmed ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Ebu Davud'un, 'Mahallelerde (veya) evlerde mescidlerin ittihazı babı'nda rivayet ettiği Aişe (r.anha)'nın hadisini açıklayan el-Menhel, özetle şu bilgiyi vermiştir: ''Dur: 'Dar'ın çoğuludur. Dar kelimesi bina, arsa ve mahalle anlamlarına gelir. Çünkü araplar, bir kabilenin toplu halde bulunduğu mahalleye Dar adını verirler. Hadisteki Dur kelimesi mahalleler anlamına yorumlandığında hadisteki 'Mesacid' kelimesi ile meseidler anlamı kasdedilmiş olur. Bu takdirde cümlenin manası şöyle olur: 'Resulullah (s.a.v.) mahallelerde mescidleri yapmayı emretmiştir.' Şayet 'Dur' kelimesi: 'Evler' anlamına yorumlanırsa, Mesacid kelimesi ile namaz kılınan yerler kasdedilmiş olur. Yani bu kelime 'Mescid'in çoğulu değil, secde ve namaz yeri anlamını taşıyan 'Mesced'in çoğulu olmuş olur. Buna göre cümlenin manası şudur: 'Restilullah (s.a.v.), evlerde namaz yerlerinin yapılmasını emretmiştir. ' EI-Mirkat sahibi: Birinci yorum tercihe şayandır. Tatbikat. da ona göredir. Nebi (s.a.v.)'in her mahalle halkının kendileri için birer mescid yapmalarını emretmesinin hikmeti, bir mahalle halkının başka mahalledeki mescide gitmelerinin zorluğu veya imkansızlığı ve bu nedenle mescıdde namaz kılmanın ve cemaatın faziletinden mahrum kalınmasıdır. Her mahalle halkının güçlük çekmeden bu faziletleri kazanmaları için kendi mahallelerinde mescid yapmalarını emretmiştir, demiştir. Hattabi, ikinci yorumu anlatmış, birinci şekilde yorum yapıldığını da söylemiştir. Ayni de, Hattabi gibi ikinci yorumu daha açık, görerek şöyle demiştir: 'Bir yer sahibi tarafından vakfedilmedikçe ve halk orada cemaatla namaz kılmadıkça mescid sayılmaz, diyen arkadaşlarımız için bu hadis bir delildir. Eğer yer sahibinin mescid ismini vermesiyle iş tamamlanmış olsaydı, şahısların kendi evlerinden mescid olarak ayırdıkları köşe veya oda, onlarıri mülkü olmaktan çıkmış olacaktı. Şu halde bir yere mescid ismini vermek, o yerin mescid sayılması için yeterli değildir. Bunun için Hidaye sahibi: Eğer kişi evinin içinden bir yeri mescid edinerek halkın oraya girip namaz kılmalarına izin verirse, o yeri satabilir ve ölümü halinde mirasçıların malı olur. Çünkü mescid, içine girilmesine hiç kimsenin mani olamıyacağı bir yerdir. Kişinin, evinden mescid olarak ayırdığı yer, onun mülkü ile çevrili olduğu için oraya kimseyi sokmayabilir. O halde orası mescid hükmüne girmiş değildir, demiştir. Mahallelerde mescidlerin ve evlerde namazgahların yapılmasına ait verilen emir vueub için değil, izin mahiyetindedir. Çünkü bundan gaye uzak mescidlere gitmek meşakkatinden kurtulmalarıdır. Nebi (s.a.v.) mescidlerin temiz tutulmasını emretmekle mescidde bulunması münasib olmayan her şeyden arınmasını, pis kokudan kirlerden korunmasını ve tertemiz muhafazasını istemiştir. Bunun yanında mescidlere güzel kokuların sürülmesini emretmiştir. Çünkü bu yerlerde namaz kılındığı için, camiler gibi hürmet edilmesi gerekir. İbn-i Reslan: 'Mescidlere erkeklerin kullandıkları ve renk izi bırakmayan güzel koku türleri sürülmelidir. Çünkü renk izi namaza duranların dikkatini çekebilir. Mescidlere güzel koku sürülürken en iyisi cemaatın namaz kıldıkları ve secde ettikleri yerlere Sürülmelidir, demiştir. Güzel koku sürmek diye terceme ettiğimiz "Tatyib' kelimesini, buhurla tütsülemek diye yorumlamak caizdir. Bunun içindir ki İbn-i Hacer: Mescidi buhurla tütsülemenin müstahablığı hadisten anlaşılır. Malik bunu mekruh görmekle muhalefet etmiştir. Halbuki Ömer bin el- Hattab (r.a.) minber üzerinde oturduğu zaman Abdullah (r.a.) mescidi buhurla tütsülerdi. Selefin bir kısmı, mescide za'feran ve güzel koku sürülmesini müstahab saymışlardır. Nebi (s.a.v.)'in de bunu yaptığı rivayet olunmuştur, der. Şa'bi: Mescide güzel koku sürmek sünnettir, demiştir. İbn-i Ebi Şeybe'nin tahric ettiğine göre Abdullah İbn-i Zübeyr, Ka'be'yi yaptığı zaman duvarlarını misk ile sıvamıştır. Hadis, evlerde namazgahların ittihaz edilmesinin meşruluğuna delalet eder, Nebi (s.a.v.)'in, ashabtan İtban bin Malik (r.a.)'in evinin bir köşeşini mescid olarak ittihaz etmesini sağladığı sabittir
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Mescidlerde ilk lamba yakan zat Temim ed-Dari (r.a.)dir." Not; Zevaid'de; Hadis mevkuftur. İsnadırıdaki ravilerden Halil bin İyas'ın zayıflığı üzerinde alimler ittifak etmişlerdir, denmiştir. AÇIKLAMA : Kütüb-i Sitte sahibierinden yalnız İbn-i Mace'nin rivayet ettigi anlaşılan bu hadis, mescidlerde ışık yakmanın meşruluğuna kanıttır. Ebu Davud'un 'Mescidlerde lamba yakmak babı'nda rivayet ettiği hadıse göre Nebi (s.a.v.)'in azatlı cariyesi Meymune bin-t Sa'd (r.anha), Nebi (s.a.v.)'den Mescid-i Aksa'da namaz kılmanın hükmünü sormuş. Nebi (s.a.v.) de: "Oraya gidiniz ve içinde namaz kılıııız. (O bölgedekı şehirler. o sıralarda gayr-i müslimlerin hakimiyetindeydi.) Eger sizler Mescid-i Aksa'ya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılacak zeytin yağını gönderiniz." buyurmuştur. Ebu Davud'un rivayet ettigi bu hadıs İbn-i Mace tarafından da rivayet edilmiştir. Bahsi geçen iki hadis, mescidIerde lamba, kandil ve benzeri ışıkların yakılmasının meşruluğuna delalet eder. EI-Menhel yazarı, Meymune (r.anha)'nın hadisinden çıkarılan fıkhi hükümleri şöyle sıralamıştır: 1- Mescid-i Aksa'nın fazileti ve orada namaz kılmak için yolculuk edilmesinin meşruluğu anlaşılıyor. 2- Yakılmak üzere mescidlere yakıt göndermek, hatta başka şehirlerdeki mescidIere göndermek meşrudur. 3- Küfür diyarında bulunan mescidlerde namaz kılmak isteyen müslümanların yararlanması için mescidIerin aydınlatılmasında kullanılmak üzere oralara zeytin yağı göndermek meşrudur. Mescidlerin yararına olan başka maddeler de yağ gibidir. 4- Şer'i hükmü bilmeyen kimse, bilenlere sorup öğrenmelidir
حدثنا احمد بن سنان، حدثنا ابو معاوية، عن خالد بن اياس، عن يحيى بن عبد الرحمن بن حاطب، عن ابي سعيد الخدري، قال اول من اسرج في المساجد تميم الداري
Humeyd bin Abdirrahman bin Avf (r.a.)'den rivayet edildiğine güre: Ebu Hureyre ve Ebu Said-i Hudrı (r.a.), kendisine şu haberi vermişlerdir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidin duvarında balğam görmüş de eline aldığı bir çakıl taşıyla onu kazımış, sonra şöyle buyurmuştur: «Siz'den birisi balğam çıkardığı zaman ne önüne ne de sağına atmasın. Soluna veya sol ayağının altına tükürüğünü atsın.» AÇIKLAMA 764’te
حدثنا محمد بن عثمان العثماني ابو مروان، حدثنا ابراهيم بن سعد، عن ابن شهاب، عن حميد بن عبد الرحمن بن عوف، عن ابي هريرة، وابي، سعيد الخدري انهما اخبراه ان رسول الله صلى الله عليه وسلم راى نخامة في جدار المسجد فتناول حصاة فحكها ثم قال " اذا تنخم احدكم فلا يتنخمن قبل وجهه ولا عن يمينه وليبزق عن شماله او تحت قدمه اليسرى
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), mescidin kıble duvarmda bir balğam gördü. Bunun üzerine öfkelendi. Hatta mübarek yüzü kıpkırmızı kesildi. Biraz sonra Ensar'dan bir kadın gelerek onu kazıdı ve yerine haluk sürdü. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bu ne güzel şeydir.» buyurdu. AÇIKLAMA 764’te
حدثنا محمد بن طريف، حدثنا عايذ بن حبيب، عن حميد، عن انس، ان النبي صلى الله عليه وسلم راى نخامة في قبلة المسجد فغضب حتى احمر وجهه فجاءته امراة من الانصار فحكتها وجعلت مكانها خلوقا فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ما احسن هذا
İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir gün) cemaat'a namaz kıldırırken mescidin kıble duvarında balğam görmüş, namaz'dan çıktığı zaman şöyle buyurmuştur: «Siz'den birisi namazda olduğu zaman, Allah (ın kıblesi) onun yüzünün döndüğü tarafta olmuş olur. Bu nedenle sakın hiç biriniz namazda iken yüzünün olduğu tarafa balğam atmasın.» AÇIKLAMA 764’te
حدثنا محمد بن رمح المصري، انبانا الليث بن سعد، عن نافع، عن عبد الله بن عمر، قال راى رسول الله صلى الله عليه وسلم نخامة في قبلة المسجد وهو يصلي بين يدى الناس فحتها ثم قال حين انصرف من الصلاة " ان احدكم اذا كان في الصلاة كان الله قبل وجهه فلا يتنخمن احدكم قبل وجهه في الصلاة
Aişe (r.anha)'dtn rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidin kıble duvarındaki bir tükrüğü kazımıştır. Not: Zevaid'de: İsnadı sahihtir. Ricali sikadır. Buhari ve Müslim'de bu hadis metni Ebu Hureyre, Ebu Said-i Hudri ve Abdullah bin Ömer (r.a.)'den rivayet edilmiştir, denmiştir. AÇIKLAMA (761, 762, 763 ve 764) 764 nolu Aişe (r.anha)'nın hadisinin Kütüb-i Sitte'den yalnız sünenimiz İbn-i Mace'de rivayet edildiği notta belirtildiği gibi Zevaid sahibi tarafından söylenmiş ise de bu hadis Müslim'in 'Mescidde tükürmekten nehiy' babında rivayet olunmuştur. İzah'ın sonunda Müslim'deki metni senediyle beraber nakledeceğiz Ebu Said-i Hudri (r.a.), Ebu Hureyre ve AbduIIah bin Ömer (r.a.)'in hadisleri, Buhari ve diğer sahih hadis kitabıarında az lafız farkıyla rivayet edilmiştir. Nühame: Göğüsten çıkan balğamdır. Bazıları: Burun yoluyla baştan inen balğam'a Nühame denilir, göğüsten çıkan balğam'a Nühaa denilir, demişlerdir. Busak ve Buzak kelimeleri, tükürük demektir. Bazı rivayetlerde 'Nühame' geçer, diğer bir kısım rivayetlerde 'Busak'; başka rivayetlerde 'Buzak' geçer. Mescidlerde, göğüs'ten çıkan balğam, baştan inen balgam ve ağızda oluşan tükürüğün atılması arasında bir fark yoktur. Hepsi yasaktır. Bu itibarla Bahsi geçen kelimelerden hangisi rivayet olunmuşsa netice değişmez. 761 nolu Ebu Hureyre (r.a.) ve Ebu Said-i Hudri (r.a.)'nin hadisinin Buhari ve Müslim tarafından da rivayet edildiğini yukarıda söylemiştik. Bu hadis, kıble ve sağ tarafa tükürmeyi yasaklıyor. Bu yasaklama umumidir. Yani namaz içinde veya mescid içinde olma şartını koşmuyor. Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai'nin Tarık bin Abdillah el-Muharibi (r.a.)'dan rivayet ettikleri benzer hadiste Nebi (s.a.v.) şöyle buyuruyor: ''Adam namaza durduğu zaman veya biriniz namaz klldığl zaman ne önüne ne de sağına tükürmesin ... " EI-Menhel yazarı 'Mescidde tükürmenin keraheti babı'ndaki Tarık (r.a.)'ın hadisini açıklarken şöyle der: ''Hadiste kıble ve sağ taraflarına tükürmek yasak kılındığından yasaklama zahiren haram kılınma anlamını taşır. Buhari'nin Enes (r.a.)'den olan rivayetinde yasaklama sebebinin Allah Teala'nın kişi ile kıble arasında oluşunun gösterilmesi de haramlık anlamını te'yid eder el-Hafız: 'Bu sebebe bağlamak, kıble tarafına tükürmenin mutlaka haram olduğuna delalet eder Kişi mescidde olsun olmasın hüküm aynıdır, özellikle namaz esnasında bu hareket şiddetle haramdır, Artık mescidde tükürmenin mekruhluğu tenzih için mi? tahrim için mi diye bir ihtilaf' söz konusu değildir. İbn-i Huzeyme ve İbn-i Hibban'ın sahihlerinden Huzeyfe (r.a.)'den mer1u' olarak rivayet edilen bir hadiste : "Kıble tarafına tüküren kişi, kıyamet günü tükrüğü gözleri arasında olduğu halde gelir." buyurulmuş; yine İbn-i Huzeyme'nin İbn-i Ömer (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettiği başka bir hadiste, ''Kıble tarafına balğam atan kişi, kıyamet günü balğam'ı yüzünde olduğu halde haşredilir." buyurulmuştur Ebu Davud ve İbn-i Hibban'ın es-Saib bin Hallad (r.a.)'dan riv;iyet ettikleri hadiste: Bir adam bir kavme imamlık etmiş de, kıble tarafına tükürmüş. Namazdan çıkınca ResululIah (s.a.v.), o kavme: "O şahıs size imamlık yapmasın.'' buyurmuş ve adama: ''Gerçekten sen, Allah'a ve Resulüne eziyet ettin." buyurmw)tur' demiştir. Tarık (r.a.)'in hadisinin zahirine göre kıbieye ve sağ tarafa tükürmenin yasaklığı namaz haline mahsustur. İmam Malik'e göre namaz dışında sağ tarafa tükürmekte beis yoktur. Nevevi. Namaz içinde ve namaz dışında kıble yönüne ve sağ tarafa tükürmek mutlaka yasaktır, demiştir, Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri Ebu Hureyre (r.a.)'in (761 nolu) hadisi mutlaka yasaklığa deleılet eder. Ebu Said-i Hudri (r.a.) ilc Cabir (r.a.)'in hadisi de buna delalet eder. El-Hafız. 'Sag tarafa tükürmenin mutlaka yasak olduğuna delalet eden delillerden birisi de İbn-i Mes'ud (r.a.)'in namazda değilken sağ tarafa tükürmekten kerahat ettigine dair Abdürrezzak ve başkasının rivayet ettikleri hadistir. Muaz bin Cebel (r.a.)'in de: Ben müslüman olalı sağ tarafıma tükürmedim, dedigi rivayet olunmuştur. Ömer bin Abdülaziz (r.a.)'in de, oğlunu sağ tarafa tükürmekten menettiği rivayet olunmuştur,' demiştir. Kadi iyad: Namaz esnasında mecbur olmadıkça sağ tarafa tükürmek yasaktır. Bundan başka hiç bir çare bulmak mümkün değilse zaruret nedeniyle yapabilir, demiştir. el-Hafız: Namaza duran kişinin üzerinde elbise varken sağ tarafa tükürmekten başka bir çare yoktur denemez. Zaten Şar-i Hakim mecbur kalındığında elbise içine tükürme yolunu göstermiştir, demiştir. Hadisin zahirine göre sol tarafa veya sol ayak altına tükürme ruhsatı verilmiştir. Tarık (r.a.)'in rivayetinde şöyle buyuruluyor: "Velakin sol tarafı boş ise oraya tükürsün. " Şu halde adamın sol tarafında bir kimse. varsa oraya da tüküremez. Ancak sol ayağ'ının altına tükürebilir. Nevevi: Sol tarafta veya sol ayağının altına tükürme ruhsatı mescidin dışındaki adama mahsustur. Mescid içinde kişi buralara da tüküremez. Ancak elbisesi içine tükürebilir. Çünkü: "Mescidde tükürmek günahtır,'' hadisi sahihtiı'. demiştir Nevevi şunu demek istemiştir: Nebi (s.a.v.) mescidde tükürmenin hata olduğunu" beyan ettikten sonra mescidde tükürmeye izin vermesi akıldan uzaktır. İbn-i Hacer 'Mişkatü'l-Mesabih' şerhinde: Kişinin sol tarafına veya sol ayağının altına tükürmesi ruhsatı, namazdaki şahsın mescidden başka bir yerde namaz kılması zamanına mahsustur. Veyahut mescidde iken tükürmesi halinde tükrüğünün mescidin her hangi bir yerine dokunmaması şartına bağlıdır. Namaz dışındaki tükürme ve mescid dışındaki tükürme hükmü de, namaz içindeki tükürme hükmü gibidir, demiştir. İbnü'l-İmad: Mescidde hakaret maksadıyla tükrüğünü her hangi bir tarafa atan kişinin küfre gittiği husüsunda alimler arasında her hangi bir ihtilaf yoktur, demiştir.' MESCİDDE TÜKÜRMENİN MEZHEBLERE GÖRE ŞER'İ HÜKMÜ 1- Hanefilere göre mescid i tükürük, sümkürük ve balğamdan korumak vacibtir Mescidin duvarlarına veya zeminine; döşemesinin üstüne veya altına tükürmek, tahrimen mekruhtur. Bunu yapanın derhal temizlemesi gerekir. Mescid tabanının topraklı oluşu, sert bir madde ile kaplı oluşu keza döşemeli, döşemesiz oluşu arasında hiç biı fark yoktur. 2- Şafii alimleriıw göre nıescidin tabanı yumuşak bir topreık labakasından teşekkül etmiş olup kişi önceden bir çukur kazıp içine tükürdükten Sonra toprakla iyice üstünü örterse haram işlemiş sayılmaz. Çukur kazmadan tükıırse haram işlemiş olur Tükürdükten sonra onu gömerse, günahın devamını önlemiş olur. Keza mesc:idin sert tabanına tükürük atmakla haram işlemiş olur, Günahııı devamını önlemek için, onu kazıması gerekir 3- Malikiler' göre tabanı sert olan mcscidin tabanına az tükürük atmak mekruhtur, Çok olunca haram olur Mescidin tabanı çakıl taşlarıyla döşeli olduğu zaman yere tükürmek mekruh değildir. 4- Hanbelilere göre mescidde tükürmek haramdır. Tabanı toprak veya çakıl taşlarıyla döşeli olan mescidin tabanına atılan tükürük, sahibi tarafından yere göınüldüğü takdirde günahın devamlılığı önlenmiş olur, Şayet. tabanı sert ise kazıması veya silmesi gerekir, Bunu hasırla örtmek kafi değildir. Sahibi tarafınrlan gömülmeyen tükürüğü görenin. bımun gidermesi vacibtir, 763 nolu İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini yukarıda anlattığımız gibi Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Maiik az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Bu hadisle namaz esnasındcl kıble tarafına tükiirmenin yasaklığl gerekçeli olarak bildirilnliştir EI-Menhel yazarının, bu hadisin açıklaması ile ilgili olarak verdiği bilginin biı' kısmı şöyledir: "Hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.), ınescidin kıble tarafında gördüğü balğaml bizzat gidermiştir. Nesai'nin Enes (r.a.)'den rivayet ettigi bir hadise: (762 nolu hadisimizi kastediyor) göre Ensardan bir kadın kalkıp mescid'in duvarındaki balğamı kazımış ve yerine haluk denilen güzel kokuyu sürmüştür Nebi (s.a.v.) de bunu beğenmiştir iki hadis arasında bir çelişki yoktur. Çünkü olayın teaddüdü (bir'den fazla tekrarı) muhtemeldir. Rivayetin zahirine göre görülen balğam kuruymuş. Çünkü yaş olmuş olsaydı ravi. " ... kazıdı'' yerine ''.sildi'' diyecekti. Hadis yaş balğam gibi kuru balğamın da pis olduğuna delalet. eder Hadis'in ''... كان اللَّه قبل وجهه...'' cümlesinin zahiri manası: ''Allah Teala namaza duranın yüzünün döndüğü tarafta olmuş olur.'' demektir-. Halbuki Allah mekandan münezzehtir. Bunun için bu cümle şöyle yorumlanmıştır. "AIlah'ın kıblesi ... '' veya "Allah'ın azameti ... '' yahut. "Allah'ın sevabı...'' Yami ehlinin malumu olduğu üzere lafza-i Celal'in dışında bir mudaf kelime takdir edilir . Hattabi cümleyi şöyle yorumlamıştır. Allah'ın, namaz kılınırken O'na doğru durmayı emrettiği kıble, namaz kılanın yüzünün döndüğü taraftadır. O halde kıble tarafını balğamdan korusun. Kabe'ye Allah'ın kabesi ve Allah'ın evi denildiği gibi namaz kılan'ın yüzünün dönük olduğu tcırafa Allah'ın tarafı ve Allah'ın kıblesi denilebiIiI'. Hadiste ''Kişi namazda olduğu zaman ... '' buyurulmuştur. Namaz dışında da kıble tarafına tükürmenin yasaklığı, sahih hadislerle sabittir. Özellikle namaz içinde kıble tarafına tükürmek çok daha ağır olduğu için bu hadiste ''namazda olduğu .. '' kaydı konulmuştur. HADİSiN FIKIH YÖNÜ : 1- Mescidi, kirletici olan her şeyden korumak gerekir. 2- İmam, mescidin durumunu kontrol ederek, pisliklerden korunmasında titizlik göstermelidir. 3- Hadis, Nebi (s.a.v.)'in yüksek tevazusunu ifade eder. 4- Özellikle kıble yönüne çok hürmet edilmelidir. Zevaid'de yalnız ibn-i Mace tarafından rivayet. edildiği bildirilen Aişe (r.anha)'nın hadisinin Müslim'de de rivayet edildiğini belirtmiştik. Müslim'in rivayeti şöyledir. " ... Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v.) (mescidin) kıble duvarında bir tükürük veya sümük veya balğam görmüş de onu kazımıştır
Büreyde (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (sabah) namazı (nı) kıldıktan sonra bir adam: Kırmızı deveyi (görüp) söyleyen var mı? dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Onu bulamıyasın. Çünkü mescidler, ancak malum işlerde kullanılmak için yapılmıştır.» buyurdu." MÜSLİM RİVAYETLERİ: 568 –
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن ابي سنان، سعيد بن سنان عن علقمة بن مرثد، عن سليمان بن بريدة، عن ابيه، قال صلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال رجل من دعا الى الجمل الاحمر فقال النبي صلى الله عليه وسلم " لا وجدته انما بنيت المساجد لما بنيت له
Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Anır bin el-As) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), mescidde kayıp ilanından, (veya) tarifinden nehiy buyurmuştur." EBU DAVUD HADİS’İ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حدثنا محمد بن رمح، انبانا ابن لهيعة، ح وحدثنا ابو كريب، حدثنا حاتم بن اسماعيل، جميعا عن ابن عجلان، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى عن انشاد الضالة في المسجد
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim, demiştir : «Mescidde kayıp arayan adamı işiten kişi desin ki: Allah (onu) sana geri vermesin. Çünkü şüphesiz mescidler bunun için yapılmamıştır.» EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAHLARI: 473 —
حدثنا يعقوب بن حميد بن كاسب، حدثنا عبد الله بن وهب، اخبرني حيوة بن شريح، عن محمد بن عبد الرحمن الاسدي ابي الاسود، عن ابي عبد الله، مولى شداد بن الهاد انه سمع ابا هريرة، يقول سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " من سمع رجلا ينشد ضالة في المسجد فليقل لا رد الله عليك فان المساجد لم تبن لهذا
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Eğer siz (namaz kılmak için) koyun ağıllarından ve deve yataklarından başka bir yer bulamazsanız, koyun ağıllarında namaz kılınız ve deve yataklarında namaz kılmayınız.» Not; İsnadının sahih olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا يزيد بن هارون، ح وحدثنا ابو بشر، بكر بن خلف حدثنا يزيد بن زريع، قالا حدثنا هشام بن حسان، عن محمد بن سيرين، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان لم تجدوا الا مرابض الغنم واعطان الابل فصلوا في مرابض الغنم ولا تصلوا في اعطان الابل
Abdullah bin el-Muğaffel el-Müzeni (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seİlem) şöyle buyurdu demiştir: «Koyun ağılarında namaz kılınız ve deve yataklarında namaz kılmayınız. Çünkü develer şeytanlardan yaratılmışlardır.» Not: Zevaid'de: Müellifin isnadı hakkıııda konuşulmuştur Nesai bu hadisin, 'deve yataklarında namaz kılmaktan nehiy' bülümünü rivayet etmiş, koyun ağılında namaz kılmakla ilgili kısmı rivayet etmemiş, denilmiştir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا هشيم، عن يونس، عن الحسن، عن عبد الله بن مغفل المزني، قال قال النبي صلى الله عليه وسلم " صلوا في مرابض الغنم ولا تصلوا في اعطان الابل فانها خلقت من الشياطين
Sebere bin Ma'bed el-Cüh-ni (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Deve yataklarında namaz kılınmaz ve koyun ağılında namaz kılınır.» Not: Zevaid sahibi bu hadisi zikretmiş de, onun isnadı hakkında konuşmamıştır. AÇIKLAMA (768, 769 ve 770) Zevaid yazarının beyanına göre Ebu Hureyre (r.a.) ile Sebere (r.a.)'nın hadislerini Kütüb-İ Sitte sahibIerinden yalnız müellifimiz (İbn-i Mace) riva,yet etmiştir. Halbuki Tirmizi 'Koyun ağıllarında ve deve yataklarında namaz kılmak hakkında gelen hadisler babı'nda Ebu Hureyre (r.a.)'den merfu' olarak şu hadisi rivayet edip, hasen - sahih olduğunu söylemiştir: ''Koyun ağıllarında namaz kılınız ve deve yataklannda namaz kılmayınız.'' Görüldüğü gibi Tirmizi'nın Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettiği hadis metni daha kısadır. Nesai'nin Abdullah bin Muğaffel'den merfu' olarak rivayet ettigi hadisin metni de şöyledir :. ''Şüphesiz Resulullah (s.a.v.) deve yataklarında namaz kılmaktan nehiy etmiştir.'' Müslim'de 'Deve etleri(ni yemek) den dolayı abdest almak babı'nda Cabir bin Semure (r.a.)'den rivayet ettiği uzunca bir hadiste: ''Bir adam, Nebi (s.a.v.)'e: Ben, koyun ağıllarında namaz kılayım mı? diye sormuş; Nebi (s.a.v.) : ''Evet'' buyurmuş; Adam bu defa: Deve yataklarında namaz kılayım mı? diye sorunca Nebi (s.a.v.) ''Hayır'' diye cevab buyurmuştur,'' demektedir Ebu Davud'da Cabir bin Semure (r.a.)'in hadisine benzer bir hadisi Bera' bin A'zib (r.a.)'den rivayet etmiştir. Abdest bahsinde rivayet ettigi hadisin açıklamasını yaparken el-Menhel yazarı şöyle der. ''Hadisin zahirine göre deve yataklarında nama/. kılmak haramdır. Ahmed bin Hanbei bununla hükmederek, Burada kılınan namaz katiyyen sahih degildir. iyade edilmesi gerekil', demiştir. Cumhura göre burada namaz kılmak mekruhtur. Hödiste deve yataklarında namaz kılmanın yasaklığına gerekçe olarak develerin şeytanlardan yaratılmış oldukları gösterilmiştir. Gerekçenin zahirine göre yasaklama hükmü, develerin orada bulunduğu zamana aittir. Develer orada yoksa ve necasetten emin olunursa namaz kılmak yasak degildir. Çünkü Ebu Zer (r.a.)'in hadisinde Nebi (s.a.v.) ''Yeryüzü benim için temizleyici ve mcscid kılınmıştır", buyurmuştul'. Şafii, el-Ümm adlı kitabında. 'Nebi (s.a.v.)'in. ''Deve yataklarında namaz kılmayın. Çünkü deve, cinden yaratılmış bir cindir." hadisi söz konusu yasağın, o yerin neccisetinden dolayı değil, devenin kendisinden dolayıdır ... ' demiştir. Hadisin. '' .. çünkü şeytandan yaratılmıştır.'' parçasına gelinc8; Bu parça Ahmed bin Hanbel'in rivayetinde mealen şöyledir. ''.. Çünkü deve cinden yaratılmıştır, Kaçtığı zaman gözlerini ve durumlarını görmüyor musun?" Bu rivayetlerin zahirine göre deve şeytan neslinclen türemedir. Hatta kendileri de şeytanlar gibidir. Parça'dan kasdedilen mana şu olabilir. Deve, şeytanlar gibi namaz kılanları meşgu! eder. Çünkü develer rahat durmaz. icabında kişi namazda iken deve ürker veya kaçıp gider, sağı solu karıştırır ve bu davranışları ile, kişinin namazını yarıda bırakmasına sebebiyet verebilir. Kişinin, namazını şaşırması, karıştırması hatta icabında kesmesi hususunda develer şeytan'a benzetilıniş olur. Bu haller, koyunda yoktur. Hadisin: ''Koyun ağılında namaz kılın" emri vucub için değil, mübahlık içindir Yani bu yerde kılınabilir." Tuhfetü'l-Ahvezi'nin beyanına göre cumhur: Deve yafaklarında necaset yokken namaz kılmak mekruhtuı' Necaset varken haramdır, demiştir
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Fatinıe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescide girdiği zaman şöyle derdi: «Allah'ın adıyla. Selam da Allah'ın Resulüne olsun. Allah'ım! Benim günahlarımı mağfiret eyle ve rahmetinin kapılarını bana aç.»" Ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidden çıktığı zaman şöyle derdi: «Allah'ın adıyla. Selam da Allah'ın Resulü ne olsun. Allahim! Günahlarımı mağfiret eyle ve fadlının kapılarını bana aç.» Not: Tirmizi, Fatime (r.a.)'in hadisini tahric ettikten sonra: Hadis hasendir. İsnadı ise muttasıl değildir. Çünkü (Nebi (s.a.v.)'in torunu) Hüseyin (r.a.)'in kızı olan Fatime (r.a.), (nenesi olan) büyük Fatime (r.anha)'ya yetişmemiştir. Zira büyük Fatima (r.anha), Nebi (s.a.v.)'den sonra bir kaç ay yaşamıştır, demiştir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا اسماعيل بن ابراهيم، وابو معاوية عن ليث، عن عبد الله بن الحسن، عن امه، عن فاطمة بنت رسول الله، صلى الله عليه وسلم قالت كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا دخل المسجد يقول " بسم الله والسلام على رسول الله اللهم اغفر لي ذنوبي وافتح لي ابواب رحمتك " . واذا خرج قال " بسم الله والسلام على رسول الله اللهم اغفر لي ذنوبي وافتح لي ابواب فضلك
Ebu Humeyd es-Saidi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : Biriniz mescide girdiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e selam etsin. Sonra şöyle desin: ~ 'Allahım! Bana rahmetinin kapılarını aç.' ve çıktığı zaman şöyle desin : - 'Allahım! Senin fadlından sana dilekde bulunurum.'»
حدثنا عمرو بن عثمان بن سعيد بن كثير بن دينار الحمصي، وعبد الوهاب بن الضحاك، قالا حدثنا اسماعيل بن عياش، عن عمارة بن غزية، عن ربيعة بن ابي عبد الرحمن، عن عبد الملك بن سعيد بن سويد الانصاري، عن ابي حميد الساعدي، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذا دخل احدكم المسجد فليسلم على النبي صلى الله عليه وسلم ثم ليقل اللهم افتح لي ابواب رحمتك . واذا خرج فليقل اللهم اني اسالك من فضلك
Ebu Hureyre (r.a.j'den rivayet edildiğine güre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz mescide girdiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e selam etsin ve şöyle desin: 'Allahım! Bana rahmetinin kapılarını aç.' Ve çıktığı zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e selam etsin ve şöyle desin : -Allahım! Beni, şeytanı racim'den koru.'» Not: Hadisin isnadının Sahih, ricalinin sikalar olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Ebu Humeyd (r.a.)'ın hadisini Müslim Nesai. Ahmed ve Ebu Davud 'da rivayet etmişlerdir: Fatime (r.anha)'nın hadisini Tirnizi ve Ahmed de rivayet etmişlerdir Yalnız, MüelIif larafından rivayet edildiği Zevaid'de bildirilen Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisinde, mescide girerken okunması emredilen dua Ebu Humeyd (r.a.)'in hadisindeki dua'nın aynısıdır. Çıkarken okunması emredilen dua'nın benzeri Ebu Davud tarafından Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'dan mefu' olarak rivayet olunan bir hadiste mescide girerken okunması emredilmiştir, El-Hakim de Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini riwayet ederek sahih olduğunu söylemiştir, Üç hadiste geçen. "Mescide girdiği zaman ... " parçasından maksad: 'Mescide girmek istediği zaman veyahut: 'Mescide fiilen girdigi zaman .. 'dır. Mescid'e girerken Allah'dan dilenen rahmet kapılarının açılmasından maksad, ihsan ve nimetlerine erişmek kolaylığını bahşetmektir. EI-Menhel yazarının beyan ettiği gibi mescide girerken rahmet kapılarının ve mescidden çıkarken fadl kapılarının açılması veya fadl dilenmesinin sırrı şudur: Mescide giren kimse, kendisini Rabb'inin sevabına ve cennetine yaklaştıracak olan şeylerle meşgul olur. Bu nedenle rahmet dilemek uygun olur. Rızık taleb etmek üzere mescidden çıktığı zaman fadl dilemek münasib olur. Nitekim Allah Teala; "Cuma namazı kılınınca yer yüzüne dağılınız ve Allah'm fadIından isteyiniz'' (Cum'a 10) buyurmuştur. Huccetu'llah el-BaIiğa'de: 'Mescide girenin rahmet ve çıkanın fadl dilemesinin hikmeti şudur: Rahmet, Kur'an-ı Kerim'de, velilik ve Nebilik gibi uhrevi ve nefsani ni'metler anlamında kullanılmıştır. ...... "Ve Rabb'inin rahmeti (Nebilik), kafirlerin (mal ve mülk olarak) topladıkları şeylerden daha hayırlıdır,'' (Zuhruf 32) ayetinde olduğu gibi Fadl ise Dünya ni'metleri anlamında kullanılmıştır,' denilerek yukarıya alelığımız. ayet meali gösterilmiştir' Son hadiste geçen "Şeytan-i Recim ... '' parçasındaki Şeytani'r-recim kelimelerinin manalarına gelince: Şeytan: ibn-i Abbas (r.a.)'ın dediği gibi Şeytan. Insan cin ve hayvanlardan azmış olan, demektir. Bu kelime 'Şatana = Uzaklaştı' fiilinden türeme olabilir. Bu takdirde 'Şeytan' kelimesininnanası, Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmış olan demektir. 'Şeytan' kelimesi 'Şata = yandı' fiilinden alınmış olabilir. Bu taktirde 'Şeytan' kelimesinin manası; Allah'ın azabıyla helak edilmiş olan. demektir' Racim: Taşlanmış olan demektir. Şeytan aleyhi'l-La'ne lanetlendiği ve yıldız (gök taşı) alevlerine tutulageldiği için ona bu isim verilmiştir. Parçanın manası şudur: Allah'ım! Rahmetten uzaklaştırılan, azabınla helak edilen azgın; lanet taşına ve yıldız (gök taşı) alevine tutulmuş olan Şeytan'ın vesvesesinden, alatmasından, sapıtmasından beni Sen koru. Parçadaki korumaktan maksad, şeytanın huyu olan hased, kibir, böbürlenme, aldanma, aldatma ve isyan gibi vasıflardan korumak olabilir. EBU DAVUD HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sizden birisi güzelce abdest aldıktan sonra namazdan başka hiç bir maksadla evden çıkmayarak ve sırf namaz kılmak niyetini güderek mescide doğru yürüdüğü zaman, mescide girinceye kadar attığı her adımla Allah onu bir derece yükseltir ve kendisinden bir hata düşürür. Mescide girince de namaz onu alıkoyduğu sürece namaz içinde olmuş olur.» Tahric: Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi, birbirine yakın lafızlarla rivayet etmişlerdir Malik, İbn-i Hibban ve Beyhaki de buna yakın lafızlarla rivayet etmişlerelir, AÇIKLAMA : Ebu Davud'un rivayet ettiği metin daha uzundur, Onun rivayet ettigi haelisin baş kısmında, kişinin cemaatla kıldığı namazın, evinde ve çarşısında kıldığı namazdan yirmibeş derece fazla olduğu bildiriliyor, Hadisin son kısmında da: ''Kişi namazı beklerken mescidde kimseye eziyet etmedikçe ve abc\esti bozulmadıkça melekler onun için dua ederek: 'Allahım ona mağfiret eyle', Allah'ım ona rahmet eyle Allah'ıın onun tevbesini kabul eyle'' derler. ilavesi vardır. Hadisteki, ''....namazdan başkabir maksatıla...'' cümlesinden anlaşılıyor ki; kişi sırf namaz için değil de, namaz kılmak niyetiyle beraber başka mülahazalarla mescide vardığı takdirde, hadiste va'd olunan fazileti kazanamaz, Sırf namaz kılmak maksadıyla mescide giiden kişi, attığı her adım karşılığında hem bir hasene kazanır, hem de bir günahl silinir. Kişi mescide girdikten sonra namaz için beklediği sürece sevab kazanması yönünden namazia meşgul olanın hükmündedir. Yukarıda Ebu Davud'un süneninden naklen beyan ettiğimiz, rivayette belirtildiği gibi kişi orada kimseye söz veya fiil ile eziyet etmeclikçe ve abdesti bozulmadıkça, namazdaymış gibi sevab kazanmış olur. Kimseye eziyet ettiği veya abdesti bozulduğu zaman. namaz"" meşgulmüş gibi süregelen sevabı son buiur
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا ابو معاوية، عن الاعمش، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذا توضا احدكم فاحسن الوضوء ثم اتى المسجد لا ينهزه الا الصلاة لا يريد الا الصلاة لم يخط خطوة الا رفعه الله بها درجة وحط عنه بها خطيية حتى يدخل المسجد فاذا دخل المسجد كان في صلاة ما كانت الصلاة تحبسه
حدثنا رزق الله بن موسى، حدثنا يعقوب بن اسحاق الحضرمي، حدثنا زايدة بن قدامة، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، قالت امر رسول الله صلى الله عليه وسلم ان تتخذ المساجد في الدور وان تطهر وتطيب
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، ان النبي صلى الله عليه وسلم حك بزاقا في قبلة المسجد
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا زيد بن الحباب، حدثنا عبد الملك بن ربيع بن سبرة بن معبد الجهني، اخبرني ابي، عن ابيه، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " لا يصلى في اعطان الابل ويصلى في مراح الغنم
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا ابو بكر الحنفي، حدثنا الضحاك بن عثمان، حدثني سعيد المقبري، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " اذا دخل احدكم المسجد فليسلم على النبي صلى الله عليه وسلم وليقل اللهم افتح لي ابواب رحمتك واذا خرج فليسلم على النبي وليقل اللهم اعصمني من الشيطان الرجيم