Loading...

Loading...
Kitap
29 Hadis
İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir : «En seçkinleriniz sizin için ezan okusunlar ve Kur'an-ı en çok belleyenleriniz size namaz kıldırsın.» Bu hadisi Ebu Davud da rivayet etmiştir. AÇIKLAMA : Hadiste geçen ''En seçkinleriniz ... " tabiriyle din işlerinde en çok muhafazakar olanlar kasdedilmiştir. Müezzinler yüksek minarelerin üstüne çıkarak ezan okudukları için cami çevresindeki bir çok evin avlu ve mahrem yerlerini buralarda bulunan namahrem kadınları ve ev halkını görebilirler. Minareden cami çevresindeki evlerin mahrem yerlerine bakmayacak muhafazakar insanların ezan okumakla görevlendirilmeleri burada tavsiye edilmiştir. Müezzinlerin çok dikkatli olmaları gereken diğer bir husus da namaz vakitleridir. Bu vakitlere azami itina gösterebilmeleri ve ihtiyatlı davranarak müslümanların namazlarının ifsadına sebebiyet vermemeleri için takva sahibi ve muhafazakar olmaları öngörülmüştür. Hadisin zahirine göre Kur'an'ı en çok belleyen kişi kendisinden daha alim olan adama tercihen imamlığa liyakatlıdır. El-Menhel yazarının belirttiği gibi Kur'an'ı en çok belleyen'in öncelikle imamlığa liyakatı onun namazIa ilgili şer'i hükümleri bilmek şartına bağlıdır. Bu sahada alim olmadığı takdirde önceliği yoktur. Tercemede: ''Kur'an'ı en çok belleyenleriniz ... '' diye açıkladığı:mız ''Kurra'' kelimesi ''Kari'''in çoğuludur. Kari' : Okuyucu demektir. Burada kasdedilen mana hakkında çeşitli yorumlar mevcuttur. 'El-Menhel yazarı ''İmamlığa en liyakatlı olan'' babında yapılan yorumIarı şöylece sıralamıştır: 1- Kur'an'ı en çok belleyeniniz ... 2- Kur'an'ı en güzel okuyanınız ve hükümlerini en iyi bileniniz ... ikinci yoruma göre ezber'in çokluğu ve azlığı imamlık için bir ölçü değildir. 3- Fıkıh hükümlerini en iyi bileniniz ... Üçüncü yorumu tercih edenler mesned olarak şöyle demişlerdir: Ashab-ı kiram'ın durumları dikkate alındığı zaman onların en kuvvetli fıkıhçılarının Kur'an'ı daha iyi okudukları anlaşılır. O halde en iyi okuyucu tabiriyle en kuvvetli alimler kasdedilmiştir. Bunun içindir ki İbn-i Mes'ud (r.a.) : 'Birimiz Kur'an'dan bir sure bellediği zaman o suredeki helal ve harama ait hükümleri vesair bilgileri iyice kavramadıkça başka bir sure'yi beIlemeye geçmezdi,' demiştir. İbn-i Ömer (r.a.) de: 'ResuluIlah (s.a.v.)'e nazil olan her sure'deki emirleri, yasakları, helal ve haramı mutlaka biliriz,' demiştir. Hadis, Kur'an kıraatıyla meşgul olmanın yüceliğini, Kur'an öğrenimi ve öğretiminin faziletini ve Allah kelamınm azametini biIdirmektedir
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا حسين بن عيسى، اخو سليم القاري عن الحكم بن ابان، عن عكرمة، عن ابن عباس، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ليوذن لكم خياركم وليومكم قراوكم
İbn-i Abbas (r.a.a)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur : «Sevab isteğiyle yedi sene müezzinlik yapan adam için cehennem ateşinden bir beraat yazılmış olur.» Not: Tirmizi de bu hadisi rivayet ederek: Alimler Cabir bin Yezid el-Cu'fi'yi zayıf saymışlar, Yahya bin Said ve Abdurrahman bin Mehdi onu terketmişler, diğer taraftan Veki'in: Cabir el-Cu'fi' olmasaydı Kufe halkı hadissiz kalırdı dediği rivayet edilmiştir, der. AÇIKLAMA : Hadiste geçen *Muhtasib* kelimesi Tuhfetu'I-Ahvezi'nin beyanına göre ezanı ücret için değil, sevab isteğiyle okuyan demektir. Hadiste geçen *Beraet* kelimesi de kurtuluş demektir. el-Münavi: Allah rızası için 7 sene müezzinlik yapan kişinin Cehennem ateşinden kurtuluşunun sebebi şudur: 'Anılan uzun sürece Allah yoluna devam ettiği ve devamlı surette şehadet kelimelerini tekrar ededurduğu için vücudu tevhid ile yoğrulmuş gibidir. Bu hale gelen bir vücudu ateş yakamaz. Müezzinin okuduğu ezan için ücret almasının mendupluğu bu hadisten çıkarılır,' der
حدثنا ابو كريب، حدثنا مختار بن غسان، حدثنا حفص بن عمر الازرق البرجمي، عن جابر، عن عكرمة، عن ابن عباس، ح وحدثنا روح بن الفرج، حدثنا علي بن الحسن بن شقيق، حدثنا ابو حمزة، عن جابر، عن عكرمة، عن ابن عباس، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من اذن محتسبا سبع سنين كتب الله له براءة من النار
(Abdullah) İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir: «On iki yıl ezan okuyan kimse için cennet vacib olur. Ezan okuduğundan dolayı her gün onun için altmış hasene ve her ikameti için otuz hasene yazılır.» Not: Ravi Abdullah bin Salih zayıf olduğu için isnadının zayıflığı ZeviUd'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Camiu's-Sağir şerhi es-Siracu'l-Münir'de, el-Alkemi'nin şeyhinden naklen beyan edildiğine göre; kadı Celaluddin el-Bulkini şöyle demiştir: 'Hadiste bildirilen ezan sevabının 12 yıl ezan okumak süresine bağlanmasının hikmeti bana soruldu. Bunun üzerine şöyle bir cevab bana belirdi: Nebi (s.a.v.)'in ümmetinden en uzun ömürlü kişi 120 yıl yaşar. 12 yıl bu yaşın' onda biridir. Her hayrın en az 10 kat arttırılması Allah'ın bir va'didir. Nitekim : ..... ''Kim bir hasene işlerse ona, işlediği hasenenin 10 katı vardır.'' ayetinde bu ilahi vaad bildirilmiştir. Buna göre 12 yıl müezzinlik yapan kişi 120 yıl müezzinlik yapmış gibi sevab kazanır. Diğer hadiste 7 senelik müezzinliğin fazileti bildirilmiştir. Bunun hikmeti ise 7 yıl'ın ortalama yaş olan 70 yıl'ın onda birisi oluşudur. Ömrü galib 70 yıl kabul edilince 7 yıl bunun onda birini teşkil eder. Şu halde 7 yıl ezan okuyan kişi 70 yıl ezan okumuş gibi sevab kazanır
حدثنا محمد بن يحيى، والحسن بن علي الخلال، قالا حدثنا عبد الله بن صالح، حدثنا يحيى بن ايوب، عن ابن جريج، عن نافع، عن ابن عمر، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " من اذن ثنتى عشرة سنة وجبت له الجنة وكتب له بتاذينه في كل يوم ستون حسنة ولكل اقامة ثلاثون حسنة
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: «Müslümanlar namaz vakitlerini bir şeyle bildirmek istediler. Bunun üzerine Bilal (r.a.)'e ezanı çift, ikameti de tek lafızlarla okuması emrolundu.»
حدثنا عبد الله بن الجراح، حدثنا المعتمر بن سليمان، عن خالد الحذاء، عن ابي قلابة، عن انس بن مالك، قال التمسوا شييا يوذنون به علما للصلاة فامر بلال ان يشفع الاذان ويوتر الاقامة
Enes (bin Malik) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: «Bilal (r.a.)'e ezanı çift ve ikameti tek lafızlarla okuması emrolundu.» Tahric: Ezan cümlelerinin çift ve kamet cümlelerinin tek okunmasına dair Enes (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim, Ahmed, Beyhaki, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi. Tahavi ve Darekutni de rivayet etmişlerdir
حدثنا نصر بن علي الجهضمي، حدثنا عمر بن علي، عن خالد الحذاء، عن ابي قلابة، عن انس، قال امر بلال ان يشفع، الاذان ويوتر الاقامة
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in müezzini Sa'd (el-Karazi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bilal (r.a.)'in ezan (lafızları) ikişer ikişer idi. Onun ikamet (lafızlar) da birer idi. Not: Sa'd el-Karazi'nin evladı (hadis rivayeti yönünden) zayıf oldukları için bu hadisin isnadının zayıflığı ve fakat hadis metninin manasının sahih-i Buhari de bulunduğu Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا عبد الرحمن بن سعد بن عمار بن سعد، موذن رسول الله صلى الله عليه وسلم حدثني ابي عن ابيه عن جده ان اذان بلال كان مثنى مثنى واقامته مفردة
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mevlası Ebu Rafı' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben, Bilal (r.a.)'i, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda ezan cümlelerini ikişer ikişer tekrarlayarak ezan okurken ve ikamet cümlelerini birer defa okuyarak ikamet ederken gördüm. Not: Alimler Ravi Ma'mer bin Muhammed bin Ubeydullah'ın ve babası Muhammed'in zayıflığı üzerinde ittifak ettikleri için hadis isnadının zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
حدثنا ابو بدر، عباد بن الوليد حدثني معمر بن محمد بن عبيد الله بن ابي رافع، مولى النبي صلى الله عليه وسلم حدثني ابي محمد بن عبيد الله عن ابيه عبيد الله عن ابي رافع قال رايت بلالا يوذن بين يدى رسول الله صلى الله عليه وسلم مثنى مثنى ويقيم واحدة
Ebü'ş-Şasa (Süleym bin el-Esved) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Biz Ebu Hureyre (r.a.) ile beraber mescidde oturuyorduk. Müezzin, (ikindi için) ezan okudu. Ezandan sonra bir adam mescidden kalkıp böbürlenerek gitti. Ebu Hureyre (r.a.) onu mescidden çıkıncaya kadar gözüyle takip etti. Sonra Eb$ Hureyre (r.a.): «Amma şu adam şüphesiz ki Ebü'l-Kasım (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e isyan etti, dedi.» Diğer tahric: Müslim, mesâcid; Ebu Davud Salat; Tirmizî, mevakît; Nesâî, saat; Dârimî, salât; Ahmed b. Hanbel, 11,410, 416, 471, 506, 537. AÇIKLAMA : Ahmed de bunu rivayet etmiş ve şu parçayı ilave etmiştir: Ebu Hureyre (r.a.) demiştir ki : Resulullah (s.a.v.): ''Siz mescidde olup da ezan okunduğu zaman sakın hiç biriniz namaz kılmadan mescidden çıkmayınız.'' buyurdu. Ebu Davud'un rivayetinde olay ikindi ezanı okunurken vuku bulmuştur. Ezan bittikten sonra adamın mescidden çıktığı Nesai'nin rivayetinde belirtilmiştir. Hadiste Ebu Hureyre (r.a.)'in ''Amma şu adam ... '' deyişi daha önce, namaz kılıncaya kadar mescidde bekleyenin faziletini belirtmiş gibi bir tavır takındığına delalet eder. EZAN'DAN SONRA MESCiD'DEN ÇIKMANIN HÜKMÜ : Hadisin zahiri ezandan sonra mescidden çıkmanın haramlığına delalet eder. Çünkü hadis mevkuf ise de merfu' hükmündedir. Çünkü bir sahabi bu gibi sözleri kendi re'yinden söylemez. Bilakis bu tür sözleri ancak Peygamber (s.a.v.)'den aldığı bilgi dolayısıyla söyler. Hanbeliler'e göre; ezandan sonra mescidden çıkmak haramdır. Malikiler'e göre,ezandan sonra ve henüz kamet edilmemiş iken mescidden çıkmak mekruhtur. İkarnet edildikten sonra da haramdır. Hanefi ve Şafii alimlerine göre ezandan sonra mescid'den çıkmak mekruhtur. Karnet edildikten sonra da hüküm aynıdır. İbnü'l-Humam: Ezan'dan sonra mescidden çıkmanın yasaklığı namaz kılmamış olup başka bir cami cemaatinin tanzimi kendisine ait olmayan kimselere mahsustur. Yani o vakit namazını kılmış bulunan kişinin ezan'dan sonra mescit'ten çıkmasına bir sakınca yoktur. Keza başka bir cami cemaatinin' düzenlenmesi kendisine ait olan kişinin ezandan sonra bir mescidden çıkıp ilişkisi olan cemaata varmasında bir sakınca yoktur, demiştir. ibrahim en-Nehai de: Müezzin kamete başlamadıkça mescidden çıkmakta bir sakınca yoktur, demiştir. Yukarıda beyan edilen alimlerin görüşü zaruret olmadığı halde mescid'den çıkan kişilere aittir. Abdestsizlik, abdestin sıkışıklığı; ve burundan kan akması gibi bir zaruret dolayısıyla mescidden çıkmakta bir sakınca yoktur. Nitekim bundan sonraki 734 nolu Osman (r.a.)'in hadisi bunu te'yid eder. İmam Malik: ''Bana ulaştığına göre bir adam hac ibadetini ifa etmek üzere gelmiş ve bu arada Said bin el-Müseyyeb'in yanında otururken ezan okunmuş. Adam ezan'dan sonra namaz kılmadan mescid'den çıkmak istemiş. Said ona: Çıkma. Çünkü bana ulaştığına göre ezandan sonra mescid'den çıkıp dönmeyen kimse'nin başına bir kötülük gelir demiş, bunun üzerine adam oturmuş. Sonra kamet biraz gecikince adam: Said beni buraya hapsetmiştir, diyerek çıkmış ve binek hayvanına binip gitmiştir. yolda hayvandan düşmüş ve bir tarafı kırılmıştır. Bilahere bunun durumu Said bin el-Müseyyeb'e bildirilince: Başına hoşlanmadığı bir şeyin geleceğini sanmıştım, demiştir.'' der. İbn-i Rüşd: ''ibnü'l-Müseyyeb'in: ''Bana ulaşmıştır ... '' sözünün manası: Peygamber (s.a.v.)'den rivayet edilmiştir, demektir. Çünkü bu gibi sözler re'y ile söylenmez. İbnü'l-Müseyyeb'in bildirdiği musibet ezandan sonra namaz kılmadan mescitten çıkan ve tekrar dönmeyen kişinin başına gelen dünyevi bir musibettir. Çünkü o kişi, dünyasıyla ilgili işlerini zamanı gelmiş olan namaza tercih etmiş oluyor'' demiştir. Ebu Amr bin Abdi'l-Berr: Abdestli iken ezandan sonra namaz kılmadan mescidden çıkan kişi hakkında bu hadisle hükmedilmesi üzerine alimler ittifak etmişlerdir. Keza mescitteki adam tek başına farzını kılmış ise tekrar cemaatle o namazı kılmak üzere mescidde beklemelidir. Cemaatle o namazı tekrar kılmadıkça mescidden çıkması caiz değildir. Ancak kıldığı namaz tekrar cemaatla iadesi matlub olan namazıardan değilse çıkmasında bir sakınca yoktur. Söz konusu adam'ın abdest tazelemek gibi bir maksadla tekrar mescide gelmek üzere çıkmasında bir mahzur yoktur, demiştir . Ezandan sonra mescidden çıkmayı mübah kılan mazeretlerden birisi de bu günkü birtakım insan'ların mescitlerde ihdas ettikleri bid'at ve ğayri meşru' hareketlerdir. Mesela; İmam'ın sesi bütün cemaat tarafından duyulduğu halde mübelliğlik yapmak, imam'ın ipekli elbise giymesi veya altın takınması, imamın Peygembar (s.a.v.) ve Hulafa-i Raşidin'in namaz kıldırışına aykırı bir tarzda namaz kıldırması ve benzeri hareketler o mescidden namaz kılmadan çıkmayı meşru kılar. Ebu Davud'un 'Tesvib babı'nda Mücahid'den rivayet ettiğine göre şöyle söylenmiştir: ''Ben Abdullah bin Ömer bin el-Hattab (r.a.) ile beraberdim. Bir müezzin öğle veya ikindi ezanında tesvİb etti. Yani ''Es-Salatu Hayrun Mine'n-nevm'' dedi. İbn-i Ömer Mücahid'e: ''Bu mescidden çıkıp gidelim. Çünkü şu tesvİb (öğle veya ikindi ezamnda okunduğu için) bid'attır'', demiştir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : Hadis, ezan'dan sonra mescid'den çıkmanın yasak olduğuna delalet eder. Bunun tafsilatı yukarıda geçti. MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Osman (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir : «Mescidde iken ezan okunduktan sonra dışarı çıkan kimse bir ihtiyaç için çıkmamış ve dönmek istememiş ise, o kişi münafıktır.» Zevaid de: Bu hadisin isnadı zayıftır, senedeki İshak bin Abdillah isimli Ebu Ferve ve AbdulCabbar bin Ömer nedeniyledir bu. 733’ü okumadıysanız okuyun
حدثنا حرملة بن يحيى، حدثنا عبد الله بن وهب، انبانا عبد الجبار بن عمر، عن ابن ابي فروة، عن محمد بن يوسف، مولى عثمان بن عفان عن ابيه، عن عثمان، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من ادركه الاذان في المسجد ثم خرج لم يخرج لحاجة وهو لا يريد الرجعة فهو منافق
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا ابو الاحوص، عن ابراهيم بن مهاجر، عن ابي الشعثاء، قال كنا قعودا في المسجد مع ابي هريرة فاذن الموذن فقام رجل من المسجد يمشي فاتبعه ابو هريرة بصره حتى خرج من المسجد فقال ابو هريرة اما هذا فقد عصى ابا القاسم صلى الله عليه وسلم