Loading...

Loading...
Kitap
242 Hadis
Sehl bin Sa'd es-Sâidî (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bir kere Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından (zengin) bir adam geçti. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yanında bulunanlara): Bu (zengin) adam hakkında ne dersiniz? buyurdu. Orada bulunanlar: Bu adam hakkında senin görüşüne uygun söz söyleriz. (Dış görünüşe göre ve dünyalık açısından ise) şöyle söyleriz: Bu adam İnsanların en şereflilerindendir. Bu adam (bir kız - kadın ile) evlenmek isterse evlenilmeye, (bir şey için) şefaatçi (aracı) olursa, şefaatçiliği (aracılığı) kabul edilmeye, bir şey söylerse sözü dinlenmeye lâyık bir kimsedir, dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de sustu. Bu esnada (fakir olan) başka bir adam geçti. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Bu adam hakkında ne dersiniz? diye sordu. Orada bulunanlar: Vallahi Yâ Resulallah! Biz şöyle deriz: Bu adam, müslümanların fakirlerindendir. Bu şuna layıktır! (Bir kız-kadın ile) evlenmeye taIip olursa onunla evlenilmez, (bir şey için) şefaatçi (aracı) olursa şefaatçiliği (aracılığı) kabul edilmez ve bir şey söylerse sözü dinlenmez, dediler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu (fakir) şüphesiz, öbür (zengin) adam gibi dünya dolusu insanlardan hayırlıdır» buyurdu. Diğer tahric: Bu hadisi Buhari, Nikah ve Rikak bölümlerinde rivayet etmiştir
حدثنا محمد بن الصباح، حدثنا عبد العزيز بن ابي حازم، حدثني ابي، عن سهل بن سعد الساعدي، قال مر على رسول الله صلى الله عليه وسلم رجل فقال النبي صلى الله عليه وسلم " ما تقولون في هذا الرجل قالوا رايك في . هذا نقول هذا من اشراف الناس هذا حري ان خطب ان يخطب وان شفع ان يشفع وان قال ان يسمع لقوله . فسكت النبي صلى الله عليه وسلم ومر رجل اخر فقال النبي صلى الله عليه وسلم " ما تقولون في هذا " . قالوا نقول والله يا رسول الله هذا من فقراء المسلمين هذا حري ان خطب لم ينكح وان شفع لا يشفع وان قال لا يسمع لقوله فقال النبي صلى الله عليه وسلم " لهذا خير من ملء الارض مثل هذا
İmrân bin Husayn (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Allah şüphesiz, maddî yönden bakıma muhtaç çoluk çocuk sahibi olup dilencilik ve haram kazançtan kaçınan, fakir mu'min kulunu sever." Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde el-Kasım bin Mihran bulunur. El-Ukayli: Bunun İmran (r.a.)'den hadis işitmesi sabit değll, demiştir. Ravi Musa bin Ubeyde'nin de rivayeti bırakılmıştır
حدثنا عبيد الله بن يوسف الجبيري، حدثنا حماد بن عيسى، حدثنا موسى بن عبيدة، اخبرني القاسم بن مهران، عن عمران بن حصين، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان الله يحب عبده المومن الفقير المتعفف ابا العيال
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Mu'minlerin fakirleri cennete zenginlerden yarım gün (yâni) beşyüz yıl Önce girerler. AÇIKLAMA 4124’te
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا محمد بن بشر، عن محمد بن عمرو، عن ابي سلمة، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يدخل فقراء المومنين الجنة قبل الاغنياء بنصف يوم خمسماية عام
Ebu Saîd-i Hudrî (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Şüphesiz, muhacirlerin fakirleri cennete onların zenginlerinden beşyüz yıl kadar önce girerler. AÇIKLAMA 4124’te
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا بكر بن عبد الرحمن، حدثنا عيسى بن المختار، عن محمد بن ابي ليلى، عن عطية العوفي، عن ابي سعيد الخدري، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان فقراء المهاجرين يدخلون الجنة قبل اغنيايهم بمقدار خمسماية سنة
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Muhacirlerin fakirleri, Allah'ın zengin muhacirlere kendilerinden fazla mazhar kıldığı fazilet (bir takım mâlî ibâdetler) hususunda Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyette bulundular (yani zenginleri gibi mâli ibâdetler yapamamanın üzüntüsünü arzettiler). Bunun üzerine O: Ey fakirler gurubu, dikkat ediniz! Ben mu'mirilerin fakirlerinin cennete zenginlerinden yarım gün, (yâni) beşyüz yıl önce gireceklerini size müjdeliyorum, buyurdu.*' (Râvilerden) Mûsâ (bu hadîsi rivayet ettikten) sonra şu âyeti okudu: ‘...... şüphesiz Rabbinin katında birgün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir.’ (Hac, 47) Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Abdullah bin Dinar, Abdullah bin Ömer (r.a.)'den hadis işitmemiştir. (Halbuki ondan rivayet ediyor). Ravi Musa. bin Ubeyde de zayıftır
حدثنا اسحاق بن منصور، انبانا ابو غسان، بهلول حدثنا موسى بن عبيدة، عن عبد الله بن دينار، عن عبد الله بن عمر، قال اشتكى فقراء المهاجرين الى رسول الله صلى الله عليه وسلم ما فضل الله به عليهم اغنياءهم فقال " يا معشر الفقراء الا ابشركم ان فقراء المومنين يدخلون الجنة قبل اغنيايهم بنصف يوم خمسماية عام " . ثم تلا موسى هذه الاية {وان يوما عند ربك كالف سنة مما تعدون}
Ebu Hureyre (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ca'fer bin Ebî Talib (r.a.), fakirleri (çok) sever, onların yanında oturur, onlarla konuşur (sohbet eder) ve onlar da onunla konuşur (sohbet eder) di. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona Ebü'l-Mesâkin (yâni fakirlerin babası) ismini verirdi
حدثنا عبد الله بن سعيد الكندي، حدثنا اسماعيل بن ابراهيم التيمي ابو يحيى، حدثنا ابراهيم ابو اسحاق المخزومي، عن المقبري، عن ابي هريرة، قال كان جعفر بن ابي طالب يحب المساكين ويجلس اليهم ويحدثهم ويحدثونه وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم يكنيه ابا المساكين
Ebu Saîd-i Hudrî (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Miskinleri seviniz. Çünkü ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i duasında şöyle derken işittim: Allahım! Beni miskin olarak yaşat, miskin olarak öldür ve beni miskinler zümresi içinde hasret." Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ravi Ebü'l-Mübarek künyeli zatın adı bilinmiyor ve kendisi tanınmıyor. Ravi Yezid bin Sinan da zayıftır. El-Hakim bu hadisi sahih saymış. İbnü'l-Cevzi ise mevdu hadislerden saymıştır
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وعبد الله بن سعيد، قالا حدثنا ابو خالد الاحمر، عن يزيد بن سنان، عن ابي المبارك، عن عطاء، عن ابي سعيد الخدري، قال احبوا المساكين فاني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول في دعايه " اللهم احيني مسكينا وامتني مسكينا واحشرني في زمرة المساكين
Habbâb (bin Eret) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Allah Teâlâ'mn; "Sabah akşam, Rab'Ierinin rızâsını dileyerek O'na duâ edenleri (yanından) kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovup da zâlimlerden olasın." (En'âm, 52) buyruğu hakkında şöyle demiştir: EI-Akra' bin Habis et-Temîmi ve Uyeyne bin Hısn el-Fezârî (Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ziyaretine) geldiler ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i mu'minlerin zayıflarından bir gurubun içinde oturup Suheyb, Bilâl, Ammâr ve Habbâb ile beraber iken buldular; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in etrafında onları görünce o zayıf sahâbîleri küçümsediler, hakir gördüler. Nihayet Onun yanına varıp O'nunla yalnız kaldılar (yâni biz de bir kenara çekildik) ve onlar: (Yâ Resulallah, ziyaretine geldiğimizde) bir oturumu bize tahsis etmeni muhakkak isteriz ki Araplar bununla bizim üstünlüğümüzü tanısınlar. Çünkü senin yanına Arap hey'etleri gelir.. Bu itibarla Arabların bizi şu kölelerle (yâni fakir mü si umanlarla) beraber görmelerinden utanırız. Onun için biz senin yanına geldiğimiz zaman köleleri yanından kaldır. Sonra biz huzurundan ayrılınca dilersen onlarla beraber otur, dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (de) : Peki, buyurdu. Bu kere onlar: O halde bu teklifimizi kabul buyurduğuna dâir bizim için bir yazı yazdır, dediler. Habbâb dedi ki: Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir yaprak kâğıd istedi ve yazı yazması için Ali (r.a.)'ı çağırttı. Biz de meclisin bir kenarında oturuyorduk. O sırada Cebrail (Aleyhisselâm) indi ve; "Sabah akşam Rab'lerinin rızâsını dileyerek O'na duâ edenleri (yanından) kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın." (Enam, 52) âyetini (indirip) söyledi. Sonra el-Akra' bin Habis ve Uyeyne bin Hısn'ı anlatarak: "Ve işte böylece, "Allah aramızdan şunlara mı lütûfta bulundu?" deyiversinler diye bâzısını bâzısıyla imtihan ettik. Allah şükredenleri en iyi bilen değil midir?" (En'âm, 53) âyetini (indirip) söyledi. Bundan sonra: "Âyetlerimize imân edenler sana geldikleri zaman (onlara) de ki: Selâm sizlere. Rabb'iniz rahmet etmeyi kendi üzerine aldı — vaadetti —." (En'âm, 54) âyetini (indirip) söyledi. Habbâb dedi ki: Bu âyetler indikten sonra biz O'na öyle yaklaştık ki dizlerimizi O'nun dizi üzerine bıraktık ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizimle beraber otururdu. Sonra kalkmak istediği zaman kalkar ve bizi bırakırdı (yâni biz ondan sonra kalkıp dağılırdık). Sonra Allah (Azze ve Celle): "Rablerinin rızâsını dileyerek sabah akşam O'na duâ edenlerle beraber nefsini sabırlı tut (yâni onlarla sohbet etmeye tahsis et); dünya hayatının süsünü arzulayarak gözlerini o kimselerden (başkasına) çevirme (eşraf kimselerle—özel— oturum yapma). Bizi anmak hususunda kalbine gaflet verdiğimiz ve hevesine uyup da işi furut (yâni helak olmak) olan (yâni Uyeyne ve el-Akra') a uyma" (Kehf, 28) âyetini indirdi. Habbâb: ..... dan maksad) Üyeyne ve el-Akra'ın işidir, dedi. (Habbâb sözüne devamla) Sonra Allah onlara (yâni mu'minlere ve kâfirlere) iki adamın misâlini (Kehf sûresinin 32 ilâ 44. âyetlerinde) ve dünya hayatının misâlini (Kehf sûresinin 45. âyetinde) getirdi (yâni anılan âyetleri indirdi). Habbâb dedi ki: (Kehf sûresinin 28. âyeti indirildikten) sonra biz (yâni fakir - zayıf sahabiler) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde otururduk. O'nun kalkacağı saate varınca biz O'nu bırakıp kalkıyorduk ki, O da kalksın." Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri güvenilir zatlardır. Müslim, Nesai ve Müellif, yani İbni Mace bu hadisin bazısınl Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a.)'ın hadisi olarak rivayet etmişler - 4128 nolu hadise bak
Sa'd (bin Ebî Vakkas) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Şu âyet biz altı kişi hakkında indi: Benim hakkımda ve İbn-i Mes'ûd, Suheyb, Ammâr, Mıkdâd ve Bilâl (r.a.) hak kında. Sa'd dediki, Kureyş (müşrikleri) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Biz onlara (yâni yukarda isimleri geçen sahâbîlere) tâbi olmaya kesinlikle razı olmayız. Bu sebeple onları yanından kov, diye teklifte bulundular. Sa'd, dedi ki: Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kalbine girmesini Allah'ın dilediği bir şey (yâni tekliflerine uymak düşüncesi) de O'nun kalbine girdi. Sonra Allah (Azze ve Celle): "Rablerinin rızâsmı dileyerek sabah akşam O'na dua edenleri (yanından) kovma..." (En'âm, 52) âyetini indirdi. Diğer tahric. Bu hadisi Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حدثنا يحيى بن حكيم، حدثنا ابو داود، حدثنا قيس بن الربيع، عن المقدام بن شريح، عن ابيه، عن سعد، قال نزلت هذه الاية فينا ستة في وفي ابن مسعود وصهيب وعمار والمقداد وبلال . قال قالت قريش لرسول الله صلى الله عليه وسلم انا لا نرضى ان نكون اتباعا لهم فاطردهم عنك . قال فدخل قلب رسول الله صلى الله عليه وسلم من ذلك ما شاء الله ان يدخل فانزل الله عز وجل {ولا تطرد الذين يدعون ربهم بالغداة والعشي يريدون وجهه} الاية
Ebu Saîd-i Hudrî (r. a.)'dea. rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Malı şöyle, şöyle, şöyle ve şöyle yapanlar hâriç, dünyalığı çok olanlara yazıklar olsun, buyurdu. — "Şöyle" kelimesi) dört (defa buyurulmuş) tur: (Yâni) Sağından, solundan, önünden ve arkasından (fakirlere, hayır yollarına harcayanlar). Not: Zevald'de şöyle denilmiştir: Atiyye el-Avfi ve kendisinden rivayet eden ravi zayıftır. Ahmed de kendi Müsned'inde bu hadisi Muhammed bin Ubeyd'den el-A'meş aracılığıyla Atıyye'den bu senedIe rivayet etmiştir. AÇIKLAMA
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وابو كريب قالا حدثنا بكر بن عبد الرحمن، حدثنا عيسى بن المختار، عن محمد بن ابي ليلى، عن عطية العوفي، عن ابي سعيد الخدري، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال " ويل للمكثرين الا من قال بالمال هكذا وهكذا وهكذا وهكذا " . اربع عن يمينه وعن شماله ومن قدامه ومن ورايه
Ebu Zer' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Malı şöyle ve şöyle yapan (yâni belirli bir parçasını etrafındak fakirlere, hayır yollarına harcayan) ve onu helâl yoldan kazananlar hâriç, dünyalığı en çok olanlar, kıyamet günü (rütbece) en aşağı olanlardır." Not: Zevald'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri güvenilir zatlardır. AÇIKLAMA
حدثنا العباس بن عبد العظيم العنبري، حدثنا النضر بن محمد، حدثنا عكرمة بن عمار، حدثني ابو زميل، - هو سماك - عن مالك بن مرثد الحنفي، عن ابيه، عن ابي ذر، قال قال رسول صلى الله عليه وسلم " الاكثرون هم الاسفلون يوم القيامة الا من قال بالمال هكذا وهكذا وكسبه من طيب
Ebu Hureyre (r.a.)*den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Şöyle, şöyle ve şöyle yapanlar (yâni malının belirli bir kısmını fakirlere, hayır yollarına harcayanlar) hâriç, dünyalığı en çok olanlar. (âturette rütbece) en aşağı olanlardır, buyurdu. "Şöyle" kelimesi) üç defa (buyurulmuş)tur." Not: Zevaid de: Bu hadis’in isnadı sahih, ravileri sikadır
حدثنا يحيى بن حكيم، حدثنا يحيى بن سعيد القطان، عن محمد بن عجلان، عن ابيه، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " الاكثرون هم الاسفلون الا من قال هكذا وهكذا وهكذا " . ثلاثا
Ebu Hureyre (r. a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Yanımda Uhud (dağı) kadar altın olup da ondan bir parça yanımda kaldığı halde (iki gün geçip) üçüncü bir gecenin gelmesini sevmem. Bir borcu ödemek üzere (o altından) saklıyacağım parça hâriç. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hasendir. Ravi Yakub bin Humeyd hakkında ihtilaf vardır. Ebu Süheyl'in adı Nan bin Malik bin Ebi Amir el-Asbahi'dir, bu zat Malik bin Enes'in amcasıdır
حدثنا يعقوب بن حميد بن كاسب، حدثنا عبد العزيز بن محمد، عن ابي سهيل بن مالك، عن ابيه، عن ابي هريرة، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " ما احب ان احدا عندي ذهبا فتاتي على ثالثة وعندي منه شىء الا شىء ارصده في قضاء دين
Anır bin Ğaylân es-Sakafî (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Allahım! Kim bana iman edip beni tasdik eder (doğrular) ve getirdiğim (Din) in senin katından (gelme) yegâne hak (din) olduğunu bilirse, sen o kimseye az mal ve az çocuk ver, sana kavuşmayı ona sevimli kıl ve ölümünü çabuklaştır (yâni ömrünü uzun tutma). Kim de bana imân etmez, beni tasdik etmez (doğrulama?.) ve benim getirdiğim (Din)in senin katından (gelme) yegâne hak (din) olduğunu bilmezse o kimseye çok mal ve çok çocuk ver ve ömrünü uzat. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu senedin ravileri güvenilir zatlardır. Hadis mürseIdir. Zevaid yazarı demiş ki: İbni Mace de, bu Amr'ın bundan başka hadisini rivayet etmemiştir, Kütüb-i Sitte'nin kalanlarında Amr'ın hiç bir hadisi yoktur
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا صدقة بن خالد، حدثنا يزيد بن ابي مريم، عن ابي عبيد الله، مسلم بن مشكم عن عمرو بن غيلان الثقفي، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اللهم من امن بي وصدقني وعلم ان ما جيت به هو الحق من عندك - فاقلل ماله وولده وحبب اليه لقاءك وعجل له القضاء ومن لم يومن بي ولم يصدقني ولم يعلم ان ما جيت به هو الحق من عندك فاكثر ماله وولده واطل عمره
Nukade el-Esedî (r.a.)'den; Şöyle demiştir; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni bir adam'a göndererek ondan meniha (yâni geçici bir süre için karşılıksız sütünden yararlanılacak) bir dişi deve istedi. Adam bu isteği yerine getirmedi. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni başka bir adama gönderdi. Bu adam O'na (sağmal) bir deve gönderdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) deveyi görünce : Allahım! Bu deveyi ve onu göndereni bereketlendir, diye duâ buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde el-Beni bulunur. İbn-i Hibban onu güvenilir raviler arasında anmıştır. Zehebi de onun mechul olduğunu söylemiştir. Senedin kalan ravileri güvenilir zatlardır. Zevaid yazarı: Yalnız İbni Mace'nin rivayet ettiği bu hadisten başka Nukade (r.a.)'in hiç bir hadisi Kütüb-i Sitte'de yoktur, demiştir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عفان، حدثنا غسان بن برزين، ح وحدثنا عبد الله بن معاوية الجمحي، حدثنا غسان بن برزين، حدثنا سيار بن سلامة، عن البراء السليطي، عن نقادة الاسدي، قال بعثني رسول الله صلى الله عليه وسلم الى رجل يستمنحه ناقة فرده ثم بعثني الى رجل اخر فارسل اليه بناقة فلما ابصرها رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " اللهم بارك فيها وفيمن بعث بها " . قال نقادة فقلت لرسول الله صلى الله عليه وسلم وفيمن جاء بها قال " وفيمن جاء بها " . ثم امر بها فحلبت فدرت فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اللهم اكثر مال فلان " . للمانع الاول " واجعل رزق فلان يوما بيوم " . للذي بعث بالناقة
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir; Altın kul'u, gümüş kul'u, saçaklı elbise kul'u ve kareli elbise kul'u olan kimse mutsuz olsun. O (çıkar düşkünü muhteris) kişiye (dilediği) verilirse memnun olur, verilmezse (ödevini) îfâ etmez. AÇIKLAMA
حدثنا الحسن بن حماد، حدثنا ابو بكر بن عياش، عن ابي حصين، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " تعس عبد الدينار وعبد الدرهم وعبد القطيفة وعبد الخميصة ان اعطي رضي وان لم يعط لم يف
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Altın kul'u, gümüş kul'u ve kareli elbise kul'u olan kimse, sürünsün ve baş aşağı yuvarlansın. Vücûduna diken batınca da cımbızla çıkaran bir kimseyi bulamasın
حدثنا يعقوب بن حميد، حدثنا اسحاق بن سعيد، عن صفوان بن سليم، عن عبد الله بن دينار، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " تعس عبد الدينار وعبد الدرهم وعبد الخميصة تعس وانتكس واذا شيك فلا انتقش
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Zenginlik mal çokluğundan değildir. Lâkin zenginlik nefis (ve gönül) zenginliğidir. Diğer tahric: Bu hadisi Buhari. Müslim, Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmişlerdir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا سفيان بن عيينة، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ليس الغنى عن كثرة العرض ولكن الغنى غنى النفس
Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: İslam dinine erdirilen, yetecek derecede rızkı verilen ve buna kanaatkâr olan kimse muhakkak felah bulmuştur. Diğer tahric: Müslim, Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA
حدثنا محمد بن رمح، حدثنا عبد الله بن لهيعة، عن عبيد الله بن ابي جعفر، وحميد بن هاني الخولاني، انهما سمعا ابا عبد الرحمن الحبلي، يخبر عن عبد الله بن عمرو بن العاص، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال " قد افلح من هدي الى الاسلام ورزق الكفاف وقنع به
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir; Allahıml Muhammed'in ev halkının rızkını geçinecek kadarcık kıl
حدثنا محمد بن عبد الله بن نمير، وعلي بن محمد، قالا حدثنا وكيع، حدثنا الاعمش، عن عمارة بن القعقاع، عن ابي زرعة، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اللهم اجعل رزق ال محمد قوتا
حدثنا احمد بن محمد بن يحيى بن سعيد القطان، حدثنا عمرو بن محمد العنقزي، حدثنا اسباط بن نصر، عن السدي، عن ابي سعد الازدي، وكان، قاري الازد عن ابي الكنود، عن خباب، في قوله تعالى {ولا تطرد الذين يدعون ربهم بالغداة والعشي} الى قوله {فتكون من الظالمين} قال جاء الاقرع بن حابس التميمي وعيينة بن حصن الفزاري فوجدوا رسول الله صلى الله عليه وسلم مع صهيب وبلال وعمار وخباب قاعدا في ناس من الضعفاء من المومنين فلما راوهم حول النبي صلى الله عليه وسلم حقروهم فاتوه فخلوا به وقالوا انا نريد ان تجعل لنا منك مجلسا تعرف لنا به العرب فضلنا فان وفود العرب تاتيك فنستحيي ان ترانا العرب مع هذه الاعبد فاذا نحن جيناك فاقمهم عنك فاذا نحن فرغنا فاقعد معهم ان شيت . قال " نعم " . قالوا فاكتب لنا عليك كتابا . قال فدعا بصحيفة ودعا عليا ليكتب ونحن قعود في ناحية فنزل جبراييل عليه السلام فقال {ولا تطرد الذين يدعون ربهم بالغداة والعشي يريدون وجهه ما عليك من حسابهم من شىء وما من حسابك عليهم من شىء فتطردهم فتكون من الظالمين} ثم ذكر الاقرع بن حابس وعيينة بن حصن فقال {وكذلك فتنا بعضهم ببعض ليقولوا اهولاء من الله عليهم من بيننا اليس الله باعلم بالشاكرين} . ثم قال {واذا جاءك الذين يومنون باياتنا فقل سلام عليكم كتب ربكم على نفسه الرحمة } . قال فدنونا منه حتى وضعنا ركبنا على ركبته وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم يجلس معنا فاذا اراد ان يقوم قام وتركنا فانزل الله {واصبر نفسك مع الذين يدعون ربهم بالغداة والعشي يريدون وجهه ولا تعد عيناك عنهم} ولا تجالس الاشراف {تريد زينة الحياة الدنيا ولا تطع من اغفلنا قلبه عن ذكرنا} - يعني عيينة والاقرع - {واتبع هواه وكان امره فرطا } - قال هلاكا - قال امر عيينة والاقرع . ثم ضرب لهم مثل الرجلين ومثل الحياة الدنيا . قال خباب فكنا نقعد مع النبي صلى الله عليه وسلم فاذا بلغنا الساعة التي يقوم فيها قمنا وتركناه حتى يقوم