Loading...

Loading...
Kitap
170 Hadis
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Biriniz oturduğu yerden kalkıp sonra geri geldiği zaman o yere öncelikle hak sahibidir.»
حدثنا عمرو بن رافع، حدثنا جرير، عن سهيل بن ابي صالح، عن ابيه، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " اذا قام احدكم عن مجلسه ثم رجع فهو احق به
Cevzan (el-Kufi) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş demiştir: «Kim bir mazeretinin kabulünü (din) kardeşinden talep ederde kardeşi o mazereti kabul etmezse onun üzerinde meks sahibinin günahı kadar vebal olur.» Bize Muhammed bin İsmail de aynı senedle bunun mislini Cevzan aracılığıyla Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet etmiştir. Not: Zevaid de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedindeki raviler güvenilir zatlardır. Fakat hadIs mürseldir. Çünkü Ebu Hatim: Bu Cevzan. sahabi değildir ve mechuldür. demiştir
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، حدثنا سفيان، عن ابن جريج، عن ابن ميناء، عن جودان، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من اعتذر الى اخيه بمعذرة فلم يقبلها كان عليه مثل خطيية صاحب مكس " . حدثنا محمد بن اسماعيل، حدثنا وكيع، عن سفيان، عن ابن جريج، عن العباس بن عبد الرحمن، - هو ابن ميناء - عن جودان، عن النبي صلى الله عليه وسلم مثله
Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefatından bir yıl önce bir kere Ebû Bekir (r.a.), ticaret maksadıyla Busra'ya gitti. Beraberinde Nuayman ve Harmala oğlu Süveybıt; (r.a.) bulunuyordu. Bu iki zât, Bedir savaşma katılmışlardı. Nuaymân (yolculukta), azık işine nezâret ederdi. Süveybıt da çok şakacı bir adam idi. (Yolculuk esnasında bir ara) Nuaymân'a: Bana yemek ver, dedi. Nuaymân (ise) Ebû Bekir, gelinceye kadar bekle, dedi. Bunun üzerine Süveybıt: (And olsun ki) Ben seni muhakkak hiddetlendireceğim, dedi. Râvi demiştir ki: Sonra bunlar bir kavme uğradılar. Süveybıt o kavme: Benden bir kölemi satın alır (mı) sınız? dedi. Onlar da: Evet, dediler. Süveybıt (bu kere onlara): Benim (size satacağım köle), konuşkan bir köledir ve size: Ben muhakkak hür bir kimseyim, diyecektir. O size böyle söylediği zaman eğer siz onu bırakacak iseniz, kölemi bana karşı bozguncu ettirmeyiniz, dedi. Onlar : Hayır. Bil-akis biz onu senden satın alırız. dediler ve Nuayman'ı Suveybit'ten on sağlam deve ile satın aldılar. Sonra Nuayman'ın yanına vararak boynuna bir sargı veya ip geçirdiler. Nuayman: Şu adam sizlerle cidden alay ediyor ve ben kesinlikle hür olup köle değilim. dedi. Fakat onlar: Senin efendin senin durumunu bize haber verdi. diyerek onu alıp götürdüler. Sonra Ebu Bekir geldi. Orada bulunanlar durumu ona anlattılar. Ravi dediki: Bunun üzerine Ebu Bekir (r.a.) adamların arkasında giderek develerini kendilerine geri verip Nuayman'ı alıp getirdi. Ravi dediki: Sonra Ebu Bekir ve arkadaşları Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vararak ona arzedince bundan dolayı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü, sahabileri de bir yıl güldüler. Not: Zevaid de: Bu hadis'in isnadındaki Zem'a bin Salih'in başka ravilerce te'yid edilmiş rivayetini Müslim almış, bununla beraber Ahmed, İbn-i Main ve başkaları onu zayıf saymışlar
حدثنا ابو بكر، حدثنا وكيع، عن زمعة بن صالح، عن الزهري، عن وهب بن عبد بن زمعة، عن ام سلمة، ح وحدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، حدثنا زمعة بن صالح، عن الزهري، عن عبد الله بن وهب بن زمعة، عن ام سلمة، قالت خرج ابو بكر في تجارة الى بصرى قبل موت النبي صلى الله عليه وسلم بعام ومعه نعيمان وسويبط بن حرملة وكانا شهدا بدرا وكان نعيمان على الزاد وكان سويبط رجلا مزاحا فقال لنعيمان اطعمني . قال حتى يجيء ابو بكر . قال فلاغيظنك . قال فمروا بقوم فقال لهم سويبط تشترون مني عبدا لي قالوا نعم . قال انه عبد له كلام وهو قايل لكم اني حر . فان كنتم اذا قال لكم هذه المقالة تركتموه فلا تفسدوا على عبدي . قالوا لا بل نشتريه منك . فاشتروه منه بعشر قلايص ثم اتوه فوضعوا في عنقه عمامة او حبلا . فقال نعيمان ان هذا يستهزي بكم واني حر لست بعبد . فقالوا قد اخبرنا خبرك . فانطلقوا به فجاء ابو بكر فاخبروه بذلك . قال فاتبع القوم ورد عليهم القلايص واخذ نعيمان . قال فلما قدموا على النبي صلى الله عليه وسلم واخبروه . قال فضحك النبي صلى الله عليه وسلم واصحابه منه حولا
Enes bin Mâlik (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize katılır (ve güler yüzle bizimle şakalaşır)di. Hattâ (kuşu ölen) küçük bir kardeşime; Ey Ebû Umeyr, Nuğayr (kuşcağız) ne oldu der (şakalaşır) di. Vekî demiştir ki: O, (nuğayr ile) bîr kuş kasdeder ki Enes'in kardeşi onunla oynardı
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن شعبة، عن ابي التياح، قال سمعت انس بن مالك، يقول كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يخالطنا حتى يقول لاخ لي صغير " يا ابا عمير ما فعل النغير " . قال وكيع يعني طيرا كان يلعب به
Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) saç ve sakaldan ağaran telleri yolmayı menederek: «O, mu'minin nurudur.» buyurdu
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبدة بن سليمان، عن محمد بن اسحاق، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، قال نهى رسول الله صلى الله عليه وسلم عن نتف الشيب وقال " هو نور المومن
Büreyde (bin el-Husayb) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gölge ve güneş arasında (yâni bedenin, bir kısmı gölgede, diğer kısmı güneşte olduğu halde) oturmayı yasaklamıştır. Not: Zevaid'de, İbp.-i Büreyde'nin bu hadisine dair senedin hasen olduğu belirtilmiştir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا زيد بن الحباب، عن ابي المنيب، عن ابن بريدة، عن ابيه، ان النبي صلى الله عليه وسلم نهى ان يقعد بين الظل والشمس
Kays bin Tıhfe el-Ğıfârî'nin babası (Tıhfe) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni Mescidf-ı Nebevi) de yüzükoyun yatarken bulup ayağıyla dürttü ve şöyle buyurdu: «Sana ne oluyor ki böyle yatıyorsun. Bu, Allah'ın hoşlanmadığı veya Allah'ın buğzettiği bir yatıştır.»
حدثنا محمد بن الصباح، حدثنا الوليد بن مسلم، عن الاوزاعي، عن يحيى بن ابي كثير، عن قيس بن طخفة الغفاري، عن ابيه، قال اصابني رسول الله صلى الله عليه وسلم نايما في المسجد على بطني فركضني برجله وقال " ما لك ولهذا النوم هذه نومة يكرهها الله او يبغضها الله
Ebû Zerr(-i Ğıfârî) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben yüzükoyun yatmış iken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımdan geçti ve ayağıyla beni dürterek: «Yâ Cündübcik! Şüphesiz bu, ateş (yâni cehennem) halkının yatışıdır,» buyurdu. Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Muhammed bin Nuaym bulunur. Ben ne onu cerhedeni ne de güvenilir olduğunu söyleyeni gördüm. R&vİ Yakûb bin Humeyd hakkında ise ihtilâf vardır. Senedin kalan ravileri güvenilir zâtlardır
حدثنا يعقوب بن حميد بن كاسب، حدثنا اسماعيل بن عبد الله، حدثنا محمد بن نعيم بن عبد الله المجمر، عن ابيه، عن ابن طخفة الغفاري، عن ابي ذر، قال مر بي النبي صلى الله عليه وسلم وانا مضطجع على بطني فركضني برجله وقال " يا جنيدب انما هذه ضجعة اهل النار
Ebû Ümâme (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mescid(-i Nebevi) de yüzükoyun yatıp uyuyan bir adamın yanından geçti ve ayağıyla dürterek (adama): «Kalk, otur. Çünkü bu, cehennemi bir yatıştır.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ravi el-Veltd bin Cemil'i, Ebu Zur'a gevşek saymıştır. Ebu Hatim de bu ravi hakkında: O, el-Kasım'dan münker bir takım hadisler rivayet eden bir şeyh'tir, demiştir. Ebli Davlid ise; onun rivayetinde bir sakınca olmadığını söylemiştir. İbn-i Hibban da onu güvenilir raviler arasında anmıştır. Ravi Seleme bin Red ve Yakub bin Humeyd hakkında ihtilaf edilmiştir
حدثنا يعقوب بن حميد بن كاسب، حدثنا سلمة بن رجاء، عن الوليد بن جميل الدمشقي، انه سمع القاسم بن عبد الرحمن، يحدث عن ابي امامة، قال مر النبي صلى الله عليه وسلم على رجل نايم في المسجد منبطح على وجهه فضربه برجله وقال " قم واقعد فانها نومة جهنمية
İbn-i Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim yıldızlardan bir ilim alırsa, sihir'den bir dal almış olur. Yıldızlar ilmini artırdıkça sihir ilmini artırmış olur.»
حدثنا ابو بكر، حدثنا يحيى بن سعيد، عن عبيد الله بن الاخنس، عن الوليد بن عبد الله، عن يوسف بن ماهك، عن ابن عباس، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من اقتبس علما من النجوم اقتبس شعبة من السحر زاد ما زاد
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Rüzgârı sövmeyiniz. Çünkü o, Allah'ın (kullarına) rahmetindendir. Rahmet ve azab getirir. Lâkin Allah'tan rüzgârın hayrından isteyiniz ve şerrinden Allah'a sığınınız
حدثنا ابو بكر، حدثنا يحيى بن سعيد، عن الاوزاعي، عن الزهري، حدثنا ثابت الزرقي، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا تسبوا الريح فانها من روح الله تاتي بالرحمة والعذاب ولكن سلوا الله من خيرها وتعوذوا بالله من شرها
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Allah Azze ve Celle katında adların en sevimlisi Abdullah ve Abdurrahman'dır.»
حدثنا ابو بكر، حدثنا خالد بن مخلد، حدثنا العمري، عن نافع، عن ابن عمر، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " احب الاسماء الى الله عز وجل عبد الله وعبد الرحمن
Ömer bin el-Hattâb (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Andolsun ki inşaallah yaşarsam Rebah, Necih, Eflah, Nafi ve Yesar adlarınının takılmasını muhakkak yasaklayacağım »
حدثنا نصر بن علي، حدثنا ابو احمد، حدثنا سفيان، عن ابي الزبير، عن جابر، عن عمر بن الخطاب، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لين عشت ان شاء الله لانهين ان يسمى رباح ونجيح وافلح ونافع ويسار
Semûre (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kölelerimize (şu) dört ismi takmamızı yasakladı, Eflah, Nâfi. Rebâh ve Yesâr
حدثنا ابو بكر، حدثنا المعتمر بن سليمان، عن الركين، عن ابيه، عن سمرة، قال نهى رسول الله صلى الله عليه وسلم ان نسمي رقيقنا اربعة اسماء افلح ونافع ورباح ويسار
Mesrûk (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Ömer bin el Hattâb (r.a.) ile karşılaştım da: Adın nedir? diye sordu. Ben de: Mesrûk bin el-Ecda', dedim. Bunun üzerine Ömer; Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdu ki: «El-Ecda' bir şeytanın adıdır.»
حدثنا ابو بكر، حدثنا هاشم بن القاسم، حدثنا ابو عقيل، حدثنا مجالد بن سعيد، عن الشعبي، عن مسروق، قال لقيت عمر بن الخطاب فقال من انت فقلت مسروق بن الاجدع . فقال عمر سمع�� رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " الاجدع شيطان
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Zeyneb'in adı Berre idi. Bu kadın adıyla kendisine tezkiye eder (över), denildi. Bunun özerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona Zeyneb adını verdi
حدثنا ابو بكر، حدثنا غندر، عن شعبة، عن عطاء بن ابي ميمونة، قال سمعت ابا رافع، يحدث عن ابي هريرة، ان زينب، كان اسمها برة فقيل لها تزكي نفسها فسماها رسول الله صلى الله عليه وسلم زينب
İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Ömer (bin el-Hattâb) (r.a.)'in Âsiye denilen bir kızı vardı. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona Cemile adını verdi
حدثنا ابو بكر، حدثنا الحسن بن موسى، حدثنا حماد بن سلمة، عن عبيد الله، عن نافع، عن ابن عمر، ان ابنة لعمر، كان يقال لها عاصية فسماها رسول الله صلى الله عليه وسلم جميلة
Abdullah bin Selâm (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına adım Abdullah bin Selâm değil iken vardım. Sonra (ben müslümanlığı kabul edince) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana Abdullah bin Selâm adını verdi. Not: Senedde Abdullah bin Selam'ın ravisi durumundaki kardeşinin oğlunun ismi belirtilmemiştir. Senedin kalan ravileri güvenilir zatlardır
حدثنا ابو بكر، حدثنا يحيى بن يعلى ابو المحياة، عن عبد الملك بن عمير، حدثنى ابن اخي عبد الله بن سلام، عن عبد الله بن سلام، قال قدمت على رسول الله صلى الله عليه وسلم وليس اسمي عبد الله بن سلام فسماني رسول الله صلى الله عليه وسلم عبد الله بن سلام
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Ebu'l-Kasım (Muhammed) (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Benim adımla adlanınız. Fakat künyem (olan Ebü'l-Kâsım) ile künyelenmeyiniz.»
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا سفيان بن عيينة، عن ايوب، عن محمد، قال سمعت ابا هريرة، يقول قال ابو القاسم صلى الله عليه وسلم " تسموا باسمي ولا تكنوا بكنيتي
Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sdlan) şöyle buyurdu, demiştir: Benim adımda adlanınız. Fakat soyadın la soyadılanmayımz
حدثنا ابو بكر، حدثنا ابو معاوية، عن الاعمش، عن ابي سفيان، عن جابر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " تسموا باسمي ولا تكنوا بكنيتي