Loading...

Loading...
Kitap
80 Hadis
Ubâde bin es-Sâmit (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), maden ocağı (nda uğranılan zararın) hederliğine, kuyu (da uğranılan zararın) hederliğine ve acmâ'nın verdiği zararın hederliğine hükmetti. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir. Bunun senedindeki raviler sika zatlardır. Ancak Tirmizi ve başkası İshak bin Yahya'nın Ubade (r.a.)'a yetişmediğini söylemişlerdir
حدثنا عبد ربه بن خالد النميري، حدثنا فضيل بن سليمان، حدثني موسى بن عقبة، حدثني اسحاق بن يحيى بن الوليد، عن عبادة بن الصامت، قال قضى رسول الله صلى الله عليه وسلم ان المعدن جبار والبير جبار والعجماء جرحها جبار . والعجماء البهيمة من الانعام وغيرها . والجبار هو الهدر الذي لا يغرم
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ateş(in yaptığı zarar) hederdir. Kuyu (zararı) da hederdir.»
حدثنا احمد بن الازهر، حدثنا عبد الرزاق، عن معمر، عن همام، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " النار جبار والبير جبار
Sehl bin Ebî Hasme (r.a.)'in kendi kavminin ileri gelen adamlarından rivayetine göre: Abdullah bin Sehl (bin Zcyd) ve Muhayyısa (bin Mes'ûd bin Zeyd) (r.a.) başlarına gelen fakirlikten dolayı (bir hurma mevsiminde hurması bol olan) Hayber'e (dostları yanında hurma toplamaya) gittiler. (Ve Hayber'e vardıklarında kendi işlerine bakmak üzere birbirinden ayrıldılar. Bir süre) sonra Muhayyisa'ya gelinip, Abdullah bin Sehl'in öldürülüp bir kuyuya veya bir pınara atılmış olduğu haberi verildi. Bunun üzerine Muhayyısa Hayber yahûdîlerîne giderek: Allah'a yemin ederim ki onu siz öldürdünüz, deyince yahûdîler: Allah'a and olsun ki onu biz öldürmedik, dediler. Sonra Muhayyısa ordan (Medine'ye) dönüp kavminin yanına varıyor ve durumu onlara anlatıyor. Daha sonra kendisi, ağabeyi Muhayyısa ve Abdurrahmân bin Sehl kalkıp (Nebi) (Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e) gittiler. (Önce) Muhayyısa söze başladı, (maktul ile beraber) Hayber'de olan kendisi idi. Fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muhayyısa'ya yaşça büyüklüğü kasdederek: «İlk sözü büyüğe bırak, ilk sözü büyüğe bırak», uyarısında bulundu. Bunun üzerine (Muhayyısa sustu ve ağabeyi) Huvayyısa olayı anlattı. Ondan sonra da Muhayyısa konuştu. Neticede Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara: «Hayber yahûdîleri ya (öldürülen) arkadaşınızın diyetini öderler, veya onlara (karşı Allah ve Resulü tarafından) bir savaş ilân edilir,» buyurdu. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu konu hakkında (Hayber yahûdüerine) yazı yazdırdı. (Bu yazıya cevaben) onlar: Allah'a yemin ederiz ki onu kat'iyyen biz öldürmedik, diye yazı gönderdiler. Bu cevab üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Huvayyısa. Muhayyısa ve Abdurrahmân'a: «Bu cinayetin Hayber yahûdîleri tarafından işlendiğine yemin eder (mi) siniz ve (bu takdirde) arkadaşınızın kan bedeline müstahak olursunuz?» buyurdu. Bunlar: Hayır, (yanında) bulunmadığımız ve görmediğimiz bir cinayet hakkında nasıl yemin ederiz? dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şu halde yahûdîler (bu cinayetten habersiz olduklarına dâir) size yemin ederler,» buyurdu. Bunlar: Onlar müslüman değiller, (nasıl onların yeminlerine itibar ederiz), dediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) maktulün diyetini kendi yanından verdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) maktulün yakınlarına yüz adet dişi deve gönderip ta evin içinde onlara teslim ettirdi. Râvî Sehl (bin Ebi Hasme) demiştir ki: O sürüden kırmızı bir dişi deve bana tekme attı
Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Mes'üd'un oğullan Huvayyısa ve Muhayyısa ile Sehl'in oğullan Abdullah ve Abdurrahmân (r.a.), Hayber'de yiyecek temini maksadıyla, (Medîne-i Münevvere'den) çıkıp gittiler. (Hayber'de) Abdullah'a zulüm edilip öldürüldü. Sonra durum Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlatıldı. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (maktulün arkadaşlarına): «(Abdullah'ın Hayber yahûdîleri tarafından öldürüldüğüne) yemin edersiniz ve (kan bedeline) müstahak olursunuz»? buyurdu. Onlar: Ya Resulallah yanında bulunmadığımız bir cinayet hakkında nasıl yemin ederiz? dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şu halde yahûdiler (yemin etmekle) isnad ettiğiniz suçtan beraet ederler.» buyurdu. Onlar; Ya Resûlallah! Yahudiler yemin etmekle beraet edebilince bizi öldürürler, dediler. Râvî demiştir ki: Bunun sonucunda Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) maktulün diyetini kendi yanından verdi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Haccac bin Ertat vardır. O tedlisçidir (ve an'ane ile rivayet etmiştir)
حدثنا عبد الله بن سعيد، حدثنا ابو خالد الاحمر، عن حجاج، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، ان حويصة، ومحيصة، ابنى مسعود وعبد الله وعبد الرحمن ابنى سهل خرجوا يمتارون بخيبر فعدي على عبد الله فقتل فذكر ذلك لرسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " تقسمون وتستحقون " . فقالوا يا رسول الله كيف نقسم ولم نشهد قال " فتبريكم يهود " . قالوا يا رسول الله اذا تقتلنا . قال فوداه رسول الله صلى الله عليه وسلم من عنده
Zinbâ (Ebû Ravh) (r.a.)'dan rivayet edildiğine: Kendisi bir kölesinin yumurtalarını çekip çıkarmış (veya erkeklik organını kesmiş) olarak Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna vardı. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu işkenceye karşı köleyi azadladı (azadlığma hükmetti). Not: Ravi İshak bin Ebi Ferve'nin zayıflığı nedeniyle bu senedin zayıflığı, Zevaid'de belirtilmiştir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا اسحاق بن منصور، قال حدثنا عبد السلام، عن اسحاق بن عبد الله بن ابي فروة، عن سلمة بن روح بن زنباع، عن جده، انه قدم على النبي صلى الله عليه وسلم وقد خصى غلاما له فاعتقه النبي صلى الله عليه وسلم بالمثلة
Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr ) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: (Köle) bir adam imdâd, diye bağırarak Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına geldi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Neyin var?» buyurdu. Köle: Efendim beni bir cariyesini öptüğüm esnada gördü, bu nedenle benim erkeklik organımı kesti, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (sahâbilere) : «O herifi bana getiriniz,» buyurdu. Adam arandı. Fakat bulunamadı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (köleye): «Git. Sen hürsün,» buyurdu. (Râvî) demiştir ki: Köle: Yâ Resulallah! Efendim beni köleleştirmek isterse bana yardımcı olmanın kimin üzerine (vâcib) olduğunu söyler misin? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Her mu'min veya her müslüman üzerine (vâcib) dir,» buyurdu
حدثنا رجاء بن المرجى السمرقندي، حدثنا النضر بن شميل، حدثنا ابو حمزة الصيرفي، حدثني عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، قال جاء رجل الى النبي صلى الله عليه وسلم صارخا فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم " ما لك " . قال سيدي راني اقبل جارية له فجب مذاكيري . فقال النبي صلى الله عليه وسلم " على بالرجل " . فطلب فلم يقدر عليه . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذهب فانت حر " . قال على من نصرتي يا رسول الله قال يقول ارايت ان استرقني مولاى فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " على كل مومن او مسلم
Abdullah (bin Mes'ûd) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Ehli îman, öldürme tarzı yönünden insanların en iffetli (merhametli) lerindendir.»
حدثنا يعقوب بن ابراهيم الدورقي، حدثنا هشيم، عن مغيرة، عن شباك، عن ابراهيم، عن علقمة، قال قال عبد الله قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان من اعف الناس قتلة اهل الايمان
Abdullah (bin Mes'ûd) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Öldürme tarzı yönünden insanların en iffetlisi îman ehlidir.»
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا غندر، عن شعبة، عن مغيرة، عن شباك، عن ابراهيم، عن هنى بن نويرة، عن علقمة، عن عبد الله، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان اعف الناس قتلة اهل الايمان
(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Müslümanların kanları eşittir. Ve onlar, başkalarına karşı tek el'dır. Onların teminatını (mertebece) en düşük olanı akdedebilir (verebilir). Ve (savaşta alınan ganimet düşman saflarına en yakın olanlar tarafından) en uzak olana iade edilir (yâni hissesi verilir),»
حدثنا محمد بن عبد الاعلى الصنعاني، حدثنا المعتمر بن سليمان، عن ابيه، عن حنش، عن عكرمة، عن ابن عباس، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " المسلمون تتكافا دماوهم وهم يد على من سواهم يسعى بذمتهم ادناهم ويرد على اقصاهم
Ma'kil bin Yesâr (r.a.)'den rivâyet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Müslümanlar başkalarına (düşmanlarına) karşı tek el (gibi olmalı) dır ve kanlan (kısas ve diyet hususunda) eşittir.»
حدثنا ابراهيم بن سعيد الجوهري، حدثنا انس بن عياض ابو ضمرة، عن عبد السلام بن ابي الجنوب، عن الحسن، عن معقل بن يسار، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " المسلمون يد على من سواهم وتتكافا دماوهم
Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Müslümanların (birlik ve beraberlik) eli onlardan olmayanlara (düşmanlarına) karşı (olmalı) dır. Müslümanların kanları (kısas ve diyet hususunda) ve malları eşittir. Müslümanların (mertebece) en düşüğü hepsinin adına (kâfire mal, can ve namus) teminatı verebilir ve (savaşta) müslümanlarm en uzak olanları (yâni düşmana en yakın olanları ele geçirdikleri ganimeti düşmana uzak olan) müslümanlara iade eder (yâni hisselerini verir).»
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا حاتم بن اسماعيل، عن عبد الرحمن بن عياش، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يد المسلمين على من سواهم تتكافا دماوهم ويجير على المسلمين ادناهم ويرد على المسلمين اقصاهم
Abdullah hin Amr (hin el-As) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir; «(Müslümanlardan) kim bir muâhed (yâni zimmîyi) (haksız yere) öldürürse o kimse Cennet kokusu kokamaz. Halbuki Cennet kokusu kırk yıllık mesafede bulunur.»
حدثنا ابو كريب، حدثنا ابو معاوية، عن الحسن بن عمرو، عن مجاهد، عن عبد الله بن عمرو، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من قتل معاهدا لم يرح رايحة الجنة وان ريحها ليوجد من مسيرة اربعين عاما
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «(Müslümanlardan) kim, Allah'ın teminatına ve Resulünün teminatına (yâni dînen geçerli sayılan teminata) sahip olan bir muâd (yâni zimmi'yH (haksız yere) öldürürse, o kimse Cennet kokusu kokamaz. Halbuki Cennet kokusu yetmiş yıllık mesafede bulunur,»
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا معدي بن سليمان، انبانا ابن عجلان، عن ابيه، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " من قتل معاهدا له ذمة الله وذمة رسوله لم يرح رايحة الجنة وان ريحها ليوجد من مسيرة سبعين عاما
Rifâa bin Şeddâd el-Fityânî'den; Şöyle demiştir: Amr bin el-Hamık el-Huzâi (r.a.)'den işittiğim bir kelime (hadis) olmasaydı, beri el-Muhtâr'ın başı ile cesedi (ni birbirinden ayırıp) arasında yürüyecektim. Ben Amr bin el-Hamık'tan şöyle söylerken işittim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Kim bir adam'a can teminatını verip sonra onu öldürürse şüphesiz o kimse kıyamet günü bir ğadir (zulüm) sancağını taşıyacaktır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştıir: Bunun isnadı sahih ve ravileri sika (güvenilir) zatlardır. Çünkü ravi Rıfaa bin Şeddad'ın hadisini Nesai kendi süneninde rivayet etmiş ve sika olduğunu söylemiştir. İbn-i Hibban da onu sika raviler arasında anmıştır. Senedin kalan ravileri. Müslim'in şartı üzerinedir
حدثنا محمد بن عبد الملك بن ابي الشوارب، حدثنا ابو عوانة، عن عبد الملك بن عمير، عن رفاعة بن شداد القتباني، قال لولا كلمة سمعتها من، عمرو بن الحمق الخزاعي لمشيت فيما بين راس المختار وجسده سمعته يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من امن رجلا على دمه فقتله فانه يحمل لواء غدر يوم القيامة
Rıfâa bin Şecîdâd (r.a.j'den; Şöyle demiştir: Ben Muhtâr'ın yanına kendisinin sarayında girdim. Kendisi: Cebrail (Aleyhisselâm) bu saatta benim yanımdan kalktı, dedi. Süleyman bin Sured {r.a.)'ın Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den bana rivayet ettiği: «Adam kanı hususunda sana güvendiği zaman sen onu öldürme» hadîsinden başka hiç bir şey beni Muhtâr'ın boynuna (bu iftirasından dolayı kılıç) vurmakdan alakoymadı. İşte beni onun boynunu (kılıçla) vurmaktan meneden şey bu hadistir
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، حدثنا ابو ليلى، عن ابي عكاشة، عن رفاعة، قال دخلت على المختار في قصره فقال قام جبراييل من عندي الساعة . فما منعني من ضرب عنقه الا حديث سمعته من سليمان بن صرد عن النبي صلى الله عليه وسلم انه قال " اذا امنك الرجل على دمه فلا تقتله " . فذاك الذي منعني منه
Ebu Hureyre (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam (bir müslüman kişiyi) öldürmüştü. Dâva Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arzedildi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de katili (kısas edilmek üzere) maktulün velîsine teslim etti. Bunun üzerine katil: Yâ Resulallah Allah'a yemin ederim ki ben maktulü kasden öldürmedim, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), maktulün velîsine: «Bilmiş ol ki, katil eğer gerçekten doğru sözlü olup sonra sen onu öldürür isen Cehennem ateşine girersin,» buyurdu. Ebu Hureyre dedi ki: Bu buyruk üzerine maktulün velîsi katili serbest bıraktı. Ebu Hureyre dedi ki: Katilin elleri bir enli ve uzun kayışla arkasından bağlı idi. Katil, kayışını çekerek, yederek çıkıp gitti. Bu nedenle kendisine Ze'n-Nis'a ( = kayış sahibi) ismi verildi
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وعلي بن محمد، قالا حدثنا ابو معاوية، عن الاعمش، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، قال قتل رجل على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم فرفع ذلك الى النبي صلى الله عليه وسلم فدفعه الى ولي المقتول فقال القاتل يا رسول الله والله ما اردت قتله . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم للولي " اما انه ان كان صادقا ثم قتلته دخلت النار " . قال فخلى سبيله . قال وكان مكتوفا بنسعة فخرج يجر نسعته فسمي ذا النسعة
Enes bin Mâlik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Bir adam, velisinin katilini Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (adama): «(Katili) bağışla,» buyurdu. Adam bağışlamaktan imtina etti. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Diyetini (kan bahasını) al,» buyurdu. Adam (bundan da) imtina etti. (Bu kere) Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Git katili öldür, şüphesiz sen (onu öldürür isen) onun mislisin,» buyurdu. Enes dedi ki: Sonra adam'a arkadan yetişildi ve kendisine denildi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Katili öldür. Şüphesiz sen (onu öldürürsen) onun mislisin,» buyurdu. Adam bunun üzerine katile yol verdi. Enes (r.a.) dedi ki: Katil, (bağlı bulunduğu ve son anda çözülen) kayışını yederek, ev halkının yanına doğru gider vaziyette görüldü. Enes (r.a.) dedi ki; maktulün velîsi galiba katili bağlamıştı. (Müellifin şeyhi) Ebû Umeyr dedi ki: İbn-i Şevzeb, Abdurrah-man bin el-Kâsım'in şöyie söylediğini rivayet etti: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Seîlem)'den sonra (yâni O'ndan başka) hiç kimse (maktulün velisine): «Katili öldür, şüphesiz sen de (onu öldürürsen) onun mislisin» diyemez. İbn-i Mâceh dedi ki: Bu, Kemlilerin hadîsidir. Yalnız onların yanında bulunur, (onlardan başka hiç kimsenin yanında bulunmaz)
حدثنا ابو عمير، عيسى بن محمد النحاس وعيسى بن يونس والحسين بن ابي السري العسقلاني قالوا حدثنا ضمرة بن ربيعة، عن ابن شوذب، عن ثابت البناني، عن انس بن مالك، قال اتى رجل بقاتل وليه الى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال النبي صلى الله عليه وسلم " اعف " . فابى فقال " خذ ارشك " . فابى . قال " اذهب فاقتله فانك مثله " . قال فلحق به فقيل له ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قد قال " اقتله فانك مثله " . فخلى سبيله . قال فريي يجر نسعته ذاهبا الى اهله . قال كانه قد كان اوثقه . قال ابو عمير في حديثه قال ابن شوذب عن عبد الرحمن بن القاسم، فليس لاحد بعد النبي صلى الله عليه وسلم ان يقول " اقتله فانك مثله " . قال ابن ماجه هذا حديث الرمليين ليس الا عندهم
Enes bin Mâlik (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arzedilen kısasla ilgili her dâvada O, bağışlamayı emir (yâni teşvik) ederdi
حدثنا اسحاق بن منصور، انبانا حبان بن هلال، حدثنا عبد الله بن بكر المزني، عن عطاء بن ابي ميمونة، قال لا اعلمه الا عن انس بن مالك، قال ما رفع الى رسول الله صلى الله عليه وسلم شىء فيه القصاص الا امر فيه بالعفو
Ebü'd-Derdâ (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdular ki; «Vücûdundan bir şey (yâni yaralanma veya bir tarafının kesilmesi) ile başına bir musibet gelip de bunu sadaka eden (yâni hasmını bağışlayıp misillemeden vazgeçen) hiç bir (müslüman) adam yoktur ki, bu (bağışlaması) ndan dolayı Allah onu bir derece yükseltmesin veya bundan dolayı onun bir günahını bağışlamasın.» (Ebü'd-Derdâ demiştir ki): Bu hadîsi iki kulağım işitti ve kalbim iyice hıfzetti
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن يونس بن ابي اسحاق، عن ابي السفر، قال قال ابو الدرداء سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ما من رجل يصاب بشىء من جسده فيتصدق به الا رفعه الله به درجة او حط عنه به خطيية " . سمعته اذناى ووعاه قلبي
Muâz bin Cebel, Ebû Ubeyde bin el-Cerrâh, Ubâde bin es-Sâmit ve Şeddâd bin Evs (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kadın teammüden (bir kimseyi) öldürdüğü zaman, hâmile olursa, hamlini bırakıp bebeğini bir bakıcıya teslim edinceye kadar öldürülmez ve hâmile kadın zina ederse, doğum yapıp bebeğini bir bakıcıya teslim edinceye kadar recmedilmez.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedinde İbn-i En'üm bulunur. Bunun adı Abdurrahman bin Ziyad bin En'üm olup zayıftır. Kendisinden rivayet eden Abdullah bin Lehia da böyledir
حدثنا محمد بن يحيى، حدثنا ابو صالح، عن ابن لهيعة، عن ابن انعم، عن عبادة بن نسى، عن عبد الرحمن بن غنم، حدثنا معاذ بن جبل، وابو عبيدة بن الجراح وعبادة بن الصامت وشداد بن اوس ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " المراة اذا قتلت عمدا لا تقتل حتى تضع ما في بطنها ان كانت حاملا وحتى تكفل ولدها وان زنت لم ترجم حتى تضع ما في بطنها وحتى تكفل ولدها
حدثنا يحيى بن حكيم، حدثنا بشر بن عمر، سمعت مالك بن انس، حدثني ابو ليلى بن عبد الله بن عبد الرحمن بن سهل بن حنيف، عن سهل بن ابي حثمة، انه اخبره عن رجال، من كبراء قومه ان عبد، الله بن سهل ومحيصة خرجا الى خيبر من جهد اصابهم فاتي محيصة فاخبر ان عبد الله بن سهل قد قتل والقي في فقير او عين بخيبر فاتى يهود فقال انتم والله قتلتموه . قالوا والله ما قتلناه . ثم اقبل حتى قدم على قومه فذكر ذلك لهم ثم اقبل هو واخوه حويصة وهو اكبر منه وعبد الرحمن بن سهل فذهب محيصة يتكلم وهو الذي كان بخيبر فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم لمحيصة " كبر كبر " . يريد السن فتكلم حويصة ثم تكلم محيصة فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اما ان يدوا صاحبكم واما ان يوذنوا بحرب " . فكتب رسول الله صلى الله عليه وسلم اليهم في ذلك فكتبوا انا والله ما قتلناه . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم لحويصة ومحيصة وعبد الرحمن " تحلفون وتستحقون دم صاحبكم " . قالوا لا . قال " فتحلف لكم يهود " . قالوا ليسوا بمسلمين فوداه رسول الله صلى الله عليه وسلم من عنده فبعث اليهم رسول الله صلى الله عليه وسلم ماية ناقة حتى ادخلت عليهم الدار فقال سهل فلقد ركضتني منها ناقة حمراء