Loading...

Loading...
Kitap
400 Hadis
Sefine r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir müd (miktarı su) ile abdest alırdı ve bir Sa' (miktarı su) ile guslederdi. BUHARİ’NİN ENES HADİSİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا اسماعيل بن ابراهيم، عن ابي ريحانة، عن سفينة، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يتوضا بالمد ويغتسل بالصاع
Aişe r.a.’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir müd (miktarı su) ile abdest alırdı ve bir Sa' (miktarı su) ile guslederdi. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا يزيد بن هارون، عن همام، عن قتادة، عن صفية بنت شيبة، عن عايشة، قالت كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يتوضا بالمد ويغتسل بالصاع
Cabir r.a.’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir müd (miktarı su) ile abdest alırdı ve bir Sa' (miktarı su) ile guslederdi. Bu Hadisi’i Ebu Davud tahre’de tahric etti. İzah’ı ise Aişe r.anha hadisinde: EBU DAVUD’UN AİŞE R.A. HADİSİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حدثنا هشام بن عمار، حدثنا الربيع بن بدر، حدثنا ابو الزبير، عن جابر، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يتوضا بالمد ويغتسل بالصاع
Muhammed bin Akil bin Ebi Talib r.a.’den rivayet edildiğine göre babası Akil bin Ebi Talib, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu söylemiştir: ‘‘ Abdest için bir müd (miktarı su) ve gusül için bir sa' (miktarı su) yeterdir. ‘‘ Akil’in bu hadisi rivayet etmesi üzerine (tabiinden) bir adam: ‘‘ Bu miktar su bize kafi gelmez’’ deyince, Akil: ‘‘ Bu miktar su sen'den daha hayırlı ve saçı daha çok olan zat'a şüphesiz yetiyordu. ‘‘ dedi. Akil (zat derken) Nebi s.a.v.’i kasdediyordu. ‘‘ Not: Zevaid de: ‘’Bu hadis’in isnadı zayıftır, Hibban ve Yezid zayıftır.’’ Deniyor. Bu Hadis’in isnadı zayıf olsada metni şüpheye yer bırakmayacak şekilde sahihtir. 267, 268 ve 269 nolu hadislere bakın
حدثنا محمد بن المومل بن الصباح، وعباد بن الوليد، قالا حدثنا بكر بن يحيى بن زبان، حدثنا حبان بن علي، عن يزيد بن ابي زياد، عن عبد الله بن محمد بن عقيل بن ابي طالب، عن ابيه، عن جده، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يجزي من الوضوء مد ومن الغسل صاع " . فقال رجل لا يجزينا . فقال قد كان يجزي من هو خير منك واكثر شعرا . يعني النبي صلى الله عليه وسلم
Usame b. Umeyr el-Huzeli r.a.’den, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu dediği rivayet olunmuştur: ‘‘ Allah ancak taharetli olarak (kılınan) namazı kabul eder. Ve ganimet'ten aşırılan mal'dan hiçbir sadaka kabul etmez. ‘‘ İbni Mace hadisin ravilerinden Şu'be’den sonra başka bir senedle de hadis'in kendisine intikal ettiğini ifadeyle bu senede Ebu Bekir bin Ebi Şeybe, Abdullah bin Said ve Şebabe bin Savvan’ın bulunduğunu belirtmiştir. BU HADİS’İN EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا يحيى بن سعيد، ومحمد بن جعفر، ح وحدثنا بكر بن خلف ابو بشر، ختن المقري حدثنا يزيد بن زريع، قالوا حدثنا شعبة، عن قتادة، عن ابي المليح بن اسامة، عن ابيه، اسامة بن عمير الهذلي قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يقبل الله صلاة الا بطهور ولا يقبل صدقة من غلول " . حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبيد بن سعيد، وشبابة بن سوار، عن شعبة، نحوه
İbni Ömer r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘ Allah ancak taharetli olarak (kılınan) namazı kabul eder. Ganimetten hıyanetle alınan maldan hiçbir sadaka kabul etmez. ‘‘ Diğer tahric: Müslim,534 Ebu Davud, 59; Tirmizi 1 TİRMİZİ RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN GENİŞ MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، حدثنا اسراييل، عن سماك، ح وحدثنا محمد بن يحيى، حدثنا وهب بن جرير، حدثنا شعبة، عن سماك بن حرب، عن مصعب بن سعد، عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يقبل الله صلاة الا بطهور ولا صدقة من غلول
Enes bin Malik r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyururken işittim, demiştir: ‘‘ Allah taharetsiz hiçbir namazı ve ganimetten hiyanetle alınan mal'dan hiçbir sadaka kabul etmez. ‘‘ Not: Ravilerden Tabii olan Sinan bin Sa'd'ın zayıflığı ve kendisinden Yezid bin Ebi Habib'ten başka rivayet edpn olmadığı gerekçesi ile isnadının zayıf oluşu Zevaid'de bildirilerek hadisin meçhul olduğu belirtilmiştir
حدثنا سهل بن ابي سهل، حدثنا ابو زهير، عن محمد بن اسحاق، عن يزيد بن ابي حبيب، عن سنان بن سعد، عن انس بن مالك، قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " لا يقبل الله صلاة بغير طهور ولا يقبل صدقة من غلول
Ebu Bekre r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘Allah taharetsiz hiçbir namazı ve ganimetten aşırılan hiçbir mal'dan sadakayı kabul etmez. ‘‘
حدثنا محمد بن عقيل، حدثنا الخليل بن زكريا، حدثنا هشام بن حسان، عن الحسن، عن ابي بكرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يقبل الله صلاة بغير طهور ولا صدقة من غلول
Muhammed bin el-Hanefiyye’nin babası (Ali) r.a.’dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘ Namazın anahtarı taharettir, onun tahrimi, (iftitah) tekbiridir. Onun tahlili de selam (vermek)tir. ‘‘ EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن سفيان، عن عبد الله بن محمد بن عقيل، عن محمد ابن الحنفية، عن ابيه، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " مفتاح الصلاة الطهور وتحريمها التكبير وتحليلها التسليم
Ebu Said-i Hudri r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘Namaz'ın anahtarı taharettir. Onun tahrimi, (iftitah) tekbiridir. Onun tahlili de selam (vermek)dir.’’ Bu hadis’in Ebu Davud rivayetine bağlantı 275’te geçti
حدثنا سويد بن سعيد، حدثنا علي بن مسهر، عن ابي سفيان، طريف السعدي ح وحدثنا ابو كريب، محمد بن العلاء حدثنا ابو معاوية، عن ابي سفيان السعدي، عن ابي نضرة، عن ابي سعيد الخدري، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " مفتاح الصلاة الطهور وتحريمها التكبير وتحليلها التسليم
Sevban r.a.’den, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir: ‘‘ (Her işte) doğru dürüst olunuz. Bunu tam tutup başaramıyacaksınız. (O halde) biliniz ki sizin en hayırlı ameliniz namazdır. Ve kamil mu'min’den başkası abdesti muhafaza etmez. ‘‘ Not: Zevaid'de bildirildiğine göre hadisin senedindeki raviler sika'dır. Ancak Sevban ile Salim arasında bir inkıta' vardır. Çünkü Salim'in Sevban'dan hadis dinlemediği ihtilafsız sabittir. Lakin Darimi ve İbn-i Hibban. hadisi Sevban yolu ile mutasılan rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA, 279 DA
حدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن سفيان، عن منصور، عن سالم بن ابي الجعد، عن ثوبان، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " استقيموا ولن تحصوا واعلموا ان خير اعمالكم الصلاة ولا يحافظ على الوضوء الا مومن
Abdullah bin Amr (bin el-As) r.a.’dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘İstikamet üzerine olunuz. İstikameti tam başaramıyacaksınız. Şüphesiz amellerinizin en faziletlilerinden birisinin de namaz olduğunu biliniz ve ancak (olgun) mu'min abdesti muhafaza edebilir. ‘‘ Not: Hadisin ravilerinden Leys bin Selim'den dolayı isnadının zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA, 279 DA
حدثنا اسحاق بن ابراهيم بن حبيب، حدثنا المعتمر بن سليمان، عن ليث، عن مجاهد، عن عبد الله بن عمرو، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " استقيموا ولن تحصوا واعلموا ان من افضل اعمالكم الصلاة ولا يحافظ على الوضوء الا مومن
Ebu Ümame r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi hadisi merfu kılarak şöyle demiştir: ‘‘ İstikametli olunuz. Eğer istikametli olursanız o ne güzel bir şeydir. Amellerinizin en hayırlısı da namazdır. Ve kamil mu'min’den başkası namazı muhafaza edemez. ‘‘ Not: Zevaid'de bu hadisin isnadının zayıf olduğu bildirilmiştir. AÇIKLAMA (277, 278 ve 279): Hadisler istikametli olmayı emrederler. Kur'an-ı Kerim de istikametli olmayı emrederek müstakim mu'minlerin erişecekleri sevabı müjdeler. Sindi' istikameti şöyle tarif eder: İstikamet, hakka uymak, adaletli olmak, Allah tarafından emredilen hizmetleri tam yapmak, yasaklanan bütün günahlardan sakınmaktır. Tarif edilen istikametin büyük ve ağır iş olduğu görülmektedir. Bunu hakkıyla yapmak herkesin kar'ı değildir. Kimsenin gücü buna yetmez. Ancak kalbi, kutsal nurlar ile aydınlanarak beşeri karanlıklardan kurtulan ve Allah'ın yardımına mazhar olan zatlar tam manası ile istikamet üzerinde olabilirler. Böyle simalar da az bulunur. Hadiste istikametli olma emri verildikten hemen sonra da «Bunu tam manası ile tutup başaramıyacaksınız», bölümü ekleniyor, ki kendisini müstakim (istikamette -doğru yolda) gören insanlar mağrur olmasın, gerçekten istikametin ne olduğunu düşünüp gaflete dalmasın. Diğer taraftan istikametin tam hakkını vermiyen ve kusurlu olan müslümanlar da ümitsizliğe düşüp Allah'ın rahmetinden kendilerini mahrum saymasınlar. Hadisin ikinci parçasında, amellerin en hayırlısının namaz olduğu bildiriliyor. Bu fıkranın, istikameti emreden ilk fıkra ile olan ilişkisi şöyledir: Eğer emrolunduğunuz istikameti tam olarak yapmaya gücünüz yetmezse hiç olmazsa istikametin farz olan kısmına sarılın. O da ibadet nevilerini içinde toplayan namazdır. Çünkü namazda kıraat, tesbih, hamd, zikir, dua ve Allah'tan başkası ile konuşmayı bırakmak vardır. En hayırlı ve faziletli amelin hangisi olduğu hususunda hadisler arasında zahiri bir ihtilar vardır. Görülen bu zahiri ihtilafı bertaraf etmek için hadislerde rastlanan «En hayırlı amel şudur» şeklindeki ifadenin «En hayırlı amellerden birisi şudur» diye yoruınlanması gerekir. Bu babta geçen 277 ve 279 nolu hadislerde: «Amellerinizin en hayırlısı namazdır,., tabiri kullanılmıştır. 278 nolu hadiste ise: "Amellerinizin en faziletli olanlarından birisi de namazdır», ifadesi kullanılmıştır. Bunlar arasında uyumluk ancak belirttiğimiz yorumla sağlanır. Hadislerdeki "Ancak (olgun) mu'min abdesti muhafaza eder.» parçasında geçen muhafazadan maksad, namaz vakitlerinde abdestli olmak ve namaza hazırlıklı olmaktır, diye yorum yapılmıştır. Çünkü Sindi'nin belirttiğine göre Sünen sahiplerinin ve başka hadis alimlerinin rivayet ettikleri bir hadis-i şerif'e göre bir defa Resul-i Ekrem, tuvaletten çıktı, bu esnada yemeği de sofraya konmuştu. Sahabiler O'na: Size abdest suyu getirmiyelim mi? diye sordular. Resul-i Ekrem s.a.v. ise: "Ben sadece namaza durmak istediğim zaman abdest almakla emrolundum», diye cevap verdi. Abdesti muhafaza etmekten maksad, namaz vaktinde ve dışında devamlı abdestli durmaktır, diye yorumlamak da mümkündür. Resul-i Ekrem'in demin anlatılan mes'elede abdest almayışı, namaz vakti dışında abdestsiz durmanın caizliğini beyan etmek ve faziletli şeyi farz olan şeye karıştırmamak içindir. Zira bu durumu açıklamak ona vacibtir, dolayısı ile O'nun abdest almayışı daha hayırlı idi, denilebilir. Her iki yorum şekline göre; abdestli olmak mu'min'in şiarıdır. Çünkü dışın tahareti kişinin içinin temizliğine alarnettir. Bilhassa soğuk hava gibi ağır şartlar altında ve müsaid olmıyan ortamda abdeste devam etmek ancak imanlı olanın karıdır. Camiu's-Sağir'de (277 nolu) hadis, AbduIIah bin Amr bin el-As r.a.'den rivayet edilmiş ve şerhi El-Azizi'de şöyle denilmiştir. Alkami demiş ki; istikamet: Lugatta eğriliğin zıddıdır. Yani düzgünlük ve doğruluktur. İstilahta ise; bir tarafa sapmadan dosdoğru gitmektir. İstikamet: Kul'un hiç bir şeyi Allah rızasına tercih etmemesidir, diye tarif edenler de vardır. istikamet'in Allah'a itaat etmekten ayrılmamak olduğu da söylenmiştir. Bazıları da istikamet, Sözlerde, ğıybet, koğuculuk, yalancilık ve benzerinden; fiillerde bid'at olan şeylerden ve ibadetlerde gevşeklikten uzak durmakla gerçekleşir, demişlerdir. Hadisin ولن تحصوا cümlesini: İstikameti tam olarak başaramıyacaksınız., diye terceme ettik. El- Azizi ve El-Hafni ise; bu cümleyi -istikametin sevabını veya istikametin nevilerini sayamazsınız., diye yorumlamışlardır. Hafni'nin El-Alkami'den naklettigine göre es-Süheyli şöyle demiştir: Ben bir defa Resul-i Ekrem s.a.v.'i rüyamda görerek O'na: Ya Resulallah! 'Hud suresi beni ihtiyarlattı'., buyurdugun senden rivayet edilmiştir. Hud suresinin hangi ayetleri seni ihtiyarlattı? Acaba Nebilerin kıssaları ve geçmiş ümmetlerin helak olması haberi mi seni ihtiyarlattı? dedim. O da: "Hayır, Allah'ın / فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ = «Emrolunduğun gibi istikametli ol !.... [Hüd 112] emri beni ihtiyarlattı", buyurdu. Çünkü, -Emrolunduğun gibi. sözü istikamet durumunun Allah'ı tanımak ölçüsüne göre degiştiğine delalet eder. Bu itibarla Allah Teala'yı kemaliyle tanıyan bir kimseye göre Allah'ın emir. ve yasaklarının önemi çok daha büyük olur. Bu önemi anlıyan bir zatın anılan emir karşısında yaşlanması normaldir. Çünkü ilahi azamete layık bir kulluk görevinin ifasına kimsenin gücü yetmez. Bilakis yapılan ibadet ve kulluk Allah'ın azameti muvacehesinde küçümsen- melidir. Nitekim: اتَّقُواْ اللّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ = «Gerçek takvaya yaraştığı gibi Allah'tan korkup sakınınız ....... [Al-i İmran 102] ayeti nazil oldugu zaman Sahabiler bu emri tam manasıyle yerine getiremiyeceklerinden korkarak telaşlandılar. Allah Teala da onlara merhamet ederek; فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ = «Onun içn gücünüz yettiği kadar Allah'tan korkun .. [Teğabun 16] ayetini indirdi. [EI-Hafnl cild I, sah. 196 Mısır Meymeniye Matbaası]
Ebu Malik el-Eşari r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘ Abdestin ikmali, imanın yarısıdır. Elhamdulillah, mizanı doldurur. Tesbih ve tekbir, gökleri ve yeri doldurur, Namaz nurdur. Zekat delildir. Sabır ışıktır. Kur'an senin lehine veya aleyhinde olan bir hüccettir. Her insan çalışıp da neticede kendi nefsini satar. Artık kimisi nefsini (taatle Allah’a satarak azab'dan) azad eder, kimisi de nefsini (arzularına ve şeytan'a peşkeş edip satarak) helak eder. ‘‘ Diğer tahric: Müslim, Nesai Burada: ‘Absesti güzelce almak...’, Müslimde ise ‘Tahare...’ ifadeleri vardır. MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حدثنا عبد الرحمن بن ابراهيم الدمشقي، حدثنا محمد بن شعيب بن شابور، اخبرني معاوية بن سلام، عن اخيه، انه اخبره عن جده ابي سلام، عن عبد الرحمن بن غنم، عن ابي مالك الاشعري، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " اسباغ الوضوء شطر الايمان والحمد لله تملا الميزان والتسبيح والتكبير ملء السموات والارض والصلاة نور والزكاة برهان والصبر ضياء والقران حجة لك او عليك كل الناس يغدو فبايع نفسه فمعتقها او موبقها
Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir: ‘‘Biriniz abdest almak istediğinde güzelce abdest alıp sonra mescide varır ve yalnız namaz onu ev'den çıkarır durumda olunca mescide girinceye kadar attığı her adım ile Allah Azze ve celle onu bir derece yükseltir ve onun bir hatasını afv eder. ‘‘
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا ابو معاوية، عن الاعمش، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان احدكم اذا توضا فاحسن الوضوء ثم اتى المسجد لا ينهزه الا الصلاة لم يخط خطوة الا رفعه الله عز وجل بها درجة وحط عنه بها خطيية حتى يدخل المسجد
Abdullah (Abdurrahman) es-Sünabihi r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘Abdest alarak mazmaza ve istinşak eden kimse'nin ağzından ve burnundan (bu iki organla işlediği) hataları çıkıp gider. Yüzünü yıkadığı zaman da onun yüzünden, hatta iki göz kapak kenarlarının altından hataları çıkar. Ellerini (ve kollarını) yıkadığı vakit (elleriyle işlediği) hataları ellerinden çıkar. Başını mesh ettiği zaman (başı ile işlediği) hataları başından, hatta kulaklarından çıkar, gider. Ayaklarını yıkadığı zaman (ayakları ile işlediği) hataları ayaklarından hatta ayak tırnaklarının altından çıkar. Onun kıldığı namaz ve mescide kadar yürümesi de nafile (fazla) olur.’’
حدثنا سويد بن سعيد، حدثني حفص بن ميسرة، حدثني زيد بن اسلم، عن عطاء بن يسار، عن عبد الله الصنابحي، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " من توضا فمضمض واستنشق خرجت خطاياه من فمه وانفه فاذا غسل وجهه خرجت خطاياه من وجهه حتى تخرج من تحت اشفار عينيه فاذا غسل يديه خرجت خطاياه من يديه فاذا مسح راسه خرجت خطاياه من راسه حتى تخرج من اذنيه فاذا غسل رجليه خرجت خطاياه من رجليه حتى تخرج من تحت اظفار رجليه وكانت صلاته ومشيه الى المسجد نافلة
Amr bin Abasa r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: ‘‘Şüphesiz kul abdest aldığında ellerini yıkadığı zaman hataları ellerinden düşüp gider.Yüzünü yıkayıncada yüzünden hataları düşüp gider.(Yüzünden) sonra kollarını yıkadığı ve başını meshettiği vakit kollarından ve başından hataları düşüp gider.Ayaklarını yıkayınca ayaklarından hataları düşüp gider. ‘‘
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، ومحمد بن بشار، قالا حدثنا غندر، محمد بن جعفر عن شعبة، عن يعلى بن عطاء، عن يزيد بن طلق، عن عبد الرحمن بن البيلماني، عن عمرو بن عبسة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان العبد اذا توضا فغسل يديه خرت خطاياه من يديه فاذا غسل وجهه خرت خطاياه من وجهه فاذا غسل ذراعيه ومسح براسه خرت خطاياه من ذراعيه وراسه فاذا غسل رجليه خرت خطاياه من رجليه
Abdullah İbni Mes'ud r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: (Resul-i Ekrem’e): -Ya Resulullah! Ümmetinden olup görmediğin kimseleri (kıyamette) nasıl tanıyabilirsin? diye soruldu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: ‘‘ (Ümmetim) Abdest izleriyle gurr, mühaccel ve bulkturlar. ‘‘ Ebu'l-Hasan el-Kattan dedi ki: Bize Ebu Hatim, ona da Ebu'l-Velid rivayette bulundu dedi ve (mezkur) sened ile metni zikretti. BU HADİSİN MÜSLİM RİVAYETİ VE DİĞER MÜSLİM HADİSLERİ VEDE İZAH: 246 – 247 – 248 –
حدثنا محمد بن يحيى النيسابوري، حدثنا ابو الوليد، هشام بن عبد الملك حدثنا حماد، عن عاصم، عن زر بن حبيش، ان عبد الله بن مسعود، قال قيل يا رسول الله كيف تعرف من لم تر من امتك قال " غر محجلون بلق من اثار الطهور " . قال ابو الحسن القطان حدثنا ابو حاتم، حدثنا ابو الوليد، فذكر مثله
Osman bin Affan’ın azadlısı Hurman r.a.’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Osman bin Affan’ı Makaid’e otururken gördüm. Kendisi abdest suyunu istedi ve abdest aldıktan sonra: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i şu oturduğum yerde, bu abdestim gibi abdest alırken gördüm. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest aldıktan sonra şöyle buyurdu: ‘‘ Kim benim bu abdestim gibi abdest alırsa geçmiş günahı örtülür.’’ Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şunu da buyurdu: ‘‘Ve sakın mağrur olmayınız.’’ demiştir. Müellif diyor ki: Bize, Hişam b. Ammar, Abdülhamid bin Habib, Evzai, Yahya, Muhammed bin İbrahim, İsa bin Talha, Humran ve Osman yolu ile de bu hadis rivayet edilmiştir. Not: Zevaid'de: Hadis Müslim'de de vardır. Yalnız ولا تغتروا cUmlesi yoktur, denilmiştir. AÇIKLAMA Hadiste geçen 'Makaid' kelimesi, bazılarına göre, Hz. Osman r.a.'ın evinin yanında bulunan dükkanıarın adıdır. Bazıları da: Bu kelime Mescid'in yakınında Hz.0sman'ın hazırladıgı ve içinde oturup bazı işler gördüğü ve abdest aldığı yerin. adıdır, demişlerdir. ........= «Mağrur almayınız» cümlesinden başka hadis metninin Müslim'de rivayet edildiği, Zevaid'de belirtilmiştir. Sindi de: Hadisin: "Benim bu abdestim gibi. .. " fıkrası, Buhari, Müslim ve diğer kitablarda tafsilatlı olarak geçmektedir. Eğer musannif tafsilatlı olan bir rivayeti zikretseydi daha iyi olurdu. Çünkü o zaman Resul-i Ekrem'in almış olduğu ve günahların mağfiretine sebep olduğunu bildirdiği abdest sureti bildirilerek ona riayet edilmesi imkanı sağlanmış olurdu, demiştir. Buhari ve Müslim'in Hz. Osman r.a.'den rivayet ettikleri bu hadisin tafsilatlı olan metninin tercemesini buraya alalım ki Resul-i Ekrem'in almış olduğu abdest şekli de anlatılmış olsun: " ... Osman b. Afffın'ın azatlısı Humran r.a.'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Hz. Osman (bir kere) bİr kab (su) istedi. Bu kabdan ellerine üç defa su dökerek ellerini yıkadı. Sonra sağ eli ile kab'dan su alarak mazmaza ve istinşak etti. Sonra yüzünü, ondan sonra da her iki elini dirsekleri ile beraber Üçer defa yıkadı. Bundan sonra başını meshetti. Sonra iki ayağını topukları ile beraber üç defa yıkadı ve sonunda, ResuluIlah s.a.v. 'in: «Her kim benim bu abdestim gibi abdest alıp iki rek'at namaz kılar ve bu iki rek'at namaz içinde hiç bir şey hatırına getirmezse geçmiş günahı örtülür", buyurduğunu söyledi:' Bu hadisi Ebu Davud ile Nesai de Taharet kitabında zikretmişlerdir. Hadis, abdestin şeklini beyan eden büyük bir temeldir. Mazmaza: Ağıza su alıp çalkalamak ve dökmektir. Oruçlu olmayana mazmazada mübalağa yani gargara yapmak da sünnettir. İstinşak: Burnuna su çekmek ve nefesle dışarı atmaktır. Müslim ve Buhari'nin rivayetinde "İstinsar'' da geçiyor. İstinsar: Burundan suyu dışarı atmaktır. Bu hal, suyu burnuna çektikten sonra gerçekleşebildiği için istinşakı da gerektirir. Bazı rive\yetlerde istinşak geçmiyor. Yalnız istinsar bulunuyor. Netice değişmez. İstinşakta mübalağa yine oruçlu olmayan kimse için sünnettir. Mübalağa genize kadar su çekmekle hasıl olur. Hadiste mazmaza ve istinşak'ın kaçar defa yapıldığı belirtilmemiş ise de bunların da üçer defa yapılmasının sünnet oluşu diğer rivayetlerle sabittir. Abdestin hadiste bildirilen sıraya göre alınmasına fıkıhta tertip adı verilmiştir. Tertip Hanefi alimlerince farz görülmemiş ise de Şafii alimlerince abdestin bir farzı olarak sayılmıştır. Abdest almaya başlanırken önce suyun avuçlanması, sonra ağıza alınması, daha sonra da buruna çekilmesi sebebini bazı alimler şöyle açıklamışlardır. Abdest suyunun renk, tat ve koku vasıfları bakımından temiz olması gerekir. Suyun avuçlanması ile rengi, ağıza alınması ile tadı ve buruna çekilmesi ile kokusu tesbit edilmiş olur. Hadisin: " ... Namaz esnasında hiç bir şeyi hatırına getirmezse ... '' şartı ile neyin kasdedilmiş olduğu hususu alimler tarafından tetkik ve tahkik edilmiştir. Kadi iyad'a göre maksad, düşünerek ve istiyerek bir şeyler hatırlamamaktır. Kendiliğinden ve istemiyerek hatıra gelen şeyler murad değildir. Bu itibarla kendiliğinden ve arzu dışında hatıra gelen bir şey namazın kemaline bir halel getirmez. Buhari'nin Şarihi Ayni de: Hatırdan geçen şeyler iki kısımdır. Bir kısmı istemiyerek hatıra gelir. Bunları getirmernek mümkün değildir. Yapılacak şey, hatıra gelen bu tür şeyleri hatırdan çıkarmaya çalışmaktır. Hadis bu çalışmayı ön görüyor. Bir de istiyerek bir şeyleri hatıra getirmemeyi istiyor. Fakat kendiliğinden hatıra gelen şeyleri hiç hatıra getirmernek elde olmadığı için kişi bununla mükellef tutulmamıştır. Bahis konusu şart ile ihlas kasdedilmiş olabilir. Buna göre mana şudur: "Sonra riya, gösteriş, böbürlenme ve benzeri şeyleri düşünmeden ihlaslı olarak iki rek'at namaz ... " Şunu da belirtelim: Namazda hatıra gelen şeyler dünyaya ait olabildiği gibi ahiretle .de ilgili olabilir. Hadis yalnız dünya ile alakalı şeylere yorumhmmıştır. Çünkü Tirmizi'nin rivayetinde: '....... Kıldığı iki rek'at namazda dünyaya ait bir şey düşünınezse» buyurulmuştu' . Sonra, namazda ahirete ait bir şeyi düşünmek namazın huzur ve huşuuna aykırı değildir. Bilakis namazda okunan Kur'an ayetlerinin manasını düşünmek matluptur. Okunan parça neye ait ise haliyle o şey hatıra gelecektir. Dünya ve ahiret ahvaline ait olup mendup bir şeyi hatırlamak namazın faziletini zedeler mi? Hatta Hz. Ömer r.a. 'in: "Ben ordumu namazda iken hazırlarım.'' dediği rivayet edilmiştir. "Geçmiş günahları.. .'' Bundan maksad küçük günahlardır. Evvelce de belirttiğim gibi büyük günahlar tevbe ile veya Allah'ın sırf rahmeti ile afv edilir. Kul hakkı ise ancak helallaşmakla ve tevbe ile afvı beklenebilir. Hadisin sonundaki: "Sakın mağrur olmayınız,'' Cümlesinden maksad şudur: «Abdestin fazileti bu derece büyük ve sevabı bu kadar çok olduğuna göre başka hayrat için çalışmaya lüzum yoktur veya bunca sevab alındıktan sonra günah işlense dahi pek tehlikesi yoktur diye aldanmayınız.'' Çünkü günahları gideren ve sevapları kazandıran abdest ve namaz,. Allah katında makbul olanıdır. Hangisinin makbul olduğunu bilmek ise hiç kimse için mümkün değildir. O halde mağrur olmak tamamen yersızdır
Huzeyfe (b. el-Yamani) r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: ''Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem teheccüd namazını kılmak için gece kalkınca ağzını misvaklardı. ‘’ Diğer tahric: Buhari Taharet, namaz ve teheccüd namazına kalkmanın faziletine ait bahislerde olmak üzere 3 yerde; Müslim, Ebu Davud ve Nesai de Taharet
حدثنا محمد بن عبد الله بن نمير، حدثنا ابو معاوية، وابي، عن الاعمش، ح وحدثنا علي بن محمد، حدثنا وكيع، عن سفيان، عن منصور، وحصين، عن ابي وايل، عن حذيفة، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا قام من الليل يتهجد يشوص فاه بالسواك
حدثنا محمد بن يحيى، حدثنا ابن ابي مريم، حدثنا يحيى بن ايوب، حدثني اسحاق بن اسيد، عن ابي حفص الدمشقي، عن ابي امامة، يرفع الحديث قال " استقيموا ونعما ان تستقيموا وخير اعمالكم الصلاة ولا يحافظ على الوضوء الا مومن
حدثنا عبد الرحمن بن ابراهيم، حدثنا الوليد بن مسلم، حدثنا الاوزاعي، حدثنا يحيى بن ابي كثير، حدثني محمد بن ابراهيم، حدثني شقيق بن سلمة، حدثني حمران، مولى عثمان بن عفان قال رايت عثمان بن عفان قاعدا في المقاعد فدعا بوضوء فتوضا ثم قال رايت رسول الله صلى الله عليه وسلم في مقعدي هذا توضا مثل وضويي هذا ثم قال " من توضا مثل وضويي هذا غفر له ما تقدم من ذنبه " . وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ولا تغتروا " . حدثنا هشام بن عمار، حدثنا عبد الحميد بن حبيب، حدثنا الاوزاعي، حدثني يحيى، حدثني محمد بن ابراهيم، حدثني عيسى بن طلحة، حدثني حمران، عن عثمان، عن النبي صلى الله عليه وسلم نحوه