Loading...

Loading...
Kitap
774 Hadis
Câbir b. Abdullah (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Yahudilerden bazı kişiler Nebi ashabından bazı kişilere: “Sizin Nebiiniz Cehennem bekçilerinin sayısını bilir mi?” dediler. Onlar da: “Nebiimize sormadan bilemeyiz” dediler. Bunun üzerine bir adam Nebi (s.a.v)’e geldi ve şöyle dedi: “Ey Nebi! Bugün senin ashabın mağlub oldular.” Rasûlullah (s.a.v.): “Hangi şeyden dolayı mağlub oldular” dedi. Adam: “Yahudiler; Nebiiniz, Cehennem bekçilerinin sayısını bilir mi?” dediler. Biz de: “Nebi (s.a.v)’e sormadan bilemeyiz” dedik. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bir topluma bilmediği bir şey sorulunca; Nebie sormadan bilemeyiz demekle mağlub mu olunurmuş? Fakat Yahudiler Nebilerine sormuşlardı hatta Allah’ı apaçık bize göster demişlerdi. Allah’ın düşmanını bana getiriniz ben onlara Cennetin toprağından sarayım ki o “Dermek” tir. (İnce toprak veya has un demektir.) Yahudiler, Rasûlullah (s.a.v.)’in yanına geldiklerinde şöyle dediler: “Ey Ebe’l Kâsım! Cehennem bekçilerinin sayısı kaçtır?” Rasûlullah (s.a.v.) bir seferinde on diğer seferinde dokuz olmak üzere şu kadar ve şu kadar buyurdu. Onlarda “Evet” dediler. Sonra Nebi (s.a.v) onlara: “Cennetin toprağı nedir?” dedi. Biraz sustular ve Ey Eb’el Kâsım! “Ekmektir” Rasûlullah (s.a.v.) de şöyle dedi: “Ekmek: “Dermek” tendir.”
حدثنا ابن ابي عمر، حدثنا سفيان، عن مجالد، عن الشعبي، عن جابر بن عبد الله، قال قال ناس من اليهود لاناس من اصحاب النبي صلى الله عليه وسلم هل يعلم نبيكم كم عدد خزنة جهنم قالوا لا ندري حتى نسال نبينا . فجاء رجل الى النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا محمد غلب اصحابك اليوم . قال " وبم غلبوا " . قال سالهم يهود هل يعلم نبيكم كم عدد خزنة جهنم قال " فما قالوا " . قال قالوا لا ندري حتى نسال نبينا . قال " افغلب قوم سيلوا عما لا يعلمون فقالوا لا نعلم حتى نسال نبينا لكنهم قد سالوا نبيهم فقالوا ارنا الله جهرة على باعداء الله اني سايلهم عن تربة الجنة وهي الدرمك " . فلما جاءوا قالوا يا ابا القاسم كم عدد خزنة جهنم قال " هكذا وهكذا " . في مرة عشرة وفي مرة تسع . قالوا نعم . قال لهم النبي صلى الله عليه وسلم " ما تربة الجنة " . قال فسكتوا هنيهة ثم قالوا خبزة يا ابا القاسم . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " الخبز من الدرمك " . قال هذا حديث غريب انما نعرفه من هذا الوجه من حديث مجالد
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Müddessir 56. ayetindeki: “O Allah azabından korkulup korunulacak olan ve kendi kitabıyla yol bulunandır” bölümü hakkında şöyle demiştir: Allah buyurur ki: Sorumluluk bilinci duyulmaya layık olan benim kim bana karşı sorumluluk bilinci duyar ve yolunu benim kitabımla bulursa ve benimle birlikte başka bir ilah tanımaz ise onu bağışlamaya layık olan benim. Diğer tahric: İbn Mace, Zühd; Dârimî Rıkak Tirmizî: Bu hadis garibtir. Süheyl, Hadis konusunda sağlam birisi değildir. Süheyl bu hadisi Sabit’ten tek başına rivâyet etmiştir
حدثنا الحسن بن الصباح البزار، حدثنا زيد بن حباب، اخبرنا سهيل بن عبد الله القطعي، وهو اخو حزم بن ابي حزم القطعي عن ثابت، عن انس بن مالك، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال في هذه الاية ( هو اهل التقوى واهل المغفرة ) قال قال الله عز وجل انا اهل ان اتقى فمن اتقاني فلم يجعل معي الها فانا اهل ان اغفر له قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب وسهيل ليس بالقوي في الحديث وقد تفرد بهذا الحديث عن ثابت
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), Kur’ân’dan ayet ve sûre indiği zaman ezberlemek için dilini hareket ettirirdi. Bunun üzerine Allah, Kıyame sûresi 16. ayetini indirdi: “Ey Nebi! Sana inen vahyi acele belleyip ezberlemek için dilini kıpırdatma.” Saîd b. Cübeyr der ki: İnen Kur’ân ayetleriyle dudaklarını oynatırdı. Sûfyân bunu tarif etmek için dudaklarını oynattı
حدثنا ابن ابي عمر، حدثنا سفيان بن عيينة، عن موسى بن ابي عايشة، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا انزل عليه القران يحرك به لسانه يريد ان يحفظه فانزل الله : ( لا تحرك به لسانك لتعجل به ) قال فكان يحرك به شفتيه وحرك سفيان شفتيه . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح . قال علي قال يحيى بن سعيد اثنى سفيان الثوري على موسى بن ابي عايشة خيرا
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennetliklerin derece bakımından en aşağıda olanı öyle bir kimsedir ki; bahçelerini, hanımlarını, hizmetçilerini ve koltuklarını yüz yıllık mesafeye yayılmış olarak görür Cennetliklerin Allah’a en değerli olanı sabah akşam Allah’ın zatına bakan kişidir. Sonra Rasûlullah (s.a.v.); Kıyame sûresi 22-23. ayetini okudu: “Bazı yüzler o gün mutlulukla parlayacak rablerine bakarken.”
حدثنا عبد بن حميد، اخبرني شبابة، عن اسراييل، عن ثوير، قال سمعت ابن عمر، يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان ادنى اهل الجنة منزلة لمن ينظر الى جنانه وازواجه وخدمه وسرره مسيرة الف سنة واكرمهم على الله من ينظر الى وجهه غدوة وعشية " . ثم قرا رسول الله صلى الله عليه وسلم : (وجوه يوميذ ناضرة * الى ربها ناظرة ) . قال ابو عيسى هذا حديث غريب قد رواه غير واحد عن اسراييل مثل هذا مرفوعا . وروى عبد الملك بن ابجر عن ثوير عن ابن عمر قوله ولم يرفعه . وروى الاشجعي، عن سفيان، عن ثوير، عن مجاهد، عن ابن عمر، قوله ولم يرفعه ولا نعلم احدا ذكر فيه عن مجاهد غير الثوري . حدثنا بذلك ابو كريب حدثنا عبيد الله الاشجعي عن سفيان . ثوير يكنى ابا جهم وابو فاختة اسمه سعيد بن علاقة
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Abese sûresi, A’ma İbn Ümmü Mektum hakkında inmiştir. A’ma, Rasûlullah (s.a.v.)’e gelmiş ve şöyle demeye başlamıştır: “Ey Allah’ın Rasûlü! Beni irşad et.” Rasûlullah (s.a.v.)’in yanında ise müşriklerin kodamanlarından biri vardı. Rasûlullah (s.a.v.), A’madan yüzçeviriyor ve ötekine yönelerek şöyle diyordu: “Söylediklerimde her hangi bir sakınca görüyor musun?” O da: “Hayır” diyordu. İşte bu sûre bu hadise hakkında indirildi. Diğer tahric: Muvatta, kur’an Tirmizî: Bu hadis ğaribtir. Bazıları bu hadisi Hişâm b. Urve’den ve babasından rivâyet etmektedirler. Urve dedi ki: Abese sûresi İbn Ümmi Mektum hakkında inmiştir. Hadisin senedinde Âişe’yi zikretmemiştir. MUVATTA RİVAYETİ DAHA GENİŞ, GÖRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حدثنا سعيد بن يحيى بن سعيد الاموي، حدثني ابي قال، هذا ما عرضنا على هشام بن عروة عن ابيه، عن عايشة، قالت انزل : ( عبس وتولى ) في ابن ام مكتوم الاعمى اتى رسول الله صلى الله عليه وسلم فجعل يقول يا رسول الله ارشدني وعند رسول الله صلى الله عليه وسلم رجل من عظماء المشركين فجعل رسول الله صلى الله عليه وسلم يعرض عنه ويقبل على الاخر ويقول اترى بما اقول باسا فيقال لا . ففي هذا انزل . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب . وروى بعضهم هذا الحديث عن هشام بن عروة عن ابيه قال انزل : ( عبس وتولى ) في ابن ام مكتوم . ولم يذكر فيه عن عايشة
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: İnsanlar mahşer yerine yalın ayak çıplak ve sünnetsiz olarak toplanacaksınız. Bunun üzerine bir kadın: Birimiz diğerine bakıp görecek mi? dedi. Rasûlullah (s.a.v.): “Ey Falan kadın!” dedi. Abese sûresi 37. ayetini okudu: “O gün her kişinin kendisine yetecek sıkıntı ve meşguliyeti vardır.”
حدثنا عبد بن حميد، حدثنا محمد بن الفضل، حدثنا ثابت بن يزيد، عن هلال بن خباب، عن عكرمة، عن ابن عباس، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " تحشرون حفاة عراة غرلا " . فقالت امراة ايبصر او يرى بعضنا عورة بعض قال " يا فلانة: (لكل امري منهم يوميذ شان يغنيه ) " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح قد روي من غير وجه عن ابن عباس رواه سعيد بن جبير ايضا . وفيه عن عايشة رضى الله عنها
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Gözüyle görmüş gibi kıyamet manzaralarını görmek kimi sevindirirse “Tekvir, İnfitar ve İnşikak” sûrelerini okusun.”
حدثنا عباس بن عبد العظيم العنبري، حدثنا عبد الرزاق، اخبرنا عبد الله بن بحير، عن عبد الرحمن، وهو ابن يزيد الصنعاني قال سمعت ابن عمر، يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من سره ان ينظر الى يوم القيامة كانه راى عين فليقرا ( اذا الشمس كورت ) و (اذا السماء انفطرت ) و (اذا السماء انشقت ) " . هذا حديث حسن غريب . وروى هشام بن يوسف وغيره هذا الحديث بهذا الاسناد وقال من سره ان ينظر الى يوم القيامة كانه راى عين فليقرا (اذا الشمس كورت ) ولم يذكر و (اذا السماء انفطرت ) و (اذا السماء انشقت)
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Kul bir hata işlerse kalbine siyah bir nokta konulur. Şayet o günahtan el çeker, bağışlanma diler, tevbe edip Allah’a dönerse kalbi cilalanır. Eğer bunları yapmaz günah ve hataya devam ederse siyah nokta artırılır ve neticede bütün kalbini kaplar. İşte Allah’ın Mutaffifin sûresi 14. ayetinde: “Yaptıkları yüzünden kalbleri pas tutmuştur.” Diye anlattığı pas işte budur
حدثنا قتيبة، حدثنا الليث، عن ابن عجلان، عن القعقاع بن حكيم، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان العبد اذا اخطا خطيية نكتت في قلبه نكتة سوداء فاذا هو نزع واستغفر وتاب سقل قلبه وان عاد زيد فيها حتى تعلو قلبه وهو الران الذي ذكر الله : ( كلا بل ران على قلوبهم ما كانوا يكسبون ) " . قال هذا حديث حسن صحيح
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre; -Hammad bu hadis bize göre merfu hükmündedir demiştir- Mutaffifin sûresi 6. ayet hakkında şöyle demiştir: “Kulaklarının yarılarına kadar ter içersinde kalacaklardır.” (Buhârî, Tefsir-ül Kur’ân; Müslim, Cennet)
حدثنا يحيى بن درست، - بصري - حدثنا حماد بن زيد، عن ايوب، عن نافع، عن ابن عمر، قال حماد هو عندنا مرفوع : (يوم يقوم الناس لرب العالمين ) قال يقومون في الرشح الى انصاف اذانهم
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v): “O gün insanlar alemlerin rabbi huzurunda hazır olup dikileceklerdir.” Ayeti hakkında şöyle demişlerdir. Onlardan her biri kulaklarının yarısına kadar ter içinde kalacaktır. Diğer tahric: Buhârî, Tefsir-ül Kur’ân; Müslim, Cennet) Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ebû Hureyre’den de hadis rivâyet edilmiştir
حدثنا هناد، حدثنا عيسى بن يونس، عن ابن عون، عن نافع، عن ابن عمر، عن النبي صلى الله عليه وسلم : ( يوم يقوم الناس لرب العالمين ) قال " يقوم احدهم في الرشح الى انصاف اذنيه " . قال هذا حديث حسن صحيح . وفيه عن ابي هريرة
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Her kimin hesabı konusunda münakaşa edilirse ve hesabı hakkında inceleme olursa helak olur.” Bunun üzerine Ey Allah’ın Rasûlü! İnşikak sûresi 7-8. ayetlerinde: “Sicili sağ eline verilecek kimse, artık onun hesabı kolayca görülür.” Buyurmuyor mu? Rasûlullah (s.a.v.): “O hesap değil arzdır” buyurdu
حدثنا عبد بن حميد، حدثنا عبيد الله بن موسى، عن عثمان بن الاسود، عن ابن ابي مليكة، عن عايشة، قالت سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول " من نوقش الحساب هلك " . قلت يا رسول الله ان الله يقول : (فاما من اوتي كتابه بيمينه ) الى قوله : ( خبيرا ) قال " ذلك العرض " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح . حدثنا سويد بن نصر، اخبرنا عبد الله بن المبارك، عن عثمان بن الاسود، بهذا الاسناد نحوه . حدثنا محمد بن ابان، وغير، واحد، قالوا حدثنا عبد الوهاب الثقفي، عن ايوب، عن ابن ابي مليكة، عن عايشة، عن النبي صلى الله عليه وسلم نحوه
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Kim hesaba çekilirse azaba uğratılır.”
حدثنا محمد بن عبيد الهمداني، حدثنا علي بن ابي بكر، عن همام، عن قتادة، عن انس، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " من حوسب عذب " . قال وهذا حديث غريب لا نعرفه من حديث قتادة عن انس عن النبي صلى الله عليه وسلم الا من هذا الوجه
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Buruc sûresi 2-3. ayetlerini tefsir ederken şöyle buyurdu: “Yevm-ül mev’ûd” kıyamet günüdür. Yevmi “Meşhûd” arefe günüdür. “Şâhid” Cuma günüdür, güneş Cuma gününden daha üstün bir gün üzerine ne doğmuştur ne batmıştır. Cuma gününde bir zaman parçası vardır ki, Mü’min kul bu saati denk getirir de Allah’a hayır duâda bulunursa mutlaka Allah onun duâsını kabul eder. Ve herhangi bir şeyden de Allah’a sığınırsa Allah onu sığındığı şeyden korur
حدثنا عبد بن حميد، حدثنا روح بن عبادة، وعبيد الله بن موسى، عن موسى بن عبيدة، عن ايوب بن خالد، عن عبد الله بن رافع، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اليوم الموعود يوم القيامة واليوم المشهود يوم عرفة والشاهد يوم الجمعة وما طلعت الشمس ولا غربت على يوم افضل منه فيه ساعة لا يوافقها عبد مومن يدعو الله بخير الا استجاب الله له ولا يستعيذ من شر الا اعاذه الله منه " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب لا نعرفه الا من حديث موسى بن عبيدة . وموسى بن عبيدة يضعف في الحديث ضعفه يحيى بن سعيد وغيره من قبل حفظه . حدثنا علي بن حجر، حدثنا قران بن تمام الاسدي، عن موسى بن عبيدة، بهذا الاسناد نحوه . وموسى بن عبيدة الربذي يكنى ابا عبد العزيز وقد تكلم فيه يحيى وغيره من قبل حفظه . وقد روى شعبة والثوري وغير واحد من الايمة عنه
Suheyb (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir gün ikindi namazını kıldıktan sonra dudaklarını oynatarak konuşur gibi yapmıştır. Bunun üzerine kendisine Ey Allah’ın Rasûlü! denildi. İkindi namazını kıldığında dudaklarını oynattın. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), şöyle buyurdu: “Peygamberlerden biri ümmetinin çokluğu itibarıyla şaşıp kaldı ve bunların işlerini kim ayarlıyacak dedi. Allah ta o peygamberine şöyle vahyetti: Onları ya ben cezalarını vereyim veya başkalarını onların başına Mûsâllat edeyim onlara bunu bildir dedi. Onlar da Allah tarafından cezalandırılmalarını seçtiler. Bunun üzerine Allah onlara ölümü gönderdi ve bir günde yetmiş bin kişi ölüp gitti.” (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hadisi aktardığı zaman başka bir hadis daha anlatır ve şöyle derdi: Krallardan bir kral vardı. Bu kralın görevli bir kahini vardı. Bu kahin krala bana anlayışlı zeki kavrayışlı yetişkin bir çocuk gönder de ilmimi ona öğreteyim, korkuyorum ki ben ölürüm ve aranızda bu ilmi bilen kimse kalmaz. özellikte bir çocuk bulup kahinin yanına gidip gelmesini ve ondan ilim öğrenmesini emrettiler. Çocuk kahine gelip gitmeye başladı. Çocuğun yolu üzerinde manastırda yaşayan bir rahib -Ma’mer diyor ki: O gün manastırda bulunanlar zannedersem Müslüman kimselerdi- vardı. Çocuk kahine gidip gelirken her sefer bu rahibe uğrar ve bazı şeyler sorardı. Çocuk Rahipten şu sözü öğreninceye kadar devam etti: Rahib: “Ben Allah’a kulluk yapıyorum” dedi. Bunun üzerine bu çocuk rahibin yanında fazla eyleşmeye ve kahinin yanına geç kalmaya başladı. Kahin çocuğun ailesine: “Hemen hemen yanıma uğramaz oldu” diye haber gönderdi. Bu durumu çocuk rahibe bildirdi. O da: Kahin neredeydin derse, ailemin yanındaydım dersin. Ailen neredeydin derse kahinin yanındaydım dersin. Delikanlı bu şekilde devam edip giderken yolda kalabalık bir guruba uğradı ki bir hayvan -kimileri o bir aslandı derler- onların yolunu kesmiş orada alıkoymuştu. Çocuk eline bir taş aldı ve atmazdan önce: “Ey Allah’ım Rahibin söyledikleri doğru ise atacağım bu taşla bu hayvanı öldürmemi istiyorum” dedi ve taşı atıp hayvanı öldürdü. Herkes “Onu kim öldürdü” dediler. “O delikanlı öldürdü” denildi. İnsanlar büyük bir heyecanla “Bu delikanlı hiç kimsenin bilmediği ilimleri bilmektedir” dediler.Bu haberi gözleri görmeyen biri duydu ve: “Gözlerimi bana görür hale getirirsen sana şu kadar bu kadar şeyler veririm” dedi. Genç: “Senden para mal istemiyorum gözüne kavuşursan gözünü sana veren zat’a iman etmeyi düşünür müsün?” dedi. A’ma “evet” dedi. Bunun üzerine genç Allah’a duâ etti, Allah’ta onun gözlerini açıverdi. A’ma; Allah’a iman etti. Bunların bu olayları krala ulaştı ve kral hepsini yanına getirtti. “Hepinizi değişik ölümlerle öldüreceğim” dedi. Rahip ve a’ma olan kimselerin başı üzerine testere koydurup birini keserek diğerini de değişik bir şekilde öldürdü. Çocuk içinde şu emri verdi: “Onu falan dağın tepesine çıkarıp oradan aşağı atınız.” Delikanlıyı o dağa götürdüler, oradan atmak istediklerinde kendileri o dağdan peş peşe düşüp helak oldular sadece delikanlı tek başına kaldı ve geri dönüp kralın yanına ulaştı. Bunun üzerine kral; bu delikanlının bir denize götürülüp oraya atılmasını emretti. Allah onları suya batırdı ve genci kurtardı. Genç kralın yanına geldi ve beni çarmıha gerip okunla halk önünde bu gencin Rabbi adına atıyorum demedikçe beni vurup öldüremezsin. Bunun üzerine kral emir verdi, delikanlı çarmıha gerildi. Sonra kral okunu alıp “Bu gencin Rabbinin ismiyle atıyorum” diyerek okla vurup öldürdü. Okla vurulunca genç elini şakağının üzerine koydu ve öldü. Bu arada insanlar, bu delikanlı kimsenin bilmediği bilgileri biliyordu. “Biz de onun Rabbine iman ediyoruz” dediler. Kralın çevresindekiler üç kişi senin Rab oluşuna karşı çıktı diye mi telaşlanmıştın şu anda tüm insanlar sana karşı çıkıp delikanlının Rabbine iman ettiler, denildi. kral hendekler kazdırdı ve hendekleri odunlarla doldurup ateşler yaktırdı ve insanları toplayıp: Her kim dininden dönmezse bu ateşe atılacaktır diye ilan etti sonra insanları bu ateş çukurlarına atmaya başladı. Bunun üzerine Allah, Bürüç sûresi 4-8. âyetlerini indirdi: “4) Kahrolsun yerde hendekler kazıp müslümanları yakmak için ateş yakanlar. 5) Öylesine ateş ki, alev alev yanar. 6) Hani o zâlimler ateşin başında oturup, 7) mü’minlere yaptıkları azâb ve işkenceyi seyrederlerdi. 8) O mü’minlerden ancak güçlü ve övgüye layık olan Allah’a inanıyorlar diye intikam alıyorlardı.” delikanlıya gelince o toprağa gömülmüştü. Ömer b. Hattâb zamanında bu gencin mezarından eli şakağında olduğu vaziyette mezarından çıkarıldığı söylenmiştir. (İbn Mâce, Zühd: 27) Bu hadis hasen garibtir
Cabir (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle denilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Bu insanlara karşı “Allah’tan başka ilah yoktur” deyinceye kadar savaşmam bana emredildi. Bunu dedikleri zaman mallarını ve canlarını benden korumuş olurlar. Ancak, Allah’ın hakkı bunun dışındadır. Hesaplarını Allah görecektir, dedi ve Gaşiye sûresi 21-22. ayetlerini okudu: “21) İşte böyle ey Nebi! Onlara öğüt ver, senin görevin yalnızca öğüt vermektir. 22) Sen onları inanmaya zorlayıp zorla imana getirebilecek de değilsin.” Diğer tahric: Müsned: 13627 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا عبد الرحمن بن مهدي، حدثنا سفيان، عن ابي الزبير، عن جابر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " امرت ان اقاتل الناس حتى يقولوا لا اله الا الله فاذا قالوها عصموا مني دماءهم واموالهم الا بحقها وحسابهم على الله " . ثم قرا : ( انما انت مذكر * لست عليهم بمسيطر ) . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح
İmrân b. Husayn (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v)’e Fecr sûresi 3. ayeti hakkında sorulmuştu da şöyle buyurmuştu: Burada namaz kastedilmektedir. Çünkü namazların kimi de çift rekatlıdır
حدثنا ابو حفص، عمرو بن علي حدثنا عبد الرحمن بن مهدي، وابو داود قالا حدثنا همام، عن قتادة، عن عمران بن عصام، عن رجل، من اهل البصرة عن عمران بن حصين، ان النبي صلى الله عليه وسلم سيل عن الشفع والوتر فقال " هي الصلاة بعضها شفع وبعضها وتر " . قال هذا حديث غريب لا نعرفه الا من حديث قتادة . وقد رواه خالد بن قيس الحداني عن قتادة ايضا
Abdullah b. Zem’a (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Salih Nebinin devesi ve onu öldüren kimse hakkından bahsederken şöyle buyurdu: “İçlerinden en yozlaşmış azgınları deveyi öldürmek üzere ayaklandığında.” (Şems sûresi 12. ayet) Toplumun en yozlaşmış azgın gurubu arasında arkası kuvvetli bir adam Ebû Zem’a gibi bir genç deveyi öldürmek için ayaklanmıştı. Sonra Rasûlullah (s.a.v.), kadınlardan bahsederek şöyle buyurdu: “Her hangi biriniz ne maksatla köle kamçılar gibi karısını kamçılıyor ve belki de günün sonunda onu yatağına alıyor?” Sonra ashabına yellenme konusundaki gülmeleri üzerine nasihat ederek şöyle buyurdu: “Sizden biriniz kendi yaptığı bir işten dolayı niçin gülüyor?”
حدثنا هارون بن اسحاق الهمداني، حدثنا عبدة، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عبد الله بن زمعة، قال سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يوما يذكر الناقة والذي عقرها فقال " : (اذ انبعث اشقاها ) انبعث لها رجل عارم عزيز منيع في رهطه مثل ابي زمعة " . ثم سمعته يذكر النساء فقال " الام يعمد احدكم فيجلد امراته جلد العبد ولعله ان يضاجعها من اخر يومه " . قال ثم وعظهم في ضحكهم من الضرطة فقال " الام يضحك احدكم مما يفعل " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح
Ali (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Baki mezarlığında bir cenazede idik Nebi (s.a.v), gelip oturdu. Biz de onunla beraber oturduk elinde bir değnek vardı. Onunla yeri karıştırıyordu. Derken başını göğe doğru kaldırdı ve şöyle buyurdu: “Her bir canlının Cennet ve Cehennem’deki gideceği yer mutlaka yazılmıştır.” Bunun üzerine Ashab: Ey Allah’ın Rasûlü! o halde bu yazgımıza dayanmalı değimliyiz? Çünkü iyilik sahibi kimse iyilikler yapacak. Bedbaht olacak kimseler de bedbahtlık için gayret edecektir. Rasûlullah (s.a.v.): “Bilakis iyi ameller işleyiniz herkes ne iş için yaratıldıysa onu kolaylıkla başaracaktır. İyilik ehlinden olan kimseye iyilikler kolay getirilecek. Kötülük ehlinden olan kimseye de kötülükler kolay getirilecek” dedi ve Leyl sûresi 5-10. ayetlerini okudu: “5) Sizden her kim başkaları için harcar ve yolunu Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışırsa 6) ve o en güzel kelimeyi yani kelime-i tevhîdi tasdik eder ve doğrularsa veya Cennetin varlığını doğrularsa veya İslâm dinini kabul ederse, 7) artık ona en kolay yolu kolaylaştırıp o yolda başarılı kılacağız. 8) Sizden her kim de malını başkaları için harcamayıp cimrilik eder ve kendi kendine yeterli olduğunu zannedip Allah’a ibadet ve sığınma ihtiyacı duymazsa, 9) kelime-i tevhîdi veya Cenneti veya İslâm dinini yalanlarsa 10) ona da güçlük, zorluk ve sıkıntıya giden yolu kolaylaştıracağız.”
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا عبد الرحمن بن مهدي، حدثنا زايدة بن قدامة، عن منصور بن المعتمر، عن سعد بن عبيدة، عن ابي عبد الرحمن السلمي، عن علي، رضى الله عنه قال كنا في جنازة في البقيع فاتى النبي صلى الله عليه وسلم فجلس وجلسنا معه ومعه عود ينكت به في الارض فرفع راسه الى السماء فقال " ما من نفس منفوسة الا قد كتب مدخلها " . فقال القوم يا رسول الله افلا نتكل على كتابنا فمن كان من اهل السعادة فانه يعمل للسعادة ومن كان من اهل الشقاء فانه يعمل للشقاء قال " بل اعملوا فكل ميسر اما من كان من اهل السعادة فانه ييسر لعمل السعادة واما من كان من اهل الشقاء فانه ييسر لعمل الشقاء " . ثم قرا : (فاما من اعطى واتقى * وصدق بالحسنى * فسنيسره لليسرى * واما من بخل واستغنى * وكذب بالحسنى * فسنيسره للعسرى ) . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح
Cündüb el Becelî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir baskında Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber idim. Bu baskında Rasûlullah (s.a.v.)’in parmağı kanamıştı da şöyle buyurmuştu: “Sen sadece kanayan bir parmaksın, Karşılaştığın tüm şeyler de Allah yolundadır.” Cündüb el Becelî diyor ki: Cibrilin, Rasûlullah (s.a.v.)’i ziyareti gecikmişti. Bunun üzerine müşrikler: Muhammed, Rabbi tarafından terk edildi dediler. Allah’ta, Duha sûresi 3. ayeti olan; “Rabbin seni ne terk etti ne de darıldı” ayetini indirdi
حدثنا ابن ابي عمر، حدثنا سفيان بن عيينة، عن الاسود بن قيس، عن جندب البجلي، قال كنت مع النبي صلى الله عليه وسلم في غار فدميت اصبعه فقال النبي صلى الله عليه وسلم " هل انت الا اصبع دميت وفي سبيل الله ما لقيت " . قال وابطا عليه جبريل عليه السلام فقال المشركون قد ودع محمد فانزل الله تعالى : ( ما ودعك ربك وما قلى ) . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح وقد رواه شعبة والثوري عن الاسود بن قيس
Mâlik b. Sa’sa (r.a.)’den Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Ben uyku ile uyanıklık arasında bir durumda iken Ka’be’nin yanında üç kişiden biri dediğini işittim. Sonra bana içinde zemzem suyu bulunan altından bir leğen getirildi. Sonra göksüm şuradan şuraya kadar yarıldı.” Katâde diyor ki: Enes b. Mâlik’e: “Neyi kastediyor” diye sordum. Enes: “Karnımın altına kadar demek istiyor” dedi. “Sonra kalbimi çıkardı ve kalbimi zemzem suyu ile yıkadı. Sonra kalbim yerine konuldu. Sonra iman ve hikmetle dolduruldu.” Bu hadis buradakinden daha uzuncadır
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا محمد بن جعفر، وابن ابي عدي، عن سعيد بن ابي عروبة، عن قتادة، عن انس بن مالك، عن مالك بن صعصعة، رجل من قومه ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " بينما انا عند البيت بين النايم واليقظان اذ سمعت قايلا يقول احد بين الثلاثة فاتيت بطست من ذهب فيها ماء زمزم فشرح صدري الى كذا وكذا " . قال قتادة قلت يعني قلت لانس بن مالك ما يعني قال " الى اسفل بطني فاستخرج قلبي فغسل قلبي بماء زمزم ثم اعيد مكانه ثم حشي ايمانا وحكمة " . وفي الحديث قصة طويلة . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح . وقد رواه هشام الدستوايي وهمام عن قتادة . وفيه عن ابي ذر
حدثنا محمود بن غيلان، وعبد بن حميد، - المعنى واحد قالا حدثنا عبد الرزاق، عن معمر، عن ثابت البناني، عن عبد الرحمن بن ابي ليلى، عن صهيب، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا صلى العصر همس - والهمس في قول بعضهم تحرك شفتيه كانه يتكلم فقيل له انك يا رسول الله اذا صليت العصر همست قال . " ان نبيا من الانبياء كان اعجب بامته فقال من يقول لهولاء فاوحى الله اليه ان خيرهم بين ان انتقم منهم وبين ان اسلط عليهم عدوهم فاختار النقمة فسلط عليهم الموت فمات منهم في يوم سبعون الفا " . قال وكان اذا حدث بهذا الحديث حدث بهذا الحديث الاخر . قال " كان ملك من الملوك وكان لذلك الملك كاهن يكهن له فقال الكاهن انظروا لي غلاما فهما او قال فطنا لقنا فاعلمه علمي هذا فاني اخاف ان اموت فينقطع منكم هذا العلم ولا يكون فيكم من يعلمه . قال فنظروا له على ما وصف فامره ان يحضر ذلك الكاهن وان يختلف اليه فجعل يختلف اليه وكان على طريق الغلام راهب في صومعة " . قال معمر احسب ان اصحاب الصوامع كانوا يوميذ مسلمين قال " فجعل الغلام يسال ذلك الراهب كلما مر به فلم يزل به حتى اخبره فقال انما اعبد الله " . قال " فجعل الغلام يمكث عند الراهب ويبطي على الكاهن فارسل الكاهن الى اهل الغلام انه لا يكاد يحضرني فاخبر الغلام الراهب بذلك فقال له الراهب اذا قال لك الكاهن اين كنت فقل عند اهلي . واذا قال لك اهلك اين كنت فاخبرهم انك كنت عند الكاهن " . قال " فبينما الغلام على ذلك اذ مر بجماعة من الناس كثير قد حبستهم دابة " . فقال بعضهم ان تلك الدابة كانت اسدا قال " فاخذ الغلام حجرا قال اللهم ان كان ما يقول الراهب حقا فاسالك ان اقتلها . قال ثم رمى فقتل الدابة . فقال الناس من قتلها قالوا الغلام ففزع الناس وقالوا لقد علم هذا الغلام علما لم يعلمه احد . قال فسمع به اعمى فقال له ان انت رددت بصري فلك كذا وكذا . قال له لا اريد منك هذا ولكن ارايت ان رجع اليك بصرك اتومن بالذي رده عليك قال نعم . قال فدعا الله فرد عليه بصره فامن الاعمى فبلغ الملك امرهم فبعث اليهم فاتي بهم فقال لاقتلن كل واحد منكم قتلة لا اقتل بها صاحبه فامر بالراهب والرجل الذي كان اعمى فوضع المنشار على مفرق احدهما فقتله وقتل الاخر بقتلة اخرى . ثم امر بالغلام فقال انطلقوا به الى جبل كذا وكذا فالقوه من راسه فانطلقوا به الى ذلك الجبل فلما انتهوا به الى ذلك المكان الذي ارادوا ان يلقوه منه جعلوا يتهافتون من ذلك الجبل ويتردون حتى لم يبق منهم الا الغلام " . قال " ثم رجع فامر به الملك ان ينطلقوا به الى البحر فيلقونه فيه فانطلق به الى البحر فغرق الله الذين كانوا معه وانجاه فقال الغلام للملك انك لا تقتلني حتى تصلبني وترميني وتقول اذا رميتني بسم الله رب هذا الغلام . قال فامر به فصلب ثم رماه فقال بسم الله رب هذا الغلام . قال فوضع الغلام يده على صدغه حين رمي ثم مات . فقال اناس لقد علم هذا الغلام علما ما علمه احد فانا نومن برب هذا الغلام . قال فقيل للملك اجزعت ان خالفك ثلاثة فهذا العالم كلهم قد خالفوك . قال فخد اخدودا ثم القى فيها الحطب والنار ثم جمع الناس فقال من رجع عن دينه تركناه ومن لم يرجع القيناه في هذه النار فجعل يلقيهم في تلك الاخدود . قال يقول الله تعالى : (قتل اصحاب الاخدود * النار ذات الوقود ) حتى بلغ : (العزيز الحميد ) " . قال " فاما الغلام فانه دفن " . قال فيذكر انه اخرج في زمن عمر بن الخطاب واصبعه على صدغه كما وضعها حين قتل . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب