Loading...

Loading...
Kitap
108 Hadis
Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenleredir.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd; Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Bu konuda Câbir’den de hadis rivâyet edilmiştir
حدثنا العباس العنبري، حدثنا عبد الرزاق، عن معمر، عن ثابت، عن انس، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " شفاعتي لاهل الكباير من امتي " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح غريب من هذا الوجه . وفي الباب عن جابر
Câbir b. Abdullah (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Şefaatimden ümmetimden büyük günah işleyen kimseleredir.” Muhammed b. Ali diyor ki: Câbir bana şöyle dedi: Ey Muhammed büyük günah işlemeyen kimsenin şefaate ne ihtiyacı vardır? Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd; Ebû Dâvûd, Edeb Tirmizî: Bu hadis Cafer b. Muhammed rivâyeti olarak garibtir
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا ابو داود الطيالسي، عن محمد بن ثابت البناني، عن جعفر بن محمد، عن ابيه، عن جابر بن عبد الله، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " شفاعتي لاهل الكباير من امتي " . قال محمد بن علي فقال لي جابر يا محمد من لم يكن من اهل الكباير فما له وللشفاعة . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب من هذا الوجه يستغرب من حديث جعفر بن محمد
Ebû Umame (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle diyordu: “Rabbim bana ümmetimden yetmiş bin kişiyi hesap ve azab görmeden Cennete koyacağını vaad etti, aynı zamanda her bin kişiyle birlikte yetmiş bin kişi ve Rabbinin isteyeceği kadarın üç misliyi de vaad etti.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd; Dârimî, Rıkak Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir
حدثنا الحسن بن عرفة، حدثنا اسماعيل بن عياش، عن محمد بن زياد الالهاني، قال سمعت ابا امامة، يقول سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " وعدني ربي ان يدخل الجنة من امتي سبعين الفا لا حساب عليهم ولا عذاب مع كل الف سبعون الفا وثلاث حثيات من حثياته " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب
Abdullah b. Şakîk (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir gurup insanla birlikte Kudüs’te idim onlardan bir kimse şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle söylediğini işittim: Ümmetimden bir adamın şefaatiyle Temimoğullarından daha çok kişi Cennete girecektir. Denildi ki: Ey Allah’ın Rasûlü! Sizin şefaatinizden başka mı? Rasûlullah (s.a.v.), benim şefaatimden başka buyurdu. Hadisi rivâyet eden zat kalkınca bu kimdir? Diye sordum Dediler ki bu İbn eb’îl Ced’a’dır.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd; Dârimî, Rıkak Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. İbn’ül Ced’a’nın adı Abdullah’tır bu hadisi Sadece o rivâyet etmiştir
حدثنا ابو كريب، حدثنا اسماعيل بن ابراهيم، عن خالد الحذاء، عن عبد الله بن شقيق، قال كنت مع رهط بايلياء فقال رجل منهم سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " يدخل الجنة بشفاعة رجل من امتي اكثر من بني تميم " . قيل يا رسول الله سواك قال " سواى " . فلما قام قلت من هذا قالوا هذا ابن ابي الجذعاء " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح غريب . وابن ابي الجذعاء هو عبد الله وانما يعرف له هذا الحديث الواحد
Hasan-ı Basrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Osman b. Afvân; kıyamet günü Rabia ve Mudar kabileleri sayısı kadar insana şefaat edecektir.” Tirmizî rivâyet etmiştir
حدثنا ابو هشام الرفاعي، محمد بن يزيد الكوفي حدثنا يحيى بن اليمان، عن جسر ابي جعفر، عن الحسن البصري، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يشفع عثمان بن عفان يوم القيامة في مثل ربيعة ومضر
Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetim içinde büyük guruplara şefaat edecek kimse vardır. Bir kabile kadar insan gurubuna şefaat edecek kimse vardır. Belli bir guruba şefaat edecek kimseler de vardır. Kimi de bir kişiye şefaat edecektir ve bu şefaat edilenler Cennete gireceklerdir.” Diğer tahric: Müsned: 10721 Tirmizî: Bu hadis hasendir
حدثنا ابو عمار الحسين بن حريث، اخبرنا الفضل بن موسى، عن زكريا بن ابي زايدة، عن عطية، عن ابي سعيد، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان من امتي من يشفع للفيام ومنهم من يشفع للقبيلة ومنهم من يشفع للعصبة ومنهم من يشفع للرجل حتى يدخلوا الجنة " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن
Avf b. Mâlik el Eşcaî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Rabbimin katından bir melek bana geldi ve beni ümmetimin yarısını Cennete sokmak ileşefaat yetkisi arasında serbest bıraktı da ben şefaat etmeyi seçtim. Bu şefaat de Allah’a ortak koşmadan ölenleredir.” (İbn Mâce, Zühd: 38) hadis Ebû’l Melih’den ve Peygamber ashabından başka bir kimseden rivâyet edilmiş olup “Avf b. Mâlik’den” denmemiştir. Bu hadis buradakinden uzuncadır
حدثنا هناد، حدثنا عبدة، عن سعيد، عن قتادة، عن ابي المليح، عن عوف بن مالك الاشجعي، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اتاني ات من عند ربي فخيرني بين ان يدخل نصف امتي الجنة وبين الشفاعة فاخترت الشفاعة وهي لمن مات لا يشرك بالله شييا " . وقد روي عن ابي المليح عن رجل اخر من اصحاب النبي صلى الله عليه وسلم عن النبي صلى الله عليه وسلم ولم يذكر عن عوف بن مالك وفي الحديث قصة طويلة . حدثنا قتيبة، حدثنا ابو عوانة، عن قتادة، عن ابي المليح، عن عوف بن مالك، عن النبي صلى الله عليه وسلم نحوه
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Benim havuzumun çevresinde gökteki yıldızlar sayısınca ibrikler vardır.” Diğer tahric: Buhârî, Rıkak; İbn Mâce, Zühd Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir
حدثنا محمد بن يحيى، حدثنا بشر بن شعيب بن ابي حمزة، حدثني ابي، عن الزهري، عن انس بن مالك، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان في حوضي من الاباريق بعدد نجوم السماء " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح غريب من هذا الوجه
Semure (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her Peygamberin kıyamet gününde bir havuzu vardır ve Peygamberler su içmeye gelenlerin fazlalığıyla birbirine karşı övünürler. Ben; içmeye geleni, en çok olacak Peygamber olacağımı ümid ediyorum.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Eş’as b. Abdulmelik bu hadisi Hasan vasıtasıyla mürsel olarak rivâyet etmiş senedinde “Semure”yi zikretmemiştir ki bu rivâyet daha sağlamdır
حدثنا احمد بن محمد بن علي بن نيزك البغدادي، حدثنا محمد بن بكار الدمشقي، حدثنا سعيد بن بشير، عن قتادة، عن الحسن، عن سمرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان لكل نبي حوضا وانهم يتباهون ايهم اكثر واردة واني ارجو ان اكون اكثرهم واردة " . قال ابو عيسى هذا حديث غريب . وقد روى الاشعث بن عبد الملك هذا الحديث عن النبي صلى الله عليه وسلم مرسلا ولم يذكر فيه عن سمرة وهو اصح
Ebû Sellam el Hubşî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer bin Abdülaziz bana haber göndermişti; posta beygirine bindirilerek yanına vardım, girince Ey Müminlerin emiri dedim posta beygiriyle gelmem pek zahmetli oldu. Bunun üzerine Ömer b. Abdülaziz dedi ki: “Sana zahmet etmek istemezdim. Fakat Rasûlullah (s.a.v.)’in havuz hakkında Sevbân’dan rivâyeti bana ulaştı da bir de bizzat senin ağzından dinleyim istedim.” Ebû Sellam şöyle dedi: “Sevbân, Rasûlullah (s.a.v.)’den şu şekilde aktardı. Benim havuzum, Aden'den, Belka Ammanı'na ulaşacak kadar büyüktür. Suyu, sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır. Kadehleri, gökteki yıldızların sayısı kadardır. Her kim ondan bir yudum içerse bir daha ebediyyen susamaz. Havuza ilk gelecek insanlar; muhâcirlerin fakirlerinden olup başları, saçları dağınık, elbiseleri kirli, konfor içinde yaşayan kadınlarla evlenemeyen, kendilerine kapıların ve imkanların açılmadığı kimselerdir.” Ömer b. Abdülaziz dedi ki: “Fakat ben, konfor içinde yaşayan kadınlarla da evlendim ve her türlü kapılar da bana açıldı. Abdülmelik'in kızı Fatıma ile evlenmiş durumdayım ben saçlarım dağılmadan başımı yıkamam, vücuduma değen elbisemi de kirlenmeden yıkamam.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd; Ebû davud, Edeb Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garib’tir. Bu hadis, aynı şekilde Ma'dan b. Ebî Talha'dan, Sevbân'dan da rivayet edilmiştir. Ebû Sellam EI Habeşî'nin ismi Memtûr'dur. Şamlıdır ve güvenilen bir kimsedir
حدثنا محمد بن اسماعيل، حدثنا يحيى بن صالح، حدثنا محمد بن المهاجر، عن العباس، عن ابي سلام الحبشي، قال بعث الى عمر بن عبد العزيز فحملت على البريد . قال فلما دخل عليه قال يا امير المومنين لقد شق على مركبي البريد . فقال يا ابا سلام ما اردت ان اشق عليك ولكن بلغني عنك حديث تحدثه عن ثوبان عن النبي صلى الله عليه وسلم في الحوض فاحببت ان تشافهني به . قال ابو سلام حدثني ثوبان عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " حوضي من عدن الى عمان البلقاء ماوه اشد بياضا من اللبن واحلى من العسل واكاويبه عدد نجوم السماء من شرب منه شربة لم يظما بعدها ابدا اول الناس ورودا عليه فقراء المهاجرين الشعث رءوسا الدنس ثيابا الذين لا ينكحون المتنعمات ولا تفتح لهم السدد " . قال عمر لكني نكحت المتنعمات وفتح لي السدد ونكحت فاطمة بنت عبد الملك لا جرم اني لا اغسل راسي حتى يشعث ولا اغسل ثوبي الذي يلي جسدي حتى يتسخ . قال ابو عيسى هذا حديث غريب من هذا الوجه . وقد روي هذا الحديث عن معدان بن ابي طلحة عن ثوبان عن النبي صلى الله عليه وسلم . وابو سلام الحبشي اسمه ممطور وهو شامي ثقة
Ebû Zerr (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Havuzun kapları nasıldır?” dedim. Buyurdu ki: “Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki; havuzun kapları, karanlık ve bulutsuz bir gecede gökyüzünde görülen ufaklı yıldızlarının sayısından daha çoktur ve Cennet kaplarındandır. Ondan bir yudum içen bir daha susuzluk nedir bilmeyecektir. Havuzun eni, boyu kadardır büyüklüğü Amman ile Eyle arası kadardır. Suyu, sütten daha beyaz ve tadı da baldan daha tatlıdır.” (İbn Mâce, Zühd: 39; Ebû Dâvûd, Edeb: 21) Bu hadis hasen sahih garib’tir. konuda Huzeyfe b. el Yemân, Abdullah b. Amr, Ebû Berze el Eslemi, İbn Ömer, Hârise b. Vehb, Müstevrid b. Şeddâd’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Benim, havuzumun, büyüklüğü; Küfe ile Hacer-ül Esved arasındaki mesafe kadardır.”
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا ابو عبد الصمد العمي عبد العزيز بن عبد الصمد، حدثنا ابو عمران الجوني، عن عبد الله بن الصامت، عن ابي ذر، قال قلت يا رسول الله ما انية الحوض قال " والذي نفسي بيده لانيته اكثر من عدد نجوم السماء وكواكبها في ليلة مظلمة مصحية من انية الجنة من شرب منها شربة لم يظما اخر ما عليه عرضه مثل طوله ما بين عمان الى ايلة ماوه اشد بياضا من اللبن واحلى من العسل " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح غريب . وفي الباب عن حذيفة بن اليمان وعبد الله بن عمرو وابي برزة الاسلمي وابن عمر وحارثة بن وهب والمستورد بن شداد . - وروي عن ابن عمر عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " حوضي كما بين الكوفة الى الحجر الاسود
İbn Abbâs (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir: “Peygamber (s.a.v.) Mîrâc’a çıkarıldığında beraberinde büyük toplumlar bulunan bir ve birkaç peygambere, yine beraberinde birer cemaat bulunan bir ve birkaç peygambere, beraberinde hiç kimse bulunmayan bir ve birkaç peygambere uğramıştı ki, sonunda çok büyük bir kalabalığa uğradım ve bunlar kimlerdir? diye sordum. “Musa ve kavmi!” dediler. Fakat başını kaldır ve bak! Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Şu yandan ve bu yandan tamamen ufku kaplamış bir kalabalık gözüme ilişti, işte bunlar senin ümmetindir denildi. Ve bunlardan başka yetmişbin kişi hesapsız bir şekilde cennete girecektir” denildi. Bu sözleri söyleyince Rasûlullah (s.a.v.), hanımlarından birinin odasına girdi bunların kimler olduğunu kimse sormamıştı. Kendisi de bir tefsirde bulunmadı. Sonra Asbab: Kendi aralarında onlar biziz! dediler. Bir kısmı da onlar; fıtrat üzerine doğan ve Müslüman olarak ölenlerdir! Dediler. Bu arada Rasûlullah (s.a.v.) çıktı ve şöyle buyurdu: “Onlar tedavi olarak dağlanmayan, kulak hırsızlığı yapmayan, Uğursuzluk inancına sahip olmayan ve Allah’a her zaman ve her yerde güvenip dayanan kimselerdir” Ukkaşe b. Mıhsan ayağa kalktı ve “Ey Allah’ın Rasûlü!” dedi, ben onlardan mıyım? Rasûlullah (s.a.v.) “evet!” buyurdu. Sonra bir başkası kalktı ve “ben de onlardan mıyım?” deyince; Rasûlullah (s.a.v.), “Ukkaşe seni geçti!” buyurdu. Diğer tahric: Buhârî, Tıp; Müslim, İman Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda İbn Mes’ûd ve Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir
حدثنا ابو حصين عبد الله بن احمد بن يونس، كوفي حدثنا عبثر بن القاسم، حدثنا حصين، هو ابن عبد الرحمن عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس، قال لما اسري بالنبي صلى الله عليه وسلم جعل يمر بالنبي والنبيين ومعهم القوم والنبي والنبيين ومعهم الرهط والنبي والنبيين وليس معهم احد حتى مر بسواد عظيم فقلت من هذا قيل موسى وقومه ولكن ارفع راسك فانظر . قال فاذا سواد عظيم قد سد الافق من ذا الجانب ومن ذا الجانب فقيل هولاء امتك وسوى هولاء من امتك سبعون الفا يدخلون الجنة بغير حساب . فدخل ولم يسالوه ولم يفسر لهم فقالوا نحن هم . وقال قايلون هم ابناونا الذين ولدوا على الفطرة والاسلام . فخرج النبي صلى الله عليه وسلم فقال " هم الذين لا يكتوون ولا يسترقون ولا يتطيرون وعلى ربهم يتوكلون " . فقام عكاشة بن محصن فقال انا منهم يا رسول الله قال " نعم " . ثم قام اخر فقال انا منهم فقال " سبقك بها عكاشة " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح . وفي الباب عن ابن مسعود وابي هريرة
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) zamanında kulluk ve ibadet olarak yapıp ettiğiniz hiçbirşeyi bugün üzerinde görüp tanıyamıyorum.” Ravi diyorki: “Ya namazlarımız hakkında ne dersin?” Enes dedi ki: “Bildiğiniz gibi namazlarınızda da aynı şekilde o dönemin hassasiyeti yok ve kalmamıştır.” Diğer tahric: Müsned: 11539 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle Ebû Imrân el Cevnî rivâyeti olarak hasen garibtir. Enes’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir
حدثنا محمد بن عبد الله بن بزيع، حدثنا زياد بن الربيع، حدثنا ابو عمران الجوني، عن انس بن مالك، قال ما اعرف شييا مما كنا عليه على عهد النبي صلى الله عليه وسلم . فقلت اين الصلاة قال اولم تصنعوا في صلاتكم ما قد علمتم . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب من هذا الوجه من حديث ابي عمران الجوني وقد روي من غير وجه عن انس
Esma binti Umeys eI Has'amiyye (r.anha)’dan rivayete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle diyordu: “Hayal kurup üstünlük taslayan ve yüce Allah'ı unutan kul ne bedbahttır. Zorbalık edip haklara tecavüz eden ve yüce kudret ve kuvvet sahibini unutan ne bedbahttır! Gaflete dalarak gülüp oynayan ve kabirleri ve toprak altında çürümeyi unutan kul ne bedbahtır! Azıp, taşkınlık gösteren doğum, ölüm ve ölümden sonrayı unutan kul ne bedbahttır! Dini dünyaya alet eden kul ne bedbahttır. Dine şüpheler karıştıran kul ne bedbahttır! Hırs ve tamah tarafından kumanda edilen kul ne bedbaht kuldur! Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı kul ne bedbahtır! Açgözlülüğün hor ve zelil ettiği kul ne bedbaht kuldur!” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis garibtir ancak bu şekliyle bilmekteyiz ve senedi de sağlam değildir
حدثنا محمد بن يحيى الازدي البصري، حدثنا عبد الصمد بن عبد الوارث، حدثنا هاشم، وهو ابن سعيد الكوفي حدثني زيد الخثعمي، عن اسماء بنت عميس الخثعمية، قالت سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " بيس العبد عبد تخيل واختال ونسي الكبير المتعال بيس العبد عبد تجبر واعتدى ونسي الجبار الاعلى بيس العبد عبد سها ولها ونسي المقابر والبلى بيس العبد عبد عتا وطغى ونسي المبتدا والمنتهى بيس العبد عبد يختل الدنيا بالدين بيس العبد عبد يختل الدين بالشبهات بيس العبد عبد طمع يقوده بيس العبد عبد هوى يضله بيس العبد عبد رغب يذله " . قال ابو عيسى هذا حديث غريب لا نعرفه الا من هذا الوجه وليس اسناده بالقوي
Ebû Saîd eI Hudrî (r.a.)’den rivayete göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir mu’min, aç bir mü’mini doyurursa Allah o kimseyi Cennet meyveleriyle doyuracaktır, Yine bir mü’min, susuz kalan bir mü’mine bir şeyler içirip susuzluğunu giderirse Allah kıyamette en güzel meşrubattan olan “Rahık-ı Mahtûm”dan içirecektir. Yine bir mü’min, elbiseye ihtiyacı olan bir mü’mini giydirirse Allah’ta ona Cennetin yemyeşil elbiselerinden giydirecektir.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Zekat Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadis Atıyye’den ve Ebû Saîd eI Hudrî’den mevkuf olarak ta rivayet edilmiş olup bu rivayet daha sağlam ve makbuldür
حدثنا محمد بن حاتم المودب، حدثنا عمار بن محمد ابن اخت، سفيان الثوري حدثنا ابو الجارود الاعمى، واسمه، زياد بن المنذر الهمداني عن عطية العوفي، عن ابي سعيد الخدري، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ايما مومن اطعم مومنا على جوع اطعمه الله يوم القيامة من ثمار الجنة وايما مومن سقى مومنا على ظما سقاه الله يوم القيامة من الرحيق المختوم وايما مومن كسا مومنا على عرى كساه الله من خضر الجنة " . قال ابو عيسى هذا حديث غريب وقد روي هذا عن عطية عن ابي سعيد موقوف وهو اصح عندنا واشبه
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim Allah’ın azabından korkup sakınırsa cenneti elde etmek için hemen yola koyulur. Kim de yola koyulursa arzusuna kavuşur. Ama dikkat edin! Allah’ın ticaret için ortaya koyduğu malı çok pahalıdır. Dikkat edin! Allah’ın ticaret eşyası ise cennettir.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ebûn Nadr hadisi olarak bilmekteyiz
حدثنا ابو بكر بن ابي النضر، حدثنا ابو النضر، حدثنا ابو عقيل الثقفي، حدثنا ابو فروة، يزيد بن سنان التميمي حدثني بكير بن فيروز، قال سمعت ابا هريرة، يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من خاف ادلج ومن ادلج بلغ المنزل الا ان سلعة الله غالية الا ان سلعة الله الجنة " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب لا نعرفه الا من حديث ابي النضر
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından Atiye es Sa’dî (r.a.)’den rivayete göre, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kul, haram olabilecek şeye düşmekten uzak durarak sakıncalı olmayan şeyi bile terk etmedikçe takvalı kişilerden olmak durumuna yükselemez.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd Tirmizî: Bu hadis garibtir. Sadece bu şekliyle bilmekteyiz
حدثنا ابو بكر بن ابي النضر، حدثنا ابو النضر، حدثنا ابو عقيل الثقفي عبد الله بن عقيل، حدثنا عبد الله بن يزيد، حدثني ربيعة بن يزيد، وعطية بن قيس، عن عطية السعدي، وكان، من اصحاب النبي صلى الله عليه وسلم قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يبلغ العبد ان يكون من المتقين حتى يدع ما لا باس به حذرا لما به الباس " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب لا نعرفه الا من هذا الوجه
Hanzale el Üseydî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Ey Ashabım sizler her zaman benim yanımda olduğunuz haldeki gibi iman üzere olabilseydiniz melekler sizleri kanatlarıyla gölgelendirirlerdi.” (İbn Mâce, Zühd: 28; Müslim, Tevbe: 3) Bu hadis, bu şekliyle hasen garibtir. Bu hadis Hanzala el Üseydî tarafından değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir. Bu konuda Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir
حدثنا عباس العنبري، حدثنا ابو داود، حدثنا عمران القطان، عن قتادة، عن يزيد بن عبد الله بن الشخير، عن حنظلة الاسيدي، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لو انكم تكونون كما تكونون عندي لاظلتكم الملايكة باجنحتها " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن غريب من هذا الوجه . وقد روي هذا الحديث من غير هذا الوجه عن حنظلة الاسيدي عن النبي صلى الله عليه وسلم . وفي الباب عن ابي هريرة
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle demiştir: “Her varlığın bir şiddetli ve sert olduğu bir yönü olduğu gibi bu şiddet ve sertliğin gevşeme zamanı da vardır. Bir kimse sert olduğu zaman da bile orta yolu tercih edip yakınlaştırıcı biçimde hareket ederse ondan yana ümitliyim. Eğer parmakla gösterilecek duruma gelirse gösteriş için yaptığından dolayı onun bu hareketini hesaba katmayın.” Diğer tahric: Müslim, Fiten; İbn Mâce, Zühd Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir kişinin, din veya dünya konusunda parmakla gösterilecek duruma gelmesi kötülük bakımından kendisine yeter. Ancak Allah'ın koruduğu kişiler bundan müstesnadır.”
حدثنا يوسف بن سلمان ابو عمر البصري، حدثنا حاتم بن اسماعيل، عن ابن عجلان، عن القعقاع بن حكيم، عن ابي صالح، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " ان لكل شيء شرة ولكل شرة فترة فان كان صاحبها سدد وقارب فارجوه وان اشير اليه بالاصابع فلا تعدوه " . قال ابو عيسى هذا حديث حسن صحيح غريب من هذا الوجه . - وقد روي عن انس بن مالك عن النبي صلى الله عليه وسلم انه قال " بحسب امري من الشر ان يشار اليه بالاصابع في دين او دنيا الا من عصمه الله
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) bize bir dörtgen şekli çizdi, bu şeklin ortasına bir çizgi çizdi ve bu çizgiyi dörtgenin dışına uzattı ve bu dörtgenin içindeki o çizgiye değişik çizikler çizerek şöyle buyurdu: “Şu ortadaki çizgi insan oğlu ve ömrüdür. Bu çizgiyi dört taraftan kuşatan dörtgen onun ecelidir. Şu küçük çizgiler ise hayatı boyunca o kimsenin başına gelecek sıkıntılar ve imtihanlarıdır birinden kurtulsa bir diğeri gelip onu bulacaktır. Dörtgenin dışındaki çizgi ise kişinin ümid ve hayalleridir.” Diğer tahric: İbn Mâce, Zühd; Buhârî, Rıkak Tirmizî: Bu hadis sahihtir
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا يحيى بن سعيد، حدثنا سفيان، عن ابيه، عن ابي يعلى، عن الربيع بن خثيم، عن عبد الله بن مسعود، قال خط لنا رسول الله صلى الله عليه وسلم خطا مربعا وخط في وسط الخط خطا وخط خارجا من الخط خطا وحول الذي في الوسط خطوطا فقال " هذا ابن ادم وهذا اجله محيط به وهذا الذي في الوسط الانسان وهذه الخطوط عروضه ان نجا من هذا ينهشه هذا والخط الخارج الامل " . هذا حديث صحيح