Loading...

Loading...
Kitap
121 Hadis
Bir Önceki (1329.) hadis-i şerifte geçen) hâdiseyi Nebi (s.a.v.)'den Ebû Hureyre de (rivayet etti, fakat bir önceki hadiste bulunan); "Bunun üzerine Ebû Bekr'e; "Ey Ebû Bekr sesini biraz yükselt"; Ömer'e de; "(Sesini) biraz kıs" dedi" cümlelerini nakletmedi. (Bir önceki hadise şu cümleleri de) ilâve etti: (Nebi sallallahu elayhi ve sellem Hz. Bilâl'e dedi ki): "Ey Bilal, sen de biraz şu sûreden, biraz da bu sûreden okuyordun." (Bilâl de Kur'an-ı Kerim); Tatlı bir kelâmdır. Allah onun bir kısmını bir kısmıyla beraber benim dilimde bir araya getiriyor; diye cevab verdi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.): "Hepiniz de doğru hareket ettiniz" buyurdu
حدثنا ابو حصين بن يحيى الرازي، حدثنا اسباط بن محمد، عن محمد بن عمرو، عن ابي سلمة، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم بهذه القصة لم يذكر فقال لابي بكر : " ارفع من صوتك شييا " . ولعمر : " اخفض شييا " . زاد : " وقد سمعتك يا بلال وانت تقرا من هذه السورة ومن هذه السورة " . قال : كلام طيب يجمع الله تعالى بعضه الى بعض . فقال النبي صلى الله عليه وسلم : " كلكم قد اصاب
Âişe (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre; Bir kimse geceleyin sesini yükselterek Kur'ân okumuş, sabah olunca Resûlullah (s.a.v.); "Allah falan kimseye rahmet etsin. Bana bu gece ne kadar âyet hatırlattı. Ben onları gerçekten unutmuştum" buyurmuş. Ebu Davud dedi ki: Bu hadisi Harun en-Nahvi de Hammad b. Seleme'den (şu şekilde) rivayet etti: "(Allah falan kimseye rahmet etsin bana); Âl-i İmrân Sûresi'nde bulunan bazı kelimeleri yani (Âl-i İmrân (3), 146) âyetini hatırlattı. Diğer tahric: Buhârî, şehâdât, fedâilu'l-Kur'ân; Muslim, musâfirîn; Ahmed b. Hanbel,VI
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا حماد، عن هشام بن عروة، عن عروة، عن عايشة، رضى الله عنها : ان رجلا، قام من الليل فقرا فرفع صوته بالقران، فلما اصبح قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " يرحم الله فلانا، كاين من اية اذكرنيها الليلة كنت قد اسقطتها " . قال ابو داود : رواه هارون النحوي عن حماد بن سلمة في سورة ال عمران في الحروف { وكاين من نبي}
Ebû Said (r.a.)'den; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) mescidde ittifaka girmişti. Sesli (Kur'ân) okumakta olan halkı işitince perdeyi açtı ve: "Dikkatli olun her biriniz Rabbine münâcâtta bulunuyor. Bazınız bazınızı rahatsız etmesin. (Kur'ân) okurken, veya "namazda" bazınız (sesini) bazınızın (sesi) üzerine çıkarmasın" buyurdu
حدثنا الحسن بن علي، حدثنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن اسماعيل بن امية، عن ابي سلمة، عن ابي سعيد، قال : اعتكف رسول الله صلى الله عليه وسلم في المسجد فسمعهم يجهرون بالقراءة، فكشف الستر وقال : " الا ان كلكم مناج ربه فلا يوذين بعضكم بعضا، ولا يرفع بعضكم على بعض في القراءة " . او قال : " في الصلاة
Ukbe b. Âmir el-Cühenî (r.a.)'den, demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kur'ân-ı Kerim'i açıktan okuyan, açıktan sadaka veren gibidir, gizli okuyan da gizli sadaka veren gibidir
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا اسماعيل بن عياش، عن بحير بن سعد، عن خالد بن معدان، عن كثير بن مرة الحضرمي، عن عقبة بن عامر الجهني، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " الجاهر بالقران كالجاهر بالصدقة، والمسر بالقران كالمسر بالصدقة
Âişe (r.anhâ)'dan; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) gecenin bir kısmında on rekât namaz kılardı. Ve bir rekatle de vitr yapar ve sabahın iki rekatlık sünnetini kılardı. Bu (şekilde kılınmış olan rekatlerin toplamı) on üç rekat olurdu
حدثنا ابن المثنى، حدثنا ابن ابي عدي، عن حنظلة، عن القاسم بن محمد، عن عايشة، قالت : كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يصلي من الليل عشر ركعات، ويوتر بسجدة، ويسجد سجدتى الفجر، فذلك ثلاث عشرة ركعة
Nebi (s.a.v.)'in eşi Âişe (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resülullah (s.a.v.) gecenin bir kısmında onbir rekat namaz kılar, bunlardan bir rekat ile de vitir yapardı. Onu bitirince müezzin gelinceye kadar sağ yanı üzerine yatıp uzanırdı
حدثنا القعنبي، عن مالك، عن ابن شهاب، عن عروة بن الزبير، عن عايشة، زوج النبي صلى الله عليه وسلم : ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يصلي من الليل احدى عشرة ركعة، يوتر منها بواحدة، فاذا فرغ منها اضطجع على شقه الايمن
Âişe (r.anhâ)'dan; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) yatsı namazını bitirdikten sonra sabah oluncaya kadar onbir rekat namaz kılardı. Her iki rekatte bir selâm verir, bir rekatle de vitr yapardı. Secdede iken başını kaldırmadan önce elli âyet okuyacak kadar beklerdi. Müezzin sabah namazının birinci ezanını bitirince kalkar, hafif iki rekat (namaz) kılar, sonra da müezzin gelinceye kadar sağ tarafına yatıp uzanırdı
حدثنا عبد الرحمن بن ابراهيم، ونصر بن عاصم، - وهذا لفظه - قالا حدثنا الوليد، حدثنا الاوزاعي، - وقال نصر : عن ابن ابي ذيب، والاوزاعي، - عن الزهري، عن عروة، عن عايشة، - رضى الله عنها - قالت : كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يصلي فيما بين ان يفرغ من صلاة العشاء الى ان ينصدع الفجر احدى عشرة ركعة، يسلم من كل ثنتين ويوتر بواحدة، ويمكث في سجوده قدر ما يقرا احدكم خمسين اية قبل ان يرفع راسه، فاذا سكت الموذن بالاولى من صلاة الفجر قام فركع ركعتين خفيفتين، ثم اضطجع على شقه الايمن حتى ياتيه الموذن
İbn Şihab ez-Zührî (bir önceki 1336. hadisin) mânâsını senediyle birlikte rivayet etmiştir. (Bu hadisin metnini Râvi Süleyman b. Dâvûd); "bir (rekat) ile vitr yapardı, başını kaldırmadan önce elli âyet okuyacak kadar secdede kalırdı. Müezzin sabah namazının ezanını okuyup da sabahın olduğu kendisine malum olunca" (şeklinde) nakl etti. (Sonra da bir önceki hadisin geri kalan metninin) mânâsını rivayet etti ve (Süleyman b. Dâvud) dedi ki: (Bu hadisi râvilerin) bir kısmı bir kısmından farklı ilavelerle rivayet etti
حدثنا سليمان بن داود المهري، حدثنا ابن وهب، اخبرني ابن ابي ذيب، وعمرو بن الحارث، ويونس بن يزيد، ان ابن شهاب، اخبرهم باسناده، ومعناه،، قال : ويوتر بواحدة، ويسجد سجدة قدر ما يقرا احدكم خمسين اية قبل ان يرفع راسه، فاذا سكت الموذن من صلاة الفجر وتبين له الفجر . وساق معناه . قال : وبعضهم يزيد على بعض
Âişe (r.anhâ)'dan; demiştir ki: ResuluIIah (s.a.v.) geceleyin onüç rekat namaz kılardı. Bunlardan beş (rekat)i ile vitr yapardı. En son rekatta oturup da selâm verinceye kadar bu beş (rekat)'in hiçbirinde oturmazdı. Ebû Dâvûd dedi ki: (Bu hadisin) bir benzerini de İbn Numeyr, Hişam'dan rivayet etti. Diğer tahric: Müslim, müsafirin; Tirmizî, vitr; Dârimîsala; Ahmed b. Hanbel, VI
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا وهيب، حدثنا هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، قالت : كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يصلي من الليل ثلاث عشرة ركعة يوتر منها بخمس، لا يجلس في شىء من الخمس حتى يجلس في الاخرة فيسلم . قال ابو داود : رواه ابن نمير عن هشام، نحوه
Âişe (r.anhâ)'dan; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) geceleyin onüç rekat (namaz) kılardı. Sonra sabah ezanım duyunca hafif iki rekat namaz kılardı
حدثنا القعنبي، عن مالك، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، قالت : كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يصلي بالليل ثلاث عشرة ركعة، ثم يصلي اذا سمع النداء بالصبح ركعتين خفيفتين
Âişe (r.arihâ)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v.) geceleyin onüç rekat (namaz) kılardı. (Şöyle ki) sekiz rekat kılardı ve bir rekatle de vitr yapardı ve iki rekat da oturarak kılarak (Müslim b. İbrahim); "vitrden sonra (kılardı)" diye rivayet etti. Sonra (her ikisinin rivayeti de şu şekilde) birleşti: Rükû yapmak istediği zaman ayağa kalkar rükû' yapardı. Sabah ezanıyla ikamet arasında iki rekat daha kılardı
حدثنا موسى بن اسماعيل، ومسلم بن ابراهيم، قالا حدثنا ابان، عن يحيى، عن ابي سلمة، عن عايشة، : ان نبي الله صلى الله عليه وسلم كان يصلي من الليل ثلاث عشرة ركعة، وكان يصلي ثماني ركعات، ويوتر بركعة، ثم يصلي - قال مسلم : بعد الوتر، ثم اتفقا - ركعتين وهو قاعد، فاذا اراد ان يركع قام فركع، ويصلي بين اذان الفجر والاقامة ركعتين
Ebû Seleme b. Abdirrahmân'dan rivayet edildiğine göre Kendisi, Nebi (s.a.v.)'in eşi Âişe (r.anhâ)'ya; Ramazanda Resûlullah (s.a.v.)'in namazı nasıldı? diye sormuş. O da şu cevabı vermiş: Resûlullah (s.a.v.) ne Ramazanda ne de Ramazanın dışında (geceleri) onbir rekattan fazla (nafile) kılmazdı. (Önce) dört rekat namaz kılardı. Artık onların güzelliğinden uzunluğundan hiç sorma, sonra dört rekat (daha) kılardı. Onların da güzelliğinden ve uzunluğundan hiç sorma, sonra üç rekat (daha) kılardı. Ben: Ey Allah'ın Resulü, vitri kılmadan önce uyuyor musun? dedim, (o da): "Ey Âişe benim gözlerim uyur, fakat kalbim uyumaz.” buyurdu
حدثنا القعنبي، عن مالك، عن سعيد بن ابي سعيد المقبري، عن ابي سلمة بن عبد الرحمن، انه اخبره : انه، سال عايشة زوج النبي صلى الله عليه وسلم كيف كانت صلاة رسول الله صلى الله عليه وسلم في رمضان فقالت : ما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يزيد في رمضان ولا في غيره على احدى عشرة ركعة : يصلي اربعا فلا تسال عن حسنهن وطولهن، ثم يصلي اربعا فلا تسال عن حسنهن وطولهن، ثم يصلي ثلاثا، قالت عايشة - رضى الله عنها - فقلت : يا رسول الله اتنام قبل ان توتر قال : " يا عايشة ان عينى تنامان ولا ينام قلبي
Sa'd b. Hişâm (r.a.)'dan; demiştir ki: Karımı boşadım ve Medine'de bulunan bana ait bir akarı satmak ve silah satın alıp gazaya iştirak etmek için Medine'ye geldim. Nebi (s.a.v.)'in ashabından bir toplulukla karşılaştım. Bana; "Bizden altı kişi daha böyle yapmak istemişse de, Nebi (s.a.v.) onları bu işten nehyetti ve (kendilerine) "Gerçekten Allah'ın Resulünde sizin için güzel bu örnek vardır" buyurdu" dediler. Bunun üzerine İbn Abbâs'a geldim. O'na Nebi (s.a.v.)'in vitrini sordum (da bana): Sana Resûlullah (s.a.v.)'in vitrini insanların en iyi bilenini göstereyim mi? Hemen (Hz.) Âişe'ye git, diye cevab verdi. Bunun üzerine Hz. Âişe'ye gitmeye karar verdim ve Hakîm b. Eflah'dan bana arkadaşlık etmesini rica ettim. Kabul etmedi. Bunun üzerine "Allah aşkına" diyerek kendisine and verdim de benimle beraber gel(meyi kabul et)di. Hz. Âişe'nin (kapısına vardık ve) yanına girmek için izin istedik. Hz. Âişe: Kimdir o? diye sordu. (Hakîm de): Hakîm b. Eflâh, diye cevab verdi. (Hz. Âişe): Yanındaki kimdir? dedi. (Hakîm:) Sa'd b. Hişâm'dır, dedi. (Hz. Âişe:) Şu Uhud'da şehid edilen Âmir'in oğlu Hişâm mı? dedi. (Hakîm:) Evet dedim ya! diye cevab verdi. (Hz. Âişe de:) Âmir ne iyi insandı! dedi. (Sa'd b. Hişâm) dedi ki: Ben: Ey Mu'minlerin annesi, bana Resûlullah'ın ahlâkını anlat dedim. O da: Sen Kur'ân okuyorsun değil mi? İşte gerçekten Resûlullah'ın ahlâkı Kur'an idi, dedi. Ben: Bana Resûlullah (s.a.v.)'in gece namazım anlat, dedim. Sen Kur'ân'ı (yani Kur'ân'daki Müzemmil) sûresini okuyorsun değil mi? dedi. Ben de: Evet, dedim. O da: Bu sürenin başı nazil olunca Resûlullah (s.a.v.)'in ashabı (geceleyin) kalktılar da ayakları şişinceye kadar (namaz kıldılar). Bu sûrenin sonu on iki ay semâda tutuldu. (On iki ay) sonra son tarafı nazil oldu. gece namazı da farzdan sonra (kılınan) bir nafile hâlini aldı; diye cevab verdi. Ben: Bana Nebi (s.a.v.)'in vitrini anlat, dedim. (O da:) Hiç oturmadan sekiz rekat (namaz) kılardı. Ancak sekizinci (rekat)da otururdu. Sonra kalkar bir rekat daha kılardı. Sekizinci ve dokuzuncu rekatların dışında oturmazdı ve sadece dokuzuncu rekatte selâm verirdi. Daha sonra kalkar iki rekât de oturarak kılardı. İşte yavrucuğum bu namaz onbir rekattır.Yaşlanıp da şişmanlayınca yedi rekat vitr kılıyordu. Ancak altıncı ve yedinci rekatte oturuyor, selâmı da sadece yedinci rekatte veriyordu. Sonra da kalkıyor ve oturarak iki rekat daha kılıyordu. Ey yavrucuğum, işte bu (namaz) da dokuz rekattır. Resûlullah (s.a.v.) hiç bir zaman geceyi sabaha kadar tamamen namaz kılarak da geçirmedi, Kur'ân okuyarak da geçirmedi. Ramazanın dışında hiç bir ay'ı da tamamen oruçlu olarak geçirmedi. (Nafile) bir namaz kıldı mı ona devam ederdi. Uykulu gözleri kendisine galebe edecek olursa, (o namazı) gündüzün on iki rekat olarak kılardı, dedi. İbn Abbas'a geldim kendisine bu durumu haber verdim; "Vallahi (doğru) söz dediğin böyle olur. Şayet ben onunla konuşuyor olsaydım, ona varır bu sözü bizzat kendi ağzından dinlerdim; dedi. Ben de: Eğer ben senin onunla konuşmadığım bilseydim. (Bunları) sana anlatmazdım, dedim
(Önceki 1342. hadisin) bir benzeri de aynı senetle Katâde'den rivayet edilmiştir. (Said) dedi ki: "Sekiz rekat namaz kılardı. Bunlarda sadece sekizinci rekatta otururdu. Allah'ı zikreder, duâ eder ve bize işittirerek selâm verirdi. Selâm verdikten sonra oturarak iki rekat namaz kılardı. Sonra bir rekat daha kılardı. Ey oğulcuğum, işte bunlar onbir rekattir. Resûlullah (s.a.v.) yaşlanıp da şişmanlayınca yedi rekat vitr kılardı. Selâm verdikten sonra iki rekatte oturarak kılardı. (Katade önceki hadisin) mânâsını, "(kendi) ağzından dinlerdim" kelimesine kadar nakletti
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا يحيى بن سعيد، عن سعيد، عن قتادة، باسناده نحوه قال : يصلي ثمان ركعات لا يجلس فيهن الا عند الثامنة، فيجلس فيذكر الله عز وجل، ثم يدعو، ثم يسلم تسليما يسمعنا، ثم يصلي ركعتين وهو جالس بعد ما يسلم، ثم يصلي ركعة، فتلك احدى عشرة ركعة يا بنى، فلما اسن رسول الله صلى الله عليه وسلم واخذ اللحم اوتر بسبع، وصلى ركعتين وهو جالس بعد ما يسلم، بمعناه الى مشافهة
Şu (önceki 1343.) hadis-i şerifi Said (b. Ebi Arûbe) de rivayet etti. Ve Yahya b. Saîd'in dediği gibi "Bize işittirecek derecede selâm verirdi" dedi
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا محمد بن بشر، حدثنا سعيد، بهذا الحديث قال : يسلم تسليما يسمعنا كما قال يحيى بن سعيد
Şu (bir önceki 1344.) hadisi Muhammed b. Beşşâr da İbn Ebî Adiyy vasıtasıyla Said (b. Ebi Arûbe)'den (rivayet etmiştir). İbn Beşşâr da Yahya b. Said hadisinin aynısını (rivayet etti). Ancak (farklı olarak) "bize işittirecek derecede selâm verirdi" ibaresini nakletmedi
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا ابن ابي عدي، عن سعيد، بهذا الحديث قال ابن بشار بنحو حديث يحيى بن سعيد الا انه قال : ويسلم تسليمة يسمعنا
Zürâre b. Evfâ'nın rivayet ettiğine göre Hz. Âişe'ye Resûlullah (s.a.v.)'ın gece namazı sorulmuş. O da şöyle cevab vermiştir: Yatsı namazını cemaatle kılardı, sonra evine dönüp dört rekat namaz kılar sonra yatağına girer ve uyurdu. Abdest suyu başının ucunda örtülü olurdu. Misvakı da (yakınına) konulurdu. Nihayet Allah Teâla onu geceleyin uyandırmak istediği saatte uyandırırdı. (Uykudan kalkınca) dişlerini misvaklar ve güzelce abdest alırdı, sonra namaza kalkar sekiz rekat namaz kılardı. Her rekatte Ummu'l-Kitab (Fatiha) ile Kur'ân'dan bir sûre ve Allah'ın dilediği kadar (âyet) okurdu. Sekizinci rekatte oturuncaya kadar bu rekatlerinin hiç birinde oturmazdı (ve hiçbirisinde) selâm vermezdi. Dokuzuncu rekatte de okur ve sonra oturur, Allah'ın kendisine duâ etmesini istediği şeylerle dua eder ve dilekte bulunurdu; buna çok rağbet ederdi ve (nihayet) neredeyse ev halkını uyandıracak şekilde yüksek sesle selâm verirdi. Sonra oturarak Ümmu'l-Kitabı (ve bir sûre) okur ve oturarak rükû yapardı, ikinci (rekatte) de okuyup, oturarak rüku' ve secdeye varırdı. Allah'ın kendisine dua etmesini istediği şeylerle dua ederdi. Sonra selâm verir (namazdan) çıkardı. Resûlullah'ın namazı şişmanlayıncaya kadar bu şekilde devam etti. (ihtiyarlayıp da şişmanlayınca) dokuz rekatten iki rekat eksiltti, altı ve yedi rekate indirdi ve (vitrden sonra) oturarak iki rekat daha (kılmaya devam etti) vefat edinceye kadar (böyle idi). Allah'ın salat-u selâmı onun üzerine olsun
حدثنا علي بن حسين الدرهمي، حدثنا ابن ابي عدي، عن بهز بن حكيم، حدثنا زرارة بن اوفى، : ان عايشة، - رضى الله عنها - سيلت عن صلاة رسول الله صلى الله عليه وسلم في جوف الليل، فقالت : كان يصلي صلاة العشاء في جماعة، ثم يرجع الى اهله فيركع اربع ركعات، ثم ياوي الى فراشه وينام وطهوره مغطى عند راسه، وسواكه موضوع حتى يبعثه الله ساعته التي يبعثه من الليل، فيتسوك ويسبغ الوضوء، ثم يقوم الى مصلاه فيصلي ثمان ركعات يقرا فيهن بام الكتاب وسورة من القران وما شاء الله، ولا يقعد في شىء منها حتى يقعد في الثامنة، ولا يسلم، ويقرا في التاسعة، ثم يقعد فيدعو بما شاء الله ان يدعوه، ويساله ويرغب اليه ويسلم تسليمة واحدة شديدة، يكاد يوقظ اهل البيت من شدة تسليمه، ثم يقرا وهو قاعد بام الكتاب، ويركع وهو قاعد، ثم يقرا الثانية فيركع ويسجد وهو قاعد، ثم يدعو ما شاء الله ان يدعو، ثم يسلم وينصرف، فلم تزل تلك صلاة رسول الله صلى الله عليه وسلم حتى بدن فنقص من التسع ثنتين، فجعلها الى الست والسبع وركعتيه وهو قاعد حتى قبض على ذلك صلى الله عليه وسلم
Şu (önceki 1346.) hadisi aynı senetle Behz b. Hakîm de rivayet etti. (Şöyle ki); "Yatsıyı kılardı. Sonra yatağına girerdi" dedi, (fakat) dört rekatı zikretmedi. (Bunun dışında) Önceki hadisi (olduğu gibi) nakletti. Bu hadiste (şu sözleri de) rivayet etti: "Sekiz rekat kılardı; kıraat, rükû ve sücûd bakımından her rekatı eşit yapardı. Bunlardan sadece sekizinci rekatte otururdu. Otururdu (fakat) selâm vermeden ayağa kalkıp bir rekat daha kılar onunla vitir yapardı. Sonra sesini yükselterek bir selâm verirdi ki, (bu sesiyle) bizi uykudan uyandırırdı. (Behz b. Hakîm), bundan sonra (önceki hadisin) mânâsını rivayet etti
حدثنا هارون بن عبد الله، حدثنا يزيد بن هارون، اخبرنا بهز بن حكيم، فذكر هذا الحديث باسناده قال : يصلي العشاء ثم ياوي الى فراشه، لم يذكر الاربع ركعات، وساق الحديث قال فيه : فيصلي ثماني ركعات يسوي بينهن في القراءة والركوع والسجود، ولا يجلس في شىء منهن الا في الثامنة، فانه كان يجلس ثم يقوم ولا يسلم، فيصلي ركعة يوتر بها، ثم يسلم تسليمة يرفع بها صوته حتى يوقظنا، ثم ساق معناه
Zürâre b. Eb îEvfâ'nın rivayet ettiğine göre mü'minlerin annesi Aişe (r.anhâ)'ya, Resûlullah (s.a.v.)'in namazı sorulmuş o da (şöyle) cevab vermiştir: Yatsı namazını halka kıldırınca evine döner, dört (rekat daha) kılardı. Sonra yatağına girerdi. Daha sonra (Zürâre b. Ebî Evfâ bir Önceki 1347.) hadisi sonuna kadar nakletti. (Fakat) "kıraat, rükû, sücûd bakımından her rekatı eşit tutardı" (sözünü) nakletmedi; selâm (konusunda) da "bizi uyandırırdı" (sözünü) rivayet etmedi
حدثنا عمر بن عثمان، حدثنا مروان، - يعني ابن معاوية - عن بهز، حدثنا زرارة بن اوفى، عن عايشة ام المومنين، : انها سيلت عن صلاة، رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالت : كان يصلي بالناس العشاء، ثم يرجع الى اهله فيصلي اربعا، ثم ياوي الى فراشه، ثم ساق الحديث بطوله ولم يذكر : يسوي بينهن في القراءة والركوع والسجود . ولم يذكر في التسليم : حتى يوقظنا
Şu (bir önceki) hadis, Sa'd b. Hişâm vasıtasıyla Hz. Âişe'den de rivayet olunmuştur. (Bu hadisi 1347 numaradaki şekliyle Yezid b. Hârûn, 1346 numaradaki şekli ile İbn Ebî Adiyy, 1348 numaradaki şekliyle Mervan b. Muaviye rivayet etmiştir). Fakat bu râvilerin hadislerinin hiçbirisi de tam değildir
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا حماد، - يعني ابن سلمة - عن بهز بن حكيم، عن زرارة بن اوفى، عن سعد بن هشام، عن عايشة، - رضى الله عنها - بهذا الحديث وليس في تمام حديثهم
حدثنا حفص بن عمر، حدثنا همام، حدثنا قتادة، عن زرارة بن اوفى، عن سعد بن هشام، قال : طلقت امراتي فاتيت المدينة لابيع عقارا كان لي بها، فاشتري به السلاح واغزو، فلقيت نفرا من اصحاب النبي صلى الله عليه وسلم فقالوا : قد اراد نفر منا ستة ان يفعلوا ذلك فنهاهم النبي صلى الله عليه وسلم وقال : " لقد كان لكم في رسول الله اسوة حسنة " . فاتيت ابن عباس فسالته عن وتر النبي صلى الله عليه وسلم فقال : ادلك على اعلم الناس بوتر رسول الله صلى الله عليه وسلم فات عايشة رضى الله عنها . فاتيتها فاستتبعت حكيم بن افلح فابى فناشدته فانطلق معي، فاستاذنا على عايشة، فقالت : من هذا قال : حكيم بن افلح . قالت : ومن معك قال : سعد بن هشام . قالت : هشام بن عامر الذي قتل يوم احد قال قلت : نعم . قالت : نعم المرء كان عامرا . قال قلت : يا ام المومنين حدثيني عن خلق رسول الله صلى الله عليه وسلم . قالت : الست تقرا القران فان خلق رسول الله صلى الله عليه وسلم كان القران . قال قلت : حدثيني عن قيام الليل قالت : الست تقرا { يا ايها المزمل } قال قلت : بلى . قالت : فان اول هذه السورة نزلت، فقام اصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم حتى انتفخت اقدامهم، وحبس خاتمتها في السماء اثنى عشر شهرا، ثم نزل اخرها فصار قيام الليل تطوعا بعد فريضة . قال قلت : حدثيني عن وتر النبي صلى الله عليه وسلم . قالت : كان يوتر بثمان ركعات لا يجلس الا في الثامنة، ثم يقوم فيصلي ركعة اخرى، لا يجلس الا في الثامنة والتاسعة، ولا يسلم الا في التاسعة، ثم يصلي ركعتين وهو جالس فتلك احدى عشرة ركعة يا بنى، فلما اسن واخذ اللحم اوتر بسبع ركعات لم يجلس الا في السادسة والسابعة، ولم يسلم الا في السابعة، ثم يصلي ركعتين وهو جالس، فتلك هي تسع ركعات يا بنى، ولم يقم رسول الله صلى الله عليه وسلم ليلة يتمها الى الصباح، ولم يقرا القران في ليلة قط، ولم يصم شهرا يتمه غير رمضان، وكان اذا صلى صلاة داوم عليها، وكان اذا غلبته عيناه من الليل بنوم صلى من النهار ثنتى عشرة ركعة . قال : فاتيت ابن عباس فحدثته . فقال : هذا والله هو الحديث، ولو كنت اكلمها لاتيتها حتى اشافهها به مشافهة . قال قلت : لو علمت انك لا تكلمها ما حدثتك