Loading...

Loading...
Kitap
502 Hadis
Şu (bir önceki 4792. hadiste anlatılan) olay hakkında Hz. Aişe'den (gelen bir rivayete göre) Nebi (s.a.v.): "Ey Aişe! Dilin (in şerrin) den korunmak için kendilerine ikram edilen kimseler, şüphesiz insanların en şerlılerindendir."buyurmuştur. İzah 4792 de idi
حدثنا عباس العنبري، حدثنا اسود بن عامر، حدثنا شريك، عن الاعمش، عن مجاهد، عن عايشة، في هذه القصة قالت فقال تعني النبي صلى الله عليه وسلم " يا عايشة ان من شرار الناس الذين يكرمون اتقاء السنتهم
Hz. Enes'den demiştir ki: (Gizlice bir derdini açmak üzere) ağzmı Nebi (s.a.v.)'in kulağına yaklaştıran hiçbir adam görmedim ki o adam başını (Hz. Nebi'den) uzaklaştırmadıkça (Rasûlullah) başını (ondan) uzaklaştırmış olsun. Yine (Hz. Nebi'in) elini tutan hiç bir adam görmedim ki o adam (Hz. Nebiin) elini bırakmadıkça (Hz. Nebi onun) elini bırakmış olsun
حدثنا احمد بن منيع، حدثنا ابو قطن، اخبرنا مبارك، عن ثابت، عن انس، قال ما رايت رجلا التقم اذن رسول الله صلى الله عليه وسلم فينحي راسه حتى يكون الرجل هو الذي ينحي راسه وما رايت رجلا اخذ بيده فترك يده حتى يكون الرجل هو الذي يدع يده
(Abdullah) b. Ömer'den (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) kardeşine (fazla) utanma(ması) hakkında öğüt vermekte olan ensardan bir zat'ın yanına uğramış da: "Onu bırak! Çünkü utanmak imandandır" buyurmuştur
حدثنا القعنبي، عن مالك، عن ابن شهاب، عن سالم بن عبد الله، عن ابن عمر، ان النبي صلى الله عليه وسلم مر على رجل من الانصار وهو يعظ اخاه في الحياء فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " دعه فان الحياء من الايمان
Ebu Katede'den demiştir ki: Biz, İmran b. Husayn ile birlikte idik. Orada Buşeyr İbn Ka'b da vardı. (Bir ara) İmran İbn Husayn (söze başlayıp), Rasûlullah'ın (s.a.v.): "Utanma tamamiyle hayırdır" dediğini ya da "utanma(nın) hepsi de hayırdır" buyurduğunu söyledi. Bunun üzerine Büşeyr İbn Ka'b'ın: "Biz bazı kitaplarda bazı hayaların vakar (ağırlık), bazısının sekînet (iç huzuru), bazısının da zayıflık (kaynağı) olduğuna rastladık" dedi. İmran hadisi tekrar rivayet etti. Büşeyr de sözü(nü) tekrarladı; (haya'nın bir takım zaafların kaynağı olduğunu ifade eden Büşeyr'in bu sözlerini ikinci kez işiten) İmran öfkelenip gözleri kıpkırmızı oldu ve (Büşeyr'e hitaben): Görüyorum ki, ben sana Rasûlullah (s.a.v.)'den söz ediyorum, sen de bana kitaplarından bahsediyorsun, dedi. (Biz bu durumu görünce İmran'ın daha fazla kızmasını önlemek için kendisine): Ey Ebu Nüceyd, (artık bu kadarı) yeter! dedik
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا حماد، عن اسحاق بن سويد، عن ابي قتادة، قال كنا مع عمران بن حصين وثم بشير بن كعب فحدث عمران بن حصين، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " الحياء خير كله " . او قال " الحياء كله خير " . فقال بشير بن كعب انا نجد في بعض الكتب ان منه سكينة ووقارا ومنه ضعفا . فاعاد عمران الحديث واعاد بشير الكلام قال فغضب عمران حتى احمرت عيناه وقال الا اراني احدثك عن رسول الله صلى الله عليه وسلم وتحدثني عن كتبك . قال قلنا يا ابا نجيد ايه ايه
Ebu Mes’ud (r.a.)'dan (rivayet edildiğine göre) Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İnsanların ilk Nebilikten beri duyageldikleri sözlerden biri; utanmazsan dilediğini yap! sözüdür
حدثنا عبد الله بن مسلمة، حدثنا شعبة، عن منصور، عن ربعي بن حراش، عن ابي مسعود، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان مما ادرك الناس من كلام النبوة الاولى اذا لم تستح فافعل ما شيت
Aişe (r.anhâ)'dan (rivayet edilmiştir); dedi ki: Rasûlulah (s.a.v.)'i (şöyle) derken işittim: "Muhakkak ki mu'min, ahlâkının güzelliği sebebi île (gündüzleri) oruç tutan (ve geceleri de) Allah'a ibâdetle geçiren kimsenin derecesine ulaşır
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا يعقوب، - يعني الاسكندراني - عن عمرو، عن المطلب، عن عايشة، رحمها الله قالت سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ان المومن ليدرك بحسن خلقه درجة الصايم القايم
Ebu'd Derdâ (r.a.)'den (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) (şöyle) buyurmuştur: "Terazide güzel huydan daha ağır basacak olan bir şey yoktur." (Bu hadisin ravilerinden) Ebul Velid (et-Tayâlisî, bu hadisi el Kasım b: Ebi Bezze'den) sema' yoluyla, yani ben, Ata el Keyharanî'yi (şöyle şöyle derken) işittim, (şeklinde) rivayet etti. (Diğer râvi Hafs b. Ömer ise el-Kasım'dan an'ane tarikiyle rivayet etti.) Ebu Dâvud der ki: (Sözü geçen) o (Ata el Keyharhanf den maksat) Ata İbn Yakub'dur ve ibrahim Ibn Nafi'nin dayısıdır. Keyharânî ve Gevharâ-nî (nisbeileriyle) anılır. Diğer tahric edenler: Tirmizî, Birr; Ahmed b. Hanbel, VI
حدثنا ابو الوليد الطيالسي، وحفص بن عمر، قالا حدثنا ح، وحدثنا ابن كثير، اخبرنا شعبة، عن القاسم بن ابي بزة، عن عطاء الكيخاراني، عن ام الدرداء، عن ابي الدرداء، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " ما من شىء اثقل في الميزان من حسن الخلق " . قال ابو الوليد قال سمعت عطاء الكيخاراني . قال ابو داود وهو عطاء بن يعقوب وهو خال ابراهيم بن نافع يقال كيخاراني وكوخاراني
Ebû Umame'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.; 'şöyle) buyurmuştur: "Ben, haklıyken bile çekişmeye girmekten kaçınan kimse için cennetin kenarından; şakadan da olsa yalan söylemeye yanaşmayan kimse için cennetin ortasından, huyunu güzelleştiren kimse için de cennetin en yükseğinden bir "köşk (verilmesin)e kefilim." Tahric edenler: Tirmizî, birr; Nesâî, cihad; İbn Mâce, mukaddime
حدثنا محمد بن عثمان الدمشقي ابو الجماهر، قال حدثنا ابو كعب، ايوب بن محمد السعدي قال حدثني سليمان بن حبيب المحاربي، عن ابي امامة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " انا زعيم ببيت في ربض الجنة لمن ترك المراء وان كان محقا وببيت في وسط الجنة لمن ترك الكذب وان كان مازحا وببيت في اعلى الجنة لمن حسن خلقه
Hârise İbn Vehb'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) şöyle) buyurmuştur: "Çok şişman olup böbürlenerek yürüyen, kibirli, cimri ve hilekâr kimse cennete girmez, kendini beğenmiş katı kalpli insan da giremez
حدثنا ابو بكر، وعثمان، ابنا ابي شيبة قالا حدثنا وكيع، عن سفيان، عن معبد بن خالد، عن حارثة بن وهب، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يدخل الجنة الجواظ ولا الجعظري " . قال والجواظ الغليظ الفظ
Hz. Enes'den (rivayet edilmiştir) dedi ki: (Nebi (s.a.v.)'in) "el-adbâ" (isimli devesi)nin (yarışlarda) hiç önüne geçilmezdi. (Bir gün) bir bedevî kendisine ait bir yük devesinin üzerinde geldi ve Adbâ ile yarışa girip onu geçti. Bu geçiş Rasûlullah (s.a.v.)'in sahabilerine ağır gelir gibi oldu. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): "Dünyada her yükselen şeyi (oradan tekrar) aşağı indirmek Allah'ın kanunudur" buyurdu. Tahric edenler: Buhari, cihad; rikâk, Nesâî hayl
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا حماد، عن ثابت، عن انس، قال كانت العضباء لا تسبق فجاء اعرابي على قعود له فسابقها فسبقها الاعرابي فكان ذلك شق على اصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " حق على الله عز وجل ان لا يرفع شييا من الدنيا الا وضعه
(Yine) Hz. Enes'den (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Dünyadakilerden her yükselen şeyi (oradan tekrar) aşağı indirmek, Aziz ve Celil olan Allah'ın kanunudur
حدثنا النفيلي، حدثنا زهير، حدثنا حميد، عن انس، بهذه القصة عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " ان حقا على الله عز وجل ان لا يرتفع شىء من الدنيا الا وضعه
Hemmâm (r.a.)"den (rivayet edilmiştir); Bir adam gelip (Hz. Nebi'in huzurunda) Hz. Osman'ı yüzüne karşı övdü. (Orada bulunan) el Mikdâd İbn el Esved de (yerden bir avuç) toprak alıp (öven kimsenin) yüzüne saçtı ve: Rasûlullah (s.a.v.): "(Böyle yüze karşı) "medhedenlerle karşılaştığınız zaman yüzlerine toprak saçınız, buyurdu" dedi
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا وكيع، حدثنا سفيان، عن منصور، عن ابراهيم، عن همام، قال جاء رجل فاثنى على عثمان في وجهه فاخذ المقداد بن الاسود ترابا فحثا في وجهه وقال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذا لقيتم المداحين فاحثوا في وجوههم التراب
(Abdurrahman İbn Ebi Bekre'nin) babasından (rivayet edildiğine göre) bir adam, (diğer) bir adamı, Nebi (s.a.v.)'in huzurunda (yüzüne karşı) övmüştü de (Hz. Nebi) O'na üç defa: "(Bu sözlerinle) arkadaşının boynunu kestin" deyip sonra da: "Biriniz arkadaşını mutlaka övecekse şöyle demelidir: "Ben onun -söylemek istediklerini söyleyerek- şöyle şöyle olduğunu düşünüyorum; (fakat kalbini bilemediğimden) Onun iyiliğine dair Allah'a karşı sahicilik edemem
حدثنا احمد بن يونس، حدثنا ابو شهاب، عن خالد الحذاء، عن عبد الرحمن بن ابي بكرة، عن ابيه، ان رجلا، اثنى على رجل عند النبي صلى الله عليه وسلم فقال له " قطعت عنق صاحبك " . ثلاث مرات ثم قال " اذا مدح احدكم صاحبه لا محالة فليقل اني احسبه كما يريد ان يقول ولا ازكيه على الله
Mutarrif (İbn Abdullah İbn eş-Şıhhîr)dan demiştir ki: Babam dedi ki: (Ben birgiin) Âmir oğullarının elçileriyle birlikte (elçi olarak) Rasûlullah (s.a.v.)'in huzuruna gitmiştim. (Orada Hz. Nebie): Sen bizim Seyyidimizsin, dedik de, (Resulü Ekrem): Seyyid Allah'dır, buyurdu. Biz: Sen bizim faziletçe en faziletlimiz, (eşe, dosta iyilik elini) uzatma bakımından da en üstünümüz sensin, dedik. Bu sözünüzü söyleyiniz -yahutta- (bu) sözünüzün bazısını (söyleyiniz; fakat bir kısmını bırakınız, taki) şeytan sizi (bazı sözlerinizle kendi yoluna) sürüklemesin
حدثنا مسدد، حدثنا بشر، - يعني ابن المفضل - حدثنا ابو مسلمة، سعيد بن يزيد عن ابي نضرة، عن مطرف، قال قال ابي انطلقت في وفد بني عامر الى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقلنا انت سيدنا . فقال " السيد الله تبارك وتعالى " . قلنا وافضلنا فضلا واعظمنا طولا . فقال " قولوا بقولكم او بعض قولكم ولا يستجرينكم الشيطان
Abdullah İbn Mugaffel'den (rivayet edildiğine göre): Rasûlullah (s.a.v.) (şöyle) buyurmuştur: "Muhakkak ki Allah (kullarına karşı son derece) yumuşak muamele eder ve yumuşaklığı sever, şiddet karşılığında vermediğini yumuşaklık karşılığında verir
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا حماد، عن يونس، وحميد، عن الحسن، عن عبد الله بن مغفل، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ان الله رفيق يحب الرفق ويعطي عليه ما لا يعطي على العنف
el-Mikdam İbn Şüreyh babasından (rivayetle) demiştir ki: Hz. Aişe'ye (Rasûlullah (s.a.v.)'in) kır gezisine çıkma (sın)dan sordum da: Rasûlullah (s.a.v.) yukarıdan aşağıya inen şu (karşıdaki) su kanallarına geziye çıkardı. Bir defasında (böyle bir) kır gezisine çıkmak istemişti de (bu yolculukta benim binmem için) bana zekat develerinden olan ve binmek için kullanılmayan bir dişi deve göndermişti ve bana: "Ey Aişe! Şüphesiz ki yumuşak davranmak bir şeyde bulunursa onu mutlaka süsler kendisinden uzak kılındığı şeyi de mutlaka lekeler" buyurdu. (Râvi) İbn es-Sabbah rivayetinde (metinde geçen); "Muharreme" kelimesini üzerine binilmeyen (deve) diye açıkladı
حدثنا عثمان، وابو بكر ابنا ابي شيبة ومحمد بن الصباح البزاز قالوا حدثنا شريك، عن المقدام بن شريح، عن ابيه، قال سالت عايشة عن البداوة، فقالت كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يبدو الى هذه التلاع وانه اراد البداوة مرة فارسل الى ناقة محرمة من ابل الصدقة فقال لي " يا عايشة ارفقي فان الرفق لم يكن في شىء قط الا زانه ولا نزع من شىء قط الا شانه " . قال ابن الصباح في حديثه محرمة يعني لم تركب
Cerir (İbn Abdullah el Becelî -r.a.- dan rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) (şöyle) buyurmuştur: "Yumuşak huyluluktan mahrum olan her hayırdan mahrum kalır
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا ابو معاوية، ووكيع، عن الاعمش، عن تميم بن سلمة، عن عبد الرحمن بن هلال، عن جرير، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من يحرم الرفق يحرم الخير كله
A'meş dedi ki: Ben o (akranım ola)nların Mus'ab b. Sa'd'ın babası (Sa'd b. Ebî Vakkas) dan rivayet ettiklerini duyduğum; benim de ancak Nebi'den geldiğini bildiğim bir rivayete göre; Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Âhiret amel(ler)i dışında (kalan) her işte teenni (elden bırakılmamalıdır)
حدثنا الحسن بن محمد بن الصباح، حدثنا عفان، حدثنا عبد الواحد، حدثنا سليمان الاعمش، عن مالك بن الحارث، - قال الاعمش وقد سمعتهم يذكرون، عن مصعب بن سعد، عن ابيه، قال الاعمش - ولا اعلمه الا عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " التودة في كل شىء الا في عمل الاخرة
Ebu Hureyre'den (rivayet edildiğine göre) Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a şükretmez."buyurmuştur. Diğer tahric: Tirmizî, birr; Ahmed b. Hanbel, II-258, 295, 303, 388, 461, 492, III, 32, 74, IV, 278, 375, V
حدثنا مسلم بن ابراهيم، حدثنا الربيع بن مسلم، عن محمد بن زياد، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " لا يشكر الله من لا يشكر الناس
Hz. Enes'den (rivayet edildiğine göre); Muhacirler (Nebi s.a.v.'e): Ey Allah'ın Rasulü Ensâr, sevabın hepsini götürüp gittiler. (Bu hususta ne buyurursun)? diye sormuşlar da (Hz. Nebi): Hayır, onlar (ın size yaptıkları iyilikler) için onlar hakkında Allah'a dua ettiğiniz ve (sizlere yaptıkları hayırlardan dolayı) kendilerini övdüğünüz sürece, (onların yaptıkları hayırların sevabına siz de ortak olursunuz)" buyurmuştur
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا حماد، عن ثابت، عن انس، ان المهاجرين، قالوا يا رسول الله ذهبت الانصار بالاجر كله . قال " لا ما دعوتم الله لهم واثنيتم عليهم