Loading...

Loading...
Kitap
502 Hadis
(Bir önceki 5132. hadisin) bir benzeri de Nebi (s.a.v.)'den Hz. Ebu Musa yoluyla rivayet edilmiştir
حدثنا ابو معمر، حدثنا سفيان، عن بريد، عن ابي بردة، عن ابي موسى، عن النبي صلى الله عليه وسلم مثله
el-Alâ (b. Hadremî)'nin çocuklarının birinden (rivayet edildiğine göre) el-Alâ b. el-Hadremî Bahreyn'de Nebi (s.a.v.)'in valisi imiş de Hz. Nebi'e mektup yazdığı zaman (her defasında da mektubuna "el-Alâ'dan Allah'ın Resulüne" şeklinde) kendi ismiyle başlarmış
حدثنا احمد بن حنبل، حدثنا هشيم، عن منصور، عن ابن سيرين، - قال احمد قال مرة يعني هشيما - عن بعض ولد العلاء ان العلاء بن الحضرمي كان عامل النبي صلى الله عليه وسلم على البحرين فكان اذا كتب اليه بدا بنفسه
el-Alâ b. el-Hadremî'den (rivayet edildiğine göre) kendisi Nebi (s.a.v.)'e mektup yazmış da (sıra isminin zikrine gelince "el-Alâ'dan Allah'ın Rasulüne" şeklinde önce) kendi isminden başlamış
حدثنا محمد بن عبد الرحيم، حدثنا المعلى بن منصور، اخبرنا هشيم، عن منصور، عن ابن سيرين، عن ابن العلاء، عن العلاء، - يعني ابن الحضرمي - انه كتب الى النبي صلى الله عليه وسلم فبدا باسمه
İbn Abbâs'dan (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) Heraklius'a (gönderdiği mektupla ona selâmı şöyle) yazdı: "Allah'ın Resulünden Rum'un ulusu Herakl'e! Selam, hidayete uyan(lar)ın üzerine olsun" (Muhammed) İbn Yahya'nın Hz. İbn Abbas'dan rivayetine göre Hz. Ebû Süfyan O'na şöyle demiş: Biz Herakl'ın yanına girdik. Bizi önüne oturttu. Sonra Rasûlullah (s.a.v.)'in (kendisine göndermiş olduğu) mektubu istedi. Bir de baktık ki mektupta (şu sözler var)! "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla (başlarım)! "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla (başlarım)! Allah'ın Resulü Muhammed'den Rum'un ulusu Hirakl'e. Selam hidayete uyanların üzerine olsun. Gelelim mevzumuza
حدثنا الحسن بن علي، ومحمد بن يحيى، قالا حدثنا عبد الرزاق، عن معمر، عن الزهري، عن عبيد الله بن عبد الله بن عتبة، عن ابن عباس، ان النبي صلى الله عليه وسلم كتب الى هرقل " من محمد رسول الله الى هرقل عظيم الروم سلام على من اتبع الهدى " . قال ابن يحيى عن ابن عباس ان ابا سفيان اخبره قال فدخلنا على هرقل فاجلسنا بين يديه ثم دعا بكتاب رسول الله صلى الله عليه وسلم فاذا فيه " بسم الله الرحمن الرحيم من محمد رسول الله الى هرقل عظيم الروم سلام على من اتبع الهدى اما بعد
Ebû Hureyre r.a.'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir çocuk babasının hakkını ödeyemez. Ancak onu köle olarak bulup da satın alıp azad etmesi müstesna
حدثنا محمد بن كثير، اخبرنا سفيان، قال حدثني سهيل بن ابي صالح، عن ابيه، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يجزي ولد والده الا ان يجده مملوكا فيشتريه فيعتقه
(Hamza b. Abdullah b. Ömer'in) babasından demiştir ki: Nikâhımın altında bir kadın vardı. Kendisini seviyordum. (Babam) Ömer ise ondan hoşlanmıyordu. Bana: Onu boşa dedi. Ben kabul etmedim. Bunun üzerine Ömer, Peygamber (s.a.v.)'e varıp bunu kendisine anlattı. Nebi (s.a.v.)'de (bana): Onu boşa, diye emretti
حدثنا مسدد، حدثنا يحيى، عن ابن ابي ذيب، قال حدثني خالي الحارث، عن حمزة بن عبد الله بن عمر، عن ابيه، قال كانت تحتي امراة وكنت احبها وكان عمر يكرهها فقال لي طلقها فابيت فاتى عمر النبي صلى الله عليه وسلم فذكر ذلك له فقال النبي صلى الله عليه وسلم " طلقها
(Behz b. Hakîm'in) dedesinden demiştir ki: (Hz. Nebie): Ey Allah'ın Rasulü kime iyilik edeyim? diye sordum da, Annene, sonra annene, sonra (yine) annene, sonra babana sonra da sıra ile en yakınına ve en yakımna"dedi ve şöyle buyurdu: "Bir adam (kendisini hürriyete kavuşturan) efendisinden (yahutta yakınından) yanında bulunan ihtiyaç fazlası o mal kıyamet gününde sahibinin yanına (zehirinin çokluğundan dolayı) başının kılları dökülmüş (zehirli) bir yılan olarak çağn(lıp getiri)Iir." Ebu Davud der ki; "Akra" tehirinden başının kılları dökülen demektir
حدثنا محمد بن كثير، اخبرنا سفيان، عن بهز بن حكيم، عن ابيه، عن جده، قال قلت يا رسول الله من ابر قال " امك ثم امك ثم امك ثم اباك ثم الاقرب فالاقرب " . وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا يسال رجل مولاه من فضل هو عنده فيمنعه اياه الا دعي له يوم القيامة فضله الذي منعه شجاعا اقرع " . قال ابو داود الاقرع الذي ذهب شعر راسه من السم
(Kuleyb b. Menfaa'nın) dedesinden (rivayet edildiğine göre) Kendisi (birgün) Nebi (s.a.v.)'e gelip: Ey Allah'ın resulü kime iyilik edeyim? demiş de, (Nebi efendimiz): Annene, (sonra) babana, (sonra) kızkardeşine, (sonra) erkek kardeşine ve (sözü geçen bu kimselerden) sonra gelen yakınına (iyilik et). Bu (yapılması) gereken bir vazifedir. (Bunlar) ilişkileri devam ettirilmesi gereken yakınlardır
حدثنا محمد بن عيسى، حدثنا الحارث بن مرة، حدثنا كليب بن منفعة، عن جده، انه اتى النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا رسول الله من ابر قال " امك واباك واختك واخاك ومولاك الذي يلي ذاك حق واجب ورحم موصولة
(Abdullah b. Amr)dan (rivayet edildiğine göre); Rasûlullah (s.a.v.); "Kişinin anne ve babasına lanet etmesi en büyük günahlardandır" buyurmuş da (kendisine); "Ey Allah'ın Resulü, insan anne ve babasına nasıl lanet eder? demiş. (Rasûlullah (s.a.v.)'de): "Kişi bir adam'ın babasına lanet eder, o da onun babasına lanet eder. O (bir başkasının) annesine lanet eder, o da (onun) annesine lanet eder" buyurmuştur
حدثنا محمد بن جعفر بن زياد، وقال، اخبرنا ح، وحدثنا عباد بن موسى، قالا حدثنا ابراهيم بن سعد، عن ابيه، عن حميد بن عبد الرحمن، عن عبد الله بن عمرو، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان من اكبر الكباير ان يلعن الرجل والديه " . قيل يا رسول الله كيف يلعن الرجل والديه قال " يلعن ابا الرجل فيلعن اباه ويلعن امه فيلعن امه
Ebû Üseyd Malik b. Rabia'dan demiştir ki: Biz (birgün) Rasûlullah (s.a.v.)'in yanında iken huzuruna Seleme oğullarından bir adam gelip: Ey Allah'ın Rasulü, anne ve babama ölümlerinden sonra da yapabileceğim iyilik kaldı mı? dedi. Evet, onlara dua etmek, onlar için Allah'dan mağfiret dilemek, ölümlerinden sonra (varsa) ahidlerini (vasiyyetlerini) yerine getirmek, yakınlığı ancak onlar vasıtasıyla olan akrabalarla ilgilenip onlara karşı üzerine düşeni yapmak ve (onların) arkadaşlarına ikram ve hürmet etmek" buyurdu
حدثنا ابراهيم بن مهدي، وعثمان بن ابي شيبة، ومحمد بن العلاء، - المعنى - قالوا حدثنا عبد الله بن ادريس، عن عبد الرحمن بن سليمان، عن اسيد بن علي بن عبيد، مولى بني ساعدة عن ابيه، عن ابي اسيد، مالك بن ربيعة الساعدي قال بينا نحن عند رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا جاءه رجل من بني سلمة فقال يا رسول الله هل بقي من بر ابوى شىء ابرهما به بعد موتهما قال " نعم الصلاة عليهما والاستغفار لهما وانفاذ عهدهما من بعدهما وصلة الرحم التي لا توصل الا بهما واكرام صديقهما
İbn Ömer'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kişi'nin babası öldükten sonra baba dostlarına sılada bulunması iyiliklerin en iyisindendir
حدثنا احمد بن منيع، حدثنا ابو النضر، حدثنا الليث بن سعد، عن يزيد بن عبد الله بن اسامة بن الهاد، عن عبد الله بن دينار، عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان ابر البر صلة المرء اهل ود ابيه بعد ان يولي
(Ebu't-Tufeyl)den demiştir ki: Ben Nebi (s.a.v.)'i Ci'râne'de (ganimetler arasında bulunan) etleri bölüştürürken gördüm. O gün ben (yeni yetişmiş) bir gençtim ve (kesilmiş) deve kemikleri taşıyordum. O sırada karşıdan bir kadın çıkıverdi, Nebi (s.a.v.)'in yanına geldi. Hz. Nebi de abasını ona serdi. O da (aba'nın) üzerine oturdu. Ben (orada bulunanlara): Bu da kim? diye sordum. Kendisini emzirmiş olan süt annesidir, dediler
حدثنا ابن المثنى، حدثنا ابو عاصم، قال حدثني جعفر بن يحيى بن عمارة بن ثوبان، اخبرنا عمارة بن ثوبان، ان ابا الطفيل، اخبره قال رايت النبي صلى الله عليه وسلم يقسم لحما بالجعرانة - قال ابو الطفيل وانا يوميذ غلام احمل عظم الجزور - اذ اقبلت امراة حتى دنت الى النبي صلى الله عليه وسلم فبسط لها رداءه فجلست عليه فقلت من هي فقالوا هذه امه التي ارضعته
Ömer b. es-Sâib'in haber verdiğine göre, (Birgün) Rasûlullah (s.a.v.) otururken süt babası çıkagelmiş, bunun üzerine (Hz. Nebi) onun için elbisesinin bir ucunu yere sermiş, o da üzerine oturmuş, sonra süt annesi çıkagelmiş, (bu sefer de) elbisesinin öbür tarafını yırtıp onun altına sermiş, o da bunun üzerine oturmuş, sonra süt biraderi çıkagelmiş, Rasûlullah (s.a.v.) onun için ayağa kalkmış ve onu önüne oturtmuş
حدثنا احمد بن سعيد الهمداني، حدثنا ابن وهب، قال حدثني عمرو بن الحارث، ان عمر بن السايب، حدثه انه، بلغه ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان جالسا يوما فاقبل ابوه من الرضاعة فوضع له بعض ثوبه فقعد عليه ثم اقبلت امه فوضع لها شق ثوبه من جانبه الاخر فجلست عليه ثم اقبل اخوه من الرضاعة فقام له رسول الله صلى الله عليه وسلم فاجلسه بين يديه
Hz. İbn Abbas'dan (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Her kim'in bir kızı olur da onu diri diri toprağa gömmez, hor görmez, çocuğunu, -yani erkek çocuğunu- ona tercih etmezse, Allah onu cennet'e sokar." (Bu hadisi rivayet eden iki raviden biri olan Osman:) "Yani erkek çocuğunu" kelimesini rivayet etmedi
حدثنا عثمان، وابو بكر ابنا ابي شيبة - المعنى - قالا حدثنا ابو معاوية، عن ابي مالك الاشجعي، عن ابن حدير، عن ابن عباس، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من كانت له انثى فلم ييدها ولم يهنها ولم يوثر ولده عليها - قال يعني الذكور - ادخله الله الجنة " . ولم يذكر عثمان يعني الذكور
Ebû Said el-Hudrî'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Her kim üç kızın geçimini üzerine alarak onları (İslam terbiyesi üzere), terbiye eder, evlendirir ve (evlendirdikten sonra da) onlara (olan) iyiliğini sürdürürse onun için (mükâfat olarak) cennet vardır...”
حدثنا مسدد، حدثنا خالد، حدثنا سهيل، - يعني ابن ابي صالح - عن سعيد الاعشى، - قال ابو داود وهو سعيد بن عبد الرحمن بن مكمل الزهري - عن ايوب بن بشير الانصاري، عن ابي سعيد الخدري، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " من عال ثلاث بنات فادبهن وزوجهن واحسن اليهن فله الجنة
(Yine) aynı senetle Süheyl (b. Ebi Salih)'den (bir de bir önceki 5147. hadisin) manası (rivayet edilmiştir. Bu rivayete göre Hz. Nebi: "Her kim) üç kız kardeşin yada üç kızın yahutta iki kızın veya iki kız kardeşin (geçimini üzerine alır da onları büyütür ve evlendirirse onun mükafatı cennettir)" buyurmuştur
حدثنا يوسف بن موسى، حدثنا جرير، عن سهيل، بهذا الاسناد بمعناه قال " ثلاث اخوات او ثلاث بنات او بنتان او اختان
Avf b. Malik el-Eşcaî'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Asil ve güzel olduğu halde kocasından dul kalıp da yetim çocukları için (onlar ev bark sahibi olup kendisinden) ayrılıncaya kadar yahutta (onlar) ölünceye kadar, kendini (kocaya varmaktan) alıkoyan (ve bu hususta karşılaştığı sıkıntılar sebebiyle) yanakları kararan kadınla ben kıyamet gününde (biribirimize yakınlıkta) şu ikisi gibiyiz." (Ravi) Yezid, (bu hadisi rivayet ederken Hz. Nebi'in bu hadisi söylerken yaptığı hareketi aynen göstermek için) orta parmağıyla şehadet parmağına işaret etti
حدثنا مسدد، حدثنا يزيد بن زريع، حدثنا النهاس بن قهم، قال حدثني شداد ابو عمار، عن عوف بن مالك الاشجعي، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " انا وامراة سفعاء الخدين كهاتين يوم القيامة " . واوما يزيد بالوسطى والسبابة " امراة امت من زوجها ذات منصب وجمال حبست نفسها على يتاماها حتى بانوا او ماتوا
Hz. Sehl'den (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) orta parmağıyla baş parmağının yanında yer alan şehadet parmağını bitiştirerek: "Yetim'in geçimin üzerine alan ile ben cennette işte böyleyiz." buyurdu
حدثنا محمد بن الصباح بن سفيان، اخبرنا عبد العزيز، - يعني ابن ابي حازم - قال حدثني ابي، عن سهل، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " انا وكافل اليتيم كهاتين في الجنة " . وقرن بين اصبعيه الوسطى والتي تلي الابهام
Âişe (r.anha)'dan (rivayet edildiğine göre); Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Cibril, komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki sonunda (kendi kendine) onu mirasçı kılacak, dedim
حدثنا مسدد، حدثنا حماد، عن يحيى بن سعيد، عن ابي بكر بن محمد، عن عمرة، عن عايشة، رضى الله عنها ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " ما زال جبريل يوصيني بالجار حتى قلت ليورثنه
Mücâhid'den (rivayet edildiğine göre) Abdullah b. Amr, bir koyun kesmiş de (aile fertlerine: "Bu koyun'un etinden) yahudi komşuma da verdiniz mi? (Bundan ona da vermeyi unutmayınız) Çünkü ben Rasûlullah (s.a.v.)'i: Cibril bana komşuyu o kadar (çok) tavsiye etti ki; neticede ben onu (bana) varis kılacak zannettim, derken, işittim." demiş
حدثنا محمد بن عيسى، حدثنا سفيان، عن بشير ابي اسماعيل، عن مجاهد، عن عبد الله بن عمرو، انه ذبح شاة فقال اهديتم لجاري اليهودي فاني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ما زال جبريل يوصيني بالجار حتى ظننت انه سيورثه