Loading...

Loading...
Kitap
177 Hadis
Âmir İbn Şehr'den rivayet edilmiştir dedi ki: Ben (Habeşistan kralı) Necaşi'nin yanında idim, Oğlu İncil'den bir ayet okudu da ben güldüm. Bunun üzerine (Necaşi bana, 'Ne o !') Yüce Allah'ın sözüne gülüyor musun?" dedi
حدثنا اسماعيل بن عمر، اخبرنا ابراهيم بن موسى، اخبرنا ابن ابي زايدة، عن مجالد، عن عامر، - يعني الشعبي - عن عامر بن شهر، قال : كنت عند النجاشي فقرا ابن له اية من الانجيل فضحكت فقال : اتضحك من كلام الله
İbn Abbas (r.a.)'dan (rivayet edilmiştir): "Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem torunları) Hasan ile Hüseyin'e: şeytan'ın, zararlı böceklerin ve zararlı gözlerin zararlarından korunmaları için): "ikinizi de her şeytan'a ve zehirli haşerelere ve değen her göze karşı Allah'ın mükemmel olan kelimeleriyle afsunlarım" diye dua eder sonra; "Sizin (büyük) babanız (İbrahim aleyhisselam da oğulları) İsmail ile İshak'ı bu kelimelerle afsunlardı" buyururdu. Ebu Davud der ki: "Bu (hadis) Kur'an'ın mahluk olmadığına bir delildir
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا جرير، عن منصور، عن المنهال بن عمرو، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس، قال : كان النبي صلى الله عليه وسلم يعوذ الحسن والحسين : " اعيذكما بكلمات الله التامة من كل شيطان وهامة ومن كل عين لامة " . ثم يقول : " كان ابوكم يعوذ بهما اسماعيل واسحاق " . قال ابو داود : هذا دليل على ان القران ليس بمخلوق
Abdullah (ibn Mes'ud) dan (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allahu Teâlâ vahyi söyleyince gök ehli semada kaya üzerinde çekilen zincirin sesine benzer bir çan sesi işitirler de (kendilerinden geçerek) yere kapanırlar. Kendilerine Cebrail gelinceye kadar bu halde kalırlar. Nihayet kendilerine Cebrail gelince kalplerinden (bu baygınlık hali) giderilmiş olur, (Kendilerinden bu hal gidince Cebrail aleyhisselam'a): "Ey Cibril ! Rabbin ne söyledi?" derler. O da: "Hakkı söyledi" cevabını verir. Bunun üzerine diğer melekler de bizim rabbimiz hakkı söy(ledi) "hakkı, hakkı.." diye nida ederler.”
حدثنا احمد بن ابي سريج الرازي، وعلي بن الحسين بن ابراهيم، وعلي بن مسلم، قالوا حدثنا ابو معاوية، حدثنا الاعمش، عن مسلم، عن مسروق، عن عبد الله، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " اذا تكلم الله بالوحى سمع اهل السماء للسماء صلصلة كجر السلسلة على الصفا فيصعقون، فلا يزالون كذلك حتى ياتيهم جبريل حتى اذا جاءهم جبريل فزع عن قلوبهم " . قال : " فيقولون : يا جبريل ماذا قال ربك فيقول : الحق فيقولون : الحق الحق
Enes İbn Malik'den (rivayet edildiğine göre); Nebi (s.a.v.): Şefaatim, ümmetimin büyük günah işleyenleri içindir" buyurmuştur
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا بسطام بن حريث، عن اشعث الحداني، عن انس بن مالك، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال : " شفاعتي لاهل الكباير من امتي
İmran b. Husayn'dan (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) (şöyle) buyurmuştur: "Ümmetimden büyük günah işlemiş olan bir topluluk Muhammed'in şefââtı ile cehennemden çıkar, cennete girer. Bunlar (cehennemden çıktıkları için); cehennemlikler diye anılırlar
حدثنا مسدد، حدثنا يحيى، عن الحسن بن ذكوان، حدثنا ابو رجاء، قال حدثني عمران بن حصين، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال : " يخرج قوم من النار بشفاعة محمد فيدخلون الجنة ويسمون الجهنميين
Cabir'den demiştir ki: Ben Rasûlullah (s.a.v.) (şöyle) buyururken işittim: "Cennet halkı, orada (diledikleri kadar) yerler ve içerler
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا جرير، عن الاعمش، عن ابي سفيان، عن جابر، قال سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول : " ان اهل الجنة ياكلون فيها ويشربون
Abdullah İbn Amr'dan (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sur boynuz (suretinde bir boru)dur. (Kıyamet gününde) ona üfürülür
حدثنا مسدد، حدثنا معتمر، قال سمعت ابي قال، حدثنا اسلم، عن بشر بن شغاف، عن عبد الله بن عمرو، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال : " الصور قرن ينفخ فيه
Ebu Hureyre'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) (şöyle) buyurmuştur: "Toprak, kuyruk kemiği hariç olmak üzere) her insanı tamamen yiyecektir. (İnsan) kuyruk kemiğinden yaratılmıştır, (kıyamet gününde yine) ondan yaratılacaktır
حدثنا القعنبي، عن مالك، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : " كل ابن ادم تاكل الارض الا عجب الذنب، منه خلق وفيه يركب
Ebu Hureyre'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) (şöyle) buyurmuştur: "Allah (Teâlâ ) cenneti yaratınca Hz. Cebrail'e: "Git de ona bir bak!" buyurdu. Bunun üzerine (Hz. Cebrail) gidip ona baktı, sonra gelip: "Ey Rabbim, senin izzetine andolsun ki onu işitip de oraya girmeyen bir kimse kalmaz" dedi. Sonra Allah onu (n etrafını) zorluklarla kuşattı ve: "Ey Cebrail, git ona (bir daha) bak" dedi. (Cebrail) gidip ona (bir daha) bakıp geldi. "Ey Rabbim, senin izzetin hakkı için ben oraya (ikinci kez baktıktan sonra) oraya hiç kimsenin giremeyeceğinden korkmaya başladım" dedi. Sonra Allah, cehennemi yaratınca: "Ey Cebrail git de ona (bir) bak" buyurdu. Bunun üzerine (Cebrail) gidip (bir de) ona baktı. Sonra gelSp: "Ey Rabbim, senin izzetin hakkı için (söylüyorum ki), onu işiten hiç bîr kimse oraya girmez." dedi. Bunun üzerine (yüce Allah) orayı şehvetlerle kuşattı. Sonra da: "Ey Cebrail git de ona (bir daha) bak" buyurdu. Bunun üzerine (Cebrail) gidip oraya (bir daha) baktı, sonra gelip: "Ey Rabbim izzetin hakkı için ben (orayı tekrar görünce) bir kimse dahi kalmadan herkesin oraya girmesinden korkmaya başladım" dedi
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا حماد، عن محمد بن عمرو، عن ابي سلمة، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : " لما خلق الله الجنة قال لجبريل : اذهب فانظر اليها . فذهب فنظر اليها ثم جاء فقال : اى رب وعزتك لا يسمع بها احد الا دخلها ثم حفها بالمكاره ثم قال : يا جبريل اذهب فانظر اليها فذهب فنظر اليها ثم جاء فقال : اى رب وعزتك لقد خشيت ان لا يدخلها احد " . قال : " فلما خلق الله النار قال : يا جبريل اذهب فانظر اليها . فذهب فنظر اليها ثم جاء فقال : اى رب وعزتك لا يسمع بها احد فيدخلها فحفها بالشهوات ثم قال : يا جبريل اذهب فانظر اليها . فذهب فنظر اليها ثم جاء فقال : اى رب وعزتك لقد خشيت ان لا يبقى احد الا دخلها
İbn Ömer'den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Gerçekten önünüzde bir havz vardır ki, onun iki ucunun arasındaki mesafe) Cerba ile Ezruh arası(ndaki mesafe) kadardır
حدثنا سليمان بن حرب، ومسدد، قالا حدثنا حماد بن زيد، عن ايوب، عن نافع، عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " ان امامكم حوضا ما بين ناحيتيه كما بين جرباء واذرح
Zeyd İbn Erkam'dan demiştir ki: (Bir gün) Rasûlullah (s.a.v.)'la birlikte (bir seferde bulunuyor) idik. (Bir ara) bir yere indik. (Bunun üzerine bize): "Siz (ümmetimden) Havz'a gelecek olanların yüzbinde biri değilsiniz."buyurdu. Bu hadisi Hz. İbn Erkam'dan rivayet eden Ebu Hamza dedi ki: Ben Hz. Zeyd'den bu hadisi işitince kendisine: "O gün kaç kişiydiniz?" diye sordum da; "Yedi veya sekiz yüz (kişiydik)." cevabını verdi
حدثنا حفص بن عمر النمري، حدثنا شعبة، عن عمرو بن مرة، عن ابي حمزة، عن زيد بن ارقم، قال : كنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فنزلنا منزلا فقال : " ما انتم جزء من ماية الف جزء ممن يرد على الحوض " . قال قلت : كم كنتم يوميذ قال : سبعماية او ثمانماية
el-Muhtar İbn Fiilfül'den demiştir ki: Ben Enes İbn Malik'i (şöyle) derken işittim: Rasûlullah (s.a.v.) hafifçe uyuklamıştı. Tebessüm ederek onlara: "Neye güldüğümü biliyor musunuz?" diye bir soru sordu ya da onlar: "Ey Allah'ın rasulü, niçin güldün?" diye bir soru sordular da (şöyle) cevap verdi: "Çünkü bana biraz önce bir sure indi" buyurdu ve: "Bismillahirrahmanirrahim, innâ a'teynâ kelkevser" (diyerek) sureyi sonuna kadar okudu (sonra orada bulunanlara): "Kevser nedir biliyor musunuz?" buyurdu (onlar): "Allah ve Rasulü daha iyi bilir" dediler (Hz. Nebi de): "Muhakkak ki o, aziz ve celil Rabbimin bana cennette (vereceğini) va'dettiği bir nehirdir ki onda pek çok hayır vardır. Onun üzerinde bir havuz vardır ki kıyamet gününde ümmetim (ondan içerek hararetlerini gidermek üzere) ona gelirler; onun kapları (nın sayısı gökteki) yıldızlar adedincedir" buyurdu. Tahric edenler: Müslim, fedail; taharet, sala; Buhari, tefsir sure; Nesai, iftitah; Tirmizî, kıyame; İbn Mâce, zühd; Ahmed b. Hanbel, III, 102; V
حدثنا هناد بن السري، حدثنا محمد بن فضيل، عن المختار بن فلفل، قال سمعت انس بن مالك، يقول : اغفى رسول الله صلى الله عليه وسلم اغفاءة فرفع راسه متبسما، فاما قال لهم واما قالوا له : يا رسول الله لم ضحكت فقال : " انه انزلت على انفا سورة " . فقرا بسم الله الرحمن الرحيم {انا اعطيناك الكوثر} حتى ختمها فلما قراها قال : " هل تدرون ما الكوثر " . قالوا : الله ورسوله اعلم . قال : " فانه نهر وعدنيه ربي عز وجل في الجنة، وعليه خير كثير عليه حوض ترد عليه امتي يوم القيامة انيته عدد الكواكب
Enes İbn Malik'in şöyle dediği ya da buna benzer bir şey söylediği rivayet edilmiştir. Allah'ın elçisi (Mi'rac gecesinde) cennet'e çıkarıldığı zaman kendisine kenarları içi boş yakuttan olan bir nehir gösterildi, yanında bulunan melek elini suya daldırıp (bir avuç) misk çıkardı. Muhammed (s.a.v.) yanında bulunan bir meleğe "O nedir?" diye sordu, melek de: "Aziz ve Celil olan Allah'ın sana verdiği kevserdir" cevabını verdi
حدثنا عاصم بن النضر، حدثنا المعتمر، قال سمعت ابي قال، حدثنا قتادة، عن انس بن مالك، قال : لما عرج بنبي الله صلى الله عليه وسلم في الجنة - او كما قال - عرض له نهر حافتاه الياقوت المجيب او قال المجوف، فضرب الملك الذي معه يده فاستخرج مسكا فقال محمد صلى الله عليه وسلم للملك الذي معه : " ما هذا " . قال : هذا الكوثر الذي اعطاك الله عز وجل
Abdüsselam İbn Ebi Hazim (yani) Ebu Talut dedi ki: Ben Ebu Berze'yi (Yezid İbn Muaviye'nin Kûfe'ye emir olarak tayin ettiği) Ubeydullah İbn Ziyad'in yanına girerken gördüm. (Fakat onunla birlikte Ubeydullah'ın yanına girmediğim için aralarından geçen konuşmayı dinleyemedim. Ancak bu konuşmayı) bana falanca (zat) nakletti... Musannif Ebu Davud der ki: Aslında bu hadisi bana nakleden şeyhim Müslim (ibn İbrahim) bu zat'ın ismini açıklamıştı (ama ben onu unuttum) ve (bu zat Ubeydullah ibn Ziyad'ın tabilerinden olan) cemaattendi (sözü geçen zat olayı şöyle anlattı): Ubeydullah, Ebu Berze'yi görünce (etrafındakilere) onu göstererek "Sizin Muhammed'e mensub olan sahabiniz işte şu kısa boylu ve şişman adamdır" dedi. Şeyh (Ebû Berze, dolayısıyla Hz. Nebi'in sahabilerine ve dolayısıyla Hz. Nebi'e hakaret etmek istediğini) derhal anladı ve: "Muhammed (s.a.v.) le olan sohbetimden dolayı beni ayıplayan bir toplumun yanında kalacağımı (böyleleri ile karşılaşacağımı) zannetmiyordum" dedi. Bunun üzerine Ubeydullah (sözü değiştirip): "Şüphesiz Muhammed (s.a.v.)'in sohbetinde bulunmak senin için bir zînettir (asla) ayıp değildir. Ben seni havuz hakkında (bildiklerini) sormak için (buraya) çağırmıştım. (Hakikaten) sen (hiç) Rasûlullah (s.a.v.)'i bu mevzuda bir şeyler söylerken işittin mi?" dedi. Ebu Berze (r.a.)'de; "Evet" (hem de pek çok defalar işittim, öyle) bir defa, iki defa, üç defa, dört defa, beş defa değil. Havuzu (n varlığını ve bu mevzudaki hadisleri) yalan sayan kimseyi Allah ondan içirmesin" dedi. Sonra Öfkeli olarak çıkıp gitti
حدثنا مسلم بن ابراهيم، حدثنا عبد السلام بن ابي حازم ابو طالوت، قال شهدت ابا برزة دخل على عبيد الله بن زياد فحدثني فلان، سماه مسلم وكان في السماط فلما راه عبيد الله قال : ان محمديكم هذا الدحداح، ففهمها الشيخ فقال ما كنت احسب اني ابقى في قوم يعيروني بصحبة محمد صلى الله عليه وسلم فقال له عبيد الله ان صحبة محمد صلى الله عليه وسلم لك زين غير شين ثم قال : انما بعثت اليك لاسالك عن الحوض سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يذكر فيه شييا فقال ابو برزة : نعم لا مرة ولا ثنتين ولا ثلاثا ولا اربعا ولا خمسا، فمن كذب به فلا سقاه الله منه ثم خرج مغضبا
el-Berâ İbn Âzib'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. "Şüphesiz ki müslümana kabirde soru sorulduğu zaman AlIah'dan başka bir ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.v.)'in Allah'ın elçisi olduğuna şahidlik etmesi (var ya!). İşte buyruğunda anlatılan hal odur." Aziz ve celil olan Allah'ın "Allah inananları dünya hayatında da âhirette de sağlam sözle tesbit eder."[İbrahim 27] buyurduğu odur
حدثنا ابو الوليد الطيالسي، حدثنا شعبة، عن علقمة بن مرثد، عن سعد بن عبيدة، عن البراء بن عازب، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : " ان المسلم اذا سيل في القبر فشهد ان لا اله الا الله وان محمدا رسول الله صلى الله عليه وسلم فذلك قول الله عز وجل { يثبت الله الذين امنوا بالقول الثابت}
Enes İbn Malik'den demiştir ki: "Allah'ın Nebii bir gün Neccar oğullarının hurmalığına girmişti (orada bulunan kabirlerden korkunç) bir ses işitti de korktu. Bunun üzerine: "Bu kabirlerde yatanlar kimlerdir?" dedi. "Ey Allah'ın Rasulü, (onlar) cahiliyye döneminde ölen bir takım insanlardır" dediler (Nebi efendimiz de): «Cehennem azabından ve Deccal'in Fitnesinden Allah'a sığınınız" buyurdu. Bunun üzerine '"Bu da niçin (oluyor), Ey Allah'ın rasulü?" dediler. (Hz. Nebi de şöyle) buyurdu: Muhakkak ki bir mu'min kabrine konduğu zaman ona bir melek gelir ve ona: Sen (dünyada iken) kime ibadet ediyordun? diye sorar. Eğer Yüce Allah o mu'min'e hidayet vermişse; "Allah'a ibadet ediyordum" der, bunun üzerine kendisine: "Sen şu (Nebi olarak gönderildiği söylenen) kimse hakkında ne dersin?" diye sorarlar. (O mu'min de): "O Allah'ın kulu ve rasulüdür" cevabını verir. Artık bundan sonra kendisine başka bir soru sorulmaz. (Ruhen) Cehennemde bulunan evine götürülür ve: "Bu (ev) senin evindir, cehennemde senin için (hazırlanmış) idi. Fakat Allah seni korudu ve sana acıdı da onu sana cennette bir evle değiştiriverdi." denir. (O mu'min de): "Beni bırakınız gideyim de ailemi müjdeleyeyim" der. Kendisine: "Hayır olmaz, sen burada kabrinde otur." cevabını verirler. Muhakkak ki kafir kabrine konduğu zaman kendisine bir melek gelip sertçe çıkışır da: "Sen (dünyada) neye tapıyordun?" diye sorar. O da: "Bilmiyorum" cevabını verir. (Melek de ona) "Bilmez ve hakka uymaz ol" der, sonra ona: "Şu (Nebi olduğunu söylenen) kimse hakkında ne dersiniz?" denir. (O kafir de onun hakkında onu yalanlayan) "Halkın dediğini derim" cevabını verir. Bunun üzerine (o melek) onun kulakları arasına demirden bir tokmak vurur; (o adam) öyle bir bağırış bağırır ki, insan ve cinnilerden başka onu bütün yaratıklar işitir
حدثنا محمد بن سليمان الانباري، حدثنا عبد الوهاب بن عطاء الخفاف ابو نصر، عن سعيد، عن قتادة، عن انس بن مالك، قال : ان نبي الله صلى الله عليه وسلم دخل نخلا لبني النجار فسمع صوتا ففزع فقال : " من اصحاب هذه القبور " . قالوا : يا رسول الله ناس ماتوا في الجاهلية . فقال : " تعوذوا بالله من عذاب النار ومن فتنة الدجال " . قالوا : ومم ذاك يا رسول الله قال : " ان المومن اذا وضع في قبره اتاه ملك فيقول له : ما كنت تعبد فان الله هداه قال : كنت اعبد الله . فيقال له : ما كنت تقول في هذا الرجل فيقول : هو عبد الله ورسوله فما يسال عن شىء غيرها فينطلق به الى بيت كان له في النار، فيقال له : هذا بيتك كان لك في النار ولكن الله عصمك ورحمك فابدلك به بيتا في الجنة فيقول : دعوني حتى اذهب فابشر اهلي . فيقال له : اسكن . وان الكافر اذا وضع في قبره اتاه ملك فينتهره فيقول له : ما كنت تعبد فيقول : لا ادري . فيقال له : لا دريت ولا تليت . فيقال له : فما كنت تقول في هذا الرجل فيقول : كنت اقول ما يقول الناس . فيضربه بمطراق من حديد بين اذنيه فيصيح صيحة يسمعها الخلق غير الثقلين
(Şu bir Önceki 4751. hadisin) bir benzerini de (yine) aynı senedle Abdulvehhab rivayet etti; (Abdulvehhab) dedi ki: "Bir kul kabrine konup ta arkadaşları undan ayrılıp gittiği zaman, o, (kendisinden uzaklaşmakta olan) arkadaşlarının ayak tıkıltılarını duyar. Hemen arkasından iki melek gelip ona (şöyle) derler..." (Abdülvehhab aşağı yukarı bir) önceki hadise yakın şeyler rivayet etti ve bu hadiste (şunları da) söyledi: "Kafirle münafık meleğe (şöyle) derler." (Yani bu hadise bir öncekinden farklı olarak) "münafık" kelimesini de ilave etti (ve rivayetine devam ederek şöyle) dedi: "(Onun çıkardığı) bu feryadı ins ve cinden başka ona yakın olan herkes işitir
حدثنا محمد بن سليمان، حدثنا عبد الوهاب، بمثل هذا الاسناد نحوه قال : " ان العبد اذا وضع في قبره وتولى عنه اصحابه انه ليسمع قرع نعالهم، فياتيه ملكان فيقولان له " . فذكر قريبا من حديث الاول قال فيه : " واما الكافر والمنافق فيقولان له " . زاد : " المنافق " . وقال : " يسمعها من يليه غير الثقلين
Berâ İbn Âzib'den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte ensardan bir adam'ın cenazesinde bulunarak defnetmek üzere Bakî' mezarlığına doğru yola çıktık. Daha kabrin kazılması tamamlanmadan kabre vardık. Rasûlullah (s.a.v.) oturdu, kabrin etrafına biz de oturduk. Sanki başlarımızın üzerinde birer kuş varmış gibi (sakin duruyor) idik. (Hz. Peygamber) elindeki bir çöple yeri karıştırıyordu. Derken başını kaldırıp iki ya da üç defa: "Kabir azabından Allah'a sığınınız" buyurdu. Cerir'in rivayetinde burada (şu) ilave vardır: Ve (Hz. Nebi şöyle) buyurdu: "Muhakkak ki (ölü kendisini defnedenler) dönüp giderlerken (soru meleği tarafından) kendisine: "Ey adam, Rabbin kimdir? Dinin nedir, Nebiin kimdir?" diye sorulduğu sırada (onların) ayak seslerini duyar." Hennâd (da hadisin bundan sonraki kısmını şöyle) rivayet etti: (Hz. Nebi sözlerine devam ederek şöyle) dedi: "Ve ona iki melek gelir. Onu oturtarak ona "Rabbin kimdir?" derler: Rabbim Allah'dır, der sonra ona: Dinin nedir? derler: Dinim İslam'dır, der, sonra: "Şu size gönderilen adam da kimdir? diye sorarlar. "Salat ve selam üzerine olsun, O Allah'ın Rasûlüdür, cevabını verir. Sonra bunu: "Sana öğreten nedir?" derler; (o da): "Ben Allah'ın Kitabım okudum, ona inandım ve (onu) tasdik ettim der." Cerir'in rivayetinde (şu) ilave vardı: "Bu (nu bana öğreten şey) Aziz ve Celil olan Allah'ın (şu) sözüdür: "Allah inananları dünya hayatında da ahirette de sağlam bir sözle tesbit eder." (İbrahim 27) (Bu hadisin bundan) sonra (ki kısmında hadisin ravileri olan Cerir ile Ebu Muaviye rivayetlerinde) birleşerek hadisin kalan kısmını şöyle rivayet ettiler: (Hz. Nebi sözlerine devamla şöyle) buyurdu: "Bunun üzerine gökten bir münadî Kulum doğru söyledi. Ona cennetten bir yer hazırlayınız ve ona cennete (açılan) bir kapı açınız. Hemen arkasından o kula (cennetin) esintisi ve hoş kokusu gelmeye başlar ve daha kabrinde iken ufku gözünün alabildiği kadarınca açılıp genişler. "Kafire gelince..." (Hz. Nebi hadisin bu kısmında) kafirin ölümünü anlattı. (Onun ölümün nasıl zor ve şiddetli olduğunu açıkladıktan sonra şöyle) buyurdu: "Muhakkak ki kafirin ruhu da cesedine iade edilir. Sonra ona iki melek gelip onu oturtarak kendisine: Rabbin kimdir? derler O (korkusundan): hık-mık edip: Bilmiyorum, cevabını verir. Bunun üzerine Dinin nedir? derler (yine) hık-mık ederek: Bilmiyorum der, sonra: Size gönderilen adam da ne oluyor? derler, (yine) hık-mık edip: Bilmiyorum cevabını verir. Bunun üzerine gökten bir münadi: Yalan söylüyor, ona cehennemden bir yer hazırlayınız. Cehennem elbiselerinden bir elbise giydirin. Ve ona Cehenneme (açılan kapılardan) bir kapı açınız." diye seslenir. O sırada (cehennemin) sıcağı yakıcı havası kendisine gelmeye başlar. Kabri kendisine (öyle bir) daraltılır (ki) kaburga kemikleri birbirine girer." Cerir'in rivayetinde (şu) ilave vardır: "Sonra ona yanında demirden bir tokmak olan kör ve dilsiz (bir zebani) musallat edilir. Eğer o (tokmak) dağa vurulsa (dağ) toz haline gelir. (Zebani) o tokmağı o kafire öyle bir vurur ki, o vuruşu (n sesini) insanla cinden başka doğu ve batı arası(nda bulunan tüm varlıklar) işitir. (O kafir de yediği bu darbe ile) toz haline gelir, sonra (azabın devam etmesi için o kafirin) ruh(u tekrar) kendisine iade edilir." Tahric edenler: Nesâi, cenâiz; İbn Mâce, zühd
(Bir önceki 4753.) hadisin bir benzeri Ebu Ömer Zazan'dan rivayet edilmiştir
حدثنا هناد بن السري، حدثنا عبد الله بن نمير، حدثنا الاعمش، حدثنا المنهال، عن ابي عمر، : زاذان قال سمعت البراء، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال فذكر نحوه
Hasen (r.a.) den (rivayet edildiğine göre? Âişe (r. anhâ) cehennem (ateşini) hatırlayıp da ağlamış, bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): "Seni ağlatan nedir?" diye sormuş (Hz. Aişe de): (Cehennem ateşini) hatırladım da onun iç;n ağlıyorum, demiş (sonra Nebi Efendimize hitaben): "Siz kıyamet gününde aile halkınızı hatırlayacak mısınız?" demiş, bunun üzerine Rasûllullah (s.a.v.): "Üç yer var ki orada kimse kimseyi hatırlamaz: 1- Ameller tartiiırken terazisinin hafif mi yoksa ağır mı geldiğini öğreninceye kadar. 2- (Kendisine) amel defterinin verileceği sırada (yani): "Alın kitabımı okuyun" (el-Hakka 19) sözünü henüz söylemeden Önce; (yani kişi) kitabının sağından soluna mı yoksa arkasına mı nereye konulacağını bilinceye kadar (geçen zaman içerisinde); 3- Sırat (tan geçme) esnasında (yani Sırat köprüsü) cehennemin üstüne kurulduğu (ve kişiye haydi buradan geç denildiği) zamanda." (Ebu Davud der ki: Bu hadisi bana rivayet edenlerden) Yakub (hadisi bana) Yunusdan (diyerek "an" harf-i cerriyle muaftan olarak) rivayet etti. Oysa diğer .şeyhim Humeyd îbn Mes'ade daha güvenilir bir rivayet ifadesi olan "ahbarani" kelimesiyle rivayet etti.) Şu yukarıda geçen metin onun (Yakub'un) rivayetidir
حدثنا يعقوب بن ابراهيم، وحميد بن مسعدة، ان اسماعيل بن ابراهيم، حدثهم قال اخبرنا يونس، عن الحسن، عن عايشة، : انها ذكرت النار فبكت فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " ما يبكيك " . قالت : ذكرت النار فبكيت، فهل تذكرون اهليكم يوم القيامة قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " اما في ثلاثة مواطن فلا يذكر احد احدا : عند الميزان حتى يعلم ايخف ميزانه او يثقل، وعند الكتاب حين يقال { هاوم اقرءوا كتابيه } حتى يعلم اين يقع كتابه افي يمينه ام في شماله ام من وراء ظهره، وعند الصراط اذا وضع بين ظهرى جهنم " . قال يعقوب : عن يونس وهذا لفظ حديثه
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا جرير، ح وحدثنا هناد بن السري، حدثنا ابو معاوية، - وهذا لفظ هناد - عن الاعمش، عن المنهال، عن زاذان، عن البراء بن عازب، قال : خرجنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم في جنازة رجل من الانصار، فانتهينا الى القبر ولما يلحد، فجلس رسول الله صلى الله عليه وسلم وجلسنا حوله كانما على رءوسنا الطير، وفي يده عود ينكت به في الارض، فرفع راسه فقال : " استعيذوا بالله من عذاب القبر " . مرتين او ثلاثا - زاد في حديث جرير ها هنا - وقال : " وانه ليسمع خفق نعالهم اذا ولوا مدبرين حين يقال له : يا هذا من ربك وما دينك ومن نبيك " . قال هناد قال : " وياتيه ملكان فيجلسانه فيقولان له : من ربك فيقول : ربي الله . فيقولان له : ما دينك فيقول : ديني الاسلام . فيقولان له : ما هذا الرجل الذي بعث فيكم قال فيقول : هو رسول الله صلى الله عليه وسلم . فيقولان : وما يدريك فيقول : قرات كتاب الله فامنت به وصدقت " . زاد في حديث جرير : " فذلك قول الله عز وجل { يثبت الله الذين امنوا } " . الاية . ثم اتفقا قال : " فينادي مناد من السماء : ان قد صدق عبدي فافرشوه من الجنة، وافتحوا له بابا الى الجنة والبسوه من الجنة " . قال : " فياتيه من روحها وطيبها " . قال : " ويفتح له فيها مد بصره " . قال : " وان الكافر " . فذكر موته قال : " وتعاد روحه في جسده وياتيه ملكان فيجلسانه فيقولان : من ربك فيقول : هاه هاه هاه لا ادري . فيقولان له : ما دينك فيقول : هاه هاه لا ادري . فيقولان : ما هذا الرجل الذي بعث فيكم فيقول : هاه هاه لا ادري . فينادي مناد من السماء : ان كذب فافرشوه من النار والبسوه من النار، وافتحوا له بابا الى النار " . قال : " فياتيه من حرها وسمومها " . قال : " ويضيق عليه قبره حتى تختلف فيه اضلاعه " . زاد في حديث جرير قال : " ثم يقيض له اعمى ابكم معه مرزبة من حديد، لو ضرب بها جبل لصار ترابا " . قال : " فيضربه بها ضربة يسمعها ما بين المشرق والمغرب الا الثقلين فيصير ترابا " . قال : " ثم تعاد فيه الروح