Loading...

Loading...
Kitap
60 Hadis
Muhammed b. Münkedir dedi ki: Cabir b. Abdullah'ı, İbn Said'in Deccal olduğuna yemin ederken gördüm. Kendisine: Allah'a yemin mi ediyorsun?! dedim. Ben Ömer (r.a)'i Rasûlullah (s.a.v.)'in yanında böyle yemin ederken işittim. Rasûlullah da onu inkar etmedi, dedi
حدثنا ابن معاذ، حدثنا ابي، حدثنا شعبة، عن سعد بن ابراهيم، عن محمد بن المنكدر، قال رايت جابر بن عبد الله يحلف بالله ان ابن صايد الدجال، فقلت تحلف بالله فقال اني سمعت عمر يحلف على ذلك عند رسول الله صلى الله عليه وسلم فلم ينكره رسول الله صلى الله عليه وسلم
Cabir (r.a) şöyle demiştir: "Biz İbn Sayyad'ı Hana gününde kaybettik
حدثنا احمد بن ابراهيم، حدثنا عبيد الله، - يعني ابن موسى - حدثنا شيبان، عن الاعمش، عن سالم، عن جابر، قال فقدنا ابن صياد يوم الحرة
Ebû Hureyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet, otuz tane Deccal çıkıncaya kadar kopmayacaktır. Bunların her biri kendisinin Allah'ın Rasûlü olduğunu iddia eder
حدثنا عبد الله بن مسلمة، حدثنا عبد العزيز، - يعني ابن محمد - عن العلاء، عن ابيه، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا تقوم الساعة حتى يخرج ثلاثون دجالون كلهم يزعم انه رسول الله
Ebu Hureyre (r.a)': Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Otuz tane yalancı Deccal çıkıncaya kadar kıyamet kopmaz. Onların hepsi Allah'a ve Rasulüne iftira ederler
حدثنا عبيد الله بن معاذ، حدثنا ابي، حدثنا محمد، - يعني ابن عمرو - عن ابي سلمة، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا تقوم الساعة حتى يخرج ثلاثون كذابا دجالا كلهم يكذب على الله وعلى رسوله
Abide es-Selmanî bu (4334.) haberi rivayet edip, (önceki hadisteki sözlerin) benzerini zikretti. (Abîde'nin talebesi İbrahim der ki:) "Ona şu Muhtar (es-sakafî) hakkında ne dersin? O da mehdî mi?" dedim. Abide: O liderlerindendir, dedi
حدثنا عبد الله بن الجراح، عن جرير، عن مغيرة، عن ابراهيم، قال قال عبيدة السلماني بهذا الخبر قال فذكر نحوه فقلت له اترى هذا منهم - يعني المختار - فقال عبيدة اما انه من الرءوس
Abdullah b. Mes'ud (r.a) Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "İsrail oğullarında meydana gelen ilk kusur şudur: Birisi, (kötülük işleyen) başka bir adamla karşılaşır ve ona: "Ey adam! Allah'tan kork, yaptığını terk et, çünkü o sana helal olmaz, derdi. Sonra ertesi gün onunla tekrar karşılaşır fakat dünkü yaptığı, onunla birlikte yemesine, içmesine ve oturmasına mani olmazdı. Bunu yaptıklarında Allah onların kalblerini biri birine karıştırdı (Günah işlemeyenlerin kalplerini günah işleyenlerin kalplerine muvafık kıldı)" Rasûlullah sonra "İsrail oğullarından kafir olanlar; Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın dili ile lanetlendiler" diye başlayan ayetleri: "Fakat onların çoğu taştırlar."[Maide 81] mealindeki ayetin sonuna kadar okudu. Daha sonra şöyle buyurdu: "Dikkat ediniz, gerçekten vallahi siz ya iyiliği emreder kötülükten men edersiniz, zalimin elinden tutup onu hakka döndürürsünüz ve onu hak üzere tutarsınız (ya da sizin de kalplerinizi biribirine karıştırır)
حدثنا عبد الله بن محمد النفيلي، حدثنا يونس بن راشد، عن علي بن بذيمة، عن ابي عبيدة، عن عبد الله بن مسعود، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان اول ما دخل النقص على بني اسراييل كان الرجل يلقى الرجل فيقول يا هذا اتق الله ودع ما تصنع فانه لا يحل لك ثم يلقاه من الغد فلا يمنعه ذلك ان يكون اكيله وشريبه وقعيده فلما فعلوا ذلك ضرب الله قلوب بعضهم ببعض " . ثم قال { لعن الذين كفروا من بني اسراييل على لسان داود وعيسى ابن مريم } الى قوله { فاسقون } ثم قال " كلا والله لتامرن بالمعروف ولتنهون عن المنكر ولتاخذن على يدى الظالم ولتاطرنه على الحق اطرا ولتقصرنه على الحق قصرا
Ebu Ubeyde, İbn Mes'ud kanalıyla Rasûlullah (s.a.v.)'den önceki (4336) hadisin benzerini rivayet etti. Ravi şunu da ilave etti: "......Ya da Allah bazınızın kalbini bazılarınınkine karıştırır. Sonra da onlara lanet ettiği gibi size de lanet eder." Ebu Davud şöyle dedi: "Muharibi, Ala b. Müseyyeb'ten, O Abdullah b. Amr b. Mürre'den, O. Salim el-eflas'tan, O Ebu Ubeyde'den, Ebu Ubeyde de Abdullah'dan rivayet etti. Ayrıca, Halid et-Tahhan, A'Ia'dan o da Amr b. Mürre vasıtasıyla Ebû Ubeyde'den rivayet etmiştir
حدثنا خلف بن هشام، حدثنا ابو شهاب الحناط، عن العلاء بن المسيب، عن عمرو بن مرة، عن سالم، عن ابي عبيدة، عن ابن مسعود، عن النبي صلى الله عليه وسلم بنحوه زاد " او ليضربن الله بقلوب بعضكم على بعض ثم ليلعننكم كما لعنهم " . قال ابو داود رواه المحاربي عن العلاء بن المسيب عن عبد الله بن عمرو بن مرة عن سالم الافطس عن ابي عبيدة عن عبد الله رواه خالد الطحان عن العلاء عن عمرو بن مرة عن ابي عبيدة
Bize Vehb b. Bakıyye Halid'ten, Amr b. Avn'de Hüseyn'den aynı manâ ile haber verdiler. Halid ile Hüseyn İsmail'den, o da Kays'tan nakletti, Kays şöyle demiştir: Ebu Bekr (r.a) Alah'a hamd ve sena ettikten sonra şunları söyledi: "Ey insanlar şüphesiz siz şu, "Siz kendinize bakınız, siz hidayet yolunda olduğunuzda sapıtan size zarar vermez" (Maide 105). âyetini yanlış anlıyorsunuz." Vehb b. Bakıyye Halid'den: Ebu Bekir'in şöyle dediğini nakletti: Biz Rasûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittik: "Şüphesiz insanlar zulmü gördükleri zaman, güçleri yettiği halde ona mani olmazlarsa, Allah'ın azabının hepsi üzerine inmesi pek yakındır." Amr'da Hüseyin'den Ebû Bekr'in şunları söylediğini nakletti: Ben RasûMIah'i şöyle derken işittim: "Bir millet ki aralarında kötülük işlenir, sonra onlar o kötülüğü değiştirmeye güçleri yettiği halde değiştirmezlerse, Allah yakın bir zamanda mutlaka onlara genel bir azab verir." Ebû Davûd şöyle demiştir: Bu hadisi, Halid'in dediği şekilde Ebû Usâme ve bir cemaat rivayet etti. O rivayette Şu'be böyle dedi: "Bir kavim ki aralarında kötülükler işlenir, sayılan onu işleyenlerden çok olduğu halde ona mani olmazlarsa.....”
حدثنا وهب بن بقية، عن خالد، ح وحدثنا عمرو بن عون، اخبرنا هشيم، - المعنى - عن اسماعيل، عن قيس، قال قال ابو بكر بعد ان حمد الله، واثنى، عليه يا ايها الناس انكم تقرءون هذه الاية وتضعونها على غير مواضعها { عليكم انفسكم لا يضركم من ضل اذا اهتديتم } قال عن خالد وانا سمعنا النبي صلى الله عليه وسلم يقول " ان الناس اذا راوا الظالم فلم ياخذوا على يديه اوشك ان يعمهم الله بعقاب " . وقال عمرو عن هشيم واني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ما من قوم يعمل فيهم بالمعاصي ثم يقدرون على ان يغيروا ثم لا يغيروا الا يوشك ان يعمهم الله منه بعقاب " . قال ابو داود رواه كما قال خالد ابو اسامة وجماعة . وقال شعبة فيه " ما من قوم يعمل فيهم بالمعاصي هم اكثر ممن يعمله
Cerir (b. Abdullah el-Beceli) (r.a) şöyle demiştir: Rasûlııllah (s.a.v.)'ı şöyle buyururken işittim: "Bir kimse bir toplum içerisinde bulunur ve o toplumda günahlar işlenir de, ona mani olmaya güçleri yettiği halde mani olmazlarsa, onlar ölmeden önce Allah mutlaka azabını gönderir
حدثنا مسدد، حدثنا ابو الاحوص، حدثنا ابو اسحاق، - اظنه - عن ابن جرير، عن جرير، قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ما من رجل يكون في قوم يعمل فيهم بالمعاصي يقدرون على ان يغيروا عليه فلا يغيروا الا اصابهم الله بعذاب من قبل ان يموتوا
Ebû Said el-Hudri demiştir ki; Rasûlullah (s.a.v.)'i: "Kim bir kötülük görür de onu eli ile değiştirmeye gücü yeterse eli ile değiştirsin (mani olsun)..." buyururken işittim. Hennad hadisin geri kalanının kesti, İbn A'la ise şu şekilde tamamladı."(eli ile değiştirmeye) gücü yetmezse, dili ile (değiştirsin) Dili ile (değiştirmeye) gücü yetmezse kalbi ile (değiştirsin) Bu sonuncusu ise, imanın en zayıfıdır
حدثنا محمد بن العلاء، وهناد بن السري، قالا حدثنا ابو معاوية، عن الاعمش، عن اسماعيل بن رجاء، عن ابيه، عن ابي سعيد، وعن قيس بن مسلم، عن طارق بن شهاب، عن ابي سعيد الخدري، قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " من راى منكرا فاستطاع ان يغيره بيده فليغيره بيده " . وقطع هناد بقية الحديث - وفاه ابن العلاء - " فان لم يستطع فبلسانه فان لم يستطع بلسانه فبقلبه وذلك اضعف الايمان
Ebu Ümeyye eş-Şa'banî şöyle demiştir; Ebu Sa'lebe el-Huşeni'ye: Ya Ebu Sa'lebe! Şu, "Siz kendinize düşeni yapın." (Maide 105) ayeti hakkında ne dersiniz?" dedim. Şu karşılığı verdi: Vallahi sen onu iyi bilen birisine sordun. Ben de onu Rasûlullah (s.a.v.)'e sormuştum. Şu cevabı verdi: "Biribirinize iyiliği tavsiye ediniz. Kötülükten men ediniz. Öyle ki itaat edilen bir cimrilik, tabi olunan nefsi arzular (ahiret'e) tercih edilen dünya ve her görüş sahibinin kendi görüşünü beğendiğini görürsen kendine düşeni yap. Halkı terket şüphesiz sizin ardınızda sabır günleri var. O günde sabretmek avuçta kor tutmak gibidir. O günlerde bir iyi amel işleyene, onun yaptığının benzerini yapan elli kişinin sevabı vardır." Bir başkası benim soruma ilaveten: "Ya Rasûlullah elli kişinin ecri mi?! dedi. Rasûlullah (s.a.v.), "Sizden elli kişinin ecri" buyurdu
حدثنا ابو الربيع، سليمان بن داود العتكي حدثنا ابن المبارك، عن عتبة بن ابي حكيم، قال حدثني عمرو بن جارية اللخمي، حدثني ابو امية الشعباني، قال سالت ابا ثعلبة الخشني فقلت يا ابا ثعلبة كيف تقول في هذه الاية { عليكم انفسكم } قال اما والله لقد سالت عنها خبيرا سالت عنها رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " بل ايتمروا بالمعروف وتناهوا عن المنكر حتى اذا رايت شحا مطاعا وهوى متبعا ودنيا موثرة واعجاب كل ذي راى برايه فعليك - يعني بنفسك - ودع عنك العوام فان من ورايكم ايام الصبر الصبر فيه مثل قبض على الجمر للعامل فيهم مثل اجر خمسين رجلا يعملون مثل عمله " . وزادني غيره قال يا رسول الله اجر خمسين منهم قال " اجر خمسين منكم
Abdullah b. Amr b. el-As (r.a.)'dan; Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "İnsanların eleneceği (iyilerin gidip) kötülerin kalacağı, ahid ve emanetlerinin bozulacağı ve ihtilafa düşüp şöylece parmaklarını biri biri arasına soktu olacakları zamanın gelmesi yakındır. - veya geldiği zaman haliniz ne olur?" [şek ravinindir] Oradakiler: (O zaman) Biz ne yapalım, ya Rasûlullah (s.a.v.)? dediler, Rasulullah "İyi bildiğinizi alır, kötü gördüğünüzü bırakırsınız. Kendinize ait işlere yönelir, umuma ait işleri terkedersiniz. Ebû Davûd der ki: Abdullah b. Amr vasıtasıyla tek vecihten böylece rivayet edildi. Diğer tahric. İbni Mace, filen (3957); Ahmed b. Hanbel II
حدثنا القعنبي، ان عبد العزيز بن ابي حازم، حدثهم عن ابيه، عن عمارة بن عمرو، عن عبد الله بن عمرو بن العاص، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " كيف بكم وبزمان " . او " يوشك ان ياتي زمان يغربل الناس فيه غربلة تبقى حثالة من الناس قد مرجت عهودهم واماناتهم واختلفوا فكانوا هكذا " . وشبك بين اصابعه فقالوا وكيف بنا يا رسول الله قال " تاخذون ما تعرفون وتذرون ما تنكرون وتقبلون على امر خاصتكم وتذرون امر عامتكم " . قال ابو داود هكذا روي عن عبد الله بن عمرو عن النبي صلى الله عليه وسلم من غير وجه
Abdullah b. Amr b. el-As (r.a.) şöyle demiştir; Biz Rasûlullah (s.a.v.)'in etrafında (toplanmış) oturuyor iken (o) fitneden bahsedip şöyle buyurdu: "İnsanları; ahidleri karışmış, emanetleri azalmış ve şöylece - parmaklarını biribirine soktu- olmuş bir halde gördüğünüz zaman..." Ben kalkıp: "Allah beni sana feda kılsın o zaman ne yapayım?" dedim: "Evine kapan, dilini tut, hak bildiğini al, kötü gördüğünü bırak. Kendine ait işlere sarıl, ammeye ait işleri terk et." buyurdu
حدثنا هارون بن عبد الله، حدثنا الفضل بن دكين، حدثنا يونس بن ابي اسحاق، عن هلال بن خباب ابي العلاء، قال حدثني عكرمة، حدثني عبد الله بن عمرو بن العاص، قال بينما نحن حول رسول الله صلى الله عليه وسلم اذ ذكر الفتنة فقال " اذا رايتم الناس قد مرجت عهودهم وخفت اماناتهم وكانوا هكذا " . وشبك بين اصابعه قال فقمت اليه فقلت كيف افعل عند ذلك جعلني الله فداك قال " الزم بيتك واملك عليك لسانك وخذ بما تعرف ودع ما تنكر وعليك بامر خاصة نفسك ودع عنك امر العامة
Ebû Said el-Hudri şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) "En efdal cihad, zalim sultanın -veya zalim emirin-[Şek ravilerden birinindir] yanında adaleti söylemektir." buyurdu
حدثنا محمد بن عبادة الواسطي، حدثنا يزيد، - يعني ابن هارون - اخبرنا اسراييل، حدثنا محمد بن جحادة، عن عطية العوفي، عن ابي سعيد الخدري، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " افضل الجهاد كلمة عدل عند سلطان جاير " . او " امير جاير
Urs b. Amira el-Kindi (r.a)'den rivayet edildiğine göre: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzünde günah işlendiği (bir kötülük yapıldığı) zaman birisi ona şahit olur da çirkin görürse -bir seferinde de inkar ederse demiştir - o kötülükten uzakta olan kişi gibidir. Kötülükten uzakta olup da ona razı olan ise ona şahid olan (birlikte olan) kimse gibidir
حدثنا محمد بن العلاء، اخبرنا ابو بكر، حدثنا مغيرة بن زياد الموصلي، عن عدي بن عدي، عن العرس بن عميرة الكندي، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " اذا عملت الخطيية في الارض كان من شهدها فكرهها " . وقال مرة " انكرها " . " كمن غاب عنها ومن غاب عنها فرضيها كان كمن شهدها
Adiyy b. Adiyy, Rasûlullah (s.a.v.)'dan önceki (4345.) hadisin benzerini rivayet etti Bu rivayette Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bir kimse kötülüğe şahit olur da onu çirkin görürse, ondan uzakta olan kimse gibidir
حدثنا احمد بن يونس، حدثنا ابو شهاب، عن مغيرة بن زياد، عن عدي بن عدي، عن النبي صلى الله عليه وسلم نحوه قال " من شهدها فكرهها كان كمن غاب عنها
Ebu'l Bahteri demiştir ki; Rasûlullah (s.a.v.)'den işiten birisi, -Süleyman Rasulullah'ın ashabından bir adam dedi- bana, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu haber verdi: "İnsanlar, günahları ve ayıpları çoğalıncaya kadar helak olmayacaklardır
حدثنا سليمان بن حرب، وحفص بن عمر، قالا حدثنا شعبة، - وهذا لفظه - عن عمرو بن مرة، عن ابي البختري، قال اخبرني من، سمع النبي صلى الله عليه وسلم يقول وقال سليمان حدثني رجل من اصحاب النبي صلى الله عليه وسلم ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " لن يهلك الناس حتى يعذروا او يعذروا من انفسهم
Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ömrünün sonunda bir gece bize yatsı namazını kıldırdı. Selam verince ayağa kalktı ve "Bu geceyi görüyorsunuz ya, işte bu geceden itibaren yüz sene sonra (bu gün) yeryüzünde olanlardan hiç kimse kalmayacaktır." buyurdu. İbn Ömer şöyle dedi: "İnsanlar Rasûlullah (s.a.v.)'in bu sözünü (anlamakta) hataya düştüler. Halbuki Rasûlullah (s.a.v.) Bu gün yeryüzünde olanlardan hiç kimse kalmayacaktır, buyurmuş, bu müddetin bu asırda yaşayanları mahvedeceğini (haber vermek) istemiştir”
حدثنا احمد بن حنبل، حدثنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن الزهري، قال اخبرني سالم بن عبد الله، وابو بكر بن سليمان ان عبد الله بن عمر، قال صلى بنا رسول الله صلى الله عليه وسلم ذات ليلة صلاة العشاء في اخر حياته فلما سلم قام فقال " ارايتم ليلتكم هذه فان على راس ماية سنة منها لا يبقى ممن هو على ظهر الارض احد " . قال ابن عمر فوهل الناس في مقالة رسول الله صلى الله عليه وسلم تلك فيما يتحدثون عن هذه الاحاديث عن ماية سنة وانما قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لا يبقى ممن هو اليوم على ظهر الارض يريد ان ينخرم ذلك القرن
Ebu Sa'lebe el-Huşenî (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah (C.C.) bu ümmete yarım gün (mühlet vermek) den aciz değildir." Ahmed b. Hanbel, IV, 193. de tahric etti
حدثنا موسى بن سهل، حدثنا حجاج بن ابراهيم، حدثنا ابن وهب، حدثني معاوية بن صالح، عن عبد الرحمن بن جبير، عن ابيه، عن ابي ثعلبة الخشني، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لن يعجز الله هذه الامة من نصف يوم
Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a)'den; Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Şüphesiz ben ümmetimin Rableri katında, onlara yarım gün geciktirmesinden aciz olmadığını umarım." Sa'de: "Yarım gün ne kadardır?" denildi Sa'd: "Beş yüz sene" cevabını verdi
حدثنا عمرو بن عثمان، حدثنا ابو المغيرة، حدثني صفوان، عن شريح بن عبيد، عن سعد بن ابي وقاص، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " اني لارجو ان لا تعجز امتي عند ربها ان يوخرهم نصف يوم " . قيل لسعد وكم نصف يوم قال خمسماية سنة