Loading...

Loading...
Kitap
139 Hadis
(Hz. Nebi'in hanımı) Meymûne'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Bizim azatlı bir cariyemize sadaka (olarak toplanmış koyunlar) dan bir koyun hediye edil(miş)ti, bir süre sonra koyun öldü. Derken Nebi (s.a.v.), (Ölü olarak yol üzerine atılıverilmiş olan) bu koyunun yanından geçti ve: "Bu koyun'un derisini tabaklayıp ondan yararlanmalıydılar" buyurdu. (Bunu işitenler); "Ey Allah'ın Rasûlü, o bir leştir, dediler. (Hz. Nebi de): "Ölü hayvanın ancak yenmesi haramdır" karşılığını verdi. Bu hadis Müslim, hayz; Tirmizî Iibas; Nesâî Fer’ dede var. İzah 4124 te
حدثنا مسدد، ووهب بن بيان، وعثمان بن ابي شيبة، وابن ابي خلف، قالوا حدثنا سفيان، عن الزهري، عن عبيد الله بن عبد الله، عن ابن عباس، - قال مسدد ووهب - عن ميمونة، قالت اهدي لمولاة لنا شاة من الصدقة فماتت فمر بها النبي صلى الله عليه وسلم فقال " الا دبغتم اهابها فاستمتعتم به " . قالوا يا رسول الله انها ميتة . قال " انما حرم اكلها
Şu (bir önceki4120.) hadis, Zührî'den (bir başka senedle daha rivayet edilmiştir ve bu rivayetinde Zührî) Meymûne'yi zikretmemiştir. (Bu rivayetinde Ziihrî; Hz. Nebi: "O'nun derisinden faydalanmalıydınız" buyurdu, dedi(kten) sonra (bir önceki hadisin manasını rivayet etmiş.orada geçen) tabaklamayı ise rivayet etmemiştir. İzah 4124 te
حدثنا مسدد، حدثنا يزيد، حدثنا معمر، عن الزهري، بهذا الحديث لم يذكر ميمونة قال فقال " الا انتفعتم باهابها " . ثم ذكر معناه لم يذكر الدباغ
Ma'mer'den rivayet edilmiştir; dedi ki; Zührî, (deri) tabaklamayı kabul etmezdi ve "deriden her hal(li kâr)da yararlanılabilir" derdi. Ebû Dâvûd dedi ki: (4120 numaralı) Zührî hadisinde (onu rivayet edenlerden) el-Evzaî, Yunus ve Ukayl; tabaklama kelimesini rivayet etmemişlerdir. Tabaklanmayı ise, Zübeydî, Saîd b. Abdülaziz ile Hafs b. el-Velîd rivayet ettiler. İzah 4124 te
حدثنا محمد بن يحيى بن فارس، حدثنا عبد الرزاق، قال قال معمر وكان الزهري ينكر الدباغ ويقول يستمتع به على كل حال . قال ابو داود لم يذكر الاوزاعي ويونس وعقيل في حديث الزهري الدباغ وذكره الزبيدي وسعيد بن عبد العزيز وحفص بن الوليد ذكروا الدباغ
İbn Abbas'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)'i; "Deri tabaklandığı zaman temiz olur" buyururken işittim. Bu hadis; Müslim, Hayz; Nesâî, Fer; Darimî, .edahii; Muvatta, saya; Ahmed b. Hanbel I. 219.227,237, 270. 274. 280. 314 328. 343, 365, 372. VI 73. 104. 148, 153. te de var. İzah 4124 te
حدثنا محمد بن كثير، اخبرنا سفيان، عن زيد بن اسلم، عن عبد الرحمن بن وعلة، عن ابن عباس، قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " اذا دبغ الاهاب فقد طهر
Nebi (s.a.v.)'in hanımı Aişe (ranha)'dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.), ölü (hayvan)ların derileri tabaklanınca (onlardan) yararlanılmasını emretmiştir
حدثنا عبد الله بن مسلمة، عن مالك، عن يزيد بن عبد الله بن قسيط، عن محمد بن عبد الرحمن بن ثوبان، عن امه، عن عايشة، زوج النبي صلى الله عليه وسلم ان رسول الله صلى الله عليه وسلم امر ان يستمتع بجلود الميتة اذا دبغت
Seleme b. el-Muhabbık'dan rivayet olunduğuna göre; "Rasûlullalr (s.a.v.), Tebük savaşında bir eve varmış, evde (deriden yapılmış) asılı bir su tulumu görmüş ve (ev halkından tulumdaki) su (dan bir miktar vermelerini) istemiş. (Onlar): Ey Allah'ın Rasûlü, bu {su tulumunun derisi) bir leş(e ait)tir, demişler. (Hz. Nebi de): “Onun tabaklanmış olması temizlenmesi (demek)dir" buyurmuş. Bu hadis; Müslim Hayz: Nesâî. Fer’; Darimî, edâhi, buyu': Ahmed b. Hanbel III, 176 V 6.7. VI 155. tede var. İzah 4126 da
حدثنا حفص بن عمر، وموسى بن اسماعيل، قالا حدثنا همام، عن قتادة، عن الحسن، عن جون بن قتادة، عن سلمة بن المحبق، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم في غزوة تبوك اتى على بيت فاذا قربة معلقة فسال الماء فقالوا يا رسول الله انها ميتة . فقال " دباغها طهورها
Âliye binti Sübey'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Uhud'da bana ait bir koyun (sürüsü) vardı. Onlara kıran girdi(de pek çoğu öldü). Bunun üzerine Hz. Paygamber'in hanımı Meymûne'ye varıp bu durumu kendisine anlattım. Meymûne de bana: Onların derilerini alıp onlardan yararlanmalıydın, dedi. (Kendisine): Bu helâl inidir? dedi(m). Evet. Bir defasında Kureyş'ten bazı kimseler kendilerine ait bir koyunu eşek (sürür) gibi sürüyerek Rasûlullah (s.a.v.)'in yanına geldiler. Rasûlullah (s.a.v.) onlara; "Derisini almalı (ve tabakladıktan sonra ondan yararlanmalı) idiniz" buyurdu. (Onlar bu sözü işitince;) O bir leştir, {onun derisinden nasıl yararlanabiliriz)? dediler. Rasûlullah (s.a.v.): “O deriyi su ve mazı temizler" karşılığını verdi
حدثنا احمد بن صالح، حدثنا ابن وهب، اخبرني عمرو، - يعني ابن الحارث - عن كثير بن فرقد، عن عبد الله بن مالك بن حذافة، حدثه عن امه العالية بنت سبيع، انها قالت كان لي غنم باحد فوقع فيها الموت فدخلت على ميمونة زوج النبي صلى الله عليه وسلم فذكرت ذلك لها فقالت لي ميمونة لو اخذت جلودها فانتفعت بها . فقالت اويحل ذلك قالت نعم . مر على رسول الله صلى الله عليه وسلم رجال من قريش يجرون شاة لهم مثل الحمار فقال لهم رسول الله صلى الله عليه وسلم " لو اخذتم اهابها " . قالوا انها ميتة . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " يطهرها الماء والقرظ
Abdullah b. Ukeym'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Ben, genç iken Cüheyne toprağında bulunduğum bir sırada bize Rasûlullah (s.a.v.)'in bir mektubu okundu (Mektupta şu ifadeler yer alıyordu): "Leş'in derisinden de sinirinden de yararlanmayınız." Bu hadis; Buhari, buyu', .Zebaih; Tirmîzî, libas: Ahmed b. Hanbel, IV. 110-311: İbn Mace, libas tada var. İzah 4128 de
حدثنا حفص بن عمر، حدثنا شعبة، عن الحكم، عن عبد الرحمن بن ابي ليلى، عن عبد الله بن عكيم، قال قري علينا كتاب رسول الله صلى الله عليه وسلم بارض جهينة وانا غلام شاب " ان لا تستمتعوا من الميتة باهاب ولا عصب
Hakem b. Uteybe'den rivayet olunduğuna göre; Kendisi bazı kimselerle birlikte Cüheyne (kabilesin)'den Abdullah b. Ukeym'e gitmişler. Hakem (sözlerine devam ederek şöyle) dedi: Yanımdaki insanlar Abdullah b. Ukeym'in yanına girdiler. Bense kapı'ya oturdum, (onları beklemeye koyuldum). Kısa bir süre sonra (oradan) çıktılar, benim yanıma (geldiler) ve Abdullah b. Ukeym'in kendilerine şöyle söylediğini haber verdiler: "Rasûlullah (s.a.v.) vefatından bir ay önce Cüheyne'ye bir mektup gönderdi. (İçerisinde şu ifadeler yer alıyordu): Ölmüş bir hayvan'ın derisinden de sinirinden de yararlanmayınız." Ebû Dâvûd dedi ki: Nadr b. Eş-Şümeyl. "Tabaklanmamış deriye 'ihâb' dendiğini, tabaklanınca ona ihâb deniimeyip işenn' ve "kirbe" dendiğini" söyledi
حدثنا محمد بن اسماعيل، مولى بني هاشم حدثنا الثقفي، عن خالد، عن الحكم بن عتيبة، انه انطلق هو وناس معه الى عبد الله بن عكيم - رجل من جهينة - قال الحكم فدخلوا وقعدت على الباب فخرجوا الى فاخبروني ان عبد الله بن عكيم اخبرهم ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كتب الى جهينة قبل موته بشهر ان لا ينتفعوا من الميتة باهاب ولا عصب . قال ابو داود فاذا دبغ لا يقال له اهاب انما يسمى شنا وقربة قال النضر بن شميل يسمى اهابا ما لم يدبغ
Muâviye b. Süfyân (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.): "İpek(ten) ve kaplan (derisinden yapılmış) eyer"e binmeyiniz" buyurmuştur. (İbn Seriy yahutta Ebu Dâvûd) dedi ki: Muâviye (devlet başkanı olduğu için) Rasûlullah (s.a.v.)'den (rivayet ettiği bu) hadiste tenkid edilmezdi. Bize Ebû Saîd dedi ki: "Bize Ebu Dâvûd, Ebu’l-Mu'temir'in isminin Yezid b. Tahınân olduğunu ve Hîre'ye yerleştiğini söyledi." Bu hadis, İbn Mace, libas tada var
حدثنا هناد بن السري، عن وكيع، عن ابي المعتمر، عن ابن سيرين، عن معاوية، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا تركبوا الخز ولا النمار " . قال وكان معاوية لا يتهم في الحديث عن رسول الله صلى الله عليه وسلم . قال لنا ابو سعيد قال لنا ابو داود ابو المعتمر اسمه يزيد بن طهمان كان ينزل الحيرة
Ebû Hureyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v.): "Melekler yanlarında kaplan derisi bulunan yolculara katılmazlar" buyurmuştur
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا ابو داود، حدثنا عمران، عن قتادة، عن زرارة، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " لا تصحب الملايكة رفقة فيها جلد نمر
Halid (b. Mi'damJ'dan rivayet edilmiştir; dedi ki: Mikdâm b. Madîkerb'le Amr b. el-Esed ve Kmnesrîn halkından olan Esedoğullarından bir adam. Muâviye b. Ebû Süfyân'a elçi olarak gelmişlerdi. Muâviye, Mikdâm'a: Hasan b. Ali'nin vefat ettiğini biliyor musun? dedi. Mikdâm (bu haberi işitince) hemen "inna lillâhi ve inna ileyhi râciun" dedi. (Esedoğullarından olan) adam (veyahut orada bulunan bir başka adam) da Muâviye'ye: Sen bu hâdiseyi (aramızda korkunç fitnelerin doğmasına yol açacak) bir musibet olarak mı görüyorsun? dedi. Muâviye de ona: Onu Rasûlullah (s.a.v.) kucağına koyup, "Bu bendendir, Hüseyin de Ali'dendir" buyurduğu halde ben bu hadiseyi niçin bir musibet olarak görmeyeyim? dedi. Esedoğullarından olan kişi de: (Bu hâdise gerçeklen kıvılcımları her tarafa saçılıp büyük yangınlara sebep olabilecek tehlikeli) bir ateş parçası(dır). Onu Allah söndürdü (ve bizi bu tehlikeden kurtardı) dedi. (Bu sözleri işiten) Mikdâm (Hz. Muâviye'ye hitaben): Ben bugün seni öfkelendirmekten ve sana hoşuna gitmeyen sizleri işittirmekten geri durmayacağım, dedi. Sonra şöyle devam etti: Ey Muâviye! Eğer ben (şimdi söyleyeceğim sözlerimde) doğruyu söylemişsem beni tasdik et, eğer yalan söylemişsen o zaman da beni yalanla, dedi. (Hz. Muâviye de): (Peki öyle) yaparım, dedi. (Mikdâm): (O halde ey Muâviye!) Allah aşkına söyle. Sen Rasulullah (s.a.v.)'in (erkeklere) allın (yüzük) takınmayı yasakladığını bil(m)iyor musun? dedi. (Muâviye); Evet, (biliyorum), cevabını verdi. Allah için söyle. Rasûlullan (s.a.v.)'in ipek giyinmeyi yasakladığını bil(m)iyor musun? Evet (biliyorum), dedi. Allah için söyle, Rasûlullah (s.a.v.)'in yırtıcı hayvanların derilerini giymeyi ve o derilerin üzerine binmeyi yasakladığını bil(m)iyor musun? dedi. Evet, karşılığını verdi. (Bunun üzerine Mikdam); Allah'a yemin olsun ki ey Muâviye, ben bunların hepsini senin evinde gördüm, diye konuştu. Muâviye ise; Ey Mikdâm. gerçekten anladım ki ben senin elinden asla kurtulamayacağım, dedi. (Bu hâdiseyi nakleden Halid b. Mi'dân sözlerine devam ederek) dedi ki: (Bu konuşmanın hemen arkasından) Muâviye (Mikdâm'ın) iki arkadaşına verilmesini emrettiğinden daha fazlasını Mikdâm'a verilmesini emretti ve oğlunun da (divandan) iki yüz dinar (alanlar) arasına kaydedilmesini istedi. Mikdâm (Muâviye'nin kendisine bağışladığı bu) bahşişleri (kendi yol) arkadaşlarına dağıttı. Esedoğullarından olan kişi ise (Hz. Muâviye'den aldıklarından) kimseye bir şey vermedi. Bu (haber) Muâviye'ye ulaştı (da Muâviye): "Mikdâm cömert bir insandır. (Bu yüzden) elini açtı ve (elinde olanı arkadaşlarına dağıttı). Esed oğulların dan olan kişi ise elindekini çok iyi tutan (tutumlu) bir insandır" dedi
(Ebu'l-Melîh b. Usâme'nin) babasından rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) yırtıcı hayvanların derilerinden (yararlanmayı) nehyetmiştir. Bu Hadis ayrıca; Ebû Davud, Menasik: Tirmizi, libas: Nesaî, Fer'; Dârimî. edâhi, buyu'; muvatta, sayd, Ahmed b. Hanbel. IV 15, VI 73.tede var
حدثنا مسدد بن مسرهد، ان يحيى بن سعيد، واسماعيل بن ابراهيم، حدثاهم - المعنى، - عن سعيد بن ابي عروبة، عن قتادة، عن ابي المليح بن اسامة، عن ابيه، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى عن جلود السباع
Câbir (r.a)'den rivayei olunmuştur; dedi ki: Nebi (s.a.v.) ile birlikle bir yolculukta {bulunuyor) idik. "Ayakkabıları (giymeye) çok önem veriniz. Çünkü insan ayakkabı giydiği sürece (sanki) binitli (gibi) olur" buyurdu
حدثنا محمد بن الصباح البزاز، حدثنا ابن ابي الزناد، عن موسى بن عقبة، عن ابي الزبير، عن جابر، قال كنا مع النبي صلى الله عليه وسلم في سفر فقال " اكثروا من النعال فان الرجل لا يزال راكبا ما انتعل
Enes (r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.)'in pabucunun parmaklar arasına geçirilen iki (adet) küçük tasması vardı
حدثنا مسلم بن ابراهيم، حدثنا همام، عن قتادة، عن انس، ان نعل النبي، صلى الله عليه وسلم كان لها قبالان
Câbir (r.a)'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), kişinin ayakkabıyı ayakta giymesini men etti
حدثنا محمد بن عبد الرحيم ابو يحيى، اخبرنا ابو احمد الزبيري، حدثنا ابراهيم بن طهمان، عن ابي الزبير، عن جابر، قال نهى رسول الله صلى الله عليه وسلم ان ينتعل الرجل قايما
Ebû Hureyre'den rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.): "Hiçbiriniz tek ayakkabı ile yürümesin. Ya ikisini de giysin ya ikisini de çıkarsın" buyurmuştur. Bu hadis; Buhari, libas; Müslim, libas; Tirmizi. libas; ibn-i Mace libas, muvatta, lübs ; Ahmed b. Hanbel II 245- 243, 477. 480, 528. dede var
حدثنا عبد الله بن مسلمة، عن مالك، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " لا يمشي احدكم في النعل الواحدة لينتعلهما جميعا او ليخلعهما جميعا
Câbir'den rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Birinizin (pabucunun) tasması koptuğu zaman, tasmasını onartıncaya kadar tek pabuçla ile yürümesin. Tek mest ile de yürümesin ve sol el(iy)le yemesin
حدثنا ابو الوليد الطيالسي، حدثنا زهير، حدثنا ابو الزبير، عن جابر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذا انقطع شسع احدكم فلا يمش في نعل واحدة حتى يصلح شسعه ولا يمش في خف واحد ولا ياكل بشماله
İbn Abbas (r.a)'dan şöyle elediği rivayet olunmuştur: Kişi otur(mak iste) diği zaman, ayakkabılarını çıkarıp (sol) yanına koyması sünnettendir
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا صفوان بن عيسى، حدثنا عبد الله بن هارون، عن زياد بن سعد، عن ابي نهيك، عن ابن عباس، قال من السنة اذا جلس الرجل ان يخلع نعليه فيضعهما بجنبه
Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.): "Biriniz ayakkabı(sını) giyeceği zaman sağdan başlasın, çıkaracağı zaman da soldan başlasın. Sağı, giyerken ayakların ilki, çikarırken de sonuncusu olsun" buyurmuştur. Bu hadis; Buhari, libas; Müslim libas; Tirmizi, libas; İbn Mace libas; Muvatta, lübs; Ahmed b. Hanbel II- 223, 245, 283, 465, 467. dede var
حدثنا عبد الله بن مسلمة، عن مالك، عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " اذا انتعل احدكم فليبدا باليمين واذا نزع فليبدا بالشمال لتكن اليمين اولهما ينتعل واخرهما ينزع
حدثنا عمرو بن عثمان بن سعيد الحمصي، حدثنا بقية، عن بحير، عن خالد، قال وفد المقدام بن معديكرب وعمرو بن الاسود ورجل من بني اسد من اهل قنسرين الى معاوية بن ابي سفيان فقال معاوية للمقدام اعلمت ان الحسن بن علي توفي فرجع المقدام فقال له رجل اتراها مصيبة قال له ولم لا اراها مصيبة وقد وضعه رسول الله صلى الله عليه وسلم في حجره فقال " هذا مني وحسين من علي " . فقال الاسدي جمرة اطفاها الله عز وجل . قال فقال المقدام اما انا فلا ابرح اليوم حتى اغيظك واسمعك ما تكره . ثم قال يا معاوية ان انا صدقت فصدقني وان انا كذبت فكذبني قال افعل . قال فانشدك بالله هل تعلم ان رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى عن لبس الذهب قال نعم . قال فانشدك بالله هل سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم ينهى عن لبس الحرير قال نعم . قال فانشدك بالله هل تعلم ان رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى عن لبس جلود السباع والركوب عليها قال نعم . قال فوالله لقد رايت هذا كله في بيتك يا معاوية . فقال معاوية قد علمت اني لن انجو منك يا مقدام قال خالد فامر له معاوية بما لم يامر لصاحبيه وفرض لابنه في المايتين ففرقها المقدام في اصحابه قال ولم يعط الاسدي احدا شييا مما اخذ فبلغ ذلك معاوية فقال اما المقدام فرجل كريم بسط يده واما الاسدي فرجل حسن الامساك لشييه