Loading...

Loading...
Kitap
770 Hadis
Abdullah b. Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geceleyin namaza kalktığında (şöyle) derdi: "Allah'ım, hamd sana mahsustur. Göklerin ve yer yüzünün nuru sensin. Hamd de Sana mahsustur. Gökleri ve yer yüzünü ayakta tutan sensin. Sana hamd olsun. Göklerin yer yüzünün ve oralardakilerin Rabbi- Sensin. Sen haksın, Senin sözün haktır. Va'din de haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet haktır, Cehennem haktır ve kıyamet haktır. Allah'ım! Yalnız Sana teslim oldum, ancak Sana iman ettim, ancak Sana dayandım, yalnız Sana yöneldim, Ben (senin düşmanlarına karşı) ancak Senin (verdiğin güç) Ie mücadele ettim ve ancak Senin hükmüne başvurdum. Benim gerek evvelce ve gerekse sonradan işlediğim günahlarımla gizli ve aşikar yaptıklarımı bana bağışla Benim rabbim Sensin, Senden başka hiç bir ilah yoktur!" Diğer tahric: Buharî, teheccud, deavat; tevhîd; Müslim, müsafirîn, zikir; Tirmizî, deavat; Nesaî, kıyamu'l-leyl; İbn Mace, ikame
حدثنا عبد الله بن مسلمة، عن مالك، عن ابي الزبير، عن طاوس، عن ابن عباس، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان اذا قام الى الصلاة من جوف الليل يقول " اللهم لك الحمد انت نور السموات والارض ولك الحمد انت قيام السموات والارض ولك الحمد انت رب السموات والارض ومن فيهن انت الحق وقولك الحق ووعدك الحق ولقاوك حق والجنة حق والنار حق والساعة حق اللهم لك اسلمت وبك امنت وعليك توكلت واليك انبت وبك خاصمت واليك حاكمت فاغفر لي ما قدمت واخرت واسررت واعلنت انت الهي لا اله الا انت
İbn Abbas (r.a.); "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gece teheccüd'de (önce) tekbir alırdı" dedi. Sonra da (bir önceki (771.) hadisin) manasını nakletti
حدثنا ابو كامل، حدثنا خالد، - يعني ابن الحارث - حدثنا عمران بن مسلم، ان قيس بن سعد، حدثه قال حدثنا طاوس، عن ابن عباس، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان في التهجد يقول بعد ما يقول " الله اكبر " . ثم ذكر معناه
Rifaa b. Rafi'den; demiştir ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz kıldım, Rifaa (yani ben) aksırdı(m.) (Diğer ravi) Kuteybe (ise) Rifaa'dan bahsetmedi. (Rifaa sözlerine şöyle devam etti): Bunun üzerine "Rabbimizin sevdiği ve razı olduğu şekilde pek çok, ziyadeleşen güzel ve hiç kesilmeyen hamdler kendisine olsun" dedim. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazı kılıp bitirince; "Namazda konuşan kimdi?" dedi. Sonra (Kuteybe) Malik hadisinin benzerini daha tam olarak nakletti. Diğer tahric: Buharî, ezan; Müslim, mesacid; Nesaî, tatbîk, iftitah; Tirmizî, salat ;Muvatta', Kur'an ;Ahmedb. Hanbel, III, 106, 158, 168, 188, 191,252,269, IV
حدثنا قتيبة بن سعيد، وسعيد بن عبد الجبار، نحوه قال قتيبة حدثنا رفاعة بن يحيى بن عبد الله بن رفاعة بن رافع، عن عم، ابيه معاذ بن رفاعة بن رافع عن ابيه، قال صليت خلف رسول الله صلى الله عليه وسلم فعطس رفاعة لم يقل قتيبة رفاعة فقلت الحمد لله حمدا كثيرا طيبا مباركا فيه مباركا عليه كما يحب ربنا ويرضى فلما صلى رسول الله صلى الله عليه وسلم انصرف فقال " من المتكلم في الصلاة " . ثم ذكر نحو حديث مالك واتم منه
Amir b. Rabia babasından; demiştir ki: Ensardan bir genç Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz kılarken aksırdı ve; "bize bağışladığı (gerek) dünya ve (gerekse) ahiret (nimetlerin)den dolayı Allah'a pek çok, güzel ve her an ziyadeleşen hamdler olsun" dedi. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazı bitirince: "(Bu) duayı okuyan kimdi?" diye sordu. (Amir) dedi ki, genç sükut etti. Sonra "(bu) duayı okuyan kimdi? Gerçekten o kimse sakıncalı birşey söylemedi" buyurdu. Bunun üzerine (o genç): O duayı ben okumuştum, ey Allah'ın Resulü; ben bu dua ile hayırdan başka bir şey kastetmedim diye cevap verdi. (Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de): "(Bu dua) zikri sonsuz derecede büyük olan Rahman'ın Arşına erişti" buyurdu. Sadece Ebu Davud rivayet etmiştir
حدثنا العباس بن عبد العظيم، حدثنا يزيد بن هارون، اخبرنا شريك، عن عاصم بن عبيد الله، عن عبد الله بن عامر بن ربيعة، عن ابيه، قال عطس شاب من الانصار خلف رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو في الصلاة فقال الحمد لله حمدا كثيرا طيبا مباركا فيه حتى يرضى ربنا وبعد ما يرضى من امر الدنيا والاخرة فلما انصرف رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " من القايل الكلمة " . قال فسكت الشاب ثم قال " من القايل الكلمة فانه لم يقل باسا " . فقال يا رسول الله انا قلتها لم ارد بها الا خيرا . قال " ما تناهت دون عرش الرحمن تبارك وتعالى
Ebu Said el-Hudrî'den; demiştir ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleyin (teheccüd namazına) kalktığında tekbir alır, sonra: «Sübhaneke Allahumme ve bi hamdike ve tebareke ismuke ve teala cedduke ve la ilahe ğayruke. » der sonra da üç defa "La ilahe illallah" der, üç defa "Allahu ekber kebira" der, (daha) sonra da: "(Hakkın rahmetinden) koğulmuş olan şeytandan, vesvesesinden, kurmasından, büyüsünden semi'(her şeyi işiten) ve alîm (her şeyi bilen) Allah'a sığınırım" derdi. Sonra da (bir miktar Kur'an) okurdu. Ebu Davüd dedi ki: (Hadis alimleri) bu hadisin Ali b. Ali ve el-Hasen senediyle mürsel olarak nakledildiğini (merfu olarak zikredilmesindeki) hatanın da Ca'fer'e ait olduğunu söylüyorlar. Diğer tahric: Müslim, salat; Tirmizî, salat, vitr Nesaî, iftitah; İbn Mace, ikame; Darimî, salat; Ahmed b. Hanbel
حدثنا عبد السلام بن مطهر، حدثنا جعفر، عن علي بن علي الرفاعي، عن ابي المتوكل الناجي، عن ابي سعيد الخدري، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا قام من الليل كبر ثم يقول " سبحانك اللهم وبحمدك وتبارك اسمك وتعالى جدك ولا اله غيرك " . ثم يقول " لا اله الا الله " . ثلاثا ثم يقول " الله اكبر كبيرا " . ثلاثا " اعوذ بالله السميع العليم من الشيطان الرجيم من همزه ونفخه ونفثه " . ثم يقرا . قال ابو داود وهذا الحديث يقولون هو عن علي بن علي عن الحسن مرسلا الوهم من جعفر
Aişe (r.anha)'den demiştir ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaza başladığı zaman: "Ey Allah'ım! Seni hamdin ile tesbih ve tenzih ederim. İsmin mübarektir, azametin yücedir. ve senden başka ilah yoktur" derdi. Ebu Davud dedi ki: Bu hadis Abdusselam b. Harb'den (rivayet edilmiş şekliyle) meşhur değildir. Bunu Abdusselam'dan sadece Talk b. cannam rivayet etmiştir. (Resulullah) Sallallahu aleyhi ve Sellem'in namaz kılma hadisesini Budeyl’den bir cemaat daha nakletmiştir. Fakat onlar (namazda dua’dan hiç bahsetmemişlerdir. Diğer tahric: Müslim, salat Tirmizî, salat; vitir; İbn Mace, ikame, Darimî, salat: Ahmed b. Hanbel IH)
حدثنا حسين بن عيسى، حدثنا طلق بن غنام، حدثنا عبد السلام بن حرب الملايي، عن بديل بن ميسرة، عن ابي الجوزاء، عن عايشة، قالت كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا استفتح الصلاة قال " سبحانك اللهم وبحمدك وتبارك اسمك وتعالى جدك ولا اله غيرك " . قال ابو داود وهذا الحديث ليس بالمشهور عن عبد السلام بن حرب لم يروه الا طلق بن غنام وقد روى قصة الصلاة عن بديل جماعة لم يذكروا فيه شييا من هذا
Semure (r.a.) şöyle demiştir: Ben namazda iki yerde sekte olduğunu öğrendim: Birincisi, İmam tekbiri aldıktan sonra okumaya (başlayıncaya) kadar. İkincisi de Fatiha ve Sureyi bitirince rüku'a varmadan önce. (Ravî Hasan el-Basrî) dedi ki: "İmran b. Husayn (Semure'nin) bu söz(ün)e inanmadı. Bunun üzerine bu mevzuda Medine'ye Ubey'ye mektub yazdılar. O da Semure'yi tasdik etti. Ebu Davud dedi ki: Bu hadisi Humeyd, "sükutun biri de kıraat bitirdikten sonradır" şeklinde rivayet etti
حدثنا يعقوب بن ابراهيم، حدثنا اسماعيل، عن يونس، عن الحسن، قال قال سمرة حفظت سكتتين في الصلاة سكتة اذا كبر الامام حتى يقرا وسكتة اذا فرغ من فاتحة الكتاب وسورة عند الركوع قال فانكر ذلك عليه عمران بن حصين قال فكتبوا في ذلك الى المدينة الى ابى فصدق سمرة . قال ابو داود كذا قال حميد في هذا الحديث وسكتة اذا فرغ من القراءة
Semure (r.a.)'dan nakledildiğine göre, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) (namazda) iki defa susarmrş: Namaza başladığında ve okumayı tamamen bitirdiğinde. Ravî (Eş'as rivayetine devamla bir önceki 777.) Yunus hadisinin manasını nakletmiştir
حدثنا ابو بكر بن خلاد، حدثنا خالد بن الحارث، عن اشعث، عن الحسن، عن سمرة بن جندب، عن النبي صلى الله عليه وسلم انه كان يسكت سكتتين اذا استفتح واذا فرغ من القراءة كلها . فذكر معنى حديث يونس
Semure b. Cündub (namazda) iki defa susulduğunu Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den öğrendiğini söylemiştir. (Biri) tekbir aldıktan sonraki sükut, (diğeri de) ‘ğaril mağdubi aleyhim veleddallin...’ (ayetin)i okuduktan sonraki sükut. Semure bunu (böyle) öğrenmişti. (Fakat) İmran b. Husayn buna inanmadı. Bunun üzerine bu mevzuda Übeyy b. Kab'a mektub yazdılar; Ubeyy onlara (yazdığı) mektubunda veyahut onlara (verdiği) cevabında (şöyle demişti): "Semure gerçekten iyi bellemiş
حدثنا مسدد، حدثنا يزيد، حدثنا سعيد، حدثنا قتادة، عن الحسن، ان سمرة بن جندب، وعمران بن حصين، تذاكرا فحدث سمرة بن جندب، انه حفظ عن رسول الله صلى الله عليه وسلم سكتتين سكتة اذا كبر وسكتة اذا فرغ من قراءة { غير المغضوب عليهم ولا الضالين } فحفظ ذلك سمرة وانكر عليه عمران بن حصين فكتبا في ذلك الى ابى بن كعب وكان في كتابه اليهما او في رده عليهما ان سمرة قد حفظ
Semure (r.a.)'den demiştir ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den iki sekte (sükut) ezberledim. (Ravi Abdul-A'la yahut Îbnu'l-Müsenna) bu hadis hakkında (şöyle) dedi: Biz Katade'ye bu iki sekte nedir, diye sorduk. (O da; "Birinci sekte) namaza girdiği zaman, (ikinci de) kıraati bitirdiği zaman" diye cevap verdi. Biraz sonra da "Ve غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ okuduğunda" dedi. Diğer tahric: Tirmizî, salat; İbn Mace
حدثنا ابن المثنى، حدثنا عبد الاعلى، حدثنا سعيد، بهذا قال عن قتادة، عن الحسن، عن سمرة، قال سكتتان حفظتهما عن رسول الله صلى الله عليه وسلم . قال فيه قال سعيد قلنا لقتادة ما هاتان السكتتان قال اذا دخل في صلاته واذا فرغ من القراءة ثم قال بعد واذا قال { غير المغضوب عليهم ولا الضالين}
Ebu Hureyre (r.a.)'den; demiştir ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaz için tekbir aldı mı, tekbir ile kıraat arasında sükut ederdi. Ben: Ey Allah'ın Resulü! Anam babam sana feda olsun, şu tekbir ile kıraat arasındaki sükutunun hikmeti nedir? O esnada ne okuyorsun (lütfen) bana bildir, dedim. Buyurdu ki: "Ey Allah'ım benimle, günahlarımın arasını doğu ile batı arasını uzaklaştırdığın gibi uzak eyle! Ya Rabbi, beni günahlarımdan beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi temizle! Ey Allah'ım!Beni kar, su ve dolu ile (günahlardan) temizle, (diye dua ediyorum)" Diğer tahric: Buharî, ezan; deavat; Müslim, mesacid, zikr; Tirmizî, deavat; Nesaî, tahare, iftitah; İbn Mace, ikame, dua; Ahmed b. Hanbel, II
حدثنا احمد بن ابي شعيب، حدثنا محمد بن فضيل، عن عمارة، ح وحدثنا ابو كامل، حدثنا عبد الواحد، عن عمارة، - المعنى - عن ابي زرعة، عن ابي هريرة، قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا كبر في الصلاة سكت بين التكبير والقراءة فقلت له بابي انت وامي ارايت سكوتك بين التكبير والقراءة اخبرني ما تقول . قال " اللهم باعد بيني وبين خطاياى كما باعدت بين المشرق والمغرب اللهم انقني من خطاياى كالثوب الابيض من الدنس اللهم اغسلني بالثلج والماء والبرد
Enes (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Bekr, Ömer ve Osman (namazda) kıraata El-hamdulillahi rabbil alemin ile başlarlardı. Diğer tahric: Buharî, ezan; Tirmızî, Mevakît; îbn Ma'ce İkame, Müslim, salat; Darımî, salat; Ahmed b. Hanbel, III
حدثنا مسلم بن ابراهيم، حدثنا هشام، عن قتادة، عن انس، ان النبي صلى الله عليه وسلم وابا بكر وعمر وعثمان كانوا يفتتحون القراءة ب { الحمد لله رب العالمين}
Aişe (r.anha)'dan; demiştir ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaza tekbir ile, kıraata da elhamdulillahirabbilalemîn ile başlardı. Rüku'a vardığı zaman başını ne yukarı kaldırırdı, ne de aşağı eğerdi, fakat ikisinin arasında tutardı. Rüku'dan başını kaldırdığında dimdik doğrulmadıkça secdeye varmazdı. Secdeden başını kaldırdığında da iyice doğrulup oturmadıkça secdeye varmazdı. Ve her iki rekat(ın sonun)da da et-Tehiyyatu'yu okurdu. Oturduğu zaman sol ayağını yere yayar, sağ ayağını dikerdi. Şeytan oturuşundan nehyeder, vahşi hayvanlar gibi (elleri ve kolları yere yayarak) secde etmeyi yasaklar, namazı selam vererek bitirirdi. Diğer tahric: Müslim, salat; Ahmed b. Hanbel, VI
حدثنا مسدد، حدثنا عبد الوارث بن سعيد، عن حسين المعلم، عن بديل بن ميسرة، عن ابي الجوزاء، عن عايشة، قالت كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يفتتح الصلاة بالتكبير والقراءة ب { الحمد لله رب العالمين } وكان اذا ركع لم يشخص راسه ولم يصوبه ولكن بين ذلك وكان اذا رفع راسه من الركوع لم يسجد حتى يستوي قايما وكان اذا رفع راسه من السجود لم يسجد حتى يستوي قاعدا وكان يقول في كل ركعتين " التحيات " . وكان اذا جلس يفرش رجله اليسرى وينصب رجله اليمنى وكان ينهى عن عقب الشيطان وعن فرشة السبع وكان يختم الصلاة بالتسليم
el-Muhtar b. Fulful dedi ki: Ben Enes b. Malik (r.a.)'i (şöyle) derken işittim: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem); "Demin bana bir sure indirildi" dedi ve hemen ''Bismillahirrahmanirrahim”, diye okumaya başladı ve sureyi bitirdi. "Kevser nedir bilir misiniz?" buyurdu. Allah ve Resulü daha iyi bilir dediler. Bunun üzerine: "O Rabbim'in bana va'd ettiği Cennette bir nehirdir" buyurdular. Diğer tahric: Buharî tefsir Sure; Müslim salat; Tirmizi, cennet; Nesaî iftitah
حدثنا هناد بن السري، حدثنا ابن فضيل، عن المختار بن فلفل، قال سمعت انس بن مالك، يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " انزلت على انفا سورة " . فقرا بسم الله الرحمن الرحيم { انا اعطيناك الكوثر } حتى ختمها . قال " هل تدرون ما الكوثر " . قالوا الله ورسوله اعلم . قال " فانه نهر وعدنيه ربي في الجنة
Urve (b. ez-Zubeyr) Aişe'den naklen İfk hadisesini anlattı ve (Aişe'nin şöyle) dedi(ğini söyledi:) Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oturdu, yüzünü açtı ve: "Hakk'ın rahmetinden koğulmuş olan şeytandan her şeyi işiten (semi') ve herşeyi bilen (alîm) Allah'a sığınırım O uydurma haberi (iftirayı) getirenler içinizden (mahdut) bir zümredir. [Nur 11] ayetini okudu. Ebu Davud dedi ki; Bu hadis münkerdir. Bu hadisi Zührî'den bir topluluk rivayet etmiş (fakat buradaki) açık şekliyle nakletmemişlerdir. Korkarım ki (buradaki) şeytandan istiaze Humeyd'in kendi sözüdür
حدثنا قطن بن نسير، حدثنا جعفر، حدثنا حميد الاعرج المكي، عن ابن شهاب، عن عروة، عن عايشة، وذكر الافك، قالت جلس رسول الله صلى الله عليه وسلم وكشف عن وجهه وقال " اعوذ بالسميع العليم من الشيطان الرجيم { ان الذين جاءوا بالافك عصبة منكم } " . الاية . قال ابو داود وهذا حديث منكر قد روى هذا الحديث جماعة عن الزهري لم يذكروا هذا الكلام على هذا الشرح واخاف ان يكون امر الاستعاذة من كلام حميد
İbn Abbas (r.a.)'dan; demiştir ki: Osman b. Affan'a dedim ki; Enfal Suresi Mesaniden ve Berae Süresi de miun'dan olduğu halde, ne diye ikisini birden yedi uzun sure içerisine koydunuz ve aralarına besmeleyi yazmadınız? Osman (r.a.) şöyle cevap verdi: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e zaman zaman bazı ayetler nazil olunca, katiblerden birini çağırır ve; "şu ayeti şu olayların anlatıldığı sureye koy" derdi. Başka bir veya iki ayet nazil olunca da aynı şekilde "bunları da falan olayların zikredildiği sureye koyun" derdi. Enfal suresi Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Medine'de nazil olan (surelerin) ilki idi. Berae de Kur'an (surelerin)in sonuncusu idi. Enfal konuları da Berae'nin konularına benzerdi. (Bu bakımdan) ben Berae suresini Enfal Suresinden zannettim ve ikisini birden yedi uzun (sure) içine koydum ve aralarına (besmele) satır(ını) yazmadım. Diğer tahric: Tirmizî, tefsir; Ahmed b. Hanbel, I
اخبرنا عمرو بن عون، اخبرنا هشيم، عن عوف، عن يزيد الفارسي، قال سمعت ابن عباس، قال قلت لعثمان بن عفان ما حملكم ان عمدتم، الى براءة وهي من الميين والى الانفال وهي من المثاني فجعلتموهما في السبع الطول ولم تكتبوا بينهما سطر { بسم الله الرحمن الرحيم } قال عثمان كان النبي صلى الله عليه وسلم مما ينزل عليه الايات فيدعو بعض من كان يكتب له ويقول له " ضع هذه الاية في السورة التي يذكر فيها كذا وكذا " . وتنزل عليه الاية والايتان فيقول مثل ذلك وكانت الانفال من اول ما انزل عليه بالمدينة وكانت براءة من اخر ما نزل من القران وكانت قصتها شبيهة بقصتها فظننت انها منها فمن هناك وضعتهما في السبع الطول ولم اكتب بينهما سطر { بسم الله الرحمن الرحيم}
Ziyad b. Eyyub, Mervan b. Muaviye', Avfu'l-Arabî, Yezid el-Farisî senediyle İbn Abbas'dan bir önceki (786.) hadisin manası rivayet edilmiştir. Mervan bu rivayetinde, İbn Abbas'ın; "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha Berae Suresi'nin Enfal Suresi'nden olup olmadığını açıklamadan vefat ediverdi." dediğini ilave etmiştir. Ebu Davud dedi ki: Şa'bî, Ebu Malik, Katade ve Sabit b. Umare: "Nebi (s. a.v.) kendisine Neml Suresi ininceye kadar (mektuplarında) bismillahirrahmanirrahim cümlesini hiç yazmadı'' demişlerdir. Bu dördünün rivayetlerinin (ortak) manası işte budur. Diğer tahric: Tirmizî, tefsîr-ı Sure
حدثنا زياد بن ايوب، حدثنا مروان، - يعني ابن معاوية - اخبرنا عوف الاعرابي، عن يزيد الفارسي، حدثنا ابن عباس، بمعناه قال فيه فقبض رسول الله صلى الله عليه وسلم ولم يبين لنا انها منها . قال ابو داود قال الشعبي وابو مالك وقتادة وثابت بن عمارة ان النبي صلى الله عليه وسلم لم يكتب { بسم الله الرحمن الرحيم } حتى نزلت سورة النمل هذا معناه
İbn Abbas'dan; demiştir ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine ininceye kadar surenin sona erdiğini bilemezdi. Bu, İbnu's-Serh'in (rivayetinin) metnidir
حدثنا قتيبة بن سعيد، واحمد بن محمد المروزي، وابن السرح، قالوا حدثنا سفيان، عن عمرو، عن سعيد بن جبير، - قال قتيبة فيه - عن ابن عباس، قال كان النبي صلى الله عليه وسلم لا يعرف فصل السورة حتى تنزل عليه { بسم الله الرحمن الرحيم } . وهذا لفظ ابن السرح
Ebu Katade babasından; dedi ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ben (çoğu zaman) namaz'a (okumayı) uzatmak niyetiyle dururum da (geriden) bir çocuğun ağladığını duyunca, annesine sıkıntı vermeyeyim diye namazımı kısa keserim." Diğer tahric: Buharî, ezan; Müslim, salat; Tirmizî, salat; Nesaî, İmame; îbn Mace, İkame; Ahmed b. Hanbel, III
حدثنا عبد الرحمن بن ابراهيم، حدثنا عمر بن عبد الواحد، وبشر بن بكر، عن الاوزاعي، عن يحيى بن ابي كثير، عن عبد الله بن ابي قتادة، عن ابيه، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اني لاقوم الى الصلاة وانا اريد ان اطول فيها فاسمع بكاء الصبي فاتجوز كراهية ان اشق على امه
Cabir (r.a.)'den; demiştir ki: Muaz (r.a.) Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile namaz kılar, sonra gelip bize imam olurdu. (Amr, bu cümleyi:) Bir de "sonra gelir kavmine imam olurdu" (şeklinde) rivayet etti. Bir gece Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazı geç kıldırmıştı. (Amr bu cümleyi) bir de "yatsıyı geciktirmişti" (şeklinde) nakletti. Muaz (bir gün yine) Peygamber (s.a.v.)'le namaz kıldı, sonra gelip kavmine imam oldu ve Bakara Suresi'ni okumaya başladı. Bunun üzerine bir adam cemaatten ayrılarak (kendi başına) namaz(ını) kıldı. (O'na): "Be adam sen münafık oldun" denilince: Ben münafık olmadım, diye cevab verdi. Sonra Nebi (s.a.v.)'e gelerek: Ey Allah'ın Resülu! Muaz seninle beraber namaz kılıyor, sonra gelip bize imam oluyor. Bizse develerle su taşıyan ve ellerimizle çalışan kimseleriz. Muaz gelip bize imam oldu ve (namazda) Bakara Suresini okudu dedi. Bunun üzerine Nebi (s.a.v.): "Ey Muaz! Sen fitneci misin? Fitneci misin sen? Filan ve filan sureleri okusaydın ya!" buyurdular. Ebu'z-Zübeyr dedi ki: "Nebi (s.a.v.) (Muaz'a) "Sebbihisme Rabbika'la'la, velleyli iza yağşa (surelerini okusaydın ya)" demişti. Biz (bunu) Amr'e hatırlattık. (O da); "Öyle zannediyorum ki (bunu) Cabir de (böyle) söylemişti" dedi. Diğer tahric: Buharî, ezan; edeb; Müslim, Salat; Nesaî, iftitah; imame
حدثنا احمد بن حنبل، حدثنا سفيان، عن عمرو، سمعه من، جابر قال كان معاذ يصلي مع النبي صلى الله عليه وسلم ثم يرجع فيومنا - قال مرة ثم يرجع فيصلي بقومه - فاخر النبي صلى الله عليه وسلم ليلة الصلاة - وقال مرة العشاء - فصلى معاذ مع النبي صلى الله عليه وسلم ثم جاء يوم قومه فقرا البقرة فاعتزل رجل من القوم فصلى فقيل نافقت يا فلان . فقال ما نافقت . فاتى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال ان معاذا يصلي معك ثم يرجع فيومنا يا رسول الله وانما نحن اصحاب نواضح ونعمل بايدينا وانه جاء يومنا فقرا بسورة البقرة . فقال " يا معاذ افتان انت افتان انت اقرا بكذا اقرا بكذا " . قال ابو الزبير ب { سبح اسم ربك الاعلى } { والليل اذا يغشى } فذكرنا لعمرو فقال اراه قد ذكره