Loading...

Loading...
Kitap
49 Hadis
Sa'd (b. Ebî Vakkâs)'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Bir gün iyice hastalanmıştım. Rasûlullah (s.a.v.) ziyaretime geldi ve elini göğsümün üzerine koyup; "Sen kalp hastası bir adamsın. Sakîf'in kardeşi Haris b. Kelede'nin yanına git. Çünkü o hastalıklara ilaç yapmakla uğraşan bir kimsedir. (Ona şöyle) Medine'nin Acve (denilen bir hurma) sından yedi tane alsın, çekirdekleriyle (birlikte) dövsün, sonra onları suya koyup sana içirsin" buyurdu. İzah; 3975 te
حدثنا اسحاق بن اسماعيل، حدثنا سفيان، عن ابن ابي نجيح، عن مجاهد، عن سعد، قال مرضت مرضا اتاني رسول الله صلى الله عليه وسلم يعودني فوضع يده بين ثديى حتى وجدت بردها على فوادي فقال " انك رجل مفيود ايت الحارث بن كلدة اخا ثقيف فانه رجل يتطبب فلياخذ سبع تمرات من عجوة المدينة فليجاهن بنواهن ثم ليلدك بهن
Sa'd b. Ebî Vakkâs'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim her sabah (aç karnına Medine'nin en iyi hurması olan) Acve'den yedi tane yerse ona o gün zehir de zarar vermez, sihir de
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا ابو اسامة، حدثنا هاشم بن هاشم، عن عامر بن سعد بن ابي وقاص، عن ابيه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " من تصبح سبع تمرات عجوة لم يضره ذلك اليوم سم ولا سحر
Ümmü Kays binti'l-Mıhsân'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Üzre (denilen boğaz hastalığı) sebebiyle parmağını boğazına sokarak bademciğini çekip almış olduğum oğlumla birlikte Rasûlullah (s.a.v.)'in yanına girmiştim. "Niçin çocuklarınızın ağzına parmak sokarak bademciklerini çekip alıyorsunuz? Çocuklarınızın bu hastalığını tedavi etmek için size gereken şu ûd-i hindî (denilen bitki) dir. Onda yedi (çeşit şifa vardır), bu şifalardan biri de zâtülcenb hastalığının şifasıdır. (Bu bitki) üzre (hastalığını tedavi) için buruna çekilir.” buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Ûd (-i hindî demlen bitkijden maksat, topalak (denilen ot)tur
حدثنا مسدد، وحامد بن يحيى، قالا حدثنا سفيان، عن الزهري، عن عبيد الله بن عبد الله، عن ام قيس بنت محصن، قالت دخلت على رسول الله صلى الله عليه وسلم بابن لي قد اعلقت عليه من العذرة فقال " علام تدغرن اولادكن بهذا العلاق عليكن بهذا العود الهندي فان فيه سبعة اشفية منها ذات الجنب يسعط من العذرة ويلد من ذات الجنب " . قال ابو داود يعني بالعود القسط
İbn Abbas (r.a)'dan rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Beyaz elbise giyiniz. Çünkü beyaz elbise, elbiselerinizin en hayırlılarındandır. Ölülerinizi de beyaz kumaşlarla kefenleyiniz. Sürmelerinizin en hayırlısı ismid (denilen sürme taşı) dır. O gözün nurunu artırır, kirpikleri kuvvetlendirir
حدثنا احمد بن يونس، حدثنا زهير، حدثنا عبد الله بن عثمان بن خثيم، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " البسوا من ثيابكم البياض فانها من خير ثيابكم وكفنوا فيها موتاكم وان خير اكحالكم الاثمد يجلو البصر وينبت الشعر
Ebû Hureyre (r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.): "Göz (değmesi olayı) doğrudur" buyurmuştur. Ayrıca bu hadis'i Buharî, tıb, libas; Müslim, selâm; Tirmizî, tıb; Muvatta, ayn; Ahmed b. Hanbel, I, 274, 294, II, 222, 289, 319, 420, 439, 487, IV, 56, V, 80, 379. da tahric etti. İzah; 3980 de
حدثنا احمد بن حنبل، حدثنا عبد الرزاق، حدثنا معمر، عن همام بن منبه، قال هذا ما حدثنا ابو هريرة، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " العين حق
Âişe (r.anha)'nın şöyle dediği rivayet olunmuştur: (Hz. Nebi zamanında bir göz değmesi hadisesi olduğunda) gözü değen kimseye (abdest alması) emredilirdi de o abdest alırdı. Sonra (o'nun abdest suyu bir kapta toplanırdı). Göz değdirilen kimse de (başı üzerine dökerek) bu suyla yıkanırdı
حدثنا عثمان بن ابي شيبة، حدثنا جرير، عن الاعمش، عن ابراهيم، عن الاسود، عن عايشة، رضى الله عنها قالت كان يومر العاين فيتوضا ثم يغتسل منه المعين
Esma binti Yezid b. Seken'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Ben Rasûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: "(Emzikli kadınlarınızla cima etmek suretiyle) çocuklarınızı gizlice öldürmeyiniz. Çünkü emzikli kadınla cinsel temasta bulunma (nın tesiri öylesine büyük ki) atlıya (arkasından) yetişir ve onu atından (yere) düşürür." Bir sonraki yani 3982 nolu. hadis’i oku zira geçerli hüküm o dur. Ayrıca bu hadisi İbn Mâce, nikâh; Ahmed b. Hanbel, VI, 453, 457, 458. de tahric etti. İzah; 3982 de
حدثنا الربيع بن نافع ابو توبة، حدثنا محمد بن مهاجر، عن ابيه، عن اسماء بنت يزيد بن السكن، قالت سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " لا تقتلوا اولادكم سرا فان الغيل يدرك الفارس فيدعثره عن فرسه
Cüdâme el-Esediyye (r.anha)'den rivayet olunduğuna göre; Kendisi Rasûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işitmiş: "Vallahi, ben erkeğin emzikli kadınla cinsi münasebette bulunmasını yasaklamayı (epeyce) düşündüm. Nihayet Rumlarla İranlıların bunu yaptıklarını ve çocuklarına (hiç) zarar vermediğini hatırla (yıp bundan vazgeç) tim." (İmam) Mâlik; "gfle" kelimesinin emzikli kadınla cinsi temasta bulunmak anlamına geldiğini söylemiştir
حدثنا القعنبي، عن مالك، عن محمد بن عبد الرحمن بن نوفل، اخبرني عروة بن الزبير، عن عايشة، زوج النبي صلى الله عليه وسلم عن جدامة الاسدية انها سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " لقد هممت ان انهى عن الغيلة حتى ذكرت ان الروم وفارس يفعلون ذلك فلا يضر اولادهم " . قال مالك الغيلة ان يمس الرجل امراته وهي ترضع
Abdullah (bin Mes'ud)'un hanımı Zeyneb r.anha’nın şöyle dediği rivayet olunmuştur: Abdullah (bin Mes'ud): Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i " (İçerisinde sihir ya da küfür ihtimali bulunan anlaşılmaz sözleri) okuyarak tedavi etmek, muska takmak ve sevgi ilacı yapmak şirktir" buyururken işittim, dedi. (Zeyneb r.anha) dedi ki: (Bunun üzerine ben Abdullah'a dönerek; "Acaba Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu niçin söylüyor? Vallahi (benim) gözüm (bir ağrıdan dolayı) çapaklamyordu da ben (tedavi için) falanca yahudi’ye gidip geliyordum (o da) bana okuyordu. (Bu sayede gözümün ağrısı) dindi" dedim. Abdullah da (şöyle) cevap verdi: Bu şeytan’ın işinden başka bir şey değildir. (Şeytan seni buna inandırmak için senin) gözünü eliyle (devamlı) dürtüyor (ve onu ağrıtıyor). Sen (yahudinin yanına varıp da yahudi senin) gözüne okuyunca (şeytan elini) gözünden çekiyor. Oysa senin sadece Rasûlullah (s.a.v.)'in dediği gibi; "Ey tüm insanların Rabbi (olan Allah'ım. Benden) bu sıkıntıyı gider, (yegâne) şifa verici sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. (Bana) hiç hastalık bırakmayacak bir şifa ver" diyerek dua etmen sana yeter. Bu hadis ayrıca Buhari, merda; Müslim, selam; Tirmizî, da'avât; İbn Mace, cenaiz, tıb; Ahmed b. Hanbel, IV, 259, VI, 44, 45, 50, 108, 109, 114, 120, 125, 126, 127, 131, 208, 261, 278, 280. de tahric edildi. İzah; 3984 te
حدثنا محمد بن العلاء، حدثنا ابو معاوية، حدثنا الاعمش، عن عمرو بن مرة، عن يحيى بن الجزار، عن ابن اخي، زينب امراة عبد الله عن زينب، امراة عبد الله عن عبد الله، قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ان الرقى والتمايم والتولة شرك " . قالت قلت لم تقول هذا والله لقد كانت عيني تقذف وكنت اختلف الى فلان اليهودي يرقيني فاذا رقاني سكنت . فقال عبد الله انما ذاك عمل الشيطان كان ينخسها بيده فاذا رقاها كف عنها انما كان يكفيك ان تقولي كما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " اذهب الباس رب الناس اشف انت الشافي لا شفاء الا شفاوك شفاء لا يغادر سقما
İmrân b. Husayn'dan rivayet olunduğuna göre Peygamber (s.a.v.): "Okuyarak tedavi etme usulü (nün) göz değmesinden ve zehirli böceklerin sokmasından başka (hiçbir hastalıkta bu iki hastalık kadar olumlu tesiri) yoktur" buyurmuştur
حدثنا مسدد، حدثنا عبد الله بن داود، عن مالك بن مغول، عن حصين، عن الشعبي، عن عمران بن حصين، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " لا رقية الا من عين او حمة
Sabit b. Kays'dan rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) bir gün kendisinin yanına girmiş. -Ahmed (b. Salih, o sırada) Sâbit'in hasta olduğunu söylüyor- Ve (Hz. Nebi): "Ey insanların Rabbi, (bu hastalığı) Sabit b. Kays b. Şemmâs'dan gider" diye dua etmiş. Sonra (Medine'deki) Bathâ (denilen vadi)den toprak alıp onu bir bardağa koymuş, sonra (o toprağın) üzerine (birazcık) su ile birlikte üflemiş ve bu (suyla karışık) toprağı Sâbit'in üzerine dökmüş. Ebû Dâvûd dedi ki: (Hadisin senedinde bulunan) İbn es-Serh (den maksad), Yusuf b. Muhammed'dir. Doğrusu budur
حدثنا احمد بن صالح، وابن السرح، - قال احمد حدثنا ابن وهب، وقال ابن السرح، - اخبرنا ابن وهب، حدثنا داود بن عبد الرحمن، عن عمرو بن يحيى، عن يوسف بن محمد، - وقال ابن صالح محمد بن يوسف بن ثابت بن قيس بن شماس - عن ابيه، عن جده، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه دخل على ثابت بن قيس - قال احمد - وهو مريض فقال " اكشف الباس رب الناس " . عن ثابت بن قيس ثم اخذ ترابا من بطحان فجعله في قدح ثم نفث عليه بماء وصبه عليه . قال ابو داود قال ابن السرح يوسف بن محمد وهو الصواب
Avf b. Mâlik'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Biz cahiliye döneminde okuyup üfleyerek hastaları tedavi ederdik. (Bir gün); Ey Allah'ın Rasûlü, bu hususta ne buyurursun? dedik. "Bana (yaptığınız bu tedavi şeklini) gösteriniz. İçerisinde şirk olmadıkça, okuyup üfleyerek tedavi etmede bir sakınca yoktur” buyurdu. Bu hadis Müslim, selâm da da tahric edildi
حدثنا احمد بن صالح، حدثنا ابن وهب، اخبرني معاوية، عن عبد الرحمن بن جبير، عن ابيه، عن عوف بن مالك، قال كنا نرقي في الجاهلية فقلنا يا رسول الله كيف ترى في ذلك فقال " اعرضوا على رقاكم لا باس بالرقى ما لم تكن شركا
Şifâ binti Abdullah'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: (Bir gün) ben Hafsa'nın yanında iken Rasûlullah (s.a.v.) yanıma geldi ve bana: "Şu Hafsa'ya yazı yazmayı öğrettiğin gibi (insanın böğürlerinde çıkan) karınca (şeklindeki yaraların) duasını da öğretsen ya" buyurdu. Bu hadis Ahmed b. Hanbel, IV, 372. dede tahric edildi
حدثنا ابراهيم بن مهدي المصيصي، حدثنا علي بن مسهر، عن عبد العزيز بن عمر بن عبد العزيز، عن صالح بن كيسان، عن ابي بكر بن سليمان بن ابي حثمة، عن الشفاء بنت عبد الله، قالت دخل على رسول الله صلى الله عليه وسلم وانا عند حفصة فقال لي " الا تعلمين هذه رقية النملة كما علمتيها الكتابة
Sehl b. Huneyf şöyle demiştir: Biz (yolculuğumuzda) bir akarsuya rastlamıştık. Ben (bu suya) girip içerisinde yıkandım. (Fakat sudan) rahatsızlanarak çıktım. Bir tedavi çaresi bulma ümidiyle, durum Rasûlullah (s.a.v.)'e bildirildi. (Hz. Nebi beni kastederek): "Ebû Sâbit'e söyleyin, (kendisine isabet eden bu göz değmesinden okunarak Allah'a) sığınsın" buyurdu. Bunun üzerine ben; Ey efendim, okunarak tedavi olmak caiz midir? diye sordum. "Okuyup üfleyerek tedavi etme (nin); göz değmesinin, (zehirli böceklerin sokması neticesinde meydana gelen) zehirlenmenin, -ya da zehirli böcek sokmasının- dışında (o kadar tesiri) yoktur" buyurdu. Ebû Dövûd dedi ki: Hume; yılanın ve (diğer) sokucu böceklerin sokmasından meydana gelen zehirlenmedir. Bu hadis Ahmed b. Hanbel, III, 486. dada tahric edildi
حدثنا مسدد، حدثنا عبد الواحد بن زياد، حدثنا عثمان بن حكيم، حدثتني جدتي الرباب، قالت سمعت سهل بن حنيف، يقول مررنا بسيل فدخلت فاغتسلت فيه فخرجت محموما فنمي ذلك الى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " مروا ابا ثابت يتعوذ " . قالت فقلت يا سيدي والرقى صالحة فقال " لا رقية الا في نفس او حمة او لدغة " . قال ابو داود الحمة من الحيات وما يلسع
Enes (r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Okuyup üflemekle tedavi etme (nin), göz değmesinin, (zehirli böceklerin sokmasıyla meydana gelen) zehirlenmenin ve kanamanın dışında (bu hastalıklardaki kadar tesiri) yoktur. (Okuyup üfleme kanamayı) keser." (Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi bana rivayet eden iki raviden biri olan) el-Abbas, (metinde geçen) göz değmesini rivayet etmedi. (Benim naklettiğim) bu (hadisteki sözler) Süleyman b. Davud'un (bana rivayet ettiği hadisin sözleridir)
حدثنا سليمان بن داود، حدثنا شريك، ح وحدثنا العباس العنبري، حدثنا يزيد بن هارون، اخبرنا شريك، عن العباس بن ذريح، عن الشعبي، - قال العباس - عن انس، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لا رقية الا من عين او حمة او دم يرقا " . لم يذكر العباس العين وهذا لفظ سليمان بن داود
Abdülaziz b. Suheyb (r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Enes, Sabit (el-Bünânî)ye: "Seni Rasûlullah (s.a.v.)'in duası ile tedavi edeyim mi?" demiş. O da "Evet" demiş. Bunun üzerine (Enes): "Ey insanların Rabbi ve sıkıntıların gidericisi olan Allah'ım. Sen den başka bir şifa verici yoktur. Buna hiç hastalık bırakmayan bir şifa ver" diyerek dua etmiş
حدثنا مسدد، حدثنا عبد الوارث، عن عبد العزيز بن صهيب، قال قال انس - يعني - لثابت الا ارقيك برقية رسول الله قال بلى . قال فقال " اللهم رب الناس مذهب الباس اشف انت الشافي لا شافي الا انت اشفه شفاء لا يغادر سقما
Osman b. Ebi'l-Âs(r.a)'dan rivayet edildiğine göre; Kendisi (bir gün rahatsızlığından dolayı) Rasûlullah (s.a.v.)'in yanına varmış. Osman (başından geçen hâdiseyi anlatırken şöyle) dedi: Bende bir ağrı vardı, neredeyse canımı alacaktı, Nebi (s.a.v.): "Bu ağrıyan yeri sağ (el)inle yedi defa ov (ve her defasında): 'Duyduğum ağrının şerrinden Allah'ın izzet ve kudretine sığınırım' diye dua et" buyurdu. Ben bunu yaptım, Aziz ve Celîl olan Allah bendeki olan (bu ağrıy)ı giderdi. (O günden beri) aileme ve başkalarına sürekli bunu tavsiye ediyorum
حدثنا عبد الله القعنبي، عن مالك، عن يزيد بن خصيفة، ان عمرو بن عبد الله بن كعب السلمي، اخبره ان نافع بن جبير اخبره عن عثمان بن ابي العاص، انه اتى النبي صلى الله عليه وسلم قال عثمان وبي وجع قد كاد يهلكني قال فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " امسحه بيمينك سبع مرات وقل اعوذ بعزة الله وقدرته من شر ما اجد " . قال ففعلت ذلك فاذهب الله عز وجل ما كان بي فلم ازل امر به اهلي وغيرهم
Ebu'd-Derdâ'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: "Sizden kimin bir tarafı ağınrsa, veya bir (din) kardeşi, ona hastalığından dolayı müracaat edecek olursa; “Ey göklerdeki Rabbimiz, (senin) ismin ve zâtın (noksan sıfatlardan) münezzehtir. Rahmetin gökte (her tarafa şamil) olduğu gibi emrin de hem gökte hem de yerde (hâkim) dir. Rahmetini yere de indir. Bizim (büyük olan günah (lar) ımızı ve hatalarımızı bağışla. Sen temiz kimselerin Rabbisin. Şu ağrıya rahmet (denizinden) bir rahmet, şifa (hazine)nden bir şifa indir' diye dua etsin. (Allah'ın izniyle) ağrıdan kurtulur
حدثنا يزيد بن خالد بن موهب الرملي، حدثنا الليث، عن زياد بن محمد، عن محمد بن كعب القرظي، عن فضالة بن عبيد، عن ابي الدرداء، قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " من اشتكى منكم شييا او اشتكاه اخ له فليقل ربنا الله الذي في السماء تقدس اسمك امرك في السماء والارض كما رحمتك في السماء فاجعل رحمتك في الارض اغفر لنا حوبنا وخطايانا انت رب الطيبين انزل رحمة من رحمتك وشفاء من شفايك على هذا الوجع فيبرا
(Şu'ayb b. Abdullah b. Amr b. Âs'ın) dedesinden rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) kendilerine korkudan (kurtulmaları için şu) sözleri öğretirmiş: "Allah'ın gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve (onların) bana uğramalarından, Allah'ın tam olan kelimelerine sığınırım." (Ravi sözlerine devam ederek dedi ki): Abdullah b. Amr (b.Âs), bu sözleri çocuklarından aklı eren kimselere öğretir, aklı ermeyenlere de yazıp üzerine asardı
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا حماد، عن محمد بن اسحاق، عن عمرو بن شعيب، عن ابيه، عن جده، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يعلمهم من الفزع كلمات " اعوذ بكلمات الله التامة من غضبه وشر عباده ومن همزات الشياطين وان يحضرون " . وكان عبد الله بن عمرو يعلمهن من عقل من بنيه ومن لم يعقل كتبه فاعلقه عليه
Yezid b. Ebî Ubeyd'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Seleme (b. el-Ekvâ')'nın dizinde bir darbe (izi) gördüm ve, "bu nedir?" diye (kendisine sordum). Şöyle cevapladı: (Bu darbe) bana Hayber (savaşı) günü isabet etti. Bunun üzerine (orada bulunan) halk 'Seleme vuruldu' diye feryada başladılar. Derken Nebi (s.a.v.) yanıma getirildi ve bana üç defa nefes etti. Nihayet bir saat sonra hiç rahatsızlığım kalmadı
حدثنا احمد بن ابي سريج الرازي، اخبرنا مكي بن ابراهيم، حدثنا يزيد بن ابي عبيد، قال رايت اثر ضربة في ساق سلمة فقلت ما هذه قال اصابتني يوم خيبر فقال الناس اصيب سلمة فاتي بي رسول الله صلى الله عليه وسلم فنفث في ثلاث نفثات فما اشتكيتها حتى الساعة