Loading...

Loading...
Kitap
41 Hadis
Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmam b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmam: Bize Ebû Hureyre'nin, Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettikleri şunlardır... diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir. Bunlardan biri de şudur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Beni İsrail'e: Kapıdan secde ederek girin ve Hıtta ((dileğimiz) indirimdir,) deyin ki, günahlarınız affolunsun, denildi. Ama onlar değiştirdiler de, kapıdan kıçları üzere sürünerek girdiler. Ve Habbe (kılın içinde bir tane) dediler.»
حدثنا محمد بن رافع، حدثنا عبد الرزاق، حدثنا معمر، عن همام بن منبه، قال هذا ما حدثنا ابو هريرة، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم . فذكر احاديث منها وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " قيل لبني اسراييل { ادخلوا الباب سجدا وقولوا حطة يغفر لكم خطاياكم} فبدلوا فدخلوا الباب يزحفون على استاههم وقالوا حبة في شعرة
Bana Amr b. Muhammed b. Bükeyr En-Nâkıd ile Hasen b, Alî Eİ-Hulvânî ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Abd: Haddesenî; ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Ya'kûb (yâni; İbrahim b. Sa'd) rivayet etti. (Dediki): Bize babam, Sâlih'den (bu zât İbni Keysan'dır), o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Bana Enes b. Mâlik-haber verdi ki: Allah (Azze ve Celle) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vahyi vefatından önce birbiri ardına indirmiştir. Nihayet vefat etmiş ama en ziyâde vahy Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefat ettiği gün inmiştir
حدثني عمرو بن محمد بن بكير الناقد، والحسن بن علي الحلواني، وعبد بن، حميد - قال عبد حدثني وقال الاخران، حدثنا يعقوب، - يعنون ابن ابراهيم بن سعد - حدثنا ابي، عن صالح، - وهو ابن كيسان - عن ابن شهاب، قال اخبرني انس بن، مالك ان الله، عز وجل تابع الوحى على رسول الله صلى الله عليه وسلم قبل وفاته حتى توفي واكثر ما كان الوحى يوم توفي رسول الله صلى الله عليه وسلم
Bana Ebû Hayseme Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Müsennâ rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Abdurrahman (bu zat İbni Mehdî'dir) rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, Kays b. Müslim'den, o da Tarık b. Şihab'dan naklen rivayet etti ki: Yahudiler Ömer'e — Siz bir âyet okuyorsunuz ki, bu âyet biz'e indirilmiş olsa, o günü bayram yapardık, demişler. Ömer de : — Ben bu âyetin nerede indirildiğini, hangi gün indirildiğini ve o indirilirken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in nerede idiğini pekâlâ bilirim. Âyet Arafat'da indirilmiştir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de Arafat'da vakfe halinde idi, demiş. Süfyan: «Bugün size dininizi ikmâl, üzerinize olan ni'metimi itmam eyledim.» [Maide 3] âyetini kastederek: Cum'a günü müydü, değil miydi şekkediyorum, demiş
حدثني ابو خيثمة، زهير بن حرب ومحمد بن المثنى - واللفظ لابن المثنى - قالا حدثنا عبد الرحمن، - وهو ابن مهدي - حدثنا سفيان، عن قيس بن مسلم، عن طارق، بن شهاب ان اليهود، قالوا لعمر انكم تقرءون اية لو انزلت فينا لاتخذنا ذلك اليوم عيدا . فقال عمر اني لاعلم حيث انزلت واى يوم انزلت واين رسول الله صلى الله عليه وسلم حيث انزلت انزلت بعرفة ورسول الله صلى الله عليه وسلم واقف بعرفة . قال سفيان اشك كان يوم جمعة ام لا . يعني { اليوم اكملت لكم دينكم واتممت عليكم نعمتي}
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekr'indir. (Dediki): Bize Abdullah b. İdris babasından, o da Kays b. Müslim'den, o da Tarık b. Şihab'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Yahudiler Ömer'e - Şu: «Bugün sîzin için dîninizi ikmâl ve size olan nimetimi itmam eyledim. Sizin için din olarak İslâm'a razı oldum.» âyeti biz yahudilcr cemaatına inse, onun indirildiği günü bilsek, o günü mutlaka bayram yapardık, dediler, Ömer de: — Ben onun indirildiği günü, saati ve indirildiği zaman Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in nerede olduğunu muhakkak bilirim. O Müzdelife gecesinde biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e birlikte Arafat'da iken inmiştir, dedi
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وابو كريب - واللفظ لابي بكر - قال حدثنا عبد، الله بن ادريس عن ابيه، عن قيس بن مسلم، عن طارق بن شهاب، قال قالت اليهود لعمر لو علينا معشر يهود نزلت هذه الاية { اليوم اكملت لكم دينكم واتممت عليكم نعمتي ورضيت لكم الاسلام دينا} نعلم اليوم الذي انزلت فيه لاتخذنا ذلك اليوم عيدا . قال فقال عمر فقد علمت اليوم الذي انزلت فيه والساعة واين رسول الله صلى الله عليه وسلم حين نزلت نزلت ليلة جمع ونحن مع رسول الله صلى الله عليه وسلم بعرفات
Bana Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Ca'fer b. Avn haber verdi. (Dediki): Bize Ebu Umeys, Kays b. Müslim'den, da Târik b. Şihab'dan naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Yahudilerden bir adam Ömer'e gelerek: — Yâ Emire'I-Mü'minin! Kitabınızda okuduğunuz bir âyet var. Bu âyet biz yahudiler cemaatına inmiş olsa, o günü bayram yapardık, dedi. Ömer : — Hangi âyet? diye sordu. Yahudi : «Bugün sizin için dîninizi ikmâl ve size olan nimetimi itmam eyledim. Sizin için din olarak islam'a razı oldum.» âyeti dedi. Bunun üzerine Ömer: — Ben o âyetin indiği günü, indiği yeri pek alâ bilirim. O Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Arafat'ta cum'a günü indi, dedi
وحدثني عبد بن حميد، اخبرنا جعفر بن عون، اخبرنا ابو عميس، عن قيس، بن مسلم عن طارق بن شهاب، قال جاء رجل من اليهود الى عمر فقال يا امير المومنين اية في كتابكم تقرءونها لو علينا نزلت معشر اليهود لاتخذنا ذلك اليوم عيدا . قال واى اية قال { اليوم اكملت لكم دينكم واتممت عليكم نعمتي ورضيت لكم الاسلام دينا} فقال عمر اني لاعلم اليوم الذي نزلت فيه والمكان الذي نزلت فيه نزلت على رسول الله صلى الله عليه وسلم بعرفات في يوم جمعة
Bana Ebû't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Şerh ile Harmele b Yahya Et-Tücîbl rivayet ettiler. (Ebû't-Tâhir: Haddesenâ; Harmele ise Ahberanâ tâbirlerini kullandılar. Harmele dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab’dan naklen haber verdi (Demişki): Bana Urve b. Zübeyr haber verdi ki, kendisi Aişe'ye Allah Teâlâ'nın : «Eğer yetimler hakkında adalet gösteremiyeceğinizden korkarsanız, size helal olan kadınlardan ikişer, üçer ve dörder tanesini nikâh ediverin.» [Nisa 3] âyet-i kerîmesini sormuş. Âişe : — Ey kızkardeşim oğlu! Bu kadından murad; velisinin terbiyesinde bulunan yetimedir. Velisine malında ortak olur, onun da yetimenin mal ve güzelliği hoşuna gider ve velisi onunla mehrinde adalet güzctmeksizîn evlenmek ister. Ona başkasının verdiği kadar mehir vermeyi diler. Bu sebeple velilerin onları nikâh etmeleri yasak edildi. Meğerki, onlar hakkında adalet gösterip mehirlerinin âdet olan en yüksek derecesine ulaşmış olalar. Bir de velîlere bu yetim kızlardan başka helâl olan kadınlarla evlenmeleri emrolundu, demiş. Urve diyor ki:. Âişe şunu söyledi: Bilâhare halk bu âyetten sonra kadınlar hakkında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den fetva istediler. Bunun üzerine Allah (Âzze ve Celle): «Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki : Allah onlar hakkında ve Kitabda sîze okunan mehirlerini vermediğiniz halde, kendilerini nikâh etmek istediğiniz yetim kadınlar hakkında fetva verecektir.» [Nisa 127] âyetini indirdi. Âişe demiş ki: Allah Teâlâ'nın size kitabda okunan diye bahsettiği ilk âyettir. Ki, bu âyette Allah : «Eğer yetimler hakkında adâ!et gösterememekten korkarsanız, size helâl olan kadınlardan nikâh ediverin.» buyurmuştur. Âişe şöyle demiş: Allah Teâlâ'nın diğer Ayet-i Kerîme'de : «Onları nikâh etmek istersiniz...» buyurması, sizden birinizin terbiyesi altında bulunan yetim kızın malı ve güzelliği az olduğu zaman, ona rağbet göstermesidir. Böylece veliler bunlara rağbet göstermedikleri için, malına ve güzelliğine rağbet ettikleri yetim kadınları nikâh etmekten nehyolundular. Ancak adalet gösterirlerse o müstesna
حدثني ابو الطاهر، احمد بن عمرو بن سرح وحرملة بن يحيى التجيبي - قال ابو الطاهر حدثنا وقال، حرملة اخبرنا - ابن وهب، اخبرني يونس، عن ابن شهاب، اخبرني عروة بن الزبير، انه سال عايشة عن قول الله، { وان خفتم ان لا، تقسطوا في اليتامى فانكحوا ما طاب لكم من النساء مثنى وثلاث ورباع} قالت يا ابن اختي هي اليتيمة تكون في حجر وليها تشاركه في ماله فيعجبه مالها وجمالها فيريد وليها ان يتزوجها بغير ان يقسط في صداقها فيعطيها مثل ما يعطيها غيره فنهوا ان ينكحوهن الا ان يقسطوا لهن ويبلغوا بهن اعلى سنتهن من الصداق وامروا ان ينكحوا ما طاب لهم من النساء سواهن . قال عروة قالت عايشة ثم ان الناس استفتوا رسول الله صلى الله عليه وسلم بعد هذه الاية فيهن فانزل الله عز وجل { ويستفتونك في النساء قل الله يفتيكم فيهن وما يتلى عليكم في الكتاب في يتامى النساء اللاتي لا توتونهن ما كتب لهن وترغبون ان تنكحوهن} . قالت والذي ذكر الله تعالى انه يتلى عليكم في الكتاب الاية الاولى التي قال الله فيها { وان خفتم ان لا تقسطوا في اليتامى فانكحوا ما طاب لكم من النساء} . قالت عايشة وقول الله في الاية الاخرى { وترغبون ان تنكحوهن} رغبة احدكم عن اليتيمة التي تكون في حجره حين تكون قليلة المال والجمال فنهوا ان ينكحوا ما رغبوا في مالها وجمالها من يتامى النساء الا بالقسط من اجل رغبتهم عنهن
{m-6} Bize Hasen El-Hulvânî ile Abd b. Humeyd de hep birden Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd'dan rivayet ettiler, (Demişki): Bize babam Sâlih'den, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti, (Demişki): Bana Urve haber verdi. Kendisi Âişe'ye Allah Teâlâ'nın : «£ğer yetimler hakkında adalet gösterememekten korkarsanız...» âyetini sormuş... Ve râvi hadîsi Yunus'un Zührî'den rivayet ettiği hadîs gibi nakletmiş, sonunda: «Yetim kızların malı ve güzelliği az olduğu vakit, onlara rağbet göstermedikleri için...» cümlesini ziyâde etmiştir
وحدثنا الحسن الحلواني، وعبد بن حميد، جميعا عن يعقوب بن ابراهيم بن سعد، حدثنا ابي، عن صالح، عن ابن شهاب، اخبرني عروة، انه سال عايشة عن قول الله، {وان خفتم ان لا، تقسطوا في اليتامى} وساق الحديث بمثل حديث يونس عن الزهري وزاد في اخره من اجل رغبتهم عنهن اذا كن قليلات المال والجمال
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Usânıe rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, babasından, o da Âişe'den: «Eğer yetimler hakkında adalet gösterememekten korkarsamz...» âyeti kerîmesi hakkında rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Bu âyet öyle bir adam hakkında nazil oldu ki, onun yetim bir kızı vardır. Kendisi bu kızın velisi ve mirasçısıdır. Kızın malı vardır. Kızın hakkını koruyacak kimsesi de yoktur. Velisi malı için onu başkasına vermez. Bu suretle ona zarar getirir ve kendisine iyi bakmaz. Buna binâen : «Yetimler hakkında adalet gösterememekten korkarsamz, (başka) kadınlardan size elverişli olanları nikâh ediverin.» buyurdu. Size helâl kıldıklarını alın. Zarar verdiğin kadını bırak demek istiyor
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وابو كريب قالا حدثنا ابو اسامة، حدثنا هشام، عن ابيه، عن عايشة، في قوله { وان خفتم ان لا تقسطوا في اليتامى} قالت انزلت في الرجل تكون له اليتيمة وهو وليها ووارثها ولها مال وليس لها احد يخاصم دونها فلا ينكحها لمالها فيضر بها ويسيء صحبتها فقال { ان خفتم ان لا تقسطوا في اليتامى فانكحوا ما طاب لكم من النساء} يقول ما احللت لكم ودع هذه التي تضر بها
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman, Hişam'dan, o da babasından, o da Âişe'den Teâlâ Hazretlerinin : «Ve kitabda size okunan mehirlerini vermediğiniz halde, kendileri nikâh etmek istediğiniz yetim kadınlar...» âyeti hakkında rivayette bulundu. Âişe şöyle demiş: Bu âyet yetime hakkında indirilmiştir. Yetimedir bir adamın yanında bulunur ve malında ona ortak olur. Adam ise onunla evIenmek istemez. Onu başkasına vererek, başkasını kendi malına ortak etmekten de çekinir. Hasılı onu evlenmekten men eder. Ne kendisi alır, ne başkasına verir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبدة بن سليمان، عن هشام، عن ابيه، عن عايشة، في قوله { وما يتلى عليكم في الكتاب في يتامى النساء اللاتي لا توتونهن ما كتب لهن وترغبون ان تنكحوهن} قالت انزلت في اليتيمة تكون عند الرجل فتشركه في ماله فيرغب عنها ان يتزوجها ويكره ان يزوجها غيره فيشركه في ماله فيعضلها فلا يتزوجها ولا يزوجها غيره
Bize Ebü Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebü Usame rivayet etti (Dediki): Bize Hişam, babasından, o da Aişe’den naklen Teâlâ Hazretlerinin: «Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. Dekî: Onlar hakkında size ALLAH fetva verecektir, ilah...» âyeti hususunda haber verdi. Âişe şöyle demiş: Bu kadın bir adamın yanında bulunan yetimedir. İhtimal ki malında hatta hurmada ona ortak olmuştur. Adam yüz çevirir yâni; ona nikah etmek istemez, onu başka bir adama verecek, başkasını kendi malına da ortak etmek de istemez. Böylece kadının evlenmesine mâni olur
حدثنا ابو كريب، حدثنا ابو اسامة، اخبرنا هشام، عن ابيه، عن عايشة، في قوله { ويستفتونك في النساء قل الله يفتيكم فيهن} الاية قالت هي اليتيمة التي تكون عند الرجل لعلها ان تكون قد شركته في ماله حتى في العذق فيرغب يعني ان ينكحها ويكره ان ينكحها رجلا فيشركه في ماله فيعضلها
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeyhe rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman, Hişam'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen Teâlâ Hazretlerinin : «Her kim fakır ise, meşru surette yesin.» [Nisa 6] Ayet-i kerîmesi hakkında rivayet etti, Âişe şöyle demiş: Bu âyet yetim'in malına nezârette bulunan, ona bakıp ıslâh eden velinin, muhtaç olduğu vakit bu maldan yiyebileceği hakkında nazil olmuştur
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبدة بن سليمان، عن هشام، عن ابيه، عن عايشة، في قوله { ومن كان فقيرا فلياكل بالمعروف} قالت انزلت في والي مال اليتيم الذي يقوم عليه ويصلحه اذا كان محتاجا ان ياكل منه
Bize bu hadîsi Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize Hişam, babasından, o da Aişe'den naklen Teâlâ Hazretlerinin : «Her kim zengin ise, iffet göstersin. Fakir olan meşru surette yesin.» âyet-i kerîmesi hakkında rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Bu âyet yetimin velisi hakkında indirilmiştir. Veli muhtaç olduğu vakit, yetimin malından malı mîktarınca meşru surette istifâde edebilir
وحدثناه ابو كريب، حدثنا ابو اسامة، حدثنا هشام، عن ابيه، عن عايشة، في قوله تعالى { ومن كان غنيا فليستعفف ومن كان فقيرا فلياكل بالمعروف} قالت انزلت في ولي اليتيم ان يصيب من ماله اذا كان محتاجا بقدر ماله بالمعروف
{m-11} Bize bu hadîsi Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişam bu isnadla rivayet etti
وحدثناه ابو كريب، حدثنا ابن نمير، حدثنا هشام، بهذا الاسناد
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman, Hişarn'daıı, o da babasından, o da Aişe'den naklen Allah (Azze ve Celle)'nin : «Size üst tarafınızdan ve alt tarafınızdan geldikleri ve gözler şaşırıp, kalbler boğazlara geldiği vakit...» [Ahzab 10] Ayet-i kerîmesi hakkında rivayet etti. Âişe: Bu Hendek günüydü, demiş
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبدة بن سليمان، عن هشام، عن ابيه، عن عايشة، في قوله عز وجل { اذ جاءوكم من فوقكم ومن اسفل منكم واذ زاغت الابصار وبلغت القلوب الحناجر} قالت كان ذلك يوم الخندق
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, babasından, o da Aişe'den naklen : «Eğer bir kadın, kocasının geçimsizliğinden yahut yüz çevirmesinden korkarsa...» [Nisa 128] Ayet-i kerîmesi hakkında rivayet etti. Âişe şöyle demiş-Bu âyet-i kerîme öyle bir kadın hakkında nazil olmuştur ki: Bir adamın nikâhında bulunur ve uzun zaman geçinir, adam onu boşamak ister. Kadm da: Beni boşama, tarafımdan her şey sana helâl olduğu halde beni nikâhında tut! der. İşte bu âyet bunun için inmiştir
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبدة بن سليمان، حدثنا هشام، عن ابيه، عن عايشة، { وان امراة خافت من بعلها نشوزا او اعراضا} الاية قالت انزلت في المراة تكون عند الرجل فتطول صحبتها فيريد طلاقها فتقول لا تطلقني وامسكني وانت في حل مني . فنزلت هذه الاية
Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebü Usânıe rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm babasından, o da Aişe'den naklen Allah (Azze ve Celle)'nin : «Eğer bir kadın, kocasının geçimsizliğinden veya yüz çevirmesinden korkarsa...» âyet-i kerîmesi hakkında rivayetler etti. Âişe şöyle demiş: Bu âyet öyle bir kadın hakkında nazil olmuştur ki, bir adamın nikâhında bulunur. İhtimal adaın onunla çok geçinmek istemez. Kadının sohbeti ve çocukları olur da, kocasından ayrılmak istemez ve kocasına: Sana benim tarafımdan her şey helâldir, der
حدثنا ابو كريب، حدثنا ابو اسامة، حدثنا هشام، عن ابيه، عن عايشة، في قوله عز وجل { وان امراة خافت من بعلها نشوزا او اعراضا} قالت نزلت في المراة تكون عند الرجل فلعله ان لا يستكثر منها وتكون لها صحبة وولد فتكره ان يفارقها فتقول له انت في حل من شاني
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye, Hişam b. Urve'den, o da babasından naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Bana Âişe: «Ey kızkardeşimin oğlu! Onlara Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabına istiğfar etmeleri emrolundu. Onlarsa söğdüler.» dedi
حدثنا يحيى بن يحيى، اخبرنا ابو معاوية، عن هشام بن عروة، عن ابيه، قال قالت لي عايشة يا ابن اختي امروا ان يستغفروا، لاصحاب النبي صلى الله عليه وسلم فسبوهم
{m-15} Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize Hişam bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti
وحدثناه ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا ابو اسامة، حدثنا هشام، بهذا الاسناد مثله
Bize Ubeydullah b. Muaz El-Anberi rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti, (Dediki): Bize Şu'be, Muğirâ b. Nu'man'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den naklen rivayet çiti. (Şöyle demiş): Kûfeliler şu âyet hakkında ihtilâf ettiler : «Her kim bir mü'mîni kasden öldürürse, onun cezası cehennemdir.» [Nisa 93] Bunun üzerine ben İbni Abbas'a giderek kendisine onu sordum da: Bu âyet en son olarak indirildi. Sonra onu hiç bir şey neshetmedİ, dedi
حدثنا عبيد الله بن معاذ العنبري، حدثنا ابي، حدثنا شعبة، عن المغيرة بن النعمان، عن سعيد بن جبير، قال اختلف اهل الكوفة في هذه الاية { ومن يقتل مومنا متعمدا فجزاوه جهنم} فرحلت الى ابن عباس فسالته عنها فقال لقد انزلت اخر ما انزل ثم ما نسخها شىء
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Cafer rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr haber verdi. Her iki râvi demişler ki: Bize Şu'be bu isnadla rivayet etti. İbni Ca'fer'in hadîsinde: «Bu âyet indirilenlerin en sonunda indi.» Nadr'ın hadîsinde ise : «O indirilenlerin en sonundadır.» cümleleri vardır
وحدثنا محمد بن المثنى، وابن، بشار قالا حدثنا محمد بن جعفر، ح وحدثنا اسحاق، بن ابراهيم اخبرنا النضر، قالا جميعا حدثنا شعبة، بهذا الاسناد . في حديث ابن جعفر نزلت في اخر ما انزل . وفي حديث النضر انها لمن اخر ما انزلت