Loading...

Loading...
Kitap
331 Hadis
Bize Ebû Kâmil El-Cahderi Fudayl b. Hüseyn rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne Fıras'dan, o da Amir'den, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri yanındaydılar. Onlardan hiç birini terk etmemişti. Derken yürüyerek Fâtıme geldi. Yürüyüşü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yürüyüşünden hiç ayrılmıyordu. Onu görünce kendisine hoş beşde bulundu. Ve : «Merhaba kızım!» dedi. Sonra onu sağına yahut soluna oturttu. Sonra kendisine bir şeyler fısıldadı. Bunun üzerine Fâtıme şiddetle ağladı. Onun feryadını görünce, ikinci defa kendisine bir şeyler fısıldadı. (Bu sefer) Fâtıme güldü. Ben kendisine : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarının arasından sır söylemek için seni seçti. Sonra sen ağlıyorsun ha? dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yanımızdan) kalktığı vakit Fâtıme'ye : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana ne söyledi? diye sordum. — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırrını ifşa edemem! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edince (Fâtıme'ye): — Senin üzerinde olan hakkım nâmına yemin ediyorum. Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sana ne dediğim söyle! dedim. Fâtıme : — Şimdi (olur). Evet! Birinci defa bana fısıldadığında Cibril'in her sene kendisine bir veya iki defa Kur'ân-i arzedettiğini; bu sefer iki defa arzettiğini haber verdi. Ve : «Ben ecelimin yaklaştığını görüyorum. Allah'dan kork! Sabret! Zira ben senin için ne iyi selefim.» buyurdu. Ben de gördüğün şekilde ağladım. Benim feryadımı görünce bana tekrar fısıldayarak: «Yâ Fâtıme! Mü'mİnlerin kadınlarının hanımefendisi olmak istemez misin? Yahut bu ümmetin kadınlarının hanımefendisi olmak istemez misin?» buyurdu. Ben de gördüğün şekilde güldüm, dedi
حدثنا ابو كامل الجحدري، فضيل بن حسين حدثنا ابو عوانة، عن فراس، عن عامر، عن مسروق، عن عايشة، قالت كن ازواج النبي صلى الله عليه وسلم عنده لم يغادر منهن واحدة فاقبلت فاطمة تمشي ما تخطي مشيتها من مشية رسول الله صلى الله عليه وسلم شييا فلما راها رحب بها فقال " مرحبا بابنتي " . ثم اجلسها عن يمينه او عن شماله ثم سارها فبكت بكاء شديدا فلما راى جزعها سارها الثانية فضحكت . فقلت لها خصك رسول الله صلى الله عليه وسلم من بين نسايه بالسرار ثم انت تبكين فلما قام رسول الله صلى الله عليه وسلم سالتها ما قال لك رسول الله صلى الله عليه وسلم قالت ما كنت افشي على رسول الله صلى الله عليه وسلم سره . قالت فلما توفي رسول الله صلى الله عليه وسلم قلت عزمت عليك بما لي عليك من الحق لما حدثتني ما قال لك رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالت اما الان فنعم اما حين سارني في المرة الاولى فاخبرني " ان جبريل كان يعارضه القران في كل سنة مرة او مرتين وانه عارضه الان مرتين واني لا ارى الاجل الا قد اقترب فاتقي الله واصبري فانه نعم السلف انا لك " . قالت فبكيت بكايي الذي رايت فلما راى جزعي سارني الثانية فقال " يا فاطمة اما ترضى ان تكوني سيدة نساء المومنين او سيدة نساء هذه الامة " . قالت فضحكت ضحكي الذي رايت
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Abdullah b. Numeyr Zekeriyya'dan rivayet ettiler. H. Bize İbnü Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki); Bize Zekeriyya, Firas'dan, o da Âmir'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti, Âişe şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kadınları toplandı. Onlardan hiç birini bırakmadı. Derken Fâtune yürüyerek geldi. Yürüyüşü sanki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yürüyüşü idi. (Ona) : «Merhaba kızım!» dedi ve sağına yahut soluna oturttu. Sonra kendisine bir söz fısıldadı. Fâtıme de ağladı. Sonra ona bir şeyler fısıldadı, bu sefer güldü. Kendisine: Niye ağlıyorsun? dedim, — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırrını ifşa edemem! Cevâbını verdi. Ben bugünkü gibi kedere daha yakın bir sevinç görmedim, dedim. Ağladığı vakit Fâtıme'ye : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konuşmak için bizi bırakıp seni seçti, sonra bir de ağlıyorsun, dedim. Ve Ona ne söylediğini sordum. Fâtıme (yine): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırrını ifşâ edemem, dedi. Nihayet o vefat edince kendisine sordum: — Cibril'in her sene bir defa ona gelerek Kur'ân-ı arzettiğini; o sene iki defa arzettiğini söylemişti: «Kendimi ecelim gelmiş görüyorum. Ailemden bana ilk katılacak sensin! Ben senin için ne iyi selefim.» demişti. Ben de bunun için ağlamıştım. Sonra baha tekrar fısıldayarak: «Sen mü'min kadınlarının yahut bu ümmetin kadınlarının hanımefendisi olmana razı değil misin?» demişti. Ben de buna gülmüştüm, dedi
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وحدثنا عبد الله بن نمير، عن زكرياء، ح وحدثنا ابن نمير، حدثنا ابي، حدثنا زكرياء، عن فراس، عن عامر، عن مسروق، عن عايشة، قالت اجتمع نساء النبي صلى الله عليه وسلم فلم يغادر منهن امراة فجاءت فاطمة تمشي كان مشيتها مشية رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " مرحبا بابنتي " . فاجلسها عن يمينه او عن شماله ثم انه اسر اليها حديثا فبكت فاطمة ثم انه سارها فضحكت ايضا فقلت لها ما يبكيك فقالت ما كنت لافشي سر رسول الله صلى الله عليه وسلم . فقلت ما رايت كاليوم فرحا اقرب من حزن . فقلت لها حين بكت اخصك رسول الله صلى الله عليه وسلم بحديثه دوننا ثم تبكين وسالتها عما قال فقالت ما كنت لافشي سر رسول الله صلى الله عليه وسلم . حتى اذا قبض سالتها فقالت انه كان حدثني " ان جبريل كان يعارضه بالقران كل عام مرة وانه عارضه به في العام مرتين ولا اراني الا قد حضر اجلي وانك اول اهلي لحوقا بي ونعم السلف انا لك " . فبكيت لذلك ثم انه سارني فقال " الا ترضين ان تكوني سيدة نساء المومنين او سيدة نساء هذه الامة " . فضحكت لذلك
Bana Abdü'l-A'la b. Hammad ile Muhamraed b. Abdi'l-A'la El-Kaysi ikisi birden Mu'temir'den rivayet ettiler. İbnü Hammad (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Ben babamdan dinledim. (Dediki): Bize Ebû Osman, Selman'dan rivayet etti. Şöyle demiş: Yapabilirsen sakın pazara ilk giren ve ondan son çıkan olma! Çünkü pazar şeytanın savaş yeridir. Sancağını oraya diker. Şunu da söylemiş: Haber aldım ki: Cibril (Aieyhisselâm) Nebiyyullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş. Yanında Ümmü Seleme bulunuyormuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onunla konuşmağa başlamış. Sonra Cibril kalkmış (gitmiş). Bunun üzerine Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Seleme'ye : «Kim bu?» diye sormuş. Yahut nasıl dediyse öyledir. Ümmü Seleme: — Bu Dıhyedir, demiş. Bilâhare Ümmü Seleme şöyle dermiş : — Allah'a yemin olsun ki, onu ancak Dihye sanmıştım. Nihayet Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bizim bu haberimizi bildiren hutbesini işittim. Yahut nasıl dediyse öyledir, Râvi demiş ki: Ebû Osman'a : Sen bunu kimden işittin? diye sordum : — Usâme b. Zeyd'den cevabını verdi
حدثني عبد الاعلى بن حماد، ومحمد بن عبد الاعلى القيسي، كلاهما عن المعتمر، - قال ابن حماد حدثنا معتمر بن سليمان، - قال سمعت ابي، حدثنا ابو عثمان، عن سلمان، قال لا تكونن ان استطعت اول من يدخل السوق ولا اخر من يخرج منها فانها معركة الشيطان وبها ينصب رايته . قال وانبيت ان جبريل عليه السلام اتى نبي الله صلى الله عليه وسلم وعنده ام سلمة - قال - فجعل يتحدث ثم قام فقال نبي الله صلى الله عليه وسلم لام سلمة " من هذا " . او كما قال قالت هذا دحية - قال - فقالت ام سلمة ايم الله ما حسبته الا اياه حتى سمعت خطبة نبي الله صلى الله عليه وسلم يخبر خبرنا او كما قال قال فقلت لابي عثمان ممن سمعت هذا قال من اسامة بن زيد
Bize Ebû Ahmed Mahmud b. Gaylân rivayet etti. (Dediki): Bize Fadl b. Musa Es-Sınâni rivayet etti. (Dediki); Bize Talha b. Yahya b. Talha, Âişe binti Talha'dan, o da Ümmü'l-Mü'minin Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizin bana en çabuk kavuşacak olanınız, kolu en uzun olanınızdır.» buyurdular, Âişe demiş ki: Artık kadınlar hangisinin kolu en uzun olduğunu ölçüyorlardı. Kolu en uzun olanımız da Zeyneb idi. Çünkü Zeyneb eliyle çalışır ve sadaka verirdi
حدثنا محمود بن غيلان ابو احمد، حدثنا الفضل بن موسى السيناني، اخبرنا طلحة بن يحيى بن طلحة، عن عايشة بنت طلحة، عن عايشة ام المومنين، قالت قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اسرعكن لحاقا بي اطولكن يدا " . قالت فكن يتطاولن ايتهن اطول يدا . قالت فكانت اطولنا يدا زينب لانها كانت تعمل بيدها وتصدق
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Ala' rivayet etti; (Dediki): Bize Ebû Usâme, Süleyman b. Muğira'dan, o da Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet etil Enes şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Eymen'e gitti. Onunla birlikte ben de gittim. Ümmü Eymen kendisine içinde meşrubat bulunan bir kab verdi. Oruçlu olduğu güne mi rastladı, yoksa onu arzu mu etmedi bilmiyorum. Derken Ümmü Eymen ona bağırıp çağırmaya ve atıp tutmaya başladı
حدثنا ابو كريب، محمد بن العلاء حدثنا ابو اسامة، عن سليمان بن المغيرة، عن ثابت، عن انس، قال انطلق رسول الله صلى الله عليه وسلم الى ام ايمن فانطلقت معه فناولته اناء فيه شراب - قال - فلا ادري اصادفته صايما او لم يرده فجعلت تصخب عليه وتذمر عليه
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Âsim El-Kilâbi haber verdi. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet etti, Şöyle demiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefatından sonra Ebû Bekr (Radiyallahu anh) Ömer'e: — Haydi Ümmü Eymen'e gidelim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu nasıl ziyaret ediyordu ise, biz de ziyaret edelim, dedi. (Ebû Bekr demişki) Ona vardığımızda ağladı. Ebû Bekr'le Ömer: — Niye ağlıyorsun? Allah'ın nezdindeki (makamı) Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için daha hayırlıdır, demişler. Ümmü Eymen : — Ben Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için Allah indindeki (mertebesi) 'nin daha hayırlı olduğunu bilmiyorum diye ağlamıyorum. Velâkin Semâdan vahy kesildi de ona ağlıyorum, demiş; böylece her ikisini ağlamaya heyecanlandırmış. Onunla birlikte onlar da ağlamaya başlamışlar. İzah 2455 te
حدثنا زهير بن حرب، اخبرني عمرو بن عاصم الكلابي، حدثنا سليمان بن المغيرة، عن ثابت، عن انس، قال قال ابو بكر رضى الله عنه بعد وفاة رسول الله صلى الله عليه وسلم لعمر انطلق بنا الى ام ايمن نزورها كما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يزورها . فلما انتهينا اليها بكت فقالا لها ما يبكيك ما عند الله خير لرسوله صلى الله عليه وسلم . فقالت ما ابكي ان لا اكون اعلم ان ما عند الله خير لرسوله صلى الله عليه وسلم ولكن ابكي ان الوحى قد انقطع من السماء . فهيجتهما على البكاء فجعلا يبكيان معها
Bize Hasen El-Hulvâni rivayet etti, (Dediki): Bize Amr b. Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm, İshâk b. Abdillah'dan, o da Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zevcelerinden başka hiç bir kadının yanına girmezdi. Yalnız Ümmü Süleym müstesna! Çünkü onun yanma girerdi. Bu husûsda kendisine söz edildi de: «Ben ona acıyorum. Kardeşi benimle birlikte öldürüldü.» buyurdular
حدثنا حسن الحلواني، حدثنا عمرو بن عاصم، حدثنا همام، عن اسحاق بن عبد، الله عن انس، قال كان النبي صلى الله عليه وسلم لا يدخل على احد من النساء الا على ازواجه الا ام سليم فانه كان يدخل عليها فقيل له في ذلك فقال " اني ارحمها قتل اخوها معي
Bize İbni Ebi Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr (yâni ibni Seriy) rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sâbit'ten, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Cennete girdim de bir ayak sesi işittim. Ve: Bu kim? dedim. Bu Enes b. Mâlik'in annesi Gumeysâ binti Milhan'dır, dediler.»
وحدثنا ابن ابي عمر، حدثنا بشر، - يعني ابن السري - حدثنا حماد بن سلمة، عن ثابت، عن انس، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " دخلت الجنة فسمعت خشفة فقلت من هذا قالوا هذه الغميصاء بنت ملحان ام انس بن مالك
Bana Ebû Ca'fer Muhammed b. Ferec rivayet etti. (Dediki): Bize Zeyd b. Hubab rivayet etti. (Dediki): Bana Abdû'l-Aziz b. Ebi Seleme haber verdi. (Dediki): Bize Muhammed b. Münkedir, Câbir. Abdillah'dan naklen haber verdiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Bana cennet gösterildi, Ebû Talha'nın karısını gördüm. Sonra önümde bir tıkırtı işittim. Bir de baktım Bilâi'mış.»
حدثني ابو جعفر، محمد بن الفرج حدثنا زيد بن الحباب، اخبرني عبد العزيز، بن ابي سلمة اخبرنا محمد بن المنكدر، عن جابر بن عبد الله، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " اريت الجنة فرايت امراة ابي طلحة ثم سمعت خشخشة امامي فاذا بلال
Bana Muhammed b. Hatim b. Meymûn rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire Sabit'ten, o da Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ebû Talha'nın Ümmü Süleym'den bir oğlu vefat etti de Ümmü Süleym ailesi efradına. Ebû Talha'ya ben söylemedikçe oğlundan bahsetmeyin! dedi. Müteakiben Ebû Talha geldi, O da kendisine akşam yemeği getirdi. Ebû Talha yedi içti. Sonra Ümmü Süleym ona bundan önce yaptığının en güzeliyle zinetlendi. O da kendisine yakınlık etti. Ümmü Süleym onun kendisine cim'a edip doyduğunu görünce şunu söyledi: __ Yâ Ebâ Talha! Ne dersin? Bir kavm, bir aileye emânet verseler de, sonra emânetlerini isteseler. Onları vermeyebilirler mi? Ebû Talha : — Hayır! dedi. — Öyleyse oğlunu hesaba kat! dedi. Bunun üzerine Ebû Talha kızdı. Ve : — Beni pisleninceye kadar bıraktın, sonra bana oğlumu haber verdin! (Öyle mi) dedi. Hemen kalkıp giderek Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vardı. Ve olanı ona hsber verdi. Rtesûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Geçen geceniz hakkında Allah size bereket ihsan etsin!» buyurdu. Derken Ümmü Süleym hâmile kaldı. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferde idi. Ümmü Süleym de beraberinde bulunuyordu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferden Medine'ye geldiği vakit oraya geceleyin girmezdi. Medine'ye yaklaştılar. Ümmü Süleym'i doğum sancısı tuttu. Bu sebeple Ebû Talha onun başında kaldı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gitti. Ebû Talha şöyle diyordu: — Sen pekâlâ bilirsin yâ Rahbi! Ki Resulün çıktığı zaman onunla beraber çıkmak, girdiği zaman da onunla beraber girmek benim hoşuma gider. Fakat şu gördüğün şeyle kapandım kaldım. Ümmü Süleym : — YA Ebâ Talha, duyduğum sancıyı duymaz oldum. Git! dedi. Biz de gittik. Geldikleri zaman Ümmü Süleym'i (yine) doğum sancısı tuttu ve bir oğlan doğurdu. Annem bana : — Yâ Enes! Bu çocuğu y&rın sabah sen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürmedikçe kimse emziremez, dedi. Sabahlayınca Enes çocuğu yüklendi. Ve onu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdim. Ona elinde bir dağlama âleti olduğu halde rastladım. Beni görünce : «Galiba Ummü Süleym doğurdu!» buyurdular. — Evet! dedim. Hemen dağlama âletini bıraktı. Ben de çocuğu getirerek kucağına koydum. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'nin Acve (hurma) sından bir hurma istedi ve onu eriyinceye kadar ağzında çiğnedi. Sonra çocuğun ağzına çaldı. Çocuk onu yalanmaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Ensârın hurmayı sevmelerine bakın!» buyurdu. Çocuğun yüzüncü sildi. Ve ona Abdullah ismini verdi
{m-107} Bize Ahmed b. Hasen b. Hırâş rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire rivayet etti. (Dediki): Bize Sâbit rivayet etti. (Dediki): Bana Enes b. Mâlik rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Talha'nın bir oğlu vefat etti... Râvi hadisi yukarki gibi nakletmiştir
حدثنا احمد بن الحسن بن خراش، حدثنا عمرو بن عاصم، حدثنا سليمان بن، المغيرة حدثنا ثابت، حدثني انس بن مالك، قال مات ابن لابي طلحة . واقتص الحديث بمثله
Bize Ubeyd b. Yeiş ile Muhammed b, Alâ' El-Hemdâni rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Usâme, Ebû Hayyan'dan rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Hayyan Et-Teymi, Yahya b. Said'den, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazı zamanında Bilâl'e : «Yâ Bilâl! Bana İslam'da sence en ziyade menfaati umulan bir amelini söyle. Çünkü ben bu gece cennette önümde senin ayakkablarının tıkırtısını işinim.» buyurdular. Bilâl: — Ben İslam'da gecenin veya gündüzün bir saatında tertemiz paklanarak, o temizlikle Allah'ın bana takdir ettiği kadar namaz kılmamdan kendimce daha menfaati umulan bir amel işlemedim, dedi
حدثنا عبيد بن يعيش، ومحمد بن العلاء الهمداني، قالا حدثنا ابو اسامة، عن ابي حيان، ح وحدثنا محمد بن عبد الله بن نمير، - واللفظ له - حدثنا ابي، حدثنا ابو حيان التيمي يحيى بن سعيد عن ابي زرعة، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لبلال عند صلاة الغداة " يا بلال حدثني بارجى عمل عملته عندك في الاسلام منفعة فاني سمعت الليلة خشف نعليك بين يدى في الجنة " . قال بلال ما عملت عملا في الاسلام ارجى عندي منفعة من اني لا اتطهر طهورا تاما في ساعة من ليل ولا نهار الا صليت بذلك الطهور ما كتب الله لي ان اصلي
Bize Mincab b. Haris Et-Temimi ile Sehl b. Osman, Abdullah b. Âmir b. Zürârete'l-Hadrâmi Süveyd b. Said ve Velid b. Şucâ' rivayet ettiler. Sehl ile Mincab: Ahberanâ; Ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Ali b. Mûshir, A'meş'den, o da İbrâhim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Şu ayet: «İman edip sâlih ameller işleyenlere, Allah'dan korkup imanlarında devam ettikleri müddetçe yedikleri şeyler hususunda bir günah yoktur… [Maide 93]. İla ahir...» indiği vakit Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana: «Senin bunlardan olduğun bana söylenildi.» buyurdu. İzah 2460 ta
حدثنا منجاب بن الحارث التميمي، وسهل بن عثمان، وعبد الله بن عامر بن، زرارة الحضرمي وسويد بن سعيد والوليد بن شجاع قال سهل ومنجاب اخبرنا وقال، الاخرون حدثنا علي بن مسهر، عن الاعمش، عن ابراهيم، عن علقمة، عن عبد الله، قال لما نزلت هذه الاية { ليس على الذين امنوا وعملوا الصالحات جناح فيما طعموا اذا ما اتقوا وامنوا} الى اخر الاية قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم " قيل لي انت منهم
Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzali ile Muhammed b. Râfi' rivayet ettiler. Lâfız İbni Râfi''nindir. İshâk: Ahberanâ; İbni Râfi' ise: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebi Zaide babasından, o da Ebû İshâk'dan, o da Esved b. Yezid'den, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. Ebû Musa şöyle demiş: Ben ve kardeşim Yemen'den geldik. Hayli zaman yanına çok girip, ona devam ettikleri için biz İbni Mes'ûd ile annesini ancak Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ehl-i beytinden sanıyorduk
حدثنا اسحاق بن ابراهيم الحنظلي، ومحمد بن رافع، - واللفظ لابن رافع - قال اسحاق اخبرنا وقال ابن رافع، حدثنا يحيى بن ادم، حدثنا ابن ابي زايدة، عن ابيه، عن ابي اسحاق، عن الاسود بن يزيد، عن ابي موسى، قال قدمت انا واخي، من اليمن فكنا حينا وما نرى ابن مسعود وامه الا من اهل بيت رسول الله صلى الله عليه وسلم من كثرة دخولهم ولزومهم له
{m-110} Bana bu hadisi Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim b. Yûsuf, babasından, o da Ebû İshâk'dan naklen rivayet ettiki: Ebû İshâk Esved'i çöyle derken işitmiş: Ebû Musa'yı dinledim: Ben ve kardeşim Yemen'den geldik... diyordu. Ve râvi yukarki hadisin mislini nakletmiştir
حدثنيه محمد بن حاتم، حدثنا اسحاق بن منصور، حدثنا ابراهيم بن يوسف، عن ابيه، عن ابي اسحاق، انه سمع الاسود، يقول سمعت ابا موسى، يقول لقد قدمت انا واخي، من اليمن . فذكر بمثله
Bize Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Müsennâ ve İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahman Süfyân'dan, o da Ebû İshâk'dan, o da Esved'den, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Ben Abdullah'ı onun ehl-i beytinden sanıyordum. Yahut buna benzer bir şey söylemiştir
حدثنا زهير بن حرب، ومحمد بن المثنى، وابن، بشار قالوا حدثنا عبد الرحمن، عن سفيان، عن ابي اسحاق، عن الاسود، عن ابي موسى، قال اتيت رسول الله صلى الله عليه وسلم وانا ارى ان عبد الله من اهل البيت . او ما ذكر من نحو هذا
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Besşâr rivâyet ettiler. Lâfız İlmi Müsennâ'nnııdır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebû İshâk'dan rivayet etti. (Demişki): Ebu'l-Ahvas'i dinledim. Şunları söyledi. İbni Mes'ûd vefat ettiği vakit Ebû Musa ile Ebû Mes'ud'un yanında bulundum. Biri diğerine: Bunun kendinden sonra bir mislini bıraktığını sanır mısın? dedi. O da: — Sen böyle dedinse (ben de derim ki) Bize perde çekildiği vakit ona (içeriye girmeye) izin veriliyordu. Biz bulunmadığımız vakit o bulunuyordu, dedi
حدثنا محمد بن المثنى، وابن، بشار - واللفظ لابن المثنى - قالا حدثنا محمد، بن جعفر حدثنا شعبة، عن ابي اسحاق، قال سمعت ابا الاحوص، قال شهدت ابا موسى وابا مسعود حين مات ابن مسعود فقال احدهما لصاحبه اتراه ترك بعده مثله فقال ان قلت ذاك ان كان ليوذن له اذا حجبنا ويشهد اذا غبنا
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivâyei etti. (Dediki): Bize Kutbe (bu zat İbnü Abdi'l-Aziz'dir) A'meş'den, o da Mâlik b. Hâris'den, o da Ebû'l-Ahvas'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah'ın arkadaşlarından birkaç kişi ile birlikte Ebû Musa'nın evinde bulunuyorduk, onlar bir mushafa bakıyorlardı. Derken Abdullah ayağa kalktı. Bunun üzerine Ebû Mes'ud : — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ın Allah'ın indirdiklerini kendinden sonra şu kalkan zattan daha iyi bilen birini bıraktığını bilmiyorum, dedi. Ebû Musa da : — Beri bak! Sen böyle dedinse gerçekten bizim bulunmadığımız vakit o bulunur; bize perde kapandığı vakit ona izin verilirdi, dedi
حدثنا ابو كريب، محمد بن العلاء حدثنا يحيى بن ادم، حدثنا قطبة، هو ابن عبد العزيز عن الاعمش، عن مالك بن الحارث، عن ابي الاحوص، قال كنا في دار ابي موسى مع نفر من اصحاب عبد الله وهم ينظرون في مصحف فقام عبد الله فقال ابو مسعود ما اعلم رسول الله صلى الله عليه وسلم ترك بعده اعلم بما انزل الله من هذا القايم . فقال ابو موسى اما لين قلت ذاك لقد كان يشهد اذا غبنا ويوذن له اذا حجبنا
{m-113} Bana Kaâsım b. Zekeriyya da rivâlyet etti. (Dediki): Bize Ubeydullalı (bu zât İbni Musa'dır) Şeyban'dan o da A'meş'den, o da Mâlik b. Hâris'den, o da Ebû'l-Ahvas'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Musa'ya geldim de Abdullah ile Ehû Musa'yı buldum. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ebi Ubeyde rivayet etti. (Dediki): Bize babam A'meş'den, o da Zeyd b. Vehb'den naklen rivayet etti. Zeyd şöyle demiş: Ebû Huzeyfe ve Ebû Musa ile birlikte oturuyordum. Ve râvi hadisi nakletmiştir. Ama Kutbe'nin hadisi daha tamam ve daha çoktur
وحدثني القاسم بن زكرياء، حدثنا عبيد الله، - هو ابن موسى - عن شيبان، عن الاعمش، عن مالك بن الحارث، عن ابي الاحوص، قال اتيت ابا موسى فوجدت عبد الله وابا موسى ح وحدثنا ابو كريب، حدثنا محمد بن ابي عبيدة، حدثنا ابي، عن الاعمش، عن زيد بن وهب، قال كنت جالسا مع حذيفة وابي موسى وساق الحديث وحديث قطبة اتم واكثر
Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzali rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman haber verdi. (Dediki): Bize A'meş, Şekik'den, o da Abdullah'dan naklen, rivayet ettiki: Abdullah şöyle demiş : «Her kim bir şeyi gizlerse, kıyamet gününde gizlediği şeyle gelir.» [Al-i İmran 161] Sonra şunları söylemiş : — Bana kimin kıraati üzere okumamı emredersiniz. Gerçekten ben Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yetmiş küsur sûre okumuşumdur. Ve gerçekten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı bilirler ki ben Allah'ın kitabını onların en iyi bileniyim. Kendimden daha iyi bilen birini bilsem mutlaka ona giderdim. Şekik demiş ki: Sonra ben Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabının halkalarında oturdum. Ama bunu ona reddeden ve kendisini ayıplayan birini işitmedim
حدثنا اسحاق بن ابراهيم الحنظلي، اخبرنا عبدة بن سليمان، حدثنا الاعمش، عن شقيق، عن عبد الله، انه قال { ومن يغلل يات بما غل يوم القيامة} ثم قال على قراءة من تامروني ان اقرا فلقد قرات على رسول الله صلى الله عليه وسلم بضعا وسبعين سورة ولقد علم اصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم اني اعلمهم بكتاب الله ولو اعلم ان احدا اعلم مني لرحلت اليه . قال شقيق فجلست في حلق اصحاب محمد صلى الله عليه وسلم فما سمعت احدا يرد ذلك عليه ولا يعيبه
حدثني محمد بن حاتم بن ميمون، حدثنا بهز، حدثنا سليمان بن المغيرة، عن ثابت، عن انس، قال مات ابن لابي طلحة من ام سليم فقالت لاهلها لا تحدثوا ابا طلحة بابنه حتى اكون انا احدثه - قال - فجاء فقربت اليه عشاء فاكل وشرب - فقال - ثم تصنعت له احسن ما كان تصنع قبل ذلك فوقع بها فلما رات انه قد شبع واصاب منها قالت يا ابا طلحة ارايت لو ان قوما اعاروا عاريتهم اهل بيت فطلبوا عاريتهم الهم ان يمنعوهم قال لا . قالت فاحتسب ابنك . قال فغضب وقال تركتني حتى تلطخت ثم اخبرتني بابني . فانطلق حتى اتى رسول الله صلى الله عليه وسلم فاخبره بما كان فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " بارك الله لكما في غابر ليلتكما " . قال فحملت - قال - فكان رسول الله صلى الله عليه وسلم في سفر وهي معه وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم اذا اتى المدينة من سفر لا يطرقها طروقا فدنوا من المدينة فضربها المخاض فاحتبس عليها ابو طلحة وانطلق رسول الله صلى الله عليه وسلم - قال - يقول ابو طلحة انك لتعلم يا رب انه يعجبني ان اخرج مع رسولك اذا خرج وادخل معه اذا دخل وقد احتبست بما ترى - قال - تقول ام سليم يا ابا طلحة ما اجد الذي كنت اجد انطلق . فانطلقنا - قال - وضربها المخاض حين قدما فولدت غلاما فقالت لي امي يا انس لا يرضعه احد حتى تغدو به على رسول الله صلى الله عليه وسلم . فلما اصبح احتملته فانطلقت به الى رسول الله صلى الله عليه وسلم - قال - فصادفته ومعه ميسم فلما راني قال " لعل ام سليم ولدت " . قلت نعم . فوضع الميسم - قال - وجيت به فوضعته في حجره ودعا رسول الله صلى الله عليه وسلم بعجوة من عجوة المدينة فلاكها في فيه حتى ذابت ثم قذفها في في الصبي فجعل الصبي يتلمظها - قال - فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " انظروا الى حب الانصار التمر " . قال فمسح وجهه وسماه عبد الله