Loading...

Loading...
Kitap
182 Hadis
Bize Hasen b. Aliy El-Hulvanî ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Âmir El-Akadî, Muğîre'den —ki ibni Abdirrahnıan El-Hizâmî'dir— o da Ebû'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seilem); «Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin; ama onlarla karşılaştığınız vakit sabredin!» buyurmuşlar. İzah 1742 de
حدثنا الحسن بن علي الحلواني، وعبد بن حميد، قالا حدثنا ابو عامر العقدي، عن المغيرة، - وهو ابن عبد الرحمن الحزامي - عن ابي الزناد، عن الاعرج، عن ابي، هريرة ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " لا تمنوا لقاء العدو فاذا لقيتموهم فاصبروا
Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Mûsâ b. Ukbe, Ebû'n-Nadr'dan, o da Eslem (kabilesinden Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellm)'in ashabından Abdullah b. Ebî Evfâ denilen bir zatın kitabından naklen haber verdi. Ömer b. Ubeydillâh Harûriler üzerine yürüdüğü vakit Abdullah kendisine mektup yazarak, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellm)'in düşmanla karşılaştığı bir gününde beklediğini, tâ güneş (batıya) meylettiği zaman aralarında ayağa kalkarak: «Ey nâs! Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin! Allah'dan afiyeti isteyin! Onlarla karşılaştığınız zaman da sabredin! Bilin ki, cennet kılıçların gölgeleri altındadır.» buyurduğunu; sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellm) (tekrar) kalkarak: «Allahım! Ey kitabı indiren, bulutu hareket ettiren ve hizibleri bozguna uğratan! Bunları perişan et! Ve bizi onlar üzerine muzaffer kıl!» dîye duâ ettiğini ona haber vermiş. Dikkat izah’tan sonra da hadis var
وحدثني محمد بن رافع، حدثنا عبد الرزاق، اخبرنا ابن جريج، اخبرني موسى، بن عقبة عن ابي النضر، عن كتاب، رجل من اسلم من اصحاب النبي صلى الله عليه وسلم يقال له عبد الله بن ابي اوفى فكتب الى عمر بن عبيد الله حين سار الى الحرورية يخبره ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان في بعض ايامه التي لقي فيها العدو ينتظر حتى اذا مالت الشمس قام فيهم فقال " يا ايها الناس لا تتمنوا لقاء العدو واسالوا الله العافية فاذا لقيتموهم فاصبروا واعلموا ان الجنة تحت ظلال السيوف " . ثم قام النبي صلى الله عليه وسلم وقال " اللهم منزل الكتاب ومجري السحاب وهازم الاحزاب اهزمهم وانصرنا عليهم
Bize Saîd b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, İsmâîl b. Ebî Hâlid'den, o da Abdullah b. Ebî Evfâ'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Hiziblerin aleyhine dua etti ve: «Allahım! Ey kitabı indiren! Hesabı sür'atli olan! Bu hizibieri bozguna uğrat! Allahım! Bunları bozguna uğrat ve târu mâr et!» buyurdular
حدثنا سعيد بن منصور، حدثنا خالد بن عبد الله، عن اسماعيل بن ابي خالد، عن عبد الله بن ابي اوفى، قال دعا رسول الله صلى الله عليه وسلم على الاحزاب فقال " اللهم منزل الكتاب سريع الحساب اهزم الاحزاب اللهم اهزمهم وزلزلهم
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' b. Cerrah, İsmâîl b. Ebî Hâlid'den naklen rivayet etti. (Demiş ki) : Ben îbni Ebî Evfâ'ya şöyle derken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hâlid'in hadîsi gibi dua etti. Yalnız o: «Hizibleri bozguna uğratan» demiş; «Allahım» sözünü zikretmemiştir
وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا وكيع بن الجراح، عن اسماعيل بن ابي، خالد قال سمعت ابن ابي اوفى، يقول دعا رسول الله صلى الله عليه وسلم . بمثل حديث خالد غير انه قال " هازم الاحزاب " . ولم يذكر قوله " اللهم
{…} Bize bu hadîsi ishâk b. ibrahim ile ibni Ebî Ömer de hep beraber îbni Uyeyne'den, o da ismail'den bu isnâdla rivayet ettiler, İbni Ebî Ömer kendi rivayetinde «Rüzgârı hareket ettiren!» ifadesini ziyade etti
وحدثناه اسحاق بن ابراهيم، وابن ابي عمر، جميعا عن ابن عيينة، عن اسماعيل، بهذا الاسناد وزاد ابن ابي عمر في روايته " مجري السحاب
Bana Haccâc b. Eş-Şâir de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüssamed rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd, Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Uhud (harbi) gününde: «Allahım! Sen dilersen yeryüzünde sana ibâdet edecek kimse kalmaz!» diye duâ ediyormuş
وحدثني حجاج بن الشاعر، حدثنا عبد الصمد، حدثنا حماد، عن ثابت، عن انس، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يقول يوم احد " اللهم انك ان تشا لا تعبد في الارض
Bize Yahya fa. Yahya ile Muhammed b. Rumh rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Nâfi'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gazalarından birinde bir kadın öldürülmüş olarak bulunmuş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarla çocukların öldürülmesini yasak etmiş
حدثنا يحيى بن يحيى، ومحمد بن رمح، قالا اخبرنا الليث، ح وحدثنا قتيبة بن، سعيد حدثنا ليث، عن نافع، عن عبد الله، ان امراة، وجدت، في بعض مغازي رسول الله صلى الله عليه وسلم مقتولة فانكر رسول الله صلى الله عليه وسلم قتل النساء والصبيان
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr ile Ebû Usâme rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ubcydullah b. Ömer, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Bu gazalardan birinde bir kadın öldürülmüş olarak bulundu. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarla çocukları öldürmeyi yasak etti
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا محمد بن بشر، وابو اسامة قالا حدثنا عبيد، الله بن عمر عن نافع، عن ابن عمر، قال وجدت امراة مقتولة في بعض تلك المغازي فنهى رسول الله صلى الله عليه وسلم عن قتل النساء والصبيان
Bize Yahya b. Yahya ile Saîd b. Mansur ve Amru'n-Nâkıd, toptan ibni Uyeyne'den rivayet ettiler. Yahya (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Ubeydullah'dan, o da ibni Abbas'dan, o da Sa'b b. Cessâme'den naklen haber verdi. Sa'b şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müşriklerden gece baskınına uğrayan zürriyetlerin hükmü soruldu. Bu suretle müslümanlar onların kadınlarına ve çocuklarına isabet ediyorlardı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onlar onlardandır.:) buyurdular
وحدثنا يحيى بن يحيى، وسعيد بن منصور، وعمرو الناقد، جميعا عن ابن عيينة، قال يحيى اخبرنا سفيان بن عيينة، عن الزهري، عن عبيد الله، عن ابن عباس، عن الصعب، بن جثامة قال سيل النبي صلى الله عليه وسلم عن الذراري من المشركين يبيتون فيصيبون من نسايهم وذراريهم . فقال " هم منهم
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Ubeydullah b. Abdillâh b. Utbe'den, o da Ibni Abbâs'dan, o da Sa'b b. Cessâme'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş) : — Yâ Resûlâllah! Biz gece baskınında müşriklerin zürriyetlerine isabet ediyoruz! dedim, «Onlar onlardandır.» buyurdular
حدثنا عبد بن حميد، اخبرنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن الزهري، عن عبيد، الله بن عبد الله بن عتبة عن ابن عباس، عن الصعب بن جثامة، قال قلت يا رسول الله انا نصيب في البيات من ذراري المشركين قال " هم منهم
Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Amr b. Dînâr haber verdi. Ona da ibni Şihâb, Ubeydullah b. Abdillâh b. Utbe'den, o da ibni Abbâs'dan, o da Sa'b b. Cessâme'den naklen haber vermişki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Bir suvâri gurubu geceleyin baskın yapsa da müşriklerin çocuklarından bazılarına isabet etse ne buyurursun? demişler. «Onlar bobalarındandır!» buyurmuş
وحدثني محمد بن رافع، حدثنا عبد الرزاق، اخبرنا ابن جريج، اخبرني عمرو، بن دينار ان ابن شهاب، اخبره عن عبيد الله بن عبد الله بن عتبة، عن ابن عباس، عن الصعب بن جثامة، ان النبي صلى الله عليه وسلم قيل له لو ان خيلا اغارت من الليل فاصابت من ابناء المشركين قال " هم من ابايهم
Bize Yahya b. Yahya ile Muhammed b. Rumh rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Nâfi'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Nadîr'in hurmalarını yakmış ve kesmiş. Bu yer Büveyre'dir. Kuteybe ile ibni Rumh kendi hadîslerinde şunu ziyade ettiler: «Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle): Yaş ağaç nâmına her neyi keser veya kökleri üstünde ayakta bırakırsanız (bu) Allah'ın izniyledir: Hemde yoldan çıkanları rezîl etsin diye! [Haşr 5] âyet-i kerîmesini indirdi.»
حدثنا يحيى بن يحيى، ومحمد بن رمح، قالا اخبرنا الليث، ح وحدثنا قتيبة بن، سعيد حدثنا ليث، عن نافع، عن عبد الله، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم حرق نخل بني النضير وقطع وهي البويرة . زاد قتيبة وابن رمح في حديثهما فانزل الله عز وجل { ما قطعتم من لينة او تركتموها قايمة على اصولها فباذن الله وليخزي الفاسقين}
Bize Saîd b. Mansûr ile Hennâd b. Seriy rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize ibni'l-Mübârek, Mûsâ b. Ukbe'den, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Nadîr'in hurmalarını kesmiş ve yakmıştır, Hassân şu beyti bu hâdise için söylemiştir: «Büveyre'de uçuşan yangın, Benî Lüey eşrafına ehemmiyetsiz geldi.» «Yaş ağaç nâmına her neyi keser veya kökleri üstünde ayakta bırakırsanız...» âyet-i kerîmesi de bu hususta indi
حدثنا سعيد بن منصور، وهناد بن السري، قالا حدثنا ابن المبارك، عن موسى، بن عقبة عن نافع، عن ابن عمر، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قطع نخل بني النضير وحرق ولها يقول حسان وهان على سراة بني لوى حريق بالبويرة مستطير وفي ذلك نزلت { ما قطعتم من لينة او تركتموها قايمة على اصولها} الاية
Bize Sehl b. Osman da rivayet etti. (Dediki): Bana Ukbetü'bnü Hâlid Es-Sükûnî, Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş) : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} Benî Nadîr'in hurmalarını yaktı
وحدثنا سهل بن عثمان، اخبرني عقبة بن خالد السكوني، عن عبيد الله، عن نافع، عن عبد الله بن عمر، قال حرق رسول الله صلى الله عليه وسلم نخل بني النضير
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ* rivayet etti. (Dediki): Bize ibni'I-Mubârek, Ma'merden naklen rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Abdürrazzâk, rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen haber verdi. Hemmâm : Bize Ebû Hureyre'nin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği budur, diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir; ezcümle, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nebilerden bir Nebi gazaya çıktı da kavmine şunları söyledi: Nikâhla bir kadına mâlik olup da onunla gerdeğe girmeyi istediği halde henüz girememiş bir adam benim arkamdan gelmesin! Başka biri ev yapmış, fakat tavanını çekememişse (o da gelmesin!) Bir başkası koyun veya gebe develer satın almış da doğurmalarını bekliyorsa (o da gelmesini). Bunu müteakib gazaya çıktı; ve o yere ikindi namazı vakti yahut ona yakın bir zamanda yaklaştı; ve güneşe: Sen me'mursun ama ben de me'murum! Allahım, bunu benim üzerimde biraz durdur! dedi. Bunu müteâkıb güneş onun üzerinde Allah o yeri kendisine fethedinceye kadar durduruldu. Derken aldıkları ganimetleri topladılar. Arkacığından onları yemek için ateş geldi: Fakat onları tatmaktan çekindi. Nebi: Sizin içinizde ganimete hiyanet var; o halde bana her kabileden bir adam bey'at etsin! dedi. Bu surette ona bey'at ettiler. Derken bir adamın eli onun eline yapıştı. Nebi: Ganimete hıyanet sizin içinizdedir, bana senin kabilen bey'at etsin! dedi. Bu sefer ona kabilesi bey'at etti. Fakat eli iki veya üç kişinin eline yapıştı; ve (yine): Ganimete hıyanet sizdedir; sizler hıyanet ettiniz! dedi. Nihayet ona inek başı kadar altın çıkardılar; ve onu yerde duran malın içine koydular. Arkasından ateş gelerek o malı yedi. işte ganimetler bizden önce hiç bir kimseye helâl olmamıştır. Bunun sebebi : Çünkü Allah Tebâreke ve Teâlâ bizim za'fımızı ve aczimizi bildi de onu bize tertemiz heiâi kıldı.» buyurmuşlardır
وحدثنا ابو كريب، محمد بن العلاء حدثنا ابن المبارك، عن معمر، ح وحدثنا محمد، بن رافع - واللفظ له - حدثنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن همام بن منبه، قال هذا ما حدثنا ابو هريرة، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم فذكر احاديث منها وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " غزا نبي من الانبياء فقال لقومه لا يتبعني رجل قد ملك بضع امراة وهو يريد ان يبني بها ولما يبن ولا اخر قد بنى بنيانا ولما يرفع سقفها ولا اخر قد اشترى غنما او خلفات وهو منتظر ولادها . قال فغزا فادنى للقرية حين صلاة العصر او قريبا من ذلك فقال للشمس انت مامورة وانا مامور اللهم احبسها على شييا . فحبست عليه حتى فتح الله عليه - قال - فجمعوا ما غنموا فاقبلت النار لتاكله فابت ان تطعمه فقال فيكم غلول فليبايعني من كل قبيلة رجل . فبايعوه فلصقت يد رجل بيده فقال فيكم الغلول فلتبايعني قبيلتك . فبايعته - قال - فلصقت بيد رجلين او ثلاثة فقال فيكم الغلول انتم غللتم - قال - فاخرجوا له مثل راس بقرة من ذهب - قال - فوضعوه في المال وهو بالصعيد فاقبلت النار فاكلته . فلم تحل الغنايم لاحد من قبلنا ذلك بان الله تبارك وتعالى راى ضعفنا وعجزنا فطيبها لنا
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Simâk'dan, o da Mus'ab b. Sa'd'dan, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Babam (ganimetin) beşte bir (in) den bir kılıç aldı; ve onu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirerek: Bunu bana hibe et; dedi. Fakat o razı olmadı. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle); «Sana enfâlin hükmünü soruyorlar. Deki: Enfâi Allah ve Resulüne aiddir...» [Enfal 1] âyet-i kerimesini indirdi
وحدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا ابو عوانة، عن سماك، عن مصعب بن سعد، عن ابيه، قال اخذ ابي من الخمس سيفا فاتى به النبي صلى الله عليه وسلم فقال هب لي هذا . فابى فانزل الله عز وجل { يسالونك عن الانفال قل الانفال لله والرسول}
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız Îbni'l-Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Simâk b. Harb'den, o da Mus'ab b. Sa'd'dan, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Benim hakkımda dört âyet inmiştir. Bir kılıç ele geçirdim... (Sa'd) bu kılıcı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirerek: Yâ Resûlâllah, bu kılıcı bana nefel olarak ver! demiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bırak onu!» buyurmuş. Sonra ayağa kalkmış. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine: «Onu aldığın yere koy!» buyurmuş. Sonra (tekrar) ayağa kalkarak: Bunu bana nefel olarak ver yâ Resûlâllah! demiş. (Yine) : «Bırak onu!» buyurmuşlar. (Sa'd tekrar) ayağa kalkarak: Yâ Resûlâllah! Bunu bana nefel olarak ver! Ben (harbde) yeteri olmayanlar gibi mi tutulacağım? demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine (yine) : «Onu aldığın yere koy!» buyurmuşlar. Arkacığından şu âyet inmiş: Sana enfâlin hükmünü soruyorlar! Deki: Enfal, Allah ve Resulüne aittir!..»
حدثنا محمد بن المثنى، وابن، بشار - واللفظ لابن المثنى - قالا حدثنا محمد، بن جعفر حدثنا شعبة، عن سماك بن حرب، عن مصعب بن سعد، عن ابيه، قال نزلت في اربع ايات اصبت سيفا فاتى به النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا رسول الله نفلنيه . فقال " ضعه " . ثم قام فقال له النبي صلى الله عليه وسلم " ضعه من حيث اخذته " . ثم قام فقال نفلنيه يا رسول الله . فقال " ضعه " . فقام فقال يا رسول الله نفلنيه ااجعل كمن لا غناء له فقال له النبي صلى الله عليه وسلم " ضعه من حيث اخذته " . قال فنزلت هذه الاية { يسالونك عن الانفال قل الانفال لله والرسول}
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Nâfî'den dinlediğim, onun da îbni Ömer'den naklettiği şu hadîsi okudum!., İbni Ömer şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ten'im de içinde bulunduğum bir seriyyeyi Necid tarafına gönderdi. Asker birçok develeri ganimet olarak aldılar. (Bu ganimetten) hisseleri on ikişer yahut on birer deve idi; kendilerine birer deve de nefel olarak verildi
حدثنا يحيى بن يحيى، قال قرات على مالك عن نافع، عن ابن عمر، قال بعث النبي صلى الله عليه وسلم سرية وانا فيهم قبل نجد فغنموا ابلا كثيرة فكانت سهمانهم اثنى عشر بعيرا او احد عشر بعيرا ونفلوا بعيرا بعيرا
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki); Bize Leys rivayet etti, H. Bize Muhammed b. Rumh dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Nâfî'den, o da ibni Ömer'den naklen haber verdiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), içlerinde İbni Ömer de olduğu halde Necd tarafına bir seriyye göndermiş; ve bunların hisseleri onikişer deveye baliğ olmuş; bundan başka kendilerine birer deve de nefel olarak verilmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu değiştirmemiş
وحدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا ليث، ح وحدثنا محمد بن رمح، اخبرنا الليث، عن نافع، عن ابن عمر، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم بعث سرية قبل نجد وفيهم ابن عمر وان سهمانهم بلغت اثنى عشر بعيرا ونفلوا سوى ذلك بعيرا فلم يغيره رسول الله صلى الله عليه وسلم
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Aliy b. Müshir ile Abdürrahîm b. Süleyman, Ubeydullah b. Ömer'den, o da Nâfi'den, o da ibni Ömer'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Necd'e bir seriyye gönderdi. Ben de o seriyye de (gazaya) çıktım. Binnetîce birçok deve ve koyun ele geçirdik; ve hisselerimiz onikişer deveye baliğ oldu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize birer deve de nefel olarak verdi
وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا علي بن مسهر، وعبد الرحيم بن سليمان، عن عبيد الله بن عمر، عن نافع، عن ابن عمر، قال بعث رسول الله صلى الله عليه وسلم سرية الى نجد فخرجت فيها فاصبنا ابلا وغنما فبلغت سهماننا اثنى عشر بعيرا ونفلنا رسول الله صلى الله عليه وسلم بعيرا بعيرا