Loading...

Loading...
Kitap
56 Hadis
{…} Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bana Yahya b. Habîb de rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid (yâni ibnil-Hâris) rivayet etti. H. Bana Bişr b. Hâlid dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize İbnil-Müsennâ ile İbni Beşşar da rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize İbni Ebî Adiy rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Şu'be'den, o da A'meş*-den, o da Ebû Vail'den, o da Abdullah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Şu kadar var ki, bazıları Şu'be'den naklen «dâva görülür» demiş; bâzıları da «İnsanlar arasında hükmolunur» demişlerdir
حدثنا عبيد الله بن معاذ، حدثنا ابي ح، وحدثني يحيى بن حبيب، حدثنا خالد، - يعني ابن الحارث - ح وحدثني بشر بن خالد، حدثنا محمد بن جعفر، ح وحدثنا ابن، المثنى وابن بشار قالا حدثنا ابن ابي عدي، كلهم عن شعبة، عن الاعمش، عن ابي وايل، عن عبد الله، عن النبي صلى الله عليه وسلم . بمثله غير ان بعضهم قال عن شعبة " يقضى " . وبعضهم قال " يحكم بين الناس
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe île Yahya b. Habîb El-Hârisî rivayet ettiler. (Lâfızları birbirine yakındır.) (Dediler ki) : Bize Bekra'dan, o da Ebû Bekra'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Abdülvehhâb Es-Sekafî, Eyyûb'dan, o da İbni Sîrîn'den, o da ibni Ebî den naklen rivayet ettiler. (Demişki): Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Şüphesiz ki zaman, Allah'ın göklerle yeri yarattığı gündeki hey'eti gîbi dönmüştür. Sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır, ki üçü arka arkaya gelir: Zülka'de, Zülhicce ve Muharrem. Bir de iki cumâd ile Şa'bân arasındaki Mudar'ın ayı Receb!» Sonra şunları söyledi: «Bu hangi aydır?» Biz: — Allah ve ResûIü bilir! dedik. Bunun üzerine sükût etti; hattâ ona adından başka bir isim verecek sandık. «Bu Zülhicce değil mi?» buyurdu. — Evet öyle! dedik. «Yâ şu belde neresidir?» diye sordu. — Allah ve Resulü bilir! dedik. Müteakiben yine sükût etti; hattâ ona adından başka bir isim verecek sandık. «Ma'lûm belde değil mi?» dedi. — Evet öyle! cevabını verdik. «Yâ şu gün nedir?» buyurdu. — Allah ve Resulü bilir, dedik. Bunun üzerine yine sükût etti; hattâ ona adından başka bir isim verecek sandık. «Kurban gönü değil mi?» diye sordu. — Evet öyle! Yâ Resûlâllah, dedik. «İşte sizin kanlarınız, mallarınız (Muhammed demiş ki: Zannederim) ve ırzlarınız, şu ayınızda, şu beldenizde, şu gününüzün hürmeti gibi birbirinize haramdır. Yakında Rabbinize kavuşacaksınız; o da size amellerinizden suâl edecek. Sakın benden sonra birbirinizin boyunlarını vuran küffâr (veya sapıklar olmay) a dönmeyin! Dikkat!.. Burada bulunan, bulunmayana tebliğ etsin! Olur ki, bazı tebliğ olunan, bunu bazı işitenden daha belleyişli olur.» buyurdu. Sonra: «Dikkat!.. Tebliğ ettim mî?» dedi. İbni Habîb kendi rivayetinde : «Mudarın Recebi...» dedi. Ebû Bekr'in rivayetinde ise : «Benden sonra dönmeyin!» cümlesi vardır
حدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، ويحيى بن حبيب الحارثي، - وتقاربا في اللفظ - قالا حدثنا عبد الوهاب الثقفي، عن ايوب، عن ابن سيرين، عن ابن ابي بكرة، عن ابي، بكرة عن النبي صلى الله عليه وسلم انه قال " ان الزمان قد استدار كهييته يوم خلق الله السموات والارض السنة اثنا عشر شهرا منها اربعة حرم ثلاثة متواليات ذو القعدة وذو الحجة والمحرم ورجب شهر مضر الذي بين جمادى وشعبان - ثم قال - اى شهر هذا " . قلنا الله ورسوله اعلم - قال - فسكت حتى ظننا انه سيسميه بغير اسمه . قال " اليس ذا الحجة " . قلنا بلى . قال " فاى بلد هذا " . قلنا الله ورسوله اعلم - قال - فسكت حتى ظننا انه سيسميه بغير اسمه . قال " اليس البلدة " . قلنا بلى . قال " فاى يوم هذا " . قلنا الله ورسوله اعلم - قال - فسكت حتى ظننا انه سيسميه بغير اسمه . قال " اليس يوم النحر " . قلنا بلى يا رسول الله . قال " فان دماءكم واموالكم - قال محمد واحسبه قال - واعراضكم حرام عليكم كحرمة يومكم هذا في بلدكم هذا في شهركم هذا وستلقون ربكم فيسالكم عن اعمالكم فلا ترجعن بعدي كفارا - او ضلالا - يضرب بعضكم رقاب بعض الا ليبلغ الشاهد الغايب فلعل بعض من يبلغه يكون اوعى له من بعض من سمعه " . ثم قال " الا هل بلغت " . قال ابن حبيب في روايته " ورجب مضر " . وفي رواية ابي بكر " فلا ترجعوا بعدي
Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b, Avn, Muhammed b. Sîrîn'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Bekra'dan, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş : O gün gelince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesinin üzerine oturdu. Bir insan da yularından tuttu. Derken : «Bilir misiniz bugün hangi gündür?» buyurdu. Ashâb: — Allah ve Resulü bilir... dediler. Hattâ ona adından başka bir isim verecek sandık; sonra: «Kurban günü değil mi?» buyurdu. — Hay hay (öyle) yâ Resûlâllah, dedik. «Yâ bu ay nedir?» diye sordu. — Allah ve Resulü bilir, dedik. «Zi'l-hicce değil mi?» buyurdu. — Hay hay (öyle) yâ Resûlâllah, dedik. «Yâ bu belde neresidir?» diye sordu. — Allah ve Resulü bilir, dedik. Hattâ ona adından başka bir isim verecek sandık. «Ma'lum belde değil mi?» buyurdu. — Hay hay (öyle) yâ Resûlâllah, dedik. «işte sizin kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız birbirinize şu beldenizde, şu ayınızda, şu gününüzün hürmeti gibi haramdır. Burada bulunan bulunmayana iletsin!» buyurdular. Sonra iki bakla koça yönelerek onları kesti. Ve bir koyun sürüsüne dönerek onu aramızda taksim etti
حدثنا نصر بن علي الجهضمي، حدثنا يزيد بن زريع، حدثنا عبد الله بن عون، عن محمد بن سيرين، عن عبد الرحمن بن ابي بكرة، عن ابيه، قال لما كان ذلك اليوم قعد على بعيره واخذ انسان بخطامه فقال " اتدرون اى يوم هذا " . قالوا الله ورسوله اعلم . حتى ظننا انه سيسميه سوى اسمه . فقال " اليس بيوم النحر " . قلنا بلى يا رسول الله . قال " فاى شهر هذا " . قلنا الله ورسوله اعلم . قال " اليس بذي الحجة " . قلنا بلى يا رسول الله . قال " فاى بلد هذا " . قلنا الله ورسوله اعلم - قال - حتى ظننا انه سيسميه سوى اسمه . قال " اليس بالبلدة " . قلنا بلى يا رسول الله . قال " فان دماءكم واموالكم واعراضكم عليكم حرام كحرمة يومكم هذا في شهركم هذا في بلدكم هذا فليبلغ الشاهد الغايب " . قال ثم انكفا الى كبشين املحين فذبحهما والى جزيعة من الغنم فقسمها بيننا
{…} Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Mes'ade, İbni Avn'den rivayet etti. (Demişki): Muhammed şunu söyledi: Abdurrahmân b. Ebî Bekre, babasından naklen söyledi. (Demişki): O gün gelince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir devenin üzerine oturdu. Bir adam da yedeğini (yahut yularını) tutmuştu... Râvi, Yezîd b. Zürey' hadîsi gibi rivayette bulunmuştur
حدثنا محمد بن المثنى، حدثنا حماد بن مسعدة، عن ابن عون، قال قال محمد قال عبد الرحمن بن ابي بكرة عن ابيه قال لما كان ذلك اليوم جلس النبي صلى الله عليه وسلم على بعير - قال - ورجل اخذ بزمامه - او قال بخطامه - فذكر نحو حديث يزيد بن زريع
Bana Muhammed b. Hâtim b. Meymûn rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Kurra b. Halid rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Sîrîn, Abdurrahmân b. Ebî Bekrâ ile bence Abdurrahmân b. Ebî Bekrâ'dan daha üstün olan başka bir zâttan rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Amr b. Cebele ile Ahmed b. Hırâş da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Âmir Abdülmelik b. Amr rivayet etti. (Dediki): Bize Kurra, Yahya b. Saîd isnadı ile Ebû Bekrâ'dan rivayet etti, (O adamın adını da Humeyd b. Abdirrahmân diye söyledi.) Ebû Bekra şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban günü bize hutbe irâd ederek: «Bugün nedir?» diye sordu... Râviler hadîsi, İbni Avn'in hadîsi gibi nakletmişlerdir. Yalnız o «ve ırzlarınız» kaydını zikretmiyor. «Sonra iki koça yöneldi...» cümlesi ile ondan sonrasını da anmıyor. O bu hadîste şöyle demiştir: «Şu beldenizde, şu ayınızda, şu gününüzün hürmeti gibi tâ Rabbînize kavuşacağınız güne kadar!.. Dikkat! Tebliğ ettim mi? Ashâb: — Evet! dediler. Allahım, şâhid ol! Buyurdu.»
حدثني محمد بن حاتم بن ميمون، حدثنا يحيى بن سعيد، حدثنا قرة بن خالد، حدثنا محمد بن سيرين، عن عبد الرحمن بن ابي بكرة، وعن رجل، اخر هو في نفسي افضل من عبد الرحمن بن ابي بكرة ح وحدثنا محمد بن عمرو بن جبلة واحمد بن خراش قالا حدثنا ابو عامر عبد الملك بن عمرو حدثنا قرة باسناد يحيى بن سعيد - وسمى الرجل حميد بن عبد الرحمن - عن ابي بكرة قال خطبنا رسول الله صلى الله عليه وسلم يوم النحر فقال " اى يوم هذا " . وساقوا الحديث بمثل حديث ابن عون غير انه لا يذكر " واعراضكم " . ولا يذكر ثم انكفا الى كبشين وما بعده وقال في الحديث " كحرمة يومكم هذا في شهركم هذا في بلدكم هذا الى يوم تلقون ربكم الا هل بلغت " . قالوا نعم . قال " اللهم اشهد
Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Yûnus, Simâk b. Harb'dan rivayet etti ki, ona da Alkame b. Vâil, ona da babası rivayet etmiş. (Demişki): Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraber otururken ansızın bir adam birini bir tasma yedekle yederek geliverdi; ve: Ya Resûlâllahî Bu adam benim kardeşimi öldürdü! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onu öldürdün mü? diye sordu. (Getiren zât: O i'tirâf etmezse aleyhine beyyine getireceğim; dedi.) (Getirilen) Evet, öldürdüm, dedi. «Onu nasıl öldürdün?» diye sordu. — İkimiz bir ağaçtan yaprak silkiyorduk. Derken bana söğerek beni kızdırdı. Ben de balta ile başına vurdum ve öldürdüm; dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Kendin namına ona verecek bir şeyin var mı?» diye sordu. — Benim elbisemle baltamdan başka malım yoktur, cevabını verdi. «Kavmin seni satın alırlar sanırmısın?» buyurdu. Adam: — Ben kavmimce beş para etmem! dedi. Bunun üzerine ona yedeğini atarak: «Al arkadaşınıl» buyurdu. Adam da onu alıp gitti. O gittikten sonra Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onu öldürürse o da onun gibi olur.» buyurdular. Derken adam döndü ve: — Yâ Resûlâllah! Duydum ki sen : «Onu öldürürse o da onun gibi olur» tuyurmuşsun; halbuki ben onu senin emrinle aldım; dedi. Bunun üzerine Resûlullsh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onun seninle kardeşinin günahlarınızı üzerine almasını istemez misin?» buyurdular. Adam: — Yâ Nebiyyallâh! (Gâlibâ) hay hay dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İşte bu onun gibidir.» buyurdu. Adam da onun yedeğini attı ve ona yol verdi
حدثنا عبيد الله بن معاذ العنبري، حدثنا ابي، حدثنا ابو يونس، عن سماك بن، حرب ان علقمة بن وايل، حدثه ان اباه حدثه قال اني لقاعد مع النبي صلى الله عليه وسلم اذ جاء رجل يقود اخر بنسعة فقال يا رسول الله هذا قتل اخي . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اقتلته " . فقال انه لو لم يعترف اقمت عليه البينة . قال نعم . قتلته قال " كيف قتلته " . قال كنت انا وهو نختبط من شجرة فسبني فاغضبني فضربته بالفاس على قرنه فقتلته . فقال له النبي صلى الله عليه وسلم " هل لك من شىء توديه عن نفسك " . قال ما لي مال الا كسايي وفاسي . قال " فترى قومك يشترونك " . قال انا اهون على قومي من ذاك . فرمى اليه بنسعته . وقال " دونك صاحبك " . فانطلق به الرجل فلما ولى قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان قتله فهو مثله " . فرجع فقال يا رسول الله انه بلغني انك قلت " ان قتله فهو مثله " . واخذته بامرك . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اما تريد ان يبوء باثمك واثم صاحبك " . قال يا نبي الله - لعله قال - بلى . قال " فان ذاك كذاك " . قال فرمى بنسعته وخلى سبيله
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Salim, Alkame b. Vâil'den, o da babasından naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e adam öldürmüş birini getirdiler. O da öldürülenin velîsine kısas hakkı tanıdı. Bunun üzerine velî onu alıp gitti. Boynunda tasma yedek vardı; onu çekiyordu. O dönüp gittikten sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Katille maktul cehennemdedir.» buyurdular. Derken biri o adama giderek Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sözünü söyledi. O da katili bırakıverdi. İsmail b. Salim demiş ki: Ben bunu Habib b. Ebî Sâbit'e andım da: Bana ibni Eşva' rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan ancak afv etmesini istemiş, fakat o kabul etmemiş; dedi
وحدثني محمد بن حاتم، حدثنا سعيد بن سليمان، حدثنا هشيم، اخبرنا اسماعيل، بن سالم عن علقمة بن وايل، عن ابيه، قال اتي رسول الله صلى الله عليه وسلم برجل قتل رجلا فاقاد ولي المقتول منه فانطلق به وفي عنقه نسعة يجرها فلما ادبر قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " القاتل والمقتول في النار " . فاتى رجل الرجل فقال له مقالة رسول الله صلى الله عليه وسلم فخلى عنه . قال اسماعيل بن سالم فذكرت ذلك لحبيب بن ابي ثابت فقال حدثني ابن اشوع ان النبي صلى الله عليه وسلم انما ساله ان يعفو عنه فابى
[قال أهل اللغة: الغرة عند العرب أنفس الشيء. وأطلقت هنا، على الإنسان لأن الله تعالى خلقه في أحسن تقويم] {34} Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, İbni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Ebû Seleme'den, onun da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Hüzeyl (kabilesin) den iki kadın birbirlerine (taş) atmışlar da biri çocuğunu düşürmüş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o çocuk hakkında gurre ile (yâni) bir köle veya bir cariye ile hüküm buyurmuş
حدثنا يحيى بن يحيى، قال قرات على مالك عن ابن شهاب، عن ابي سلمة، عن ابي هريرة، ان امراتين، من هذيل رمت احداهما الاخرى فطرحت جنينها فقضى فيه النبي صلى الله عليه وسلم بغرة عبد او امة
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbni Şihâb'dan, o da İbni'l-Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Beni Iihyân'dan bir kadının ölü olarak düşen çocuğu hakkında gurre ile (yâni) bir köle veya câriye ile hüküm buyurdu. Sonra hakkında gurre ile hükmolunan kadın öldü de, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mirasını çocukları ile kocasına; diyetini de (suçlunun) asabesine hükmetti
وحدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا ليث، عن ابن شهاب، عن ابن المسيب، عن ابي، هريرة انه قال قضى رسول الله صلى الله عليه وسلم في جنين امراة من بني لحيان سقط ميتا بغرة عبد او امة ثم ان المراة التي قضي عليها بالغرة توفيت فقضى رسول الله صلى الله عليه وسلم بان ميراثها لبنيها وزوجها وان العقل على عصبتها
Bana Ebû't-T&hir dahi rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. H. Bize Harmele b. Yahya Et-Tücîbî de rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da İbni'l-Müseyyeb ile Ebû Seleme b. Abdirrahmân'dan naklen haber verdi ki, Ebû Hureyre şunları söylemiş: Hüzeyl (kabilesin) den iki kadın kavga ettiler de, biri diğerine taşatarak onu ve karnındaki (cenî) ni öldürdü. Bunun üzerine ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna dâvaya çıktılar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ceninin diyetini gurre (yâni) bir köle veya câriye olarak hüküm buyurdu. Kadının diyetini akilesine hükmetti. Çocuklarını ve onlarla beraber bulunanları da kadına mirasçı yaptı. Derken Hamel b. Nâbiga El-Hüzelî: — Yâ Resûlullah! Ben yememiş, içmemiş, konuşmamış; doğarken bağırmamış bir kimseyi nasıl ödeyebilirim; böylesi heder kılınır, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu (adam) yaptığı sec'inden dolayı ancak kâhinlerin kardeşliklerindendir. buyurdular
وحدثني ابو الطاهر، حدثنا ابن وهب، ح وحدثنا حرملة بن يحيى التجيبي، اخبرنا ابن وهب، اخبرني يونس، عن ابن شهاب، عن ابن المسيب، وابي، سلمة بن عبد الرحمن ان ابا هريرة، قال اقتتلت امراتان من هذيل فرمت احداهما الاخرى بحجر فقتلتها وما في بطنها فاختصموا الى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقضى رسول الله صلى الله عليه وسلم ان دية جنينها غرة عبد او وليدة وقضى بدية المراة على عاقلتها وورثها ولدها ومن معهم فقال حمل بن النابغة الهذلي يا رسول الله كيف اغرم من لا شرب ولا اكل ولا نطق ولا استهل فمثل ذلك يطل . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " انما هذا من اخوان الكهان " . من اجل سجعه الذي سجع
{…} Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: İki kadın kavga ettiler... Râvi hadîsi kıssası ile rivayet etmiş, yalnız: «Çocuklarını ve onlarla beraber olanları da kadına mirasçı yaptı.» cümlesini anmamış; şöyle demiştir:. «Birisi: Biz nasıl diyet öderiz! dedi.» Râvi, Hamel b. Mâlik'in adını da söylememiştir. İzah 1682 de
وحدثنا عبد بن حميد، اخبرنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن الزهري، عن ابي، سلمة عن ابي هريرة، قال اقتتلت امراتان . وساق الحديث بقصته ولم يذكر وورثها ولدها ومن معهم . وقال فقال قايل كيف نعقل ولم يسم حمل بن مالك
Bize İshâk b. İbrâhîm El-Hanzali rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da İbrahim'den, o da Ubeyd b. Nudayle El-Huzâî'den, o da Mugîra b. Şu'be'den naklen haber verdi. Muğîra şöyle demig: Bir kadın, ortağını gebe olduğu halde çadır direği ile döverek öldürdü. Bunlardan biri Iihyân'dandı. Resûlullah (Sallailahu Aleyhi ve Sellem) öldürülenin diyetini, karnındaki (cenin) için de bir gürreyi katilin asabesine hükmetti. Bunun üzerine katilin asabesinden bir adam: — Biz yememiş içmemiş; doğarken bağırmamış bir kimseyi mi ödeyeceğiz! Böylesi heder kılınır; dedi. Resûlullah (Sallailahu Aleyhi ve Sellem) de: «Bedevilerin sec'i gibi sec'i mi (bu !)» buyurdu ve diyeti onlara yükledi.»
حدثنا اسحاق بن ابراهيم الحنظلي، اخبرنا جرير، عن منصور، عن ابراهيم، عن عبيد بن نضيلة الخزاعي، عن المغيرة بن شعبة، قال ضربت امراة ضرتها بعمود فسطاط وهي حبلى فقتلتها - قال - واحداهما لحيانية - قال - فجعل رسول الله صلى الله عليه وسلم دية المقتولة على عصبة القاتلة وغرة لما في بطنها . فقال رجل من عصبة القاتلة انغرم دية من لا اكل ولا شرب ولا استهل فمثل ذلك يطل . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اسجع كسجع الاعراب " . قال وجعل عليهم الدية
Bana Muhammed b. Râfi'de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize Mufaddal, Mansûr'dan, o da İbrahim'den, o da Ubeyd b. Nudayle'den, o da Muğîra b. Şu'be'den naklen rivayet etti ki, Bir kadın, ortağını çadır direği ile öldürmüş de bu hususta Resulullah (Sallailahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmişler. O da kadının âkılesine diyet hükmetmiş. (Ölen) kadın hâmile imiş. Bu sebeple cenin hakkında gurre ile hüküm buyurmuş. Bunun üzerine kadının asabesinden biri: — Biz yememiş içmemiş; bağırıp istihlâl etmemiş bir çocuğun diyetini mî ödeyeceğiz! Böylesi heder kılınır! demiş. Resûlullah (Sallailahu Aleyhi ve Sellem): «Bedevilerin seci gibi sec'i ha!..» buyurmuşlar
وحدثني محمد بن رافع، حدثنا يحيى بن ادم، حدثنا مفضل، عن منصور، عن ابراهيم، عن عبيد بن نضيلة، عن المغيرة بن شعبة، . ان امراة، قتلت ضرتها بعمود فسطاط فاتي فيه رسول الله صلى الله عليه وسلم فقضى على عاقلتها بالدية وكانت حاملا فقضى في الجنين بغرة . فقال بعض عصبتها اندي من لا طعم ولا شرب ولا صاح فاستهل ومثل ذلك يطل قال فقال " سجع كسجع الاعراب
{…} Bana Muhammed b. Hatim ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahmân b. Mehdi, Süfyân'dan, o da Mansûr'dan bu isnâdla Cerîr ve Mufaddal'in hadîsi mânâsında rivayette bulundu
حدثني محمد بن حاتم، ومحمد بن بشار، قالا حدثنا عبد الرحمن بن مهدي، عن سفيان، عن منصور، بهذا الاسناد مثل معنى حديث جرير ومفضل
{…} Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. El-Müsennâ ve İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Muhammed b. Ca'fer, Şu'be'den, o da Mansûr'dan naklen isnadlari ile bu hadîsi olduğu gibi rivayet ettiler. Yalnız onda şu da vardır: «Kadın çocuğunu düşürdü. Ve bu mesele Nebi (Sallailahu Aleyhi ve Sellem)'e arzolundu da o çocuk hakkında gurre ile hüküm buyurdu. Bu işi kadının velîlerinin üzerine serdi.» Hadîste «kadının diyeti»ni zikretmemiştir
وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، ومحمد بن المثنى، وابن، بشار قالوا حدثنا محمد، بن جعفر عن شعبة، عن منصور، باسنادهم الحديث بقصته . غير ان فيه فاسقطت فرفع ذلك الى النبي صلى الله عليه وسلم فقضى فيه بغرة وجعله على اولياء المراة . ولم يذكر في الحديث دية المراة
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb ve İshâk b. İbrahim de rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekr'indir. (İshâk: Bize haber verdi, tâbirini kullandı.) ötekiler : Bize Veki', Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Misver b. Mahrame'deıı naklen rivayet etti... dediler. Misver şöyle demiş: Ömer b. Hattâb, kadının cenini hakkında halkla istişare etti de Muğîra b. Şu'be: Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onun hakkında gurre ile (yâni) bir köle veya câriye ile hükmettiğine şahid oldum; dedi. Bunun üzerine Ömer: Bana seninle birlikte şahidlik edecek birini getir! dedi. Ve ona Muhammed b. Mesleme şâhidlik etti
وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وابو كريب واسحاق بن ابراهيم - واللفظ لابي بكر - قال اسحاق اخبرنا وقال الاخران، حدثنا وكيع، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن المسور بن مخرمة، قال استشار عمر بن الخطاب الناس في املاص المراة فقال المغيرة بن شعبة شهدت النبي صلى الله عليه وسلم قضى فيه بغرة عبد او امة . قال فقال عمر ايتني بمن يشهد معك قال فشهد له محمد بن مسلمة