Loading...

Loading...
Kitap
607 Hadis
Bize Yahya b. Yahya rivayet «tti. (Dediki): Bize Ebû Muâvtye, Hişâm b. Urve'den, o da babasından o da vÂişe (Radiyallahu anha)'dân naklen haber verdi. Âişe şöyle demiş: «Kureyş İle onların dîninde bulunanlar Müzdelife'do vakfe yaparlardı. Kendilerine Hums denilirdi. Sâir arap kabileleri ise Arafât'fa vakfe yaparlardı. İslâm gelince Allah (Azze ve Celle), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Arafâta giderek orada vakfe yapmasını, sonra oradan akın etmesini emîr buyurdu. Bu da Teâlâ Hazretlerinin: (Sonra sîz de başka insanların akın ettiği yerden âkın edin [ Bakara 199 ] âyet-i kerimesidir.»
حدثنا يحيى بن يحيى، اخبرنا ابو معاوية، عن هشام بن عروة، عن ابيه، عن عايشة، - رضى الله عنها - قالت كان قريش ومن دان دينها يقفون بالمزدلفة وكانوا يسمون الحمس وكان ساير العرب يقفون بعرفة فلما جاء الاسلام امر الله عز وجل نبيه صلى الله عليه وسلم ان ياتي عرفات فيقف بها ثم يفيض منها فذلك قوله عز وجل { ثم افيضوا من حيث افاض الناس}
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, babasından rivayet etti. (Demişki): Humus müstesna, bütün Araplar Beyti çıplak olarak tavaf ederlerdi. Humus, Kureyş kabilesiyle unların çocuklarıdır. Arap kabileleri çıplak tavaf ederlerdi. Meğer ki, Humus onlara elbise vermiş olsun. Erkekler, erkeklere; kadınlar da kadınlara elbise verirlerdi. Humus kabilesi Müzdelife'den çıkmazlardı. Sâir insanların hepsi Arafat'a ulaşırlardı. Hişâm demiş ki: Bana, babam, Âişe (Radiyallahu anha)'dan rivayet etti ki, şunu söylemiş: «Humus kabilesi, haklarında Allah (Azze ve Celle)'nin (sonra sîz de başka İnsanların akın ettiği yerden akın edin!» âyeti kerîmesini indirdiği kimselerdir. Başka insanlar Arafat'tan, Humus ise Müzdelife'den akın ederler: — Biz ancak Harem'den akın ederiz! derlerdi, (siz de başka insanların akın ettiği yerden akın edin!) âyet-i kerîmesi inince Arafat'a döndüler.»
وحدثنا ابو كريب، حدثنا ابو اسامة، حدثنا هشام، عن ابيه، قال كانت العرب تطوف بالبيت عراة الا الحمس والحمس قريش وما ولدت كانوا يطوفون عراة الا ان تعطيهم الحمس ثيابا فيعطي الرجال الرجال والنساء النساء وكانت الحمس لا يخرجون من المزدلفة وكان الناس كلهم يبلغون عرفات . قال هشام فحدثني ابي عن عايشة - رضى الله عنها - قالت الحمس هم الذين انزل الله عز وجل فيهم { ثم افيضوا من حيث افاض الناس} قالت كان الناس يفيضون من عرفات وكان الحمس يفيضون من المزدلفة يقولون لا نفيض الا من الحرم فلما نزلت { افيضوا من حيث افاض الناس} رجعوا الى عرفات
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd hep birden ibni Uyeyne'den rivayet ettiler. Amr (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr'dan rivayet etti. O da Muhammed b. Cübeyir b. Mut'im'i babası Cübeyir b. Mut'im'den naklen rivayet ederken dinlemiş. Cübeyir şöyle demiş: Bir devemi kaybettim de Arafe günü onu aramağa gittim ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i halkla birlikte Arafat'ta vakfe hâlinde gördüm. Bunun üzerine; — «Vallahi bu, Hums'tandır; onun burada ne işi var?» dedim. Kureyş, Hums'tan sayılırdı
وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، وعمرو الناقد، جميعا عن ابن عيينة، - قال عمرو حدثنا سفيان بن عيينة، - عن عمرو، سمع محمد بن جبير بن مطعم، يحدث عن ابيه، جبير بن مطعم قال اضللت بعيرا لي فذهبت اطلبه يوم عرفة فرايت رسول الله صلى الله عليه وسلم واقفا مع الناس بعرفة فقلت والله ان هذا لمن الحمس فما شانه ها هنا وكانت قريش تعد من الحمس
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Îbnül-Müsennâ (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bizj Şu'be, Kays b. Müslim'den, o da Târik b. Şihâb'dan, o da Ebû Musa'dan naklen haber verdi. Ebû Mûsâ şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bathâ'da mola verdiği bir sırada yanına vardım. Bana: — «Hacc ediyor musun?» diye sordu. Ben: — «Evet!» cevâbını verdim. — «Neye niyetlendin?» buyurdu. Ben: — «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in niyeti gibi niyetlenerek: Lebbeyk dedim;» cevâbını verdim. — «İyi etmişsin. Beyt-i şerif ile Safa ve Merve'yi tavaf et de ihramdan çık!» buyurdular. Bunun üzerine ben, Beyt-i Şerifi ve Safa ile Merve'yi tavaf ettim. Sonra Beni Kays'dan bir kadının yanına vardım da başım bitlendi. Bi'l-âhara hacca niyet ettim. Başkalarına da böyle fetva verirdim. Ömer (Radiyallahu anh) hilâfete geçince bir adam: — Yâ Ebâ Mûsâ! — yahut yâ Abdallah b. Kays! — Bir fetvan hususunda biraz ağır ol! Çünkü sen, Emîrü'l-Mümininin hacc ibâdetleri hakkında senin gıyabında ne ihdas ettiğini bilmiyorsun! dedi. Bunun üzerine ben: — Ey cemâat! Biz, kime bir fetva verdikse, o kimse teenî ile hareket etsin! Çünkü Emîri'l-Mü'miııîn yanınıza gelmektedir. Siz, ancak ona uyun! dedim. Müteakiben Ömer (Radiyallahu anh) geldi. Ben, bunu ona anlattım da: — Eğer Allah'ın kitabı ile amel edeceksek Kîtâbullah tamamlamayı emrediyor. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sünnetiyle amel edersek o da hedy kurbanı yerini buluncaya kadar ihramdan çıkmamıştır; dedi
حدثنا محمد بن المثنى، وابن، بشار قال ابن المثنى حدثنا محمد بن جعفر، اخبرنا شعبة، عن قيس بن مسلم، عن طارق بن شهاب، عن ابي موسى، قال قدمت على رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو منيخ بالبطحاء فقال لي " احججت " . فقلت نعم . فقال " بم اهللت " . قال قلت لبيك باهلال كاهلال النبي صلى الله عليه وسلم . قال " فقد احسنت طف بالبيت وبالصفا والمروة واحل " . قال فطفت بالبيت وبالصفا والمروة ثم اتيت امراة من بني قيس ففلت راسي ثم اهللت بالحج . قال فكنت افتي به الناس حتى كان في خلافة عمر - رضى الله عنه - فقال له رجل يا ابا موسى - او يا عبد الله بن قيس - رويدك بعض فتياك فانك لا تدري ما احدث امير المومنين في النسك بعدك . فقال يا ايها الناس من كنا افتيناه فتيا فليتيد فان امير المومنين قادم عليكم فبه فايتموا . قال فقدم عمر - رضى الله عنه - فذكرت ذلك له فقال ان ناخذ بكتاب الله فان كتاب الله يامر بالتمام وان ناخذ بسنة رسول الله صلى الله عليه وسلم فان رسول الله صلى الله عليه وسلم لم يحل حتى بلغ الهدى محله
{…} Bize, bu hadisi Ubeydullab b. Muâz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam, rivayet: etti. (Dediki): Bize, Şu'be bu isnâdda bu hadîsin mislini rivayet etti
وحدثناه عبيد الله بن معاذ، حدثنا ابي، حدثنا شعبة، في هذا الاسناد نحوه
Bize Muhammedü'bnu'I-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize, Abdurrahmân yâni İbni Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize, Süfyâa. Kays'dan, o da Târik b. Şihâb'dan, o da Ebû Mûsâ (Radiyallahu anh) dan naklen rivâyet etti. Şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bathâ'da mola verirken yanına vardım: — Neye niyetlendin? diye sordu. Ben ; — Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in niyetlendiğine niyet ettim! dedim. — Kurban gönderdin mi? diye sordu. — Hayır! dedim. — Oyle is» Beyti ve Safa ile Merveyt tavaf et de sonra ihramdan çık! buyurdular. Bunun üçerine ben, Beyti ve Safa ile Merve'yi tavaf ettim. Sonra kavmimden bir kadının yanına vardım. Kadın benim saçımı taradı ve başımı yıkadı. Artık Ebû Bekir ile Ömer'in hilâfetleri zamânın da halka bu şekilde fetva veriyordum. Bir defa hacc mevsiminde ayakta bulunduğum bir sırada anîden bana bir adam gelerek: — «Sen, Emîri'l-Mü'minîn'in hacc ibâdetleri hakkında ne ihdas ettiğini biimezsin.» dedi. Bunun üzerine ben de: — «Ey halk! Biz, kime bir fetva vermişsek teenî ile hareket etsin! işte Emîri'I-Müminin yanınıza geliyor. Siz, ancak ona uyun!» dedim. Ömer (Radiyallahu anh) geldiği vakit (kendisine) : — «Yâ Emîre'l-Mü'minîn! Hacc ibâdetleri hakkında ihdas ettiğin nedir?» diye sordum, Ömer (Radıyallahu anh) : — «Eğer Kitâbullah ile amel edersek Allah (Azze ve Celle): (Allah için hacc ile umreyi tamamlayın! [ Bakara 196 ] buyuruyor. Nebiimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sünnetiyle amel edersek şüphesiz ki Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban kesmedikçe ihramdan çıkmamıştır.» dedi
وحدثنا محمد بن المثنى، حدثنا عبد الرحمن، - يعني ابن مهدي - حدثنا سفيان، عن قيس، عن طارق بن شهاب، عن ابي موسى، - رضى الله عنه - قال قدمت على رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو منيخ بالبطحاء فقال " بم اهللت " . قال قلت اهللت باهلال النبي صلى الله عليه وسلم قال " هل سقت من هدى " . قلت لا . قال " فطف بالبيت وبالصفا والمروة ثم حل " . فطفت بالبيت وبالصفا والمروة ثم اتيت امراة من قومي فمشطتني وغسلت راسي فكنت افتي الناس بذلك في امارة ابي بكر وامارة عمر فاني لقايم بالموسم اذ جاءني رجل فقال انك لا تدري ما احدث امير المومنين في شان النسك . فقلت ايها الناس من كنا افتيناه بشىء فليتيد فهذا امير المومنين قادم عليكم فبه فايتموا فلما قدم قلت يا امير المومنين ما هذا الذي احدثت في شان النسك قال ان ناخذ بكتاب الله فان الله عز وجل قال { واتموا الحج والعمرة لله} وان ناخذ بسنة نبينا عليه الصلاة والسلام فان النبي صلى الله عليه وسلم لم يحل حتى نحر الهدى
Bana İshâk b. Mansûr ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ca'fer b. Avn haber verdi. (Dediki): Bize Ebû Umeys, Kays b. Müslim'den, o da Târik b. Şihâb'dan, o da Ebû Mûsâ (Radiyallahu anh)'dan naklen haber verdi. Ebû Mûsâ şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), beni Yemen'e göndermişti. Kendisiyle, haccettiği yıl buluştum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bana: — «Yâ Ebâ Mûsâ! İhram'a girerken nasıl dedin?» diye sordu. Ben: — «Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in niyeti gibi niyet ederek: Lebbeyk, dedim.» cevâbını verdim. — «Kurban gönderdin mi?» diye sordu. — «Hayır!» dedim. — «Öyle îse git. Beyti ve Safa ile Merve orasını tavaf et de sonra ihram'dan çık!» buyurdular. Râvi, bu hadîsi Şu'be ile Süfyân hadîsi gibi nakletmiştir. İzah 1222 de
وحدثني اسحاق بن منصور، وعبد بن حميد، قالا اخبرنا جعفر بن عون، اخبرنا ابو عميس، عن قيس بن مسلم، عن طارق بن شهاب، عن ابي موسى، - رضى الله عنه - قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم بعثني الى اليمن قال فوافقته في العام الذي حج فيه فقال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم " يا ابا موسى كيف قلت حين احرمت " . قال قلت لبيك اهلالا كاهلال النبي صلى الله عليه وسلم . فقال " هل سقت هديا " . فقلت لا . قال " فانطلق فطف بالبيت وبين الصفا والمروة . ثم احل " . ثم ساق الحديث بمثل حديث شعبة وسفيان
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. İbnü'l-Müsennâ (Dediki): Bize Muhaınmed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den, o da Umâratü'bnu Umeyr'den, o da İbrahim b. Ebî Musa'dan, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti ki Ebû Mûsâ müt'a yapılması için fetva verirmiş. Bir adam, ona: — Bir fetvan hakkında biraz ağır ol! Çünkü sen, Emîri'l-Mü'minîııin hacc fiilleri hakkında ne ihdas ettiğini henüz bilmiyorsun; demiş. Sonra Ebû Mûsâ, Hz. Ömer'e tesadüf edince mes'eleyi ona sormuş. Ömer (Radiyallahu anh) ; — Biliyorum ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile ashabı bunu yapmıştır. Lâkin halkın Erâk denilen yerde kadınlarla cima ederek, sonra başlarından su damlar bir hâlde hacc'a gitmeye devam etmelerini iyi görmedim, demiş
وحدثنا محمد بن المثنى، وابن، بشار قال ابن المثنى حدثنا محمد بن جعفر، حدثنا شعبة، عن الحكم، عن عمارة بن عمير، عن ابراهيم بن ابي موسى، عن ابي موسى، انه كان يفتي بالمتعة فقال له رجل رويدك ببعض فتياك فانك لا تدري ما احدث امير المومنين في النسك بعد حتى لقيه بعد فساله فقال عمر قد علمت ان النبي صلى الله عليه وسلم قد فعله واصحابه ولكن كرهت ان يظلوا معرسين بهن في الاراك ثم يروحون في الحج تقطر رءوسهم
Bize Muhammedü'bnu'l-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler, İbni Müsennâ dediki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den rivayet etti. (Demişki): Abdullah b. Şakîk şunları söyledi: Hz. Osman müt'ayı yasak eder, Alî ise yapılmasına, emir verirdi. Bunun üzerine Osman, Alî'ye bir söz söyledi. Sonra Alî: — «Vallahi bilirsin ki, biz Resulullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte hacc-ı temettü' yapmışızdır.» dedi. Osman : — «Evet ama biz korkuyorduk.» mukaabelesinde bulundu
حدثنا محمد بن المثنى، وابن، بشار قال ابن المثنى حدثنا محمد بن جعفر، حدثنا شعبة، عن قتادة، قال قال عبد الله بن شقيق كان عثمان ينهى عن المتعة، وكان، علي يامر بها فقال عثمان لعلي كلمة ثم قال علي لقد علمت انا قد تمتعنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال اجل ولكنا كنا خايفين
{…} Bana, bu hadîsi Yahya b. Habîb El-Hârisi de rivayet etti. (Dediki): Bize Halid yâni İbni Haris rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be bu İsnâdla bu hadîsin mislini haber verdi
وحدثنيه يحيى بن حبيب الحارثي، حدثنا خالد، - يعني ابن الحارث - اخبرنا شعبة، بهذا الاسناد مثله
Bize Muhammedü'bnul-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize. Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedikî): Bize Şu'be, Amr b. Mürra'dan, o da Saîd b. Müsoyyeb'deıı nakIen rivayet etti. Şöyle demiş: Alî ile Osman (Radiyallahu anhuma) Usfânda biı yere geldiler, Osman müt'adan yahut umreden nehyedîyordu. Alî: — Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yaptığı bir işe karşı ne demek istiyorsun? Onu neden yasak ediyorsun? dedi. Osman : — Bunu, bize sormaktan vazgeç, dedi. Ali: — Ben, seni bırakamam! mukaabelesinde bulundu. Ali bunu caiz gördüğü için mut'a ile Umrenin ikisine birden niyetlendi
وحدثنا محمد بن المثنى، ومحمد بن بشار، قالا حدثنا محمد بن جعفر، حدثنا شعبة، عن عمرو بن مرة، عن سعيد بن المسيب، قال اجتمع علي وعثمان - رضى الله عنهما - بعسفان فكان عثمان ينهى عن المتعة او العمرة فقال علي ما تريد الى امر فعله رسول الله صلى الله عليه وسلم تنهى عنه فقال عثمان دعنا منك . فقال اني لا استطيع ان ادعك فلما ان راى علي ذلك اهل بهما جميعا
Bize Said b. Mansûr, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize, Ebû Muâviye, A'meş'den, o da İbrâhîm-i Teynî'den, o da babasından, o da Ebû Zerr (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. Ebû Zerr: «Haccda müt'a yapmak Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabına mahsûstu.» demiş
وحدثنا سعيد بن منصور، وابو بكر بن ابي شيبة وابو كريب قالوا حدثنا ابو معاوية عن الاعمش، عن ابراهيم التيمي، عن ابيه، عن ابي ذر، - رضى الله عنه - قال كانت المتعة في الحج لاصحاب محمد صلى الله عليه وسلم خاصة
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân b. Mehdi, Süfyân'dan, c da Ayyâş-ı Âmirî'den, o da İbrâhim-i ayınî'den, o da babasından, o da Ebû Zerr (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. Ebû Zerr haccda mut'ayı kastederek: «O, bize bir ruhsatdi.» demiş
وحدثنا ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا عبد الرحمن بن مهدي، عن سفيان، عن عياش العامري، عن ابراهيم التيمي، عن ابيه، عن ابي ذر، - رضى الله عنه - قال كانت لنا رخصة . يعني المتعة في الحج
Bize, Kuteybetü'bnü Said rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr» Fndayl'dan, o da Zübeyd'den, o da İbrahîm-i Teymî'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demişi «Ebû Zerr (Radiyallahu anh) kadınlar mut'ası ile Hacc mut'asraı kasdederek : — İki intifa vardır ki, bunlar yalnız bize mahsûs olmak üzere caizdir, dedi.»
وحدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا جرير، عن فضيل، عن زبيد، عن ابراهيم التيمي، عن ابيه، قال قال ابو ذر رضى الله عنه لا تصلح المتعتان الا لنا خاصة . يعني متعة النساء ومتعة الحج
Bize Kuteybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Beyândan, o da Abdurrahmân b. Bbu'ş-Şa'sâ'dan naklen rivayet etti. (Demişki) İbrahim Nehaî ile İbrâhrm-i Teymi'ye giderek: — Ben, bu sene Umre ile haccı bir arada yapmak istiyorum; dedimı. Banım üzerine İbrahim Nebaî: — Lâkin babam böyle niyet etmezdi, dedi. Kuteybe dediki: Bize Cerir, Beyân'dan, o da İbrâhhn-i Teymi-den, o da babasından naklen rivayet etti ki babası, Ebû Zerr (Radiyallahu anh) Rabeze'deyken onun yanına uğramış da bu mes'eteyi anlataış. Ebû Zerr: — Bu iş yalnız bize mahsustu; size değil! cevâbını vermiş.» Ulemânın beyânına göre bu rivayetlerin mânâsı, haccı bozarak umre yapmaktır. Fakat bu mes'ele yalnız o seneye mahsûs olmak üzere Ashab-ı kiram'a caizdi. Ashâb-i kiram, Resulullsh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte veda haccına gidiyorlardı. O seneden sonra böyle bir şey caiz değildir. Hz. Ebû Zerr'in muradı: Müt'ayı tamâmiyle iptal değil, haccın feshedildiğini anlatmaktır. Bunun hikmeti evvelce de beyân olunduğu vecîhle câhiliyye devrinden kalma bir âdeti yıkmaktır. Câhiliyette Araplar, hacc aylarında Umre yapmanın caiz olmadığına inanırlardı. Hz. Ebû Zerr'in: «İki mut'a vardır ki bunlar yalnız bize mahsûs olmak üzere caizdir.» sözünden muradı: «Yalnız o zaman câizdi, sonra haram kılındılar.» demektir. İzah 1225 te
حدثنا قتيبة، حدثنا جرير، عن بيان، عن عبد الرحمن بن ابي الشعثاء، قال اتيت ابراهيم النخعي وابراهيم التيمي فقلت اني اهم ان اجمع العمرة والحج العام . فقال ابراهيم النخعي لكن ابوك لم يكن ليهم بذلك . قال قتيبة حدثنا جرير عن بيان عن ابراهيم التيمي عن ابيه انه مر بابي ذر - رضى الله عنه - بالربذة فذكر له ذلك فقال انما كانت لنا خاصة دونكم
Bize, Saîd b. Mansûr ile İbni Ebî Ömer bep birden Fezârî'den rivayet ettiler. Saîd (Dediki): Biae Mervân b. Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bize Süleymân-i Teymî, Guneym b. Kays'dan naklen baber verdi. Guneym şöyle demiş: «Sa'dü'bnü Ebî Vakkas (Radiyallahu anh)'a mut'ayı sordum da: — Biz, onu ysptık; dedi. Ve Mekke'nin evlerini kastederek : — Bu, o gün Uruş'ta kafîr olarak bulunuyordu! dedi.»
وحدثنا سعيد بن منصور، وابن ابي عمر، جميعا عن الفزاري، - قال سعيد حدثنا مروان بن معاوية، - اخبرنا سليمان التيمي، عن غنيم بن قيس، قال سالت سعد بن ابي وقاص - رضى الله عنه - عن المتعة، فقال فعلناها وهذا يوميذ كافر بالعرش . يعني بيوت مكة
{…} Bize, bu hadîsi Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yabya b. Saîd, Süleymân-i Teymî'den bu isnâdla rivayette bulundu. O, rivayetinde «yani Muâviye .» demişiir
وحدثناه ابو بكر بن ابي شيبة، حدثنا يحيى بن سعيد، عن سليمان التيمي، بهذا الاسناد وقال في روايته يعني معاوية
{…} Bana Amru'n-Nâkid rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Ahmed Ez-Zübeyr-i rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Ebî Halef de rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubâde rivayet «tti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet eyledi. Bu râvîler hep birden Süleymân-ı Teymî'den bu isnâdla yukaıkilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardrr. Süfyân'ın hadisinde: «Haccda müt'a...» kaydı da vardır
وحدثني عمرو الناقد، حدثنا ابو احمد الزبيري، حدثنا سفيان، ح وحدثني محمد، بن ابي خلف حدثنا روح بن عبادة، حدثنا شعبة، جميعا عن سليمان التيمي، بهذا الاسناد . مثل حديثهما وفي حديث سفيان المتعة في الحج
Bsze Züheyr b, Harb rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Cüreyrî, Ebû'I-AIâ'dan, o da Mutarrifden naklen rivayet etti. Mutarrif şöyle demiş: Bana, Imrânu'bnü Husayn şunları söyledi: «Sana, bugün öyle bir hadîs rivayet edeceğim ki Allah, seni, onunla bundan sonra faydalandıracak. Bilmiş ol ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yakınlarından bir taifeye Zi'l-Hicce'nin bu günü zarfında umre yapmayı mubah kılmış; bunu nesheden bir âyet de inmemiştir. Kendisi de vefatına kadar bundan nehy etmemiştir. Ondan sonra herkes istediği kadar kendi re'yi ile söz söyledi
وحدثنا زهير بن حرب، حدثنا اسماعيل بن ابراهيم، حدثنا الجريري، عن ابي، العلاء عن مطرف، قال قال لي عمران بن حصين اني لاحدثك بالحديث اليوم ينفعك الله به بعد اليوم واعلم ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قد اعمر طايفة من اهله في العشر فلم تنزل اية تنسخ ذلك ولم ينه عنه حتى مضى لوجهه ارتاى كل امري بعد ما شاء ان يرتيي
Bize, bu hadîsi İshâk b. İbrahim ile Muhammed b. Hatim hep birden Vekî'den rivayet ettiler, (Dedilerki): Bize Süfyân, Cüreyrî'den bu isnâdda rivayet etti. İbni Hatim, kendi rivayetinde Hz. Ömer'i kastederek: «Bir adam, kendi re'yi ile dilediği kadar söz söyledi.» dedi
وحدثناه اسحاق بن ابراهيم، ومحمد بن حاتم، كلاهما عن وكيع، حدثنا سفيان، عن الجريري، في هذا الاسناد وقال ابن حاتم في روايته ارتاى رجل برايه ما شاء . يعني عمر