Loading...

Loading...
Kitap
89 Hadis
Abdullah b. Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır "Bir defasında uyumuştum. (Rüyamda) Kabe'yi tavaf ediyordum. Bir de ne göreyim! Esmer, salıverilmiş düz saçlı bir kişiyle karşı karşıyayım. Başından su dökülüyordu veya su damlıyordu. Oradakilere 'Bu kimdir?' diye sordum. Onlar 'Meryem'in oğludur' dediler. Sonra etrafıma bakarak ilerledim. Birden kırmızı yüzlü, uzun boylu, başı kıvırcık saçlı, sağ gözü sakat, börtlek sanki salkımındaki emsa/inden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi gibibir adam gördüm. Onun kim olduğunu sordum. 'Bu Deccal'dir' dediler. Ona en çok benzeyen Huzaa kabilesinden İbn Katan'dır
حدثنا يحيى بن بكير، حدثنا الليث، عن عقيل، عن ابن شهاب، عن سالم، عن عبد الله بن عمر، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " بينا انا نايم اطوف بالكعبة، فاذا رجل ادم سبط الشعر ينطف او يهراق راسه ماء قلت من هذا قالوا ابن مريم. ثم ذهبت التفت، فاذا رجل جسيم احمر جعد الراس اعور العين، كان عينه عنبة طافية قالوا هذا الدجال. اقرب الناس به شبها ابن قطن ". رجل من خزاعة
Aişe r.anha Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i namazın içinde Deccal'in fitnesinden Allah'a sığınırken işittim demiştir
حدثنا عبد العزيز بن عبد الله، حدثنا ابراهيم بن سعد، عن صالح، عن ابن شهاب، عن عروة، ان عايشة رضى الله عنها قالت سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يستعيذ في صلاته من فتنة الدجال
Huzeyfe'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Deccal hakkında "Deccal'in beraberinde bir su ve bir ateş bulunacaktır, fakat onun ateşi soğuk bir sudur, onun suyu ise yakıcı bir ateştir" buyurmuştur
حدثنا عبدان، اخبرني ابي، عن شعبة، عن عبد الملك، عن ربعي، عن حذيفة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال في الدجال " ان معه ماء ونارا، فناره ماء بارد، وماوه نار ". قال ابو مسعود انا سمعته من رسول الله صلى الله عليه وسلم
Enes'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ümmetini şaşı gözlü ve pek yalancı olan Deccal'den sakındırmadık hiçbir Nebi gönderilmemiştir. Haberiniz olsun ki o şaşı gözıüdür. Rabbiniz ise şaşı gözlü değildir. Biliniz ki Deccal'in iki gözünün arasında 'kafir' sözcüğü yazılmıştır. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Deccal" Bu kelime "deceı" kökünden türemedir. Bu kök "örtmek" anlamına gelir. Yalancıya "deccal" denilmesi hakkı kendi batılı ile örtmesindendir. Kurtubı, et-Tezkire'de şöyle der: Deccal'e neden deccal denildiği hakkında bilginler on farklı görüşe ayrılmışlardır. Deccal konusunda ihtiyaç duyulan şeylerden birisi, onun aslı yani İbn Sayyad mı yoksa bir başkası mı olduğudur? İkinci sorun, onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde mevcut olup olmadığıdır. Üçüncüsü, ne zaman çıktığı, dördüncüsü, çıkış sebebi, beşincisi, nereden çıkacağı, altıncısı, vasıfları, yedincisi, iddia ettiği şey, sekizincisi, zuhur ettiği anda taraftarlarının çoğalması için çıkması mümkün olan olağanüstü haller, dokuzuncusu, ne zaman öleceği, onuncusu, onu kimin öldüreceğidir. Bunlardan birincisinin açıklaması İ'tisam bölümünde Cabir hadisi açıklanırken gelecektir. Buna göre Cabir, Deccal'in İbn Sayyad olduğuna yemin ediyordu. İkinci soruna gelince, Müslim'in naklettiği Temim ed-Darı kıssası ile ilgili olarak Fatıma bnt. Kays hadisinin zorunlu sonucu, onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde mevcut olduğu ve adalardan birinde tutuklu bulunduğudur. Bunun açıklaması da Cabir hadisi açıklanırken gelecektir. Üçüncü meseleye gelecek olursak, Müslim'de yer alan en-Newas hadisinde onun Müslümanlar Konstantiniyye'yi fethettiği zaman ortaya çıkacağından söz edilmektedir. Çıkış sebebi ise Müslim'in İbn Ömer vasıtasıyla Hafsa'dan nakline göre bir öfkeden dolayı olacaktır. Nereden çıkacağı sorunusun cevabı kesin olarak doğu tarafından çıkacağı şeklindedir. Bir rivayete göre o Horasan'dan çıkacaktır. Bunu Ahmed b. Hanbel ve Hakim, Ebu Bekir' den nakletmişlerdir. Bir başka rivayete göre o Isfahan' dan çıkacaktır. Bu haberi Müslim rivayet etmiştir. Sıfatları bu bölümde naklettiğimiz hadislerde zikredilmektedir. Davası konusunda şunu söylemek mümkündür. Deccal önce çıkacak, sonra imanlı ve salih bir kişi olduğunu iddia edecek, ardından Nebi olduğunu ileri sürüp, sonunda ilahlık iddiasında bulunacaktır. Deccal'in elinde ortaya çıkacak şeyler burada zikredilecektir. Ne zaman öleceğine ve kimin öldüreceğine baktığımızda Deccal Mekke ve Medine hariç bütün yeryüzünde ortaya çıktıktan sonra ölecektir. Sonra Beytü'l-makdis' e yönelecek ve Hz. İsa oraya inip, Deccal'i öldürecektir. Bunu da Müslim rivayet etmiştir. "Ekmek dağı." Bundan maksat, Deccal'in yanında dağlar kadar ekmek olacak demektir. Hadiste "ekmek" kelimesi kullanılmış, bununla ekmeği n asıl maddesi olan -mesela- buğday kastediimiştir. "O, Allah nezdinde bunu mu'minlerin sapmasına sebep kılmayacak kadar hakirdir." Kadı Iyaz şöyle demiştir: Bu cümle Deccal, Yüce Allah'ın katında elinde mu'minleri saptıracak, inançlı kimselerin kalplerini şüpheye düşürecek şeyleri yaratamayacak kadar hakirdir. Onun elinde yaratılanlar, iman edenlerin imanlarını arttırmaya, kalplerinde hastalık olanları şüpheye düşürmeye yöneliktir. Bu ifade, Deccal'i öldürenin "Sen kendi canın hakkında benden daha basiretli değildin" demesine benzer. Yoksa "O Allah nezdinde bundan daha hakirdir" ifadesi, onun yanında bu zikredilenlerden hiçbiri yoktur anlamına değildir. Tam tersine o, Yüce Allah bu türden şeyleri onun doğruluğuna bir alamet kılmayacak kadar hakirdir demektir. Özellikle Yüce Allah onda yalancı ve kMir olduğuna dair açık bir alamet yaratmıştır. Bunu onun konuşması ve vücut kusurları gibi yalancılığına delilolabilecek şeylere ilaveten okumayı bilen ve bilmeyen okur. "Hiçbir Nebi yoktur ki kavmini ondan korkutmuş olmasın!" İbnü'lArabı şöyle der: Nebilerin kavimlerini Deccal konusunda uyarmaları, fitnelerden kaçındırma ve onlara gönül huzuru verme anlamınadır. Bununla onun insanları sarsıp, güzel inançlarından caydırmaması hedeflenmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ona yakın bir zamanda gönderilmesi fazladan bir uyarı anlamınadır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemı bununla birlikte onların iman üzere sabit oldukları takdirde şüpheleri yakın ile savuşturacaklarına işaret etmektedir. "Deccal şaşı gözıüdür. Rabbiniz ise şaşı gözlü değildir." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Deccal' de sonradan yaratıldığına (hudus) dair deliller apaçık ayan beyan ortada iken, sırf onun şaşı olduğunu vurgulaması, bunun gözle görülür bir vücut kusuru olmasındandır. Zira bunu alim, sade insan ve akli delillere erişemeyecek derecedeki kimseler dahil herkes fark eder. Deccal yaratılışında noksanlık olduğu halde rablık iddiasında bulunduğuna, ilah ise eksiklikten münezzeh olduğuna göre onun yalan söylediği anlaşılacaktır. Müslim'in yaptığı farklı bir rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Biliyorsunuz ki içinizden hiçbi kimse ölünceye kadar Rabbini göremeyecektir" demiştir.(Müslim, fiten) Hadis Deccal'in rablik iddiasının yalan olduğuna uyarıda bulunmaktadır. Çünkü Allah Teala'yı görmek ölümle kayıtlanmıştır. Deccal kendisinin Allah olduğunu iddia etmekte ve bununla birlikte insanlar onu görebilmektedir. Bu hadis, Allah'ı yakaza halinde gördüğünü iddia eden kimseye bir cevaptır. Çünkü Allah, böyle bir durumdan münezzehtir. Bu yargıya Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in İsra gecesi Yüce Allah'ı görmüş olması ile itiraz edilemez. Zira bu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mahsus hallerdendir. Yüce Allah ona dünyada öyle bir güç vermiştir ki bunu mu'minler ancak ahirette elde edebilir. "Biliniz ki Deccal'in iki gözünün arasında 'kafir' sözcüğü yazılmıştır." Nevevı şöyle der: Tahkik alimlerinin esas aldığı sahih görüşe göre sözkonusu yazı hakiki oIup, Yüce Allah bunu onun yalan söyIediğine kesin bir delil kıImıştır. Allah, bu yazıyı mü mine gösterirken bedbaht oImasını dilediği kimseIere gizIer
Ebu Said eI-Hudrı şöyIe demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün bizIere DeccaI'Ie ilgili oIarak uzun bir konuşma yaptı. Onun bize anIattıkIan arasında şu cümIeIer de vardı: "Deccal gelecektir. Onun Medine'nin içine girmesi haram kılınmıştır. Ancak Medine etrafındaki baz! çorak haldeki araziye inecektir. O gün Medine halkının en hayırlı bir siması yahut insanlann en hayırlılanndan birisi, Deccal'e karşı çıkar ve 'Ben şehadet ederim ki muhakkak sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bize haber verdiği Deccal'sinf' der. Bunun üzerine Deccal (orada bulunanlara) 'Şimdi ben bu adamı öldürüp, sonra diriltirsem benim (ilahlık) iddiamda şüphe eder misiniz?' diye sorar. Onlar da 'Hayır, şüphe etmeyiz' derler. Deccal hemen o adamı öldürür, sonra diriltir. O adam 'Vallahi benim senin Deccal olduğun hakkındaki şimdiki kanaatim bundan önceki imanımdan daha kuvvetlidir' der. Bu defa Deccal bu adamı tekrar öldürmek ister fakat bir daha ona musallat edilmez
حدثنا ابو اليمان، اخبرنا شعيب، عن الزهري، اخبرني عبيد الله بن عبد الله بن عتبة بن مسعود، ان ابا سعيد، قال حدثنا رسول الله صلى الله عليه وسلم يوما حديثا طويلا عن الدجال، فكان فيما يحدثنا به انه قال " ياتي الدجال وهو محرم عليه ان يدخل نقاب المدينة، فينزل بعض السباخ التي تلي المدينة، فيخرج اليه يوميذ رجل وهو خير الناس او من خيار الناس، فيقول اشهد انك الدجال الذي حدثنا رسول الله صلى الله عليه وسلم حديثه، فيقول الدجال ارايتم ان قتلت هذا ثم احييته، هل تشكون في الامر فيقولون لا. فيقتله ثم يحييه فيقول والله ما كنت فيك اشد بصيرة مني اليوم. فيريد الدجال ان يقتله فلا يسلط عليه
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Medine'nin giriş yerleri üzerinde birtakım melekler vardır. Medine'ye veba hastalığı ve Deccal giremez" demiştir
حدثنا عبد الله بن مسلمة، عن مالك، عن نعيم بن عبد الله المجمر، عن ابي هريرة، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " على انقاب المدينة ملايكة، لا يدخلها الطاعون ولا الدجال
Enes b. Malik'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Medine'ye Deccal gelecek ve birçok meleklerin onu korumakta olduklarını görecektir. Artık oraya Deccal ve veba hastalığı inşallah yaklaşamayacaktır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "O adamı öldürür, sonra diri/tir." Hattflbl'ye göre burada şöyle bir soru gündeme gelebilir: "Yüce Allah'ın bir kflfirin elinde mucize yaratması nasıl mümkün olur? Zira ölüleri diriltmek, Nebilerin gösterdiği büyük mucizelerden biridir. Deccal yalancı, iftiracı ve ilahlık iddia ettiği halde nasılolur da böyle bir mucizeye ulaşabilir?" Bu soruya cevabımız şudur: Söz konusu mucize ona kullara karşı bir fitne kabilinden verilmiştir. Çünkü insanların nezdinde Deccal'in davasında haklı değil, haksız olduğunu gösteren deliller vardır. Bunlardan birisi onun şaşı gözlü olduğu, alnında kafir yazdığı ve bunu Müslümanın okuduğudur. Dolayısıyla onun iddiası, küfür damgası yemiş olması, organındaki eksiklik ve değersiz olmasıyla kendiliğinden çürümektedir. Zira o ilah olsaydı, bu damgayı alnından silerdi. Nebilerin mucizeleri, benzeri getirilebilecek şeyler değildir. Dolayısıyla bu ikisi birbirine benzemez. Mühelleb şöyle demiştir: Deccal'e sözü edilen maktulü canlandırma gücü verilmesi, "O Allah katından bundan daha hakirdir" şeklinde,ki daha önce geçen ifade ile çelişmez. Zira bu sözün anlamı, "o Allah katında kendisine sahih bir biçimde mucize gösterme gücü verilmeyecek kadar hakirdir" demektir. Zira onun bir kimseyi öldürüp, sonra diriltme gücü ne kendisinde, ne de bir başkasında devam etmemiştir. Sonra maktul de bundan sevap elde etmekle birlikte öldürülürken çektiği acı anı hariç herhangi bir zarar görmemiştir. O kişi Yüce Allah'ın bu acıyı kendisinden savuşturmaya olan kudreti sayesinde belki de ölüm acısını hiç duymamış olabilir. İbnü'l-Arabı şöyle der: Deccal'in elinde görülen yağmur yağdırma, kendisine inanana bolluk sağlama, kendisini yalanlayana kıtlık verme, yeryüzünün hazinelerinin onu takip etmesi, beraberindeki cennet ve cehennem, akan sular şeklinde elinde gözüken mucizelerin tümü Allah tarafından bir imtihan ve denemeden ibarettir. Yüce Allah bununla şüpheye düşenleri helak eder, imanı kesin olanları kurtarır. Bütün bunlar korkunç şeylerdir. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Deccal'in fitnesinden daha büyük bir fitne yoktur" buyurmuştur. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazında ümmetinebir gidiş yolu olmak üzere Deccal'in fitnesinden Allah'a sığınırdı. Müslim'de yer alan diğer bir hadiste ise "Deccalden başkası, sizin hakkınızda endişe ettiğim şeylerin en endişe verici olanıdır"S1 şeklindeki hadise gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sözü sahabilere söylemiştir. Zira onlar hakkındaendişe ettiği şey, kendilerine Deccal' den daha yakındır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hakkında endişe ettiği kimse için meydana geleceği kesin olan yakın tehlikeden vuku bulacağı zanna dayanan uzak tehlikeye nazaran -bu daha ağır olsa bile- daha çok korku duyulur. "Artık oraya Deccal ve veba hastalığı inşallah yaklaşamayacaktır." Bilginlerin ifadesine göre hadisteki istisna ifadesi (inşallah) gerçekten durumu Allah'ın iradesine bağlamak olabileceği gibi, teberrük için de olabilir. Bu ihtimal daha ağır basmaktadır. Kadı [yaz şöyle demiştir: Bu hadisler, ehl-i sünnete delil teşkil etmektedir. Ehl-i sünnete göre Deccal'in gerçekten vardır, o muayyen bir şahıstır. Yüce Allah onunla kullarını deneyecektir. Kendisine öldürdüğü kişiyi diriltme, bereket, nehirler, cennet, cehennem, yeryüzünün hazinelerirÜn ardından gitmesi, göğe emredip yağmur yağdırması, yeryüzüne emredip bitki bitirmesi gibi birtakım mucizeler verilecektir. Bütün bu sayılanlar Yüce Allah'ın dilemesiyle olacaktır. Sonra Allah Teala bunları yapmaktan onu aciz kılacak ve ne o kişiyi, ne de bir başkasını öldüremeyecektir. Sonra davası çürütülecek ve kendisini Meryem oğlu Hz. İsa öldürecektir. Bu konuda bazı Haridier, Mutezile, Cehmiye muhalif kalmıştır. Onlar Deccal' in varlığını inkar etmişler ve sahih olan hadisleri reddetmişlerdir]
Zeynep bnt. Cahş şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün korku ile Zeyneb'in yanına girerek "La ilahe illailah! Vukuu yaklaşan bir kötülükten dolayı vay Arapların haline! Bugün Ye'cüc ve Me'cüc'ün seddinde şunun gibi bir delik açıldı" buyurdu, sonra baş parmağı ile ona yakın olan şehadet parmağını halkaladı. Zeynep bnt. Cahş dedi ki: Ben "Ya Resulallah! İçimizde bu kadar iyi kimseler varken biz helak edilir miyiz?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet, fısk u fücur çoğaldığı zaman (helak olursunuz)" buyurdu
حدثنا ابو اليمان، اخبرنا شعيب، عن الزهري، ح وحدثنا اسماعيل، حدثني اخي، عن سليمان، عن محمد بن ابي عتيق، عن ابن شهاب، عن عروة بن الزبير، ان زينب ابنة ابي سلمة، حدثته عن ام حبيبة بنت ابي سفيان، عن زينب ابنة جحش، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم دخل عليها يوما فزعا يقول " لا اله الا الله، ويل للعرب من شر قد اقترب، فتح اليوم من ردم ياجوج وماجوج مثل هذه ". وحلق باصبعيه الابهام والتي تليها. قالت زينب ابنة جحش فقلت يا رسول الله افنهلك وفينا الصالحون قال " نعم اذا كثر الخبث
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Redm, -Ye'cüc ve Me'cüc Seddi- şunun gibi açıldı" buyurmuştur. Ravi Vüheyb, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Şunun gibi" işaretini göstermek için baş parmağının bir tarafını, şehadet parmağının iki boğumu arasına koymak ve şehadet parmağının bir tarafını da onun üzerine koymak suretiyle "doksan" işareti yapmıştr. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ye'cüc ve Me'cüc" Enbiya bölümünde Zülkarneyn başlığı altında Ye'cüc ve Me' cüc' e dair birtakım açıklamalar geçmişti. Bunların önce Ademoğlu, sonra da Yafes b. Nuh'un çocukları oldukları ifade edilmişti ve başkaları bunu kesin bir dille ifade etmişlerdir. Bazı ilim adamları bunların Yafes b. Nuh'un çocuklarından kabul edilen Moğollar olduğu ile ilgili kanaat sergilemişlerdir. Ed-Dahhak bu kanaaJte olanlardan birisidir. "Vukuu yaklaşan bir kötülükten dolayı vay Arapların haline!" Hadiste tehlike açısından sadece Araplardan söz edilmesi, o zamanlar İslam'a girenlerin büyük bir kısmının Arap olmasından dolayıydı. Hadisteki "kötülük" kelimesinden maksat, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra meydana gelen Osman'ın katli olayıdır. Bundan sonra fitneler ardarda gelmiş ve Araplar diğer milletlerin arasında bir başka hadisteki ifadesiyle yemek yiyenlerin önündeki çanak gibi olmuşlardır. "Birilerinin yemek çanağına üşüştükleri ve saldırdıkları gibi başka milletlerin sizin aleyhinize birbirlerini davet edecekleri ve size saldıracakları günler yakındır. "(Taberani, el-Mucemu'l-Evsat, VII, 180 (Benzer lafızia) Bu hadisteki muhatap Araplardır. Kurtubi şöyle demiştir: Hadisteki "kötülük" kelimesinden maksat, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ümmü Seleme hadisinde işaret ettiği şeyolabilir: "Bu gece ne fitneler indi! Ne hazineler indiI" Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bununla kendisinden sonra yapılacak fetihlere işaret etmiştir. Gerçekten Müslümanların elinde mallar çoğalmış ve fitneleri çeken rekabet ve yarışma baş göstermiştir. İktidar konusundaki yarışma da böyledir. Zira Hz. Osman'a muhalif olanların ona yönelttikleri en büyük tenkit Ümeyye oğullarından ve başkalarından akrabalarını göreve tayin etmesiydi. İşte bu tavrı onun şehidedilmesine yol açtı. Hz. Osman'ın katledilmesi Müslümanlar arasında tarihte şöhret bulan ve devam eden savaşlara yol açtı. "Redm, -Ye'cüc ve Me'cüc Seddi- şunun gibi açıldı." Hadiste geçen "redm" kelimesinden maksat, Zülkarneyn'in yaptırmış olduğu seddir. Bunun niteliği Enbiya bölümündeki hadislerde Zülkarneyn anlatılırken geçmişti. "Baş parmağının bir tarafını, şehadet parmağının iki boğumu arasına koyarak halkaladı." Yani bu iki parmağı halka gibi yaptı. "Evet, fısk u fücur çoğaldığı zaman (helak olursunuz)." Hadiste geçen "habes" kelimesini zina, zinadan dünyaya gelen çocuklar, fısk ve fücur olarak tefsir etmişlerdir. Bu daha iyidir. Zira "habes" kelimesinin zıttı "salah" yani iyiliktir. İbnü'l-Arabi şöyle demiştir: Hadis-i şerif iyi insanların kötülerin kötülüğünü değiştirmedikleri takdirde onların helakıyla helak olacaklarını açıklamaktadır. İyiler, kötüleri değiştirdiğinde ancak bu fayda vermeyip, kötülük işlemeye devam ettiklerinde, kötülük yaygınlık gösterip çoğaldığında ve fesat her tarafı kapladığında da az olanlar da, çok olanlar da helak olup gideceklerdir. Sonra herkes kendi niyetine göre dirilecektir. Ye'cuc ve Me'cüc'un seddinde hadiste sözü edilen kadar bir açıklık meydana gelmesi ifadesinden, bunun devam etmesi dunımunda duvardaki yarığın onların çıkacağı derecede genişleyeceği anlaşılmaktadır. Sanki o esnada Ye'cüc ve Me' cüc'ün insanların karşısına çıkmaları onlar için genel bir helak olacağı anlaşılır. Ye'cüc ve Me'cüc'un ortaya çıktığı andaki dunımları hakkında Müslim'de en-Newas b. Sem'an'ın naklettiği bir hadis yer almaktadır. Bu hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Deccal'den ve onu Hz. İsa'nın öldüreceğinden söz ettikten sonra sözü Ye'cüc ve Me'cüc'e getirerek şöyle demektedir: "Sonra İsa'ya Yüce Allah 'ın Deccal' den korumuş olduğu bir topluluk gelir. İsa onlann yüzlerini mesh eder ve kendilerine cennetteki derecelerinden söz eder. O tam bundan söz ederken Yüce Allah İsa'ya 'Ben (birtakım) kullar çıkardım ki hiç kimse onlarla savaşamaz. Sen kullanmı al, Tur dağına çıkar' diye vahyeder. Allah Teala Ye'cüc ve Me'cüc'ü gönderir. Onlar her tepeden akın ederler. Ye'cüc ve Me'cüc'un baş tarafı Taberiye gölüne vardığında göldeki suyu içer. Son kısmı oraya geldiğinde 'Bu gölde eskiden su vardı' derler. Allah 'ın Nebii İsa ve beraberinde bulunanlar kuşatılır. (O hale gelirler ki bir öküzün başı onlar için yüz dinardan daha hayırlı olur. Allah'ın Nebii İsa ve beraberinde bulunanlar Yüce Allah'a dua ederler. Allah onlann boyunlanna bir böcek gönderir ve sanki bir kimsenin ölmesi gibi tümü birden ölü hale gelirler. Sonra Allah'ın Nebii İsa ve beraberinde bulunanlar yere inerler. Yeryüzünde onlann kan ve pis kokulannın olmadığı bir kanş yer bulamazlar. İsa ve beraberindekiler Allah'a dua ederler. Yüce Allah Horasan develerinin başı gibi bir kuş sürüsü gönderir. Bunlar leşleri yerden alıp Yüce Allah 'ın dilediği bir yere atar/ar. Sonra Allah bir yağmur gönderir. Bu yağmur sayesinde hiçbir çamur veya kıldan yapılmış ev kalmaz. Yağmur bütün yeryüzünü yıkayıp, ayna gibi yapar. Sonra yeryüzüne 'Meyven i bitir, eski bereketini tekrar getir' denir. O gün orada bulunan topluluk nardan yer ve altında gölgelenir. Onlar bu durumda iken Yüce Allah hoş bir esinti gönderir. Bu, onlan koltuklannın altından alır ve her mu'min ve Müslümanın ruhunu kabzeder. Geriye insanlann kötüleri kalır, onlar tıpkı eşeklerin yaptığı gibi birbirleriyle açıktan ilişkide bulunur ve kıyamet onlann başına kopar."(Müslim, fiten) Hadiste geçen "ez-zelefe" ayna demektir. Bazıları bunun suyu toplamak için yapılan biralet olduğunu söylemişlerdir. Söylenmek istenen şudur: Su yeryüzünün her tarafını kaplar, yeryüzünü öyle temizler ki yere bakan kimse orada kendi yüzünü görür. Yine Müslim' de yer alan bir başka rivayete göre Ye' cüc ve Me' cüc "Yeryüzündekileri öldürdük. Şimdi gidip göktekileri öldürelim" derler ve oklarını göğe doğru fırlatırlar. Bunun üzerine Yüce Allah oklarını kana bulanmış olarak onlara iade eder. (Müslim, fiten)
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا شعبة، عن قتادة، عن انس، رضى الله عنه قال قال النبي صلى الله عليه وسلم " ما بعث نبي الا انذر امته الاعور الكذاب، الا انه اعور، وان ربكم ليس باعور، وان بين عينيه مكتوب كافر ". فيه ابو هريرة وابن عباس عن النبي صلى الله عليه وسلم
حدثني يحيى بن موسى، حدثنا يزيد بن هارون، اخبرنا شعبة، عن قتادة، عن انس بن مالك، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " المدينة ياتيها الدجال، فيجد الملايكة يحرسونها، فلا يقربها الدجال قال ولا الطاعون، ان شاء الله
حدثنا موسى بن اسماعيل، حدثنا وهيب، حدثنا ابن طاوس، عن ابيه، عن ابي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " يفتح الردم ردم ياجوج وماجوج مثل هذه ". وعقد وهيب تسعين