Loading...

Loading...
Kitap
187 Hadis
Halid'in kızı Ümmü Halid'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aralarında küçük, siyah bir hamisanın da bulunduğu bazı kumaşlar getirildi. Bunun üzerine: Bu kumaşı kime giydirmemizi uygun görürsünüz, dedi. Orada bulunanlar sustular. Allah Rasulü: Bana Ümmü Halid'i getirin, buyurdu. Ümmü Halid taşınarak getirildi. Hamisa'yı eliyle alıp onu Ümmü Halid'e giydirdi ve: Sen bunu (afiyetle) eskit ve parala, buyurdu. Hamisa'da yeşil ya da sarı bir alamet vardı. Nebi: Ey Ümmü Halid, bu -Habeşçe- senadır, senadır, buyurdu
حدثنا ابو نعيم، حدثنا اسحاق بن سعيد، عن ابيه، سعيد بن فلان هو عمرو بن سعيد بن العاص عن ام خالد بنت خالد، اتي النبي صلى الله عليه وسلم بثياب فيها خميصة سوداء صغيرة فقال " من ترون نكسو هذه ". فسكت القوم قال " ايتوني بام خالد ". فاتي بها تحمل فاخذ الخميصة بيده فالبسها وقال " ابلي واخلقي ". وكان فيها علم اخضر او اصفر فقال " يا ام خالد هذا سناه ". وسناه بالحبشية حسن
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Ümmü Süleym doğum yapınca bana: Ey Enes, bu çocuğa dikkat et. Onu sabah Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e damağına tatlı bir şey çalmak (tahnik etmek) için götürünceye kadar, sakın ağzına bir şey girmesin, dedi. Sabah çocuğu alıp yanına götürdüm. O bir bahçede idi ve üzerinde Hureysı bir hamisa vardı. O sırada da fetih (zafer) dolayısıyla kendisine ganimet olarak gelmiş bulunan yük develerini damgalıyordu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Siyah hamisa." el-Esmaı dedi ki: Hamisa denilen elbiseler, üzerlerinde alamet bulunan kalın ipek yahut yün elbiselere denilir. Renkleri siyah olup herkesin giydiği elbiselerden idi. "Halid'in kızı Ümmü Halid." Bu, Halid b. ez-Zubeyr b. el-Awam adındaki oğlu ile künyelenmiş bir cari ye idi. ez-Zubeyr onunla evlenmiş ve Halid b. ezZubeyr ile Amr b. ez-Zubeyr adındaki çocukları ondan olmuştu. İbn SaId'ın naklettiğine göre o Habeşistan'da doğmuş ve Hayber'den sonra aklı eren bir çağda iken babası ile birlikte Medine'ye gelmişti. "Ümmü Halid taşınarak getirildi." O sırada yaşının küçüklüğüne bir işaret vardır. Fakat yine de o esnada mümeyyiz (aklı eren) bir halde bulunmasına engel değildir. "Eskit ve parala, diye buyurdu." Araplar bu ibareyi muhataplarına söyleyerek uzun bir ömür yaşaması için dua etmek amacıyla kullanırlar. Yani bu elbise eskiyip paralanıncaya kadar hayatı uzasın, gitsin. Bu açıklamayı Ebu Davud'un sahih bir sened ile Ebu Nadra'dan diye naklettiği rivayet pekiştirmektedir. Ebu Nadra dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'in ashabından birisi yeni bir elbise giyindi mi ona: Elbisen eskiyip paralansın, Allah da hna onun yerine başkasını versin, derlerdi." "Allah Rasulü: Ey Ümmü Halid -Habeşçe- bu senadır, senadır, buyurdu." Sena Habeşçe'de güzel demektir
حدثني محمد بن المثنى، قال حدثني ابن ابي عدي، عن ابن عون، عن محمد، عن انس رضى الله عنه قال لما ولدت ام سليم قالت لي يا انس انظر هذا الغلام فلا يصيبن شييا حتى تغدو به الى النبي صلى الله عليه وسلم يحنكه. فغدوت به، فاذا هو في حايط وعليه خميصة حريثية، وهو يسم الظهر الذي قدم عليه في الفتح
İkrime'den rivayete göre "Rifaa hanımını boşamıştı. Abdurrahman b. ez-Zubeyı.' el-Kuraz1 onunla evlendi. Aişe dedi ki: Üzerinde yeşil bir başörtüsü vardı. Aişe'ye şikayette bulunarak derisi üzerindeki bir morarmayı da göstermişti. -(İkrime dedi ki) kadınlar birbirlerine destek olurlar.- Aişe dedi ki: Ben mu'min kadınların çektikleri gibisini görmedim. And olsun ki kadının derisi elbisesinden daha yeşildi. (Araplar morarmayı yeşil ile anlatırlar.) İkrime dedi ki: Kocası, karısının Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gittiğini işitti. O da bunun üzerine başka bir kadından olma iki oğlunu da beraberinde getirerek geldi. Kadın: Allah'a yemin ederim, benim bunu gerektirecek bir günahım yoktur. Ancak onunla beraber olan şey, benim ihtiyacımı bundan daha fazla giderebilecek durumda değildir, dedi -ve bu arada üzerindeki örtünün bir saçağını tutup gösterdi.- Kocası bunun üzerine: Ey Allah'ın Rasulü, Allah'a yemin ederim ki yalan söyledi. Ben onu deri silkeler gibi silkeliyorum. Fakat o bana karşı koyuyor. Rifaa'yı istiyor, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sefer: Eğer böyle bir şey varsa şimdiki kocan senin balcağızını tatmadıkça sen ona helal olmazsın ya da ona varman uygun olamaz, buyurdu. (İkrime) dedi ki: Rasulullah Abdurrahman ile beraber iki oğlunu görünce, bunlar senin oğulların mıdır, dedi. O, evet dedi. Allah Rasulü: Sen bu adam hakkında mı o dediğin iddialarda bulunuyorsun. Allah'a yemin ederim ki bu çocukların babalarına benzemesi, karganın kargaya benzemesinden daha fazladır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal dedi ki: Yeşil elbiseler cennet elbiselerindendir. Şeref olarak da bu onlara yeter. Derim ki: EbU. Davud, EbU. Rimse yoluyla: "Onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerinde iki yeşil burde görmüş" olduğuna dair birhadis rivayet etmiştir. "Ki kadınlar birbirlerine destek olurlar." Bu bir ara cümlesi olup İkrime'nin sözüdür. Vuheyb b. Halid, Eyyub'dan diye naklettiği rivayetinde bunu açıkça söylemiştir. Rivayetinde "derisi, başındaki örtüden daha yeşildi" ibaresinden sonra bunu ifade etmiştir. el-Kermani dedi ki: Derisinin yeşilliği (moriuğu) kadının zayıflığından yahut da kocasının onu dövmesinden ileri gelmiş olabilir. Ama olayın anlatılışı ikincisinin tercih edilmesini gerektirmektedir. "Sen ona helal olamazsın ya da ona varman uygun düşmez." el-Kermani'nin naklettiğine göre bazı rivayetlerde "ona helal olamazsın" ibaresini (cezm edat! geldiğinden nun düşmesi gerektiği halde düşmemiş olarak yazıldığını söz konusu ederek) izah etmeye, açıklamaya koyulmuştur. Allah Rasulü kadına bu cevabı vermekle kadının: "Onun beraberindeki ancak bu saçak gibidir" sözü ile Allah Rasulü: "Sen onun balcağızından tatmadıkça" sözünün birarada açıklanması özetle şöyledir: Allah Rasulü böylece kadının iddiasım reddetmiş olmaktadır. Evvela kocasının karısını deri silkeler gibi silkelediği şeklindeki iddiasını doğrulamış olmakta, ikinci olarak da beraberinde bulunan iki çocuğunu doğru söylediğine delilolarak göstermektedir. "Onun hakkında böyle bir iddiada bulunuyorsun" sözü de kadının kocası hakkındaki kısırlık iddiası ile ilgili bir kinayedir
Sa'd'dan, dedi ki: "Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in solunda ve sağında, üzerlerinde beyaz elbiseler bulunan iki adam gördüm. O ikisini de ne daha önce görmüştüm, ne de sonra gördüm
حدثنا اسحاق بن ابراهيم الحنظلي، اخبرنا محمد بن بشر، حدثنا مسعر، عن سعد بن ابراهيم، عن ابيه، عن سعد، قال رايت بشمال النبي صلى الله عليه وسلم وبيمينه رجلين عليهما ثياب بيض يوم احد، ما رايتهما قبل ولا بعد
Ebu Zerr r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem uyurken, üzerinde beyaz bir elbise bulunduğu halde yanına gittim. Daha sonra yanına gittiğimde uyanmıştı. Dedi ki: La ilahe illallah deyip de daha sonra bu hal üzere ölen bir kul, muhakkak cennete girer. Ben: Zina etse ve hırsızlık yapsa dahi mi, dedim. O: Zina etse ve hırsızlık yapsa dahi, dedi. Ben yine: Zina etse ve hırsızlık yapsa dahi mi, dedim. O: Zina etse ve hırsızlık yapsa dahi, buyurdu. Ben tekrar: Zina etse ve hırsızlık yapsa dahi mi dedim. O yine: Ebu Zerr'in burnu yere sürtünse dahi zina etse ve hırsızlık yapsa bile, buyurdu." Ebu Zerr bu hadisi naklettiği zaman: "Ebu Zerr'in burnu yere sürtünse dahi" derdi. Ebu Abdullah (el-Buhari) dedi ki: "Bu, ölüm esnasında ya da daha önce tevbe edip pişman olması ve la ilahe illallah demesi halinde böyledir. O takdirde ona mağfiret olunur." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Beyaz elbiseler." Ahmed, Sünen sahipleri ve sahih olduğunu belirterek Hakim, Semura'dan merfu' olarak şu hadisi rivayet etmişlerdir: "Size beyaz elbise giymenizi tavsiye ederim. Onları giyiniz. Çünkü onlar daha hoş ve daha temizdir. Ölülerinizi de onlarla kefenleyiniz." Başlıkta yer alan iki hadisten birincisi Sa 'd b. Ebi Vakkas'ın rivayet ettiği bir hadis olup daha önce Uhud gazvesinde de geçmişti. Orada bu iki adamın adı da verilmekte, bunların birisinin Cebraiı, diğerinin Mikailolduğu belirtilmektedir. "Ebu Zerr'in burnu yere sürtünse dahi" tabiri toprağa sürtünürcesine zelil olsa dahi, demektir. Buhari'nin "bu, ölümden önce yahut ölüm esnasında tevbe etmesi halinde böyledir" sözü küfürden tevbe etmesi "ve pişman olması" demektir. Bu sözleri ile "la ilahe illallah deyip, sonra da bu hal üzere ölen bir kul muhakkak cennete girer" buyruğunu açıklamak istemiştir. Buhari'nin bu işaretiyle anlatmak istediklerinin özeti şudur: Hadis, Rabbini tevhid edip hadiste kendisine işaret edilen günahlardan tevbe etmiş olarak ölen kimse hakkında yorumlanır. Bu hadis ile böyle bir kimseye cehenneme uğramaksızın cennete girmesi vaat edilmiş bulunmaktadır ve bu, ehl-i sünnetin ittifakı ile Allah'ın haklarını ilgilendiren hususlardandır. Kul hakları söz konusu ise çoğunluğun görüşüne göre onları sahiplerine vermek şarttır. Bunun da birincisi gibi olduğu söylenmiştir. O durumda yüce Allah, hak sahibini dilediği şekilde mükafat1andırır. Sözü geçen günahları işleyip de tevbe etmeksizin ölene gelince, hadisin zahirinden anlaşıldığına göre, o da bu kapsama dahildir. Ama ehl-i sünnetin görüşüne göre Allah'ın meşletine bağlıdır. (Dilerse onu cehennemde günahı kadar azaplandırır, dilemezse azaplandırmaz.) Buna Ubade b. es-Samit'in daha önce İman bölümünde geçmiş olan hadisi de delil teşkil etmektedir. Çünkü orada şu ifadeler yer almaktadır: "Kim de bu günahlardan bir şey işlemiş olarak gelirse, eğer dünyada bunların cezası ona verilmemiş ise işi yüce Allah'a kalmıştır. Dilerse onu cezalandırır, dilerse onuaffeder
Ebu Osman en-Nehdl'den, dedi ki: "Bizler Utbe b. Ferkad ile birlikte Azerbaycan'da iken Ömer'in mektubu bize ulaştı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şunun gibi olanı dışında ipeği nehyettiğini belirtiyordu. -Bu arada baş parmağına bitişikalan iki parmağı jle işaret etti-." Ebu Osman en-Nehdı dedi ki: "Bildiğimize göre o, bu miktar ile elbiseye konulacak alametleri kastetmiştir. " Bu Hadis 5829, 5830, 5834 ve 5835 numara ilede var
حدثنا ادم، حدثنا شعبة، حدثنا قتادة، قال سمعت ابا عثمان النهدي، اتانا كتاب عمر ونحن مع عتبة بن فرقد باذربيجان ان رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى عن الحرير، الا هكذا، واشار باصبعيه اللتين تليان الابهام قال فيما علمنا انه يعني الاعلام
Ebu Osman'dan, dedi ki: "Bizler Azerbaycan'da iken Ömer bize şöyle bir mektup yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, şöyle olması dışında ipek giyinmeyi nehyetmiştir. -Bu arada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize parmaklarını bir hizada tutarak gösterdi. - Zuheyr el-Vasitı de orta ve şehadet parmağını kaldırarak gösterdi
حدثنا احمد بن يونس، حدثنا زهير، حدثنا عاصم، عن ابي عثمان، قال كتب الينا عمر ونحن باذربيجان ان النبي صلى الله عليه وسلم نهى عن لبس الحرير الا هكذا، وصف لنا النبي صلى الله عليه وسلم اصبعيه. ورفع زهير الوسطى والسبابة
Ebu Osman'dan, dedi ki: "Biz Utbe ile birlikte idik. Ömer r.a. ona şu mektubu yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Dünyada ipeği ancak ahirette ondan hiçbir şey giyinmeyecek olan kimseler giyer
حدثنا مسدد، حدثنا يحيى، عن التيمي، عن ابي عثمان، قال كنا مع عتبة فكتب اليه عمر رضى الله عنه ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " لا يلبس الحرير في الدنيا، الا لم يلبس في الاخرة منه ". حدثنا الحسن بن عمر، حدثنا معتمر، حدثنا ابي، حدثنا ابو عثمان،، واشار ابو عثمان، باصبعيه المسبحة والوسطى
İbn Ebi Leyla'dan, dedi ki: "Huzeyfe Medain'de bulunuyordu. Kendisine su getirilmesini istedi. Bir dihkan ona gümüş bir kap içerisinde su getirdi. Huzeyfe o kabı ona doğru attı ve: Benim bu kabı atışımın tek sebebi, ona bunu yapmamasını söylediğim halde bu işten vazgeçmeyişidir. Oysa Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Altın, gümüş, ipek ve atlas dünyada onlara aittir, ahirette de sizindir, diye buyurmuştur, dedi
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا شعبة، عن الحكم، عن ابن ابي ليلى، قال كان حذيفة بالمداين فاستسقى، فاتاه دهقان بماء في اناء من فضة فرماه به وقال اني لم ارمه الا اني نهيته فلم ينته قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " الذهب والفضة والحرير والديباج هي لهم في الدنيا، ولكم في الاخرة
Enes b. Malik'ten -Şu'be, dedi ki: Ben ona (Abdulaziz b. Suhayb'e): Enes bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye mi rivayet etti, dedim. Bunun üzerine Abdulaziz şiddetli bir şekilde dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle buyurdu: "Kim dünyada ipek giyinirse, ahirette onu giyinmeyecektir
حدثنا ادم، حدثنا شعبة، حدثنا عبد العزيز بن صهيب، قال سمعت انس بن مالك قال شعبة فقلت اعن النبي صلى الله عليه وسلم فقال شديدا عن النبي صلى الله عليه وسلم فقال " من لبس الحرير في الدنيا فلن يلبسه في الاخرة
İbnu'z-Zubeyr'den, hutbe verirken şöyle dedi: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kim ipeği dünyada giyinirse, ahirette onu asla giyinemeyecektir" buyurdu
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا حماد بن زيد، عن ثابت، قال سمعت ابن الزبير، يخطب يقول قال محمد صلى الله عليه وسلم " من لبس الحرير في الدنيا لم يلبسه في الاخرة
Ömer'den, şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kim ipeği dünyada giyinirse, ahirette onu asla giyinemeyecektir" buyurdu
حدثنا علي بن الجعد، اخبرنا شعبة، عن ابي ذبيان، خليفة بن كعب قال سمعت ابن الزبير، يقول سمعت عمر، يقول قال النبي صلى الله عليه وسلم " من لبس الحرير في الدنيا لم يلبسه في الاخرة ". وقال لنا ابو معمر حدثنا عبد الوارث، عن يزيد، قالت معاذة اخبرتني ام عمرو بنت عبد الله، سمعت عبد الله بن الزبير، سمع عمر، سمع النبي صلى الله عليه وسلم نحوه
Ebu Hafs'tan -yani Ömer b. el-Hattab'dan- rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İpeği dünyada ancak ahirette hiçbir payı olmayan kimseler giyinir." Ben (ravilerden İmran b. Hittan) derim ki: "Ebu Hafs, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında doğru söylemiştir, ona yalan söylememiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Erkeklerin ipek giyinmesi ve" bazı elbiselerde bulunması halinde "kullanı}ması caiz olan miktar," İbn Battal dedi ki: İpek hakkında görüş ayı'ılığı vardır. Kimisi: Kadınlar için de dahil olmak üzere her durumda giyilmesi haramdır, demiştir. Bu açıklama Ali, İbn Ömer, Huzeyfe, Ebu Musa ve İbnu'z-Zubeyr'den, tabilnden el-Hasen ve İbn Sırın'den naklediimiştir. Kimileri de giyilmesi mutlak olarak caizdir, demiş ve yasağa dair varid olmuş olan hadisleri, onu böbürlenmek için giyen kimseler hakkında ya da tenzihı kerahet olarak yorumlamışlardır. Derim ki: İkinci görüş onu giyinmeye karşılık tehdidin sabit oluşu dolayısıyla kabul edilemez. Iyad'ın söylediği: Bazıları bu husustaki genel nehyi haram olarak değil, kerahet olarak anlamışlardır, şeklindeki sözlerine İbn Dakiki'l-'Id itiraz ederek şunları söylemektedir: Kadı Iyad şöyle demiştir: İbnu'z-Zubeyr ve ona uygun kanaat belirtenlerden sonra ipeği n erkeklere haram, kadınlar için de mubah olduğu hususu üzerinde icma' gerçekleşmiş bulunmaktadır. İpeğin haram kılınışının illeti ile ilgili olarak da meşhur iki farklı görüş vardır. Birincisi böbürlenmek ve kibirlenmektir, ikincisi ise süs ve müreffehlik elbisesi oluşundan dolayıdır. Bu sebeple erkeklerin mertliği ile bağdaşmayıp kadınların kılığına daha uygun görülmüştür. Üçüncü bir illetin olma ihtimali de vardır. O da müşriklere benzemeye çalışmaktır. İbn' Dakiki'l-'Id dedi ki: Bu da birinci illete raci olabilir. Çünkü tekebbür de müşriklerin alametlerindendir. Her iki anlamın da göz önünde bulundurulmuş olma ihtimali de vardır. Ancak ikinci husus haram olmasını gerektirmez. Çünkü Şafil el-Um m adlı eserinde şöyle demektedir: Ben ipek giyinmeyi mekruh görmüyorum. Ama edebe aykırıdır. Çünkü kadınların kılığı kapsamındadır. Bununla birlikte erkeklerden kadınlara benzemeye çalışan kimseler hakkında lanetin. sabit görülmesi sebebiyle bu açıklama zor kabul edilir görülmüştür. ÇünKÜ bu lanet okuyuş, cinsi ve şekli itibariyle kadınlara özelolan şeylerin de yasaklanmasını gerektirmektedir. Kimisi bir başka illet olarak israfı da söz konusu etmiştir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ... nehyetti." el-İsmail! bu rivayette Ali b. elCa'd yoluyla Şu'be'den, Utbe b. Ferkad ile birlikte idik, sözünden sonra şu fazlalığı da zikretmektedir: "Bundan sonra söylemek istediklerime gelince: Izar giyinin, rida giyinin, nalın giyinin. Mestleri ve sirvalieri bırakın. Atanız İsmail'in elbisesi gibi giyinmeye bakın. Nimet ve refahtan, Acemlerin kılıklarına bürünmekten de sakının. Güneşte kalmaya bakın. Çünkü o Arapların hamamıdır. Rahatlığa alışmayın, kaba elbiseler giyinin, dizlerinizde derman kalmayıncaya kadar yorulun, ileriye atılın, hedeflere ok atın. Çünkü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: ... " diye hadisin geri kalan bölümünü zikretmektedir. "Bildiğimiz kadarıyla o, bununla alametleri kastediyordu." Yani biz şunu öğrendik ki, istisna edilen şeyden kasıt, alametler idi. Bu da elbiselerde bulunan saçak, dikilen parçalar ve benzeri şeylerdir. "Huzeyfe" b. el-Yeman "idi." Onun rivayet ettiği bu hadisin şerhi Eşribe (içecek şeyler) bölümünde (5632.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Üzerinde ipek şeritlerin dikildiği elbisenin (el-mutarraz) giyilmesinin caiz oluşuna delil gösterilmiştir. İpek parçaları şeritlerle dikilene mutarraf denilir. Aynı şekilde sözü edilen miktarda ipek saçaklarla etrafı saçaklandırılana el-Mutarraf da denilir. Tatriz, bazen dokumadan sonra elbisenin üzerinde de yapılabilir. Ona işaret edilmiş olma ihtimali de vardır. Aynı şekilde bu ister bir arada, ister dağılmış şekilde bu miktarda ipek karışımı bulunan elbiselerin giyilmesinin caiz olduğuna da delil gösterilmiştir ki, bu da güçlü bir istidlaldir. İleride iki bab sonra el-Kassi denilen ipek başlığında da buna dair açıklamalar gelecektir
Bera r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ipekten bir elbise hediye edildi. Biz de ona dokunmaya ve ondan dolayı hayrete başladık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Siz buna (hayran kalarak) şaşıyor musunuz, buyurdu. Biz: Evet deyince o: Sa'd b. Muaz'ın cennet- . teki mendilleri bundan daha hayırlıdır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal dedi ki: İpek giyinmenin yasaklanması, onun aynı ile (yani ipeği n kendisi) necis oluşundan dolayı değildir. Takva sahiplerinin giyiminden olmadığından dolayı yasaklanmıştır. Bununla birlikte tahirdir, ona dokunmak, onu satmak ve bedelinden yararlanmak caizdir. Sözü geçen bu hadis ile ilgili bazı açıklamalar daha önceden Hibe bölümünde geçmiş bulunmaktadır
حدثنا عبيد الله بن موسى، عن اسراييل، عن ابي اسحاق، عن البراء رضى الله عنه قال اهدي للنبي صلى الله عليه وسلم ثوب حرير، فجعلنا نلمسه، ونتعجب منه، فقال النبي صلى الله عليه وسلم " اتعجبون من هذا ". قلنا نعم. قال " مناديل سعد بن معاذ في الجنة خير من هذا
Huzeyfe r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bize altın ve gümüş kaplardan içmeyi, onlarda yemek yemeyi, ayrıca ipek ve atlas giyinmeyi ve bunların üzerine oturmayı yasakladı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İpek yaygı edinme"nin helal ve haram oluşu bakımından hükmü. "İpek ve atlas giyinmeyi ve üzerine oturmayı." Buradaki "ve üzerine oturmayı" fazlalığı, ipeği n üzerine oturmanın yasak olduğunu kabul edenler lehine güçlü bir delildir. Zaten bu, cumhCırun da görüşüdür. Bu hususta İbnu'l-Macişun ile Kufelilerle bazı ŞafiIler muhalefet etmişlerdir. BÇ'lZı Hanefiler "nehyetti" lafzının haram kılmak hükmünde açık olmadığını söyleyerek cevap vermişler, bazıları da nehyin hem giymek, hem de oturmak hakkında varid olduğunu, tek başına oturmak için söz konusu olmadığının ihtimal dahilinde olduğunu söylemişlerdir. Bu da İbn Battal'ın hadisin ipek üzerinde oturmanın haram oluşu hususunda nas olduğuna dair iddiasını reddetmektedir. Çünkü bu hususta nas değildir. Sadece zahir olan odur. Ayrıca bu hadis, kadınların ipek yaygı kullanmaktan alıkonulacağına da delil gösterilmiştir. Ancak bu, zayıf bir değerlendirmedir. Çünkü erkeklere yapılan hitap, tercih edilen görüşe göre dişileri kapsamaz. Yasak olduğunu söyleyen kimseler, onların altını süs olarak takınmaları caiz olmakla birlikte, altın kaplan kullanmalarının yasaklandığına kıyası delil göstermiş de olabilirler. O halde kadınların ipek giyinmeleri caiz olmakla birlikte, onu (yaygı ve benzeri şekillerde) kullanmaları yasaklanır. Bu açıklama şeklini er-Ram doğru kabul etmiştir. Nevevı ise caiz oluşunu doğru kabul etmiş ve erkeğin hanımı ile beraber hanımının döşeği üzerinde ipeği yayıp kullanmasını yasakladığını delil göstermiştir. Malikilerden bunun caiz olduğunu kabul edenlerin görüşü ise şöyle açıklanır: Kadın erkeğin firaşı (yatağı)dır. Hanımının üzerinde altın süs eşyası ve ipek bulunduğu halde onunla yatması caiz olduğu gibi, hanımı ile beraber hanımı için mubah olan döşeği üzerinde oturması ve onunla beraber uyuması da caizdir. Bir Uyarı: Üzerine oturması yasak olan şey, giyilmesi yasak olan şeydir. Bu da -daha önce açıklandığı gibi- katıksız ipekten yapılan yahut ipeğin diğer dokumalardan daha çok bulunduğu kumaşlardır
حدثنا علي، حدثنا وهب بن جرير، حدثنا ابي قال، سمعت ابن ابي نجيح، عن مجاهد، عن ابن ابي ليلى، عن حذيفة رضى الله عنه قال نهانا النبي صلى الله عليه وسلم ان نشرب في انية الذهب والفضة، وان ناكل فيها، وعن لبس الحرير والديباج، وان نجلس عليه
İbn Azib'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere kırmızı mıseraları ve el-Kassı denilen elbiseleri yasakladı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Kassı denilen elbiseyi giyinmek." Bu "el-Kass" denilen bir beldeye nispettir. Çoğunluk bu şekilde bunun Mısır'da bulunan bir kasaba olan el-Kass'e nispet olduğunu söylemiştir ki et-Taberi ve İbn Sıde bunlardandıriar. "İçinde ipek bulunan çizgili elbise", yani kaburga kemikleri gibi enli çizgileri olan ipek elbise demektir. "Onda turunç gibi", yani onlarda bulunan kaburga kemiği ni andıran bu çizgiler, enli ve eğik idi. "Mısera" ve el-Vesır yüksek olmayan, alçak döşek demektir. "Kadınlar el-mısera'yı kadife gibi dizip kocalarına yaparlard!." Yani onlar bunları belli bir şekilde dizerlerdi. et-Taberı dedi ki: el-Mısera atın eğeri yahut devenin binilen eğeri üzerine konulan bir çeşit döŞekçik ya da yastıktır. Kadınlar bunları kırmızı arguvandan ve kalın ipekten kocaları için yaparlardı. Bunlar ise Acemlerin (Arap olmayanların) binekleri üzerinde olan şeylerdi. Bunların eğerler üzerine örtülen ipek örtüler olduğu söylendiği gibi, atlastan eğerler olduğu da söylenmiştir. Böylelikle el-mısera'nın açıklamasına dair şu dört görüş ortaya çıkmaktadır: Bu, bineğin üzerine konulan bir şey midir, yoksa bineğin üzerine binen için midir, yoksa bizzat eğer midir yoksa eğerin örtüsü müdür? Ebu Ubeyd de şöyle demektedir: Kırmızı mıseralar, Acemlerin eğer takımlarından olup ipek ya da atlastan yapılırdJ. Ebu Davud, Nesai ve Ahmed tarafından Buhari ve Müslim'in şartına göre sahih bir sened ile rivayet edilmiş, Ubeyde b. Amr yoluyla Ali'den gelen hadiste de böyle açıklanmıştır. Ali radıyallflhu anh dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana el-kassı'yi ve ipeği nehyetti." Aradaki farkın tür farkı olma ihtimali vardır. Bu durumda kalın ipeğin (atlasın), ipek üzerine atfedilmiş -az önce geçen Huzeyfe yoluyla gelmiş bulunan hadiste görüldüğü üzere- ve hepsi ipekten yapılan şeyler olurlar. Ama hadisin el-kassı'nin açıklamasını ihtiva eden rivayet yollarının ifadelerinden açıkça görüldüğü kadarıyla el-kassı ipek karışımıdır. Katıksız ipek değildir. Buna göre ipeğin karışmış olduğu elbiseyi giyme k haram olur. İbn Ömer gibi bazı sahabenin ve İbn Sırın gibi kimi tabi/nin görüşü budur. Cumhurun görüşü ise ipek olmayan kumaşın daha çok olması halinde ipek karışımının giyilmesinin caiz olduğudur. Bu hususta onların dayanakları ise daha önce siyera türü elbisenin açıklaması konusunda kaydedilen hususlar ile buna ek olarak daha önce Ömer'in hadisinde açıklandığı üzere elbisede alametlerin ipekten olması halinde giyilmesine ruhsat bulunduğuna dair rivayetlerdir
Katade'den, o Enes'ten, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zübeyr ile Abdurrahman'a vücutlarındaki kaşıntı dolayısıyla ipek giymeleri ruhsatını verdL" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kaşıntı dolayısıyla erkeklere ipek giyme ruhsatı." Kaşıntı, yüce Allah'ın bizi kendisinden korumasını dilediğimiz bir tür uyuzdur. "ez-Zubeyr ile Abdurrahman'a vücutlarındaki bir kaşıntı dolayısı ile ipek giymelerine ruhsat verdi." Taberi dedi ki: Bu hadiste ipek giyme nehyinin kapsamına ipeğin azalttığı bir rahatsızlığı bulunan kimselerin girmediğine bir delalet vardır. Sıcak yahut soğuktan koruyacak başka bir şey bulunmadığı takdirde koruyacak kadarı da bunun kapsamına girer. Cihad bölümünde kimi Şafil alimlerin bunun caizliğini hazarda değil de sadece seferde olmakla tahsis etmiş, İbnu'sSalah da bunu tercih etmiştir. Nevevı, er-Ravda adlı eserinde bununla beraber ayrıca kaşıntı olma hali ile de tahsis etmiş, er-Ram de bunu aynı şekilde bit hakkında da nakletmiş bulunmaktadır
حدثني محمد، اخبرنا وكيع، اخبرنا شعبة، عن قتادة، عن انس، قال رخص النبي صلى الله عليه وسلم للزبير وعبد الرحمن في لبس الحرير لحكة بهما
Ali b. Ebi Talib r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana yollu olarak dokunmuş, siyera denilen bir kumaştan bir elbiseyi hediye olarak verdi. Ben de onu giyinip dışarı çıktım. Yüzünden kızdığını anladım, ben de bu sebeple onu etrafımdaki hanımlara parçalayıp böldüm
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا شعبة، ح وحدثني محمد بن بشار، حدثنا غندر، حدثنا شعبة، عن عبد الملك بن ميسرة، عن زيد بن وهب، عن علي رضى الله عنه قال كساني النبي صلى الله عليه وسلم حلة سيراء، فخرجت فيها، فرايت الغضب في وجهه، فشققتها بين نسايي
Abdullah b. Ömer'den rivayete göre "Ömer r.a. satışa arz edilen yollu ipek bir elbise gördü. Ey Allah'ın Rasulü, onu satın alırsan, sana gelen heyetlere karşı ve Cuma günü giyersin, dedi. Allah Rasulü: Böyle bir elbiseyi (ahirette) bir payı olmayan kimseler giyinir, dedi. Bundan sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ömer'e ipek yollu bir elbiseyi (hulletu siyera) hediye olarak gönderdi. Ömer bunun üzerine: Onu bana giyilsin diye mi verdin? Oysa ben senin o elbise hakkında neler söylediğini de işitmiş bulunuyorum deyince, Allah Rasulü: Ben onu sana satasın yahut başkasına giyinmesi için veresin diye gönderdim, buyurdu
حدثنا موسى بن اسماعيل، قال حدثني جويرية، عن نافع، عن عبد الله، ان عمر رضى الله عنه راى حلة سيراء تباع فقال يا رسول الله لو ابتعتها، تلبسها للوفد اذا اتوك والجمعة. قال " انما يلبس هذه من لا خلاق له ". وان النبي صلى الله عليه وسلم بعث بعد ذلك الى عمر حلة سيراء حرير، كساها اياه فقال عمر كسوتنيها وقد سمعتك تقول فيها ما قلت فقال " انما بعثت اليك لتبيعها او تكسوها
Enes b. Malik'ten rivayete göre "O, Rasulu!lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı Ümmü Külsum aleyhesselam üzerinde ipek siyera (çizgili) bir burd görmüştür." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınların ipek giyinmesi." Buhari'ye göre nehyin açık bir şekilde erkeklere mahsus olduğuna dair rivayet edilen meşhur iki hadis sabit olmamıştır. Bu sebeple o, buna delalet eden rivayetlerle yetinmiş bulunmaktadır. Ahmed ve Sünen sahipleri ile sahih olduğunu belirterek İbn Hibban ve Hakim Ali r.a.'dan şu hadisi rivayet etmektedirler: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir parça ipek ve bir miktar altın alıp: Bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram, dişilerine helaldir, buyurdu." Şeyh Ebu Muhammed b. Ebi Cemra dedi ki: Eğer bizler bu yasak, bir hikmet dolayısıyla erkeklere hastır görüşünü kabul edecek olursak, zahir olduğuna göre şam yüce Allah kadınların süslenmeden edemeyeceklerini bildiğinden ötürü, onu onlara mubah kılmak suretiyle lütufta bulunmuştur. Ayrıca onların süslenmeleri çoğunlukla kocaları içindir. Diğer taraftan "kocaya karşı güzel görünmek imandandır" rivayeti de varid olmuştur. İbn Ebi Cemra devamla der ki: İşte bundan şu hüküm de çıkartılmaktadır: Er kişinin lezzet verici şeyleri kullanmakta aşırıya gitmesi uygun değildir. Çünkü bu, dişilerin niteliklerindendir. "Siyera hulle." Ebu Ubeyd der ki: Hulle, Yemen burdleridir. Hulle, izar ve ridadan ibarettir. Siyera ise -Malik'in dediği üzere- ipekten çizgiler demektir. ''Yüzünden kızdığını anladım." Müslim, Ebu Salih yoluyla gelen rivayette şu fazlalığı da zikretmektedir: "Buyurdu ki: Ben onu sana kendin giyesin diye göndermedim. Ben onu (yakınların olan) kadınlar arasında başörtüleri halinde bölüp ayırasın diye göndermiştim." Bir başka rivayette de: "Onu Fatıma'lar arasında başörtüleri halinde parçaladı" denilmektedir. "Ben de onu yakınım olan kadınlar arasında paylaştırdım." Onu parçalayıp onlara başörtüleri halinde dağıttım, demektir. (Hadiste geçen el-humur)'un tekili "himar" olup kadının kendisiyle başını örttüğü örtüye derler. "(Ahirette) payı olmayan kimseler" (pay diye tercüme edilen "halak"ın olmaması) aynı zamanda haramlık ve din hakkında da kullanılır. Bununla, ahirette payı olmayan kimseleri kastetmiş olma ihtimali vardır. Yani ipek elbise giyen kimsenin ahirette payı yoktur. et-Tıbi der ki: Bu Başlıktaki hadisler, kadınların ipek giymelerinin caiz olduğuna; elbisenin tamamıyla ipek olması ile bir kısmının ipek olması arasında fark olmadığına delil gösterilmiştir. Hadislerden Çıkan Diğer Sonuçlar 1- Mescidin kapısı önünde alışveriş yapmak caizdir. 2- Salih ve faziletli kimseler de doğrudan alışveriş yapabilirler. 3- Erkeklerin, satmak ve giyinmek dışında, hibe ve hediye yoluyla ipekte tasarrufta bulunmaları caizdir. 4- Kafir olan akrabanın akrabalık bağlarını gözetmek ve hediye ile ona iyilikte bulunmak caizdir
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا عبد الوهاب، اخبرنا ايوب، عن عكرمة، ان رفاعة، طلق امراته، فتزوجها عبد الرحمن بن الزبير القرظي، قالت عايشة وعليها خمار اخضر. فشكت اليها، وارتها خضرة بجلدها، فلما جاء رسول الله صلى الله عليه وسلم والنساء ينصر بعضهن بعضا قالت عايشة ما رايت مثل ما يلقى المومنات، لجلدها اشد خضرة من ثوبها. قال وسمع انها قد اتت رسول الله صلى الله عليه وسلم فجاء ومعه ابنان له من غيرها. قالت والله ما لي اليه من ذنب، الا ان ما معه ليس باغنى عني من هذه. واخذت هدبة من ثوبها، فقال كذبت والله يا رسول الله، اني لانفضها نفض الاديم، ولكنها ناشز تريد رفاعة. فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " فان كان ذلك لم تحلي له او لم تصلحي له حتى يذوق من عسيلتك ". قال وابصر معه ابنين فقال " بنوك هولاء ". قال نعم. قال " هذا الذي تزعمين ما تزعمين، فوالله لهم اشبه به من الغراب بالغراب
حدثنا ابو معمر، حدثنا عبد الوارث، عن الحسين، عن عبد الله بن بريدة، عن يحيى بن يعمر، حدثه ان ابا الاسود الديلي حدثه ان ابا ذر رضى الله عنه حدثه قال اتيت النبي صلى الله عليه وسلم وعليه ثوب ابيض وهو نايم، ثم اتيته وقد استيقظ فقال " ما من عبد قال لا اله الا الله. ثم مات على ذلك، الا دخل الجنة ". قلت وان زنى وان سرق قال " وان زنى وان سرق ". قلت وان زنى وان سرق قال " وان زنى وان سرق ". قلت وان زنى وان سرق قال " وان زنى وان سرق على رغم انف ابي ذر ". وكان ابو ذر اذا حدث بهذا قال وان رغم انف ابي ذر. قال ابو عبد الله هذا عند الموت او قبله، اذا تاب وندم وقال لا اله الا الله. غفر له
حدثني محمد بن بشار، حدثنا عثمان بن عمر، حدثنا علي بن المبارك، عن يحيى بن ابي كثير، عن عمران بن حطان، قال سالت عايشة عن الحرير، فقالت ايت ابن عباس فسله. قال فسالته فقال سل ابن عمر. قال فسالت ابن عمر فقال اخبرني ابو حفص يعني عمر بن الخطاب ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " انما يلبس الحرير في الدنيا من لا خلاق له في الاخرة ". فقلت صدق وما كذب ابو حفص على رسول الله صلى الله عليه وسلم. وقال عبد الله بن رجاء حدثنا حرب عن يحيى حدثني عمران. وقص الحديث
حدثنا محمد بن مقاتل، اخبرنا عبد الله، اخبرنا سفيان، عن اشعث بن ابي الشعثاء، حدثنا معاوية بن سويد بن مقرن، عن ابن عازب، قال نهانا النبي صلى الله عليه وسلم عن المياثر الحمر والقسي
حدثنا ابو اليمان، اخبرنا شعيب، عن الزهري، قال اخبرني انس بن مالك، انه راى على ام كلثوم عليها السلام بنت رسول الله صلى الله عليه وسلم برد حرير سيراء