Loading...

Loading...
Kitap
525 Hadis
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Müslümanlar pazartesi günü sabah namazını kılmakta ve Ebu Bekr onlara namaz kıldırmakta iken aniden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Aişe'nin adasının kapısı üzerindeki örtüyü açtığını gördüler. Onlar namaz için saf halinde durmuş oldukları halde onlara baktı. Sonra gülercesine tebessüm etti. Ebu Bekr, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gelişine sevinerek safın arasına girmek üzere gerisin geri çekilince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem eliyle onlara: Namazınızı tamamlayın ız diye işaret buyurdu, sonra odaya girip perdeyi indir
حدثنا سعيد بن عفير، قال حدثني الليث، قال حدثني عقيل، عن ابن شهاب، قال حدثني انس بن مالك رضى الله عنه ان المسلمين، بينا هم في صلاة الفجر من يوم الاثنين وابو بكر يصلي لهم لم يفجاهم الا رسول الله صلى الله عليه وسلم قد كشف ستر حجرة عايشة، فنظر اليهم وهم في صفوف الصلاة. ثم تبسم يضحك، فنكص ابو بكر على عقبيه ليصل الصف، وظن ان رسول الله صلى الله عليه وسلم يريد ان يخرج الى الصلاة فقال انس وهم المسلمون ان يفتتنوا في صلاتهم فرحا برسول الله صلى الله عليه وسلم فاشار اليهم بيده رسول الله صلى الله عليه وسلم ان اتموا صلاتكم، ثم دخل الحجرة وارخى الستر
Aişe'nin azatlısı Zekvan'dan rivayete göre "Aişe şöyle derdi: Allah'ın üzerimdeki nimetleri arasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in evinde benim nöbet günümde ve başı göğsümün üstünde ve gerdanımın arasında olduğu halde vefat etmesi de vardır ve Allah vefatı esnasında benim tükürüğüm ile onun tükürüğünü bir araya getirmiştir. (Şöyle ki) Abdurrahman elinde misvak olduğu halde yanıma geldi. Ben de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i (göğsüme) dayamış bulunuyordum. Onun o misvaka baktığını görünce misvakı da çok sevdiğini bildiğimden ötürü o misvakı senin için alayım mı diye sordum. Başıyla evet diye işaret buyurdu. Misvakı aldım. Fakat ona sert geldi. Onu sana biraz yumuşatayım mı dedim. Başıyla evet diye işaret buyurdu. Ben de ona misvakı yumuşattım. O da misvakı alıp, dişleri arasında götürüp getirdi. Önünde deriden yahut ağaçtan -şüphe eden ravi Ömer b. Said'dir- içinde su bulunan bir kap vardı. Elini suya sokarak sonra ellerini yüzüne sürmeye başladı. Bu arada: La, ilahe illallah, şüphesiz ölümün sekeratı vardır diyordu. Sonra elini kaldırdı, ruhu kabzedilinceye kadar: Allah'ım er-Refiku'l-A'la arasında, demeye koyuldu. Sonunda eli düştü
حدثني محمد بن عبيد، حدثنا عيسى بن يونس، عن عمر بن سعيد، قال اخبرني ابن ابي مليكة، ان ابا عمرو، ذكوان مولى عايشة اخبره ان عايشة كانت تقول ان من نعم الله على ان رسول الله صلى الله عليه وسلم توفي في بيتي وفي يومي، وبين سحري ونحري، وان الله جمع بين ريقي وريقه عند موته، دخل على عبد الرحمن وبيده السواك وانا مسندة رسول الله صلى الله عليه وسلم فرايته ينظر اليه، وعرفت انه يحب السواك فقلت اخذه لك فاشار براسه ان نعم، فتناولته فاشتد عليه وقلت الينه لك فاشار براسه ان نعم، فلينته، وبين يديه ركوة او علبة يشك عمر فيها ماء، فجعل يدخل يديه في الماء فيمسح بهما وجهه يقول " لا اله الا الله، ان للموت سكرات ". ثم نصب يده فجعل يقول " في الرفيق الاعلى ". حتى قبض ومالت يده
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatı ile sonuçlanan hastalığı arasında yarın neredeyim, yarın ben neredeyim, diye sorup duruyordu. Maksadı Aişeinin sırasının geleceği günü öğrenmekti. Hanımları ona dilediği yerde kalması hususunda izin verdiler. O da yanında vefat ettiği vkte kadar Aişe'nin evinde kaldı. Aişe dedi ki: Allah Resulü evimde bulunma sırasının geldiği günde vefat etti. Yüce Allah onun ruhunu kabzettiğinde başı benim göğsüm ile gerdanım arasında idi. Onun tükürüğü tükürüğüme karıştı. Sonra dedi ki: (Kardeşim) Abdurrahman b. Ebi Bekr, beraberinde dişlerini temizlediği bir misvak bulunduğu halde yanıma girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona baktı. Ben de ona: Ey Abdurrahman o misvakı bana ver dedim. O da onu bana verdi. Onu alıp ısırdıktan sonra (yumuşatmak üzere) çiğnedim ve misvakı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e verdim. O da göğsüme dayanmış olduğu halde o misvakla dişlerini temizledi
حدثنا اسماعيل، قال حدثني سليمان بن بلال، حدثنا هشام بن عروة، اخبرني ابي، عن عايشة رضى الله عنها ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يسال في مرضه الذي مات فيه يقول " اين انا غدا اين انا غدا " يريد يوم عايشة، فاذن له ازواجه يكون حيث شاء، فكان في بيت عايشة حتى مات عندها، قالت عايشة فمات في اليوم الذي كان يدور على فيه في بيتي، فقبضه الله وان راسه لبين نحري وسحري، وخالط ريقه ريقي ثم قالت دخل عبد الرحمن بن ابي بكر ومعه سواك يستن به فنظر اليه رسول الله صلى الله عليه وسلم فقلت له اعطني هذا السواك يا عبد الرحمن. فاعطانيه فقضمته، ثم مضغته فاعطيته رسول الله صلى الله عليه وسلم فاستن به وهو مستند الى صدري
Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim evimde, benim nöbet günümde ve (başı) gerdamm ile göğsüm arasında bulunduğu halde vefat etti. Hastalandığı vakit bizden herhangi birisi ona bir dua okurdu. Ben de ona dua okumaya koyulunca, başını semaya kaldırarak: Refiku'I-A'la arasında diye buyurdu. Bu esnada (kardeşim) Abdurrahman b. Ebi Bekr elinde soyulmuş nemli bir ağaç parçası bulunduğu halde geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona baktı. Onun o soyulmuş ağaç parçasına ihtiyacının olduğunu anladım. Onu alıp, uç tarafını çiğnedim ve onu yumuşatarak ona verdim. Allah Resulü onunla daha önce dişlerini misvaklayarak temizlediği en güzel şekilde misvakladı. Sonra onu bana uzattı. Eli düştü -ya da misvak elinden düştü.- Böylelikle Allah onun dünyadaki son günü ile ahiretteki ilk gününde benim tükürüğümü, onun tükürüğü ile bir araya getirmiş oldu
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا حماد بن زيد، عن ايوب، عن ابن ابي مليكة، عن عايشة رضى الله عنها قالت توفي النبي صلى الله عليه وسلم في بيتي وفي يومي، وبين سحري ونحري، وكانت احدانا تعوذه بدعاء اذا مرض، فذهبت اعوذه، فرفع راسه الى السماء وقال " في الرفيق الاعلى في الرفيق الاعلى ". ومر عبد الرحمن بن ابي بكر وفي يده جريدة رطبة، فنظر اليه النبي صلى الله عليه وسلم فظننت ان له بها حاجة فاخذتها، فمضغت راسها ونفضتها فدفعتها اليه، فاستن بها كاحسن ما كان مستنا ثم ناولنيها فسقطت يده او سقطت من يده فجمع الله بين ريقي وريقه في اخر يوم من الدنيا واول يوم من الاخرة
Aişe ona (Ebu Seleme'ye) şöyle haber vermiştir: "Ebu Bekr r.a. es-Sunh denilen yerdeki meskeninden bir at üzerinde geldi ve atından inip, mescide girdi. Hiç kimseyle konuşmadan Aişe'nin evine girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e doğru gitti. Resulullahın yüzü bir Yemen bezi ile örtülü idi. Yüzünü açtı, sonra üzerine kapandı. Onu öpüp ağladı, sonra: Babam-anam sana feda olsun. Allah'a yemin ederim, Allah senin üzerinde ölümü iki defa bir araya getirmeyecektir. Senin hakkında yazılmış olan o ölümü ise işte tatmış bulunuyorsun, dedi
حدثنا يحيى بن بكير، حدثنا الليث، عن عقيل، عن ابن شهاب، قال اخبرني ابو سلمة، ان عايشة، اخبرته ان ابا بكر رضى الله عنه اقبل على فرس من مسكنه بالسنح حتى نزل، فدخل المسجد فلم يكلم الناس حتى دخل على عايشة، فتيمم رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو مغشى بثوب حبرة، فكشف عن وجهه ثم اكب عليه فقبله وبكى. ثم قال بابي انت وامي، والله لا يجمع الله عليك موتتين، اما الموتة التي كتبت عليك فقد متها. قال الزهري وحدثني ابو سلمة، عن عبد الله بن عباس، ان ابا بكر، خرج وعمر يكلم الناس فقال اجلس يا عمر، فابى عمر ان يجلس. فاقبل الناس اليه وتركوا عمر، فقال ابو بكر اما بعد من كان منكم يعبد محمدا صلى الله عليه وسلم فان محمدا قد مات، ومن كان منكم يعبد الله فان الله حى لا يموت، قال الله {وما محمد الا رسول قد خلت من قبله الرسل} الى قوله {الشاكرين} وقال والله لكان الناس لم يعلموا ان الله انزل هذه الاية حتى تلاها ابو بكر، فتلقاها منه الناس كلهم فما اسمع بشرا من الناس الا يتلوها. فاخبرني سعيد بن المسيب ان عمر قال والله ما هو الا ان سمعت ابا بكر تلاها فعقرت حتى ما تقلني رجلاى، وحتى اهويت الى الارض حين سمعته تلاها ان النبي صلى الله عليه وسلم قد مات
Aişe ona (Ebu Seleme'ye) şöyle haber vermiştir: "Ebu Bekr r.a. es-Sunh denilen yerdeki meskeninden bir at üzerinde geldi ve atından inip, mescide girdi. Hiç kimseyle konuşmadan Aişe'nin evine girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e doğru gitti. Resulullahın yüzü bir Yemen bezi ile örtülü idi. Yüzünü açtı, sonra üzerine kapandı. Onu öpüp ağladı, sonra: Babam-anam sana feda olsun. Allah'a yemin ederim, Allah senin üzerinde ölümü iki defa bir araya getirmeyecektir. Senin hakkında yazılmış olan o ölümü ise işte tatmış bulunuyorsun, dedi
حدثنا يحيى بن بكير، حدثنا الليث، عن عقيل، عن ابن شهاب، قال اخبرني ابو سلمة، ان عايشة، اخبرته ان ابا بكر رضى الله عنه اقبل على فرس من مسكنه بالسنح حتى نزل، فدخل المسجد فلم يكلم الناس حتى دخل على عايشة، فتيمم رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو مغشى بثوب حبرة، فكشف عن وجهه ثم اكب عليه فقبله وبكى. ثم قال بابي انت وامي، والله لا يجمع الله عليك موتتين، اما الموتة التي كتبت عليك فقد متها. قال الزهري وحدثني ابو سلمة، عن عبد الله بن عباس، ان ابا بكر، خرج وعمر يكلم الناس فقال اجلس يا عمر، فابى عمر ان يجلس. فاقبل الناس اليه وتركوا عمر، فقال ابو بكر اما بعد من كان منكم يعبد محمدا صلى الله عليه وسلم فان محمدا قد مات، ومن كان منكم يعبد الله فان الله حى لا يموت، قال الله {وما محمد الا رسول قد خلت من قبله الرسل} الى قوله {الشاكرين} وقال والله لكان الناس لم يعلموا ان الله انزل هذه الاية حتى تلاها ابو بكر، فتلقاها منه الناس كلهم فما اسمع بشرا من الناس الا يتلوها. فاخبرني سعيد بن المسيب ان عمر قال والله ما هو الا ان سمعت ابا بكر تلاها فعقرت حتى ما تقلني رجلاى، وحتى اهويت الى الارض حين سمعته تلاها ان النبي صلى الله عليه وسلم قد مات
Aişe ona (Ebu Seleme'ye) şöyle haber vermiştir: "Ebu Bekr r.a. es-Sunh denilen yerdeki meskeninden bir at üzerinde geldi ve atından inip, mescide girdi. Hiç kimseyle konuşmadan Aişe'nin evine girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e doğru gitti. Resulullahın yüzü bir Yemen bezi ile örtülü idi. Yüzünü açtı, sonra üzerine kapandı. Onu öpüp ağladı, sonra: Babam-anam sana feda olsun. Allah'a yemin ederim, Allah senin üzerinde ölümü iki defa bir araya getirmeyecektir. Senin hakkında yazılmış olan o ölümü ise işte tatmış bulunuyorsun, dedi
حدثنا يحيى بن بكير، حدثنا الليث، عن عقيل، عن ابن شهاب، قال اخبرني ابو سلمة، ان عايشة، اخبرته ان ابا بكر رضى الله عنه اقبل على فرس من مسكنه بالسنح حتى نزل، فدخل المسجد فلم يكلم الناس حتى دخل على عايشة، فتيمم رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو مغشى بثوب حبرة، فكشف عن وجهه ثم اكب عليه فقبله وبكى. ثم قال بابي انت وامي، والله لا يجمع الله عليك موتتين، اما الموتة التي كتبت عليك فقد متها. قال الزهري وحدثني ابو سلمة، عن عبد الله بن عباس، ان ابا بكر، خرج وعمر يكلم الناس فقال اجلس يا عمر، فابى عمر ان يجلس. فاقبل الناس اليه وتركوا عمر، فقال ابو بكر اما بعد من كان منكم يعبد محمدا صلى الله عليه وسلم فان محمدا قد مات، ومن كان منكم يعبد الله فان الله حى لا يموت، قال الله {وما محمد الا رسول قد خلت من قبله الرسل} الى قوله {الشاكرين} وقال والله لكان الناس لم يعلموا ان الله انزل هذه الاية حتى تلاها ابو بكر، فتلقاها منه الناس كلهم فما اسمع بشرا من الناس الا يتلوها. فاخبرني سعيد بن المسيب ان عمر قال والله ما هو الا ان سمعت ابا بكر تلاها فعقرت حتى ما تقلني رجلاى، وحتى اهويت الى الارض حين سمعته تلاها ان النبي صلى الله عليه وسلم قد مات
[– 4456 - 4457-] Aişe ve İbn Abbas'tan rivayete göre "Ebu Bekr r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vefatından sonra öptü." Bu Hadis 5709 numara ile gelecektir. SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM
حدثني عبد الله بن ابي شيبة، حدثنا يحيى بن سعيد، عن سفيان، عن موسى بن ابي عايشة، عن عبيد الله بن عبد الله بن عتبة، عن عايشة، وابن، عباس ان ابا بكر رضى الله عنه قبل النبي صلى الله عليه وسلم بعد موته
[– 4456 - 4457-] Aişe ve İbn Abbas'tan rivayete göre "Ebu Bekr r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vefatından sonra öptü." Bu Hadis 5709 numara ile gelecektir. SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM
حدثني عبد الله بن ابي شيبة، حدثنا يحيى بن سعيد، عن سفيان، عن موسى بن ابي عايشة، عن عبيد الله بن عبد الله بن عتبة، عن عايشة، وابن، عباس ان ابا بكر رضى الله عنه قبل النبي صلى الله عليه وسلم بعد موته
[– 4456 - 4457-] Aişe ve İbn Abbas'tan rivayete göre "Ebu Bekr r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vefatından sonra öptü." Bu Hadis 5709 numara ile gelecektir. SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM
حدثني عبد الله بن ابي شيبة، حدثنا يحيى بن سعيد، عن سفيان، عن موسى بن ابي عايشة، عن عبيد الله بن عبد الله بن عتبة، عن عايشة، وابن، عباس ان ابا بكر رضى الله عنه قبل النبي صلى الله عليه وسلم بعد موته
Bize Ali anlattı, bize Yahya anlattı ve şunları ekledi: "Aişe dedi ki: Hastalığı esnasında ağzına ilaç koymuştuk. O bize ağzıma ilaç koymayın diye işaret etmeye başlayınca, biz de: Bu hastanın ilaçtan hoşlanmayışından dolayıdır, dedik. Kendisine gelince: Ben size ağzıma ilaç koymaktan vazgeçmenizi işaret etmedim mi, dedi. Biz: Ama bu hastanın ilaçtan hoşlanmayışından dolayıdır diye düşünmüştük, dedik. Bunun üzerine: el-Abbas hariç gözümün önünde bu evde ağzına ilaç konulmadık kimse kalmasın. Çünkü el-Abbas bunu yaparken yanınızda değildi, diye buyurdu." Bu Hadis 5712, 6886 ve 6897 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ağzına ilaç koyduk." Yani o istemeden ağzının kıyısından ona ilaç içirdik. İşte "el-Iudud" diye bilinen şey de odur. Boğaza dökülen ilaca da "el-vecur" denilir. "Evde Abbas'ın dışında gözümün önünde ağzına ilaç konulmadık kimse kalmayacaktır. Çünkü o bunu yaparken yanınızda hazır bulunmadı." Denildiğine göre bu ibarelerden bir kimseye kasten yapılan bütün işlerden dolayı kısas yapmanın meşruiyeti anlaşılmaktadır. Ancak böyle bir sonucun çıkartılması tartışılır. ÇÜnkü herkes fiilen bu işi yapmamıştı. Allah Resulünün bunu onlara yapması buna dair yasağına uymayı terk ettiklerinden dolayı onlara bir ceza olması içindi. Fiilen bu işi yapanlara böyle bir cezanın verilmesi açıkça anlaşılır. Ancak fiilen bu işi yapmayanlara bu cezanın sebebi ise, Allah Resulünün onları yapmaktan nehyettikleri işi kendilerinin de yapanları alıkoymayı terk etmiş olmaıçmndan dolayıdır. Bundan anlaşıldığına göre uzak ihtimalli tevilde bulunan kişi mazur değildir. Ancak bu da tartışılır bir sonuçtur. Çünkü yapılan bu hareket nehye karşı durarak yapılmıştır. İbnu'l-Arabı der ki: Allah Resulü kıyamet gününde onun üzerlerinde bir hakkı bulunduğu halde gelmelerini ve böylelikle çok büyük bir zorlukla karşı karşıya kalmamalarını istediğinden böyle yapmıştır. Ancak buna karşı da şu cevap verilmiştir: Onları affetmesi mümkündü. Çünkü o kendi zatı adına intikam almazdı. Kuwetli gördüğümüz görüşe göre o böylelikle tekrar aynı işi yapmamaları için onları tedib etmek istemiştir. Dolayısıyla onun bu şekilde karşılık vermesi kısas ve intikam yoluyla değil, tedib içindi. Bir diğer açıklamaya göre o tedavi olmayı kabul etmekle birlikte ağzına ilaç konulmasından hoşlanmayışının sebebi bu hastalıktan iyileşmeyip, öleceğinin kesinlik kazanmış olmasıydı. Bu noktada kesin kanaate sahip olan bir kimse için ise tedavi olmak mekruhtur. Derim ki: Ancak bu da tartışılır. Çünkü göründüğü kadarıyla bu hareket Allah Resulünün ölüm ile hayat arasinda muhayyer bırakılmasından ve vefat edeceğinin kesinlik kazanmasından önce idi. Onun bu tedaviye karşı çıkmasının sebebi verilen ilacın hastalığına uygun olmayışı idi. Çünkü onlar Nebiimizin zatu'l-çenb hastalığına yakalanmış olduğunu sanıyorlardı. Bundan dolayı ona uygun bir tedavi yaptılar. Oysa görüldüğü gibi hadisin siyakından açıkça da anlaşıldığı üzere onun böyle bir hastalığı yoktu. Doğruyu en iyi bilen Allah'tır
İbrahim, el-Esved'den rivayetle dedi ki: "Aişe'nin huzurunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ali'ye vasiyette bulunmuş olduğundan sözedilinee:' Bunu kim söyledi? Andolsun ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i göğsüme dayamış olduğum halde gördüm. Bir leğen getirilmesini istedi ve akabinde kucağımda bütün vücudu sarkıverdi. Ölmüş de ben fark etmemiştim. Nasıloldu da Ali'ye vasiyet etti, dedi
حدثنا عبد الله بن محمد، اخبرنا ازهر، اخبرنا ابن عون، عن ابراهيم، عن الاسود، قال ذكر عند عايشة ان النبي صلى الله عليه وسلم اوصى الى علي، فقالت من قاله لقد رايت النبي صلى الله عليه وسلم واني لمسندته الى صدري، فدعا بالطست فانخنث فمات، فما شعرت، فكيف اوصى الى علي
Talha dedi ki: "Ben Abdullah b. Ebi Evfa r.a.'ya: Nebi vasiyette bulundu mu, diye sordum. O: hayır dedi. Bu sefer: Peki, nasılolur da insanlara vasiyette bulunmaları (farz olarak) yazıldı ya da bunu yapmaları emredildi diye sordum. Bu sefer: 0, Allah'ın Kitabını vasiyet etti, dedi
حدثنا ابو نعيم، حدثنا مالك بن مغول، عن طلحة، قال سالت عبد الله بن ابي اوفى رضى الله عنهما اوصى النبي صلى الله عليه وسلم فقال لا. فقلت كيف كتب على الناس الوصية او امروا بها قال اوصى بكتاب الله
Amr b. el-Haris dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne bir dinar, ne bir dirhem, ne bir köle, ne bir cariye bıraktı. Sadece hayatta iken bindiği beyaz katırını ve silahını bir de yolculara sadaka olarak bağışladığı bir araziyi bıraktı
حدثنا قتيبة، حدثنا ابو الاحوص، عن ابي اسحاق، عن عمرو بن الحارث، قال ما ترك رسول الله صلى الله عليه وسلم دينارا ولا درهما ولا عبدا ولا امة، الا بغلته البيضاء التي كان يركبها، وسلاحه، وارضا جعلها لابن السبيل صدقة
Enes dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hastalığı ağırlaşınca sık sık bayılmaya başladı. Fatıma aleyhesselam: Vay babamın ızdırabına, dedi. Allah Resulü ona: Bugünden sonra baban için bir ızdırap kalmayacaktır, diye buyurdu. Allah Resulü vefat edince: Vay babacığım! Kendisini çağıran Rabbinin davetine icabet etti. Vay babacığım! Firdevs cennetinde barınağı vardır. Vay babacığım! Ölüm haberini Cibril'e veriyoruz, diye ağıt yaktı. Allah Resulü defnedildikten sonra Fatıma aleyhesselam: Ey Enes, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzerine toprak dökmeye gönlünüz nasıl elverdi, diye sordu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Vay babamın ızdırabı" Bu onun bu sözleri söylerken sesini yükseltmemiş olduğunu göstermektedir. Aksi takdirde Allah Resulü ona bu işi yasaklardı. Burada ızdıraptan kasıt da onun duyduğu ölüm acılarıdır. Bedenine sair insanlar gibi acılar isabet ediyordu ki, daha önce geçtiği üzere ona kat kat ecir verilsin. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem defnedildikten sonra Fatıma: Ey Enes ... dedi." Fatıma aleyhesselam bu sözleriyle, bu işe kalkışmaları sebebiyle onlara sitem ettiğine işaret etmektedir. Çünkü bu halleri, onların sahip olduklarını bildiği Nebi efendimize karşı kalplerinin ileri derecede yumuşak oluşuyla bağdaşmıyordu. Çünkü onu çok seviyorlardı. Enes ise onların durumunu ve halini gözeterek ona cevap vermemişti. Halbuki hallisanı ile: Biz bunu gönül hoşluğu ile yapmadık. Ancak onun emrine uyarak kendimizi bu işi yapmaya mecbur ettik, diyordu. Hadisten vefatı yakın olan bir ölü dolayısıyla duyulan acıyı Fatıma aleyhesselam'ın söylediği şekilde: Vah babamın ızdırabı, diyerek dile getirmenin caiz olduğu ve bu gibi hallerin yasak kılınmış ağıt yakmak kabilinden olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Fatıma aleyhesselam'ın bu şekilde söyleyişine itiraz etmemişti
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا حماد، عن ثابت، عن انس، قال لما ثقل النبي صلى الله عليه وسلم جعل يتغشاه، فقالت فاطمة عليها السلام واكرب اباه. فقال لها " ليس على ابيك كرب بعد اليوم ". فلما مات قالت يا ابتاه، اجاب ربا دعاه، يا ابتاه من جنة الفردوس ماواه، يا ابتاه الى جبريل ننعاه. فلما دفن قالت فاطمة عليها السلام يا انس، اطابت انفسكم ان تحثوا على رسول الله صلى الله عليه وسلم التراب
Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sağlıklı iken şöyle derdi: Hiçbir Nebiin ruhu cennette kalacağı yeri görmeden kabzedilmez. Sonra seçmekte serbest bırakılır. Sonra o hastalanıp da başı dizimin üzerinde iken bayıldı. Sonra ayılınca, gözünü evin tavanına dikerek: Allah'ım, er-Refiku'I-A'la diye buyurdu. Bunun üzerine ben: O halde o bizi seçmeyecektir dedim ve sağlıklı iken bize söylediği hadisinin bu hali dile getirdiğini anladım. (Devamla) dedi ki: İşte bu onun söylediği son söz: Allah'ım er-Refiku'l-A'la, demek oldu. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediği son sözler" Bu başlık altında Aişe r.anha yoluyla gelen hadisi zikretmiş bulunmaktadır. Aişe bu sözleriyle Rafızllerin yaydığı "Nebi s.a.v. Ali'ye halifeliği ve borçlarını ödemesini vasiyyet etti" şeklindeki iddialarına işaret etmek istemiş gibidir
حدثنا بشر بن محمد، حدثنا عبد الله، قال يونس قال الزهري اخبرني سعيد بن المسيب، في رجال من اهل العلم ان عايشة قالت كان النبي صلى الله عليه وسلم يقول وهو صحيح " انه لم يقبض نبي حتى يرى مقعده من الجنة، ثم يخير ". فلما نزل به وراسه على فخذي غشي عليه، ثم افاق، فاشخص بصره الى سقف البيت ثم قال " اللهم الرفيق الاعلى ". فقلت اذا لا يختارنا. وعرفت انه الحديث الذي كان يحدثنا وهو صحيح قالت فكانت اخر كلمة تكلم بها " اللهم الرفيق الاعلى
Aişe ve İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de kaldığı on yıl boyunca Kur'an-ı Kerim üzerine nazil oluyordu. Medine'de de on yıl kaldı." Bu Hadis 4978 numara ile gelecektir
حدثنا ابو نعيم، حدثنا شيبان، عن يحيى، عن ابي سلمة، عن عايشة، وابن، عباس رضى الله عنهم ان النبي صلى الله عليه وسلم لبث بمكة عشر سنين ينزل عليه القران، وبالمدينة عشرا
Aişe ve İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de kaldığı on yıl boyunca Kur'an-ı Kerim üzerine nazil oluyordu. Medine'de de on yıl kaldı." Bu Hadis 4978 numara ile gelecektir
حدثنا ابو نعيم، حدثنا شيبان، عن يحيى، عن ابي سلمة، عن عايشة، وابن، عباس رضى الله عنهم ان النبي صلى الله عليه وسلم لبث بمكة عشر سنين ينزل عليه القران، وبالمدينة عشرا
Bize el-Leys, Ukayl'den; o da İbn Şihâb'dan; o da Urve ibnu'z-Zubeyr'den; o da Âişe (r.anha)'den: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) altmışüç yaşında iken vefat etti, diye tahdîs etti. Şihâb: Ve bana Saîd ibnu'l-Müseyyeb de bu metindeki gibi altmışüç yaşı haber verdi, demiştir
حدثنا عبد الله بن يوسف، حدثنا الليث، عن عقيل، عن ابن شهاب، عن عروة بن الزبير، عن عايشة رضى الله عنها ان رسول الله صلى الله عليه وسلم توفي وهو ابن ثلاث وستين. قال ابن شهاب واخبرني سعيد بن المسيب مثله
Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde zırhı bir yahudinin elinde otuza yani bir sa' arpaya karşılık olarak rehin bulunuyordu
حدثنا قبيصة، حدثنا سفيان، عن الاعمش، عن ابراهيم، عن الاسود، عن عايشة رضى الله عنها قالت توفي النبي صلى الله عليه وسلم ودرعه مرهونة عند يهودي بثلاثين. {يعني صاعا من شعير}
حدثنا علي، حدثنا يحيى، وزاد، قالت عايشة لددناه في مرضه فجعل يشير الينا ان لا تلدوني فقلنا كراهية المريض للدواء. فلما افاق قال " الم انهكم ان تلدوني ". قلنا كراهية المريض للدواء. فقال " لا يبقى احد في البيت الا لد وانا انظر الا العباس، فانه لم يشهدكم ". رواه ابن ابي الزناد عن هشام عن ابيه عن عايشة عن النبي صلى الله عليه وسلم